|
ADNAN OKTAR’IN HAYATI
VE İSLAM YOLUNDAKİ ŞEREFLİ MÜCADELESİ
B- Vakit Gazetesi, 28.07.2004
Geçtiğimiz günlerde bir dost meclisinde Harun Yahya ile birlikte olduk, yine her zamanki gibi dinamikliği ve ruhunun gençliği üzerindeydi.
Günlük meseleler üzerinde sohbet ettik. İslam ülkelerinin mevcut durumlarından konuştuk, siyaset, sosyal hayat, kültür ve medeniyet üzerine fikir alışverişinde bulunduk.
Harun Yahya’nın en büyük özelliği, dinlemesini çok sevmesi, kim ne konuşursa konuşsun, herkesi sonuna kadar dinliyor söyleyeceği bir söz varsa, kısa ve öz düşüncesini ifade ediyor, yoksa “Allah razı olsun” deyip geçiyor.
| 1956 yılında Ankara'da doğan Adnan Oktar, hayatını tamamen Yüce Allah’ın varlığını ve birliğini insanlara anlatmaya ve Kuran ahlakını yaymaya adamıştır. Üniversite yıllarından başlayarak, hayatının her döneminde, bu kutlu amaca hizmet vermiş ve hiçbir zaman zorluklar karşısında yılmamıştır. Bugün, hala büyük bir sabır ve kararlılık göstererek tüm baskılara rağmen fikri mücadelesini devam ettirmektedir. |
* Abdurrahim Karakoç
A- Vakit Gazetesi, 17.02.2004
İtham yok, iftira yok, afaki laf ebeliği yok. Ayetler, hadisler ile söylüyor Harun Yahya söyleyeceklerini.
Said Nursi Hazretleri, zihinlerdeki şüphe ve tereddütleri izale ederek (yok ederek), insanların hakiki imana dönüşleri için bir ömür feda etmişti. Çok insanı hatadan hakikate çevirmeyi başarmıştı. Bıraktığı eserler hizmete devam etmektedir. Allah (cc) ondan razı olsun.
Harun Yahya ve genç muhibleri ise insanlık alemini siyonizmin inkarcı bataklığına sürükleyen sözde ilim adamlarına alternatif tezler sunarak halkımızı aydınlatmaya çalışıyorlar.
B- Vakit Gazetesi, 08.03.2007
Allah (cc), Adnan Oktar (Harun Yahya) ve arkadaşlarından razı olsun..
Mücadeleleri Allah indinde kabul görecektir.. Eserlerinin 57 dile çevrildiğini söylersem, yaptıkları hizmet çok daha iyi anlaşılır..
* Nusret Çiçek
Vakit Gazetesi
Bir harf öğretene köle olurken bin harf öğretene düşman mı olalım?
... Bu hizmet yarışına katılanlardan hangisini saysak ki?…
Adnan Hoca da bunlardan bir tanesi…
Yapmış olduğu ilmi çalışmalar tek kelime ile şaheser ama, kimileri bu ışık kümelerinden rahatsız olunca, geçmişte başına gelmeyenler kalmadı. Uyuşturucu kullanmak suçlamasından tutun da akıl hastalığına kadar bir dizi iftira, baskı, tehditler…
Sanatkarın aynası eserleridir…
Adnan, her şeyi ile bir hizmet adamı. Atasının maymun olduğunu söyleyen ateist bir bayana “Yaratılış Atlasını” verdiğimde önce kızdı, okuduğunda Darwinizm'i yeniden düşüneceğini söyleyince anladım ki bu tip ilmi çalışmaların manevi meyvesi Adnan Hoca gibilerin hesabına yazılıyor…
Sesi soluğu şan ve şöhret namına çıkmayan daha nice halk ve Hak aşıkları…
Başta Bediüzzaman olmak üzere onların tezgahlarında insanlık dokunmasaydı, şimdilerde bu ülkede kim bilir hangi atmosfer kuşağında kaybolup gidecektik. Ne var ki, İslam öğretisi bir harf öğretenin kölesi olmayı teşvik ederken, zamanımızda bin harf öğretenlere deli gömleği giydirilerek sürülüyor, dövülüyor, sövülüyor… İşte burası üzücü ve hem de düşündürücü.
| Yürüttüğü fikri mücadele nedeniyle Sayın Oktar aleyhinde birçok karalama kampanyası düzenlenmiştir. Şahsına yöneltilen pek çok iftira ve asılsız ithamlar sonucunda, birçok kez gözaltına alınmış, gözaltında aylarca tutulmuş, fakat sonunda her zaman suçsuz bulunmuştur. Bu resimde Adnan Oktar gözaltına alınırken görülüyor. |
* Nahit Menteşe
Eski Bakan ve Milletvekili
Bilim Araştırma Vakfı ve Milli Değerleri Koruma Vakfı’nın ülke meseleleri ile ilgili birçok konferansına katıldım, bazılarında konuşma da yaptım. Bunlardan biri, Lefkoşa’ya ülkemizden uçak kaldırarak, ileri gelen aydınlarımızı, siyaset adamlarımızı, yazar, gazeteci, asker ve sivil toplum kuruluşu liderlerini Kıbrıs milli davasına destek vermek amacıyla bu vakıflarımızın götürdüğü konferanstır. KKTC’nin sayın 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş Beyefendinin de yaklaşık bir saatlik bir konuşma yaparak bizi kardeşçe kucakladığı bu konferansta ben de bir konuşma yapmış ve bu Kıbrıs konferanslarının Ankara ayağına da izleyici olarak katılmıştım.
Adı geçen vakıflarımız memleketimizin birer değeridir. Ülkemizin özellikle dış politika konularını ele alarak devletimizin yüksek menfaatleri doğrultusunda bunları işleyen bu vakıflarımızın, yetişen nesillerimize de birer örnek olduğunu düşünüyorum. Dinamik, fedakar, gönüllü gençlerden oluşan bu vakıfların çalışmaları devletimizin, ülkemizin ve insanımızın değerini yükselten, milli çıkarlarımızı gözeten çok olumlu gayretlerdir. Bir sivil toplum kuruluşu olarak devletimizin yürüttüğü politikalara destek veren, açılım yapan, aydınlatıcı ve yön verici çalışmalardır. Bu oluşumu kuran ve yürütenlerin çalışmaları takdire şayan hizmetlerdir.
* Prof. Dr. Salih Tuğ
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim E. Üyesi
… Harun Yahya imzasıyla telif edildiği görülen yazılı yayınların İslami kültür ve genelde çeşitli dini veya bilimsel konular hakkında bilgi edinmek isteyen her yaştaki insanlara faydalar sağlayacağı açıktır.
* Prof. Dr. Cemal Anadol
Azerbaycan’da üç üniversitede asli profesörüm akademisyenim… Sizi geçen gün bir televizyon programında takip ettim. Size karşı bir takım insanların bütün kötü düşüncelerini mükemmel şekilde sildiniz attınız, sizi tebrik ederim. Yalnızca Türk insanı için değil, aynı zamanda tüm insanlık için gurur verici bir kişisiniz.*
* Dr. Nazire Abbaslı
… Bu gün yalnızca Azerbaycan’da değil tüm Rusya’da ve Türk Cumhuriyetlerinin hepsinde Adnan Oktar’ı biliyorlar. O’nu bir bilim adam olarak tanıyorlar. Bu da tabi gurur verici bir şeydir.*
* Ahmet YÜTER
Gazeteci-Yazar, Sur Dergisi
İşte farklı bir hizmet anlayışıyla yola çıkan muhterem HARUN YAHYA beyefendi ve arkadaşlarının hizmet açılımlarında bilebildiğim, görebildiğim kadarıyla ben böylesine bir ışıklı, iştiyaklı gayret fedakarlıkları sarahatle müşahede edebilmekteyim.
… Bu güzel insan ve arkadaşları Asr-ı Saadet ikliminin günümüzdeki “ENTELEKTÜEL VECHESİ...”
İnsanı ve inancını yaşatma adına zahmete talip olup, rahmete sahip olabilene ne mutlu!
* Rahim ER
Gazeteci-Yazar, Türkiye Gazetesi
Hem Adnan Oktar Bey’i ve hem de onun etrafında toplanmış gönüldaşlarını tebrik ediyoruz. Adnan Bey, yıllarca çile çekti, hapislere düştü vazgeçmedi, korkmadı, caymadı, yılmadı. Gönüldaşları ise her türlü iftiraya rağmen Fahri Başkanları'na karşı sevgi ve bağlılıklarında sağlam durdular. Birlik ve beraberliklerini devam ettirdiler.
* Sami ÖZEY
Gazeteci-Yazar, Vakit Gazetesi
ADNAN OKTAR... HEM DİNDAR, HEM CENTİLMEN...
Harun Yahya müstear ismiyle yazan Adnan 0ktar hocayı tanımayanınız var mıdır bilmiyorum, ama ben yakinen tanırım hocayı. Eserlerini takip ederim ve de onlardan bilgilenirim. İnsanlarla olan diyaloğunda, sevecendir, samimidir Adnan 0ktar. Vakurdur ve ceddi 0smanlı gibi dik duruşludur.
… Yazdığı eserlerle kimbilir kimlerin imanla şereflenmesine vesile oluyor, kimlerin doğruyu görmesine sebep oluyor Adnan 0ktar! Eserleri, Türkiye’de olduğu gibi dünyanın dört bir yanındaki ülkelerde de büyük ilgi görmekte.
Değerli dostlarım; özünde Allah (cc)’ın rızasını kazanmak olan bu gayretin sonunda ise milyonlarca insan hidayeti buluyor.. … Allahsızlığı, kitapsızlığı, yaşam biçimi yapmış bazı kişiler, iftira üstüne iftira attılar, başta Adnan 0ktar’a ve bu gençlere.
… Allah (cc) yollarını açık etsin. Allah (cc) onlarla beraber olsun...
Aşağıda Sayın Adnan Oktar’ın Türk ve yabancı basın mensupları ile yapmış olduğu çeşitli röportaj ve basın toplantılarından bazı alıntılar bulunmaktadır. Adnan Oktar’ın hayatı, mücadelesi, fikirleri ve güncel olayları nasıl değerlendirdiği ile ilgili daha kapsamlı bilgi edinmek isteyenler, kendisinin çok çeşitli konulardaki geniş açıklamalarının yer aldığı röportaj ve basın toplantılarını ister görüntülü ister yazılı olarak www.harunyahya.org sitesinde bulabilirler.
Biz burada bu geniş anlatımların yalnızca çok kısa bir bölümüne yer verebileceğiz. İşte Sayın Adnan Oktar’ın kendi dilinden, yakın zamanda gerçekleştirilen bu toplantılarda hayatı ve mücadalesi ile ilgili verdiği çeşitli bilgiler ve dikkat çektiği bazı önemli hususlar:
“Yaşadıklarım kaderde olan, hayırla yaratılmış şeylerdir”
Muhabir: Şu anda bulunduğunuz aşamaya nasıl geldiniz? Başlangıçtan itibaren geçen süreci bize anlatabilir misiniz?
Adnan Oktar: Ortaokul ve liseyi Ankara'da okudum. 1979'da Fındıklı Güzel Sanatlar Akademisi’nin (Mimar Sinan Üniversitesi) İç Mimari bölümünü üçüncü olarak kazandım. Dindar olduğum biliniyordu. O zaman bu okul tamamen Marksistlerin ve Marksist örgütlerin kontrolündeydi. Oradaki solcu arkadaşların: "Senin hayatın tehlikede, bu okula gelme, sen dindarsın şu olur, bu olur" şeklinde çeşitli ifadeleri olmuştu. Fakat ben onu önemli görmedim çünkü kaderde Allah ne yarattıysa o olur. Kaderin dışında bir şey olmayacağını bildiğim için rahat rahat gittim okula.1
 |
Adnan Oktar: … “Türk kavmindenim, İslam milletindenim” dediğim için 9 ay hapis yattım, beraat ettim çıktım. Sonra evimde kütüphanemin içine kokain koydular. Gözaltındayken yiyeceğimin içine kokain koydular. Kebap ısmarlamışlardı, ben de büyük bir sevinçle yemiştim, ne kadar dost, iyi insanlar diye. Kebabın içinde kokain varmış yedim, kanımda da çıktı. Ama hakim şüphelendi olaydan. İfademi samimi buldu, olayı araştırdı, araştırdığında bunun bir komplo, oyun olduğu, emniyette yiyeceğimin içeceğimin içine karıştırılarak verildiği tespit edildi ve beraat ettim. Şimdi de işte çete, işte şu, bu, akla hayale gelmeyecek birçok iddialar ortaya attılar. Yine beraat ettim. Ama beraat etmeme rağmen yeniden mahkemeyi canlandırmak için girişimde bulundular, yine beraat ederiz. Ama sürekli bir baskı var, bu devam ediyor ve eder de benim kanaatim, fakat bunlardan yılmam tabi.
Adnan Oktar: Mesela cezaevindeyken, normalde koğuşa konulduğu halde mahkumlar, ben tek özel bir hücreye konuldum. Çok küçük dar bir hücrede 9 ay kaldım. Normalde 15 gün bile dayanamıyor mahkumlar oraya, ben 9 ay kaldım. Bu çok ilginç. Bu koğuşun bir özelliği de cezaevi içinde cinayet işleyen mahkumları oraya alıyorlardı, bu da ilginç, ama o mahkumlarla aram çok iyiydi. Onlar çok barışçıl, insancıl bir tavır göstermişlerdi, hatta cezaevinin albayı buna hayret ettiğini bana avukatımın yanında söylemişti. Hala da yaşıyor o albay sorabilirsiniz. Bayrampaşa cezaevinin albayı. Akıl hastanesinde bulunduğum koğuşta da birçok insan öldürülmüştü. Yine cinayet işleyen akıl hastalarının konulduğu koğuştu o. Bu da çok ilginçtir. Ben bir yazarım, araştırmacıyım, akıl hastalarının içinde ne işim var hala anlayabilmiş değilim. Niye girdim, niye çıktım onu da anlayabilmiş değilim. Sonra da akıl hastası değildir, sağlamdır, sıhhatlidir diye rapor verdiler arkamdan. Ama kimseden şikayetçi değilim tabi. Bu kaderde olan hayırla yaratılmış şeylerdir.2
Adnan Oktar: Bugüne kadar benim aleyhimde faaliyet yapan hiç kimseye kırgın değilim. Küskün değilim. Bundan sonra yapacak olanlara karşı da öfkem yok. Ben genellikle affedici bir insanım şefkatliyim dolayısıyla yani bir kısım basın benim onlara karışı öfkelendiğimi ve olumsuz gözle baktığımı düşünüyor olabilirler. Benim öyle bir bakış açım yok onlar kader içinde Allah’ın onlara çizdiği kaderi yaşıyorlar. Kaderlerinin dışında bir şey yapmıyorlar. Onun için ben onların hepsinde hayır görüyorum. Hikmet görüyorum. Dolayısıyla da olumsuz etkilenmiyorum. Bu konuda çok müsterih olabilirler. Kaderin dışında hiçbir şey olmuyor.3
Adnan Oktar’ın bir günü nasıl geçiyor?
Adnan Oktar: Ben az uyurum, 3-4 saat kadar. Geceleri kitap okurum, araştırmalarımı gece yaparım. Sabah namazından sonra bazen yatarım 3-4 saat kadar. Günlük gazetelerden en az 10 gazeteye bakarım. Sonra da günlük yapılması gerekenleri yaparım. Kitaplar, CD’ler, internetle ilgili çalışmalar… Onların üzerinde duruyorum.4
Adnan Oktar : … Yarım saat kadar yürüyorum; yürüme bandında yürürüm. Sonra bahçeye inerim. Çeşitli sebzelerim var kendi yetiştirdiğim sebzelerim var, onlarla ilgileniyorum. Onların sulamasıyla, bakımıyla ilgilenirim, ama zevk aldığım için yapıyorum. Kedilerim var çok fazla. 2 ayrı anneden 5 tane bir tanesinde var 4 tane bir tanesinde var, 9 tane. Onlarla ilgileniyorum, onlarla şakalaşıyorum, oynuyorum. Arkadaşlarım, dostlarım geliyor, onlarla sohbet ediyorum.5
“Peygamberimiz (sav) zengindi, zenginliğini de Allah yolunda kullanıyordu ”
El Cezire: Hocam sizi gören bir insan sizin yakışıklı kıyafetinizden, sizin çok zengin olduğunuzu anlar. Acaba siz İslam’ı bu şekilde mi sunmak istiyorsunuz? İslam’ın zengin resmini mi göndermek istiyorsunuz insanlara?
Adnan Oktar : Tabi. Hz. Süleyman’ın Kuran'da yaşantısı anlatılır, övülür. Sebe Melikesi onun sarayına geldiğinde iman etmiştir, sarayın ihtişamından etkilenmiştir. Müslümanların tebliğde ihtişamı, gücü, zenginliği kullanmalarının güzelliğine dair bir işarettir bu. Ayrıca Resulullah Sallallahü Aleyhi Vesselemin zamanında Hz. Dihye vardı, son derece yakışıklıydı. İstanbul’a onu elçi olarak göndermişti. Son derece şık ve güzel giyinmişti. Peygamberimiz (sav) de yabancı elçilere çıkacağı vakit son derece şık ve güzel giyinirdi. Bu İslam’ın ruhunda olan bir şey.
Adnan Oktar : Şahsım adına kayıtlı hiçbir mülk yok, Türkiye’de veyahut yurt dışında. Şahsım adına kaydedilmiş ev, araba, buna benzer hiçbir mülküm yok. Ama çok kazanıyorum. Bu kazandığımı da olduğu gibi İslam için harcıyorum.
Adnan Oktar : Zenginliği kendim kullanmasam pek bir anlamı olmaz o İslam'ın etkili şekilde tanıtımında bir güçtür, bir araçtır tabi ki son derece faydalı. Müslüman her yönden güçlü olacak. Akıl yönünden, kültür yönünden, bilgi yönünden, maddi imkanlar yönünden, her yönden mükemmel ve üstün olması lazım ki tebliğde de bu başarılı olsun, faydalı olsun. Kuran buna işaret ediyor. Resulullah (sav)’ın da elçilerinde bunu görüyoruz. 6
Adnan Oktar : … Peygamberimiz (sav) zengindi, tarif edildiği gibi fakir değildi. O zenginliğini de Allah yolunda kullanıyordu. Hz. Hatice annemiz de zengindi. Hz. Ebubekir de zengindi. O da Allah yolunda kullandı servetini. Mühim olan Allah yolunda kullanılmasıdır. Müslüman tabii ki temiz giyinecek. … Müslümanları sürekli bakımsız giyinirler, bakımsız evlerde otururlar, dünyadan el etek çekmişlerdir şeklinde göstermeye çalışıyorlar. Oysa Müslümanlar en az masonlar kadar zengin, en az masonlar kadar atak, en az masonlar kadar düzgün giyinen kimseler olmalıdırlar.7
“Hz. İsa Yeniden Gelecek ve Hz. Mehdi Zuhur Edecek”
El Cezire: Hocam sizin kitaplarınızdan veya verdiğiniz bazı demeçlerden anlaşılıyor ki siz Mehdi’ye inanıyorsunuz. Ne zaman geleceği belli mi acaba tarih olarak?
Adnan Oktar : Said Nursi Hazretleri'nin izahlarına göre ve hadislerin açıklamalarına göre ve çıkan alametlere göre Mehdi’nin çıkmış olması gerekiyor. Mesela Mehdi zamanında Afganistan’ın işgal edileceği var. Oldu. Irak’ın işgal edileceği var, bu da oldu. Kabe’ye baskın yapılacağı var, bu da oldu. Fırat’ın suyunun kesileceği söyleniyor. Baraj da kesildi. Onun çıkacağı yılın Ramazan ayında, ay ve güneş tutulmalarının olacağı on beşer gün arayla söyleniyor, bunlar oldu. Buna yakın yüzün üstünde alamet oluştu. Buradan Mehdi’nin çıkmış olduğuna dair bir kanaat oluştu bende.
 |
Adnan Oktar : Hz. İsa’nın gelişi hem sahih hadislerle, yani reddedilmeyecek şekilde sahih hadislerle ve çok fazla Kuran ayetiyle çok açık sabittir. ‘’O, kıyamet için bir ilimdir’’ diyor Allah ayette, bir alamettir diyor. Diğer ayetlerde de ‘’sana iman etmedik hiçbir fert kalmayacak’’ diyor Allah yine ayette. ‘’Ölümünden önce sana iman etmedik Ehl-i Kitaptan hiç kimse kalmayacak’’ diyor. Onun için bunun reddi mümkün değildir. Hz. İsa’nın gelişi kesin. Hz. Mehdi’nin zuhuru kesindir. Ahir zaman alametlerinin hemen hemen hepsi çıkmıştır. Mehdi’nin zuhurunu bekliyoruz ve Hz. İsa’nın da inişini bekliyoruz. Bunun alametleri, yüzlerce alameti de hepsi çıkmıştır. Reddedilecek gibi değiller. Eğer çıkmasaydı belki tereddüt edenler olabilirdi ama hepsi çıktığı için tereddüte mahal kalmayacak şekle gelmiştir.8
“Said Nursi Hazretleri'nin Öğrencisiyim.”
El Cezire: Siz kendinizi Said Nursi Hazretleri'nin öğrencisi olarak mı sayıyorsunuz?
Adnan Oktar : Evet.
El Cezire: Çok mu etkilendiniz kendisinden?
Adnan Oktar : Evet. Yani bu asrın en has, en yiğit, en samimi Müslümanı olarak görüyorum. Yani Hicri 1300 yılının en halis, en seçkin, en yaman, en samimi Müslümanı olarak görüyorum.9
“Türkiye’de Darwinizm bitti”
Adnan Oktar: … Türkiye'den ümitlerini kessinler. Darwinizm Türkiye'de bitti. Bunu bilim adamları da söylüyorlar. Gerçekten geri dönüşü olmayacak şekilde bitti.
Muhabir: Sizin misyonunuz bitti mi böylece?
Adnan Oktar: Dünya çapında olduğuna göre çalışmamız devam edecek demektir.10
“Baskılardan etkilenmeyiz”
Muhabir: Fransa'da sizin hukuk açısından yaşadığınız problemlerle ilgili birçok makale yer aldı. Bu konuda bilgi verebilir misiniz?
Adnan Oktar: Psikolojik savaşın bir gereği olarak oluyor bunlar. Fikire fikirle karşılık verememenin bir acizliği. Materyalistlerin acizliklerinden başvurdukları son çözüm bu. Ama bunlardan da etkilenmiyoruz. Etkilenmeyiz. Halkımız bunun farkında zaten. Akıl almaz iftiralarla akıl almaz baskılarla bu fikrimizin durdurulması için gayret ediliyor. Fakat buna rağmen hızla, doğru olan bu fikrimiz yayılıyor.11
“Güzel günler yakında”
Gazeteci : Siz İslam Dünyası'nda sevilen, fikirlerine rağbet edilen bir fikir adamısınız. Sizce önümüzdeki yıllar İslam Dünyası’na neler getirecek?
Adnan Oktar: Allah (cc)’ın izniyle çok güzel günler bekliyor. Tüm Müslümanların içi rahat olsun. Yaşanan çatışmalar, savaşlar sona erecek. Türk-İslam Alemi hızla kalkınacak ve zenginleşecek. Resulullah (sav)’in hadis-i şeriflerinde müjdelediği Altın Çağ’a çok yaklaştık. Peygamber Efendimiz (sav)’in haber verdiği tüm olaylar bugün bir bir yaşanıyor.
Ancak Türk-İslam Dünyası'nın bugün içinde olduğu bölünmüşlükten bir an evvel kurtulması şarttır. Allah (cc) Kuran-ı Kerim’de Müslümanların birbirlerinin kardeşi olduğunu bildiriyor, saf tutmuş binalar gibi sımsıkı kaynaşmalarını istiyor. Cenab-ı Hakk’ın bu isteğini yerine getirmezsek, Türk-İslam Dünyası olarak asla içinde olduğumuz problemlerden kurtulamayız. Bu nedenle ilk önce yüreğimiz bir olacak. Eğer gerçek anlamda birlik olursak, Allah (cc)’ın izniyle 2 milyarlık bir nüfusun başaramayacağı, üstesinden gelemeyeceği hiçbir konu yoktur.12
Sayın Adnan Oktar'ın Türk ve yabancı basın mensuplarının katılımı ile gerçekleştirdiği basın toplantıları dünya çapında büyük bir yankı buldu.
1) Basın Toplantısı, 8 Haziran 2007
2) Yabancı Medya Kuruluşları ile Basın Toplantısı, 5 Ağustos 2007
3) Basın Toplantısı, 8 Haziran 2007
4) Vakit Gazetesi, Adnan Oktar ile Röportaj, 4 Haziran 2007
5) Yabancı Medya Kuruluşları ile Basın Toplantısı, 5 Ağustos 2007
6) Al Jazeera (El Cezire)Televizyonu, Adnan Oktar ile Röportaj, 6 Ağustos 2007
7) Vakit Gazetesi, Adnan Oktar ile Röportaj, 4 Haziran 2007
8) Al Jazeera (El Cezire)Televizyonu, Adnan Oktar ile Röportaj, 6 Ağustos 2007
9) Al Jazeera (El Cezire)Televizyonu, Adnan Oktar ile Röportaj, 6 Ağustos 2007
10) Yabancı Medya Kuruluşları ile Basın Toplantısı, 25 Mayıs 2007
11) Yabancı Medya Kuruluşları ile Basın Toplantısı, 25 Mayıs 2007
12) Milli Gazete, Adnan Oktar ile Röportaj, 11 Haziran 2007
| Sayın Adnan Oktar'ın fahri başkanlığını yürüttüğü Bilim Araştırma Vakfı bugüne kadar birçok önemli toplantıya ev sahipliği yapmıştır. |
ADNAN OKTAR'IN ESERLERİ HAKKINDA...
* Adnan Oktar’ın Harun Yahya müstear ismiyle yazdığı ve dünyanın 57 ayrı diline çevrilmiş 250 kitaplık bir külliyatı vardır.
* 25 yıllık emeğin vesilesiyle oluşan bu külliyat toplam 45.000 sayfadan oluşmaktadır.
* Yazarın kitapları bugüne kadar 8 milyon kişi tarafından satın alınmış, bir o kadar kitap da çeşitli gazete ve dergiler tarafından okuyucularına hediye edilmiştir.
* Eserlerinden faydalanılarak bugüne kadar yaklaşık 200 belgesel film yapılmıştır. Bu belgesel filmler de kitaplar gibi yabancı dillere çevrilmiştir ve halen 20 ülkedeki 100 ayrı TV kanalında gösterilmektedir.
* 40 ayrı dilde 200’den fazla internet sitesi bulunmakta olup bu siteleri her ay 140 ayrı ülkeden 6 milyona yakın kişi ziyaret etmektedir. Ziyaretçiler tarafından sitelerden ayda ortalama 650 bin belgesel, 400 bin kitap, 100 bin sesli anlatım ücretsiz olarak indirilmektedir.
* Adnan Oktar’ın 5.000’den fazla makalesi bugüne kadar dünyanın pek çok ülkesinde dergi, gazete veya internet sitelerinde yayınlanmıştır.
* Türkiye’deki yüzlerce dergi, 150 yerel televizyon ve 250 adet yerel radyo, Sayın Oktar’ın kitaplarından oluşturulmuş film ve ses kayıtlarını yıllardır düzenli bir şekilde yayınlamaktadır.
* Yazar’ın fikirlerinden ve eserlerinden istifadeyle hazırlanan 3 tane periyodik dergi mevcuttur.
* İlmi Mercek, İlmi Araştırma ve Türk-İslam Birliği isimli bu dergiler, kimi zaman abonesiz olarak aylık yüz bin tiraja kadar ulaşmış, halkımızın teveccühüne mahzar olmuştur. Bu dergiler bugüne kadar toplam 6 milyonluk tiraja ulaşmıştır.
* Şu ana kadar dergilerin yanında hediye olarak verilen kitap ve filmlerden toplam 2,5 milyon adet materyal halkımıza ulaşmıştır.
* Darwinizm ve yaratılış ile ilgili kitapları, tüm dünyada akademisyenler tarafından kaynak eser olarak kullanılmaktadır.
* Bu eserlerin vesile olmasıyla materyalist ve ateist ideolojilerin geçersizliği ve batıllığı dünyada yaygın olarak anlaşılmış ve insanların İslam ahlakına yönelmesinde çok büyük pay oluşturmuştur. Dünyanın her yerinden gelen binlerce mektup ve mesajların bu yönde ikrarları bulunmaktadır.
 |
FAHRİ BAŞKANLIĞINI YÜRÜTTÜĞÜ VAKIFLAR HAKKINDA...
* Yazar Adnan Oktar, şu anda fahri başkanı olduğu Bilim Araştırma Vakfı ve Milli Değerleri Koruma Vakfı ile birlikte, bugüne kadar, evrim teorisinin bilimsel geçersizliğinin ve Allah’ın varlığının delillerinin anlatıldığı 2500 üzerinde ulusal ve uluslararası konferans gerçekleştirtmiştir.
* Ayrıca bu vakıflar, Türkiye’nin milli meselelerinin yanı sıra Türk-İslam Dünyası’nın ve Müslümanların acil sorun ve ihtiyaçlarına yönelik kültürel çalışmalar da yapmaktadırlar.
* Kıbrıs meselesi, Musul-Kerkük ve Türkmenler sorunu, Balkanlar, Ortadoğu, Türk-İslam dünyasının geleceği, terörün çözümü, birlik-beraberlik gibi önemli konularda onlarca ulusal ve uluslararası konferans düzenlenmiştir.
* Bu konferanslara cumhurbaşkanı, bakanlar, milletvekilleri, emekli generaller, akademisyenler, büyükelçiler ve temsilcileri, sivil toplum kuruluşu başkanları, siyasi parti başkan ve temsilcileri, gazeteci-yazarlar, kanaat önderleri, yabancı devlet adamları, din adamları bizzat katılmışlardır. Ayrıca devletimizin ve yabancı ülkelerin başbakan, bakan ve ilgili kurumlarından çeşitli tebrik ve başarı temennileri gelmiştir.
|