‘Peygamberimiz (Sav)’in Hadisleri Işığında’
AHİR ZAMANDA ORTADOĞU’DA NELER OLACAK?
Peygamberimiz (sav)'in ahir zamanda meydana gelecek olaylarla
ilgili olarak dikkat çektiği bölgelerin başında Ortadoğu
gelmektedir. Nitekim hadislerde belirtilen alametlerin büyük
çoğunluğu da Ortadoğu'da zuhur etmiştir. Bunun yanı sıra
Peygamberimiz (sav)'den bölge hakkında çok sayıda başka
rivayetler de bulunmaktadır. Bu rivayetlere genel olarak
bakıldığında dikkati çeken ortak nokta ise Ortadoğu topraklarında
karışıklıkların, fitnelerin ve büyük olayların Hz. Mehdi
çıkıncaya kadar yaşanmaya devam edeceğidir.
Mekke, Medine, Kudüs, Şam, Bağdat, ve İstanbul gibi şehirlerin
de içinde bulunduğu Ortadoğu bölgesi tarih boyunca Allah'ın
mübarek peygamberlerinin yaşadığı, üç semavi dinin de doğuşuna
tanıklık etmiş ve her dinin kutsal mekanlarının inşa edildiği
kutlu bir bölge olmuştur. Tarih sahnesinde hep başrolde
olmuş bir bölgenin ahir zaman gibi muhteşem olayların yaşanacağı
bir dönemde de ön planda olacağı ahir zaman hadislerinde
belirtilmektedir.
Peygamberimiz (sav), Allah'ın izniyle hadislerinde, ahir
zamanın alametlerini son derece detaylı biçimde anlatmıştır.
Hadislerdeki bilgilere göre ahir zamanın ilk dönemini oluşturacak
kargaşa ve bozulmaların ardından Yüce Allah, güzel ahlaktan
uzaklaşıp, dejenerasyona uğrayan toplumları doğru yola iletmek
için ‘Mehdi' (doğruya götüren) sıfatını taşıyan üstün ahlaklı
bir kulunu vesile kılacaktır. Hz. Mehdi, İslam dünyasını
bir çatı altında toplayacak ve ikinci kez dünyaya gelecek
olan Hz. İsa ile birlikte Kuran ahlakının dünyaya hakim
olmasına vesile olacaktır. Bu müjdeli haberin gerçekleşmesi
Allah'ın izniyle çok yakındır. İnananlar, dünya tarihinin
en özel ve en görkemli zamanlarından biri olacak bu günleri,
heyecan ve coşku içinde beklemektedirler.
Günümüzde dünyada yaşanan olaylar dikkatli bir biçimde
analiz edilir, Kuran ayetleri ve hadisler ışığında değerlendirilirse
ahir zamanın ilk döneminin yaşanmaya başlanmış olduğu açıkça
görülecektir. Yeryüzünde savaş ve çatışmaların, terör, şiddet,
anarşi ve kargaşanın, katliamların, işkencelerin ve ahlaki
dejenerasyonun giderek artmış olması hadislerde bildirilen
alametlerden yalnızca birkaçıdır.
Bu durum aynı zamanda tüm inanç sahiplerini de hadislerde
bildirilen ahir zaman alametleri konusunda daha detaylı
araştırmalar yapmaya ve alametler üzerinde daha çok düşünmeye
sevk etmektedir.
Biz de bu yazımızda ahir zaman hadislerinde sık sık adı
geçen, yaşanacak olaylarda dikkat çekici bir biçimde ön
plana çıkan bir bölgeden yani günümüzdeki ismiyle ORTADOĞU'dan
bahsedeceğiz.
Hadislerde yer alan bilgilere göre, Ortadoğu olarak adlandırılan
bu bölgenin Hz. İsa'nın gelişi ve Hz. Mehdi'nin çıkışından
önce tanıklık edeceği birçok olay bulunmaktadır. Hatta hadislerden,
bu kutlu şahısların çıkışlarından sonra da bu topraklarda
pek çok gelişme yaşanacağı anlaşılmaktadır. Öte yandan Ortadoğu,
tarih boyunca hep önemli hadiselere sahne olmuş, semavi
dinlerde de önemli bir merkez olarak geçen ve pek çok peygambere
de yurt olmuş özel bir bölgedir. Peygamberimiz (sav)'in
hadislerinde, bölgenin geçmişte olduğu gibi ahir zamanda
da önemli bir merkez olacağına dair işaretler vardır. (En
doğrusunu Allah bilir)
Ortadoğu Tarih Boyunca Birçok Açıdan Önemli Bir Merkez
Olmuştur
Günümüzde Irak, İran, Suriye, Lübnan, İsrail, Filistin
ve -kısmen de- Türkiye gibi ülkelerin de içinde bulunduğu
bu bölgenin genel adı olan Ortadoğu, tarih boyunca gerek
stratejik konumu ve sahip olduğu maddi zenginlikler gerekse
de tüm semavi dinlerin mensupları için ifade ettiği önem
ve manevi yönü açısından çok büyük bir değere sahip olmuştur.
Örneğin; Dünya petrol rezervlerinin yaklaşık üçte ikisinin
(% 65.3), dünya bilinen doğalgaz rezervlerinin ise üçte
birinden biraz fazlasının (% 36.1) Ortadoğu'da bulunması
bölgenin neden maddi yönden bu kadar değerli olduğunun göstergesidir.
Bu cazibe nedeniyle bölge geçmişte, birçok mücadele, savaş
ve güç oyunlarına tanık olmuştur.
Bölgenin tarihsel geçmişini incelediğimizde karşımıza
çıkan diğer bir önemli bilgi ise günümüzde Ortadoğu olarak
adlandırılan coğrafyanın belli başlı birkaç önemli şehir
merkezinin, her dönemde tüm dünyanın gözünün üzerinde bulunduğu
merkezler olduğudur.
Bunun en çarpıcı örneklerinden biri Kudüs'tür. Manevi değeri
çok büyük olan bu şehir, pekçok büyük savaşa tanıklık etmiş
ve birçok kez de farklı yönetimlerin hakimiyeti altına girmiştir.
İçinde bulunduğumuz yıllarda Kudüs, dünya kamuoyunda sıcak
bir gündem oluşturmaktadır. Üç Semavi dinin de mensupları
için büyük önem arzeden bu şehir, bu yönüyle de farklı bir
önem kazanmaktadır.
Bir diğer önemli örnek ise Konstantiniyye veya günümüzdeki
ismiyle İstanbul'dur. Yüzyıllar boyunca pekçok devletin
sahip olmak istediği bu değerli şehrin fethi Osmanlı'ya
nasip olmuştur. Tüm dünya devletleri üzerinde bıraktığı
olumlu etkiler günümüzde halen konuşulan Osmanlı İmparatorluğu'nda
500 yıla yakın bir süre boyunca yönetim merkezi olmuş bu
şehir, günümüzde de gerek yeri ve stratejik önemi, gerek
tarihi ve kültürel birikimiyle geçmişteki misyonunu halen
sürdürmektedir. Ayrıca Osmanlı'nın yüzyıllar boyunca İslam
dünyasının bayraktarlığını sürdürmüş olduğu halifelik makamının
son olarak bu şehirde kalması diğer taraftan Hz. Mehdi'nin
ortaya çıkacağı yere işaret olduğu belirtilen, kutsal emanetlerin
İstanbul'da bulunması da bu şehrin önemini arttırmaktadır.
Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde İstanbul'un ahir zamanın
başka büyük olaylarına tanıklık edeceği de belirtilmektedir.
Ortadoğu'daki önemli şehir merkezlerinden bir diğeri ise
hadislerde genellikle Şam ismiyle geçen ve kelime anlamı
itibariyle Mekke ve Medine şehirlerini de kapsayan bölgedir.
Bilindiği üzere, her yıl milyonlarca müslüman hac vazifelerini
yerine getirmek ve Peygamberimiz (sav)'in yaşadığı kutsal
toprakları görebilmek için bu bölgeyi ziyaret etmektedir.
İslamiyetin sembolü ve merkezi olan bu bölgenin ahir zamanda
yaşanacak olaylarda önemli bir rolü olacağını hadisler ışığında
söyleyebiliriz.
Öte yandan Ortadoğu'yu genel anlamda tekrar ele alacak
olursak bu bölgede tarih boyunca Yüce Allah'ın pek çok kutlu
elçisi yaşamış ve Rabbimiz'in emirlerini insanlara tebliğ
etmişlerdir. Müslümanlar, Yahudiler ve Hristiyanlar için
kutsal kabul edilen birçok ibadet merkezi de bu bölgede
bulunmaktadır. Bununla beraber, Allah'ın risaletini tebliğ
eden mübarek elçilerin yaşadığı bu kutlu mekanlar geçmişte
son derece mucizevi olaylara da şahitlik etmişlerdir. Bu
bölge, aynı o dönemlerde olduğu gibi, "dünya
tarihinin muhteşem dönemi" olarak nitelendirebileceğimiz
ahir zamanda da pek çok önemli olayın yaşanacağı bir merkez
olacaktır. (En doğrusunu Allah bilir) Gerçekten de günümüzde
tüm dünyanın gözü bu bölgede yaşanan sıcak gelişmeler üzerindedir.
Gerek "Büyük Ortadoğu Projesi"yle,
gerek Irak Savaşı'yla bölge, sürekli olarak dünya kamuoyunda
gündem teşkil etmektedir.
Peygamberler Yurdu: ORTADOĞU
Kuran'da peygamberlerle ilgili verilen bilgilere bakıldığında,
ismi geçen peygamberlerin büyük çoğunluğunun tebliğ görevlerine
günümüzde Ortadoğu olarak bilinen topraklarda başladıkları
görülmektedir. Bu özelliği nedeniyle Ortadoğu bölgesi peygamberler
yurdu olarak da adlandırılmaktadır. Hidayet önderleri olan
peygamberlerin yaşadıkları yerlerdeki insanlar birçok mucizenin
de bizzat şahitleri olmuşlardır.
Peygamberlerle ilgili olarak yaşanan olaylardan bazılarını
kısaca hatırlayacak olursak;
- Hz. Nuh, Mezopotamya olarak bilinen yerde kavmine tebliğ
yapmış, Allah'ın kendisine inşa etmesini emrettiği gemi,
tufan olayının ardından yine aynı bölgede bulunan Cudi Dağı'na
oturmuştur.
- Hz. İbrahim Allah'ın emriyle oğlu Hz. İsmail ile birlikte
Mekke'de Kabe'nin inşasına başlamıştır. Kavmi Hz. İbrahim'i
ateşe atarak onu öldürmek istemiş fakat Yüce Allah ateşe
esenlik olmasını emretmiştir.
- Hz. İbrahim'le aynı dönemde yaşayan Hz. Lut da bugün
Lut Gölü veya diğer adıyla Ölü Deniz olarak da bilinen bölgede
kavmine tebliğde bulunmuştur. İman etmeyen ve Allah'ın haram
kıldığı işleri yapmayı sürdüren kavmi Allah'ın dilemesiyle
helak olmuştur ve Rabbimiz bu helakı her dönemdeki insanlar
için ibret vesilesi olacak bir olay kılmıştır.
-Hz. Musa ile beraber Mısır'dan çıkan ve belli bir süre
göçebe bir kavim olarak varlıklarını devam ettiren İsrailoğulları,
Hz. Davud zamanında Kudüs'te yerleşik düzene geçmişlerdir.
- Hz. Davud'un ardından Hz. Süleyman Kudüs'te tarihin gelmiş
geçmiş en görkemli yapılarından biri olan Hz. Süleyman Mabedini
inşa ettirmiştir. Cin ve şeytanların emrine verilmiş olması,
kuşlar ve diğer hayvanlarla konuşabilmesi, rüzgara ve bakıra
hükmetmesi insanların Hz. Süleyman'da şahit oldukları Rabbimiz'in
lütfu olan mucizelerden bazılarıdır.
- Hz. İsa Kudüs'e çok yakın bir bölge olan Nasıra'da doğmuş,
bu bölgede tebliğe başlamış ve Allah'ın kendisine vermiş
olduğu özel bir ilimle insanlara birçok mucize göstermiştir.
Aynı şekilde Hz. İsa'nın yeryüzüne ikinci gelişinin de Ortadoğu
bölgesinde olacağı hadislerde bildirilmektedir.
-Hz. Muhammed (sav), Mekke'de doğmuş ve kendisine Ku-ran-ı
Kerim burada vahyedilmiştir. Allah'ın kendisine bildirmiş
olduğu gayb haberleri Peygamberimiz (sav)'in en büyük mucizelerinden
biridir ve hadisler aracılığıyla bize ulaşan bu bilgilerin
önemli bir bölümü ahir zaman ve ahir zamanda yaşanacak olaylarla
ilgilidir. Gerçekten de içinde bulunduğumuz döneme bakıldığında
bahsi geçen gelişmelerin birer birer yaşanmış olduğu ve
günümüzde de gerçekleşmeye devam ettiği açıkça görülmektedir.
Ahir Zamanın Başlangıç Alametleri Ortadoğu'da Zuhur Etmiştir
Yazının başında da belirttiğimiz gibi, hadislerde ahir
zaman olayları çok detaylı bir biçimde anlatılmıştır. Kimi
zaman olayların vuku bulacağı mekanın bilgisi verilmiş,
kimi zaman da özel bir zaman aralığına veya belirli bir
tarihe işaret edilmiştir. Bu işaretler takip edildiğinde
ise hemen hemen her özel durumun gerçekleştiği yerin Ortadoğu
bölgesi olduğu görülmektedir. Hadislerde Hz. İsa ve Hz.
Mehdi'nin çıkışından önce gerçekleşeceği bildirilen olaylardan
bazıları şunlardır:
İran-Irak Savaşı
Ahir zamanda meydana gelecek önemli bir savaş hadiste
şöyle haber verilir:
"Faris (İran) yönünden gelecek olan bir kavimdir ki,
şöyle diyecekler: "Ey Araplar! Siz fazla taassuba kaçtınız!
Siz bunlara gereği gibi hak tanımazsanız, sizinle hiç kimse
birlik kurmayacaktır... Bir gün, onlara ve bir gün de sizlere
verilsin, ve karşılıklı sözler tutulsun..." Onlar Mutık'a
(yöredeki bir dağ adı) çıkacaklar, Müslümanlar oradan aşağı
yazıya (Irak Ovası) inecekler... Müşrikler öbür yandaki
Rakabe (petrol kuyularının çok olduğu bölge) denilen, simsiyah
olan nehrin kenarında duracaklar... Aralarında savaş olacak:
Her iki ordudan, Allah, zaferi kaldıracak." (Kıyamet
Alametleri, Berzenci, s. 179)
Hadisi detayları ile inceleyelim:
- Faris yönünden gelecek olan: İran tarafından gelecek
olan
- Faris: İran - İranlı
- Yazıya inecekler: Ovalık-Irak Ovası
- Mutık: Yöredeki bir dağın adı.
- Rakabe : Petrol kuyularının çok olduğu bölgedir.
"Allah, her iki ordudan zaferi kaldıracak..."
Bu hadisin de işaret ettiği gibi, İran-Irak Savaşı 8 yıl
sürmüş ve binlerce kayıp verilmesine rağmen bir netice alınamamıştır.
İki taraf da kesin bir üstünlük sağlayamamıştır.
Afganistan'ın İşgali
"Talikan'a (Afganistan'a) yazık oldu. Şüphesiz Allah
Teala'nın orada altın ve gümüş olmayan hazineleri vardır.''
(Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s.
59)
Hadiste Afganistan'ın ahir zamanda işgal edileceğine işaret
vardır. Gerçekten de Rusların Afganistan'ı işgali olan 1979
yılı Hicri 1400 yılına, diğer bir ifadeyle Hicri 14. yüzyılın
başlangıcına denk gelmektedir.
Orada altın ve gümüş olmayan hazineleri vardır...
Rivayetin bu bölümünde de Afganistan'ın maddi zenginliklerine
dikkat çekilmektedir. Bugün Afganistan'da çeşitli sebeplerle
işletilmeye açılmamış büyük petrol yatakları, demir havzaları
ve kömür madenleri tespit edilmiştir.
Kabe Baskını ve Kabe'de Kan Akıtılması
"O'nun çıkacağı yıl, insanlar hacca, başlarında bir
emir bulunmadan gidecekler... Hep birlikte Beyt-i Şerif'i
tavaf edecekler, sonra Mina'ya indiklerinde, köpekler gibi
birbirlerine saldıracak, hacılar soyulacak, kanlar Akabe
Cemresinin üzerine akacak." (Kıyamet Alametleri, Berzenci,
s. 168-169)
Hadiste "onun çıkacağı yıl" cümlesi ile, Mehdi'nin
çıkış tarihinde Hac sırasında meydana gelecek bir katliama
dikkat çekilmektedir. 1979 yılında, Hac sırasında gerçekleşen
Kabe baskınında aynen böyle bir katliam yaşanmıştır. Bu
kanlı Kabe baskını da ahir zamanın başlangıcının ve Mehdi'nin
çıkışının diğer alametlerinin gerçekleştiği dönemin tam
başında yani Hicri 1400 yılının ilk gününde, 1 Muharrem
1400 (21 Kasım 1979) tarihinde meydana gelmiştir.
Fırat'ın Suyunun Kesilmesi
"Mehdi'nin alametlerindendir: Fırat nehrinin durdurulması."
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s.
39)
Gerçekten de Keban Barajı, Fırat Nehri'nin suyunu durdurarak
kesmiştir.
"Resulullah buyurdu ki: Fırat Nehri'nin suyu çekilip
altından bir dağ meydana çıkmadıkça kıyamet kopmaz...3 (Riyazü's
Salihin, 3/332)
Keban Barajı ve Fırat Nehri üzerine sonradan kurulan diğer
barajlar, betondan dev birer dağı andırmaktadır. Bu barajlardan
(hadis-i şerifteki benzetmeye göre dağdan) altın değerinde
servet dökülmektedir. Dolayısıyla barajlar "altın bir
dağ" özelliği kazanmaktadır. (En doğrusunu Allah bilir)
Ayrıca yakın zaman önce uydu yolu ile Fırat Nehri'nin altında
altın yataklarının bulunduğunun tespit edilmesi de bu hadisin
başka anlamlar içerdiğine işaret ediyor olabilir. (En doğrusunu
Allah bilir)
Şam ve Mısır Meliklerinin Öldürülmesi
Ondan önce Şam ve Mısır melikleri (hükümdar, memleket
sahibi) öldürülecektir..." (El-Kavlu'l Muhtasar Fi
Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 49)
Bu hadiste Mehdi'nin gelişinden önce Şam ve Mısır yöneticilerinin
öldürüleceklerine dikkat çekilmektedir. Mısır'ın yakın tarihi
incelendiğinde hadiste de belirtildiği gibi bir "meliğin"
öldürüldüğü görülmektedir: 1970 yılında Mısır'ın başına
geçen ve 11 yıl iktidarda kalan Enver Sedat. Enver Sedat
1981 yılında bir resmi geçit sırasında muhalifleri tarafından
düzenlenen bir suikast sonucunda hayatını yitirmiştir.
Günümüzde Ortadoğu'da Yaşananlar Hadisleri Doğrulamaktadır
İçinde bulunduğumuz yıllarda Ortadoğu'da yaşanan gelişmelere
bakıldığında yine hadislerdeki anlatımlarla çok büyük bir
mutabakat gösterdiği görülmektedir. Bu konudaki en çarpıcı
örnek ise Irak Savaşı ve beraberinde bölgede yaşanan gelişmelerdir.
Bu noktada özellikle belirtmek isteriz ki bölgede yaşanan
anlaşmazlıklar, savaşlar, işkence ve katliamlar Hz. Mehdi'nin
zuhuruyla sona erecek, Hz. İsa'nın gelişi ile beraber Kuran
ahlakı Allah'ın izniyle tüm dünyaya hakim olacaktır. Haksızlıkların
yerini hak ve adaletlerin, işkence ve savaşların yerini
barış ve hoşgörünün, sapkın ve dinsiz ideolojilerin yerini
hak din olan İslam ahlakının alacağı günler çok yaklaşmıştır.
Son yıllarda bu bölgede yaşanan gelişmeleri haber veren
bazı hadisler ise şu şekildedir:
Bağdat'ın Alevlerle Yok Edilmesi
"Ahir zamanda Bağdat alevlerle yok edilir..."
(Risalet-ül Huruc-ül Mehdi, Cilt 3, sf. 177)
2003 senesinde Irak Savaşı'nın ilk gününden itibaren Bağdat,
en yoğun bombardımana tutulan şehirlerden biri olmuştur.
Ağır bombardıman, geceleri Bağdat'ın tıpkı hadiste haber
verildiği gibi alev alev yanmasına neden olmuştur. Bağdat'ın
gazete ve televizyon haberlerine yansıyan görüntüleri, yukarıdaki
hadiste dikkat çekilen alev alev olması ile tam olarak mutabıktır.
Şam, Irak, Arabistan'da Kargaşa
Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "...Öyle bela
ve musibetler olacak ki, hiçbir kimse, sığınabileceği bir
makam bulamayacaktır. Bu belalar Şam'ın etrafında dolanacak,
Irak'ın üzerine çökecek. Arabistan yarımadasının elini ve
ayağını bağlayacaktır... Onlar belayı bir tarafta defetmeye
çalışırlarken, diğer taraftan o yine ortaya çıkacaktır."
(Kenzul Ummal, Kitab-ul kıyame kısm-ul efal, c.5, s. 38-39)
Irak'ın Yeniden Yapılanması
"... Irak'a saldırılmadıkça kıyamet kopmaz. Ve Irak'taki
masum insanlar Şam'a doğru sığınma yerleri ararlar. Şam
yeniden yapılanır, Irak da yeniden yapılanır." (Kenzul
Ummal, Kitab-ul kıyame kısm-ul efal, c.5, s. 254)
Hadiste Irak'ın yeniden inşa edileceğine dikkat çekilmektedir.
Önce İran-Irak Savaşı, daha sonra Körfez Savaşı, son olarak
da 2003'teki Irak Savaşı'nın ardından, Irak'ta pek çok şehir
yerle bir olmuştur. Bu savaşın sonrasında yaşanan yağma
olaylarının da etkisiyle büyük bir harabeye dönüşen Irak'ın
yeniden inşa edilmesi mecburi hale gelmiştir.
Irak'ın Üçe Bölünmesi
"Irak halkı üç fırkaya ayrılır. Bir kısmı çapulculara
katılır. Bir kısmı ailelerini geride bırakıp kaçarlar. Bir
kısmı savaşır ve öldürülürler. Siz bunları gördüğünüz vakit
kıyamete hazırlanın." (Yusuf el-Makdisi, Fera İdu Fevaidi'l
Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar)
Hadiste haber verildiğine göre, halkın bir grubu "çapulculara"
katılacaktır. Savaş sonrasında otorite boşluğundan faydalanarak,
Irak'ta büyük yağmalama olayları yaşanmıştır. Hadiste bir
kısım halkın ise, bulundukları yerden bir an önce kaçmaya
yeltenecekleri, hatta geride bıraktıkları ailelerini dahi
düşünemez durumda olacakları haber verilmiştir. Gazetelerde
bu yönde yer alan haberler dikkat çekicidir. Halkın bir
kısmının ise, savaşa katılacağı ve öldürüleceği bildirilmektedir.
Irak Savaşı sırasında da bir kısım insanlar çeşitli bölgelerde
yaşanan çatışmalara katılmış ve hayatlarını kaybetmişlerdir.
Hadisler Işığında Önümüzdeki Dönemde Ortadoğu'da Yaşanacaklar
Açıkça görülmektedir ki Peygamberimiz (sav)'in ahir zamanda
meydana gelecek olaylarla ilgili olarak dikkat çektiği bölge
olan Ortadoğu'da belirtilen alametlerin büyük çoğunluğu
zuhur etmiştir. Bunun yanı sıra Peygamberimiz (sav)‘den
bölge hakkında çok sayıda başka rivayetler de bulunmaktadır.
Bu rivayetlere genel olarak bakıldığında dikkati çeken ortak
nokta ise Ortadoğu topraklarında karışıklıkların, fitnelerin
ve büyük olayların Hz. Mehdi çıkıncaya kadar yaşanmaya devam
edeceğidir. Bu konuyla ilgili hadislerden biri şu şekildedir:
Şam'da fitneler bir taraftan sakinleştikçe, diğer bir
taraftan alevlenir. Gökten çağırıcı bir melek "Mehdi
emirinizdir. Mehdi Halifenizdir" demedikçe de fitneler
bitmez. (Mustafa Reşit Filizi, Risalet-ül Huruc-ül Mehdi,
s. 63)
Hz. İsa ile birlikte yeryüzünde bulunacak olan Hz. Mehdi'nin
çıkışı öncesinde Şam bölgesinde büyük karışıklıklar olacağı
hadisten anlaşılmaktadır. Daha önce de söz edildiği gibi,
Şam, Arapça'da kelime manası olarak "sol" anlamına
gelir ve eskiden beri Hicaz bölgesinin (Mekke ve Medine
şehirlerinin bulunduğu bölge) sol tarafında kalan ülkeleri
ifade eder. Dolayısıyla bu hadis Ortadoğu bölgesinde halen
devam eden çatışmaların kimi zaman azalıp kimi zaman artacağına
ve ancak Hz. Mehdi çıkınca tam anlamıyla sona ereceğine
işaret etmektedir. (En doğrusunu Allah bilir.)
Ortadoğu'da yaşanacak olaylar yalnızca kargaşa, çatışma
ve savaşlardan ibaret olmayacaktır. Hz. Mehdi, çıkışının
ardından büyük bir çoğunluğu bu bölgede bulunan İslam dünyası
ülkelerini biraraya getirecek, çok güçlü bir ekonomik ve
siyasi birliğin oluşmasına vesile olacaktır. Hz. Mehdi,
Hz. İsa ile bu bölgede buluşacak ve birlikte namaz kılacaklardır.
Hz. Mehdi Tabut-u Sekine'yi ve kutsal emanetleri bulundukları
yerden çıkaracaktır. Dünya tarihine damgasını vuracak daha
pek çok önemli olayın yine bu bölgede gerçekleşeceğini hadisler
ışığında ve İslam alimlerinin izahları doğrultusunda söyleyebiliriz.
(En doğrusunu Allah bilir) Bahsi geçen olayları haber veren
hadislerden bir kısmı şu şekildedir:
Hz. İsa'nın Gelişi
"...Allah (c.c) Meryem oğlu İsa
(as)'ı yeryüzüne indirir. O da iki güzel elbise giymiş olarak
ve avuçlarınıda iki meleğin kanatları üzerine koymuş olarak
Şam'ın doğusunda beyaz minare yanına iner." (Tirmizi,
Fiten 59)
"Daha sonra Hz. İsa Dımaşk'ın
(Şam'ın) doğusundaki Beyaz minareye inecektir. İmam yerinden
geriye çekilecek, Hz. İsa öne geçecek ve insanlara namazı
kıldıracaktır." (Muhyiddin İbn-i Arabi, Futuhat-El
Mekkiye, 366. bab, c. 3, s. 327)
Hz. Mehdi'nin Zuhuru
"Meşrik (doğu) cihetinden siyah bayraklar (taşıyan
bir ordu) zuhur edecek, ..., onları görünce onlara derhal
biat edin, kar üzerinde emekleyerek de olsa!" buyurdular.
Çünkü o, Allah'ın halifesidir, Mehdidir." (İbn-i Mace;
Kitabu-l Fiten, 4084)
Hz. Mehdi'ye Biat Edilmesi
‘Sonra da hilafet yeryüzünün en hayırlısı
olan Mehdi'ye evinde otururken gelecektir.' (Kitab-ül Burhan
Fi Alamet-il Mehdiyy-ül Ahir Zaman, s. 26)
"Rükun ile Makan arasında kendisine
biat edilecektir...' (El Kavlü'l Muhtasar Fi Alametül Mehdiyy-il
Muntazar, s. 42)
‘… Mehdi, Rükun ile Makan arasında oturur
ve elini uzatarak biatları Kabul eder.' (El Kavlü'l Muhtasar
Fi Alametül Mehdiyy-il Muntazar, s. 39-40)
Hz. Mehdi'nin Hicreti
"O, Kudüs-ü Şerif'e hicret edecektir.
Bu hicretten sonra Medine tahrip edilip vahşilerin sığınağı
olacaktı." (Kıyamet Alametleri, Berzenci, s.162)
"Süfyani'nin ordusu ile savaşırlar,
ancak Sufyani galip gelir. Haşimi genç kaçar. Şuayp bin
Salih de saklanarak Kudüs'e gelir ve Hz. Mehdi Şam'a ulaştığında
onun için Kudüs'te bir ev hazırlar." (Nuaym bin Hammad,
Kitabu-l Fiten, s.57)
Nuaym'ın, Selman b. İsa'dan rivayetine göre;
"Mehdi Beyt-i Makdis (Kudüs)'de 14 yıl kalacak.."
(Yusuf el-Makdisi, Fera İdu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi
El-Muntazar)
Yine Nuaym'ın Damra b. Hubeyb'den ve Meşayih'den
rivayetine göre; Şuayb b. Salih kaçacak ve gizlice Kudüs'e
gelecek. Daha sonra Mehdi'nin Şam'a gelmekte olduğu haberi
ona ulaşınca, gidip Mehdi'ye katılacak ve yetkilerini ona
devredecek. (Yusuf el-Makdisi, Fera İdu Fevaidi'l Fikr Fi'l
İmam El-Mehdi El-Muntazar)
Hz. Mehdi'nin "Tabut-u Sekine"yi Çıkarması
"Antakya mağarasında "Tabut-u
Sekine"yi çıkaracaktır. Şam'daki dağdan da gerçek Tevrat'ı
çıkaracak ve bunun üzerine Yahudilerle tartışacak, birçok
Yahudi Müslüman olacak." (Risaletül Huruc ül Mehdi,
s.124-125)
"Mehdi, "Tabut-u Sekine"yi
(Kutsal Sandığı) Taberiye gölünden çıkaracak." (Ikdı'd
Dürer, s. 51)
"Ona Mehdi denilmesinin nedeni,
gizli olan bir şeyin yolunu göstermesidir. Antakya denilen
bir yerden "Tabut'u" (kutsal emanetler sandığını)
ortaya çıkaracaktır." (Suyuti, el- Havi li'l Feteva,
II. Cilt, s. 82)
Hz. Mehdi'nin İslam Birliği'ni Kurması
"O zatın (Mehdi'nin) üçüncü vazifesi, Hilafet-i İslamiyeyi
İttihad-ı İslam'a bina ederek, İsevi ruhanileriyle ittifak
edip din-i İslam'a hizmet etmektir." (İslam toplumunu
birleştirmek ve Hrıstiyan alemi ile ittifak etmektir) (Sikke-i
Tasdik-i Gaybi, sf. 9, Bediüzzaman Said Nursi)
Hz. Mehdi'nin Kutsal Emanetlerle Çıkması
"Mehdi, Peygamberimiz (sav)'in
sancağı, gömleği, kılıcı, işaretleri, nuru ve güzel ifadesiyle
yatsı vaktinde çıkar.' (Ali b. Sultan Muhammed el- Kari
el-Hanefi, ‘Risaletül Meşreb elverdi fi mezhebül Mehdi')
‘Beytül Mukaddes'in hazinelerini, Tabut-u
Sekine'yi, Beni İsrail sofrası ile levhaların madenlerini,
Hz. Adem'in cübbesini, Hz. Süleyman'ın minberinin asasını
ve Allah'ın Beni İsrail'e gönderdiği süt kadar beyaz olan
eldivenleri çıkaracaktır.' (El Kavlü'l Muhtasar Fi Alametül
Mehdiyy-il Muntazar, s.33)
Hz. Mehdi'nin İstanbul'u Manen Fethetmesi
‘Allah Konstantiniyye'yi (İstanbul'u)
çok sevdiği dostlarının eliyle fethedecek... Onlardan hastalığı
ve üzüntüyü kaldıracak.' (Kıyamet Alametleri, s.181)
‘Beldeler onun emrine girer. Allah-u Teala
onun elinde Konstantiniyye'nin fethini müyesser kılar.'
(Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-ül Ahir Zaman, s.
56)
Hz. İbni Amr'dan (r.a.) rivayet edilmiştir:
Peygamberimiz (sav) buyurdu ki: Ey Ümmet! Altı şey vardır
ki; onlar olmadan kıyamet kopmaz… (altıncısı) medinenin
fethi.
-Denildi ki : Hangi medine? (Hangi şehir?)
-Buyurdu ki: Konstantiniyye.
(*) Bu Konstantiniyye'nin Mehdi tarafından yapılacak fethidir.
(Kıyamet Alametleri, 204 Ramuz-el Ehadis, 296)
Deccal'in Ortaya Çıkışı
Ebu Hureyre (ra)'den rivayete göre, Resulullah (sav) şöyle
buyurmuştur :
"...Onlar Şam diyarına (Kudüs) civarına gelince, Deccal
ortaya çıkar." (Müslim, Fiten 34)
Hz. İsa ile Hz. Mehdi'nin Birlikte Kılacakları Namaz
"(Sabah) namazı için kamet okunur.
O sırada Meryem oğlu İsa (as) (yeryüzüne) iner. (Mehdi)
ona imamlık teklif eder. Fakat o, (Mehdi'yi) işaret eder."
(Müslim, Fiten 34)
İmam Ebu Amr Osman b. Said El-Makarri'nin
"sünen"inde: Cabir b. Abdullah (R.A)'dan rivayetine
göre, Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
"Benim ümmetimden bir grup, daima hak üzere savaşırlar.
Nihayet Meryem oğlu İsa, fecir vakti Beyt-i Makdis (Kudüs)'de
nazil olacaktır. Ona şöyle denilecek: "Ey Allah (c.c)'ın
peygamberi! Öne geç de bize namaz kıldır. O da şöyle diyecektir:
"Bu ümmet (öyle bir ümmettir ki) onların bazıları,
bazıları üzerine emir olurlar." (Ukayli, En-Necmu's-sakıb
fi Beyanı Enne'l Mehdi min Evladı Ali b. Talib Ale't-Temam
ve'l kamal)
Hz. İsa'nın Deccal'i Yok Etmesi
"...Hz. İsa (as) onu (yakalamak)
ister. Nihayet onu (Deccal'i) Lut şehrinin (Filistin) kapısında
yakalar ve yok eder." (İbn-i Mace, Fiten 33)
"Ebu Hureyre radıyallahu anh
anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular
ki: "... Allah'ın düşmanı (Deccal), Hz. İsa'yı görünce,
tıpkı tuzun suda erimesi gibi, erir de erir. Eğer bırakacak
olsa, (kendi kendine) helak oluncaya kadar eriyecekti. Ancak
Allah onu kudret eliyle öldürür; öyle ki onlara, harbesindeki
kanını gösterir." (Müslim, Fiten 34)
Yukarıdaki hadislerde de açıkça görüldüğü üzere, birbirinden
farklı birçok kaynakta ittifakla aynı bölgeye dikkat çekilmektedir.
Tüm hadis kaynaklarında ve İslam alimlerinin kaleme aldıkları
eserlerinde ahir zamanda yaşanacak olaylarla ilgili olarak
işaret edilen ortak adres, günümüz coğrafyasında Ortadoğu
bölgesine denk gelmektedir. Öte yandan Yahudi ve Hristiyan
kaynakları da bu bilgileri doğrulamaktadır.
Dünya üzerinde her biri farklı açılardan önemli sayılabilecek
pek çok merkezi bölge varken kaynaklarda sadece bu bölgenin
ön planda bulunması, aslında yazı boyunca vurgulamaya çalıştığımız
bir gerçeğin de altını tekrar çizmemizi gerektirmektedir.
Bu gerçek şudur; ahir zamanla ilgili hadislerde sıkça adı
geçen şehirlerin de içinde bulunduğu Ortadoğu bölgesi tarih
boyunca Allah'ın mübarek peygamberlerinin yaşadığı, 3 semavi
dinin de doğuşuna tanıklık etmiş ve her dinin kutsal mekanlarının
inşa edildiği kutlu bir bölge olmuştur. Tarih sahnesinde
hep başrolde olmuş bir bölgenin ahir zaman gibi muhteşem
olayların yaşanacağı bir dönemde de Peygamberimiz (sav)'in
hadisleri doğrultusunda önemini koruyacağı görülmektedir.
Yaşanmaya başlanmış ahir zamanın tanıkları olan bizlere
düşen görevlerden biri de, çok sevinçli bir müjde haberini
tüm Müslümanlara ve tüm insanlığa ulaştırmak olmalıdır.
Günümüzde Irak, İran, Suriye, Lübnan, İsrail, Filistin
ve -kısmen de- Türkiye gibi ülkelerin de içinde bulunduğu
bu bölgenin genel adı olan Ortadoğu, tarih boyunca gerek
stratejik konumu ve sahip olduğu maddi zenginlikler gerekse
de tüm semavi dinlerin mensupları için ifade ettiği önem
ve manevi yönü açısından çok büyük bir değere sahip olmuştur.
ORTADOĞU'NUN EKONOMİK VE STRATEJİK
AÇIDAN ÖNEMİNİ GÖSTEREN İSTATİSTİKLER
Dünyada Petrol Rezervlerinin
Dağılımı
| BÖLGELER |
% |
| Ortadoğu |
65.3 |
| Güney ve Orta Amerika |
9.1 |
| Afrika |
7.3 |
| Eski Sovyet Bölgesi |
6.2 |
| Kuzey Amerika |
6.1 |
| Asya Pasifik |
4.2 |
| Avrupa |
1.8 |
Dünyada Doğalgaz Rezervlerinin
Dağılımı
| BÖLGELER |
% |
| Eski Sovyet Bölgesi |
36.2 |
| Ortadoğu |
36.1 |
| Asya Pasifik |
7.9 |
| Afrika |
7.2 |
| Kuzey Amerika |
4.9 |
| Güney ve Orta Amerika |
4.6 |
| Avrupa |
3.1 |
Kaynak: BP Web Sitesi (2001
sonu rakamları)
|
|
Hz. Muhammed (sav), Mekke'de doğmuş ve kendisine Kuran-ı
Kerim burada vahyedilmiştir. Allah'ın kendisine bildirmiş
olduğu gayb haberleri Peygamberimiz (sav)'in en büyük mucizelerinden
biridir ve hadisler aracılığıyla bize ulaşan bu bilgilerin
önemli bir bölümü ahir zaman ve ahir zamanda yaşanacak olaylarla
ilgilidir. Gerçekten de içinde bulunduğumuz döneme bakıldığında
bahsi geçen gelişmelerin birer birer yaşanmış olduğu ve
günümüzde de gerçekleşmeye devam ettiği açıkça görülmektedir.
ORTADOĞU HAKKINDA KISA KISA…
İngiltere'deki Coğrafi Adlar Daimi Komisyonu (Permenant
Commission on Geographical Names) adlı kuruluş, "Ortadoğu"kavramının
Türkiye, Mısır, Arap Yarımadası, Körfez bölgesi, İran
ve Irak'ı kapsamına alacak şekilde sınırlarını belirlemiştir.
Böylece 20. yüzyılın başlarında İstanbul Boğazı'ndan
Hindistan'ın doğu kıyılarına kadar uzanan bölge "Ortadoğu"
olarak isimlendirilmiş oldu. (Roderic H.
Davison, "Where Is The Middle East?", Foreign
Affairs, Vol. 38, New York 1959-1960. s.669-671)
Kudüs'ün adı ilk defa Mısır'da El Amarna'da bulunan
çivi yazısıyla yazılmış bir dizi Akadca belgede anılır.
M.Ö. 1500'lere tarihlenen altı tablette, Kenan Beldesi'ndeki
Erşelam (veya Urşalem) kent devletinin de ismi geçmektedir.
Sonraki yüzyıllarda kentin İbranice'deki adlarından
biri de Yeruşalem/Jerusalem olacaktır. Bu adlar, her
ikisi de Sami dil ailesinden olan Akadça ve İbranice'de
(ve Arapça'da) aynı köke işaret eder: "slm";
yani "barış"...
Kudüs, bugün Mekke ve Medine'den sonra İslamî inancın
üçüncü kutsal kentidir ve tam adı Kudüs'üş-Şerif'tir.
(Şerefli Kudüs)
İslamiyet'te Kudüs, hem peygamberlerin yaşadığı bir
kent olması hem de Asr-ı Saadet döneminde Müslümanların
ilk kıblesi olması bakımından kutsal bir şehirdir.
Bilindiği üzere kıble, Allah'ın emriyle (Bakara Suresi,
144) Hicret'ten sonra Mekke'ye, Mescid-i Haram'a çevrilmiştir.
Kur'an-ı Kerim'de, Hz. Musa'nın Mısır'a dönmesi olayından
söz edilirken şöyle buyurulmaktadır: "Musa
süreyi tamamlayıp ailesiyle beraber yola çıkınca Tur
tarafında bir ateş gördü. Ailesine dedi ki: "Siz
bekleyin. Ben bir ateş gördüm. Umarım oradan size
ya bir haber veya ısınmanız için bir ateş koru getiririm."
Oraya gelince kutlu bölgedeki vadinin sağ yanındaki
bir ağaçtan kendisine şöyle seslenildi: "Ey Musa!
Şüphesiz alemlerin Rabbi olan Allah benim."
(Kasas Suresi, 29-30) Burada işaret edilen Tur dağı,
sözü edilen vadinin içinde bulunduğu "kutlu bölge"
Filistin'dedir.
İstanbul'da Topkapı Sarayı'nda bulunan en önemli ve
değerli kutsal emanetlerden bir tanesi de Peygamberimiz
Hz. Muhammed (sav)'in Ukab isimli emaneti olan Sancak-ı
Şerif'tir. Ukab, Yavuz Sultan Selim Han tarafından
Mısır'ın alınmasıyla İstanbul'a getirlmiştir. Hadislerde
Peygamberimiz (sav)'in "vefatından bugüne kadar
hiç açılmamış" olan sancağın ahir zamanda ancak
Hz. Mehdi tarafından açılacağı bildirilmiştir.
325'te Roma imparatoru olan Constantinus'dan sonra
İstanbul onun ismi ile (Konstantiniyye olarak) anılmaya
başlandı. (Gelişim Hachette Ansiklopedisi)
Ahd-i Atik Sandukası, Yüce Rabbimiz'in Kuran'da bildirdiği
ve içinde Hz. Musa ve Hz. Harun'dan eşyalar barındıran
değerli bir sandıktır. İslam alimlerine göre, sandukanın
en önemli özelliği ise MÖ. 587 yılından beri nerede
olduğunun bulunamaması ve ahir zamanda çıkacak Mehdi
tarafından bulunacağının kabul edilmesidir. (En doğrusunu
Allah bilir.)
Hadislerde geçen ve "Taberiye gölündedir"
şeklinde belirtilen yer İslam alimlerince, bir benzetmeye
işaret kabul edilmektedir. Taberiye, Şam'a yakın bir
yerdedir ve Şam, ahir zaman hadislerindeki anlatımlarda
uzak bir yer, Mekke ve Medine'ye uzak olan anlamını
da taşır. Bu benzetme, Taberiye için de söz konusudur.
Hatta buradan yola çıkan bazı yorumcu ve araştırmacılar
sandığın, Kudüs'te, Mekke'de, Taberiye'de, Hatay'da
olabileceğine dikkat çeker ve ek olarak İstanbul'a
da işaret ederler.
Kabe yaklaşık 13 m. yüksekliğinde, 12 m. boyunda ve
11 m. genişliğindedir. Bütün müslümanların kıblegâhı
olan Kâbe, yeryüzünde yapılmış olan ilk mukaddes mabettir.
Beytullah ve Beyt-i Atik olarak da bilinir. Yüce Allah,
Kur'an-ı Kerim'de; "Gerçek
şu ki, insanlar için ilk kurulan Ev, Bekke (Mekke)
de, o, kutlu ve bütün insanlar (alemler) için hidayet
olan (Ka'be)dir." (Ali İmran Suresi, 96)
buyurmuştur. |
Ortadoğu'da yaşanacak olaylar yalnızca kargaşa, çatışma
ve savaşlardan ibaret olmayacaktır. Hz. Mehdi, çıkışının
ardından büyük bir çoğunluğu bu bölgede bulunan İslam dünyası
ülkelerini biraraya getirecek, çok güçlü bir ekonomik ve
siyasi birliğin oluşmasına vesile olacaktır. Hz. Mehdi,
Hz. İsa ile bu bölgede buluşacak ve birlikte namaz kılacaklardır.
Dünya tarihine damgasını vuracak pek çok önemli olayın daha
bu bölgede gerçekleşeceğini hadisler ışığında ve İslam alimlerinin
izahları doğrultusunda söyleyebiliriz. (En doğrusunu Allah
bilir)
Dünya Tarihinde Yeni Bir Çağ Başlıyor
Tüm dünya halkları Allah'ın izniyle çok yakın bir zaman
sonra yeni bir çağın başlangıcına şahitlik edeceklerdir.
Bu çağ, Kuran ahlakının tüm dünyaya hakim olacağı ve bu
sayede her türlü zorluk, sıkıntı ve acının yerini huzur,
bolluk ve barışın alacağı ALTINÇAĞ olacaktır. Yüce Allah
Kuran-ı Kerim'de iman eden kullarını şu şekilde müjdelemiştir:
"Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde
bulunanlara va'detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri
nasıl ‘güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde
‘güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği
dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve
onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar,
yalnızca Bana ibadet ederler ve Bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar.
Kim bundan sonra inkar ederse, işte onlar fasıktır."
(Nur Suresi, 55)
Bugün dünyamızda yaşanan sıkıntıların hepsi aslında bu
yeni zamanın ve müjdeli şahısların habercisi niteliğindedir.
Tüm inananlar şevkle ve heyecanla bu müjdeyi birbirlerine
hatırlatmalıdırlar.