| |
HZ.
MEHDİ DEVRİNDE YAŞANACAK GÜZEL HAYAT: ALTINÇAĞ
Altınçağ, Peygamber Efendimiz
(sav)’in müjdelediği gibi cennetin dünyadaki bir müjdesi,
Allah’ın müminlere bir lütfudur. Bolluğuyla, bereketiyle,
insanlara sağlayacağı her türlü konforuyla ve huzur dolu ortamıyla
her Müslümanın ulaşmak isteyeceği bu dönem, iman eden insanlar
için dünya hayatında çok üstün bir mükafattır.
Peygamber Efendimiz (sav)’in hadislerinde kıyamete yakın
bir zamanda yaşanacak olan ahir zaman hakkında çok detaylı
bilgiler ve işaretler yer almaktadır. Peygamberimiz (sav)’in
verdiği bilgilere göre, bu dönemde birbiri ardınca pek çok
önemli olay gerçekleşecektir. Ahir zamanın ilk devresinde
dünyada büyük bir bozulma ve karmaşa hüküm sürecek, ikinci
aşamada ise gerçek din ahlakının yaşanmasıyla birlikte yeryüzünde
barış ve huzur hakim olacaktır.
Ahir zamanın ilk aşamasında, Yüce Allah’ın varlığını kabul
etmek isteme- yerek ateizmi ve dinsizliği telkin eden birtakım
felsefi sistemler nedeniyle, insanlar arasında büyük bir dejenerasyon
yaşanacaktır. İnsanlık yaratılış amacından uzaklaşacak, bunun
sonucunda büyük bir manevi boşluk ve ahlaki bozulma oluşacaktır.
Büyük felaketler, savaşlar ve acılar yaşanacak ve tüm insanlar
bu sıkıntılara son verebilmek için, “Nasıl kurtuluruz?” sorusunun
cevabını arayacaklardır.
Peygamberimiz (sav)’in hadislerindeki, ahir zaman alametleri
olarak bildirilen bu gelişmelerin pek çoğu, günümüzde birebir
haber verildiği şekilde gerçekleşmiştir. Son zamanlarda yeryüzünde
savaş ve çatışmaların, terör, şiddet, anarşi ve kargaşanın,
katliamların, işkencelerin giderek artmış olması ise, yine
ahir zamanın ilk döneminin yaşanmakta olduğunun bir göstergesidir.
Peygamberimiz (sav)’in hadislerindeki bilgilere göre Allah,
bu karanlık dönemin ardından insanları ahir zamanın karmaşasından
kurtaracak ve büyük bir kurtuluşa ulaştıracaktır. Allah, güzel
ahlaktan uzaklaşan insanları, dejenerasyona uğrayan toplumları
doğru yola iletmek için “Mehdi” yani “doğruya götüren” sıfatını
taşıyan üstün ahlaklı bir kulunu vesile kılacaktır. Peygamberimiz
(sav)’in hadislerinde ve İslam alimlerinin açıklamalarında
Hz. Mehdi’nin bu doğrultuda üç büyük sorumluluk üstlendiği
bildirilmektedir. Hz. Mehdi öncelikle Yüce Allah’ın varlığını
kabul etmek istemeyen ve dinsizliği destekleyen felsefi sistemlerin
fikri olarak çürütülmesini sağlayacaktır. Diğer yandan İslam’ı,
Kuran’da ve Peygamberimiz (sav)’in sünnetinde bildirildiği
şekilde özüne döndürecektir. İslamiyet’i tüm bozulmalardan,
hurafelerden arındırarak gerçek Kuran ahlakının yaşanmasını
sağlayacaktır. Ahir zamanın ilk döneminde insanlığın içerisinde
bulunduğu tüm karışıklıklara, toplumsal sorunlara, sosyal
sıkıntılara çözüm getirecek, tüm yeryüzüne barış, huzur, mutluluk
ve güzel ahlakın hakim olmasına vesile olacaktır.
Hz. Mehdi ile aynı dönemde yeryüzüne ikinci kez gelecek
olan Hz. İsa ise, özellikle Hıristiyan ve Yahudi dünyasına
hitap edecek, onları içine düştükleri hurafelerden sıyrılıp
Kuran ahlakını yaşamaya çağıracaktır. Hıristiyanların Hz.
İsa’ya uymasıyla birlikte İslam ve Hıristiyan alemi tek bir
inançta birleşecek ve dünya “Altınçağ” adı verilen büyük bir
barış, güvenlik, mutluluk ve refah dönemi yaşayacaktır.
İnsanların asırlardır özlemini duydukları bu kutlu dönem,
hadislerin işaretlerine göre yarım yüzyıldan fazla sürecek
ve Peygamberimiz (sav)’in zamanında yaşanan “Asr-ı Saadet”
benzeri bir dönem olacaktır. Altınçağ’da yaşam o denli güzel
olacaktır ki, tüm insanlar bu dönemde yaşamış olmayı isteyeceklerdir.
Zamanın nasıl geçtiğinin farkına varmayacaklar, bu güzelliklerden
daha fazla yararlanmak için Allah’tan ömürlerinin uzatılmasını
temenni edeceklerdir. Altınçağ’a duyulan bu özlem Peygamberimiz
(sav)’in hadislerinde şöyle bildirilmiştir:
Onun zamanında, büyükler “Keşke
ben küçük olsaydım”, küçükler de “Keşke ben büyük olsaydım”
diyeceklerdir.1
Naim b. Hammad, İbni Abbas’dan
tahric etti ki:
Hz. Mehdi Bizim Ehli Beyt’ten bir gençtir. İhtiyarlarımız
ona yetişemeyecek, gençlerimiz ise onu ümid edeceklerdir.2
Zamanı o kadar adil olacak ki, kabirdeki
ölüler dirilere imrenecektir...3
Peygamberimiz (sav) hadislerinde, insanların dünyada ve
ahiretteki kurtuluşlarına vesile olacak çok kıymetli bir insan
olan Hz. Mehdi’ye tabi olunmasını bildirmiş ve onun döneminde
yaşanacak tüm bu hayırlara işaret etmiştir:
İbni Ebi Şeybe ve Naim b. Hammad
Fiten isimli eserde, İbni Mace ve Ebu Naim ise İbni Mes’ud’dan
tahric ettiler. O dedi ki:
... O (Mehdi) arza sahip olur ve kendisinden önce baskı ve
zulümle dolu olan arzı adaletle doldurur. Sizden O’na kim
yetişirse, kar üzerinde sürünerek dahi olsa gelsin, O’na katılsın.
Zira O Mehdi’dir.4
İnsanlar,
Allah’ın Kuran’da inanan kullarına müjdelediği güzelliklerin
hepsini bu dönemde yaşayabileceklerdir. Allah bir Kuran ayetinde
iman eden müminleri dünyada da güzel bir hayatla yaşatacağını
şöyle bildirmektedir:
Erkek olsun, kadın olsun, bir mümin olarak
kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz Biz onu güzel
bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının
en güzeliyle muhakkak veririz. (Nahl Suresi, 97)
Altınçağ'da Yeryüzü Adaletle Dolup Taşacaktır
Allah Kuran’ın “Ey iman edenler, adil şahidler olarak, Allah
için, hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi
adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O, takvaya daha yakındır.
Allah’tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan
haberi olandır.” (Maide Suresi, 8) ayetiyle iman sahiplerine
adaletli davranmalarını bildirmiştir. İnsanlar arasında hiçbir
ayrım gözetmeden, sadece haktan ve doğrulardan yana, katıksız
bir adalet, Kuran ahlakının bir gereğidir. Ancak Peygamberimiz
(sav)’in hadislerinde bildirildiği üzere, ahir zamanda insanlar
Kuran’da bildirilen bu ahlaktan uzaklaşacak, adaletsizlik
yeryüzüne alabildiğine hakim olacaktır. Nitekim günümüzde
dünyanın dört bir yanında süregelen çatışmalar, savaşlar,
öldürülen, sakat kalan, evlerinden yurtlarından sürülen, yüzlerce
kilometre yolu yürüyerek barınacak yer arayan mültecilerin,
sokaklarda yaşayan kimsesiz çocukların, yardıma ve bakıma
muhtaç, kimsesizliğe terk edilen yaşlıların durumu adaletin
gereği gibi uygulanmadığının açık bir göstergesidir.
Ancak Hz. Mehdi’nin ortaya çıkışıyla birlikte yeryüzünde
hüküm süren bu durum sona erecek, tüm dünyada benzeri görülmemiş
bir adalet ortamı sağlanacaktır. Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde
Hz. Mehdi döneminde yaşanacak olan bu adil ortam şöyle haber
verilmektedir:
...Şu ümmetin Mehdi’si Hasan ve
Hüseyin’dendir. Dünya hercü merc içinde kaldığında, fitneler
zuhur ettiğinde, yollar kesildiğinde, bazıları bazısına hücum
ettiğinde, büyük küçüğe merhamet etmediği, büyük büyüğe vakarlı
davranmadığında; Allah, bu sırada, onlardan adavetin (düşmanlığın)
kökünü kazıyarak dalalet kalelerini fethedecek ve evvelce
benim ayakta tuttuğum gibi, ahir zamanda dini ayakta tutacak,
önceden zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracak birini
gönderecektir.5
Dünya hayatının bir günü kalsa Allahü
Teala o günü uzatır, benim ehli beytimden bir adam gönderir.
Onun ismi benim ismim gibidir. Babasının ismi babamın ismi
gibidir. Zulüm ve kötülükle dolmuş dünyayı, adalet ve dürüstlükle
dolduracaktır.6
Onun adaleti her yeri kaplayacak ve
insanlar arasında Hz. Peygamberin sünnet-i seniyyesi ile muamele
edecektir.7
Dünyanın Pek Çok Yerine Hakim Olan Savaş, Terör, Çatışma
ve Anarşi Ortamı Hz. Mehdi Döneminde Son Bulacaktır
Geride bıraktığımız 20. yüzyıl “Savaşlar Yüzyılı” olarak
anılmaktadır. İçinde bulunduğumuz 21. yüzyıl da yine savaşlar
ve terör olayları ile başlamıştır ve halen de bunlar dünyanın
dört bir yanında devam etmektedir. Günümüzde hiçbir ülke terör
saldırılarından yana güvende değildir. Avrupa’dan Amerika’ya,
Asya’dan Afrika’ya kadar dünyanın dört bir yanında terörist
bombalamalar, kundaklamalar, uçak kaçırmalar, rehin almalar,
iç çatışmalar, masum ve sivil insanları hedef alan terörist
saldırıların yanısıra günlük hayatta karşılaşılan bireysel
şiddet olayları da büyük bir hızla devam etmektedir. Bugün
ABD’den Angola, Uganda, Nijerya gibi Afrika ülkelerine; İngiltere,
İspanya, Fransa gibi Avrupa ülkelerinden Sri Lanka, Tayland,
Japonya gibi Asya ülkelerine; Ortadoğu ülkelerinden Latin
Amerika’ya kadar birçok ülkede terör binlerce insanın canını
yakmakta ve çok büyük maddi kayıplara neden olmaktadır. İnsanlar
terörizmle, evlerinde otururken, bir sinemada film izlerken,
bir alışveriş merkezinde dolaşırken, otobüste yolculuk ederken
ya da işyerlerinde çalışırken hiç beklemedikleri bir anda
karşılaşmaktadırlar. Terörizmin evlerine kadar girmiş olması,
doğal olarak insanlarda büyük bir tedirginlik, korku ve endişeli
bir bekleyiş oluşturmaktadır. İnsanlar kalabalık ortamlara
girmekten, toplu taşıma araçlarını kullanmaktan çekinmekte,
günlük hayatlarını yaşayamaz hale gelmektedirler. Kısacası
terörizm, tüm dünyaya büyük yıkım getirmekte, insanların hayatları
üzerinde çok olumsuz etkiler oluşturmaktadır. Peygamberimiz
(sav), hadislerinde ahir zamanda yaşanacak bu ortamı şöyle
tarif etmektedir:
... Sonunda da belalar, fitneler ve hoşlanmayacağınız
birçok kötü işler isabet edecektir. Arka arkaya öyle fitneler
gelir ki, sonra gelen gittikçe daha büyük olduğu için önce
geleni ince ve hafif bırakır.8
Ancak yine Peygamberimiz (sav)’in müjdelerine göre, bu korku
ve şiddet dolu karanlık dönemin ardından Allah Hz. Mehdi vesilesiyle
tüm insanlığı büyük bir kurtuluşa ulaştıracaktır. Yeryüzündeki
tüm fitneler, savaşlar, katliamlar, terör, şiddet ve anarşi
eylemleri son bulacak; yerini aydınlık, barış ve huzur dolu
bir döneme bırakacaktır. Hadislerde Hz. Mehdi’nin “fitneleri
önleyeceği” şöyle bildirilmektedir:
Fitneleri önlemenin kendisine
zor gelmeyeceği ve öldürmenin de onu vazgeçiremeyeceği Ehli
Beytime mensup birisi sahip olmadan günler ve geceler bitmeyecektir...9
Tozlu, dumanlı karanlık bir fitne görülecek,
bunu diğerleri takib edecek, ta ki Ehli Beytimden kendisine
Mehdi denilen bir zat çıkıncaya kadar. Şayet ona yetişirsen,
ona tabi ol ve hidayete erenlerden ol.10
Zulüm ve İşkenceye Dayalı Uygulamalar Son Bulacaktır
Tarih boyunca gönderilen tüm elçiler, yaşadıkları toplumlara
barış ve adalet getirmiş, peygamberlerin gelişi ümmetlerin
üzerindeki zulmün ve zorbalığın kalkmasına vesile olmuştur.
Kuran’da elçilerin bu özelliği şöyle bildirilmektedir:
Her ümmetin bir resulü vardır. Onlara resulleri geldiği zaman,
aralarında adaletle hüküm verilir ve onlar zulme uğratılmazlar.
(Yunus Suresi, 47)
Hz. Mehdi de yeryüzüne geldiği dönemde bu özelliği taşıyacak
ve Allah’ın izniyle tüm yeryüzündeki zulmün, işkencenin zorbaca
uygulamaların son bulmasına vesile olacaktır. Peygamberimiz
(sav) Altınçağ’da gerçekleşecek bu durumu hadislerinde şöyle
müjdelemiştir:
… Yeryüzü zulüm ve işkence ile
dolduğu gibi onu doğruluk ve adaletle doldurur.11
Yeryüzü, zulüm ve işkence yerine adaletle
dolacaktır.12
Bir başka hadiste ise Hz. Mehdi’nin,
bu dönemde köleliğe dayalı tüm uygulamaları da ortadan kaldıracağı
ve tüm kölelerin özgürlüklerine kavuşacakları da haber verilmektedir:
... kölelerini bedellerini ödeyerek sahiplerinden alacak ve
azat edecektir.13
Sosyal Adalet En Güzel Şekilde Uygulanacaktır
Dünyanın pek çok yerinde yaşanan sosyal adaletsizlikler;
bencillik, kendi çıkarlarını düşünme ve yardımlaşma ile dayanışma
duygularının yok olması gibi ahlaki bozulmaların sonuçlarıdır.
İnsanların bir bölümü sefaletle mücadele ederken, diğerleri
zenginliklerinin verdiği ayrıcalıkları kullanmaktadır. Buna
göre zenginler adaletten daha fazla yararlanmakta, fakirlerden
üstün tutulmayı kendilerinde bir hak gibi görmekte, adalet
mekanizmalarını kendi menfaatleri için yönlendirmeye çalışmaktadırlar.
Kuran’da bu insanların gösterdiği ahlak şöyle bildirilmektedir:
Hayır; aksine, siz yetime ikram etmiyorsunuz. Yoksula yedirmek
için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. Mirası, sınır tanımaz
(helal, haram aldırmaz) bir tarzda yiyorsunuz. Malı ‘bir yığma
tutkusu ve hırsıyla’ seviyorsunuz. (Fecr Suresi, 17-20)
Kuran ahlakında ise “… Allah için
şahidler olarak adaleti ayakta tutun. (Onlar) ister zengin
olsun, ister fakir olsun; çünkü Allah onlara daha yakındır.
Öyleyse adaletten dönüp heva (tutkuları)nıza uymayın…”
(Nisa Suresi, 135) ayetiyle bildirildiği gibi, Allah insanlar
arasında zengin fakir ayrımı yapmadan adil davranmayı emretmektedir.
Bunun yanı sıra bazı toplumlarda dil, ırk, etnik köken gibi
özellikler de çok büyük önem taşımakta ve adaleti uygulayan
kimselerin kararlarına etki edebilmektedir. Oysa farklı ırk
ve milletlerin bulunmasının bir amacı, çatışma ve savaş değil,
kültürel bir zenginliktir. Bu çeşitlilik Allah’ın yaratışındaki
bir güzelliktir. Kuran ahlakına göre, insanlar Allah Katında
yalnızca imanlarının ve Allah korkularının derinliği ile üstün
olabilirler. Dolayısıyla Kuran ahlakının tüm yeryüzüne hakim
olması, yeryüzünde bu anlayış eksikliğine bağlı olarak yaşanan
sosyal adaletsizlikleri ortadan kaldıracak en güzel ve tek
çözüm yoludur. Kuran’da tarif edilen İslam ahlakı, adil, şefkatli,
merhametli, zengin fakir ayrımı yapmadan ihtiyaç içinde olana
yardım etmeyi gerektirmektedir. Kuran’a göre gerçek adalet,
sadece Allah rızası gözetilerek, Allah’tan korkarak sağlanan
bir adalettir. Böyle bir adalet hedeflendiğinde, ne şahsi
bir menfaat, ne dostluk, ne düşmanlık, ne de kişinin hayata
bakış açısı, dili, ırkı, teninin rengi kararlarında etki edemeyecek,
sadece haktan yana karar verilecektir. Allah’ın izniyle Altınçağ’da
böyle bir ahlak tüm toplumlara hakim olacak ve gerçek adalet,
gerçek huzur ve güven tüm yeryüzüne hakim olacaktır. Peygamberimiz
(sav)’in hadislerinde Altınçağ’da yaşanacak olan bu durum
şöyle haber verilmektedir:
İnsanlar oldukça hayırlı, yaşantıları
gayet rahat olacaktır.14
Benim ümmetim o devirde öyle bir refah
bulacak ki, o güne dek onun mislini kesinlikle bulmamıştır...15
Hadislerin işaretlerine göre Altınçağ’da, toplumda ihtiyaç
içinde olanın gözetilmemesi, sadece çok küçük bir zümrenin
bolluk içinde yaşaması gibi adaletsizlikler son bulacaktır.
Komşusu açken kimse tok yatmayacak, tek yanlı zenginlik utanç
vesilesi haline gelecektir. Egoistlik ve bencillik ortadan
kalkacağı için herkes birbirini yemeğe davet edecek, maddi
manevi tüm imkanlarını birbiriyle paylaşacaktır. Halkın birbirine
karşı olan merhameti alabildiğine artacak, herkes birbirini
zengin etmeye çalışacaktır. Güçlü olan haklı olmayacak, haklı
olan güçlü olacaktır. Kuran ahlakının hakim olduğu bu dönemde
toplumun her kesimindeki insanlar arasında çok büyük bir eşitlik
yaşanacak, huzur ve güven dolu bir ortam olacaktır. Bu ortamın
bir sonucu olarak insanlar hiçbir sahtekarlığa, kötülüğe ve
haram fiillere de yanaşmayacaklardır.
İnsanlar Arasında Barış ve Huzur Hakim Olacaktır
Altınçağ’da yaşanacak olan tüm güzelliklerin yanı sıra toplum
yaşantısı da son derece huzurlu olacaktır. Allah, iman eden
ve dinine yönelen insanlara, o döneme dek görülmemiş güzellikte
bir yaşam sunacaktır. Allah Kuran’da, güzellik yapan, Kuran
ahlakına uyan kullarını daha güzeli ve fazlasıyla nimetlendireceğini
şöyle müjdelemektedir:
Allah barış yurduna çağırır ve kimi dilerse dosdoğru yola
yöneltip-iletir. Güzellik yapanlara daha güzeli ve fazlası
vardır. Onların yüzlerini ne bir karartı sarar, ne bir zillet,
işte onlar cennetin halkıdırlar; orada süresiz kalacaklardır.
(Yunus Suresi, 25-26)
Ayette bildirilen “güzellik yapan” insanlara vaat edilen
“barış yurdu” Altınçağ’da tam anlamıyla yaşanacaktır. Kuran
ahlakının yaşanması, “…Allah’ın verdiği
rızıktan yiyin, için ve yeryüzünde bozgunculuk (fesad) yaparak
karışıklık çıkarmayın.” (Bakara Suresi, 60) ayeti gereğince,
insanların karışıklığa, huzursuzluğa ve sıkıntıya yol açabilecek
her türlü tavırdan sakınmalarını sağlayacaktır. Toplumlar,
her zaman için Kuran ahlakına uygun huzur ve sükunet dolu,
itidalli, hoşgörülü, sorunları akılcı bir şekilde çözme arayışı
içinde olan, olayları tırmandırmayan aksine her zaman uzlaştırıcı
yönde olan bir tutum sergileyeceklerdir.
Tüm Düşmanlıklar Sona Erecektir
Kuran ahlakının tüm dünyaya hakim olması sonucunda insanlar
arasındaki kin, husumet, düşmanlık gibi duygular son bulacak,
tüm yeryüzüne barış ve huzur hakim olacaktır. Peygamberimiz
(sav) Altınçağ’ın bu önemli özelliğini hadislerinde şöyle
haber vermektedir:
Kap su ile dolduğu gibi yeryüzü
barışla dolacaktır. Hiçbir kimse arasında bir düşmanlık kalmayacaktır.
Ve bütün düşmanlıklar, boğuşmalar, hasetleşmeler muhakkak
kaybolup gidecektir.16
Yeryüzü zulüm ve düşmanlıkla dolduktan
sonra, mutlaka benim Ehli Beytim’den birisi çıkar. Ve nasıl
daha önce zulüm ve düşmanlıkla doluysa, O dünyayı adaletle
doldurur.17
Altınçağ’da, önceden aralarında husumet olan halklar arasında
çok büyük bir kardeşlik yaşanacak, tüm sorunlar sevgi ve güzel
ahlak ile çözüme kavuşturulacaktır.
Tüm Yeryüzü Emin ve Güvenli Bir Hale Gelecektir
Hadislerin işaretlerine göre, Altınçağ’da yaşanacak hayat,
barış ve esenlik dolu olacaktır. Dünyadan anarşinin, terörün,
kargaşanın, düşmanlığın, şiddetin tümüyle kalkması sonucunda
insanlar cennet benzeri bir ortama kavuşacaklardır. Her türlü
adil sistem oluşturulduğu ve tüm insanlar Allah korkusunu
öğrendiği ve bunun şuuruna vardığı için hırsızlık, sahtekarlık,
dolandırıcılık gibi toplumsal sorunlar yaşanmayacaktır. Cinayetler,
saldırılar, taciz, iftira ve hakaret içeren eylemler ve toplum
huzurunu bozacak her türlü tavır bozuklukları ve suistimaller
ortadan kalkacaktır. Kavgalar, bağırtılar, tartışmalar, uyuşturucu
almış insanların veya dengesiz insanların saldırma ihtimali
son bulacak, insanlar bu tür eylemlerden kaynaklanan tüm endişe
ve korkularından kurtulacaklardır. Yeryüzünün her köşesi insanların
büyük bir rahatlık, huzur ve güven içerisinde yaşayabilecekleri
emin beldelere dönüşecektir. Gece gündüz, her yerde güven
içinde dolaşabileceklerdir. Herkes istediği saatte istediği
yerde ailesiyle gezebilecek, çocuklarını hiçbir endişeye kapılmadan
rahatlıkla okullarına gönderebileceklerdir.
İnsanlar devlete duydukları güven ve saygıyı, onun birimlerine
kolaylık sağlayarak göstereceklerdir. Kızgınlıkla hareket
eden, ters davranan, zorluk çıkaran insanlar olmayacaktır.
Aksine Kuran ahlakını yaşayan insanlar son derece yardımsever
ve hoşgörülü tutumlarıyla, devletin yanında yer alacak, devlet
birimlerinin işlerini kolaylaştıracak şekilde hareket edeceklerdir.
Tüm devletler milletlerine güvenecek, halkın suç işleme
ihtimaline dayalı, halkı potansiyel tehlike olarak gören kontrol
sistemleri ortadan kalkacaktır. Halka güven esas alınacak,
insanların beyanı yeterli olacak ve buna göre hareket edilecektir.
Halk araştırmaya, doğruyu öğrenip buna göre hareket etmeye
yönlendirilecek, ani infiallerin ve kitlesel eylemlerin oluşması
doğal olarak sözkonusu olmayacaktır. İnsanlar her ne sorunları
olursa olsun bunu sevgi, saygı ve uyum içerisinde kolaylıkla
halledebileceklerini bilmenin huzur ve güvenini yaşayacaklardır.
Hadislerde, o dönemde toplumda hakim olacak olan bu güvenli
ortam çok çarpıcı örneklendirmelerle haber verilmiştir. Bu
bilgilere göre, Altınçağ’da “kurtla koyun birarada otlayacak”,
“çocuklar yılan ve akreple oynayacak ama zarar görmeyeceklerdir”.
Bu güven ortamını tarif eden hadislerden bazıları şöyledir:
... Her yer emin bir hale gelir...18
... Yeryüzü emniyetle dolacak ve hatta
birkaç kadın yanlarında hiç erkek olmaksızın rahatlıkla hacca
gidebilecektir.19
... Onun zamanında kurtla koyun bir
arada otlayacak, çocuklar yılan ve akreple oynaşacak...20
Tüm Toplumlara Güzel Ahlak Hakim Olacaktır
Tüm insanların çok büyük bir huzur, güven ve konfor içinde
olacakları Altınçağ’ın en önemli özelliklerinden biri, Kuran
ahlakının eksiksiz olarak yaşandığı bir dönem olmasıdır. İnsanlar
Allah’tan korktukları ve ahirette tüm yapıp ettiklerinden
sorguya çekileceklerinin bilincinde oldukları için bencillik,
kin, öfke, nefret, haset, intikam hisleri gibi kötü ahlak
özelliklerinden, yolsuzluktan, haksız kazanç elde etmekten,
yalan söylemekten, başkalarının canına kast etmekten, rüşvet
almaktan titizlikle sakınacaklardır. Bunların yerine insanlar
arasında dürüstlük, yardımseverlik, fedakarlık, başkalarının
iyiliğini, sağlığını, rahatını, güvenliğini düşünmek, sevgi,
saygı, merhamet, vefa, sadakat, kardeşlik gibi güzel ahlak
özellikleri hakim olacaktır.
Allah’tan korkup sakınan, ihlaslı, tevekkül sahibi, herşeyi
hayır gözüyle değerlendiren, çokça şükreden, vicdanlı, şefkatli,
merhametli, adil, cesur, güvenilir, güçlü, onurlu, alçakgönüllü,
anlayışlı, hoşgörülü, insancıl, sevecen, hakkı söylemekten
çekinmeyen, sabırlı, öfkesine kapılmayan, hatalarında direnmeyen,
çoğunluğa değil hakka uyan, sözüne sadık, vefakar, iffetli,
uzlaştırıcı kimselerin varlığı üstün ahlaklı toplumlar oluşmasını
sağlayacaktır.
Allah korkusunun ve Kuran ahlakının yaşanması sonucunda
ümitsiz, şevksiz insan kalmayacak, her işlerinde şevkle hareket
edecek, topluma ve kendilerine faydalı kimseler haline geleceklerdir.
Allah’ın kendileri için yarattığı güzellikleri ve çevrelerindeki
nimetleri çok daha iyi görüp takdir edebilecek ve tüm bunlardan
çok daha fazla zevk alabileceklerdir. İnsanlara, çocuklara
karşı duyulan sevgi; yaşlılara, muhtaçlara olan şevkat ve
merhamet hisleri çok fazla artacaktır. İnsanlar yanlarında
çalışan kimselere karşı sevgi ve saygı dolu bir ahlak göstereceklerdir.
Çalışanlarının ailelerini koruyup kollayacak, her sorunlarına
ortak olup, her ihtiyaçları olduğunda toplumun her kesimi
birbirinin yardımına koşacaktır.
Toplumda sahtelik, basitlik, yüzeysellik tümüyle ortadan
kalkacak; insanların kişiliklerine derinlik, samimiyet, ve
kalite hakim olacaktır. İnsan ruhuna ve mümin kişiliğine yakışmayan
her türlü adilik ve basitlik Kuran ahlakının yaşanmasıyla
kendiliğinden ortadan kalkacaktır.
Yine Kuran ahlakının bir gereği olarak insanlar temizliğe
de büyük önem verecek, hem çevrelerini hem de kendilerini
olabildiğince temiz ve güzel hale getireceklerdir. Toplumun
her kesiminde, tüm insanlar son derece temiz, şık ve bakımlı
olacaklardır.
Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde Altınçağ’da Hz. Mehdi
döneminde yaşanacak olan bu ahlak güzelliği şöyle ifade edilmiştir:
Tabarani, Evsad’da Amr. B. Ali
tariki ile Hz. Ali b. Ebi Talib’den tahric etti:
... Cenab-ı Hak İslam'ı nasıl bizimle başlatmışsa onunla sona
erdirecektir. Nasıl, Bizimle onlar aralarındaki şirk ve adavetten
(husumet ve düşmanlıktan) kurtulmuş ve kalplerine ülfet (dostluk)
ve muhabbet (sevgi) yerleşmişse, (onun gelişi ile) yine öyle
olacaktır.21
”... Onun döneminde iyi insanların iyiliği
artar, kötülere karşı bile iyilik yapılır.”22
Altınçağ'da Fikir Hürriyetine Dayalı Bir Ortam Olacaktır
İslam ahlakı, inanç konusunda insanlara tam bir hürriyet
tanımaktadır. İslam’ın vahyedildiği dönemden günümüze kadar
geçerli olan bu anlayış, İslam ahlakının da temelini oluşturmuştur.
İslam ahlakına göre insan istediği inancı seçmekte özgürdür
ve hiç kimse bir diğerini inanç konusunda zorlayamaz. Müslüman
İslam olmasını talep ettiği kişiye sadece tebliğ yapmakla,
Allah’ın varlığını, Kuran’ın Allah’ın hak kitabı, Hz. Muhammed
(sav)’in ise O’nun elçisi olduğunu, ahiretin ve hesap gününün
varlığını, İslam ahlakının güzelliklerini anlatmakla yükümlüdür.
Ama bu yükümlülüğü sadece dini anlatma ile sınırlıdır. Allah
Kuran’da bu durumu şöyle bildirmektedir:
Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. Şüphesiz, doğruluk (rüşd)
sapıklıktan apaçık ayrılmıştır. Artık kim tağutu tanımayıp
Allah’a inanırsa, o, sapasağlam bir kulba yapışmıştır; bunun
kopması yoktur. Allah, işitendir, bilendir. (Bakara Suresi,
256)
Kendisine İslam dini anlatıldığı zaman kişi kendi isteğiyle
iman edip etmemeye, hiçbir baskı ya da zorlama altında kalmadan
karar verir. İnsan doğruyu ya da yanlışı seçmekte özgürdür.
Eğer yanlış seçimi yaparsa ahirette bunun karşılığını alacaktır.
Peygamberimiz (sav)’in hadislerindeki bilgilere göre Altınçağ’da,
Kuran ahlakının bir gereği olan bu fikir özgürlüğüne dayalı
anlayış tüm toplumlara hakim olacaktır. Bunun sonucunda ise
siyasi çekişmeler tamamen ortadan kalkacak, dostluk ve sevgi
ortamı içerisinde tam bir demokrasi ortamı oluşacaktır. Başkalarına
zarar vermemek şartı ile her türlü inanç özgürce yaşanacak,
kargaşa ve çatışmaya sebebiyet vermeden herkes fikrini istediği
gibi beyan edebilecektir.
Tüm
Dinler Barış ve Hoşgörü İçerisinde Olacaktır
İslam dini, insanları dini inançlarını seçmede özgür bırakırken,
diğer dinlere saygılı olmayı emreder. Bir insan Kuran’da batıl
olarak tarif edilen bir inanca sahip olsa dahi, Kuran ahlakını
yaşayan insanlar arasında huzur ve barış içinde yaşayabilir.
Kendi inançlarına göre ibadetlerini özgürce yerine getirebilir.
Hiç kimse bir diğerini kendi dininin ibadetlerini yerine getirmekten
alıkoyamaz. Ya da bir insanı istediği şekilde ibadet etmeye
zorlayamaz. Bu İslam ahlakına aykırıdır ve Allah’ın razı olmadığı
bir davranış biçimidir. İslam tarihini incelediğimizde Peygamberimiz
(sav)’in döneminde de herkesin özgürce ibadet edebildiği,
inançlarının gereklerini yerine getirebildiği bir toplum modelinin
hakim olduğu görülmektedir. Kuran’da Ehl-i Kitab’ın ibadet
yerleri olan manastır, kilise ve havralardan da Allah’ın koruduğu
ibadet mekanları olarak söz edilmektedir:
... Eğer Allah’ın, insanların kimini kimiyle defetmesi olmasaydı,
manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah’ın isminin
çokça anıldığı mescidler, muhakkak yıkılır giderdi. Allah
Kendi (dini)ne yardım edenlere kesin olarak yardım eder. Şüphesiz
Allah, güçlü olandır, Aziz olandır. (Hac Suresi, 40)
Peygamberimiz (sav)’in hayatında bu ahlakın pek çok örneğine
rastlanmaktadır. Peygamberimiz (sav), kendisiyle görüşmeye
gelen Hıristiyanların kendi mescidinde ibadet etmelerini söylemiş
ve bu iş için mescidi onların kullanımına bırakmıştır.23
Peygamberimiz (sav)’den sonraki halifeler devrinde de bu hoşgörülü
anlayış korunmuştur. Şam fethedildiği zaman, camiye çevrilen
bir kilise ikiye bölünmüş, bir yarısında Hıristiyanlar, öbür
yarısında Müslümanlar ibadet etmişlerdir.24
Hadislerde tüm halkların barış ve huzur içerisinde yaşadıkları
Asr-ı Saadet dönemi gibi, Altınçağ’daki Hz. Mehdi döneminde
de aynı hoşgörü anlayışının hakim olacağı bildirilmektedir.
Bu bilgilere göre Müslümanlar ile Hiristiyan alemi arasında
karşılıklı hoşgörüye dayalı bir kardeşlik, şefkat ve merhamet
anlayışı oluşacaktır. Hıristiyanların ve Yahudilerin tüm ibadethaneleri,
havralar, kiliseler ve vakıfları koruma altına alınacak, kilise
açmak isteyenlere, dini inançları doğrultusunda talepte bulunanlara,
ibadetlerini yerine getirmek isteyenlere imkan tanınacaktır.
Tüm Hıristiyanların ve Yahudilerin kendileri için kutsal sayılan
topraklarında barış, huzur ve güvenlik içinde yaşamaları sağlanacak,
her türlü sorun sevgi, saygı ve hoşgörü anlayışıyla kolaylıkla
halledilebilecek, tüm halklar birbirleriyle uyum ve dostluk
içerisinde yaşamlarını sürdürebileceklerdir.
Altınçağ'da Benzersiz Bir Bolluk ve Bereket Yaşanacaktır
Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde Altınçağ’da yaşanacak
nimetlerin eşşizliği çok detaylı olarak anlatılmaktadır. Bu
anlatımlara göre Altınçağ, ürünlerde ve mallarda çok büyük
bolluk ve bereketin yaşandığı bir dönem olacaktır. Benzeri
görülmemiş bir zenginlik yaşanacak, hayat pahalılığı, geçim
sıkıntısı, açlık, sefalet ve darlık yılları tümüyle sona erecektir.
İhtiyaç içinde olan kimse kalmayacak, herhangi bir talepte
bulunana istediğinden kat kat daha fazlası verilecek, hiçbir
şey sayılıp ölçülmeyecektir. Maddi manevi her türlü imkan
insanların rahatı, konforu, neşesi ve huzuru için kullanılacak,
en ufak bir sıkıntı, yokluk ve açlık yaşanmayacaktır. Peygamberimiz
(sav) Hz. Mehdi döneminde gerçekleşecek olan bu bolluk ve
zenginliği hadislerinde şöyle haber vermektedir:
Ümmetimden Mehdi çıkacaktır. Allahü Teala Hazretleri, insanları
zengin kılmak için onu gönderecektir. O zaman ümmetim nimetlenecek,
hayvanlar bolluk içinde ve arzın nebatatı çok fazla olacak,
Hz. Mehdi, insanlara eşit şekilde bol bol mal dağıtacaktır.25
... Mal da o gün çok birikmiş
olacaktır.26
İnsanlara malı ve eşyayı dağıtırken,
saymadan bol bol verecektir.27
O zaman ümmetim, iyisi kötüsü hepsi
de mislini görmedikleri nimetlerle nimetlenir...28
... Mal da o kadar çoğalacaktır ki,
hiçbir kimse mal kabul etmeyecektir.29
Tarımda Büyük Gelişmeler Kaydedilecektir
Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde, topraktan da her zamankinden
çok daha fazla ürün elde edileceği ve bu alanda da benzersiz
bir bolluk ve bereketin görüleceği bildirilmektedir:
İnsanlar bir ölçek buğday ektiklerinde
karşılığında yedi yüz ölçek bulacak... Onun zamanında, insan
birkaç avuç tohum atacak, 700 avuç hasat edecektir...30
... Yer yemişini (gıda ürünlerini) verecek
ve insanlardan hiçbir şey saklamayacak (vermemezlik etmeyecek)tır...31
…O zaman ümmetim nimetlenecek, hayvanlar
bolluk içinde ve arzın nebatatı (bitkileri) çok fazla olacak…32
Yine Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde haber verildiğine
göre, Altınçağ’da yeryüzünün su kaynaklarında da büyük bir
bolluk söz konusu olacak, bu sulama imkanlarının artmasıyla
tüm topraklar görülmemiş bir şekilde bereketlenecektir:
... Çok yağmur yağmasına rağmen
bir damlası bile boşa gitmeyecek, toprak bir tek tohum istemeden
verimli ve bereketli olacaktır.33
Hz. Huzeyfe’nin anlattığına göre, Resulullah
Efendimiz şöyle buyurmuştur:
... Onun zamanında bütün sular tatlılaşacak, nehirler uzayacak,
yeryüzü bitkilerini artıracak ve (içindeki) hazinelerini dışa
çıkaracaktır.34
... Onun devrinde, akan ırmaklar bile
suyunu fazlalaştıracaktır...35
... Sema yağmurunu indirecek, yer bereketini
çıkaracak, daha önce görülmemiş bir biçimde ümmetim onun zamanında
rahata erecektir.36
Peygamberimiz (sav)’in bu hadislerinde Hz. Mehdi zamanında
modern tarıma geçilmesi, yeni üretim tekniklerinin geliştirilmesi,
tohum ıslahı çalışmaları ve yağmur sularının yeni barajlar,
göletler yapılarak değerlendirilmesi sonucunda oluşacak üretim
artışına işaret ediliyor olabilir. Günümüzde teknoloji çok
büyük bir hızla gelişmekte, ürünlerin hem kalitesinde hem
de üretim miktarında çok fazla artırıma gidilebilmektedir.
Daha uzun süre dayanmaları ve daha az su ile büyümeleri de
sağlanmaktadır. Yeni geliştirilen teknolojiler sayesinde ürünlerde
çeşitlilik elde edilebilmekte ve dört mevsimde de her türlü
meyve ve sebze yetiştirilmektedir.
Altınçağ’da da tüm bu gelişmeler daha da artacak, ürünlerde
olağanüstü bir kalite artışı olacaktır. Çok daha fazla mahsül
veren, tadı, kokusu daha güzel ürünler yetiştirilecektir.
Kuran’da bu konuya işaret eden bir ayette şöyle bildirilmektedir:
Mallarını Allah yolunda infak edenlerin örneği yedi başak
bitiren, her bir başakta yüz tane bulunan bir tek tanenin
örneği gibidir. Allah, dilediğine kat kat arttırır. Allah
(ihsanı) bol olandır, bilendir. (Bakara Suresi, 261)
Hadislerin işaretlerine göre Altınçağ’da sulamaya büyük
önem verilecek, her yerde geniş göletler, barajlar, geniş
su kanalları, suni ırmaklar oluşturulacak, susuz hiçbir yer
bırakılmayacaktır. Deniz, yağmur ve sel suları da arıtılarak
tarımda kullanılacak, bu şekilde kurak bölgeler çok büyük
bolluk ve berekete kavuşacaklardır. Günümüzde henüz çok dar
bir alanda hayata geçirilmiş olan teknolojilerle tüm çöller
yeşertilecek ve insanlık çok büyük bir ekim alanına kavuşacaktır.
Yine hadislerdeki bilgilere göre, tarımda katedilecek tüm
bu ilerlemeler sonucunda hayvanların kalitesinde de büyük
bir gelişme kaydedilecek, her türlü hayvansal üretim artacaktır:
... Ümmet nimetlenecek, hayvanlar
bol bol yiyip içecek, arz nebatını çıkaracak...37
Yeraltı Zenginlikleri Ortaya Çıkarılacaktır
Hz. Mehdi döneminde yaşanacak bir başka gelişme de, yeryüzündeki
tüm yeraltı zenginliklerinin ortaya çıkarılması ve bunların
insanlığın refahı ve konforu için kullanılması olacaktır.
Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde Altınçağ’ın bu özelliği
şöyle haber verilmektedir:
... Hz. Mehdi hazineleri çıkaracak...38
Onun zamanında yeryüzü içindeki hazineleri
dışarıya fırlatacaktır.39
… Arz, içerisinde gizlediği bütün zenginliklerini,
altından ve gümüşten sütunlar halinde dışarı atacak.40
Bilim ve Teknolojide Büyük Gelişmeler Kaydedilecektir
Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde bilim ve teknolojideki
gelişmelere yönelik işaretler de yer almaktadır. Altınçağ’da
tüm toplumlar arasında bilime karşı yoğun bir teşvik ve eğitim
programı uygulanacak, teknolojik gelişmeler doruğa ulaşacak,
insanlar teknolojinin bütün nimetlerinden alabildiğine faydalanacaklardır.
Tıpta, tarımda, iletişimde, sanayi teknolojisinde, ulaşımda
çok büyük gelişmeler yaşanacaktır. Tüm bu teknolojik ilerlemeler,
insanların hayatlarına çok büyük bir konfor sağlayacaktır.
Bu gelişmeler sayesinde çok büyük kolaylıklar yaşanacak, büyük
bir hız kazanılacaktır.
Ulaşım teknolojisindeki gelişmeler sonucunda insanların
rahatı ve güvenliği en üst seviyede sağlanacak, zaman kaybı
ve kaza riski en aza indirilecek, bunun için gereken her türlü
önlem alınacaktır. İletişim teknolojisinde de önemli ilerlemeler
sağlanacak, dünyanın dört bir yanıyla haberleşme ve bilgi
alışverişindeki hız ve kolaylıklar en üst seviyeye ulaşacaktır
(en doğru- sunu Allah bilir).
Tüm bu teknolojiler elde edilirken, insanların sağlığı ve
konforuna zarar verebilecek her türlü sorunun ortadan kaldırılmasına
da büyük önem verilecek bu amaçla teknolojinin zararlı yan
ürünlerine karşı kesin tedbirler alınacaktır.
Altınçağ’da yaşanacak bu değişimin en önemli özelliği ise,
bu tip gelişmelerden tüm dünya halklarının adil bir şekilde
faydalanmasını sağlamak olacaktır. Tüm olanaklar bütün dünya
insanlarının kullanımına sunulacak, herkese aynı güzellikler,
eşit imkanlar oluşturulacaktır.
Tıpta ve İnsan Sağlığında Olağanüstü Gelişmeler Olacaktır
Ahir zamanda teknolojik alanda yaşanan her gelişme, tıp
alanında olağanüstü ilerlemelere yol açacaktır. Altınçağ’da
yaşanan her türlü bilimsel ve teknolojik gelişme tıbbi çalışmaları
hızlandıracak, Allah’ın izniyle hata payını çok düşürecek,
insanların pek çok hastalığa yakalanmaları önlenecek, hastalıklara
teşhis konmasını kolaylaştıracak ve tedavi imkanlarını artıracaktır.
İnsan hayatına ve sağlığına büyük önem verilecek, insanlar
doktor ya da ilaç bulamadıkları ya da geç veya yanlış tedavi
yapıldığı için çaresizlik yaşamayacak, her ihtiyacı olana
o an yardım edilecektir. Herhangi bir insan ayrımı yapılmadan,
fakir zengin, yaşlı genç demeden, herkesin sağlık sorunlarına
çok büyük bir özen gösterilecektir. Tüm insanların sağlığı
için mevcut olan tüm imkanlar denenecek, her türlü ihtimal
değerlendirilecektir.
Gereken her türlü maddi manevi kolaylıklar da sağlanacaktır.
Hastahaneler, ilaçlar, tedaviler ücretsiz hale getirilecek,
yardıma ve bakıma muhtaç insanların ihtiyaçları kendilerine
hiç hissettirilmeden en mükemmel şekilde giderilecektir.
Tüm insanların sağlıklı bir yaşam sürebilmeleri için bilimin
ve teknolojik gelişmelerin ışığında beslenme politikaları
en mükemmel hale getirilecektir. Yiyeceklerdeki her türlü
zararı bertaraf edecek çalışma ve ilmi araştırma yapılacaktır.
Yiyeceklerin kolesterolünü ya da sağlığa zararlı diğer yönlerini
ortadan kaldıracak bilimsel metodlar geliştirilecektir. Vücuda
zarar veren her türlü yiyecek ve içecek ile ilgili tedbir
alınacak, insanların kaliteli ve temiz besinlerle beslenmeleri
sağlanacaktır. Bunun sonucunda da hastalıklar ve kalp krizi,
yüksek tansiyon gibi nedenlere dayalı ölümler azalacak, insanların
ömürleri görülmemiş bir şekilde uzayacaktır (en doğrusunu
Allah bilir).
Beslenmeyle birlikte tüm toplumlar sağlıklı bir yaşam için
sporun gerekliliği konusunda da bilinçlendirilecek, zinde
ve sportmen bir yapı oluşturulmasıyla pek çok hastalığın önlenmesi
sağlanacaktır. Bunların yanı sıra, insanların yaşadıkları
olaylara karşı teveküllü, birbirlerine karşı sevgi ve hoşgörü
dolu bir ahlak göstermeleriyle birlikte psikolojik hastalıklar
da ortadan kalkacaktır (en doğrusunu Allah bilir).
Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde Altınçağ’da tıp ve sağlık
alanında gerçekleşecek olan tüm bu gelişmelere işaret edilmiş
ve bu dönemde insanların “ömürlerinin uzayacağı” şöyle bildirilmiştir:
Onun zamanında... ömürler uzayacak
ve emanet zayi olmayacaktır...41
Tüm Dünyaya Üstün Bir Sanat ve Estetik Anlayışı Hakim Olacaktır
Altınçağ’da hayatın her anına hakim olan bolluk, zenginlik,
güzellik ve ilerlemenin, sanat alanına da hakim olacağı hadislerde
işaret edilen bir başka gelişmedir. Altınçağ’da sanata büyük
önem verilecektir. Tüm insanlar bu konuda yoğun olarak teşvik
edilecek, estetik ve sanata olan eğilim olağanüstü derecede
artacaktır. Bütün İslam alemi sanatta çok büyük ilerlemeler
kaydedecektir. Müzikte, resimde ve diğer tüm alanlarda birbirinden
güzel eserler ortaya çıkacak, Allah’a olan imanın insanlara
verdiği geniş ufuk ve derin düşünce, tüm sanat dallarına öncülük
edecektir. Bu dönemde insanlar hep güzellikle karşılaşacak;
ahlakları gibi, yaşadıkları yerler, bahçeleri, evlerinin dekorasyonu,
kıyafetleri, dinledikleri müzik, eğlence şekilleri, resimleri,
sohbetleri de güzelleşecektir.
Estetik olmayan, biçimsiz hiçbir yer, hiçbir bina kalmayacak,
her yer estetik, göze hoş gelecek hale gelecektir. Pratik
ve estetik geniş müstakil evler, havuzlar, bağlar, bahçeler
artacak, mevcut alanlar, bahçeler güzelleşecektir. Sokaklara
göze hoş gelen meyve ağaçları ekilecek, hemen her yerde küçük
hayvanat bahçeleri oluşturulacaktır. Doğal parkların sayısı
çok fazla artacak, insanların yaşadıkları yerlerde yoğun bir
yeşillik hakimiyeti görülecektir. Halkın bizzat kendisinin
de bakıp yetiştirmekten zevk alacağı binlerce bitki ve çiçek
tüm şehir ve kasabaları süsleyecektir. Tüm bu mekanların ışıkılandırılması,
estetiği, boyanması son derece sanatkarane olacak ve herşey
çok estetik hale getirilecek, dünyanın her yerine insan ruhunun
çok hoşlanacağı büyük bir kalite hakim olacaktır.
Tüm mekanlar, yollar, ibadethaneler, eğlence yerleri, dinlenme
alanları, işyerleri, evler, insanların kılık kıyafetleri kısacası
her yer tertemiz olacaktır. Bunun yanı sıra yerleşim merkezlerinde
çevre kirliliğinin önüne geçilecek, hava kirliliğine neden
olan her konuya çözüm getirilecektir.
Aynı zamanda insanlar arasında hayvan sevgisi de teşvik
edilecek, her türlü hayvanın rahatlıkla sevilebileceği ve
incelenebileceği zevkli ve estetik ortamlar oluşturulacaktır.
Aslan, kaplan, panter, çita gibi hayvanlar eğitilecektir.
Çeşitli metodlar ve biyolojik tekniklerle saldırganlıkları
ortadan kaldırılacak ve insanların rahatça bağlantı kurabileceği,
sevgi gösterebileceği hale geleceklerdir. Şehirlerde ve kasabalarda
leylek, pelikan gibi her türlü kuş çeşidi rahatlıkla barınabilecektir.
Akrep, yılan gibi hayvanların zehirlerinin bilimsel metodlarla
yok edilmesi sayesinde ise, bunların da insanlara zarar vermesi
engellenecek, yılan bile estetik hale getirilecektir (En doğrusunu
Allah bilir).
Kuran ahlakının insanlara kazandırdığı sevgi anlayışı sonucunda
hayvan düşmanlığı ortadan kalkacak, hayvanlara zarar verici
tüm davranışlar giderilecektir. Böylece tüm hayvan nesillerinin
yok olma tehlikesi ortadan kalkacak ve tüm hayvan türlerinde
çoğalma sağlanacaktır.
Ahir zamanda yaşanacak olan bu ortama Peygamberimiz (sav)’in
bir hadisinde şöyle dikkat çekilmiştir:
...kişi, koyun ve hayvanlarına
haydi gidin otlayın, diyecek, onlar gidecekler, ekinin ortasından
geçtikleri halde bir başak bile ağızlarına almayacak, yılan
ve akrebler kimseye eza etmeyecekler, yırtıcı hayvanlar kapıların
önünde duracak da kimseye zararları dokunmayacak...42
Habis El Hadrami’nin naklettiğine göre:
... Yılanlar çocuklarla, inekler aslanlarla geçinebilecek.43
Altınçağ'da Tüm İnsanlar Hz. Mehdi'nin Yönetiminden Razı
Olacaklardır
Peygamberimiz (sav) hadislerinde Hz. Mehdi’nin önderliğinde
yaşanacak olan Altınçağ’ın ne kadar hayırlı bir dönem olduğunu
hatırlatmış ve bu devirde “denizdeki balıklardan havadaki
kuşlara kadar yerdeki ve gökteki tüm canlıların ve tüm insanların
Hz. Mehdi’den razı olduklarını” bildirmiştir:
Mehdi ile müjdelenin... Ondan
yer ve gök ehli razıdır...44
... O zaman, yer ve gök ehli, bütün
yabani hayvanlar, kuşlar, hatta denizdeki balıklar bile onun
hilafetiyle sevineceklerdir...45
Ebu Said Hudri Resulluh’dan rivayet
ediyor:
Mehdi’nin izleyicileri ona sığınırlar, bal arılarının kraliçe
arıya sığındıkları gibi (onun yanında güven ve huzur bulurlar),
o yeryüzünü adalet ve dürüstlükle dolduracaktır.46
Allah, Kuran ahlakına uyan Müslümanlara, cennet hayatlarında
sunulacak olan güzellikleri Kuran ayetlerinde ayrıntılı olarak
bildirmiştir. Altından ırmaklar akan güzel mekanlar, pınarlar,
durmaksızın akan kaynaklar, konaklar, köşkler, kıyafetler,
yiyecekler, içecekler, mücevherler, güzel ahlaklarına karşılık
sonsuz hayatta onlara verilecektir. Cennet Müslümanların her
zaman kavuşmayı istedikleri sonsuz yaşamdır:
Siz ve eşleriniz cennete girin; ‘sevinç içinde ağırlanacaksınız.
Onların etrafında altın tepsiler ve testilerle dolaşılır;
orada nefislerin arzu ettiği ve gözlerin lezzet (zevk) aldığı
herşey var. Ve siz orada süresiz kalacaksınız. İşte, yaptıklarınız
dolayısıyla mirasçı kılındığınız cennet budur. Orda sizin
için birçok meyveler vardır; onlardan yiyeceksiniz. (Zuhruf
Suresi, 70-73)
İşte Altınçağ da tüm Müslümanlara böyle güzel bir hayatın
dünyada hazırlanıp sunulmasıdır. Bu dönem Peygamber Efendimiz
(sav)’in müjdelediği gibi cennetin dünyadaki bir müjdesi,
Allah’ın müminlere bir lütfudur. Bolluğuyla, bereketiyle,
insanlara sağlayacağı her türlü konforuyla ve huzur dolu ortamıyla
her Müslümanın ulaşmak isteyeceği bu dönem, iman eden insanlar
için dünya hayatında çok üstün bir mükafattır. Bu güzel dönemle
müjdelenmek de kuşkusuz tüm Müslümanlar için çok büyük bir
şereftir.
1 El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il
Muntazar, sf. 48) (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il
Ahir Zaman, s. 17
2 Ahir zaman Mehdisinin alametleri, Celalettin Suyuti, s.
23
3 El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s.
22
4 Ahir zaman Mehdisinin alametleri, Celalettin Suyuti, s.
14
5 Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 12
6 (Ebu Davud. Tirmizi.) (Büyük Fitne Mesih Deccal, Saim Güngör,
Pamuk Yayınları, s. 80) Ebu Davud ve Tırmizi / Büyük Hadis
Külliyatı, Rudani 5.Cilt, s. 365
7 El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s.
20
8 İmam Şa’rani, Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri,
s. 394-395, no. 733
9 Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 12
10 Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s.
26
11 Süneni-i Ebu Davut, 5/93
12 Kıyamet Alametleri, s. 163
13 El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s.
47
14 El Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s.
54
15 Sünen-i İbni Mace, 10-347/ Ramuz el Ahadis, s. 508
16 Sahih-i Müslim, 1/136
17 Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s.
11
18 Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s.
58
19 El Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s.
47
20 İmam Suyuti, Kıyamet Alametleri, Ölüm ve Diriliş, s. 179,
1699
21 Ahir zaman Mehdisinin alametleri, Celalettin Suyuti, s.
20
22 Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s.
17
23 Ali Bulaç, Çağdas¸ Kavramlar ve Düzenler, İz yayıncılık,
16. Baskı, İstanbul, 1998, s. 241
24 Ali Bulaç, Çağdas¸ Kavramlar ve Düzenler, İz yayıncılık,
16. Baskı, İstanbul, 1998, s. 241
25 El Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s.
23
26 Sünen-i İbni Mace, 10-347/ Ramuz el Ahadis, s. 508
27 El Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s.
21
28 Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s.
16
29 Sünen-i Ibn-i Mace, 10/340
30 Kıyamet Alametleri, sf. 164/ El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil
Mehdiyy-il Muntazar, s. 24)
31 Sünen-i İbni Mace, 10-347/ Ramuz el Ahadis, s. 508
32 El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s.
26
33 El Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s.
21
34 En-Necmu’s-sakıb if Beyanı Enne’l Mehdi min Evladı Ali
b. Ebi Talib, Tercüme eden: Ömer Dönmez s. 43
35 El Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s.
31
36 Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s.
9
37 Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s.
15
38 El Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s.
33
39 El Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s.
43
40 İmam Şa’rani, Ölüm Kıyamet Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri,
s. 464
41 El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s.
43
42 Kıyamet Alametleri, Pamuk Yayınları, s. 245
43 El Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s.
64
44 Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s.
13
45 El Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s.
31
46 El Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s.
30
|