| DARWINİZM'İN
BİLİM DIŞI FORMÜLÜ
HARUN YAHYA
BOL ÇAMURLU SU + UZUN ZAMAN + BOL TESADÜF= MEDENİYET |
Evrim teorisi söz konusu olduğunda pek
çok kişi, bunun, bilimsel bir mesele olduğunu ve bilim
adamları kadar bilgi sahibi olmayanların Darwinizm'i
anlamalarının imkansız, üzerinde tartışmalarının da
yersiz olduğunu zanneder. Nitekim Darwinistler de bu
yanlış düşünceyi teşvik etmek için, Latince kelimeler
ve halkın geneli tarafından bilinmeyen bilimsel terimler
kullanır, karmaşık anlatımlar yapar, sık sık demagojiye
başvurur ve içi boş sloganlar kullanarak bilimsel bir
konudan bahsediyorlarmış izlenimi uyandırırlar.
Oysa Darwinizm'in temel iddiası tamamen
bilim dışıdır ve bu iddiadaki mantık sefaleti, ilkokul
çağındaki çocukların dahi anlayabileceği kadar açıktır.
Sözde ilkel dünya ortamında, çamurlu bir su birikintisinin
içinde, nasıl olduğu asla açıklanamayan bir şekilde
ilk hücre meydana gelmiş, daha sonra tesadüfler bu hücreden
hayvanları, bitkileri, insanları ve medeniyetleri meydana
getirmiştir. Yani tüm insanlık ve medeniyet, bütün bitki
ve hayvan alemi, sözde, bol miktarda çamur, uzun zaman
ve bol bol tesadüfün eseridir.

"Tesadüfler, bir bataklığın içinden medeniyetleri meydana getirdi", gibi bir hikayeye inanabilmek için ya akıl zayıflığı içinde olmak ya da kavrama ve düşünme yeteneğinden tamamen yoksun olmak gerekir. |
Açıkça bir mantık çöküntüsü içinde olan
Darwinistlere göre, her biri şuursuz olan bu maddeler,
akıl ve vicdan sahibi, düşünen, seven, merhamet eden,
muhakeme yeteneğine sahip, tablolar ve heykeller yapan,
senfoniler besteleyen, romanlar yazan, gökdelenler inşa
eden, atom reaktörleri kuran, hastalıkların sebebini
bulan ve şifaya vesile olacak ilaçlar üreten, siyaseti
yönlendiren insanları meydana getirmiştir. Yeterince
zaman geçince, çamurlu suyun içinden tesadüfler sonucunda,
aslanlar, kaplanlar, tavşanlar, geyikler, filler, kediler,
köpekler, kelebekler, sinekler, timsahlar, balıklar,
kuşlar çıkmıştır.
Yine aynı çamurdan, birbirinden farklı
koku ve lezzetleriyle çeşit çeşit meyveler ve sebzeler,
portakallar, çilekler, muzlar, elmalar, üzümler, domatesler,
biberler; eşsiz görünümleriyle çiçekler ve diğer bitkiler
çıkmıştır.
Kısaca, Charles Darwin'den bugüne sayısız
evrimci makalede, kitapta, filmde, gazete haberlerinde,
dergi yazılarında, televizyon programlarında anlatılan
masal, bataklığın içinden tesadüfen ortaya çıkan canlılığın
senaryosundan ibarettir. Yani, siz bir Darwiniste "Bu
medeniyet nasıl oluştu?", "Bu kadar farklı
canlı türü nasıl meydana geldi?", "İnsan nasıl
var oldu?" gibi sorular yönelttiğinizde, size vereceği
cevabın özü şudur: Tesadüfler, bir bataklığın içinden
tüm bu sayılanları, zaman içinde meydana getirdi.
DARWINİZM'İN FORMÜLÜ
BOL ÇAMURLU SU + UZUN ZAMAN + BOL TESADÜF= MEDENİYET |
|
Kuşkusuz böyle bir hikayeye inanabilmek
için ya akıl zayıflığı içinde olmak ya da kavrama ve
düşünme yeteneğinden tamamen yoksun olmak gerekir. Ama
asıl şaşırtıcı olan, böylesine akıl ve mantık dışı bir
teorinin yıllar boyunca destek görmesi, bilimsellik
kılıfı altına gizlenerek sürekli telkin edilmesidir.
Darwinizm'in Yalanları Deşifre Olmuştur

Evrimciler değişik canlılara ait kemikleri arka arkaya dizmişler ve atın hayali evrimi şemasını oluşturmuşlardır. |
19. yüzyılın ilkel koşulları altında ortaya atılan
evrim teorisinin, gelişen bilim ve teknolojinin bulgularıyla
geçersizliği ispatlanmış, Darwin'in iddialarının hiçbir
gerçekliği olmadığı görülmüştür. Evrim sürecinin mekanizmaları
olarak öne sürülen doğal seleksiyon ve mutasyonların,
Darwinistlerin ön gördüğü gibi bir etkisi olmadığı,
yani yeni canlı türleri meydana getirmelerinin imkansız
olduğu anlaşılmıştır.
Darwinizm'e asıl darbeyi vuran ise fosil bulguları
olmuştur. Darwin'in iddiasına göre, bütün farklı canlı
türleri sözde tek bir ilkel atadan meydana gelmişti.
Bu iddianın ispatlanabilmesi içinse, canlı tarihinin
önemli bir belgesi olan fosil kayıtlarında, bu sözde
ilkel atayı ve bu hayali atadan türlerin nasıl geliştiğini
gösteren izler olmalıydı. Örneğin, eğer tüm memeliler
evrimcilerin iddia ettiği gibi sürüngenlerden türemişlerse,
mutlaka yarı sürüngen yarı memeli bir canlıya ait fosilin
bulunması gerekiyordu. Yapılan araştırmalarda, pek çok
canlı türüne ait, milyonlarca fosil elde edildi. Ancak
canlı türleri arasında geçiş olduğunu gösteren bir tane
dahi fosil bulunamadı. Bulunan tüm fosiller, canlıların
sahip oldukları tüm özelliklerle eksiksiz olarak bir
anda ortaya çıktıklarını, yani yaratıldıklarını göstermekteydi.
Bu gerçek karşısında evrimciler, çeşitli yalanlara
başvurdular. Paleontolojinin yüz karası olarak kabul
edilen fosil sahtekarlıkları yaptılar. Soyu tükenmiş
bazı canlılara ait fosiller üzerinde oynamalar yaparak,
çeşitli senaryolar öne sürerek insanları aldatmaya çalıştılar.
Bu senaryoların en ünlülerinden biri "atın evrimi"
hikayesidir. Bu senaryo, Hindistan, Güney Amerika, Kuzey
Amerika ve Avrupa'da değişik zamanlarda yaşamış, farklı
türlerdeki canlılara ait fosillerin evrimcilerin hayal
güçleri doğrultusunda küçükten büyüğe doğru dizilmesiyle
oluşturulan şemalarla ortaya atılmıştır. Değişik araştırmacıların
öne sürdükleri 20'den fazla değişik atın evrimi şeması
vardır. Hepsi de birbirinden farklı olan bu soy ağaçları
hakkında evrimciler arasında da görüş birliği yoktur.
Bu sıralamalardaki tek ortak nokta, 55 milyon yıl önceki
Eosen döneminde (54 – 37 milyon yıl) yaşamış Eohippus
(Hyracotherium) adlı köpek benzeri bir canlının sözde
atın ilk atası olduğuna inanılmasıdır. Oysa atın milyonlarca
yıl önce yok olmuş atası olarak sunulan Eohippus, halen
Afrika'da yaşayan ve atla hiçbir ilgisi ve benzerliği
olmayan Hyrax isimli hayvanın hemen hemen aynısıdır.
Üstelik, Eohippus ile aynı katmanda, günümüzde yaşayan
at cinslerinin de (Equus nevadensis ve Equus occidentalis)
fosillerinin bulunduğu tespit edilmiştir. (Francis Hitching,
The Neck of the Giraffe: Where Darwin Went Wrong, New
York: Ticknor and Fields, 1982, s.30-31) Bu, günümüzdeki
at ile onun sözde atasının aynı zamanda yaşadığını göstermektedir
ki, atın evrimi denen sürecin hiçbir zaman yaşanmadığının
kanıtıdır.
Evrimciler tarafından ortaya atılan "at serisinin"
uğradığı akıbet, kuşların, balıkların, sürüngenlerin
ve memelilerin, kısaca tüm canlı türlerinin, hayali
ortak ataları ve sözde evrimsel soy ağaçları için de
geçerlidir. Bugüne kadar, herhangi bir canlı türünün
atası olarak gösterilen fosillerin tamamının, ya soyu
tükenmiş bir canlıya ait olduğu anlaşılmış ya da evrimcilerin
fosil üzerinde oynama yaptıkları ortaya çıkmıştır.
Şeytanın Oyunu Bozulmuştur
Darwinizm, dünya tarihinin en kapsamlı ve en hayret
verici aldatmacası olarak tarihe geçmiştir. Milyarlarca
insanın adeta hipnoza girmiş gibi bu aldatmacaya kapılmış
olması, tüm mantık dışı iddialarına rağmen Darwinizm'den
etkilenmesi ise aslında mucizevi bir durumdur. Bugüne
kadar evrim teorisine dünya genelinde verilen destek
ve bu masalın böylesine kabul görmesi, şeytanın insanlığa
bir oyunudur. Şeytan, büyük bir kitleyi Darwinizm'i
öne sürerek yönlendirmektedir.
Çok yakın tarihe kadar, kimse şeytanın bu oyununu bozmaya,
insanlara gerçeği göstermeye cesaret edememiştir. Ancak
içinde bulunduğumuz yüzyılda şeytanın bu oyunu, artık
tamamen bozulmuştur. Bu aldatmacanın cevabı çok detaylı
olarak anlatılmış, toplumlar bu konuda tam anlamıyla
bilinçlenmiştir. Allah'ın izniyle, Darwinizm'in çöküşü,
durdurulması mümkün olmayan bir noktaya gelmiştir. Nitekim,
Darwinist dünya imparatorluğunda yaşanan paniğin asıl
sebebi de budur. |