|
BİLİM İNSANLARI ALLAH'A ULAŞTIRIR
-2-
HARUN YAHYA
Roger Bacon
1220 yılında Oxford'da doğan Roger Bacon, bilim alanında
yaptığı araştırmalar, yazdığı kitaplar ve çalışmalarından
dolayı "Muhteşem Doktor" olarak anılmış bir İngiliz
din ve bilim adamıdır.

Roger Bacon |
Bacon, gece gökyüzünde ışık olmamasının nedenini araştıran
ve bu konu üzerinde incelemeler yapan ilk kişidir. Araştırmaları
daha sonra Olber paradoksu olarak anılmıştır ve henüz
20. yüzyılda keşfedilen evrenin genişlemesi konusunun
bir açıklamasıdır. Ayrıca Bacon, merceklerin büyütme
özelliklerini ve kullanım yerlerini de açıklamış, yıldızlardan
gelen ışığın Dünya'ya aynı anda ulaşmadığını ilk defa
olarak fark etmiştir. Kristof Kolomb'un doğumundan 200
yıl önce Dünya'nın düz değil yuvarlak olduğunu keşfetmiştir.
Matematiği; optik ve geometriyi de içine alan tüm bilimlerin
temeli olarak görmüş ve bu bilim üzerine yoğunlaşmıştır.
Bacon, bilimi insanları inanca yaklaştıracak çok önemli
bir araç olarak görmekte ve "gelecekte, şimdi ve geçmişte
göreceğimiz bilim, inananlar için yararlıdır" demektedir.
İnsanların, Allah'ın yarattığı varlıkları gördükçe evrendeki
mükemmelliğin farkına varacaklarını düşünerek, bilimin
insanların dini kabul etmelerini sağlamada büyük bir
avantaja sahip olduğunu belirtmiştir.
Johannes Kepler
Modern astronominin kurucusu olan Kepler 1571 yılında
Almanya'da doğmuştur. Yaşamı boyunca çeşitli dallarda
eğitim gördükten sonra astrolojinin, doğruluğu henüz
kesinleşmemiş olan diğer bilimlerden çok daha önemli
bir bilim olduğuna karar vermiştir. Daha sonraki tüm
çabaları, astrolojinin değerini ve önemini yüceltmek
amaçlı olmuştur.

Kepler |
Astronomi biliminin gerçek anlamda kurucusu olan Kepler,
gezegenlerin hareketlerini, güneş sisteminin uzaklığını
hesaplamış ve yıldız hareketlerinin haritasını çıkarmıştır.
Dolayısıyla ilk astronomik takvimi yayınlamıştır. Eseri
Mysterium cosmographicum, Ptolema ve Kopernik'in iddialarının
karşılaştırmasını yapan son derece önemli bir eserdir.
Kepler de, bilimin insanları Allah'a yaklaştıracak
bir vesile olduğunu düşünmüştür. Astronomi ile ilgili
araştırmaları sonucunda Allah'ın varlığının farkına
varmış ve bu gerçeği şu şekilde dile getirmiştir: "Uzun
zamandır rahatsızdım. Ama şimdi, astronomi konusundaki
araştırmalarım yoluyla Allah'ın varlığının farkına vardım."
(Dan Graves, Scientists of Faith, Kregel Publications,
1996, s.. 49)
Kepler, neden bilim ile uğraştığı kendisine sorulduğunda
ise "Yaratıcının eserlerindeki lezzeti tatmak için"
diyerek cevap vermiştir. İnsanları, "Yaratıcıyı anlamak
için sahip oldukları bütün duyularını kullanmaya" çağırmış
ve bilimsel eserlerinde bu önemli noktayı sürekli dile
getirmiştir.
Robert Boyle
Robert Boyle, 1627 yılında İngiltere'de doğmuş modern
bilimin kurucusu sayılan ünlü bir bilim adamıdır. Kimya
alanında son derece büyük ve önemli keşifleri bulunmaktadır.
Boyle gazlarla 43 tane deney yapmış ve bunu yaparken
günümüzdeki bilim adamlarının kullandıkları yöntemleri
kullanmıştır. Boyle, gazların havadaki basıncı ile havanın
hacmi arasında bir ilişki olduğunu ortaya çıkarmış ve
böylece bugün Boyle kanunu olarak bilinen prensipler
meydana gelmiştir. Boyle, bilimin insanlar arasında
anlaşılır olabilmesi için de çalışmış ve bunun için
42 kitap ve pek çok makale yazmıştır.
Keşifleri turnusol kağıdını ve basit yapıda bir buzdolabını
içermektedir. Suyun donunca genleştiğini göstermiş,
elementin ilk modern tanımını yapmış, "hava, basınçlı
olduğuna göre atomun parçaları arasında boşluk olmalıdır"
diyerek atom teorisine büyük bir katkıda bulunmuştur.
Boyle'a göre bilim, Allah'ın aklını göstererek Allah'ı
övmenin yoludur. Eğer keşfedilen şeyler bu gerçeği gösteriyorsa,
yeryüzünü büyük bir cesaret ve sabırla incelemek ve
böylece Allah'ın varlığına ulaşmak gereklidir. Boyle,
bilimin akıl olmadan ilerleme kaydedemeyeceğini ve Allah'ın
aklının bilim yoluyla sürekli olarak gösterilmekte olduğunu
belirtmiş inançlı bir bilim adamıdır.
Blaise Pascal
Pascal |
1623 yılında doğmuş olan Pascal, dünyaca ünlü felsefeci
ve matematikçilerdendir. Hidrostatik biliminin öncüsü
ve hidrodinamiğin de kurucusu olarak kabul edilir. Matematik
alanında, farklı hesaplamalar yapmış, olasılık hesapları
konusuna modern bir anlayış getirmiştir.
Pascal, 1646 ve 1647 yılları arasında atmosferik ve
sıvı mekanikleri ile ilgili pek çok çalışma yapmıştır.
Atmosferin bir ağırlığı olduğuna göre, yükseliğe göre
bir basınç uygulamasının da olması gerektiği sonucunu
çıkarmış, hidrostatik üzerine yaptığı çalışmalarda sıvı
ve gazların basınç prensiplerini belirlemiştir. Son
olarak da şırıngayı ve hidrolik kaldıracı icad etmiş,
barometrenin gelişmesini sağlamıştır.
Pascal, tüm çalışmalarında dine yönelmiş ve dinin güzelliklerini
insanlara hatırlatımıştır. Ona göre, bir insan eğer
Allah'ın varlığına ve dine inanırsa erdem, üstünlük
ve mutluluk onun olacaktır. Eğer insan O'ndan uzaklaşırsa,
ahlaksızlık, sefalet, mutsuzluk, karanlık ve umutsuzluk
onunla birlikte olacaktır. Pascal, insanların inançlı
oldukları sürece dünyada mutluluk elde edeceklerini
ve ahirette de cenneti kazancaklarını, çevresindeki
inançsız insanların ise, ellerindeki her şeylerini kaybetmiş
olarak cehennemle karşılaşacaklarını belirtmiştir.
Antonie von Leeuwenhoek
Leeuwenhoek, bakteriyi ilk keşfeden ve kendi oluşturduğu
mikroskobu ile mikroskobik canlıları ilk olarak inceleyen
bilim adamıdır. Gözlükleri büyüteç gibi kullanarak kumaşları
incelemeye başlamış, bu mikro canlıların varlıklarının
farkına varınca da başka büyüteçler üretmiş ve nihayet
bir mikroskop icat edip canlıları yakından görebilme
imkanına sahip olmuştur. Yaşamı boyunca ürettiği mikroskop
merceklerinin sayısı 550'dir. Her biri ile yeni bir
inceleme yapmıştır.
Leeuwenhoek aynı zamanda kan hücreleri üzerinde de
araştırmalar yapmıştır. Kılcal damarları inceleyerek
kan hücrelerinin geçişini gözlemlemiştir. Leeuwenhoek'den
önce hiç kimse kasların liflerden oluştuğunun farkında
değildir. Mikroskobunun altında liflerin her birini
gözlemlemiş ve incelemelerde bulunmuştur.
Hayvanlar ve bitkilerde beslenme sistemi, üreme ve
bitkilerde besin transferi gibi konularda da pek çok
çalışması olmuştur. Bitkilerin birbirinden farklı bölümleri
araştırmasının en önemli parçalarındandır. Bitkinin
kökü, gövdesi ve yapraklarının üç boyutlu çizimlerini
yapmış ve yapılarının detaylarını ilk ortaya çıkaran
kişi olmuştur.
Leeuwenhoek'in yaşamı boyunca amacı, bir Yaratıcı olmaksızın,
kendi kendine varoluş fikrini bilimsel yollarla çürütebilmek
olmuştur. Küçük büyük varlıkların tümünün Allah tarafından
yaratıldığına iman etmiş ve tüm çalışmalarında bu önemli
gerçeği göstermeye çalışmıştır.
Isaac Newton
Tüm zamanların en büyük bilim adamı olarak kabul edilen
Isaac Newton hem matematikçi hem de büyük bir fizikçi
olarak bilim tarihine geçmiştir. Kuşkusuz en büyük keşfi
yerçekimi kanunudur. Bunun dışında fizikte hareketin
üç kanunu ve matematik alanında gelişmiş hesaplama yöntemleri
ile birçok bilim dalında öncü kabul edilmektedir.

Newton |
Newton, kuvvet ve ivme arasındaki mükemmel ilişkiyi
kütle kavramı ile bağdaştırmış, etki ve tepki prensibini
bulmuş, bileşke kuvvetlerinin sıfır olması durumunda
hareketli cisimlerin hızının hiç değişmeyeceği tezini
ortaya atmıştır. Bu hesaplamalar yüzyılımızda da kullanılmaktadır.
Newton ayrıca parçacık teorisini geliştirmiş ve bir
astronom olarak ilk yansıtıcı teleskobu yapmıştır.
Newton, bilimi araştırdıkça Allah'ın mutlak varlığının
farkına varan inançlı bilim adamlarından biridir. Ateizme
karşı çıkmış, bunun için pek çok makalesinde yazılar
yayınlamış ve eserlerinde Yaratılış gerçeğini savunmuştur.
Newton'un, dünyanın seyrini değiştiren buluşlarının
temelinde Allah'a yakınlaşma isteği vardır. Principia
Mathematica adlı eserinde bu gerçeği şu sözlerle dile
getirmiştir. "Bizler Allah'a muhtaç kullar aciz olarak,
kendi aklımıza göre Allah'ın aklını büyüklüğünü ve yüceliğini
görmeli ve O'na teslim olmalıyız."
Adam Sedgwick
Adam Sedgwick, 1785 yılında Yorkshire, İngiltere'de
doğmuştur. Küçük yaşlardan itibaren fosillerle ilgilenmiş
ve kireçtaşı yataklarından bulduğu fosilleri saklamaya
başlamıştır. Cambridge Üniversitesi'nde aldığı eğitim
ise, küçük yaşlarda jeolojiye olan ilgisini pekiştirmiş,
bu konuda uzmanlaşmasını sağlamıştır.
Sedgwick, çeşitli fosil yataklarında araştırmalar yapmış
ve topladığı örnekler üzerinde çalışmıştır. Zamanla
volkanik bölgelerde eski lav yatakların altında kalmış
kalıntıları incelemiş ve çıkan fosiller üzerinde bir
sınıflandırma yaparak eski jeolojik dönemleri Kambriyen
ve Devonyan olarak isimlendirmiştir. Çalışmalarını yazıya
çevirme konusuna az önem vermiş, üzerinde yoğunlaştığı
konular hakkında tam bir kitap çıkarmamıştır. Ancak
çalışma alanı ile ilgili olarak pek çok makalesi vardır.
Sedgwick, Charles Darwin'in yakın bir arkadaşı olmasına
rağmen onun fikirlerine karşı çıkmıştır. Hatta Darwin'i,
materyalist görüşü savunan evrim teorisini ortaya atarak
insan ırkını alt bir seviyeye getirmekle suçlamıştır.
Adam Sedgwick, aynı zamanda bir rahiptir. Doğada varolan
her şeyin insan zihnini, Kutsal kitaptaki gerçeklere
hazırlamakta olduğunu savunmuştur. Bu konuda Newton'la
aynı fikri paylaşmakta ve şunları söylemektedir: "Doğa,
her şeyde Allah'ın varolduğunu bizlere öğretmektedir."
Michael Faraday
1791 yılında doğan Michael Faraday, özellikle elektrik
ve manyetizmanın gelişmesinde rol almış dünyaca ünlü
bir fizikçidir. Ünlü bilim adamı Humpry Davy'den çok
etkilenmiş, onun laboratuvarında çalışmaya başlamış,
ilk önemli başarılarını burada elde etmiştir.
Michael Faraday, gerek Davy gerekse daha sonraki müstakil
çalışmalarında elektrik alanında daha önce benzeri olmayan
ilklere imza atmıştır. Transformatörü icad etmiş ve
dünyanın ilk basit dinamosunu yapmıştır. Diğer çalışmalarında
ise sıvı bir solüsyon ile elektrik akımı vererek molekülleri
elementlerine ayırmayı başarmış ve benzeni keşfetmiştir.
Bu çalışma daha sonra James Joule ve James Clerke Maxwell
tarafından keşfedilecek olan termodinamik ve elektromanyetizm
konularına da öncülük etmiştir.
Faraday'ın bilimsel alandaki başarıları temelinde Allah'a
olan inancından kaynaklanmaktadır. Faraday, doğadaki
her şeyin bir Yaratıcının varlığını kanıtladığına inanmaktadır.
Ona göre, "Dünyayı tek bir Yaratıcı yarattığına göre,
bütün tabiat bir bütünün parçaları olmalıdır". Bu büyük
Yaratıcı evrendeki her noktada Kendisini göstermektedir
ve bilim bu gerçeği ortaya çıkarmakla görevlidir.
James Prescott Joule
James Prescott Joule, ısı ve enerjinin tek ve aynı
şey olduğunu ve her ikisinin de birbirine dönüşebileceğini
gösteren Termodinamik Kanunu'nu bulmuştur.
1818 yılında doğan Joule'un küçük yaşlardaki eğitmeni,
modern atom teorisinin kurucusu olan John Dalton'dur.
Henüz genç yaşlarında Joule kendi elektromanyetik motorunu
icad etmiş ve 19 yaşında ısı ile deneyler yapmaya ve
keşiflerini kayda geçmeye başlamıştır. İlerleyen yıllarda
bu yöndeki keşiflerini artıran Joule, bir telde ilerleyen
elektrik akımının ürettiği ısıyı hesaplamış ve ilk kez
gaz molekülünün hızını bulmuştur. Joule'un en büyük
keşfi mekanik ısı denklemidir. Bu önemli keşif en temel
evrensel bilim kanunu olan "enerjinin korunumu" kanununu
da rehberlik etmiştir. James Prescott Joule, bu keşifleri
ile, kendi adıyla anılan Joule kanununun mimarıdır.
1864 yılında Darwin'e karşı bir manifesto imzalayan
717 bilim adamının en önemlilerinden biri olan Joule,
evrende insanın karşısına çıkan keşiflerin kendisine
Allah'ı tanıttığına inanan bilim adamlarından biridir.
Joule bu konu ile ilgili olarak şunları söylemiştir:
"Allah'ın isteklerini öğrendikten ve itaat ettikten
sonra yapacağımız diğer şey, yaptığı işlerin kanıtından
yola çıkarak O'nun aklı, gücü ve iyiliği hakkında birşeyler
bilmektir. Tabiat kanunlarını bilmek, Allah'ı bilmektir."
Gregor Mendel
Asıl adı Johann olan Gregor Mendel, 1822 yılında doğdu.
İlk olarak kendisine bitki aşılama ve çiftçilik gibi
konuları öğreten usta bir bahçıvan olan babasından etkilenen
Mendel, daha sonra bu konuda bilgilerini genişletmiş
ve bu alanda çeşitli çalışmalar yapmıştır.
Çeşitli yerlerde öğrentmenlik yaptıktan sonra Mendel
ünlü deneylerini gerçekleştirmiştir. Mendel, iki yıl
boyunca bezelye çeşitleri yetiştirmiş, sekiz yıl boyunca
bu bezelye çeşitlerini birbirleriyle ve kendi türleriyle
döllemiştir. Ortaya çıkan sonuçlara göre Mendel, sonraki
nesillerde bezelyelerde beliren özelliklerin her birinin
hem yumurtadan hem de gametten geldiğini keşfetmiştir.
Bezelyeler üzerine yaptığı bu ünlü deneyi sonucunda
kalıtım kanunlarını ortaya koyan Mendel, yaşadığı dönemde
ortaya çıkmış olan Darwin'in evrim teorisine de büyük
bir darbe vurmuştur. Mendel'in genetik prensiplerine
göre bir canlıda sadece anne ve babadan gelen genlerin
özellikleri bulunabilir. Bu genlerin tamamen farklı
özellikler edinip o canlıyı tamamen başka bir türe dönüştürmesi
ise imkansızdır.
 |
Gregory Mendel bezelyeler
üzerinde yaptığı çalışmalar sonucunda kalıtım
kanunlarını keşfetti. Aynı zamanda bir din
adamı olan Mendel'in bu keşfi Darwin'in
evrim teorisinin önemli bir çıkmaza girmesine
neden oldu.
|
 |
|
Kendisi bir rahip olan Mendel, hiçbir şeyin tesadüfen
varolamayacağını savunan ve bilinçli yaratılış gerçeğini
insanlara göstermeye çalışan 19. yüzyıl bilim adamlarındandır.
Louis Pasteur
1822 yılında doğan Pasteur, tıp tarihinde büyük önemi
olan bir bilim adamıdır. Pasteur ayrıca fizik ve kimya
alanlarında da gerek çalışmaları gerekse deneyleri ile
önemli bir isimdir. Fermentasyonun organik temeli ve
kontrolü ile ilgili ilk açıklamalar Pasteur'dan gelmiştir.
Araştırmaları kendisini bakteriyoloji konusunun içine
daha fazla dahil etmiş ve bu mikroskobik dünya hakkında
yüzyılımıza kadar gelen bilgilerin temelini atmıştır.
Hastalıkların ortaya çıkışı ile ilgili buluşları, bakterileri
detaylı incelemesi ile mümkün olmuştur. Hastalık yapan
pek çok organizmayı ayırmış ve onlarla savaşmak için
aşılar üretmiştir. Pastörize etme ve sterilize etme
işlemlerinin yöntemlerini ortaya koymuştur.
Hayatın cansız maddelerden gelemeyeceğini, ancak hayattan
gelebilleceğini ispatlayan Pasteur, yaşadığı dönemde
özellikle Darwin'in teorisine karşı çıkması ile tanınmış
ve bundan dolayı tepki alarak pek çok sözlü saldırının
hedefi olmuştur. Evrenin ancak Allah tarafından yaratılmış
olabileceğini hararetle savunmuş, bilim ve din arasında
büyük bir uyum olduğunu açıklamış ve göstermiştir. "Doğayı
ne kadar çok incelersem, Yaratıcı'nın eserleri karşısında
inancım o kadar çok artıyor" diye belirten Pasteur,
"Bilim insanı Allah'a götürür" inancı ile hareket etmiştir.
James Clerk Maxwell
|

Maxwell
|
Modern fiziğin öncülerinden kabul edilen James Clerk
Maxwell, 1831 yılında İskoçya'da doğmuştur. Henüz küçük
yaşlarda ışık ve elektrik alanına ilgi duymuş ve yetişkinliğe
eriştiğinde de bunların bir bütünlük içinde olduklarını
iddia etmiş, ışık, elektrik ve manyetizmayı tek bir
denklem içinde göstermeyi başarmıştır.
King's College'de okurken, elektrik jenaratörü ve transformatörü
prensiplerinin kaşifi olan Michael Faraday ile tanışmış
ve onunla yakın arkadaş olmuştur. Bundan sonra yaptığı
çalışmalarda Faraday'ın araştırmalarını matematik temellerine
göre belirlemiştir. Işık üzerine deneyler yapabilmek
için prizmalardan ve reflektörlerden oluşan uzun bir
kutu inşa etmiştir.
Maxwell, bilim tarihinde rahatlıkla Newton veya Einstein
ile aynı düzeyde düşünülebilir. Einstein, rölativite
teorisini formüle ederken Maxwell'in eşitlikleri ve
hesaplamalarından yararlanacaktır. Aynı zamanda Maxwell'in
gazlar üzerine yaptığı çalışmaları da kuantum teorisi
için bir yol açacaktır.
Tıpkı Newton ve Einstein gibi inançlı bir insan olan
Maxwell, eşine yazdığı bir mektupta şu şekilde Allah'a
dua etmiştir: "Yeryüzündeki herşeyi kullanımımız altına
alabilmek için bizlere Senin eserlerinin üzerinde çalışmayı
öğret ve Sana hizmet etmek için aklımızı güçlendir."
Albert Einstein
|

Albert Einstein
|
Geçtiğimiz yüzyılın ve aynı zamanda bilim tarihinin
en önemli bilim adamı olarak kabul edilen Albert Einstein
evrenin tesadüflerle oluşamayacak kadar harika bir düzeninin
olduğu ve bu mükemmelliğin ancak bir Yaratıcı tarafından
yaratılmış olabileceği sonucuna varmış büyük bir fizikçidir.
Einstein, rölativite teorisi ile ışık hızının, kütlesi
olan her maddede sınırlayıcı bir hızının olduğunu ve
kütle ve enerjinin eşit olduğunu ortaya atmıştır. 1916
yılında, yerçekiminin, zaman-mekan eğrisinin belirleyicisi
olduğu yönündeki rölativite teorisinin matematik formülünü
tamamlamıştır. Daha sonra da yerçekimi, elektromanyetizm
ve atomaltı parçacıkları ile ilgili çeşitli kanunlar
belirlemiştir. Rölativite teorisinin yanı sıra Einstein'in
kuantum teorisine de büyük katkıları bulunmaktadır.
Yazılarında Allah'a olan inancından sıkça söz eden
Einstein, "Dinsiz bir toplum topaldır" sözleriyle dinle
bilimin ayrılmaz bir bütün olduklarını göstermektedir.
Einstein, "tabiatı araştıran herkesin içinde bir çeşit
dini saygı" olduğunu belirtmiş ve şunları söylemiştir:
"Bilimle ciddi şekilde uğraşan herkes tabiat kanunlarında
bir ruhun, insanlardan daha üstün bir ruhun olduğuna
ikna olur. Bu yüzden bilimle uğraşmak, insanı dine götürür."
Georges Lamaitre
Lamaitre, adını ilk olarak ortaya attığı Yaratılış
teorisi ile duyurmuştur. Aynı zamanda Big Bang teorisinin
kurucularındandır. Lamaitre evrenin, materyalizmin öne
sürdüğü gibi sonsuz olmadığını, bir başlangıcı ve sonu
olduğunu, bunun da pek çok insanın iman etmesi için
önemli bir faktör olacağını düşünmüştür.
Termodinamik ve Einstein'in statik evren problemleri
onu kendi teorisini üretmeye iten faktörlerdendir. Ona
göre, eğer evren entropi içinde gelişiyorsa, termodinamiğin
ikinci kanununa göre, sonlu olmalıdır. Tüm bunlardan
yola çıkarak evrenin statik bir durumdan başlayarak
gitgide gelişmekte olduğu sonucuna varmıştır. Teorisinin
test edilebilir olduğunu, bunun için kozmik ışınların
incelenmesi gerektiğini iddia etmiştir. Nitekim geçtiğimiz
yüzyılda Big Bang'in varlığını kanıtlayan kozmik ışınların
varlığına rastlanmıştır.
Kendisi her konuda çok iyi eğitim almış bir din adamı
olan Lamaitre, dinin ve bilimin insanları aynı gerçeklere
ulaştıracağına inanmıştır. Yaptığı çalışmalar ve bu
önemli buluşu, evrenin bir Yaratıcı tarafından yaratıldığı
gerçeğini açıkça ortaya koyarken, Lamaitre'nin beklediği
gibi pek çok astronom ve bilim adamının da Allah'a iman
etmelerini sağlamıştır.
Max Planck
|

Max Planck
|
1858 yılında doğmuş olan Alman fizikçi Max Planck,
kendi ismi ile bilinen fiziksel sabitin kaşifidir. Planck,
fizik alanında yaptığı keşiflerle yeni bir döneme damgasını
vurmuş 20. yüzyılın önemli isimlerindendir.
Planck, ışığın bir akarsudaki suyun sürekli akışı gibi
değil, bir yağmur damlasının pencerenin camında oluşturduğu
görüntü gibi bir yapıya sahip olduğunu savunmuştur.
O döneme kadar bilim adamları ışığın sadece bir dalga
hareketinin olduğunu düşünüyorlar ve deneylerini bu
kabul üzerine yapıyorlardı. Her bir ışık parçacığının
bir enerji paketi olduğunu ortaya çıkaran Planck, her
bir pakete foton adını vermiştir. Foton kavramı o dönemden
itibaren fizikte sürekli kullanılan bir terim olmuş
ve modern fiziğe büyük bir yenilik getirmiştir. Planck'a
göre ışık, ses gibi havada dalgalar halinde yayılmakla
kalmamakta, aynı zamanda parçacıklar halinde de hareket
edebilmektedir.
Bu büyük buluşun mimarı olan Planck, evrenin büyük
ve kutsal bir güç tarafından idare edildiğine inanmıştır.
Bu büyük gücün Allah olduğunu belirten Planck, bilimle
uğraşan insanların Allah'ın varlığını görmeleri gerektiğini
şu sözlerle dile getirmiştir: "Hangi sahada olursa olsun,
bilimle ciddi şekilde ilgilenen herkes, bilim mabedinin
kapısındaki şu yazıyı okuyacaktır: İman et. İman, bilim
adamlarının vazgeçemeyeceği bir vasıftır."
|