|
MASONLARIN YANILGILARI
HARUN YAHYA
Masonlar amaçlarının "barış, kardeşlik ve insan sevgisi"
olduğunu söylerler. Ancak ilk bakışta olumlu gibi duran
bu kavramların altında, mason felsefesinin dine olan
düşmanlığı gizlenmektedir.
Masonluk, hakkında en çok soru işareti bulunan ve insanların
merakını en çok çeken konulardan biridir. Çünkü örgütün
çalışmaları gizlidir, gerçek felsefesi ve amaçları hakkında
da çok farklı yorumlar yapılmaktadır. Masonlar kendilerini
tanıtırken "insan sevgisi, hoşgörü, evrensel kardeşlik,
akıl ve bilim yolu" vs. gibi çoğu insanın kulağına hoş
gelen kavramlar kullanırlar. Buna karşılık, masonluk
çoğu insanın gözünde son derece karanlık bir örgüttür;
en temel özelliği ise dinsiz, hatta din karşıtı olmasıdır.
Olayın en ilginç yanı ise, aslında
masonların kendilerini tanıtırken kullandıkları kavramlarla,
onlar hakkında yaygın olan "dinsizlik" suçlaması arasında
pek bir fark olmamasıdır. Bir başka deyişle, masonluğun
özü olarak gösterilen "insan sevgisi, hoşgörü, evrensel
kardeşlik" gibi kavramlar, zaten örgütün dine karşı
bir felsefeye sahip olduğunun üstü kapalı ifadesidirler.
"Peki neden?" diye sorulabilir bu noktada. Çünkü bu
kavramların hiç biri gerçekte zararlı gibi görünen kavramlar
değildirler. İnsanların birbirlerini sevmeleri, hoşgörülü
olmaları, ve buna benzer diğer tüm "Hümanist" kavramlar,
çoğu insana ilk başta dine ve vicdana aykırı kavramlar
gibi gelmezler. Hatta çoğu insan "zaten din de bu tür
ahlaki meziyetleri öğretiyor" şeklinde düşünür.
Oysa önemli olan bu kavramların içlerinin nasıl doldurulduğudur.
Marksizm bu konuda iyi bir örnektir.
Marksistler, komünizmi, insanlara barış ve huzur getirecek,
toplumdaki tüm sömürüleri, adaletsizlikleri ortadan
kaldıracak, herkesin ihtiyacını karşılayıp, fakirleri
koruyup gözetecek bir sistem olarak tanıtırlar. Bu tarifin
içinde yanlış bir şey de yokmuş gibi gözükür. Ama Marksizmin
gerçek mahiyeti, dine olan bakış açısı incelendiğinde
ortaya çıkar. Çünkü bu ideolojiye göre üstte tarif edilen
"sınıfsız toplum"un önündeki en büyük engel dindir ve
bu hedefe ulaşmak için dini yok etmek gerekir.
İşte masonik felsefenin kulağa hoş gelen kavramları
da Marksizmin bu süslü kavramları gibidir.
"İnsan Sevgisi"nin Masonlara Göre Anlamı
Masonlar her zaman tüm insanların
kardeşliğinden, evrensel barıştan, hoşgörüden söz ederler.
Tüm insanların birbirlerine karşı sorumlu olduklarını
söylerler. Bunlarda bir sorun yoktur; insanlar arasındaki
ilişkileri geliştirmeye yönelik sözlerdir. Peki ama
insanın Allah'a karşı olan sorumluluğu ne olacaktır?
Masonik felsefenin gerçek yüzü, bu soru karşısında ortaya
çıkar. Çünkü bu felsefenin sözünü ettiği "insan sevgisi",
insanların hepsinin Allah'ın kulu olduğunu bilmekten-ve
Yunus Emre'nin dediği gibi "yaratılanı Yaratan'dan ötürü
sevmekten"-kaynaklanan dini bir sevgi değildir. Aksine,
tüm insanların güya Yaratıcı olmadan kendi kendilerine
bir evrim süreci içinde oluştuklarını iddia eden bir
kavramdır. Masonik felfesenin "tüm insanların yardımlaşması"
derken kast ettikleri anlayış, insanların dünyada tesadüfen
var olmuş bir tür olduklarını ve türlerini devam ettirip
geliştirebilmek için birbirlerine destek olmalarını
savunan anlayıştır. Bu ise tam anlamıyla Allah'ı inkardır.
Kısaca "hümanizm" olarak tanımlanan ve masonluğun temelini
oluşturan bu felsefe, insanların Allah'ı değil, birbirlerini
önemsemelerini ve sevmelerini öngörür. Türk mason localarının
1923'de yayınladığı "Meşrik-i Azam İçtimai Zabıtları"nda,
bu sapkın felsefe şöyle ifade ediliyor:
"Biz artık Allah'ı hayat gayesi olarak tanımayacağız.
Biz bir gaye yarattık. O gaye Allah değil, beşeriyettir"
Bir başka masonik kaynakta ise şöyle denmektedir:
"İptidai cemiyetler, acizdiler, aczleri dolayısıyla
etraflarındaki kuvvetleri ve hadiseleri ilahlaştırdılar.
Masonizm ise insanı ilahlaştırdı." (55 Selamet Mahfilinde
Üç Konferans, s. 51)
Masonluğun temelini oluşturan hümanizmin tanımı, bu
felsefenin doğrudan din aleyhtarı bir kimliğe sahip
olduğunu gösterir. 20. yüzyıldaki hümanist felsefe akımının
öncüsü olan Julian Huxley, Darwin'in evrim teorisini
rehber kabul ederek "Evrimsel Hümanizm" adı altında
yeni bir din kurmuş ve bunun anlamını da şöyle ifade
etmiştir:
"Ben "hümanist" kelimesini kullanırken, insanın, aynı
bir bitki ya da hayvan gibi, doğal bir varlık olduğunu
kastediyorum. Yani insanın bedeni, zihni ve ruhu, doğa
üstü bir güç tarafından yaratılmamış, aksine evrim süreci
sonunda oluşmuştur. Dolayısıyla insan, her hangi bir
doğa üstü gücün kontrolü ya da yol göstericiliğine değil,
sadece kendi varlığına ve kendi gücüne inanmalıdır."
(American Humanist Association tarafından dağıtılan
tanıtım broşüründen)
Huxley'in yolunu izleyen John Dewey adlı Amerikalı
filozof, 1933 yılında bir "Hümanist Manifesto" yayınlamıştır.
Manifesto'da vurgulanan temel düşünce, İlahi dinlerin
ortadan kaldırılmasının zamanının artık geldiği ve bunlar
yerine, insanoğlunun bilimsel ilerleme ve sosyal işbirliğine
dayalı yeni bir çağa girmek üzere olduğudur. 1973 yılında
yayınlanan II. Hümanist Manifesto'da ise insanlığı tehdit
eden sorunlar anlatıldıktan sonra bu felsefenin Allah'ı
nasıl inkar ettiği şöyle özetlenir: "Bizi kurtaracak
bir Yaratıcı yoktur, kendimizi biz kurtarmalıyız." (American
Humanist Association. "Humanist Manifesto II". The Humanist
33 Eylül/Ekim 1973)
İşte masonik felsefenin temelindeki hümanizm de budur.
Bu felsefede kulağa hoş gelen tüm süslü sözler de aldatıcıdır.
Çünkü Allah'tan yüzçevirildikten sonra "insanlar arasında
sevgi, barış, kardeşlik" vs. gibi kavramların bir kıymeti
kalmaz. İnsanoğlunun varoluşunun amacı, Kuran'ı Kerim'in
"Ben, cinleri ve insanları yalnızca bana ibadet etsinler
diye yarattım" (Zariyat, 56) ayetinde bildirildiği gibi,
Allah'a kulluk etmektir. İnsan bu görevini terk edip
Allah'a isyan ettikten sonra hiç bir şekilde kurtuluşa
eremez.
Kaldı ki, insan Allah'a iman edip O'nun yoluna uymadıktan
sonra, diğer insanları da gerçekten sevemez. Masonların
sık sık vurguladıkları "insan sevgisi" bir aldatmacadır;
inkara dayalı sistemler insanın ruhundaki kötülükleri
körükler ve dolayısıyla sadece kan ve zulüm doğurur.
20. yüzyılda komünizm, faşizm gibi din-dışı ideolojik
sistemler ya da bu sistemler arasındaki çatışmalar nedeniyle
yüzmilyonlarca insan katledilmiş, milyarlarca insan
da baskı ve zulüm görmüştür. Masonların gerçekleştirdiği
Fransız İhtilali'nin "özgürlük, eşitlik, kardeşlik"
sloganıyla başlatıldığını, fakat ihtilal boyunca onbinlerce
insanın giyotine gönderildiğini hatırlamak gerekir.
"Bilim ve Akıl Yolu"nun Anlamı
Masonluk, nasıl "insan sevgisi" kavramını Hümanizm
çerçevesine alıp bir inkar aracı haline getirdiyse,
"bilimsellik" ve "akılıcılık" kavramlarını da yine din-dışı
ve hatta din aleyhtarı bir biçimde yorumlamıştır.
Bir müslüman için bilim Allah'ın yarattığı evreni tanımak
ve O'nun yaratışındaki sırları kavramak için kullanılacak
bir araçtır. Akılcı düşünce ise, Kuran tarafından emredilen
bir ibadet ve bir iman alametidir. Oysa masonik terminolojide
bu iki kavramla kast edilenin tamamen farklı şeyler
olduğu görülür. Bu düşünceye göre, bilim Allah'ın yarattıkları
incelemek için kullanılacak bir araç değildir. Aksine,
bilime inanmak ateist olmakla eş anlamlı gibi gösterilmeye
çalışılır. Bilim adı altında, Darwinizm gibi aldatmacalar
topluma empoze edilir. Aslında bizzat bilim tarafından
reddedilen Darwinizm aldatmacasıyla, dine karşı sinsi
bir mücadele yürütüyor. Türk masonlarının bir yayın
organında, dinsizliği "bilim" maskesi altında yaymanın
masonların en büyük görevi olduğu şöyle ifade edilmektedir:
Hepimize düşen en büyük insancıl ve masonik görev,
olumlu bilim ve akıldan ayrılmamak, bunun evrimde en
iyi ve tek yol olduğunu benimseyerek bu inancımızı insanlar
arasında yaymak, halkı olumlu bilimlerle yetiştirmektir.
Ernest Renan'ın şu sözleri çok önemlidir:
"Ancak halk olumlu bilim ve akıl ile eğitilirse, aydınlatılırsa,
dinlerin boş inançları kendi kendine yıkılır." Lessing'in
şu sözleri de bu düşünüyü destekler: "İnsanların olumlu
bilim ve akıl ile aydınlatılmasıyla bir gün dine gerekseme
kalmayacaktır." (Dr. Selami Işındağ. "Olumlu Bilim-Aklın
Engelleri ve Masonluk". Mason Dergisi, yıl 24, sayı
25-26 [Aralık 76-Mart 77])
İşte masonluğun dine yaklaşımı budur. Masonların "biz
Allah inancı olmayanları aramıza almayız, hepimiz Allah'a
inanırız" şeklindeki sözlerinin de sadece bir kamuflaj
olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Nitekim masonik kaynaklara
bakıldığında Allah inancının örgütün içinde aşamalı
bir şekilde ortadan kaldırıldığı görülebilir. Bir masonik
metinde şöyle denir: " Sizler Allah'ı, kader, tabiat,
kanun, kuvvet gibi zeka ve ruhunuzun temayülüne, inanç
ve idrakinize göre herhangi bir isimle adlandırabilirsiniz."
(Mimar Sinan Dergisi, 1982, Sayı. 45, s.34)
Oysa ki Allah, kaderi de, tabiatı da, kanun, kuvvet
ve zekayı da yaratmış olan sonsuz kudret sahibidir.
Bu en büyük hakikatten gaflet içinde olan masonluk,
kendi gafletini topluma yayma çabası içindedir.
Önlüksüz Masonlar
Sonuç olarak denebilir ki, masonik felsefe, insanların
Allah'ı inkar etmesini hedeflemekte, ancak bu inkarı,
insan sevgisi, bilimsellik, akılcılık gibi süslü sözlerle
üstü kapalı bir şekilde yapmak istemektedir.
Bu gerçek fark edildiğinde, masonluğun
aslında son derece yaygın ve etkili bir örgüt olduğu
da kendiliğinden anlaşılmaktadır. Çünkü sözkonusu inkar
yöntemi, toplumun farklı kesimlerinde pek çok insan
tarafından ısrarla savunulmaktadır. Dinsizliği savunurken
bunu "çağdaşlık", "modernlik" vs. adına yaptıklarını
söyleyenler; dinle bilimin çatıştığını iddia edenler;
insanın, Kuran'ın yol göstericiliğine gerek olmadan
doğruyu bulabileceğini savunanlar, tüm bu insanlar gerçekte
birer masondurlar. Bazıları masonların ifadesiyle "önlüklü"
masondur, yani mason localarına kayıtlı birer fiili
üyedirler. Daha büyük bir kısmı ise "önlüksüz" masondur,
yani localara kayıtlı olmasalar, hatta masonluğu tanımasalar
da masonik felsefeyi benimsemiş kişilerdir. Onları bulmak
içinse uzağa gitmeye gerek yoktur. Gazete sayfalarında
ya da televizyon kanallarında biraz gezinmekle yüzlercesine
rastlanabilir.
Peki bu masonların-önlüklülerin ve önlüksüzlerin-amaçları
nedir?
Basit: Amaçları, tamamen dinsiz bir dünya kurmak ve
gerekirse bunun için dindarları tasviye etmektir. Bu
amaçla Kuran'da haber verildiği gibi, "gece ve gündüz
hileli düzenler kurup" insanlara "Allah'ı
inkar etmeyi ve O'na eşler koşmayı emretmekte"dirler.
(Sebe Suresi, 33)
Bir masonik metinde masonluğun tüm dünyayı kapsayan
bir "Hümanist din" kurma hedefi ve bu amaçla düzenlenen
bir tür ayin şöyle ifade edilir:
"Bugün yavaş da olsa, şuuru tam manasıyla tatmin edebilecek
tek ve evrensel bir din teşekkül etmektedir... Bu evrensel
dine paralel olarak, bir de dünya görüşü ölçüsünde ahlak
kurulacaktır...Böyle bir din insanı kainatla birleştirecektir.
İşte bu MASONİZM'dir. Bu din gönülden gönüle kurulacaktır.
Kurulan bu dinin mabetleri insanlık mabetleri olacaktır.
Bu tapınakta okunan ilahiler, bir insanın ruhundan fışkıran
müzik eserlerinin en soylusu olan Bethowen'in 9. Senfonisi
belki de olacaktır...
Mithra efsanesindeki Boğa'nın eti ve kanı yerine, ekmek
yiyerek ve kırmızı şarap eçerek bu doğuşu kutluyoruz.
Komünyonun manası olan inanç birliği yapıyoruz burada
biz. Yeni bir yılda bu kutsal mücadelemizi şöyle vaftiz
edip bitirmek istiyorum. Ekmekten bir parça daha yiyiniz,
kardeşlerim, bu dinin misyonerleri olan sizler, ekmeği
paylaşan aziz dostlar olsun. Ateş yiyerek bir daha şarabınızdan
içiniz kardeşlerim, kan kardeşi olmak için." (Mason
Dergisi, Yıl:29, Sayı. 40-41, 1981, sf.105-107)
Açıkça görüldüğü gibi, masonların amacı, dinleri ortadan
kaldırarak Hümanist felsefeye dayalı yeni bir dünya,
yani tümüyle dinsiz bir dünya var etmektir.
Ancak bilinmelidir ki eğer onların bir planı varsa,
kuşkusuz Allah'ın da bir planı vardır. Bir ayette Allah
şöyle buyurmaktadır:
"Onlar (inanmayanlar) bir düzen kurdular.
Allah da (buna karşılık) bir düzen kurdu. Allah, düzen
kurucuların en hayırlısıdır." (Ali İmran Suresi, 54)
|