|
MASONLUĞUN SAKLANAN
YÜZÜ-1
HARUN YAHYA
Bir kişi, internet sitelerinden veya gazete, dergi
ve kitaplarda yapılan açıklamalardan masonları takip
ederse, onların insancıl olduklarını ve iyiliğe hizmet
ettiklerini zannedebilir. İlkelerini anlattıklarında,
masonluğun faydalı ve gerekli bir dernek olduğunu düşünebilir.
Ancak masonların kendi gizli kaynaklarını incelediğimizde
karşımıza daha başka bir yapı çıkar. Bu kaynaklarda
masonluğun, hükümetleri ve devletleri yok sayıp ülkeleri
yönetmeyi, devrimler yapmayı hedefleyen, hatta masonik
amaçlar uğruna göz kırpmadan savaşlar dahi çıkartabilen
bir örgüt olduğu görülecektir. Bununla birlikte vurgulanması
gereken önemli bir nokta da, çeşitli vaadlerle masonluğa
dahil edilmiş bazı alt düzey masonların, örgütün bu
faaliyet sistemine farkında olmadan dahil edildikleridir.
Masonluk aynı zamanda, hakkında en çok soru işareti
bulunan ve insanların merakını çeken konulardan biridir.
Çünkü bu örgütün çalışmaları gizlidir, gerçek felsefesi
ve amaçları hakkında da çok farklı yorumlar yapılmaktadır.
Masonlar kendilerini tanıtırken "insan sevgisi,
hoşgörü, evrensel kardeşlik, akıl ve bilim yolu"
vs. gibi etkileyici kavramlar kullanırlar. Oysa, masonluk
oldukça karanlık bir örgüttür. En temel özellikleri
ise dini inançlara saygılı gibi görünmelerine rağmen
dinsiz, hatta din ahlakının karşısında olmalarıdır.
Ancak bunu doğrudan söylemeyip farklı şekillerde dile
getirirler. Asıl amaçları, insanın merkez olarak kabul
edilmesi yani insanın ilahlaştırılmasıdır. (Yüce Allah’ı
tenzih ederiz.) Türk mason localarının 1923'te yayınladığı
"Meşrik-i Azam İçtimai Zabıtları"nda, bu sapkın
felsefe şöyle ifade ediliyor:
‘’Biz artık Allah'ı hayat gayesi
olarak tanımayacağız. Biz bir gaye yarattık. O gaye
Allah değil, beşeriyettir.’’ (Rabbimiz’i tenzih
ederiz.)
Bir başka masonik kaynakta ise şöyle denmektedir:
‘’İptidai (eski-ilkel) cemiyetler,
acizdiler, aczleri dolayısıyla etraflarındaki kuvvetleri
ve hadiseleri ilahlaştırdılar. Masonizm ise insanı ilahlaştırdı.’’
(Rabbimiz’i tenzih ederiz.)
Masonluğun temelini oluşturan hümanizmin tanımı, bu
felsefenin doğrudan din ahlakına karşı bir kimliğe sahip
olduğunu göstermektedir. 20. yüzyıldaki hümanist felsefe
akımının öncüsü olan Julian Huxley, Darwin'in evrim
teorisini rehber kabul ederek "Evrimsel Hümanizm"
adı altında yeni bir batıl din kurmuş ve bu sapkın inanışın
anlamını da şöyle ifade etmiştir:
‘’Ben "hümanist" kelimesini
kullanırken, insanın, aynı bir bitki ya da hayvan gibi,
doğal bir varlık olduğunu kastediyorum. Yani insanın
bedeni, zihni ve ruhu, doğa üstü bir güç tarafından
yaratılmamış, aksine evrim süreci sonunda oluşmuştur.
Dolayısıyla insan, herhangi bir doğa üstü gücün kontrolü
ya da yol göstericiliğine değil, sadece kendi varlığına
ve kendi gücüne inanmalıdır.’’ (Yüce Allah’ı
tenzih ederiz.)
| Masonların amacı, hümanist felsefeye dayalı yeni
bir dünya, yani tümüyle din ahlakından uzak bir
dünya meydana getirmektir. |
Huxley'in yolunu izleyen John Dewey adlı Amerikalı
filozof, 1933 yılında bir "Hümanist Manifesto"
yayınlamıştır. 1973 yılında yayınlanan II. Hümanist
Manifesto'da ise insanlığı tehdit eden sorunlar anlatıldıktan
sonra bu felsefenin Allah'ı nasıl inkar ettiği şöyle
özetlenmiştir: "Bizi kurtaracak
bir Yaratıcı yoktur, kendimizi biz kurtarmalıyız."
(Rabbimiz’i tenzih ederiz.)
İşte masonik felsefenin özündeki, insanın temel alınması
düşüncesinin özeti budur. Bu sapkın felsefenin öne sürdüğü
iddialar aldatıcıdır.
Çünkü Yüce Rabbimiz’in eşsiz gücünü kabul etmeyerek
sözde "insanlar arasında sevgi, barış, kardeşlik"
gibi kavramların öneminden bahsetmenin tek başına hiçbir
kıymeti kalmaz. İnsanoğlunun varoluşunun amacı, Kuran'ı
Kerim'in, "Ben, cinleri ve
insanları yalnızca Bana ibadet etsinler diye yarattım"
(Zariyat Suresi, 56) ayetinde bildirildiği gibi, Allah'a
kulluk etmektir. İnsan bu sorumluluğunu göz ardı edip,
Yüce Allah’a iman etmedikten sonra kurtuluşa eremez.
1- Masonluğun Temel İlkeleri Nelerdir? Kimler Mason
Olabilir?
Masonlar, haricilere yani mason olmayanlara "Biz
Allah inancı olmayanları aramıza almayız, hepimiz Allah'a
inanırız" derler, ancak bunun sadece bir kamuflaj
olduğu kendi yayınlarındaki bilgilerden açıkça anlaşılmaktadır.
Nitekim masonik kaynaklara bakıldığında Allah inancının,
örgütün içinde aşamalı bir şekilde ortadan kaldırıldığı
görülebilir. Türk masonlarının bir yayın organında,
dinsizliği "bilim" maskesi altında yaymanın
masonların en büyük görevi olduğu şöyle ifade edilmektedir:
Hepimize düşen en büyük insancıl ve masonik görev,
olumlu bilim ve akıldan ayrılmamak, bunun evrimde en
iyi ve tek yol olduğunu benimseyerek bu inancımızı insanlar
arasında yaymak, halkı olumlu bilimlerle yetiştirmektir.
Ernest Renan'ın şu sözleri çok önemlidir: "Ancak
halk olumlu bilim ve akıl ile eğitilirse, aydınlatılırsa,
dinlerin boş inançları kendi kendine yıkılır."
Lessing'in şu sözleri de bu düşünceyi destekler: "İnsanların
olumlu bilim ve akıl ile aydınlatılmasıyla bir gün dine
gerek kalmayacaktır.”
Masonların, bilimsel düşünen insanların din ahlakından
uzaklaşacağını öne sürmeleri büyük bir yanılgıdır. Din,
düşünmeyi, araştırmayı ve incelemeyi teşvik eder. Akılcı
ve vicdanlı düşünenler din ahlakını samimi olarak yaşarlar.
Başka bir masonik metinde şöyle denir: "Sizler
Allah'ı, kader, tabiat, kanun, kuvvet gibi zeka ve ruhunuzun
eğilimine, inanç ve idrakinize göre herhangi bir isimle
adlandırabilirsiniz." (Yüce Allah’ı tenzih
ederiz.)
Kaderi, tabiatı, kanun, kuvvet ve zekayı yaratan Yüce
Allah'tır ve Rabbimiz sonsuz kudret sahibidir. Bu en
büyük hakikatten gaflet içinde olan masonluk, içinde
bulunduğu gafleti topluma da yayma çabası içindedir.
Masonlar insanları da ahlaki durumuna göre değil, kendilerince
belirledikleri koşullara göre seçerler. Bunlardan bazıları
şu şekildedir:
“Umumi vasıflardan sonra bir de bizim
Masonik açıdan arayacağımız bazı şartlar lazımdır. Şimdi
onları inceleyelim.
1) İdealist olmak;
2) İyi isim ve şöhret sahibi olmak:
3) Maddi ve mali imkanların iyi durumda olması.
4) Haricilerin vaktinin müsait olması (MASON DERGISI
- 81/4, s.32)
2- Masonluğun Dünya Görüşü Nasıldır?
"Masonlukta hareketlerin rehberi Akıl ve Hikmettir.
Masonluğa göre Akıl, mevhumelerinden (Dini inançlardan),
batıllardan, hurafe ve hayallerden kurtulmak ve mevzuunu
(konusunu) hakkiyle (gerektiği gibi) tanımaktır. Akıl
ile mevhumelerden (Dini inançlardan) kurtulan kimse
mevzuuna (konusuna) hakim olduğu zaman Hikmete ermiştir.
Hakiki masonun en önemli vasfı da budur." (Din
açısından Mason öğretisi, Akasya Tekamül Mahvili Yayın.
Dr. Selami Işındağ s: 11)
"Bugün yavaş da olsa, şuuru tam manasıyla tatmin
edebilecek tek ve evrensel bir din TEŞEKKÜL ETMEKTEDİR
(meydana getirmektir)... Bu evrensel dine paralel olarak,
bir de dünya görüşü ölçüsünde ahlak kurulacaktır...
Böyle bir din insanı kainatla birleştirecektir. İşte
bu MASONİZM'dir. Bu din gönülden gönüle kurulacaktır.
Kurulan bu dinin mabetleri insanlık mabetleri olacaktır.
Bu tapınakta okunan ilahiler, belki de bir insanın ruhundan
fışkıran müzik eserlerinin en soylusu olan Beethowen'in
9. Senfonisi olacaktır... (Mason Dergisi, Yıl: 29, Sayı.
40-41, 1981, s.105-107)
Masonluğun din-dışı hümanist ahlak teorisinin gerçek
amacı, adı Masonizm olan "ahlaklı bir dünya kurmak"
değil, din-dışı bir dünya kurmaktır.
Bir başka deyişle, masonlar, ahlaka çok önem verdikleri
için değil, sadece topluma "din ahlakı gerekli
değil" mesajını verebilmek için hümanist felsefeye
sarılmaktadırlar. Oysa ne hümanist felsefe ne de bir
başka batıl düşünce insanlara güzel ahlakı yaşatamaz.
Ancak Allah'tan gereği gibi korkan insanlar gerçek anlamda
güzel ahlak gösterebilirler.
Açıkça görüldüğü gibi, masonların amacı, Hak dini
ortadan kaldırarak Hümanist felsefeye dayalı yeni bir
dünya, yani tümüyle din ahlakından uzak bir dünya meydana
getirmektir. Ancak bilinmelidir ki, Allah, iman etmeyenlerin
planlarını bozulmuş olarak yaratmaktadır. Allah bir
ayette şöyle buyurur:
"Onlar (inanmayanlar) bir düzen kurdular. Allah
da (buna karşılık) bir düzen kurdu. Allah, düzen kurucuların
en hayırlısıdır." (Al-i İmran Suresi, 54)
3- Türkiye’de Masonluk nasıl Kurulmuş, Nasıl Gelişmiştir?
Her ne kadar Türkiye'de Masonluğun ve ilk Masonların
1720'li yıllardan bu yana var olduğu bilinse de, daha
ziyade dış güçlere bağlı ve Osmanlı topraklarındaki
yabancıların etkinliğinde sürdürülen bu çalışmalar,
18. yüzyılın ortalarından itibaren Türkleri daha da
kapsamlı şekilde içine almaya başlamıştır. Bilinen ve
kayıtları günümüze ulaşan ilk Türk Masonlar, bu yüzyılın
ortalarında topluluğa kabul edilmiş olan İbrahim Müteferrika
ve Yirmisekiz Çelebizade Sait Çelebi'dir. Sonrasında
hızla gelişmiş ve yaygın hale getirilmiştir.
4- Masonların Yahudilik ve Yahudi Örgütleriyle İlişkileri
Var Mıdır?
Masonluğun kökeni Tapınak Şövalyelerine kadar iner.
Kudüs’e yerleşen Tapınakçılar, bir müddet sonra gizli
ve tehlikeli bir örgüt halini alırlar. Tapınakçıların
tarihi incelendiğinde, zaman içinde büyük bir değişim
gösterdikleri hemen fark edilir. İlk başta Hıristiyan
bir kimlikle ortaya çıkan şövalyeler aradan uzun bir
süre geçmeden, sapkın felsefe ve öğretilerle, karanlık
bir dünyanın içine girmişlerdir. Bu geçiş birden bire
olmamış, birçok olay bu değişimi şekillendirmiştir.
Tapınakçıların bu büyük değişiminde iki unsur belirleyici
olmuştur. Bunlardan birincisi, tarikat üyelerinin kutsal
topraklarda bulundukları süre boyunca başta Kabala olmak
üzere, çeşitli Yahudi mistik öğreti ve inançlarını öğrenmeleridir.
Bu öğretilere, Haşhaşilerin sapkın anlayışı da eklenmiş,
böylece Tapınakçıların Hıristiyanlık inançları kaybolmuş,
yerini okültist (kara büyü ve gizliliğe dayalı) bir
inanç almıştır. Yeni inançla birlikte, Tapınakçıların
idealleri ve amaçları da değişmiş, tarikat çalışmaları
yeni bir hedefe yönelmiştir. Ancak bu yapıya dini çevrelerden
tepki gelmiş ve Tapınakçılar her ortamda dışlanarak
din dışı tarikat oldukları anlaşılınca kilise tarafından
yasaklanmışlardı.
Tapınakçılar engizisyona yakalanmamak için kendilerini
gizlemiş bunun için çeşitli tarikatlara ve örgütlere
sızmışlardır. Tarikat mensupları bu amaca en uygun yol
olarak masonluğa sızmış, ele geçirmiş, kendi felsefe,
inanç ve ritüellerini masonluğa kabul ettirmişlerdir.
Masonluk felsefesi üzerinde de Kabala'nın etkisi yoğun
olarak görülür. Bu konu masonik dergi ve kitaplarda
üstü kapalı olarak anlatılır. Örneğin Amerikan masonluğunun
yayın organı New Age dergisi, Kabala ile masonluk arasındaki
bağlantıyı şöyle dile getiriyor:
"Kabala, bilinç altının kapılarını
açan ve ruhu saran manevi değerlerinin dışarı çıkmasını
sağlayan anahtardır. Masonluk, onu insanın yaşamı anlaması
için gerekli görür." (New Age, sf.31)
"Masonlar ana düşüncelerini
ve belirgin sembollerini Kabala'dan almışlardır. Amblemlerin
pek çoğu da Kabala kaynaklıdır. Örneğin; Jakin ve Boaz
sütunları Kabalist bir eser olan Chearé Ora'dan alınmıştır.
Masonluğun, Kabala'nın felsefesiyle olan çok büyük benzerliği
çok yerde belirtilmiştir." (La Kabbala, Henri Seronya)
Türk mason kaynakları da bu bağlantıyı aynı çarpıcılıkta
işlerler:
"Görüyoruz ki, Kitab-ı Mukaddes'in haricinde
Yahudiliğin gizli bir ananesi, bir geleneği (Tradition
Orale-Kabbala) vardır. Ve yalnız buna vakıf olanlar,
Kitab-ı Mukaddes'in hakiki manasını anlayabilirler.
Biz de bu gelenek (Kabala) etrafında teessüs eden (kurulan),
yüksek felsefeyi hülasa etmeye çalışıyoruz." (Selamet
Mahfili, 4. Konferans, sf.48)
Masonların kendi izahlarından da anlaşılacağı üzere
masonluk, Yahudilik ve hatta onun okültizm kitabı olan
Kabala kaynaklıdır. Aslında masonluk din kabul etmediği
için Yahudiliğe de karşıdır. Ancak öğreti olarak fanatik
siyonist ideolojiyi kullanır.
5- Masonların Gizli Örgütlerle Bağlantısı Var Mıdır?
İngiliz tarihçi Michael Howard, The Occult Conspiracy
(Okült Komplosu) adlı kitabında, Tapınakçı gelenekten
gelen masonluk, Gül-Haç, İlüminati gibi okült (gizli)
derneklerin, Batı medeniyetini Hıristiyanlık öncesindeki
putperest kültüre geri döndürmek için yürüttükleri uzun
mücadeleyi anlatmaktadır. Kitabın girişinde konu şöyle
açıklanır:
Kendisi de gizli bir dernek olan masonluk, pek çok
gizli dernek ve örgütlerle iç içe olmuş birçok entrika
ve batıl işler yürütmüşlerdir. Örneğin, İtalya’da ortaya
çıkan Propaganda Due (P2) locasının skandalı, masonların
bu örgütlerle olan ilişkilerini su yüzüne çıkarmıştı.
Masonların Mossad, MI5 ve CIA gibi gizli haberalma
teşkilatlarıyla olan ilişkileri artık herkes tarafından
biliniyor. Gladio da bunlar gibidir, daha çok İtalya'daki
siyasi cinayetleriyle adını duyurmuş bir gizli örgüttür.
Gladio’nun görünüşteki amacı herhangi bir komünist saldırı
karşısında gerilla savaşını organize etmektir. Ancak
Gladio’nun mason yöneticileri, bu örgütü de masonik
amaçlar uğruna kullanmışlardır. Gladio’nun masonlarla
olan ilişkilerini bağımsız gazete ve yayın organlarında
açıklanmıştır.
|