|
İman sahibi bir insan ibadetlerine gösterdiği
titizlikle kendini belli eder. Allah (cc)’ın farz
kıldığı namaz, oruç, abdest ibadetlerini yaşamı
boyunca şevkle sürdürür. Allah (cc) salih Müslümanların
ibadet şevkini pek çok ayetiyle haber vermiştir.
Bu ayetlerden biri şu şekildedir:
Ve onlar-Rablerinin
yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederler, namazı
dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden
gizli ve açık infak ederler ve kötülüğü iyilikle
savarlar. İşte onlar, bu yurdun (dünyanın güzel)
sonucu (ahiret mutluluğu) onlar içindir. (Rad
Suresi, 22)
Namaz, müminlere
hayatları boyunca sürdürmeleri emredilen, vakitleri
belirlenmiş bir ibadettir. İnsan unutmaya ve gaflete
düşmeye müsait bir varlıktır. İradesini kullanmayıp
kendini günlük olayların akışına kaptırırsa asıl
dikkatini vermesi ve aklında tutması gereken konulardan
uzaklaşır. Allah (cc)'ın her yönden kendisini
sarıp kuşattığını, her an kendisini izlediğini,
işittiğini, yaptığı her şeyin hesabını Allah (cc)'a
vereceğini, ölümü, cennetin ve cehennemin varlığını,
kaderin dışında hiçbir olayın meydana gelmeyeceğini,
karşılaştığı her şeyde, her olayda bir hayır olduğunu
unutur. Gaflete düşerek, hayatının gerçek amacını
aklından çıkarabilir.
Günde beş vakit kılınan
namaz ise, bu unutkanlık ve gafleti yok eder,
müminin bilincini ve iradesini canlı tutar. Müminin
sürekli olarak Allah (cc)'a yönelip dönmesini
sağlar ve Rabbimizin emirleri doğrultusunda bir
yaşam sürdürmesine yardımcı olur. Namaz kılmak
için Allah (cc)’ın huzurunda duran mümin, Rabbimiz
ile güçlü bir manevi bağ kurar. Namazın insana
Allah (cc)’ı hatırlattığı ve insanı her türlü
kötülükten alıkoyduğu bir ayette şöyle bildirilmektedir:
Sana Kitap'tan vahyedileni
oku ve namazı dosdoğru kıl. Gerçekten namaz, çirkin
utanmazlıklar (fahşa)dan ve kötülüklerden alıkoyar.
Allah'ı zikretmek ise muhakkak en büyük (ibadet)tür.
Allah, yaptıklarınızı bilir. (Ankebut Suresi,
45)
Tarih boyunca peygamberler
kavimlerine Allah (cc)'ın farz kıldığı namaz ibadetini
tebliğ etmişler, kendileri de hayatları boyunca
bu ibadeti en güzel ve en doğru şekilde uygulayarak
tüm müminlere örnek olmuşlardır. Bu konuyla ilgili
ayetlerden bazıları şu şekildedir:
- Hz. İbrahim için:
Rabbim, beni namazı(mda)
sürekli kıl, soyumdan olanları da. Rabbimiz, duamı
kabul buyur. (İbrahim Suresi, 40)
- Hz. İsmail için:
Kitap'ta İsmail'i
de zikret. Çünkü o, va'dinde doğruydu ve gönderilmiş
(Resul) bir peygamberdi. Halkına, namazı ve zekatı
emrediyordu ve o, Rabbi katında kendisinden razı
olunan (bir insan)dı. (Meryem Suresi, 54-55)
- Hz. Musa için:
Gerçekten Ben, Ben
Allah'ım, Ben'den başka ilah yoktur; şu halde
Bana ibadet et ve Beni zikretmek için dosdoğru
namaz kıl. (Taha Suresi, 14)
Hz. İsa için:
(İsa) Dedi ki: “Şüphesiz
ben Allah'ın kuluyum. Bana Kitabı verdi ve beni
peygamber kıldı.” Nerede olursam (olayım,) beni
kutlu kıldı ve hayat sürdüğüm müddetçe, bana namazı
ve zekatı vasiyet (emr) etti. (Meryem Suresi,
30-31)
Mümin kadınlara
örnek olarak gösterilen Hz. Meryem'e de namaz
kılması emredilmiştir:
Meryem, Rabbine
gönülden itaatte bulun, secde et ve rüku edenlerle
birlikte rüku et. (Al-i İmran Suresi, 43)
Namaz hangi vakitlerde farz kılınmıştır?
Kuran'da, namazın müminlere vakitleri belirlenmiş
bir ibadet olarak farz kılındığı bildirilmektedir.
Ayette şöyle buyurulur:
Namazı bitirdiğinizde, Allah'ı ayaktayken, otururken
ve yan yatarken zikredin. Artık 'güvenliğe kavuşursanız'
namazı dosdoğru kılın. Çünkü namaz, mü'minler
üzerinde vakitleri belirlenmiş bir farzdır. (Nisa
Suresi, 103)
Namaz vakitleri, “sabah”, “öğle”, “ikindi”,
“akşam” ve “yatsı” olmak üzere beş vakitten oluşmaktadır.
Namaz vakitleri pek çok Kuran ayetinde açıkça
bildirilmiştir. Bu ayetlerden bazıları şu şekildedir:
Şu halde onların söylediklerine karşı sabırlı
ol, güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini
hamd ile tesbih et (yücelt). Gecenin bir bölümünde
ve gündüzün uçlarında da tesbihte bulun ki hoşnut
olabilesin.” (Taha Suresi,130)
Öyleyse akşama girdiğiniz vakit de, sabaha erdiğiniz
vakit de Allah'ı tesbih edip (yüceltin). Hamd
O'nundur; göklerde ve yerde, günün sonunda ve
öğleye erdiğiniz vakit de. (Rum Suresi, 17-18)
Allah (cc)'ın vahiy ve ilhamıyla Kuran'ı en
iyi anlayan ve tefsir eden Peygamber Efendimiz
de (sav) beş vakit namazın gün içindeki başlangıç
ve bitiş zamanlarını müminlere tarif etmiştir.
Namaz vakitlerinin bildirildiği en çok bilinen
hadis-i şeriflerden biri İbn-i Abbas'ın bildirdiği
hadis-i şeriftir:
"Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular
ki: "Cibril (aleyhisselam) bana, Beytullah'ın
yanında, iki kere imamlık yaptı. Bunlardan birincide
öğleyi, gölge ayakkabı bağı kadarken kıldı. Sonra,
ikindiyi her şey gölgesi kadarken kıldı. Sonra
akşamı güneş battığı ve oruçlunun orucunu açtığı
zaman kıldı. Sonra yatsıyı, ufuktaki aydınlık
(şafak) kaybolunca kıldı. Sonra sabahı şafak sökünce
ve oruçluya yemek haram olunca kıldı. İkinci sefer
öğleyi, dünkü ikindinin vaktinde her şeyin gölgesi
kendisi kadar olunca kıldı. Sonra ikindiyi, herşeyin
gölgesi kendisinin iki misli olunca kıldı. Sonra
akşamı, önceki vaktinde kıldı. Sonra yatsıyı,
gecenin üçte biri gidince kıldı. Sonra sabahı,
yeryüzü ağarınca kıldı. Sonra Cibril (aleyhisselam)
bana yönelip: 'Ey Muhammed Bunlar senden önceki
peygamberlerin (aleyhimüssalatu vesselam) vaktidir.
Namaz vakti de bu iki vakit arasında kalan zamandır!'
dedi."
Namazı huşu içinde kılmak ise Yüce Rabbimizin
huzurunda O'nun heybet ve azametini kalbimizde
hissederek, O'na saygı dolu bir korku besleyerek
bu ibadeti yerine getirmektir. Namaz ibadetini
hakkıyla yerine getirmek isteyen bir mümin, huşuyu
engelleyebilecek şeylere karşı önlem almalı, namazda
gereken dikkat ve konsantrasyonu sağlamaya azami
titizlik göstermelidir.
Namazı dosdoğru kılmak Rabbimizi anmamız, O'nu
yüceltmemiz ve bütün eksikliklerden münezzeh tutarak
O'nu birlememiz için büyük bir fırsattır. Nitekim
ayette Allah Kendisi'ni zikretmek için namaz kılınmasını
buyurmaktadır:
Gerçekten Ben, Ben Allah'ım, Ben'den başka ilah
yoktur; şu halde Bana ibadet et ve Beni zikretmek
için dosdoğru namaz kıl. (Taha Suresi, 14)
|