|
HZ. İSA NASIL TANINACAK ?
(HZ. İSA’NIN KİŞİLİGİ VE FİZİKSEL
ÖZELLİKLERİ)
Hz. İsa, diğer tüm peygamberler
gibi insanları doğru yola çağırmakla görevlendirilmiş Allah'ın
seçkin bir kuludur. Ancak Hz. İsa'yı diğer peygamberlerden
ayıran bazı özellikler vardır. Bunlardan en önemlisi O'nun
halen ölmemiş, Allah Katına yükseltilmiş ve yeryüzüne tekrar
geri gönderilecek olmasıdır.
Hz. İsa bundan yaklaşık 2000 yıl
önce yaşamış olan, Allah'ın dünyada ve ahirette seçkin kıldığı
bir elçisidir. Hz. İsa'nın doğumu, hayatı ve Allah Katına
alınması hep mucizevi şekillerde gerçekleşmiş, bu mübarek
insanın hayatı Kuran'da ayrıntılı olarak haber verilmiştir.
Allah Kuran'da birçok peygamberin kıssalarını bizlere bildirmektedir.
Ancak Hz. İsa çeşitli yönleriyle diğer peygamberlerden farklı
bir konuma sahiptir. Allah'ın üstün ilimlerle desteklediği
bu değerli kulu daha beşikteyken konuşmuş, dünyada kaldığı
süre içerisinde çevresindeki insanlara büyük mucizeler göstermiştir.
Onun bu özel durumunun diğer bir delili de, Allah Katına alınışı
ve tekrar dünyaya gönderileceğine dair Kuran'da önemli işaretlerin
olmasıdır. (Nisa Suresi, 156-159; Al-i İmran Suresi, 55; Maide
Suresi, 117; Zuhruf Suresi, 57-61; Al-i İmran Suresi, 45-48;
Maide Suresi, 110; Al-i İmran Suresi, 59; Meryem Suresi, 33)
Bu ayetlerin bir tanesinde “Şüphesiz
o, kıyamet-saati için bir ilimdir. Öyleyse ondan yana hiçbir
kuşkuya kapılmayın ve Bana uyun. Dosdoğru yol budur."
(Zuhruf Suresi, 61) buyurulmaktadır. Bu ayetin Hz. İsa'nın
ahir zamanda yeryüzüne dönüşüne açık bir işaret taşıdığını
söyleyebiliriz. Çünkü Hz. İsa, Kuran'ın indirilişinden yaklaşık
altı asır önce yaşamıştır. Dolayısıyla bu ilk hayatını "kıyamet
saati için bir bilgi" yani bir kıyamet alameti olarak
anlayamayız. (Bakınız, Mesih Müjdesi, Harun Yahya)
Ayette işaret edilen anlam, Hz.
İsa'nın, ahir zamanda, yani kıyametten önceki son zaman diliminde
yeniden yeryüzüne döneceği ve bunun da bir kıyamet alameti
olacağıdır. (En doğrusunu Allah bilir.)
Hz. İsa’nın gelişi Kuran’ın pek
çok ayetinde bildirilmesinin yanı sıra Peygamber Efendimiz
(sav)'in hadislerinde de müjdelenmiştir. Bu hadislerden bazıları
şu şekildedir:
| "Sizler on alameti görmedikçe hiçbir zaman kıyamet
kopmaz... Biri de İsa'nın inmesi..." (Müslim, Kitabü-l
Fiten: 39) |
“Vallahi muhakkak ve muhakkak Meryem
oğlu İsa inecek, hem adil bir hakem, adaletli bir hükümdar
olarak inecek... (Ebu Hureyre r.a. / Buhari, Büyu 102, Mezalim
31, Enbiya 49; Müslim, İman 242 (155); Ebu Davud, Melahim
14 (4324); Tirmizi, Fiten 54 (2234)”
Hz. İsa ile ilgili hadisler hakkında İslam alimleri de düşüncelerini
açıklamışlardır. Bunlardan bazıları şu şekildedir:
İmam Suyuti, “El Havi Lil Fetava” adlı
kitabı ve “El İ'lam bi Hukmi İsa” adlı risalesinde, bu konuya
geniş yer vermiş ve bu hadislerin mütevatir olduklarını bildirmiştir:
“Hadis ilmine vakıf olanlara gizli kalmayacağı
üzere, bu hususta zikrettiğimiz bütün hadisler mütevatir derecesine
ulaşmıştır. Dolayısıyla Mehdi Muntazar (beklenen Mehdi) hakkındaki
hadis-i şerifler mütevatir olduğu gibi, Deccal hakkındaki
hadis-i şerifler de tevatür derecesine ulaşmış olup, Hz. İsa'nın
inişiyle ilgili hadis-i şerifler de mütevatirdir. (El Havi,
2/277) ”
Şevkani de Hz. İsa'nın ineceğine dair hadisleri bir bir
nakletmiş ve sonunda:
“Bizim naklettiğimiz hadisler görüldüğü gibi tevatür haddine
ulaştı. Bu beyanımızla şu sonuca varılıyor ki, beklenen Hz.
Mehdi hakkındaki hadisler, Deccal hakkında hadisler ve Hz.
İsa'nın inmesine dair hadisler mütevatirdir." demiştir.
(Sünen-i İbn-i Mace, 10/338) ”
Kısaca açıkladığımız bu bilgiler ışığında akla gelen ilk
soru ise, "Hz. İsa'nın yeryüzüne tekrar gelişinde kim
olduğunun nasıl anlaşılacağı ve onun hangi özelliklerinden
tanınabileceği"dir.
Hz. İsa'nın ahir zamanda yeryüzüne yeniden gönderileceği,
İslamiyet'i seçerek Hz. Mehdi ile beraber İslam ahlakının
tüm dünyaya hakimiyetine vesile olacağı, Kuran ayetlerinde
ve Peygamber Efendimiz (sav)'in hadislerinde de müjdelenmiştir.
Bu müjde doğrultusunda, içinde yaşadığımız ahir zamanın en
önemli konularından biri Hz. İsa'nın hangi özellikleriyle
tanınacağıdır.
Hz. İsa'yı Kimler Tanıyabilecektir?
Bu konuda başvurulabilecek en güvenilir kaynak Kuran'dır.
Kuran'ın pek çok ayetinde peygamberler ve salih müminler ile
ilgili açıklayıcı bilgiler bulunmaktadır. Ayrıca Kuran ayetlerinde
Üstelik müminlere ait özellikleri tek tek tespit etmek de
imkan dahilindedir.
Bununla bağlantılı olarak Hz. İsa'nın üstün iman özellikleri,
Kuran incelenerek öğrenilebilir. Dolayısıyla Kuran'a uyan
samimi müminler onda gördükleri bu üstün özellikleri değerlendirip,
onu tanıyabilirler. Ancak bu noktada unutulmamalıdır ki, Hz.
İsa'yı tanımak herkes için mümkün olmayabilir. Bu konu ile
ilgili Bediüzzaman Said Nursi şunları söylemektedir:
"Hz. İsa (A.S) geldiği vakit, herkesin
onun İsa olduğunu bilmesi gerekmez. onun yakınları ve ileri
gelen kişiler, imanın nuru ile onu tanırlar. Yoksa açıkça
herkes onu tanımayacaktır." (Mektubat, s. 54)
Yukarıdaki sözünde görüldüğü gibi, Bediüzzaman da Hz. İsa'nın
yeryüzüne döndüğü ilk yıllarda ancak yakın çevresinin onu
tanıyabileceğini bildirmiştir. Yakınında bulunan bu insanların
onu tanımasının ise ancak 'imanın nuru' ile olabileceğini
belirtmiştir. Burada 'imanın nuru' ile ne kastedildiğine değinmek
gerekir. 'İmanın nuru' Allah'ın varlığına, birliğine inanan
ve Kuran'a uyan insanlara Rabbimiz'in verdiği bir anlayıştır.
Müminler Allah'ın verdiği bu anlayışla, olayları çok açık
olarak değerlendirebilir, birçok konunun karmaşık gibi görünen
noktalarını rahatça kavrayabilirler. Kuran'da bildirildiği
gibi müminler, çevrelerindeki her şey üzerinde derin düşünen,
dolayısıyla olaylardaki detayları Kuran ahlakına göre değerlendiren
insanlardır. Nitekim bir ayette Allah, samimi kalple iman
edip her olayın inceliğini ve derinliğini kavramaya çalışan,
gördükleri detaylarda kendilerini yaratan Allah'ın büyüklüğünü,
gücünü kavrayarak Kendisinden korkanlara 'doğruyu yanlıştan
ayırma' konusunda anlayış vereceğini bildirmiştir:
"Ey iman edenler, Allah'tan korkup-sakınırsanız, size
doğruyu yanlıştan ayıran bir nur ve anlayış (furkan) verir,
kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah büyük fazl sahibidir."
(Enfal Suresi, 29)
Bu ayet doğrultusunda düşünüldüğünde, Hz. İsa'yı yeryüzüne
dönüşünde tanıyıp ona itaat edecek olanların da, Allah'a ve
Kuran'a iman eden, her olayı derinlemesine düşünüp kavramaya
çalışan insanlar olacağı anlaşılmaktadır. Nitekim Bediüzzaman
Said Nursi bir başka sözünde konuya şöyle dikkat çeker:
"Hatta Hazret-i İsa Aleyhisselam'ın nuzulü
dahi ve kendisi İsa Aleyhisselam olduğu, nur-u imanın dikkatiyle
bilinir; herkes bilemez." (Şualar, s.487)
Dünya Üzerinde Hiçbir Akrabası, Tanıyanı, Ailesi Olmamasıyla
Tanınacaktır
Hz. İsa Kuran'da bildirilen peygamber özelliklerinin yanı
sıra başka özelliklerle de tanınabilecektir. Şüphesiz bunlardan
en önemlisi, Hz. İsa'nın dünyada bir ailesinin, hiçbir
akrabasının, eskiden tanıdığı tek bir kişinin olmamasıdır.
Hz. İsa yeniden yeryüzüne geldiğinde çevresinde kendisini
tanıyan hiç kimse olmayacaktır. Onun fiziksel özelliklerini,
simasını ya da ses tonunu bilen tek bir kişi dahi çıkmayacaktır.
Dünya üzerinde tek bir kişi "ben onu daha önceden tanıyorum,
filanca zaman görmüştüm, onun ailesi ve yakınları şu kimselerdir"
gibi bir iddiada bulunamayacaktır. Çünkü onu tanıyan tüm insanlar
bundan yaklaşık olarak 2000 sene kadar önce yaşamış ve ölmüşlerdir.
Annesi Hz. Meryem, Hz. Zekeriya, dönemin Yahudi önde gelenleri
ve bizzat Hz. İsa’dan tebliğ almış olan insanlar vefat etmişlerdir.
Dolayısıyla ikinci kez yeryüzüne gelişinde, onun doğumuna,
çocukluğuna, gençliğine ve yetişkinliğine şahit olmuş tek
bir kimse olmayacak ve onun hakkında hiç kimse hiçbir şey
bilmeyecektir.
Hz. İsa Allah'ın "OL" emriyle babasız olarak dünyaya
gelmiştir. Aradan yüzyıllar geçtikten sonra ise bilinen hiçbir
akrabası olmaması çok doğaldır. Allah, Hz. İsa'nın bu durumunu
Kuran'da Hz. Adem'in yaratılışına benzetmekte ve şöyle buyurmaktadır:
"Şüphesiz, Allah Katında İsa'nın durumu Adem'in durumu
gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra ona "Ol" demesiyle
o da hemen oluverdi." (Al-i İmran Suresi, 59)
Ayette de bildirildiği gibi Allah Hz. Adem'e "Ol"
demiştir ve Hz. Adem yaratılmıştır. İşte Hz. İsa'nın ilk yaratılışı
da Allah 'ın "Ol" demesiyle gerçekleşmiştir. Hz.
Adem'in anne ve babası yoktur, Hz. İsa'nın ilk dünyaya gelişinde
ise sadece annesi Hz. Meryem vardır; fakat yeryüzüne yeniden
geleceği ikinci seferde onun annesi de hayatta olmayacaktır.
Aradan yüzyıllar geçtikten sonra bilinen hiçbir akrabası olmadan
yeryüzünde bulunacaktır.
Kuşkusuz bu sayede Hz. İsa’nın yeryüzüne yeniden gelişinde,
onun Hz. İsa olduğundan şüphe edilebilecek bir durum oluşmayacaktır.
Sahte mesihlik iddiasında bulunan kimselerin ise yalanları
kolayca anlaşılabilecektir. Çünkü tüm çocukluğu insanlar arasında
geçmiş, çok sayıda çocukluk resmine sahip, kendisini küçüklüğünden
itibaren tanıyan sayısız kişiye sahip bir insanın Hz. İsa
olduğunu iddia etmesinin ne denli akıl dışı bir iddia olduğu
açıktır.
Hz. İsa'yı Hangi Özellikleriyle Tanıyabiliriz?
Daha önce belirtildiği üzere, bu sorunun cevabını bulmak
için Kuran ayetleri incelendiğinde görülen ilk işaret, ayetlerde
anlatılan, peygamberlerin sahip oldukları ortak özellikler
olacaktır. Öyleyse birtakım alametlerle kendini belli edip,
dikkat çekecek olan Hz. İsa'yı tanımak için Kuran'da bildirilmiş
olan bu peygamber özelliklerinin neler olduğunu incelemek
gerekmektedir. Elbette peygamberlerle ilgili Kuran'dan çıkarılabilecek
yüzlerce alamet vardır. Ancak bu bölümde dışarıdan bakan bir
gözle değerlendirebilecek en belirgin özellikler ele alınacaktır.
1 Üstün Ahlak Özellikleri ile Diğer İnsanlardan Ayrılır
Allah'ın seçip gönderdiği her mübarek peygamber gibi, Hz.
İsa da tüm üstün ahlak özelliklerini üzerinde taşır. Onu diğer
insanlardan ayıran en belirgin fark, yaşadığı toplum içinde
alışılmadık bir şekilde ortaya çıkan yüksek şahsiyetidir.
Öyle ki halk arasında hiç rastlanmayan, insanların alışık
olmadığı ve görür görmez etkilenecekleri ahlaki özelliklere
sahiptir. Allah'a olan güveni ve imanı ile son derece kararlı,
cesaretli, toplumun etkisi altında kalmayan, aksine herkesi
etkileyen, güçlü bir insandır.
Allah, peygamberleri diğer insanlara göre üstün özelliklerle
yarattığını yukarıdaki ayetlerde açıkça bildirmiştir. Bu konu
ile ilgili Kuran'da geçen daha pek çok örnek vardır. Örneğin
"...İbrahim (tek başına) bir ümmetti..."
(Nahl Suresi, 120), "Güç ve basiret
sahibi olan kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u hatırla..."
(Sad Suresi, 45), "Ve gerçekten
onlar, Bizim Katımızda seçkinlerden ve hayırlı olanlardandır."
(Sad Suresi, 47), "... Bizi inanmış
kullarından birçoğuna göre üstün kılan Allah'a hamdolsun..."
(Neml Suresi, 15) ayetlerinde bildirilen ifadeler, peygamberlere
verilen üstünlüklerin bir bölümünü haber vermektedir. Hz.
İsa da Allah'ın seçkin kıldığı peygamberlerdendir. Bir ayette
şöyle buyurulur:
"İşte bu elçiler; bir kısmını bir kısmına üstün kıldık.
Onlardan, Allah'ın kendileriyle konuştuğu ve derecelerle yükselttiği
vardır. Meryem oğlu İsa'ya apaçık belgeler verdik ve onu Ruhu'l-Kudüs'le
destekledik..." (Bakara Suresi, 253)
2 Peygamberlere Has Yüz İfadesi ile
Tanınacaktır
Elçilerin üstünlüklerinin gerek bilgice, gerekse fiziksel
özellikleriyle olduğu da Kuran'da bildirilir:
"...O (şöyle) demişti: "Doğrusu
Allah size onu seçti ve onun bilgi ve bedenî gücünü artırdı.
Allah, kime dilerse mülkünü verir; Allah (rahmeti ve gücü)
geniş olandır, bilendir."" (Bakara Suresi, 247)
Bilgice, akılca, vücutça, ahlakça üstün kılınmış bir insan
olarak Hz. İsa'nın yüzünde peygamberlere has bir ifade olacaktır.
Sahip olduğu güçlü Allah korkusunun ve derin imanının nuru,
yüzüne yansıyacaktır. Peygamberlere has olan nurlu ifade o
derece açık olacaktır ki, onu görenler diğer insanlara kıyasla
çok üstün bir insanla karşılaştıklarının farkına varacaklardır.
Ancak unutmamak gerekir ki, elbette herkes bunu kabul etmeyebilir.
Kimi insanlar içlerinde duyacakları haset ve kin sebebiyle,
bu ahlaki üstünlüğü göz ardı edebilirler. İçten içe farkında
olsalar da, kibirleri ve büyüklük tutkuları nedeniyle anlamazlıktan
gelebilirler. Yalnızca imanında samimi olanlar, bu üstünlüğü
görüp gereği gibi takdir edebileceklerdir.
Allah, Hz. İsa'nın hem dünyada hem de ahirette "...
seçkin, onurlu, saygın ve Allah'a yakın kılınanlardan..."
(Al-i İmran Suresi, 45) olduğunu bildirmiştir. Kuran ahlakının
bir tecellisi olarak tüm peygamberler gibi Hz. İsa da çevresindeki
insanlar arasında saygınlığıyla, seçkin ve onurlu oluşuyla
tanınacaktır.
3 Hikmet ve Hitabet Gücü Çok Yüksektir
"Bunlar, kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik
verdiklerimizdir..." (Enam Suresi, 89)
Allah, çeşitli kavimlere tebliğ yapmaları, onları uyarıp
korkutmaları için gönderdiği peygamberlerini aynı zamanda
hikmet sahibi de kılmıştır. Hikmetli bir anlatım, isabetli
konuşmalar, doğruya davet edici ve kötülükten menedici tavırlar
tüm peygamberlerin ortak özellikleridir. Nitekim Kuran'ın
daha pek çok ayetinde tek tek peygamberlere verilen hikmete
de dikkat çekilir. Örneğin, Hz. Davud için "...
ona hikmet ve anlatım çarpıcılığını vermiştik."
(Sad Suresi, 20); Hz. Yahya için, "...
daha çocuk iken ona hikmet verdik." (Meryem Suresi,
12); Hz. Musa için, "O, erginlik
çağına ulaşıp olgunlaşınca, ona bir 'hüküm ve hikmet' ve ilim
verdik..." (Kasas Suresi,14); Hz. Lokman için,
"Andolsun, Lokman'a "Allah'a
şükret" diye hikmet verdik..." (Lokman Suresi,
12); Hz. İbrahim için, "... Doğrusu
Biz, İbrahim ailesine Kitabı ve hikmeti verdik..."
(Nisa Suresi, 54) diye bildirilmiştir.
Allah, "Kime dilerse hikmeti
ona verir; şüphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir hayır
da verilmiştir..." (Bakara Suresi, 269) ayetiyle,
tüm peygamberlerin hikmet verilerek ödüllendirildiğini bildirmiştir.
Hz. İsa'nın Allah'ın bir elçisi olarak hikmetle ödüllendirildiğine
ve bunu kendi kavmine de bildirdiğine Kuran'da şöyle dikkat
çekilmiştir:
"Allah şöyle diyecek: "Ey
Meryem oğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi hatırla. Ben
seni Ruhu'l-Kudüs ile destekledim, beşikte iken de, yetişkin
iken de insanlarla konuşuyordun. Sana kitabı, hikmeti, Tevrat'ı
ve İncil'i öğrettim..." (Maide Suresi, 110)
Bu ayetler doğrultusunda Hz. İsa'yı tanımak için bir başka
işaretin de, onun yapacağı "hikmetli, isabetli ve çok
etkili konuşmalar" olduğu anlaşılmaktadır. Diğer tüm
konularda olduğu gibi hikmetli konuşma da, peygamberlere has
çok dikkat çekici bir özelliktir. Kuran'ı kendilerine rehber
edinmiş olan müminler, Hz. İsa'nın konuşmalarının diğer bir
ayette de belirtildiği gibi "özü kapsayan bir bilgi"
(Kehf Suresi, 91) içerdiğini ve bunun ancak Allah'ın seçtiği
elçilere has olduğunu anlarlar.
Gösterdiği üstün akıl, yaptığı kusursuz teşhisler, getirdiği
çözümler her zaman çok isabetli olup Allah'tan özel olarak
verilmiş bir hikmetin en açık alametlerini oluşturacaktır.
Böylece üstün şahsiyeti ve aklı açıkça göze çarpacaktır.
4 Çok Güvenilirdir
Kuran'da bildirildiği üzere her elçi gönderildiği topluluğa
ilk olarak "Gerçek şu ki, ben size
gönderilmiş güvenilir bir elçiyim" (Şuara Suresi,
107) ifadesiyle söze başlayarak kendisini tanıtmıştır. Peygamberlerin
bu güvenilirlikleri, Allah'ın emirlerine, bildirdiği din ahlakına
eksiksizce uymalarından kaynaklanır. Hiçbir durumda doğru
yolun, İslam ahlakının dışına çıkmazlar. Yalnızca Allah'ın
hoşnutluğunu kazanmak istemelerinden dolayı kimseye boyun
eğmezler. Kuran'da hemen hemen tüm peygamberlerin bu özelliklerini
ön plana çıkardıkları haber verilmektedir. Örneğin, Hz. Musa'nın
kendisini kavmine tanıtması Kuran'da şöyle haber verilmektedir:
"Andolsun, Biz kendilerinden önce,
Firavun'un kavmini de denedik. Onlara kerim bir elçi gelmişti;
"Allah'ın kullarını bana teslim edin; gerçekten ben,
sizin için güvenilir bir elçiyim" (demişti)." (Duhan
Suresi, 17-18)
Ancak kavimleri elçilerin bu önemli özelliklerini her zaman
takdir edememişlerdir. Hatta çoğu zaman elçilerle ilgili yanlış
zanları olmuştur. Çünkü kendi cahiliye sistemlerini terk edip
onların davet ettiği hak dine uymak istememişlerdir. Ancak
aradan belli bir zaman geçtikten sonra elçilerin en güvenilir
insanlar oldukları kavim içinde de kabul görmüştür.
Kuran'da bildirilen peygamberlerin bu özellikleri kuşkusuz
Allah'ın bir elçisi olarak Hz. İsa'da da görülecektir. Hz.
İsa dünyaya ikinci gelişinde, Allah'ın değişmez bir kanunu
olarak halk arasında güvenilirliği ile dikkat çekecektir.
Allah, diğer tüm elçilerine olduğu gibi, Hz. İsa'ya da yardım
edecek ve onun ne kadar emin bir insan olduğunu zamanı geldiğinde
insanlara gösterecektir.
5 Allah'ın Koruması Altında Olacaktır
Andolsun, (peygamber olarak) gönderilen kullarımıza (şu)
sözümüz geçmiştir: Gerçekten onlar, muhakkak nusret (yardım
ve zafer) bulacaklardır. Ve hiç şüphesiz; Bizim ordularımız,
üstün gelecek olanlar onlardır. (Saffat Suresi, 171-173)
Allah her zaman elçilerini diğer insanlardan üstün kılmıştır.
Tarih boyunca gönderilen her peygamber, Allah'ın yardımıyla
düşmanlarına karşı üstünlük kazanmış, onların kurdukları tuzaklardan
korunmuştur. Aldıkları her karar, uyguladıkları her yöntem
hep hayırla ve başarıyla sonuçlanmış, Rabbimiz onları her
durumda desteklemiştir.
Dolayısıyla Allah'ın elçisi Hz. İsa'yı bekleyen müminler
için yol gösterici bir başka işaret de onun her işinin başarı
ile sonuçlanması olacaktır. Öyle ki aldığı her karar, uyguladığı
her yöntem kendisi ve etrafındaki müminler için hayırlı sonuç
verecektir. Hatta ilk bakışta olumsuz gibi görünen olaylar
dahi bir süre sonra olumlu hale gelecektir. Hz. İsa'nın aldığı
tüm kararların en doğrusu, en akılcısı olduğunu bu olaylar
ispat edecektir. Çünkü Allah Kuran'da elçilerinin her ne olursa
olsun tüm zorluklara rağmen üstün geleceklerini, onları kesin
olarak yardımıyla destekleyeceğini vadetmiştir.
Allah'ın bu vaadiyle yapmaya karar verdiği her işte Hz.
İsa'nın elde edeceği başarı ve bereket, hem düşmanlarının,
hem de yanındaki inananların dikkatini çekecek kadar açık
olacaktır. Düşmanları da, bu durumun olağanüstülüğünü fark
edecek ancak bunun Allah'tan gelen bir yardım olduğunu takdir
edemeyeceklerdir. Her işinin başarılı olmasına, attığı her
adımın doğru olmasına bir anlam veremeyeceklerdir. Çünkü onların
amacı, 'kendileri gibi bir beşer' olarak gördükleri bu mübarek
insana karşı üstün gelmektir. Ancak "Sonra
Biz, elçilerimizi ve iman edenleri böyle kurtarırız; müminleri
kurtarmamız Bizim üzerimize bir haktır." (Yunus
Suresi, 103) ayetinde de bildirildiği gibi, Allah bu konuda
yaptıkları herşeyi sonuçsuz çıkaracak ve elçisine yardım edecektir.
Ona kurulan tuzaklar, açılan savaşlar hiçbir zaman başarılı
bir sonuca ulaşamayacaktır.
6 Yaptıkları İçin Karşılık Beklemeyecektir
Tüm elçilerin taşıdığı ortak bir özellik de, yaptıkları hiçbir
şey için ücret beklememeleridir. Yaptıkları büyük hizmetler
karşılığında bekledikleri tek şey Allah'ın rızasıdır. Çevrelerindeki
hiç kimseden bir ücret, bir fayda talep etmezler. Nitekim
Kuran'da da, tüm elçilerin bu özelliği üzerlerinde taşıdıkları
ve bunu sözle de dile getirdikleri şöyle bildirilmektedir:
"Ey kavmim, ben bunun karşılığında
sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim, beni Yaratan'dan
başkasına ait değildir. Akıl erdirmeyecek misiniz?" (Hud
Suresi, 51)
Elçilerin taşıdıkları bu üstün özellik, Hz. İsa'da da görülecektir.
Allah'ın peygamberi olarak tüm insanları İslam dinine davet
edecek, ancak yaptığı şeylerin karşılığında hiçbir maddi çıkar,
bir ücret talebi olmayacaktır. Kuran'da bildirilen tüm elçiler
gibi yaptığı her şeyin karşılığını Allah'tan bekleyecek ve
bu özelliğiyle de gerek yakın çevresinde, gerekse içinde bulunduğu
toplumda dikkat çekecektir.
Ancak şu nokta unutulmamalıdır ki, diğer konularda olduğu
gibi bu konuda da onu ancak samimi iman sahipleri takdir edebilirler.
İçinde bulunduğu toplum Hz. İsa'nın bu özelliğini fark etse
bile, kimi düşmanları onu engellemek için diğer tüm peygamberlere
yapıldığı gibi çeşitli iftiralarda bulunabilirler. Bu iftiraların
arasında kuşkusuz onun "yaptıkları karşılığında bir çıkar
sağlamaya çalıştığı, menfaat gözettiği" benzeri suçlamalar
da olması muhtemeldir. Ancak Allah her konuda işinin hayırla
sonuçlanmasına izin verdiği gibi, bu konuda da inkarcıların
iftiralarının asılsızlığını tek tek ortaya çıkarır ve elçisine
yardım eder.
7 Müminlere Karşı Şefkatli ve Merhametli Olacaktır
Peygamberlerde görülen en önemli özelliklerden biri de "merhamet
ve şefkat"tir. Peygamberler her zaman yanlarındaki müminlere
karşı çok şefkatli ve merhametli olmuşlar, onların dünyadaki
ve ahiretteki durumlarını düzeltmek için çalışmışlardır. Hz.
İsa'nın ahlakının en belirgin özelliklerinden biri de müminlere
karşı olan bu şefkati ve merhameti olacaktır. Allah, gönderdiği
elçilerde çok yoğun olarak görülen bu özelliği Kuran'da şöyle
bildirmiştir:
"Andolsun size, içinizden sıkıntıya düşmeniz onun gücüne
giden, size pek düşkün, müminlere şefkatli ve esirgeyici olan
bir elçi gelmiştir." (Tevbe Suresi, 128)
İşte Hz. İsa da bu ayette bildirildiği gibi çevresindeki
müminlere karşı son derece "müşfik ve koruyucu"
bir tavır içerisinde olacak ve bu benzersiz samimiyet ve candanlık
onun Hz. İsa olduğunun en anlaşılır delillerinden birini oluşturacaktır.
Ahir Zaman Müjdesi
Yazı boyunca Kuran ayetleri ışığında, ahir zamanda yeryüzüne
ikinci kez gelecek olan Hz. İsa'nın tanınmasını sağlayacak
belli başlı özellikleri inceledik. Hiç şüphesiz Hz. İsa'nın
tanınmasını sağlayacak, onun kutlu kişiliğinin ve icraatlerinin
en önemli delillerinden biri de kendisi gibi ahir zamanda
ortaya çıkacak olan Hz. Mehdi ile birlikte hareket etmesi
olacaktır. Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde ve İslam alimlerinin
eserlerinde bildirilen bu konu bir hadiste şu şekilde bildirilmektedir:
Ebu'l Hasen Muhammed b. El- Senceri'nin rivayetine göre;
"Haberler çoğaldı ve Hz. Mehdi'nin gelmesi ve onun
Ehl-i Beyt'ten olmasına dair kainatın Efendisi'nden rivayetler
artmıştır. Rivayetlerde Hz. Mehdi'nin gelip 7 yıl hükmedeceği,
yeryüzünü adaletle dolduracağı, Hz. İsa (as) ile beraber gelip
Filistin diyarında Deccal'i yok etme hususunda Hz. İsa'ya
yardım edeceği, Hz. İsa (as)'nın, arkasında olduğu halde bu
millete namaz kıldıracağı uzunca kıssasında anlatılmaktadır."
(Ali b. Sultan Muhammed el-Kari el-Hanefi “Risaletül Meşreb
elverdi fi mezhebil Mehdi”)
Bediüzzaman Said Nursi de Risale-i Nur Külliyatı'nda bu
gerçeğe şu şekilde dikkat çekmiştir:
"Şahs-ı İsa Aleyhisselam'ın kılıncı ve maktul olan
(yok edilen) şahs-ı Deccal'in, teşkil ettiği dehşetli maddiyunluk
(maddecilik) ve dinsizlik azametli heykeli ve şahs-ı manevisini
mahvedecek ancak İsevi ruhanileridir ki; o ruhaniler, din-i
İsevinin hakikatini (Hristiyanlığın esaslarını) hakikat-i
İslamiye ile mezcederek (katarak) o kuvvetle onu dağıtacak,
manen öldürecek. Hatta "Hazret-i İsa Aleyhisselam gelir.
Hazret-i Mehdi'ye namazda iktida eder (uyar), tabi olur."
Diye rivayeti bu ittifaka ve hakikat-i Kuraniyenin mutbuiyetine
ve hakimiyetine (Kuran esaslarının hakimiyetine) işaret eder."
(Şualar, s.493)
Bediüzzaman'ın da belirttiği gibi Hz. İsa ve Hz. Mehdi “Altın
Çağ’a” vesile olacak ortak fikri mücadeleleri ile, Deccal'i
ortadan kaldıracak, din ahlakını tüm dünyaya yayacak ve tüm
inananların huzuruna ve refahına vesile olacaklardır.
Ayrıca ahir zamanın ilk dönemlerinde yaşanan her türlü bozulma,
kargaşa ve sıkıntı ortadan kalkacak, birbiri ardınca süregelen
büyük felaketler, savaşlar, acılar bu iki kutlu şahsın ortak
mücadeleleri ile son bulacaktır. İnkarcıların sebep olduğu
birtakım felsefi sistemlerin neden olduğu dejenerasyon, manevi
boşluk ve ahlaki bozulma yerini tüm inanan insanların asırlardır
özlemini duydukları, Kuran ahlakının hakim olacağı Altınçağ
denilen kutlu döneme bırakacaktır. Rabbimiz tüm insanları
ahir zamanın büyük karmaşasından kurtaracak ve bolluğun, bereketin
ve adaletin yaşanacağı bir nimete kavuşturacaktır. Yüce Allah
yeryüzündeki nurunu elçileri vasıtasıyla tamamlayacağını ayetlerde
şöyle müjdelemiştir:
"Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek
istiyorlar. Oysa kâfirler istemese de Allah, Kendi nurunu
tamamlamaktan başkasını istemiyor. Müşrikler istemese de O,
dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle
ve hak dinle gönderen O'dur." (Tevbe Suresi, 32-33)
Hz. İsa’nın Hilyesi (Fiziksel)
Özellikleri
Çeşitli İslami kaynaklarda Hz. İsa'nın fiziksel özellikleri
ile ilgili de pek çok hadis ve bilgi bulunmaktadır.
Bunlardan bir kısmı şöyledir:
1 "Uzuna yakın orta boylu"
2 "Rengi kırmızı ile beyaza yakın"
3 "Üzerinde boyanmış iki elbise vardır."
4 "O derece temiz ki kendisine ıslak dokunmadığı
halde başı su damlatır gibidir."
Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s.499)
) (Ebu Davud, Melahim,4324)
“O kızıl, kıvırcık saçlı ve geniş göğüslüdür.
O, salibi (haçı) kıracak, cizye usulünü kaldıracak,
İslam'dan başka hiçbir dini kabul etmeyecek... Allah'tan
başka hiçbir kimseye ve hiçbir şeye ibadet edilmeyecek.
Hazret-i Muhammed (sav)'in yolu üzere hüküm verecek,
kendisi Peygamber olduğu halde Peygamber'e tabi olacak
ve Muhammed (as)'ın ümmetinden olacak, Peygamber'in
ümmeti ve sahabisi olacak. Çünkü o, onu Mi'rac gecesi
görmüştür. Öyleyse sahabilerin en faziletlisi olacak.”
(İmam Suyuti, Kıyamet Alametleri, Ölüm ve Diriliş, s.
182)
“Geceleyin yürütüldüğüm zaman Musa (as)'a
kavuştum. (Peygamber onu tavsif ederek:) Bir de gördüm
ki, O Şenüe kabilesi erkeklerinden biri gibi kara yağız,
uzun boylu, balık etli, düz saçlı bir zattır. İsa'ya
da kavuştum (Peygamber onu da tavsif ederek: İsa, orta
yapılı, sanki hamamdan çıkmış gibi al çehreliydi.” (Sahih-i
Müslim, 2/1053)
“Ben bu gece kendimi rüyamda Kabe'de
buldum. Ansızın esmer bir kişi gördüm. Sanki o esmer
insanlardan en güzeli, başının saçı iki omuzu arasında
sarkıyordu, (yeni) taranmış ve arınmıştı da başının
saçı su damlatıyordu. İki elini iki kişinin iki omuzuna
koyarak Beyt'i tavaf ediyordu. (Orada bulunanlara) bu
kimdir? diye sordum. Onlar: bu Meryem'in oğlu Mesih
(İsa)'dır dediler.” (Sahih-i Buhari, 9/177)
|
|