|
HZ. İSA NASIL TANINACAK ? 2
(HZ. İSA'NIN FAALİYETLERİ)
Yazımızın geçen ay yayınladığımız
ilk bölümünde, yeryüzüne ikinci kez gelecek olan Hz. İsa'nın
tanınmasına vesile olacak fiziki ve manevi özelliklerini,
Peygamber Efendimiz (sav)'in hadisleri ve İslam alimlerinin
görüşleri doğrultusunda incelemiştik. Bu ayki ikinci bölümde
ise, yine Hz. İsa'nın geldiğinde tanınmasına vesile olacak
alametlerinden bir diğerini, icraatlarını inceleyeceğiz.
İçinde yaşadığımız ahir zaman,
tüm iman sahipleri için çok kutlu ve müjdeli bir dönemdir.
Çünkü, Rabbimiz'in ayetlerinde ve Peygamber Efendimiz (sav)'in
hadislerinde iki bin yıl aradan sonra, ahir zamanda Hz. İsa'nın
yeniden dünyaya gönderileceği müjdelenmiştir. Hz. İsa'nın
yeryüzüne ikinci kez gelişinde tanınmasını sağlayacak en önemli
özelliklerinden biri ise icraatları olacaktır. Hz. İsa, hiçbir
şekilde taklit edilmesi mümkün olmayan bu icraatlarını yerine
getirerek, Allah'ın izniyle Hz. Mehdi ile beraber dünyada
Altınçağ'ın yaşanmaya başlanmasına vesile olacaktır.
Hz. İsa, doğumuyla ve gösterdiği
mucizeleri ile kutlu bir peygamberdir. Allah, Hz. İsa için
özel bir kader belirlemiş ve bu kader doğrultusunda, inkar
edenlerin Hz. İsa'yı öldürmek için kurdukları tuzaklarını
bozmuştur. İnkar edenler, Kuran'da açıkça bildirildiği üzere,
Hz. İsa'yı öldürememişler, ancak onlara bu durumun bir benzeri
gösterilmiştir. (Nisa Suresi, 157) Allah Hz. İsa'yı, bilinen
biyolojik anlamda canını almadan Kendi Katına yükseltmiştir
ve Hz. İsa ikinci kez yeryüzüne gelecektir. Ancak Hz. İsa
ikinci gelişi sırasında, aşağıda da açıklayacağımız gibi,
önceleri çok az sayıda kişi tarafından tanınacak ve cemaati
oldukça az kişiden oluşacaktır.
Hz. İsa İlk Geldiği Zamanlarda Çok Az Sayıda Kişi Tarafından
Tanınabilecektir.
Gerek Hıristiyan gerekse Müslüman
çevrelerde Hz. İsa'nın ikinci kez gelişi ile ilgili sahip
olunan bazı yanlış kanaatler, olumsuz faaliyetler ve propaganda
yöntemleri sonucunda, yeryüzüne döndüğü ilk yıllarda Hz. İsa'yı
tanıyabilecek insanların sayısı çok az olacaktır. Büyük İslam
alimi Bediüzzaman Said Nursi, ahir zamanda gerçekleşecek olan
bu durumu şöyle haber vermiştir:
"Hazret-i Îsâ Aleyhisselâm geldiği vakit, herkes onun
hakiki Îsâ olduğunu bilmek lâzım değildir. Onun mukarreb ve
havassı (derin imanlı yakın talebeleri), nur-u iman (imanın
ışığı) ile onu tanır. Yoksa bedahet derecesinde (birdenbire
ve açıkça) herkes onu tanımayacaktır." (Mektubat, s.
60)
Bediüzzaman bir başka sözünde ise Hz. İsa'nın toplumun büyük
kesimi tarafından tanınamayacağını şöyle açıklamıştır:
"Hatta Hazret-i İsa Aleyhisselam'ın nüzulü (inişi)
dahi ve kendisi İsa Aleyhisselam olduğu, nur-u imanın (iman
ışığının) dikkatiyle bilinir; herkes bilemez." (Şualar,
s. 487)
Bediüzzaman'ın bu sözüne göre, Hz. İsa yeryüzüne ilk geldiği
zaman, Hz. İsa olduğu bilinmeyecek, ancak daha sonra farkına
varılacaktır. Talebeleri de onu ancak imanın nuru ile tanıyabileceklerdir.
Bir başka deyişle toplumun geneli açıkça onun Hz. İsa olduğunu
bilmeyecektir. Hatta tam tersine, insanların büyük çoğunluğu
Deccal'in toplum üzerinde uygulayacağı çeşitli olumsuz telkin
ve propaganda yöntemleri sonucunda, ona düşman olacak ve onu
etkisiz hale getirebilmek için mücadele vereceklerdir.
Hz. İsa'nın Cemaatinin Sayısı Çok Az Olacaktır
Kuran'da, Hz. İsa'nın yeryüzüne ilk gelişinde kendisine
tabi olanların sayısının oldukça az olduğuna işaret edilmiştir.
Rivayetlerde de haber verildiğine göre, Hz. İsa'ya yalnızca
az sayıdaki havarileri iman etmiş ve halktan da bu mübarek
peygambere destek veren çok kimse olmamıştır. Bu durum Kuran'da
şöyle haber verilmiştir:
"Ey iman edenler, Allah'ın yardımcıları olun: Meryem
oğlu İsa'nın havarilere: "Allah'a (yönelirken) benim
yardımcılarım kimlerdir?" demesi gibi. Havariler de demişlerdi
ki: "Allah'ın yardımcıları bizleriz." Böylece İsrailoğulları'ndan
bir topluluk iman etmiş, bir topluluk da inkar etmişti. Sonunda
Biz iman edenleri düşmanlarına karşı destekledik, onlar da
üstün geldiler." (Saff Suresi, 14)
Yeryüzüne ikinci kez gelişinde de, ilk zamanlarda Hz. İsa'ya
inanıp, onu destekleyenlerin sayısı yine çok az olacaktır.
Bediüzzaman bu durumu şöyle haber vermiştir:
"... 'Deccal'ın fevkalâde büyük
ve minareden daha yüksek bir azamet-i heykelde ve Hazret-i
İsa Aleyhisselâm ona nisbeten çok küçük bulunduğunu' gösterir.
Bunun bir tevili şu olmak gerektir ki: İsa Aleyhisselâm'ı
nur-u iman (imanın ışığı) ile tanıyan ve tâbi' olan cemaat-ı
ruhaniye-i mücahidinin (ruhani mücahidler cemaatinin) kemmiyeti
(sayısı), Deccal'ın mektebce ve askerce ilmi ve maddi ordularına
nisbeten çok az ve küçük olmasına işaret ve kinayedir (maksadındadır)."
(Şualar, s. 495)
Yine bir başka sözünde Bediüzzaman şöyle söylemektedir:
"Hazret-i İsa (a.s.) Deccal ile mücadelesi zamanında,
on arşın yukarıya atlayıp sonra kılıncı onun dizine yetiştirebilir
derecesinde, vücudca o derece Deccal'ın heykeli Hazret-i İsa'dan
büyüktür, diye meâlinde rivayet var. Demek Deccal, Hazret-i
İsa Aleyhisselâm'dan on, belki yirmi misli yüksek kametli
(boylu) olmak lâzım gelir...
Birinci Cihet: Din-i İsevi'nin hakikisini (Hıristiyanlığın
gerçeğini) esas tutan İsevi ruhanilerin cemaati ve onlara
karşı dinsizliği tervice (kabul ettirip geçerli kılmaya) başlayan
cemaat tecessüm etseler (maddeleşip cisim haline gelseler),
bir minare yüksekliğinde bir insanın yanında bir çocuk kadar
da olamaz." (Kastamonu Lahikası, s.75)
Bediüzzaman, bu sözlerinde Deccal'in elinde bulunduracağı
maddi ve manevi güç gibi, çevresindeki insanların sayısının
da çok fazla olacağını, Hz. İsa'nın cemaatinin ise Deccal'inkine
kıyasla çok az sayıda kişiden oluşacağını belirtmiştir.
Hz. İsa'nın toplumun büyük bir kesimi tarafından tanınamamasında,
Deccal'in elinde bulundurduğu bu geniş kitle ve imkanlarla
yürüteceği olumsuz propagandanın büyük etkisi olacaktır. (En
doğrusunu Allah bilir).
Hz. Mehdi'nin Ortaya Çıkışı Hz. İsa'nın Gelişinin Habercisi
Olacaktır
Hz. İsa'nın ikinci kez gelişinin habercisi olacak önemli
olaylardan biri de, ahir zamanın diğer kutlu şahsı olan Hz.
Mehdi'nin zuhuru olacaktır. Bediüzzaman'ın eserlerinde vurguladığı
üzere Hz. Mehdi zuhur ettiğinde görevlerini üç ayrı safhada
yerine getirecektir. Hz. İsa'nın ikinci kez yeryüzüne gelişi,
Allah'ın izniyle Hz. Mehdi'nin görevlerini yerine getirdiği
üçüncü safhada gerçekleşecektir. Bu dönemde Hz. Mehdi Peygamberimiz
(sav)'in halifesi yani İslam aleminin manevi lideri sıfatıyla
dünya çapındaki tüm Müslümanlar arasında İslam Birliği'ni
sağlamış olacak ve lider konumunda olacaktır. Hz. İsa geldiğinde,
Hz. Mehdi'nin bu durumunda bir değişiklik olmayacak, Hz. İsa
da Hz. Mehdi'ye yardımcı olacaktır. Bu gerçek bir hadiste
şöyle haber verilmiştir:
İmamları salih bir insan olan Mehdi olduğu halde, Beytü'l
Makdis'e sığınırlar. Orada imamları kendilerine sabah namazını
kıldırmak için öne geçtiği bir sırada, bir de bakarlar ki,
Meryem oğlu İsa sabah vaktinde inmiştir. Mehdi, Hz. İsa'yı
öne geçirmek için arkaya çekilir. Hz. İsa onun omuz-larına
elini koyar ve ona der ki, "Geç öne namazı kıldır. Zira
kamet (farz namazı kılmak için okunan ezan; namaza başlama
işareti) senin için getirilmiştir."... (Ebu Rafi'den
rivayet edilmiştir; İmam Şarani, Ölüm, Kıyamet, Ahiret ve
Ahir Zaman Alametleri, Bedir Yayınevi, s. 495-496)
HZ. İSA’NIN TANINMASINA VESİLE OLACAK İCRAATLARI
Daha önce de belirttiğimiz gibi, Kuran ayetlerinde Hz. İsa'nın
yeryüzüne ikinci kez gelişi çeşitli alametlerle bizlere müjdelenmektedir.
Peygamber Efendimiz (sav)'in de "...Vallahi
muhakkak ve muhakkak Meryem oğlu İsa inecek, hem adil bir
hakem, adaletli bir hükümdar olarak inecek..."
(Sahih-i Müslim bi Şerhin-Nevevi, cilt 2, s.192) hadisinde
olduğu gibi birçok hadiste ve İslam alimlerinin açıklamalarında,
Hz. İsa'nın geldiğinde yapacağı icraatlar ve o dönemin özellikleri
çeşitli örneklerle anlatılmaktadır. Onun tanınmasına vesile
olacak bu alametleri şu şekilde maddeleyebiliriz :
1. Hz. İsa Yeni Bir Din Getirmeyecek, İslamiyet'e Tabi Olacaktır
Hıristiyanlar da tıpkı Müslümanlar gibi, Hz. İsa'nın yeniden
yeryüzüne gelişini beklemektedirler. Ancak Hz. İsa geldiğinde,
Hıristiyanlar arasındaki bazı sapkın inanışları ve tahrif
edilmiş batıl uygulamaları ortadan kaldırdıktan sonra, tüm
insanları Kuran'da bildirilen gerçek din ahlakına davet edecektir.
Onun döneminde İsevilik, gerçek din olan İslamiyet ile birleşecek,
manevi olarak Hıristiyanlık İslamiyet'e dönecektir.
Hıristiyanlara kendi peygamberlerinin teslis inancının sapkınlığını,
Allah'tan başka İlah olmadığını, kimsenin bir başkasının günahını
yüklenmesinin mümkün olmadığını, hak kitabın Kuran-ı Kerim
olduğunu anlatması Hıristiyan dünyası üzerinde büyük bir etki
oluşturacaktır. Hz. İsa ile birlikte insanlar kitleler halinde
şirkten ve sapkın inanışlardan kurtulacak, Allah'ın izniyle
akın akın İslam ahlakına yöneleceklerdir.
Peygamberimiz (sav)'in konu ile ilgili hadislerinden bazıları
şöyledir:
"(Hz.İsa) Kırk (40) yıl Allah'ın
Kitabı ve benim sünnetimle hükmeder, vefat eder." (Kitab-ul
Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 92)
"Hz. İsa Ümmeti Muhammed'e peygamber
olarak değil; Şeriat-ı Muhammediyyeyi (İslamiyet’in esaslarını)
tatbik etmek için gelecektir, demektedir." (El-Kavlu'l
Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 68)
"Onunla (Hz.İsa ile) benim aramda
hiçbir peygamber yoktur. O şüphesiz inecektir. Onu gördüğünüz
zaman tanıyın! O, orta boylu, beyaza çalar kırmızı renktedir.
Sarıya boyalı iki elbise içinde olacak. Yağmur yağmasa da
saçından su damlayacaktır. İnsanlarla İslam için mücadele
edecektir. Mesihu'd-Deccal'i yok edecektir, sonra yeryüzünde
tam kırk sene kalacak. Sonra ölecek ve namazını Müslümanlar
kılacaklardır." (Buhari, Müslim, Ebu Davud ve Tırmizi,
Büyük Hadis Külliyatı, Rudani, 5.cilt, s.380)
Bediüzzaman Said Nursi de, ateizm ve materyalizm gibi dinsiz
ideolojilerin hakim olduğu bir dönemde Hz. İsa'nın yeniden
dünyaya döneceğini müjdelemektedir. Bediüzzaman'ın aşağıdaki
sözlerinde haber verdiği gibi, Hz. İsa yeryüzüne ikinci kez
gelişinde Kuran'la hükmedecek, Kuran'a tabi olacaktır. Hıristiyanlık
ile Müslümanlık birleşerek dinsizlik akımına karşı Kuran ahlakı
ile üstün geleceklerdir. Risale-i Nur'da bu konuyla ilgili
aktarılanlar şöyledir:
"Ahir zamanda Hazret-i İsa (as) gelecek, Şeriat-ı Muhammediye
(ASM) ile amel edecek mealindeki hadisin sırrı şudur ki: Ahir
zamanda felsefe-i tabiiyenin (tabiat felsefesi) verdiği cereyan-ı
küfriye (inkarcı hareket) ve inkâr-ı uluhiyete (Allah'ı inkara)
karşı İsevilik dini tasaffi ederek (arınarak) ve hurafattan
tecerrüd edip (hurafelerden temizlenip) İslâmiyete inkılab
edeceği (geçeceği) bir sırada, nasıl ki İsevilik şahs-ı manevisi,
vahy-i semavi kılıncıyla o müdhiş dinsizliğin şahs-ı manevisini
yok eder; öyle de Hazret-i İsa (as), İsevilik şahs-ı manevisini
temsil ederek, dinsizliğin şahs-ı manevisini temsil eden Deccal'ı
yok eder.. yani inkâr-ı uluhiyet fikrini yok edecek."
(Mektubat, s. 6)
"...İsevilik dini tasaffi ederek (arınarak) ve hurafattan
tecerrüd (hurafelerden temizlenip) edip İslâmiyet'e inkılab
edeceği (İslamiyet'i kabul edeceği)..." Bediüzzaman bu
hikmetli açıklamasında Hz. İsa'nın İslam ahlakının gereklerine
göre hareket edeceği yönündeki hadisi tefsir etmektedir. Hz.
İsa'nın mücadelesi, çeşitli hurafeler ve geleneklerle özünden
uzaklaşan Hıristiyanlığın özüne dönmesi ile başlayacaktır.
Hz. İsa Hıristiyanlığı tüm batıl hurafelerden temizleyecek
ve hak din olan İslam ahlakını esas alacaktır.
2. Hz. İsa, Hz. Mehdi İle Birlikte İslam Ahlakını Tüm Dünyaya
Hakim Kılacaktır
Hz. İsa geldiğinde Hz. Mehdi ile birlikte, yaşadıkları tüm
zorluklara; sayılarının çok az olmasına, kendilerine yardımcı
olunmamasına ve hatta onlara karşı olumsuz faaliyetler yürütülmesine
rağmen, Allah'ın izniyle gerçek İslam ahlakını tüm dünyaya
hakim kılacaktır. Dünya, bu mübarek şahıslar gelmeden önce
nasıl zulüm ve haksızlıkla doluysa, onlar geldikten sonra,
Rabbimiz'in izniyle, adalet, barış, güvenlik ve bereketle
dolacaktır. Hz. İsa'nın ikinci kez gelişiyle İslam ahlakının
hakim olacağı bir hadiste şöyle bildirilmiştir:
"İslamdan başka (hiçbir dini) kabul etmeyecek... Din müçtehid (yol gösteren) olacak... Allah'tan başka hiçbir kimseye ve hiçbir şeye ibadet edilmeyecek..". (Ruhu'l Meani, 7/60)
"Canım, Kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki Meryem oğlunun adaletli bir hakem olarak size inmesi pek yakındır. O gelince haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldıracak, mal o derece çoğalacak ki kimse onu kabul etmeyecektir." (Sünen-i Tirmizi, Fiten. 2233, İbn-i Mace, Fiten 33, Müslüm Fiten 23)
İman Edenler Deccal'in Fitnesinden Hz. İsa ve Hz. Mehdi Vesilesiyle
Korunacaklardır
"Yalancı, hilekar, zihinlerde ve gönüllerde iyi ile
kötüyü, hak ile batılı karıştıran, bir şeyi yaldızlayıp gerçek
yüzünü gizleyen, her yeri dolaşan kötü ve uğursuz kişi"
gibi anlamlara gelen Deccal kavramı, ahir zamanda ortaya çıkacağı
bildirilen, her türlü kötülüğün ve fitnenin kaynağı ve temsilcisi
olan kişi olarak tarif edilir.
Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde Deccal'in özellikleri
detaylı olarak haber verilmiştir. Buna göre, Deccal insanları
doğru yoldan saptıracak; iyiyi kötü, kötüyü iyi gösterecek;
kendisine uyanları sözde nimetlerle aldatırken, kendisine
uymayanlara ise baskı uygulayıp zor kullanacak; yeryüzünde
karışıklık çıkaracak, çatışmayı körükleyecek; din ahlakına
karşı olacak ve insanları din ahlakından uzaklaştırmak için
faaliyet gösterecektir. Deccal'in yeryüzünde olduğu dönem,
samimi olarak iman edenlerin pek çok sıkıntı ve zorlukla karşılaşacakları,
insanların büyük çoğunluğunun din ahlakından uzaklaştıkları
bir dönem olacaktır.
Ancak Hz. İsa'nın gelişi ve Hz. Mehdi'nin zuhuru ile tüm
bu sıkıntı ve karışıklıklarla dolu dönem son bulacaktır. Çünkü
hadislerde, Deccal'in fitnesinin ancak bu iki kutlu şahsın
faaliyetleri ile ortadan kaldırılacağı, Deccal'in Hz. İsa'yı
gördüğünde "tuzun suda erimesi gibi" yok olacağı
müjdelenmiştir. Hz. İsa'nın Deccal'i ortadan kaldıracağını
bildiren hadislerden biri şöyledir:
"Allah'ın düşmanı (Deccal) onu gördüğünde tuzun suda
erimesi gibi eriyecektir. Onu bıraksa da kendiliğinden helak
oluncaya kadar eriyecekse de, Allah Deccal'i, Hz. İsa'nın
eliyle yok edecektir..." (Müslim, Fiten: 9, No. 2897,
4/2221)
Peygamberimiz (sav)'in bir diğer hadisinde Hz. İsa'nın Deccal'in
fitnesini Hz. Mehdi ile birlikte yok edeceği ise şöyle bildirilmiştir:
"Mehdi, İsa ile beraber çıkacak, Filistin topraklarında
Bab-ı Lüd'de Deccal'i yok edecek, Mehdi'nin Deccal'i yok etmesine
yardım edecektir." (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il
Ahir Zaman, s. 105; Mehdi ve Deccal, Şaban Döğen, s. 127)
Sahabelerin ve Sonraki Neslin Hz. İsa'nın Gelişiyle İlgili
Açıklamaları
Sahabeler, Peygamberimiz (sav)'in yanında olma şerefine
erişmiş, bizzat bu mübarek insan tarafından İslam ahlakıyla
yetiştirilmiş çok değerli müminlerdir. Sahabelerin Hz. İsa
ile ilgili ayetler hakkında yaptıkları açıklamalar, Hz. Muhammed
(sav)'in bu konuda onlara öğretmiş olduğu bilgiler ışığındadır.
Sahabelerin bu açıklamaları incelendiğinde, Hz. İsa'nın ölmediğine
ve yeniden dünyaya geleceğine inandıkları görülür.
İbn Zeyd, Al-i İmran Suresi'nin 46. ayetiyle ilgili olarak,
"Hz. İsa beşikte iken insanlarla konuştu. Deccal'i yok
edeceğinde 'kehl' halinde iken de insanlarla konuşacaktır."
demiştir. 1
‘Kehl’ sözcüğü, "otuz ile elli yaşları arasında, gençlik
devresini bitirip ihtiyarlığa ayak basan, yaşı kemale ermiş
kimse" anlamına gelir. Bu kelime İslam alimleri arasında
ittifakla "35 yaş sonrası döneme işaret ediyor"
şeklinde çevrilmektedir. Bilindiği üzere Hz. İsa'nın genç
bir yaş olan otuz yaşının başlarında Allah Katına alındığı
kabul edilmektedir. İslam alimleri, Hz. İsa'nın yaşlılık döneminin,
tekrar dünyaya gelişinden sonra olacağını, dolayısıyla bu
ayetin, Hz. İsa'nın nüzulüne (yeniden yeryüzüne gelişine)
dair bir delil olduğunu söylemektedirler. (Faslu'l-Makal fi
Ref'I İsa Hayyen ve Nüzulihi ve Katlihi'd-Deccal, s. 20)
Abdullah bin Abbas Nisa Suresi'nin 159. ayeti hakkında şunları
söylemiştir; "Bu ayet, Meryem oğlu İsa'nın ortaya çıkışına
delildir... Bütün Ehl-i Kitap Hz. İsa'nın ölümünden önce ona
iman edecektir." 2
Muhammed bin Ali Ebi Talip (İbnü'l Haneffiye diye de tanınır),
Nisa Suresi'nin 159. ayetini şu şekilde açıklamıştır: "...
O kıyamet kopmadan önce inecektir. Bütün Yahudi ve Hıristiyanlar
ona iman edeceklerdir." 3
Katade, Nisa Suresi'nin 159. ayetini şöyle açıklamıştır:
"Hz. İsa indiği zaman bütün insanlar ona iman edecek
ve o kıyamet gününde de onlara şahit olacaktır."4
Katade, Zuhruf Suresi'nin 61. ayetini ise, "Hz. İsa'nın
nüzulu, kıyamet için bir işarettir" sözleriyle açıklamaktadır.5
Ebi Malik el Gıfari ise Nisa Suresi'nin 159. ayetini, "Meryem
oğlu İsa'nın yeryüzüne inmesi anında Ehl-i Kitap'ın hepsi
ona iman edeceklerdir" diyerek açıklamıştır.6
Hasan Basri ise Hz. İsa'nın Allah Katında diri oluşu ve
yeniden gelişi ile ilgili olarak; "Allah'a yemin ederim
ki, Hz. İsa şu anda Allah Katında diridir, o indiği zaman
herkes ona iman edecektir" açıklamasında bulunmuştur.
Hasan Basri Nisa Suresi'nin 159. ayetini açıklarken ise şöyle
demiştir: "Allah Hz. İsa'yı Kendisi'ne ref etmiştir (yükseltmiştir).
Kıyamet gününden önce onu bir makam sahibi olarak gönderecektir.
İyi ve kötülerin hepsi ona inanacaklardır."7
Hasan Basri'nin Zuhruf Suresi'nin 61. ayeti ile ilgili yaptığı
açıklama da benzer şekildedir. Ayetin manasının Hz. İsa'nın
yeniden gelişi olduğunu söylemektedir.8
İbn Abbas da konuyla ilgili olarak, "Allah, Zuhruf Suresi'nin
61. ayetinde Hz. İsa'nın kıyametten önce ortaya çıkacağına
işaret etmektedir." açıklamasını yapmıştır.9
Hz. İsa’nın Görkemli Gelişi için Şevkle, Heyecanla ve Coşkuyla
Hazırlık Yapmak
Hz. İsa'nın gelişi ve bu kıymetli peygamberi görebilmek,
tüm insanlık için çok büyük bir nimet, Rabbimiz'den çok büyük
bir lütuftur. Hz. İsa geldiğinde tertemiz ve nurlu yüzüyle,
hikmetli, akıllı ve isabetli konuşmalarıyla hemen dikkati
çekecek; dünyadaki herkes hayatında ilk kez en yüksek insani
vasıflara sahip bir şahıs olan mübarek bir peygamber görecektir.
Onun doğumu, hayatı, Allah Katına alınışı ve yeryüzüne ikinci
kez gelişi gibi, bu gelişten sonraki hayatı da Allah'ın izniyle
mucizelerle dolu olacaktır. Tüm insanlar onun üstün ahlakına
ve benzersiz aklına hayran olacaklardır. Onun söylediği her
söz, her hareket hikmetli, aldığı her karar Allah'ın ilhamı
ile isabetli olacaktır.
Tüm iman edenler gibi bizim de temennimiz, Rabbimiz'in bizi
Hz. İsa'yla karşılaşma şerefine eriştirmesi ve onun gelişinden
önceki bu dönemde, mübarek misafirimizi karşılamak için en
güzel hazırlığı yapmamızı bize nasip etmesidir.
Bediüzzaman Said Nursi Müslümanları Hz. İsa’nın Gelişi ile
Müjdelemiştir
Bediüzzaman eserlerinde, ahir zaman ve Hz. İsa'nın yeryüzüne
ikinci kez gelişi konularına çok geniş yer ayırmıştır.
Said Nursi’nin yüzlerce sayfa ayırdığı bu açıklamaların bazılarını
şöyle sıralayabiliriz:
Bediüzzaman, Hz. İsa’nın semavatta bedenen bulunduğunu ve
bu haliyle yeryüzüne yeniden döneceğini bildirmiştir
Hakim-i Zülcelal (herşeye muktedir olan Yüce Allah), HAZRET-İ
İSA ALEYHİSSELAM’I, İSA DİNİNE AİT EN MÜHİM BİR HÜSN-Ü HATİMESİ
(güzel neticesi) İÇİN, değil SEMA-İ DÜNYADA (gökler aleminde)
CESEDİYLE (insani bedeniyle) BULUNAN VE HAYATTA OLAN HAZRET-İ
İSA, belki ALEM-İ AHİRETİN (ahiret aleminin) EN UZAK KÖŞESİNE
GİTSEYDİ VE HAKİKATEN ÖLSEYDİ, YİNE ŞÖYLE BİR NETİCE-İ AZÎME
(büyük bir sonuç) İÇİN ONA YENİDEN CESED GİYDİRİP DÜNYAYA
GÖNDERMEK, O HAKÎM'İN HİKMETİNDEN UZAK DEĞİL... belki O’nun
hikmeti öyle iktiza ettiği için (gerektiği için) VA'DETMİŞ
VE VA'DETTİĞİ İÇİN ELBETTE GÖNDERECEK. (Mektubat, 56-57)
Bediüzzaman, Hz. İsa’nın Deccal’i yok edeceğini bildirmiştir
...HAZRET-İ İSA ALEYHİSSELAM, İSEVÎLİK ŞAHS-I MANEVÎSİNİ
TEMSİL EDEREK DİNSİZLİĞİN ŞAHS-I MANEVÎSİNİ TEMSİL EDEN DECCAL'İ
yok eder... (Mektubat, 6)
NOT: Bediüzzaman bu sözünde “HZ. İSA'NIN HIRİSTİYANLIĞIN
ŞAHSI MANEVİSİNİ TEMSİL ETTİĞİNİ” belirtmektedir. Bediüzzaman,
tarih boyunca gönderilmiş tüm elçiler ve peygamberler gibi,
Hz. İsa'nın da onu destekleyen, ona inanan ve onu takip eden
kimselerden oluşan bir şahsı manevisi olacağını bildirmektedir.
Ancak Bediüzzaman “İSEVİLİK ŞAHSI MANEVİSİNİ TEMSİL EDEREK”
sözleriyle, Allah’ın adetullahına (Allah’ın kanununa) uygun
olarak “HZ. İSA'NIN DA BU ŞAHSI MANEVİNİN BAŞINDA BİZZAT BİR
HİDAYET ÖNDERİ OLARAK BULUNACAĞINI” ifade etmektedir. Nitekim
bir şahsı manevinin bir şahsı maneviyi temsil etmesi söz konusu
değildir. Bir şahsı manevinin oluşabilmesi için, onun başında
öncelikle “BİR ŞAHSIN” var olması gerekmektedir. Bediüzzaman
da bu gerçeği vurgulayarak Hz. İsa'nın bir şahsı manevi olmadığını,
kendi şahsı manevisinin başında bulunacağını ve onlara bizzat
önderlik edeceğini açıklamaktadır.
Bediüzzaman, Hz. İsa'nın Hz. Mehdi’ye tabi olacağını ve
onunla beraber İslam ahlakını tüm dünyaya hakim kılacağını
bildirmiştir
Hattâ, "HAZRET-İ İSA ALEYHİSSELAM GELİR, HZ. MEHDİ’YE
NAMAZDA İKTİDA EDER (uyar), TABİ OLUR." diye rivayeti
BU İTTİFAKA (birleşmeye) VE HAKİKAT-İ KUR’ANİYE’NİN METBUİYETİNE
VE HAKİMİYETİNE (Kuran hakikatlerine uyulmasına ve tabi olunmasına)
İŞARET EDER. (Şualar 493)
Hz. İsa ile İlgili Kütüb-i Sitte’de
Yer Alan Bazı Hadisler
Kütüb-ü Sitte, altı meşhur hadis kitabından oluşan hadis
külliyatının tümüne verilen addır. Bu altı kitapta Peygamber
Efendimiz (sav)'den rivayet edilen hadislerin doğru oldukları,
bütün ehl-i sünnet alimleri tarafından tasdik edilmiştir.
Bu nedenledir ki Kütüb-ü Sitte, ehl-i sünnet itikadına göre
Kuran-ı Kerim’den sonra gelen en önemli ikinci kaynaktır.
Kütüb-i Sitte'de Hz. İsa'nın yeryüzüne ikinci kez gelişi hakkında
pek çok hadis rivayet edilmiştir. Beşeri kaynaklar içinde,
yalnızca Kütüb-i Sitte'de yer alması dahi, bu konunun şüphe
götürmeyen bir gerçek olduğunu ortaya koymaya yeterlidir.
Kütüb-ü Sitte'deki Hz. İsa ve ahir zamanla ilgili hadislerin
bazı örneklerine aşağıda yer veriyoruz:
Sahih-i Buhari
- …Said ibnu'l, Müseyyeb, Ebû Hureyre (ra)'den şöyle dediğini
işitmiştir:
Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu: "Nefsim elinde olan
Allah'a yemin ederim ki, muhakkak ileride Meryem oğlu İsâ
sizin içinize adaletli bir hakem olarak inecektir. O zaman
o, salibi kıracak, domuzu öldürecek, cizye vergisini kaldıracak,
mal o kadar çoğalacak ki, hiçbir kimse mal kabul etmeyecek.
Nihayet bir tek secde, dünyâ ve dünyadaki herşeyden daha hayırlı
olacaktır."
Sahih-i Müslim
- 247- (156)..........: Cabiru'bnu Abdillah (ra) şöyle demiştir:
Peygamber (sav)’den işittim, buyuruyordu ki: "Ümmetimden
bir taife kıyamet gününe kadar hak üzerinde mukatele (mücadele)
ederek muzaffer olmakta devam edecektir." Nihayet Meryem
oğlu İsa iner ve Müslümanların emiri ona: Gel, bize namaz
kıldır, der. Bunun üzerine İsa: Hayır, Allah'ın bu ümmete
bir ikramı olarak sizin bir kısmınız diğer bir kısım üzerine
emirlersiniz, der.
Sünen'i Tirmizi
- Ebû Hureyre (ra)'den rivayete göre Rasûlullah (sav) şöyle
buyurdu:
"Canım, Kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki Meryem
oğlunun adaletli bir hakem olarak size inmesi pek yakındır.
O gelince haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldıracak,
mal o derece çoğalacak ki kimse onu kabul etmeyecektir."
- Mücemma b. Cariye el Ensari (ra)'den işittim şöyle diyordu:
"Meryem oğlu İsa, Deccâl'i "Bab-ı Lûd" denilen
yerde yok edecektir."
Sünen'i İbni Mace
-"... Huzeyfe bin Esid Ebi Seriha (ra)'den; şöyle demiştir:
(Şu) on büyük alâmet vuku bulmadıkça kıyamet kopmayacaktır:
Güneş'in batı tarafından doğması, Deccâl, Duhân, Dâbbe(tü'l-Arz),
Ye'cûc ile Me'cûc, İsâ bin Meryem'in (gökten inip meydana)
çıkması, biri Doğu'da, biri Batı'da ve biri Arap yarımadasında
olmak üzere üç Hufûs (yâni arzın çökmesi) ve Ebyene'nin Aden
memleketinin en uzak yerinden çıkıp insanları Mahşer (yerin)e
sevkeden öyle bir ateş ki insanlar geceleyince o da onlarla
beraber geceler ve insanlar öğle vakti uyuyunca o da onlarla
beraber uyur."
Bazı İslam Alimlerinin HZ. İsa ile ilgili Sözleri
İslam tarihi boyunca çeşitli dönemlerde yaşamış İslam alimleri
de eserlerinde, Hz. İsa'nın yeryüzüne ikinci kez gelişi konusunda
geniş açıklamalarda bulunmuşlardır. Bu açıklamaların bir bölümü
şu şekildedir:
İmam-ı Rabbani
"Bir başka hadis-i şerifte ise, Resulullah (sav) Efendimiz
şöyle buyurdu:
"Ashab-ı Kehf, Hz. İsa'nın yardımcıları olacaklardır."
Hz. İsa (as), Hz. Mehdi zamanında yere inecektir. Hz. Mehdi,
Deccal'in yok edilişinde Hz. İsa'ya (as) muvafakat eder. Onun
saltanatı zamanında, Ramazan ayının on dördünde Güneş tutulacaktır;
o ayın ilkinde ise Ay kararacak. Bunların oluşu, adetin ve
müneccimlerin hesabı hilafına (ihtilafına sebep) olacaktır."
(Mektubat, c.2, 381. Mektup, s.1169-1171)
Muhammed B. Resul Al - Hüseyni El Berzenci
"Bilindiği gibi Hz. İsa (as) nazil olacak ve Deccal'i
yok edecek. Şurası da bir gerçektir ki, Hz. İsa Hz. Mehdi'den
hakimiyeti almayacak; çünkü liderler Kureyş'dendir. Madem
insanlar arasında bu ikisi mevcut olacak, öyleyse Hz. İsa
(as) onun Emiri değil de Veziri olacaktır. Bu sebepledir ki
Hz. Mehdi'nin arkasında namaz kılacak ve ona tabi olacaktır."
(Kıyamet Alametleri, s. 185)
Şeyh Mansur Ali Nasıf
"Daha sonra da Deccal ortaya çıkacak, Hz. İsa inecek
ve Deccal'i yok edecektir veya Hz. İsa ile Hz. Mehdi birlikte
yardımlaşarak Deccal'i yok edeceklerdir." Hz. Mehdi ile
ilgili hadisleri sahabenin önde gelenlerinden ve hayırlılarından
bir grup rivayet etmişlerdir. Yine muhaddislerin büyüklerinden
Ebu Davud, Tirmizi, İbni Mace, Taberani, Ebu Ya'la, Bezzaz,
İmam Ahmed b. Hanbel, Hakim (rd. hum ecmain) hazretleri tahric
etmişlerdir." (Ahmet Faruk, "Ka'be Baskını ve Mehdilik",
Vahdet Yayınevi, s. 21)
Kadızade
"…Pek çok fetihler ve ganimetlerle, bütün Müslümanları
zengin etse gerekir. Hz. İsa ile cem olsa ve Hz. İsa, Deccal'ı
yok etse ve zımmilerden cizyeyi kaldırıp ve İslam'a girenlerin
imanlarını kabul etse gerekir." (Kadızade, "Amentü
Şerhi" (Sdş. M. Rahmi) s.358)
1 (Pezdevi, Ehl-i Sünnet
Akaidi, çev. Şerafettin Gölcük, İstanbul, 1998, s. 352;Sami
Baybal, İbrahimi Dinlerde Mesih'in Dönüşü, Yediveren Kitap,
Temmuz 2002, s. 238-240)
2 (Nesefi, Akaid, İstanbul, 1310/1892, s. 193-194;Sami Baybal,
İbrahimi Dinlerde Mesih'in Dönüşü, Yediveren Kitap, Temmuz
2002, s. 238-240)
3 (Teftazani, Şerhu'l Akaidi'n Nesefiyye, İstanbul, 1310/1892,
s. 193-194;Sami Baybal, İbrahimi Dinlerde Mesih'in Dönüşü,
Yediveren Kitap, Temmuz 2002, s. 238-240)
4 İbnü'l Arabi, Fususu'l Hikem, İstanbul, 1287, s. 63; Sami
Baybal, İbrahimi Dinlerde Mesih'in Dönüşü, Yediveren Kitap,
Temmuz 2002, s. 238-240
5 age
6 İbnu Ebi'l İzz, Şerhu'l Akideti-t Tahaviyye, thk. Abdullah
b. Abdi'l Muhsin, Beyrut, 1988, II, 402-414; Sami Baybal,
İbrahimi Dinlerde Mesih'in Dönüşü, Yediveren Kitap, Temmuz
2002, s. 238-240
7 Kari, Dav'ul Meali li Bed'il Emali, İstanbul, 1302, s. 22-23;
Sami Baybal, İbrahimi Dinlerde Mesih'in Dönüşü, Yediveren
Kitap, Temmuz 2002, s. 238-240
8 Eşari, Makalat, s. 295; Sami Baybal, İbrahimi Dinlerde Mesih'in
Dönüşü, Yediveren Kitap, Temmuz 2002, s. 238-240
9 Beyazi, İşaratü'l Meram, s. 67; Sami Baybal, İbrahimi Dinlerde
Mesih'in Dönüşü, Yediveren Kitap, Temmuz 2002, s. 238-240
|