| |
Peygamberimiz (sav)'in
Şemail-i Şerifi
Giriş
(Bu elçi,) Bir güç sahibidir,
arşın Sahibi Katında şereflidir.
Ona itaat edilir, sonra güvenilirdir.
(Tekvir Suresi, 20-21)
Bu hafta, insanlar için son peygamber olarak gönderilen,
Allah'ın en son Hak Kitabı’nı vahyettiği, güzel ahlakı, takvası,
Allah'a olan yakınlığı ile insanlara örnek kıldığı, Allah'ın
dostu, Rabbimiz’in Katında üstünlüğü olan, müminlerin de dostu,
en yakını ve velisi, Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed
(SAV)’in 1433. doğum gününü kutluyoruz.
Günümüzde insanlar, özellikle de gençler birçok insanı kendilerine
örnek almakta, onların tavır ve konuşmalarına, üsluplarına,
giyim tarzlarına özenmekte, onlar gibi olmaya çalışmaktadırlar.
Ancak bu insanların büyük bir çoğunluğu doğru yolda olmadığı
gibi, tavır ve ahlak güzelliğine de sahip değildirler. Bu
nedenle insanları doğru olana, en güzel ahlak ve tavıra özendirmek
önemli bir sorumluluktur. Bir Müslümanın, tavrına ve ahlakına
özenmesi, benzemek için çaba göstermesi gereken kişi, Hz.
Muhammed (sav)'dir. Allah bu gerçeği bir ayetinde şöyle bildirmektedir:
Andolsun, sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve
Allah'ı çokça zikredenler için Allah'ın Resûlü'nde güzel bir
örnek vardır. (Ahzab Suresi, 21)
Bu nedenle Hz. Muhammed (sav)'ın güzel vasıflarını tanımak,
onu örnek almak her Müslüman için bir görevdir.
Kuran ayetlerinin yanı sıra sahabelerden aktarılan açıklamalarda
da Peygamberimiz (sav)'le ilgili pek çok bilgi verilmektedir.
Peygamberimiz (sav)'in ailesiyle ve çevresindeki müminlerle
olan ilişkisi, günlük hayatından detaylar, dış görünümü, görenleri
hayran bırakan heybeti (hürmetle beraber şiddetli heyecan
hissini veren hali, azameti), sevdiği yiyecekler, giyimi
ve gülüşü gibi pek çok detay İslam alimleri tarafından "şemail"
kelimesiyle ifade edilir. Şemail kelimesi "şimal"den
türemiştir. Bu kelime "karakter, huy, hal, hareket, davranış
ve tavır" gibi anlamlar taşır. Şemail kelimesi ilk başlarda
daha geniş anlamlar içerse de, zaman içinde özelleşmiş ve
Peygamber Efendimiz (sav)’in nasıl bir yaşam sürdüğü ile ilgili
detayları ve kişisel özelliklerini ifade eden bir terime dönüşmüştür.
Rabbimiz’in alemlere üstün kıldığı bu seçkin kulunun karakterine
ve görünüşüne dair aktarılan her bir detay, aynı zamanda onun
üstün ahlakının da bir yansımasıdır. Peygamber Efendimiz (sav)’in
şemailinin anlatıldığı bu yazı dizisinin hazırlanmasındaki
amaç ise, onun çeşitli kaynaklarda aktarılan güzel özelliklerini
inceleyip, yaşamından günümüze öğütler çıkarmaktır.
1. BÖLÜM
Peygamber Efendimiz (sav)’da Tecelli Eden Yaratılış Güzellikleri
Peygamber Efendimiz (sav)’in Ashabı, bu kutlu insanın dış
görünümünün güzelliği, görenleri hayran bırakan heybetinden
nuruna ve duruşundan gülüşüne kadar Allah'ın onda tecelli
ettirdiği çeşitli güzellikler hakkında pek çok detay aktarmışlardır.
Sayıca oldukça kalabalık olan sahabeler, bu güzellikler hakkında
birçok farklı detay vermiş, Peygamber Efendimiz (sav)’le aynı
dönemde yaşamamış olan Müslümanlara Allah'ın Resulünü birçok
yönüyle tanıtmışlardır. Bazı sahabeler onu genel özellikleriyle
tarif ederken, diğerleri uzun ve detaylı anlatımlarda bulunmuşlardır.
Bu anlatımlardan bazıları şu şekildedir:
Peygamber Efendimiz (sav)’in dış görünümü ve güzelliği
Sahabeleri Peygamberimiz (sav)'in güzelliğini şöyle anlatıyorlardı:
"Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem çok yakışıklı
ve alımlı idi. Mübarek yüzü ayın on dördündeki dolunay gibi
parlardı... Burnu gayet güzel idi... Gür sakallı, iri gözlü,
düz yanaklı idi. Ağzı geniş, dişleri inci gibi parlaktı...
Boynu sanki bir gümüş hüzmesi idi... İki omuzu arası geniş,
omuz kemik başları kalın idi..."66
Enes b. Malik (ra) anlatıyor:
"Resulullah Efendimizin boyu; ne çok uzun, ne de
fazla kısa idi. Teni de ne duru beyaz, ne de koyu esmerdi.
Saçları ise ne düz, ne de kıvırcık idi. Kırk yaşına geldiğinde,
Allah Teala O'nu peygamber olarak gönderdi. Peygamber olduktan
sonra, Mekke'de 10 sene, Medine'de de 10 yıl kaldı ve 60 yaşlarında
vefat etti. Bu fani hayata veda ettiklerinde, saçında ve sakalında
20 tel ak saç yoktu."67
"Resulullah (sav) beyaz, güzel ve mutedil (yavaş ve mülayim,
itidalli) idiler."68
Enes b. Malik (ra) anlatıyor:
"Peygamber Efendimiz (sav) orta boylu idi; uzun
da değildi, kısa da değildi; hoş bir görünüşü vardı. Saçı
ise ne kıvırcık, ne de düzdü. Mübarek (İlahi hayrın bulunduğu
şey, bereketlenmiş, çoğalmış, hayırlı, uğurlu) yüzlerinin
rengi ise nurani beyazdı."69
Bera b. Azib (ra) anlatıyor:
"… Resullullah Efendimizden daha güzel birini görmedim.
Omuzlarını döğen saçları vardı. İki omuz arası genişçe idi.
Boyu ise ne kısa idi, ne de uzundu."70
Hz. Ali'nin torunlarından İbrahim b. Muhammed (ra) rivayet
ediyor:
"Dedem Hz. Ali, Peygamber Efendimiz (sav)’i anlatırken
Onu şöyle tavsif (vasıflandırırdı) ederdi:
"Peygamber Efendimiz (sav), ne aşırı derecede uzun, ne
de kısa idi; O bulunduğu topluluğun orta boylusu idi. Saçları,
ne kıvırcık ne de dümdüzdü; hafifçe dalgalı idi. Mübarek yüzlerinin
rengi kırmızıya çalar şekilde beyaz; gözleri siyah; kirpikleri
sık ve uzun; omuz başları iri yapılı idi… O, insanların en
cömert gönüllüsü, en doğru sözlüsü, en yumuşak tabiatlısı
ve en arkadaş canlısı idi. Kendilerini ansızın görenler, O'nun
heybeti karşısında çok şiddetli heyecanlanırlar; üstün vasıflarını
bilerek sohbetinde bulunanlar ise, O'nu herşeyden çok severlerdi.
O'nun üstünlüklerini ve güzelliklerini tanıtmaya çalışan kimse;
Ben, gerek ondan önce, gerek ondan sonra, onun gibi birisini
görmedim, demek suretiyle, O'nu tanıtma hususundaki aczini
ve yetersizliğini itiraf ederdi. Allah'ın salat (dua, Peygamberimiz
(sav)’e yapılan dua, istiğfar, rahmet, namaz) ve selamı O'nun
üzerine olsun."71
Hz. Hasan (ra) naklediyor:
"Resulullah Efendimiz, yaradılıştan heybetli ve
muhteşemdi. Mübarek yüzü, dolunay halindeki ayın parlaklığı
gibi nur saçardı. Orta boyludan uzun, ince uzundan kısa idi.
Saçları kıvırcık ile düz arası idi; şayet kendiliğinden ikiye
ayrılmışlarsa onları başının iki yanına salar, değilse ayırmazlardı.
Uzattıkları takdirde saçları kulak yumuşaklarını geçerdi.
Peygamber Efendimiz (sav)’in rengi, ezher'ul-levn (pek beyaz
ve parlak renk) idi, yani nurani beyazdı. Alnı açıktı. Kaşları;
hilal gibi, gür ve birbirine yakındı.
Boynu, saf mermerden meydana gelen heykellerin boynu gibi
gümüş berraklığında idi. Vücudunun bütün azaları birbiri ile
uyumlu olup yakışıklı bir yapıya sahipti..."72
Ebu Hüreyre (ra) anlatıyor:
"Hazreti Peygamber (sav), gümüşten yaratılmış gibi
nurlu beyazdı; saçları da hafif dalgalı idi."73
"Efendimiz (sav) beyaza pembe karışık renkte idi.
Gözleri siyah, kirpikleri sık ve uzun idi."74
"Allah Resulünün alnı geniş olup hilal kaşlıydı,
kaşları gürdü. Iki kaşı arası açık olup, halis bir gümüş gibiydi.
Gözleri pek güzel, bebekleri simsiyahtı. Kirpikleri birbirine
geçecek şekilde gürdü… Güldüğünde dişleri çakan şimşek gibi
parıldardı. Iki dudağı da emsalsiz şekilde güzeldi… Sakalı
gürdü. Boynu pek güzeldi, ne uzun ne kısaydı. Boynunun güneş
ve rüzgar gören kısmı altın alaşımlı gümüş ibrik gibi gümüşün
beyazlığı ve altının da kırmızılığını yansıtır şekilde parıldardı…
Göğsü genişti, göğsünün düzlüğü aynayı, beyazlığı da ayı andırırdı…
Omuzları genişti… Kol ve pazuları irice idi. Avuçları ipekten
daha yumuşaktı."75
Peygamber Efendimiz (sav)’in hicret yolculuğu sırasında çadırını
ziyaret ettiği Ümmü Mabed isimli cömertliği, iffeti ve cesareti
ile tanınan biri, Peygamber Efendimiz (sav)’i tanımamıştır.
Ancak Peygamberimiz (sav)'i anlatılanlardan tanıyan kocasına,
onu şöyle tarif etmiştir:
"Aydın yüzlü ve güzel yaradılışlı idi; zayıf ve
ince de değildi. Gözlerinin siyahı ve beyazı birbirinden iyice
ayrılmıştı. Saçı ile kirpik ve bıyıkları gümrahtı (bol, gür).
Sesi kalındı. Sustuğu zaman vakarlı (ağırbaşlılık, halim ve
heybetli oluş), konuştuğu zaman da heybetli idi. Uzaktan bakıldığında
insanların en güzeli ve en sevimlisi görünümündeydi; yakından
bakıldığında da tatlı ve hoş bir görünüşü vardı. Çok tatlı
konuşuyordu. Orta boylu idi; bakan kimse ne kısa ne de uzun
olduğunu hissederdi. Üç kişinin arasında en güzel görüneni
ve nur yüzlü olanıydı. Arkadaşları, ortalarına almış durumda
hep onu dinlerler; buyurduğu zaman da hemen buyruğunu yerine
getirirlerdi. Konuşması tok ve kararlı idi."76
Kendisini görenlerin anlattıklarında da görüldüğü gibi, Peygamber
Efendimiz (sav) olağanüstü yakışıklı, görenlerin nefesini
kesecek kadar güzel yüzlü ve güzel endamlı idi. Ayrıca atletik
ve son derece etkili bir yapısı vardı ve çok kuvvetli idi.
66-Büyük Hadis Külliyatı, Cem'ul-fevaid
min Cami'il-usul ve Mecma'iz-zevaid, İmam Muhammed Bin Muhammed
bin Süleyman er-Rudani, 5. cilt, İz Yayıncılık, s. 31
67- Sünen-i Tirmizi Tercümesi, Çeviren: Osman Zeki Mollamehmetoğlu,
Yunus Emre Yayınevi, İstanbul, 4.cilt, s.201
68- Hz. Ebu Tufeyl (ra),G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis,
1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 519/1
69- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i Şerife, 2.
cilt, Hilal Yayınları, Ankara, 1976, s. 7-8
70- Sünen-i Tirmizi Tercümesi, Çeviren: Osman Zeki Mollamehmetoğlu,
Yunus Emre Yayınevi, İstanbul, IV.cilt, s. 210
71- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i Şerife, 1.
cilt, Hilal Yayınları, Ankara,1976, s. 18-19
72- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i Şerife, 1.
cilt, Hilal Yayınları, Ankara,1976, s. 18-22-23
73- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i Şerife, 1.
cilt, Hilal Yayınları, Ankara,1976, s. 28-29
74- Hz. Ali (ra), G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt,
Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, s. 519/4
75- Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt,
Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s.
820
76- İbni Sa'd, Tabakat, I, 230-231; Taberani, el-Mu'cem'ül-Kebir,
IV, 49, nu:3605, VII, 105, nu:6510; Hakim, el-Müstedrek, III,
9-10; Beyhaki, Delail'ün-Nübüvve, I, 276-284; İbn'Asakir,
Tarihu Medineti Dumeşk, III, 314-336, Prof. Dr. Ali Yardım,
Peygamberimizin Şemaili, Damla Yayınevi, 3 Baskı, İstanbul,
1998, s.48
2. BÖLÜM
Peygamberimiz (sav)’in Şemaili
Osmanlı döneminin önemli alimlerinden olan Ahmet Cevdet Paşa
Peygamber Efendimiz (sav)’in anlatılan özelliklerini bir özet
haline getiren bir çalışma yapmıştır. Bu çalışması Kısas-ı
Enbiya adlı eserinin IV. cüzünde, "Bazı Evsaf-ı
Seniyye-i Muhammediyye" başlığı altında gerçekleşmiştir:
"… Mübarek cismi güzel, hep azası mütenasip (uygun,
aralarında muntazam bir nisbet bulunan), endamı gayet matbu,
alnı ve göğsü ve iki omuzlarının arası ve avuçları geniş,
boynu uzun ve mevzun (yakışıklı, her bir vasfı ölçülü) ve
gümüş gibi saf, omuzları ve pazuları ve baldırları iri ve
kalın, bilekleri uzun, parmakları uzunca, elleri ve parmakları
kalınca idi. Mubarek cildi ise ipekten yumuşak idi.
Kemal-i itidal üzere büyük başlı, hilal kaşlı, çekme burunlu,
oval yüzlü idi.
Kirpikleri uzun, gözleri kara ve güzel, büyücek ve iki kaşının
arası açık, fakat kaşları birbirine yakın idi,
Nebiyy-i Mücteba (seçilmiş, kıymetli peygamber), ezherüllevn
(rengi nurlu, parlak) idi; yani ne ak, ne de kara esmer, belki
ikisi ortası ve gül gibi kırmızıya mail (benzer) beyaz ve,
nurani ve berrak olup, mübarek yüzünde nur lemean (parlardı)
ederdi. Dişleri, inci gibi abdar (parlak, sağlam vücutlu)
ve tabdar (ışıklı, parlak, büklümlü, kıvrımlı) olup, söylerken
ön dişlerinden nur saçılır; gülerken, fem-i saadeti (saadetli
ağzı), bir latif (mülayim, yumuşak, nazik, güzel) şimşek gibi
ziyalar (ışıklar) saçarak açılır idi…
Alem-i bekaya (geride kalanların dünyasını) rihlet (göçmek,
ölmek) buyurduklarında saçı, sakalı henüz ağarmaya başlamış
başında biraz ve sakalında yirmi kadar beyaz var idi.
Havassı (duyular) fevkalade kavi (sağlam, kuvvetli) idi. Pek
uzaktan işitir ve kimsenin göremeyeceği mesafeden görür idi.
Elhasıl (sözün özü), en mükemmel ve müstesna surette yaratılmış
bir vücud-ı mes'ud (mutlu vücudu) ve mübarek idi… Onu ansızın
gören kimseyi sevgi alırdı ve Onunla ülfet ve musahabet (sohbetler,
konuşup görüşmeler) eyleyen kimse, Ona can ü gönülden aşık
ve mühib olurdu. Ehl-i fazl'a (kerem, ilim sahibi), derecelerine
göre ihtiram (hürmet, saygı) eylerdi. Akrabasına dahi pek
ziyade (çok bol, fazladan) ikram eylerdi. Lakin (ancak) onları,
kendilerinden efdal (daha faziletli, daha layık, daha iyi)
olanların üzerine takdim etmezdi.
Hizmetkarlarını pek hoş tutardı. Kendisi ne yer ve ne giyerse,
onlara dahi onu yedirir ve onu giydirir idi.
Sahi (cömert, eliaçık, herkese iyilik etmek isteyen) ve kerim
(herşeyin iyisi, faydalısı), şefik (şefkatli, esirgeyen, merhametli)
ve rahim (rahmet edici, bağışlayan), şeci (kahraman, yiğit)
ve halim (yumuşak huylu, hoş muamele yapan) idi. Ahd ü va'dinde
(söz vermede) sabit, kavlinde (sözünde) sadık idi. Elhasıl
(neticesi)- hüsn-i ahlakça (ahlak güzelliği) ve akl-ü zekavetçe
(keskin anlayışı olan akıl) cümle(bütün, tam) nasa (insanlara)
faik (üstün, üstünde) ve her türlü medh ü senaya (övgüye)
layık idi.
Yemede, giymede kadar-ı zaruret (yoksulluk derecesinde) ile
iktifa (yetinir) ve ziyadesinden (fazlasından) iba eylerdi
(çekinirdi)."77
Peygamber Efendimiz (sav)’in nübüvvet
(peygamberlik) mührü
Allah, Hz. Muhammed (sav)'i alemler üzerine seçmiş ve onun
"peygamberlerin sonuncusu" (Ahzab
Suresi, 40) olduğunu bildirmiştir. Ondan sonra hiçbir peygamber
gönderilmeyecektir ve Kuran insanlara hidayet rehberi olarak
gönderilen en son kitaptır. Allah, Peygamber Efendimiz (sav)’in
bu eşsiz özelliğini onun mübarek vücudunda bir izle tecelli
ettirmiştir.
İslami kaynaklarda ve rivayetlerde Peygamber Efendimiz (sav)’in
kürek kemikleri arasında bulunan bu işarete "nübüvvet
mührü" ismi verilir. Peygamberimiz (sav)'in mührüne benzer
peygamberlik işaretlerinin diğer peygamberlerde de olduğu,
ancak Peygamberimiz (sav)'inkinin daha farklı olduğu el-Müstedrek
tarafından Vehb b. Münebbih (ra)'den şöyle nakletmiştir:
"… Allah hiçbir peygamber göndermemiştir ki, onun
sağ elinde Peygamberlik beni (şamet'ün-nübüvve) olmamış olsun.
Ancak bizim Peygamberimiz Muhammed Aleyhisselam bunun istisnasını
teşkil etmektedir. Zira Onun peygamberlik beni, (sağ elinde
değil) kürek kemikleri arasındadır. Peygamberimiz (sav) bu
durum sorulunca: "Kürek kemiklerim arasında bulunan bu
ben, benden önceki Peygamberlerin beni gibidir…"78
demiştir."
Cabir b. Semüre (ra) anlatıyor:
"Ben Resulullah Efendimizin kürek kemikleri arasında
bulunan nübüvvet mührünü gördüm. O, güvercin yumurtası büyüklüğünde
kırmızımtırak bir yumru idi."79
Hz. Ali'nin torunlarından İbrahim b. Muhammed (ra) naklediyor:
"Dedem Hz. Ali, Peygamber Efendimiz (sav)’in vasıflarını
anlatırken, Resulullah'ın Hilyesi (güzel sıfatlar, süs, zinet,
cevher, güzel yüz, suret, görünüş) hakkındaki hadisi bütün
uzunluğu ile zikreder ve:
"Kürek kemikleri arasında nübüvvet mührü vardı. Ve O,
peygamberlerin sonuncusudur" derdi.80
Ebu Nadre (ra) anlatıyor:
"Ashabdan Ebu Said el-Hudri'ye Resulullah Efendimizin
peygamberlik mührünün nasıl bir şey olduğunu sordum. Mübarek
sırtlarında gül tomurcuğu gibi bir et parçası olduğunu söyledi."81
"İki küreği arasında peygamberlik mührü yer alıyordu.
Bu mühür sağ omzuna daha yakındı."82
Muhammed b. Müsenna, Muhammed b. Hazm, Şu'be Simak (ra)'dan:
"Cabir İbn-i Semure'nin şöyle dediğini duydum:
Resulullah (sav)'in sırtında mühür gördüm: güvercin yumurtası
gibi idi."83
77- Ahmed Cevdet Paşa, Kısas-ı Enbiya,
IV. Cüz, Kanaat Matbaası, İstanbul 1331, s. 364-365
78- Tirmizı'nin Şemail isimli kitabının tercümesinden, Prof.
Dr. Ali Yardım, Peygamberimiz (sav)’in Şemaili, Damla Yayınevi,
3 Baskı, İstanbul, 1998, s. 73
79- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i Şerife, 1.
cilt, Hilal Yayınları, Ankara,1976, s. 36
80- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i Şerife, 1.
cilt, Hilal Yayınları, Ankara,1976, s. 38
81- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i Şerife, 1.
cilt, Hilal Yayınları, Ankara,1976,, s. 42
82- Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt,
Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s.
820
83- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i Şerife, 1.
cilt, Hilal Yayınları, Ankara,1976, s. 36
3. BÖLÜM
Peygamber Efendimiz (sav)’in Saç Sakal
ve Giyim Tarzı
Peygamber Efendimiz (sav)’in saçı
Peygamber Efendimiz (sav)’in saçının uzunluğu ile ilgili
farklı tarifler vardır. Tarifler arasında böyle bir farklılık
olması ise doğaldır, çünkü bu bilgileri aktaranlar Peygamber
Efendimiz (sav)’i farklı zamanlarda gördükleri için, saçının
uzunluğu da farklı olmuş olabilir. Ancak bu tariflerden anlaşılan
Peygamberimiz (sav) saçını en kısa kulağı hizasında, en fazla
ise omuzlarına kadar uzatmıştır.
Enes b. Malik (ra) anlatıyor:
"Hazreti Peygamber (sav)‘in saçları, kulaklarının
orta hizasına kadar uzamıştı."84
Hazreti Aişe (ra) validemiz anlatıyor:
"Resulullah'ın mübarek saçları, kulakları ile omuzları
arasındaydı. Allah'ın selat ve selamı üzerine olsun."85
Bera b. Azib (ra) anlatıyor:
"Peygamber Efendimiz (sav) orta boylu idi. Omuzları
da genişçeydi. Saçları ise, kulak yumuşaklarını değerdi."86
Ebu Talib'in kızı ümmü Hani (ra) anlatıyor:
"Resulullah Efendimiz Mekke'ye geldiklerinde evimizi
teşrif etmişlerdi. Bu sırada mübarek başları dört belikli
(örgülü) idi." 87
Peygamberimiz (sav)'in saç ve sakal bakımı
Peygamber Efendimiz (sav) temizliğe çok önem verdiği için,
saç ve sakal bakımına da önem vermişlerdir. Bazı kaynaklarda
onun yanında daima tarak, ayna, misvak, kürdan, makas, sürmedan
gibi eşyalar bulundurduğu bildirilmektedir.88 Peygamberimiz
(sav) ashabına da aynı tavsiyelerde bulunmuş ve "Kim
saç bırakmışsa, onun bakımına dikkat etsin"89 şeklinde
buyurmuşlardır. Peygamberimiz (sav)'in saç ve sakalı ile ilgili
diğer aktarılanlar şu şekildedir:
Hz. Adda İbn Halid'den (ra):
"Mübarek sakalı gayet güzeldi."90
Hz. Aişe (ra) validemiz anlatıyor:
"Resul-i Ekrem (sas)… saçlarını tarayıp yağladığında…"91
Simak b. Harb (ra) aktarıyor:
"Cabir b. Semüre'den işittim. Ona, Hazreti Peygamber
(sav)’in saçlarının ağarma durumu sorulmuştu. O da: Mübarek
başlarını yağladıkları zaman saçlarının akı gözle farkedilmez;
fakat başlarına yağ sürmedikleri anlarda beyazları görünürdü"92
dedi.
Peygamberimiz (sav), dış görünümüne ve temizliğine verdiği
önemle, müminlere güzel bir örnek olmuştur. Bir rivayette
Peygamber Efendimiz (sav)’in bu konudaki tavrı şöyle belirtilir:
"Bir gün Peygamber (sav) sahabelerinin yanına çıkacağı
zaman küpteki suya bakarak sarığını ve sakalını düzeltti ve
şöyle dedi: 'Allah kardeşlerinin yanlarına çıkarken kulunun
kardeşleri için süslenmesini sever.'93
Peygamber Efendimiz (sav)’in giyim tarzı
Peygamberimiz (sav)'in giyimi hakkında da sahabeler pek
çok detay aktarmışlardır. Bunun yanı sıra Peygamber Efendimiz
(sav)’in müminlere nasıl giyinmeleri gerektiğiyle ilgili olarak
tavsiyeleri de onun bu konuya verdiği önemi ortaya koymaktadır.
Örneğin Peygamber Efendimiz (sav) hadis-i şeriflerinde şöyle
buyurmuştur:
"Allah güzeldir, güzelliği sever, güzel giyinmek
kibir değildir, kibir (mazhar olduğun nimeti kendinden bilip)
hakkı reddetmek, halkı hakir görmektir."94
"Allah güzeldir, güzeli sever ve kuluna verdiği
nimetin eserini üzerinde görmekten hoşlanır."95
Peygamber Efendimiz (sav)’in torunu Hz. Hasan, onun giyim
konusu hakkındaki görüşünü şöyle ifade etmiştir:
"Peygamber Efendimiz (sav) bize elde ettiğinizin
en iyisini giymemizi ve bulabildiğimiz en hoş kokuları sürmemizi
emrederdi."96
Bu konudaki Peygamberimiz (sav)'in bir başka hadisi de şu
şekildedir:
"Ey müminler! Gönlünüzce yiyiniz, içiniz, giyininiz
ve Allah yolunda sarf ediniz. Ancak, israfa veya kibir ve
gurura kaçmayınız."97
Peygamber Efendimiz (sav) ashabından biri dış görünümüne
önem vermediğinde veya bakımsız olduğunda onu da hemen uyarırdı.
Bu konuya ait bir rivayeti Ebu'l Havas (ra), babasından şöyle
nakletmektedir:
Üzerinde adi bir elbise olduğu halde Resulullah aleyhissalatu
vesselam'ın yanına gelmiştim. Bana:
"Senin malın yok mu?" diye sordu.
"Evet var" cevabıma:
"Hangi çeşit maldan?" sorusunu yöneltti.
"Her çeşit maldan Allah bana vermiştir" demem üzerine:
"Öyle ise Allah Teala Hazretleri sana bir mal verdiği
vakit Allah'ın verdiği bu nimetin eseri ve fazileti senin
üzerinde görülmelidir" buyurdular.98
Buna benzer bir başka olayı ise Hz. Cabir (ra) şöyle aktarmıştır:
Resulullah aleyhissalatu vesselam, binek hayvanlarımızı
güden bir adamımızı gördü. Üzerinde eskimiş iki parçalı giysi
vardı.
"Onun bu eskilerden başka giyeceği yok mu?" diye
buyurdular. "Evet var" dedim. "Çamaşır torbasında
iki giysisi daha var. Ben onları giydirmiştim."
"Öyleyse çağır onu da, bunları giysin" diye emrettiler.
(çağırdım, emr-i Nebeviyi söyledim.), o da onları giyindi.
Geri gitmek üzere dönünce, Resulullah aleyhissalatu vesselam:
"Nesi var da bu yenileri giymiyor? Bu daha hoş değil
mi?" diye buyurdular.99
Peygamberimiz (sav)'in giyim tarzı ile ilgili sahabelerin
aktardığı bilgilerden bazıları ise şunlardır:
İbnu Abbas (ra) anlatıyor:
Ben Resulullah aleyhissalatu vesselam üzerinde mümkün
olan en güzel elbiseyi gördüm."100
Ümmü Seleme (ra) anlatıyor:
"Peygamber Efendimiz (sav)‘in en çok sevdikleri
elbise çeşidi, gömlek (kamis) idi."101
Ashabdan Kurre (ra) anlatıyor:
"Ben, biat eylemek üzere, Müzeyne kabilesinden
bir grup insanla birlikte Resulullah Efendimizin huzurlarına
çıktım. Peygamber Efendimiz (sav)‘in gömleklerinin yakası
düğmesiz olduğundan…"102
Enes b. Malik (ra) anlatıyor:
"Peygamber Efendimiz (sav), giydikleri elbiseler
içerisinde, Hibere-i Yemani'yi çok severlerdi"103 (Hibere,
Yemen'de dokunan pamuktan yapılan, kırmızı çubuklu yeşil bir
kumaştır. Eskilerin "alaca" dedikleri desenli kumaşlar
için kullanılan bir tabirdir. Bu da kumaşın düz değil desenli
olduğunu ve birkaç renkten oluştuğunu gösterir.)103
El-Bera b. Azib (ra) anlatıyor:
"Kırmızı desenli elbisenin, Peygamber Efendimiz
(sav) kadar bir başkasına yakıştığını görmedim. Bu kıyafetle
Resulullah (sav)'ı gördüğümde, mübarek saçları, omuzlarına
değecek kadar sarkmıştı."104
Semüre b. Cündüb (ra) rivayet ediyor:
"Hazreti Peygamber (sav): "Beyaz elbise giyiniz.
Zira o, son derece temiz ve hoştur" buyurmuşlardır"105.
Hz. Aişe (ra) anlatıyor:
"Resulullah Efendimiz, bir sabah vakti, üstlerinde
siyah yünden dokunmuş bir izar (peştemal, futa, göğüsten aşağı
örtülen elbiseler) olduğu halde, evlerinden dışarı çıkmışlardı."106
Peygamber Efendimiz (sav)’in dış kıyafetleri
Eşa's b. Süleyn (ra) anlatıyor:
"Bana halam anlattı. Ona da amcası anlatmış. Halamın
amcası demişti ki: Bir gün Medine sokaklarında izarımı sürüyerek
yürüyordum. Bu sırada arkamdan bir ses işittim: "İzarını
yukarı kaldır. Zira izarın yerde sürünmemesi, onun daha temiz
kalmasını ve uzun müddet dayanmasını sağlar" diyordu.
Arkama dönüp baktığımda bu sözleri söyleyenin Resulullah Efendimiz
olduğunu gördüm."107
Seleme b. El-Ekva'dan (ra):
"Hz. Osman, uzunluğu bacaklarının yarısına kadar
ulaşan bir izar giyer ve "Arkadaşımın (sahibi), yani
Resulullah (sav)'ın izarları da aynen böyleydi" derdi.108
84- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed,
Şemail-i Şerife, 1. cilt, Hilal Yayınları, Ankara,1976, s.
49
85- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i Şerife, 1.
cilt, Hilal Yayınları, Ankara,1976, s. 50
86- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i Şerife, 1.
cilt, Hilal Yayınları, Ankara,1976, s. 50
87- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i Şerife, 1.
cilt, Hilal Yayınları, Ankara,1976, s. 51
88- Ali el-Kari, Cem'ul-Vesail fi Şerh'iş- Şemail, İstanbul,
s. 96-97
89- Ebu Davud, Sünen, IV, 74, nu:4062
90- G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi,
İstanbul, 1997, 519/16
91- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i Şerife, 1.
cilt, Hilal Yayınları, Ankara, 1976, s. 58
92- İbn Adiyye el-Kamil; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u
Ulum'id-din, 3. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi,
İstanbul 1998, s. 679
93- İbn Adiyye el-Kamil; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u
Ulum'id-din, 3. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi,
İstanbul 1998, s. 679
94- Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim
Canan, 7. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 208
95- Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim
Canan, 7. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 208
96- Buhari, et-Tarih'ul-Kebir, I, 382, nu:1222
97- Buhari, el-Cami'us-Sahih, VII, 33; İbn Mace, Sünen, II,
1192, nu:3605
98- Nesai, Zinet 83, (8, 196), Prof. Dr. Ali Yardım, Peygamberimiz
(sav)’in Şemaili, Damla Yayınevi, 3 Baskı, İstanbul, 1998,
s. 119
99- Muvatta, Libas 1, (2, 910); Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme
ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 15. cilt, Akçağ Yayınları,
Ankara, s. 64-65
100- Ebu Davud., Libas 8, (4037); Kütüb-i Sitte, Muhtasarı
Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 15. cilt, Akçağ
Yayınları, Ankara, s.69
101- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i Şerife, 1.
cilt, Hilal Yayınları, Ankara, 1976, s. 85
102- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i Şerife, 1.
cilt, Hilal Yayınları, Ankara, 1976, s. 88
103- Sünen-i Tirmizi Tercümesi, Çeviren: Osman Zeki Mollamehmetoğlu,
Yunus Emre Yayınevi, İstanbul, 3.cilt, s. 283
104- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i Şerife, 1.
cilt, Hilal Yayınları, Ankara, 1976, s. 94
105- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i Şerife, 1.
cilt, Hilal Yayınları, Ankara, 1976, s.98
106- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i Şerife, 1.
cilt, Hilal Yayınları, Ankara, 1976, s.99
107- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i Şerife, 1.
cilt, Hilal Yayınları, Ankara, 1976, s.154
108- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i Şerife, 1.
cilt, Hilal Yayınları, Ankara, 1976, s.155
4. BÖLÜM
Peygamber Efendimiz (sav)’in yüzüğü ve mührü
Enes b. Malik (ra) anlatıyor:
"Peygamber Efendimiz (sav)’in Mühr-i Şerifleri
(şerefli, mübarek mühür) gümüşten yapılmıştı. Kaşı ise Habeş
taşındandı.
Resulullah Efendimiz yabancı devlet reislerine mektup
yazmak isteyince, bir mühür yüzük yapılmasını buyurdu.
"Peygamber Efendimiz (sav)’in parmağındaki yüzüğün
parıltısı hala gözümün önünde duruyor".
"Peygamber Efendimiz (sav)’in Mühr-i Şeriflerinin
kaşına, üç satır halinde, "Muhammed Resulullah"
ibaresi kazınmıştı. Birinci satırda "Muhammed",
ikinci satırda "Resul", üçüncü satırda da "Allah"
kelimeleri yer alıyordu."109
Peygamber Efendimiz (sav)’in yürüyüş şekli
Ebu Hüreyre (ra) anlatıyor:
"Ben Resulullah Efendimizden daha güzel birisini
görmedim; sanki güneş, onun mübarek yüzünde devrediyor gibiydi.
Peygamber Efendimiz (sav)’den daha hızlı yürüyen birisini
de görmedim; yürürken adeta yeryüzü ayakları altında dürülürdü.
Bizler, arkalarından giderken, geri kalmamak için büyük çaba
harcardık."110
Hz. Ali'nin torunlarından İbrahim b. Muhammed (ra), "Dedem
Hz. Ali, Resulullah Efendimizi tanıtırken şöyle derdi: "Resulullah
Efendimiz, yürürken, adeta yokuş aşağı inercesine, ayaklarını
sertçe kaldırırlardı"111 diyerek, Peygamberimiz
(sav)'in rahat bir yürüyüşü olduğunu belirtmiştir.
Hz. Yezid İbni Mirsad (ra) ise şöyle demiştir:
"Yürüdüğü zaman vakarlı fakat hızlı giderdi. Yanındakiler
ona yetişemezdi."112
Hz. Ebu Atabe (ra)'den:
"Yürürken kuvvetli adımlarla yürürdü."113
"… Yürürken, ayaklarını yerden biraz kaldırıp önlerine
hafif eğilerek yürürlerdi. Ayaklarını ses çıkarıp toz kaldıracak
şekilde yere sert vurmazlar; adımlarını uzun ve seri atmakla
birlikte sukunet ve vekar üzere yürürlerdi. Yürürken, sanki
meyilli ve engebeli bir yerden iniyor görünümünü arzederdi.
Bir tarafa dönüp baktıklarında, bütün vücudları ile birlikte
dönerlerdi. Rastgele sağa sola bakmazlardı. Yere bakışları,
göğe bakışlarından daha çoktu. Çoğunlukla göz ucu ile bakarlardı.
Ashabı ile birlikte yürürken, onları öne geçirir kendileri
arkada yürürlerdi. Yolda karşılaştığı kimselere, onlardan
önce hemen selam verirdi."114
"Hep harekatı mutedil idi. Bir yere azimetinde (Yola
çıkmak, gitmek) acele ve sağ ve sola meyletmeyip, kemal-i
vekar (ağırbaşlılığın olgunluğu) ile doğru yoluna gider ve
fakat sür'at (hızlı) ve sühulet (kolaylıkla) ile yürür idi.
Şöyle ki; adeta yürür gibi görünür, lakin yanında gidenler,
sür'at ile yürüdükleri halde geri kalırlar idi."115
Peygamber Efendimiz (sav)’in oturuş tarzı
Kayle binti Mahreme (ra) anlatıyor:
"Resulullah (sav)'i sonsuz bir mahviyet (alçak
gönüllülük, tevazu) ve tevazu içinde otururken görünce, heybetinden
vücudum titremeye başladı."116
Cabir b. Semüre (ra):
"Ben Peygamber Efendimiz (sav)‘i, sol tarafına
konmuş bir yastığa dayanmış vaziyette gördüm."117
Peygamber Efendimiz (sav)’in konuşma şekli
Peygamber Efendimiz (sav) etkileyici üslubu, hikmetli ve
keskin hitabıyla tanınan bir insandı. Onun tebliği insanlar
üzerinde çok büyük bir etki oluşturur, sohbetinden herkes
çok büyük bir zevk alırdı. Sahabelerden bizlere aktarılan
çeşitli rivayetler de onun bu özelliğini ortaya koyar. Bu
konuda bazı aktarımlar şu şekildedir:
Allah Resulü insanların en beliğ (belagatli kimse, meramını
tamamen, noksansız ve güzel sözlerle anlatmaya muktedir olan.
Kafi derecede olan. Yeter olan), en düzgün konuşanı ve en
tatlı sözlü olanıydı (ağzından ballar akıyordu)! O, şöyle
diyordu: "Ben Arabın en fasihiyim (Hatasız olarak
söyleyen. Açık ve güzel konuşan)."118
Hz. Aişe (ra), Resulullah (sav)'in sözlerini şöyle tarif
eder:
"O, sizlerin konuştuğunuz gibi lafları çabuk çabuk
ve peş peşe sıralamazdı, sözleri az ve özdü. Halbuki sizler
cümleleri birbirine ekleyip duruyorsunuz."119
"Allah Resülü çok veciz (kısa, öz, az sözle çok
mana ifadesi) konuşurdu. Böyle konuşmasını kendisine Allah
katından Cebrail getirmişti. Kısa cümleler içinde bütün maksadını
yansıtırdı. Veciz sözlü cümleler söylerdi, sözlerinde ne fazlalık
ne de eksiklik bulunurdu. Kelimeleri bir ahenk içinde birbirini
izler, sözcükleri arasında duraklar ve böylece dinleyenleri
sözlerini belleyip ezberlerlerdi. Sesi gürdü ve tatlıydı.
Gerektiğinde konuşurdu, kötü laflar etmezdi. Hiddetli ve hiddetsiz
anlarında (nefsi için değil, Allah'ın rızası için) hep hakkı
söylerdi."120
"Güzel olmayan laflar edenlerden yüz çevirirdi.
Hoşlanmadığı, çirkin saydığı bir sözü konuşmak zorunda kaldığında
onu kinaye yoluyla ifade buyururdu.121
Kendisi sustuğunda huzurdakiler konuşurdu. Katında tartışma
yapılmazdı.122
Sahabelerinin yüzlerine karşı son derece güler ve gülümserdi,
onların konuştuklarını beğenir, dikkatle dinler, kendisini
onlardan biri sayardı.123
Hz. Aişe (ra) anlatıyor:
"Mübarek kelamları seçkindi. Her işiten onu anlardı."124
Hz. Ebu Umame (ra)'den:
"İnsanların en güleç yüzlüsü ve hoşcanlısı idiler."125
Hz. Enes (ra) şunu bildirmiştir:
"Efendimiz (sav) halkın en latifecisi(hoş söz,
şaka, mizah, söz ile iltifat) idi."126
Peygamber Efendimiz (sav)’in güzel kokusu
Peygamber Efendimiz (sav) temizliğe çok önem verirdi. Kendisi
sürekli mis gibi, tertemiz, hoş ve güzel kokar, Müslümanlara
da temizliği tavsiye ederdi. Sahabelerden rivayet edilen bilgilerde
Peygamberimiz (sav)’in bu güzel özelliği hakkında detaylar
aktarılmaktadır. Bunlardan bazıları şu şekildedir:
Enes b. Malik (ra) şöyle ifade etmektedir:
"Resulullah Efendimiz Medine sokaklarının birinden
geçtiğinde O'nun misk gibi kokusu hemen sezildiğinden, halk
o yoldan Hazreti Peygamber (sav)‘in geçtiğini söylerlerdi.
Bizler, Peygamber Efendimiz (sav)‘in gelişini, kokusunun güzelliğinden
anlardık."127
İbn-i Ebi Adi, Humeyd, Enes (ra)'den:
Resulullah (sav)ın elinden daha yumuşak ne bir yün kumaşı,
ne de bir ipeğe (hayatımda) dokunmadım. Resulullah (sav)'in
kokusundan daha güzel (kokan) bir kokuyu da koklamadım.128
Muaz b. Hişam (ra), babasından, Katade, Enes'den şöyle rivayet
etmiştir:
"Resulullah (sav) güzel kokusu ile tanınırdı. Resulullah
(sav) güzel idi. Kokusu da hoş idi. Bununla beraber kokuyu
severdi." 129
"Cismi nazif (temiz), kokusu latif (hoş) idi. Koku
sürünsün sürünmesin, teni en güzel kokulardan ala kokardı.
Bir kimse onunla musafaha (el sıkışmak, tokalaşmak, muhabbetini,
arkadaşlığını, sevgisini izhar etmek) etse, bütün gün onun
rayiha-i tayyibesini (temiz kokusunu) duyardı ve mübarek eliyle
bir çocuğun başını meshetse, rahiya-i tayyibesiyle (temiz
kokusuyla) o çocuk, sair (diğer) çocuklar arasında malum (bilinirdi)
olur idi."130
109- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed,
Şemail-i Şerife, 1. cilt, Hilal Yayınları, Ankara, 1976, s.114-117
110- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i Şerife, 1.
cilt, Hilal Yayınları, Ankara, 1976, s.157
111- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i Şerife, 1.
cilt, Hilal Yayınları, Ankara, 1976, s.158
112- G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi,
İstanbul, 1997, 541/1
113- G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi,
İstanbul, 1997, 541/2
114- Tirmizı'nin Şemail isimli kitabının tercümesinden; Prof.
Dr. Ali Yardım, Peygamberimiz (sav)‘in Şemaili, Damla Yayınevi,
3 Baskı, İstanbul, 1998, s. 66-67
115- Ahmed Cevdet Paşa, Kısas-ı Enbiya, IV. Cüz, Kanaat Matbaası,
İstanbul 1331, s. 364-365; Prof. Dr. Ali Yardım, Peygamberimiz
(sav)‘in Şemaili, Damla Yayınevi, 3. Baskı, İstanbul, 1998,
s. 51
116- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i Şerife, 1.
cilt, Hilal Yayınları, Ankara, 1976, s. 160
117- Et-Tirmizi İmam Ebu İ'sa Muhammed, Şemail-i Şerife, 1.
cilt, Hilal Yayınları, Ankara, 1976, s.163
118- Taberani, Hakim; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u
Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi,
İstanbul 1998, s. 800,
119- El Fevaid, Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din,
2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul
1998, s. 800
120- Ebu Davud, Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din,
2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul
1998, s. 800
121- Buhari, Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din,
2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul
1998, s. 800
122- Tırmizi; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din,
2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul
1998, s. 800
123- Tırmizi; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din,
2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul
1998, s. 800
124- G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi,
İstanbul, 1997, 521/4
125- G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi,
İstanbul, 1997, 545/4
126- G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi,
İstanbul, 1997, 545/5
127- İbn Sa'd Tabakat, I, 398-399; Mecme'uz Zevaid, VIII,
282; el-Metalib'ül-Aliye, IV , 25; Behcet'ül Mehafil, II,
254; Prof. Dr. Ali Yardım, Peygamberimiz (sav)’in Şemaili,
Damla Yayınevi, 3. Baskı, İstanbul, 1998, s.280
128- Buhari, 1/503; Müslim, 2/257; İbn-i Kesir, Peygamberimiz
(sav)’in Şemaili, Mucizeleri, Çelik Yayınevi, s. 46
129- İbn-i Kesir, Prof. Dr. Ali Yardım, Peygamberimiz (sav)’in
Şemaili, Damla Yayınevi, 3 Baskı, İstanbul, 1998, s. 51
130- Ahmed Cevdet Paşa, Kısas-ı Enbiya, IV. Cüz, Kanaat Matbaası,
İstanbul 1331, s.364-365
5. BÖLÜM
Peygamber Efendimiz (sav)’in sevdiği yemekler
"Çok sıcak yemeği sevmezdi."131
"En çok hoşlandığı yiyecek etti."132
"Kabağı çok severdi."133
"Avlanan kuş etlerini yerdi."134
"Hurmalardan Acve hurmasını severdi."135
Hz. Aişe (ra) Peygamberimiz (sav)'in sevdiği yiyeceklerle
ilgili şunları söylemiştir:
"Tatlı ve balı severlerdi."136
"Hazreti Peygamber (sav)‘in katık olarak yediği
yemeklerin bir kısmı şöyle sıralanabilir: Koyunun ön kolu
ve sırt eti, pirzola, kebap, tavuk, toy kuşu, et çorbası,
tirit, kabak, zeytinyağı, çökelek, kavun, helva, bal, hurma,
pazı, anber balığı…"137
Hz. Aişe (ra) ek olarak şunları bildirmiştir:
"Kavun, karpuzu yaş hurma ile yerlerdi."138
Hz. Cabir (ra)'den:
"Taze hurma ve kavun çok yerlerdi ve 'bunlar güzel
meyvedir' derlerdi."139
"Hiçbir zaman bir yemeği yermemiştir. Hoşuna giderse
yer gitmezse yemezdi. Hoşlanmadığında da bir başkasına kötülemezdi."
140
Peygamber Efendimiz (sav)’in sevdiği bazı yiyecekler için
söylediği sözlerden bir kısmı ise şöyledir:
"Etin en güzel yeri sırt etidir."141
"Sirke ne güzel katıktır"142
"Mantar kudret helvasıdır."143
"Sinameki ve sennut (tereyağ tulumuna konulan bal)
yemeye devam ediniz. Çünkü bu iki şeyde samdan (ölümden) başka
her hastalıktan şüphesiz şifa vardır."144
"Zeytinyağını yiyiniz ve kullanınız. Çünkü bu yağ
mübarektir."145
Peygamber Efendimiz (sav)’in sevdiği içecekler
Hz. Aişe (ra) bildiriyor:
"Şerbetlerin içinde tatlı ve soğuk olanını severlerdi.146
Peygamber Efendimiz (sav) bal şerbeti, hurma ve kuru
üzüm şırası gibi içecekleri severlerdi.147
Peygamber Efendimiz (sav)’in en çok sevdiği içecek, soğuk
tatlı şerbetlerdi."148
Şerbetlerin içinde en çok bal şerbetini severdi.149
İçilecek şeylerde en çok sütü severlerdi.150
Peygamberimiz (sav) süt için şöyle buyurmuşlardır:
"Allah bir kimseye yemek yedirdiği zaman o kimse,
'Allah'ım Bize bu yemeği bereketli kıl ve bize bundan hayırlı
rızık ver' diye dua etsin. Allah bir kimseye bir miktar süt
içirdiği zaman da o kimse, 'Allah'ım bize bu sütü bereketli
kıl ve bize daha çok süt ver' diye dua etsin. Çünkü yiyeceğin
ve içeceğin yerini tutan sütten başka bir şeyi bilmiyorum."151
Peygamberimiz (sav)'in su için söyledikleri
Peygamberimiz (sav) özellikle yolculuklar sırasında ashabına
su dağıttırırdı. Örneğin bir yolculuğu sırasında, bir yerde
durmuş ve yanındakilerden su istemiştir. Elini ve yüzünü yıkadıktan
sonra, sudan içmiş ve yanındaki sahabelerine de "Siz
de yüzünüze, boynunuza bir miktarını dökün"152 demiştir.
Resulullah (sav) su içtikten sonra şöyle dua etmiştir:
"Rahmetiyle suyu tatlı olarak yaratan, acı ve tuzlu
yaratmayan Allah'a hamd olsun."153
Resulullah (sav) bir başka sözünde ise su için şöyle buyurmuştur:
"Allah suyu temizleyici olarak yarattı. Tadını
veya rengini veya kokusunu değiştiren maddeler dışında hiçbir
nesne onu pislemez."154
SONUÇ
Peygamber Efendimiz (sav), Allah'ın "…
ancak o, Allah'ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur."
(Ahzab Suresi, 40) ayetiyle bildirdiği gibi insanlar için
son peygamber olarak gönderilen, Allah'ın en son Hak Kitab’ını
vahyettiği, güzel ahlakı, takvası, Allah'a olan yakınlığı
ile insanlara örnek kıldığı, Allah'ın dostu, Rabbimiz’in Katında
üstünlüğü olan, müminlerin de dostu, en yakını ve velisidir.
Allah, "Gerçek şu ki, Biz senin
üzerine 'oldukça ağır' bir söz (vahy) bırakacağız"
(Müzzemmil Suresi, 5) ayetiyle de bildirdiği gibi son peygamber
olan Hz. Muhammed (sav)'e önemli bir sorumluluk vermiştir.
Peygamberimiz (sav) ise, Allah'a olan güçlü imanı ile, Allah'ın
kendisine verdiği sorumluluğu en güzeliyle yerine getirmiş,
insanları Allah'ın yoluna, hidayete davet etmiş ve tüm inananların
yol göstericisi ve aydınlatıcısı olmuştur.
Peygamberimiz (sav)'i görmemiş olsak bile, Kuran ayetlerinden
ve hadis-i şeriflerden, güzel tavırlarını, konuşmalarını,
gösterdiği güzel ahlakı tanıyabilir, ona benzemek, ahirette
onunla yakın bir dost olabilmek için elimizden gelen çabayı
en fazlasıyla gösterebiliriz. Günümüzde insanlar, özellikle
de gençler birçok insanı kendilerine örnek almakta, onların
tavır ve konuşmalarına, üsluplarına, giyim tarzlarına özenmekte,
onlar gibi olmaya çalışmaktadırlar. Ancak bu insanların büyük
bir çoğunluğu doğru yolda olmadığı gibi, tavır ve ahlak güzelliğine
de sahip değildirler. Bu nedenle insanları doğru olana, en
güzel ahlak ve tavıra özendirmek önemli bir sorumluluktur.
Bir Müslümanın, tavrına ve ahlakına özenmesi, benzemek için
çaba göstermesi gereken kişi, Hz. Muhammed (sav)'dir. Allah
bu gerçeği bir ayetinde şöyle bildirmektedir:
Andolsun, sizin için, Allah'ı ve ahiret
gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Allah'ın
Resûlü'nde güzel bir örnek vardır. (Ahzab Suresi, 21)
Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) gibi diğer peygamberler
de, Allah'ın müminler için örnek kıldığı, Allah'ın razı olduğu
kişilerdir. Allah, Yusuf Suresi'nde şöyle bildirmektedir:
Andolsun, onların kıssalarında temiz
akıl sahipleri için ibretler vardır. (Bu Kur'an) düzüp uydurulacak
bir söz değildir, ancak kendinden öncekilerin doğrulayıcısı,
herşeyin 'çeşitli biçimlerde açıklaması' ve iman edecek bir
topluluk için bir hidayet ve rahmettir. (Yusuf Suresi,
111)
Bu yazı dizisinin hazırlanış amacı da Peygamberimiz (sav)'i
birçok yönüyle tanıtmak, onun ahlakını örnek alan insanlardan
oluşan bir topluluğun ne kadar üstün özelliklere ve güzelliklere
sahip olacağını göstererek, insanları Peygamberimiz (sav)'in
ahlakına özendirmektir. Peygamberimiz (sav)'in "Size
iki şey bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz müddetçe asla sapıtmayacaksınız:
Allah'ın Kitabı ve Resulü'nün sünneti"1 hadis-i
şeriflerinde de bildirdiği gibi, Müslümanların en önemli iki
yol göstericisi Kuran ve Peygamber Efendimiz (sav)’in sünnetidir.
Peygamber Efendimiz (sav) hem güzel ahlakı ile insanlara örnek
olmuş, hem de insanları güzel ahlaklı olmaya çağırmıştır.
""2 buMüminin mizanında en ağır basacak şey
güzel ahlaktır. Muhakkak ki, Allah Teala işi ve sözü çirkin
olan ve hayasızca konuşan kimseye buğz ederyuran Peygamberimiz
(sav), bir sözünde de "Ruhumu kudret altında tutan Allah'a
yemin ederim ki cennete sadece güzel ahlak sahipleri girer"3
demiştir.
Peygamberimiz (sav)'in izinden giden Müslümanların da, hem
tüm insanlığa güzel ahlakları ve iyi huyları ile örnek olmaları,
hem de sözlü ve yazılı olarak onları güzel ahlaka davet etmeleri
gerekir.
131- Beyhaki, Huccetü'l İslam İmam Gazali,
İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur
Yayınevi, İstanbul 1998, s. 802
132- Ebbuşeyh, Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din,
2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul
1998, s. 803
133- G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi,
İstanbul, 1997, 552/7
134- Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt,
Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s.
803
135- Ebuşşeyh, Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din,
2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul
1998, s. 803
136- G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi,
İstanbul, 1997, 552/11
137- Ebu Davud, III, 496-497, nu: 3840; Nesai, VII, 207-209;
Prof. Dr. Ali Yardım, Peygamberimiz (sav)’in Şemaili, Damla
Yayınevi, 3 Baskı, İstanbul, 1998, s. 219
138- G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi,
İstanbul, 1997, 552/5
139- G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi,
İstanbul, 1997, 549/1
140- Buhari ve Müslimde aynı anlamda rivayetler yer alır.
Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt,
Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s.
804
141- Haydar Hatipoğlu, Sünen-i İbni Mace Tercemesi ve Şerhi,
Kahraman Yayınları, 9. cilt, İstanbul 1983, s. 62
142- Haydar Hatipoğlu, Sünen-i İbni Mace Tercemesi ve Şerhi
, Kahraman Yayınları, 9. cilt, İstanbul 1983, s. 70
143- Haydar Hatipoğlu, Sünen-i İbni Mace Tercemesi ve Şerhi,
Kahraman Yayınları, 9. cilt, İstanbul 1983, s. 209
144- Haydar Hatipoğlu, Sünen-i İbni Mace Tercemesi ve Şerhi,
Kahraman Yayınları, 9. cilt, İstanbul 1983, s. 213
145- Haydar Hatipoğlu,Sünen-i İbni Mace Tercemesi ve Şerhi,
Kahraman Yayınları, 9. cilt, İstanbul 1983, s. 73
146- G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi,
İstanbul, 1997, 521/15
147- Arızat'ül Ahzevi Şerhu Sünen'it Tirmizi, VIII, 89-90,
Prof. Dr. Ali Yardım, Peygamberimiz (sav)’in Şemaili, Damla
Yayınevi, 3 Baskı, İstanbul, 1998, s. 255,
148- Prof. Dr. Ali Yardım, Peygamberimiz (sav)’in Şemaili,
Damla Yayınevi, 3 Baskı, İstanbul, 1998, s.261
149- G. Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi,
İstanbul, 1997, 521/17
150- G. Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi,
İstanbul, 1997, 521/18
151- Haydar Hatipoğlu, Sünen-i İbni Mace Tercemesi ve Şerhi,
Kahraman Yayınları, 9. cilt, İstanbul 1983, s. 75
152- Konyalı Mehmed Vehbi, Tam Metni Sahih-i Buhari, 4. cilt,
Üçdal Neşriyat, İstanbul 1993, s.64-65
153- İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt, Huzur Yayınevi,
İstanbul 1998, s.16
154- İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 1. cilt, Huzur Yayınevi,
İstanbul 1998, s.295
155- Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt,
Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s.
795-796
156- İmam Muhammed Bin Muhammed bin Süleyman er-Rudani, Büyük
Hadis Külliyatı, Cem'ul-fevaid min Cami'il-usul ve Mecma'iz-zevaid,
cilt 5, İz Yayıncılık, s. 33
|