|
SÜNNET-İ SENİYYE'YE UYMANIN ÖNEMİ
HARUN YAHYA
Kuran-ı Kerim Allah katından insanlara bir beyan ve
ögüt olarak indirilmiş son İlahi kitaptır. İçinde herşeyin
açıklaması vardır ve insanlar için bir hidayet vesilesidir.
Kuran’daki pek çok ayette Resullullah’a itaat edilmesi
emredilmektedir. Bu son derece önemli bir noktadır çünkü
Kuran’ın tam olarak anlaşılması ancak ve ancak Sünnet-i
Seniyye’ye uymakla gerçekleşebilir.
Kuran’ın açıklayıcısı sünnettir. Sünnet; Resulullah
Efendimiz’in (S.A.V.) sahih hadislerinin toplanması
ve daha sonraki dönemlerde büyük İslam alimlerinin bu
hadisleri yorumlaması ile oluşan Ehl-i Sünnet itikadıdır.
Burada çok önemli bir noktanın üzerinde durulması
gerekmektedir. Sünnet Kuran’dan ayrı olarak ele alınabilecek
bir kavram değildir. Ayetlerde Peygamber Efendimiz’in
insanlar üzerindeki ağır yükleri kaldıran, hüküm koyan,
Kuran’daki açık ve gizli hikmetleri ümmetine öğreten
özelliklerinden bahsedilmektedir. Nitekim Sünnet-i Seniyye’ye
baktığımızda Resulullah’ın ashabına her konu ile ilgili
çok sayıda bilgi aktarımında bulunmuş olduğunu görürüz.
Bu bilgiler daha sonra alimlerin yorumları ile uygulanarak
günlük hayata geçirilmiş ve günümüze kadar gelmiştir.
Allah Peygamberimiz’in Kuran’ı Kerim’i öğreten ve
insanları arındıran özelliğinin olduğunu Al-i İmran
Suresi’nde şöyle haber vermiştir:
Andolsun ki Allah, mü'minlere, içlerinde kendilerinden
onlara bir peygamber göndermekle lütufta bulunmuştur.
(Ki O) Onlara ayetlerini okuyor, onları arındırıyor
ve onlara Kitabı ve hikmeti öğretiyor. Ondan
önce ise onlar apaçık bir sapıklık içindeydiler.
(Al-i İmran Suresi, 164)
Ayette geçen Kitabı ve hikmeti öğretme kelimelerine
dikkat çekmekte fayda vardır. Çünkü Resulullah Efendimiz’in
sünneti olmadan Kuran’ın tam olarak anlaşılması ve hükümlerinin
yerine getirilmesi mümkün değildir. Dinimiz ancak Kuran-ı
Kerim ve Sünnet-i Seniyye ile bir bütündür. Kuran-ı
Kerim’in ilk indirildiği dönemlerde Peygamberimiz’in
çevresinde bulunan kişiler O’nun örnek davranışlarına
bakarak dinimizin hükümlerini ögrenmişler ve gereği
gibi yerine getirebilmişlerdir. Gerçekten de Peygamber
Efendimiz’in İslam dininin hükümlerini uyguladığı örnek
yaşamı Kuran’ın anlaşılmasında önemli bir yol gösterici
olmuştur.
Dinin hükümlerinin anlaşılmasına çok belirgin bir
örnek olarak namaz kılmayı verebiliriz. Bilindigi gibi
İslamiyet'te 5 vakit namaz kılmak farzdır, namazın nasıl
kılınacağı, nasıl abdest alınacagı gibi konular ile
ilgili genel bilgiler veren ayetler vardır. Ne var ki
namaz ibadetinin tam olarak nasıl yerine getirileceğini
bizler ancak sünnete bakarak anlayabiliriz. Çünkü ayetlerde
namazın kılınış şekli, namazda okunacak dualar, kadın
ve erkek nasıl namaz kılar, hangi namazın önemi ve sevabı
daha büyüktür, abdestin detayları, neler abdesti bozar
neler bozmaz gibi konular ile ilgili detaylı bilgiler
yer almaz. Bu gibi önemli ayrıntıları ancak ve ancak
Sünnet-i Seniyye’ye baktığımızda öğrenebiliriz.
Başka bir örnek olarak da Peygamberimiz’in Cuma günü
ile ilgili tavsiyelerini ve Cuma namazı hakkında söylediklerini
de verebiliriz. Bundan başka Kuran’da sözün en güzelini
söyleme, temizlik, yiyecekler, alçakgönüllü olmak gibi
konuların yanısıra oruç, abdest, hac gibi farzlarla
ilgili ayetler de vardır. Ancak ayetlerde bu ibadetlerin
detayları ile ilgili bilgiler verilmemektedir. İşte
bunların nasıl ve ne ölçüde uygulanacağı gibi detayları
Peygamberimiz’in sözlerinin ve davranışlarının alimlerce
yapılmış olan yorumlarından ögreniriz.
Tarih boyunca yaşamış olan tüm müslümanların, gelmiş
geçmiş bütün İslam alimlerinin hayatına yön veren, ibadetlerini
şekillendiren Sünnet-i Seniyye olmuştur. Peygamber Efendimiz’in
döneminden beri yani yüzlerce yıldır Müslümanlar ibadetlerini
sünnete uygun şekilde yapmaktadırlar. 5 vakit namaz
kılmak, oruç tutmak, sadaka vermek, kurban kesmek gibi
ibadetler sünnete uyulması sayesinde hiç değişmemişlerdir.
Bu nedenle yüzlerce yıldır aynı şekilde uygulanan ibadetler
üzerinde tartışma yaratmaya çalışmak, namazın vakitleri,
kaç rekat kılınacağı gibi konularda spekülasyonlar yapmak,
kurban kesmeli mi kesmemeli mi gibi tartışmaları gündeme
getirmek son derece yersiz davranışlardır. Bunların
tümü Sünnet-i Seniyye’de detayları açıklanmış olan ve
yerine getirilmesi gereken ibadetlerdir.
Nitekim Kuran’a baktığımızda da Resul’e uymakla ilgili
çok sayıda ayetin olduğunu görürüz. Örneğin bir ayette
Allah Resul’e itaat etmeyi şöyle emretmektedir:
Şüphesiz, Biz seni bir şahid, bir müjde verici
ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Ki Allah'a ve
Resûlü'ne iman etmeniz, O'nu savunup-desteklemeniz,
O'nu en içten bir saygıyla-yüceltmeniz ve sabah
akşam O'nu (Allah'ı) tesbih etmeniz için. Şüphesiz
sana biat edenler, ancak Allah'a biat etmişlerdir.
Allah'ın eli, onların ellerinin üzerindedir. Şu
halde, kim ahdini bozarsa, artık o, ancak kendi
aleyhine ahdini bozmuş olur. Kim de Allah'a verdiği
ahdine vefa gösterirse, artık O da, ona büyük bir
ecir verecektir. (Fetih Suresi, 8-10)
Kim Resûl'e itaat ederse, gerçekte Allah'a
itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse,
Biz seni onların üzerine koruyucu göndermedik. (Nisa
Suresi, 80)
Ayetlerde dikkat edilmesi gereken nokta; “Resulullah’a
itaat” kavramının üzerinde duruluyor olmasıdır. Bu nokta,
Resulullah’a uymanın yani onun emirlerine ve koydugu
kurallara uymanın, Allah’ın farz kıldıgı bir ibadet
olduğunu gösterir.
Yine ayetlere baktıgımızda Peygamberimiz’in yasaklama
ve emretme yetkisinin de oldugunu görürüz. Örneğin;
“… Resul size ne verirse artık onu alın, sizi neden
sakındırırsa artık ondan sakının ve Allah’tan korkun”
(Haşr Suresi, 7) ayeti peygamberin Kuran’da haram kılınmış
olanlar dışında bazı şeyleri ümmetine yasaklayabilecegini
göstermektedir. Bundan başka müminlerin anlaşamadıgı
konuların da Peygamberimiz’e götürülmesi ve hükmün onun
tarafından verilmesi de ayetlerde bildirilmektedir.
Resulullah’ın hüküm koyucu özelliğine karşı çıkmak
ya da hükmünün kesinliğine saygı göstermemek gibi davranışlar
ise ayetlerde “zalimlik” olarak nitelendirilmektedir.
Peygamberimiz’in hükmünün kesinliği ve bu hükme keskin
bir itaat gösterilmesi gerektigi de başka bir ayette
şöyle vurgulanmaktadır:
Allah ve Resulü bir işe hükmettigi
zaman, mümin bir erkek ve mümin bir kadın için o
işte kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur.
Kim Allah’a ve Resul’üne isyan ederse, artık
gerçekten o, apaçık bir sapıklıkla sapmıştır. (Ahzab
Suresi, 36)
Buraya kadar anlatılanlarda da görüldügü gibi Allah
ayetlerinde Resulullah’a (S.A.V.) kesin bir itaati emretmiştir.
Bu nedenle İslam ancak Kuran’la birlikte Sünnet-i Seniyye'nin
de uygulanmasıyla yaşanır. Bu konuyla ilgili ayetlerdeki
açıklamalar son derece muhkemdir. Durum böyleyken Resulullah’ın
sünnetinden yüz çevirmek gerektiği gibi bir iddiayla
ortaya çıkmak gerçekte Kuran’a tam anlamıyla aykırı
bir düşünce olacaktır.
İslam alimlerimiz Peygamber Efendimiz'in sünnetini
Nuh aleyhisselam’ın gemisine benzeterek, “kim ona binerse
kurtulur, kim binmezse boğulur” (Süyuti, Miftahu’l Cenne,
s.53-54) demektedirler. Gerçek kurtuluş ancak Ehl-i
Sünnet itikadının öneminin herkes tarafından anlaşılarak,
toplumda yaygınlaşması ile gerçekleşecektir.
|