Furkan Suresi ( 77 Ayet )

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla;

1 . Alemlere uyarıcı olsun diye, kuluna Furkan'ı indiren (Allah) ne Yücedir.

2 . Göklerin ve yerin mülkü O'nundur; çocuk edinmemiştir. O'na mülkünde ortak yoktur, herşeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş, belli bir ölçüyle takdir etmiştir.

3 . O'nun dışında, hiçbir şeyi yaratmayan, üstelik kendileri yaratılmış olan, kendi nefislerine bile ne zarar, ne yarar sağlayamayan, öldürmeye, yaşatmaya ve yeniden diriltip-yaymaya güçleri yetmeyen birtakım ilahlar edindiler.

4 . İnkar edenler dediler ki: "Bu (Kur'an) olsa olsa ancak Onun uydurduğu bir yalandır, kendisi düzüp uydurmuş ve Ona bir başka topluluk da yardımda bulunmuştur." Böylelikle onlar, hiç şüphesiz haksızlık ve iftira ile geldiler.

5 . Ve dediler ki: "Bu, geçmişlerin uydurduğu masallardır, bir başkasına yazdırmış olup kendisine sabah akşam okunmaktadır."

6 . De ki: "Onu, göklerde ve yerde gizli olanı bilen (Allah) indirmiştir. Doğrusu O, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir."

7 . Dediler ki: "Bu elçiye ne oluyor ki, yemek yemekte ve pazarlarda dolaşmaktadır? Ona, kendisiyle birlikte uyarıcı olacak bir melek indirilmesi gerekmez miydi?"

8 . "Ya da kendisine bir hazinenin bırakılması veya (ürünlerinden) yemekte olduğu bir bahçesi olması (gerekmez miydi)?" Zulmedenler dedi ki: "Siz olsa olsa, ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz."

9 . Bir bak; senin için nasıl örnekler verdiler de böylece saptılar. Artık onlar hiçbir yol bulamazlar.

10 . Dilediği takdirde, sana bundan daha hayırlısı olarak altından ırmaklar akan cennetler veren ve senin için köşkler kılan (Allah) ne Yücedir.

11 . Hayır, onlar kıyamet-saatini yalanladılar; Biz kıyamet saatini yalan sayanlara çılgınca yanan bir ateş hazırladık.

12 . (Ateş,) Onları uzak bir yerden gördüğünde, onlar bunun gazablı öfkesini ve uğultusunu işitirler.

13 . Elleri boyunlarına bağlı olarak, sıkışık bir yerine atıldıkları zaman, orada yok oluşu isteyip-çağırırlar.

14 . Bugün bir yok oluşu çağırmayın, birçok (kere) yok oluşu isteyip-çağırın.

15 . De ki: "Bu mu daha hayırlı, yoksa takva sahiplerine va'dedilen ebedi cennet mi? Ki onlar için bir mükafat ve son duraktır."

16 . "İçinde ebedi kalıcılar olarak, orada her istedikleri onlarındır; bu, Rabbinin üzerine aldığı, istenen bir vaaddir."

17 . Onları ve Allah'tan başka taptıklarını biraraya getirip toplayacağı ve: "Şu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendileri mi yoldan saptılar?" diyeceği gün;

18 . Derler ki: "Sen Yücesin; Senin dışında başka veliler edinmemiz bize yakışmaz, ancak onları ve atalarını Sen meta verip yararlandırdın, öyle ki (Senin) zikri(ni) unuttular ve böylece yıkıma uğrayan bir kavim oldular."

19 . "İşte (ilahlarınız) sizin söylediklerinizi yalanladılar; bundan böyle (azabı) ne geri çevirmeye gücünüz yetebilir, ne de bir yardıma. Sizden kim zulmederse, ona büyük bir azap taddırırız."

20 . Senden önce gönderdiklerimizden, gerçekten yemek yiyen ve pazarlarda gezen (elçi)lerden başkasını göndermiş değiliz. Biz, sizin kiminizi kimi için deneme (fitne konusu) yaptık. Sabredecek misiniz? Senin Rabbin görendir.

21 . Bize kavuşmayı ummayanlar, dediler ki: "Bize meleklerin indirilmesi ya da Rabbimiz'i görmemiz gerekmez miydi?" Andolsun, onlar kendi nefislerinde büyüklüğe kapıldılar ve büyük bir azgınlıkla baş kaldırdılar.

22 . Melekleri görecekleri gün, suçlu-günahkarlara bir müjde yoktur. Ve o gün (melekler onlara) derler ki: "(Size sevinçli haber) Yasaktır, yasak."

23 . Onların yaptıkları her işin önüne geçtik, böylece onu savurulmuş toz zerreleri kılıverdik.

24 . O gün, cennet halkının kalacakları yer daha hayırlı, dinlenecekleri yer çok daha güzeldir.

25 . Göğün bulutlarla parçalanacağı ve meleklerin bir indirilme ile indirileceği gün;

26 . İşte o gün, gerçek mülk, Rahman (olan Allah)ındır. İnkar edenler için oldukça zorlu bir gündür.

27 . O gün, zulmeden, ellerini (hınçla) ısırarak (şöyle) der: "Ah keşke, elçiyle birlikte bir yol edinmiş olsaydım,"

28 . "Vah yazıklar bana, ne olurdu da filanı dost edinmeseydim."

29 . "Çünkü o, gerçekten bana geldikten sonra beni zikirden (Kur'an'dan) saptırmış oldu. Şeytan da insanı 'yapayalnız ve yardımsız" bırakandır."

30 . Ve elçi dedi ki: "Rabbim gerçekten benim kavmim, bu Kur'an'ı terk edilmiş (bir Kitap) olarak bıraktılar."

31 . İşte böyle; Biz, her peygambere suçlu-günahkarlardan bir düşman kıldık. Yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.

32 . İnkar edenler dediler ki: "Kur'an Ona tek bir defada, toplu olarak indirilmeli değil miydi?" Biz onunla kalbini sağlamlaştırıp-pekiştirmek için böylece (ayet ayet indirdik) ve onu 'belli bir okuma düzeniyle (tertil üzere) düzene koyup' okuduk.

33 . Onların sana getirdikleri hiçbir örnek yoktur ki, Biz (ona karşı) sana hakkı ve en güzel açıklama tarzını getirmiş olmayalım.

34 . O yüzükoyun cehenneme doğru sürülüp-toplanacak olanlar; işte onlar, yer bakımından çok kötü, yol bakımından sapmış olanlardır.

35 . Andolsun, Biz Musa'ya kitabı verdik ve onunla birlikte kardeşi Harun'u yardımcı kıldık.

36 . Böylece onlara: "Ayetlerimizi yalanlayan kavme gidin" dedik; sonunda onları (Firavun ve çevresini) kökünden darmadağın ettik.

37 . Nuh'un kavmi de, elçileri yalanlandıklarında onları suda boğduk ve insanlar için bir ayet kıldık. Biz zulmedenlere acıklı bir azap hazırladık.

38 . Ad'ı, Semud'u, Ress halkını ve bunlar arasında birçok nesilleri (yok ettik).

39 . Biz (onlardan) her birine örnekler verdik ve her birini darmadağın edip mahvettik.

40 . Andolsun, onlar, üstüne felaket yağmuru yağdırılmış bulunan o ülkeye uğramışlardır; yine de onu görmüyorlar mıydı? Hayır, onlar dirilmeyi ummuyorlardı.

41 . Seni gördükleri zaman, seni yalnızca alay konusu edinmektedirler: "Allah'ın, elçi olarak gönderdiği bu mu?"

42 . "Eğer onlara karşı kararlılık göstermeseydik, neredeyse bizi ilahlarımızdan saptıracaktı." Azabı görecekleri zaman, kim yol bakımından daha sapıkmış, öğreneceklerdir.

43 . Kendi istek ve tutkularını (hevasını) ilah edineni gördün mü? Şimdi ona karşı sen mi vekil olacaksın?

44 . Yoksa sen, onların çoğunu (söz) işitir ya da aklını kullanır mı sayıyorsun? Onlar, ancak hayvanlar gibidirler; hayır, onlar yol bakımından daha şaşkın (ve aşağı) dırlar.

45 . Rabbini görmedin mi, gölgeyi nasıl uzatıvermiştir? Eğer dilemiş olsaydı onu durgun kılardı. Sonra Biz Güneş'i ona bir delil kılmışızdır.

46 . Sonra da onu tutup Kendimize ağır ağır çekmişizdir.

47 . O, geceyi sizin için bir elbise, uykuyu bir dinlenme ve gündüzü de yayılıp-çalışma (zamanı) kılandır.

48 . Ve Kendi rahmetinin önünde rüzgarları müjdeciler olarak gönderen O'dur. Biz, gökten tertemiz su indirdik;

49 . Onunla ölü bir beldeyi (toprağı) canlandırmak ve yarattığımız hayvanlardan ve insanlardan birçoğunu onunla sulamak için.

50 . Andolsun bunu, onların arasında öğüt alıp-düşünsünler diye çeşitli biçimlerde açıkladık. Ama insanların çoğu nankörlük edip ayak direttiler.

51 . Eğer dilemiş olsaydık, her kasabaya bir uyarıcı gönderirdik.

52 . Öyleyse kafirlere itaat etme ve onlara (Kur'an'la) büyük bir mücadele ver.

53 . İki denizi (birbirine) salıp katan O'dur; bu, tatlı, susuzluğu giderici, bu da tuzlu ve acıdır. İkisinin arasında (birbirlerine karışmalarını önleyen) bir engel (berzah) ve aşılmayan bir sınır koymuştur.

54 . Ve insanı bir sudan yaratıp onu, neseb ve sihriyyet (sahibi) kılan O'dur. Senin Rabbin güç yetirendir.

55 . Allah'ı bırakıp kendilerine yarar ve zarar sağlayamayacak şeylere ibadet ediyorlar. Kafir, (asıl) kendi Rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır.

56 . Biz seni yalnızca bir müjde verici ve uyarıp-korkutucu olarak gönderdik.

57 . De ki: "Ben buna karşılık, Rabbine doğru bir yol tutmayı dileyen (insanlar olmanız) dışında sizden bir ücret istemiyorum."

58 . Sen, asla ölmeyen ve daima diri olan (Allah)a tevekkül et ve O'nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarından O'nun haberdar olması yeter.

59 . O, gökleri ve yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan ve sonra arşa istiva edendir. Rahman (olan Allah)dır. Bunu (bundan) haberi olana sor.

60 . Onlara: "Rahman (olan Allah)a secde edin" denildiği zaman, "Rahman da neymiş? Biz senin bize emrettiğine mi secde edecek mişiz?" derler ve (bu,) onların nefretini arttırır.

61 . Gökte burçlar kılan, onların içinde bir aydınlık ve nurlu bir ay vareden (Allah) ne Yücedir.

62 . O, gece ile gündüzü birbiri ardınca kılandır; öğüt alıp-düşünmek isteyenler ya da şükretmek isteyenler için.

63 . O Rahman (olan Allah)ın kulları, yeryüzü üzerinde alçak gönüllü olarak yürürler ve cahiller kendileriyle muhatap oldukları zaman "Selam" derler.

64 . Onlar, Rablerine secde ederek ve kıyama durarak gecelerler.

65 . Onlar: "Rabbimiz, cehennem azabını bizden geri çevir; gerçekten, onun azabı ödenmesi kaçınılmaz bir borç (veya sürekli bir acıdır) derler.

66 . "Şüphesiz o, ne kötü bir karargah ve ne kötü bir konaklama yeridir."

67 . Onlar, harcadıkları zaman, ne israf ederler, ne kısarlar; (harcamaları,) ikisi arasında orta bir yoldur.

68 . Ve onlar, Allah ile beraber başka bir İlah'a tapmazlar. Allah'ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmezler ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa 'ağır bir ceza ile' karşılaşır.

69 . Kıyamet günü, azap ona kat kat artırılır ve içinde aşağılanmış olarak temelli kalır.

70 . Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunup davranan başka; işte onların günahlarını Allah iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

71 . Kim tevbe eder ve salih amellerde bulunursa, gerçekten o, tevbesi (ve kendisi) kabul edilmiş olarak Allah'a döner.

72 . Ki onlar, yalan şahidlikte bulunmayanlar, boş ve yararsız sözle karşılaştıkları zaman onurlu olarak geçenlerdir.

73 . Onlar, kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onun üstünde sağır ve körler olarak kapanıp kalmayanlardır.

74 . Ve onlar: "Rabbimiz, bize eşlerimizden ve soyumuzdan, gözün aydınlığı olacak (çocuklar) armağan et ve bizi takva sahiplerine önder kıl," diyenlerdir.

75 . İşte onlar, sabretmelerine karşılık (cennetin en gözde yerinde) odalarla ödüllendirilirler ve orda esenlik dileği ve selamla karşılanırlar.

76 . Orda ebedi olarak kalıcıdırlar; o, ne güzel bir karargah ve ne güzel bir konaklama yeridir.

77 . De ki: "Sizin duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi? Fakat siz gerçekten yalanladınız; artık (bunun azabı da) kaçınılmaz olacaktır."

 

 

 

Bu sayfada Furkan Suresi Türkçe Meali, Furkan Suresi Kuran Mealini sesli dinleyebilir ve Ali Bulaç Furkan Suresi Türkçe Mealini okuyabilir veya yükleyebilirsiniz. Ayrıca Furkan Suresi Mealini indirebilir, Kuran surelerinin Türkçe açıklamaları hakkında bilgiler alabilir, tüm surelerin Türkçe anlamına ve Türkçe Meallerini .pdf olarak bakabilirsiniz. Furkan Suresi Türkçe Mealini sesli dinleyebilir veya yüzüne okuyabilir veya bilgisayarınıza indirebilirsiniz. Dilerseniz, Türkçe Kuran Meali surelerini, paylaş butonunu kullanarak, Facebook ve Twitter gibi sosyal alanlarda da paylaşabilirsiniz.

 

Furkan Suresi Kuran Meali sesli dinle

Furkan Suresi Türkçe Meali indir


Sure Mealleri

1 . Fatiha Suresi 2 . Bakara Suresi 3 . Ali İmran Suresi 4 . Nisa Suresi 5 . Maide Suresi 6 . En'am Suresi 7 . Araf Suresi 8 . Enfal Suresi 9 . Tevbe Suresi 10 . Yunus Suresi 11 . Hud Suresi 12 . Yusuf Suresi 13 . Ra'd Suresi 14 . İbrahim Suresi 15 . Hicr Suresi 16 . Nahl Suresi 17 . İsra Suresi 18 . Kehf Suresi 19 . Meryem Suresi 20 . Taha Suresi 21 . Enbiya Suresi 22 . Hac Suresi 23 . Mü'minun Suresi 24 . Nur Suresi 25 . Furkan Suresi 26 . Şuara Suresi 27 . Neml Suresi 28 . Kasas Suresi 29 . Ankebut Suresi 30 . Rum Suresi 31 . Lokman Suresi 32 . Secde Suresi 33 . Ahzab Suresi 34 . Sebe Suresi 35 . Fatır Suresi 36 . Yasin Suresi 37 . Saffat Suresi 38 . Sad Suresi 39 . Zümer Suresi 40 . Mü'min Suresi 41 . Fussilet Suresi 42 . Şura Suresi 43 . Zuhruf Suresi 44 . Duhan Suresi 45 . Casiye Suresi 46 . Ahkaf Suresi 47 . Muhammed Suresi 48 . Fetih Suresi 49 . Hucurat Suresi 50 . Kaf Suresi 51 . Zariyat Suresi 52 . Tur Suresi 53 . Necm Suresi 54 . Kamer Suresi 55 . Rahman Suresi 56 . Vakıa Suresi 57 . Hadid Suresi 58 . Mücadele Suresi 59 . Haşr Suresi 60 . Mümtehine Suresi 61 . Saff Suresi 62 . Cum'a Suresi 63 . Münafikun Suresi 64 . Tegabün Suresi 65 . Talak Suresi 66 . Tahrim Suresi 67 . Mülk Suresi 68 . Kalem Suresi 69 . Hakka Suresi 70 . Mearic Suresi 71 . Nuh Suresi 72 . Cin Suresi 73 . Müzzemmil Suresi 74 . Müddessir Suresi 75 . Kıyamet Suresi 76 . İnsan Suresi 77 . Mürselat Suresi 78 . Nebe' Suresi 79 . Nazi'at Suresi 80 . Abese Suresi 81 . Tekvir Suresi 82 . İnfitar Suresi 83 . Mutaffifin Suresi 84 . İnşikak Suresi 85 . Buruc Suresi 86 . Tarık Suresi 87 . A'la Suresi 88 . Gaşiye Suresi 89 . Fecr Suresi 90 . Beled Suresi 91 . Şems Suresi 92 . Leyl Suresi 93 . Duha Suresi 94 . İnşirah Suresi 95 . Tin Suresi 96 . Alak Suresi 97 . Kadir Suresi 98 . Beyyine Suresi 99 . Zelzele Suresi 100 . Adiyat Suresi 101 . Kaari'a Suresi 102 . Tekasür Suresi 103 . Asr Suresi 104 . Hümeze Suresi 105 . Fil Suresi 106 . Kureyş Suresi 107 . Ma'un Suresi 108 . Kevser Suresi 109 . Kafirun Suresi 110 . Nasr Suresi 111 . Mesed Suresi 112 . İhlas Suresi 113 . Felak Suresi 114 . Nas Suresi
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top