Adnan Oktar'dan İlk Kez Duyulan Açıklamalar



1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (4 Mart 2017; 20:00)

 

HZ. MEHDİ (AS) İLE İLGİLİ HADİSLER

İmamı Sadık, “İlim yirmi yedi parçadan oluşur. Bütün peygamberler ve imamlar ilmin iki parçasını getirmişlerdir. Mehdi geldiğinde diğer yirmi beş ilmi daha getirecektir” diyor. Bak “Yirmi yedi ilimden şu ana kadar dünyada” diyor “sadece iki ilim peygamberlerle beraber gelmiştir” diyor “peygamberler dahil iki ilim gelmiştir. Mehdi geldiğinde yirmi beş ilim daha gelecek” diyor “ve yirmi yediye tamamlanacak böylece” diyor.

Peygamber (sav) diyor ki: “Biliniz ki Mehdi bütün ilimlerin varisidir. Bütün ilimleri bilmektedir.” (Necmu’s-Sagib, s.193) Tabii bu ilim derken ezber ilmi, nakil ilmi değil bu. İlim apayrı bir şeydir. Allah’ın kalbe ilham ettiği özel bilgiye ilim denir. Ledün ilmi de fevkaladeliklere karşı müminleri korumada meydana gelen stratejidir. Zaten Kehf Suresi’nde ledün ilmiyle anlatılmasının nedeni Mehdi (as)’nin de ledün ilminin sultanı olmasıdır. Çünkü Mehdi (as) başka türlü hareket edemez. Ledün ilmi olmadan Mehdilik yapamaz. Onun için Mehdi (as)’nin zahirine bakan Mehdi (as)’yi anlaması mümkün değil. Onun yetmiş perdesinin nedenlerinden ana neden ledün ilmidir. O perdeler o ledün ilmiyle oluşur. Mesela Peygamberimiz (sav) diyor ki: “İmam Mehdi en yüksek ilme sahip olandır” diyor. “İmam Mehdi ilim sandığının koruyucusudur. Tüm peygamberlerin ilimlerinin varisidir. Her şeyden haberdardır” diyor. “İmam Mehdi ilahi bilgiye uygun olarak hükmedecektir. İnsanları kendi gerçekleri ve kendi iç halleriyle tanıyacaktır. Davud Peygamber (as) Süleyman Peygamber (as)’ın kararları gibi onun hükümlerine de şahit gerekmeyecektir” bak “onun hükümlerine şahit gerekmeyecek.” Mesela adam geliyor, ifadesini alıyor, suçlu olduğuna kanaat getiriyor, gönderiyor. Şahit aramıyor. Bakışından, konuşmasından, ses tonundan anlıyor Allah’ın dilemesiyle.

 

KEHF SURESİ BAŞTAN SONA MEHDİYETİ ANLATIR. KÜÇÜK BİR GENÇ TOPLULUĞU, MAĞARAYA SIĞINMALARI HEP MEHDİYETİN ANLATIMIDIR

Kehf Suresi baştan sona Mehdiyet’i anlatır. Sırf Mehdiyet’i anlatmak içindir Kehf Suresi. Küçük bir talebe topluluğu, mağara bunlar hep sembollerle anlatımdır Mehdi (as)’yi. Mehdi (as)’nin evini, barkını, çalışmasını, faaliyetlerini hepsini anlatır. Kuran’a dikkatlice bakıldığında Mehdi (as)’nin bütün hayatı çıkar Kuran’da. Her şeyi böyle ince ince detaylarla, vurgularla çıkar. Akılcı bakıldığında bütün hayatına ait bilgiyi görmek mümkün oluyor.

Mesela Kehf Ehli gençlerden oluşuyor Kuran’da geçiş şekli. Mehdi (as)’de de gençlerden oluşuyor. Mesela Kefh Ehli’nin sayısı az, Mehdi (as) cemaatinin sayısı da az yahut topluluğun. Mesela onlar çok güçlü kişiler Kehf Ehli, Mehdi (as)’nin talebeleri de çok güçlü. Mesela Kehf Ehli çok uzun süre mağarada kalıyor, Mehdi (as) cemaati de topluluğu da çok uzun yıllar mücadele veriyor. Kısa bir mücadele değil. 40 yıl falan sürüyor, 40 yılın da üstünde hatta. Mesela Mehdi (as) cemaatine de Kehf Ehli’ne de Allah özel hidayet ettiğini söylüyor. Kehf Ehli mesela deccaliyetle karşılaştıklarında ilk yaratılışı anlatıyorlar. Hz. Musa (as) da ilk yaratılışı anlatıyor. Mesela biz de ilk karşılaştığımızda yaratılışı anlatıyoruz. Mehdi (as) de ilk karşılaştığında yaratılışı anlatacaktır. Darwinizm’in geçersizliğini ve yaratılışı anlatıyor. Mesela Kehf Ehli şirke şiddetle karşı, Mehdi (as) cemaati de şirke çok şiddetle karşı.

 

MÜNAFIK İSLAM'A, KURAN'A UYGUN OLMAYAN İŞLER YAPAR AMA SÖZLERİYLE İNSANLARI ALDATMAYA ÇALIŞIR. DERİN DÜŞÜNMEYENLER DE BUNA ALDANIR

Münafikun Suresi 4, Allah akılsızlar için, aklı zayıf olanlar için konuyu açıklıyor. Münafikun Suresi 4 “Onları gördüğün zaman cüsseli yapıları beğenini kazanmaktadır. Konuştukları zaman da onları dinlersin. (Oysa) Sanki onlar (sütun gibi) dayandırılmış ahşap-kütük gibidirler. (Bu dayanıksızlıklarından dolayı da) Her çağrıyı kendileri aleyhinde sanırlar. Onlar düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp-sakının. Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar.” “Onları gördüğün zaman cüsseli yapıları beğenini kazanmaktadır” yani baktığında herkes görünüşünü beğenebilir. Peygamber de dahil beğenebilir ama Peygamber onun iç yüzünü bilir. “Konuştukları zaman da onları dinlersin” dilbaz oluyor ya. “Ya” diyor “adamda tip tamam, konuşma da mükemmel, övgü de alıyor” diyor “e bitti” diyor o zaman “mükemmel adam” diyor “daha geriye bir şey kalmadı ki” diyor. Akıl edemiyor Peygamber (sav)’in ne demek istediğini. Mesela vahiy katibi bayağı düzgündü o Peygamberimiz (sav)’in vahiy katibi. Dizi dizine değiyor o kadar yakın, gayet güzel konuşan birisi, çok zeki. Ama Peygamberimiz (sav) onun alçağın teki olduğunu biliyordu, ahlaksız olduğunu biliyordu. Vahiy katipliği yaptı ama kontrol altında tuttu onu hep. Ayrılınca birçok kişi şok oldu, aklı gitti adamların. “Ya nasıl olur” falan diyor, kafa çalışmıyor adamın. “Şu halde” diyor Cenab-ı Allah Nisa Suresi 88, “Şu halde münafıklar konusunda ikiye bölünmeniz ne diye?” bir kısmı kafası daha az olayları değerlendiren. O münafıklardan yana tavır koyuyor. “Adam mükemmel adamdı inanılır gibi değil” diyor “Peygamber nasıl göremedi onu ya” falan diyor. Veyahut “Yanlış teşhis etti” diyor “adam niye gitti ki?” falan diyor. “Oysa Allah, onları kazandıkları dolayısıyla tepe taklak etmiştir. Allah'ın saptırdığını hidayete erdirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa, artık sen ona kesin olarak bir yol bulamazsın.” Allah belasını verdiğini söylüyor. Adam da onu bambaşka bir kafada değerlendiriyor. Bak Resulullah (sav) diyor ki: “Ben ümmetim hakkında bir mümin ya da müşrikten korkmuyorum. Çünkü mümini kötülükten imanı engeller. Müşriki de küfrü def eder” diyor. Zaten küfür içinde olduğu için bilinir engel olursun. “Fakat asıl dilbaz münafıktan endişe etmek gerekir” çok dilbaz olur münafıklar. Ağzı acayip laf yapar. Çok ukala, züppe ve bilmiş olur. Bazı avanaklar da onu yer. Onun üstün ve akıllı olduğunu zanneder, züppeliğini falan anlamaz onun. Muazzam bir akla sahip olduğunu zanneder. “Çünkü o sizin hoşunuza gidecek şeyleri söyler. Çünkü o senin zaaf yönünü, noktalarını bilir. O züppelikle onu etkileyemeye çalışır. “Ama hoşunuza gitmeyecek işleri yapar” İslam’a, Kuran’a zıt işleri yapar. Adam da onu bilmeyince, görmeyince hayran oluyor. Allah diyor ya “Onlar dayandırılmış kof kütük gibidir.” Ama adam bakmıyor, kof kütüğe baktı mı hayran oluyor. Neredeyse kütüğün içine o da kafasını sokacak yani anlamıyor.

Mesela Peygamberimiz (sav) zamanında mücadele eden münafıklar hepsi züppeydi. Bilmiş, züppe böyle Bizans kültürüne yatkındılar, Sasani kültürüne yatkındılar, ultra modern takılıyorlardı. Yani öyle müşrik deyince, hani münafık deyince insan yanlış düşünüyor olabilir. Öyle adamlar bayağı süslü püslü tipler ve aralarında homoseksüellik çok yaygındı münafıkların o devirde. Mesela Lut (as) kavmiyle ilgili o ayetler indi daha sonra. O homoseksüellerin konumunu anlatan. Kum gibi homoseksüel kaynıyordu münafıkların içinde. Onlar da şiddetle dekolteye karşıydılar. Dırar mescidine hiç kadın sokmuyorlardı ve kendi kadınlarının da çok şiddetli şekilde titiz kapalı olmasına özen gösteriyorlardı ve mescide sokmuyorlardı kadınları. Peygamberimiz (sav) hac yapılacağı vakit kadınları da çağırıyordu onların bütün oyunlarını bozuyordu. Mescide de kadınlar geliyordu.

İmam Caferi Sadık (as) “Suçlular çehrelerinden tanınacak.”(Muhammed Suresi, 30) ayeti hakkında şöyle buyurdu: “Allah onları tanır” Ayetin anlamı zahirde budur diyor. “Ama işari anlamı” diyor “Mehdi hakkında nazil olmuştur. Mehdi kafirleri, münafıkları çehrelerinden tanıyacak ve ashabıyla birlikte onları manen etkisiz hale getirecek” diyor.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (1 Mart 2017; 20:00)

 

ZER ALEMİ ŞU AN HALEN HAYATTA OLAN BİR SİSTEMDİR

Zer alemi, zannediyorlar ki oldu, geçti, bitti. Zer alemi, şu an yaşayan paralel evrendir. Paralel bir dünya şu an var, elan vardır. Kuran'da bu açık açık anlatılıyor. Oradan sürekli sevkiyat var dünyaya, insan gönderiliyor sürekli.

Paralel evren Yunus Suresi 10’da Allah ona dikkat çekiyor. Şeytandan Allah'a sığınırım, "Gerçekten, hamd alemlerin Rabbi olan Allah'ındır." (Yunus Suresi, 10) Alemler. Demek ki bir tane alem yok. Mesela yine Enam Suresi 162’de “De ki: "Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah'ındır." (Enam Suresi, 162) Birçok ayette alemlerden bahseder Cenab-ı Allah. Mesela yine “sizi çift çift yarattık” (Nebe Suresi, 8) diyor “Ve Biz, her şeyi iki çift yarattık. Umulur ki, öğüt alıp-düşünürsünüz.” (Zariyat Suresi, 49) İnsanın bir kopyası da vardır. O da işte zer alemindedir.

 

KURAN'DA VE PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN HADİSLERİNDE ZER ALEMİ

Talak Suresi 12 “Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı” bak “Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı” yerin benzeri olan bir alem. “Dünya gibi bir alem daha yarattım” diyor Allah, dünyanın aynı benzeri bir alem. “Emir, bunların arasında durmadan iner” Yani “O dünyayla bu dünya arasında emir sürekli Allah’ın emri akar, devam eder” diyor. “Sizin gerçekten Allah'ın her şeye güç yetirdiğini ve gerçekten Allah'ın ilmiyle her şeyi kuşattığını bilmeniz, öğrenmeniz için” Burada anlatılan ne? Dünyaya benzeyen bir dünya daha var. İşte zer alemi denilen alem bu Kuran’da Talak Suresi 12’de geçiyor. Bak “Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı” “yerin” bak “aynısı dünyanın benzerini yarattım” diyor. “Bir alem daha var” diyor Allah. “Oradan Allah’ın emri sürekli akar” diyor. Dünyaya sürekli insan gönderiliyor oradan, doğma görüntüsünde, anneden babadan olmuş görüntüsünde o alemde, zer aleminde hazır olan insanlar gönderiliyor. Bak o alemi de Allah anlatıyor Kuran’da ve hadislerde de anlatılıyor. İbn-i Abbas’ın şunları söylediği nakledilir. “Yedi yer vardır” hadis “her yerde sizin Peygamberiniz gibi bir peygamber, Adem gibi bir Adem, Nuh gibi bir Nuh, İbrahim gibi bir İbrahim, İsa gibi bir İsa vardır.” İşte peygamberlerden söz aldım diyor ya Cenab-ı Allah, zer aleminde işte sayıyor bak bütün peygamberleri sayıyor. “Bütün peygamberler orada” diyor. Aynı zamanda dünyadalar, işte o alemden gönderiliyorlar peygamberler. Bütün insanlar o alemden gönderiliyor. Resulullah Efendimiz ashabın yanına varmış, onlar sessizce duruyor konuşmuyorlarmış, “Niçin konuşmuyorsunuz?” Diyor Peygamberimiz (sav). “Allah azze ve cellenin mahlukatını tefekkür ediyoruz” demişler. Efendimiz (sav) şöyle buyuruyor: “Öyle yapın, Allah’ın yarattıklarını düşünün, Kendisi’ni düşünmeyin çünkü batıda bembeyaz bir toprak vardır, onun aydınlık olan sahası, aydınlanmış olan alanı güneş yürüyüşüyle kırk gündür.” İşte o alemi anlatıyor, “beyazdır sahası” diyor. Mesela bak dünyada yeşil, mavi hakimiyeti var, orada da beyaz hakimiyeti var. “Orada Allah’ın yarattıkları vardır ki, bir göz kırpacak an bile Allah’a asla isyan etmezler.” Zer aleminde herkese Allah’a itaat etmiş durumda. Bak hiç kimse Allah’a isyan etmiyor o alemde. Kuran’da da öyle diyor zaten, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” Diyor. Müminler ne diyorlar? Herkes “sen bizim Rabbimizsin” diyorlar. İsyan yok, onu anlatıyor hadis. “Onların arasında şeytan var mı?” dediklerinde, Peygamberimiz (sav) diyor ki: “Onlar şeytanın yaratılıp yaratılmadığını bilmezler.” “Bunların arasında Adem (as)’ın çocukları var mıdır?” dediklerinde, “Onlar Adem (as)’ın yaratılıp, yaratılmadığını bilmezler.” Adem (as) zaten orada, aynı zamanda dünyaya gönderiliyor.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (25 Şubat 2017; 12:00)

 

MÜNAFIK SORULDUĞUNDA KOYU DİNDAR OLDUĞUNU SÖYLER HATTA MÜSLÜMANLARDAN DAHA TİTİZ OLDUĞUNU İDDİA EDER AMA MÜSLÜMANLARDAN NEFRET EDER

Münafık Müslümandan nefret ettiği halde sorduğunda koyu dindar olduğunu söyler. Müslümandan daha akıllı, daha vicdanlı, daha dengeli, daha tutarlı, daha kültürlü, daha isabetli düşünen olduğunu söyler. Müslümana karşı nefret vardır her türlü Müslümana karşı içinde nefret vardır. Hep kendini en iyi bilir, ukala ve züppedir, üst perdeden konuşur, saygısızdır, saldırgandır üslubu. Ruhunda hürmet, nezaket gibi bilgiler olmaz, duygular olmaz. Sevgisizlik buram buram yüzünden akar. En çok üstünde durduğu da Müslümanlardır. Küfrü eleştirmez Müslümanları eleştirir. Müslümana gücü yeter, mazluma gücü yeter. Güya yani yetmez de, yettiğini zanneder. Öyle bir güruhat, serseri güruhat tarzından yaratılmış özel bir kavim, topluluktur münafıklar.

 

NİTELİKLİ MÜNAFIK DERİN DEVLETLE BAĞLANTILIDIR VE BU SEBEPLE KÜFRÜN MÜSLÜMANLARA KARŞI EN ÖNEMLİ SİLAHLARINDAN BİRİDİR

Nitelikli münafık daha azdır sayısı niteliksiz münafıktan. Niteliksiz münafık toplumun içinde çok çok fazla olur. Zibil gibi olur, çok fazla olur. Ama en tehlikeli nitelikli münafıklardır. Nitelikli olanlar derin devletle bağlantı halindedir. Küfrün en önemli silahlarındandır münafık. Denizaltı gibidir. Suyun altında gider, görünmez. Münafığın silah yönü küfür için çok önemlidir. Onun için onları titizlikle seçerler ve titizlikle kullanırlar. Çok çirkeftir münafıklar, kin doludurlar. Toplum içinde çoktur onlar. Böyle entelektüel seviyesi bazen yüksek de olur. Müslümanlara laf söylemede, Müslümanlara çirkin söz söylemede çok yaman ve azgındırlar. Küfre karşı suskun, sakindir münafıklar. Daha, çok daha ılımlıdır. Böyle makul ve onlarla anlaşabilen bir yapıdadır ama Müslüman gördüğünde çok çirkefleşir, azgınlaşır, nefreti yirmi dört saattir münafığın. Bazen nitelikli münafıklar sakin ve huzurlu da görünebilirler, böyle kaliteli de görünebilir yani halim selim, nezaketli falan da görünebilir. Yırtıcı ve azgın münafıklar da vardır fakat sakin, yılan gibi sakin, yılan gibi sessiz sokan münafıklar da vardır. Ama böyle yaban domuzu gibi saldırgan, azgın münafıklar da vardır yani iki türlüdür münafıklar. Bir de işte nitelikli ve niteliksiz olarak da ayrıca ikiye ayrılırlar münafıklar. Mesela televizyona çıkar çirkef bir konuşma yapar, süper azgındır ama dikkat edin bu tipler, münafıklar küfre tek kelime etmezler, küfre karşı saygılarından anlaşılır münafıkların üslubu. Küfre karşı itinalı, özenli, uzak duran, onları kızdırmamaya çalışan bir tavır içindedir. Ama mümin Müslümansa özellikle sessiz, sakin, efendi olacağını düşünüyorsa veyahut ona destek olacak birilerinin olmadığını düşünürse münafık çok saldırganlaşır ve çirkefleşir, çok azgındır.

 

MÜNAFIĞIN ÇİRKİN YÖNTEMLERİNDEN BİRİ DE, KENDİSİ İSLAM'I YAŞAMAZ AMA MÜSLÜMANLARA SÜREKLİ AKIL VERİR, KENDİNİ ÇOK ÜSTÜN GÖRÜR

Münafığın bir yöntemi de ben İslam’ı yaşamıyorum ama yaşamasam da işte alim gibi, hoca gibi bilgim vardır herkesi uyarırım adı altında Müslümanlara köpek gibi saldırır münafık. Kendi yapmaz, yapmadığını da gizlemez. Bir kısım münafıklar da yaptığını iddia eder yani çok takva olduğunu iddia eder. Bak birçok çeşide ayrılıyor dikkat ederseniz, dallara ayrılıyor. Mesela gizlice namaz kılmaz, “kılıyorum” der. Ama bazı münafıklar vardır namaz kılmadığını söyler, içki de içtiğini söyler, fuhuş yaptığını da söyler ama fuhşa, içkiye ve zinaya yönelik Müslümanlara karşı çok azgın ve saldırgan olur. Mesela Müslümanlara iftira atabilir, Müslüman mümin kadınlara. Halbuki kendisi fuhşun içindedir fakat mümin kadınlara, mümin hanımlara fuhuş iddiası veyahut haram eylem iddiasında bulunabilir. Mesela kendisi açık saçık normal hayatı yaşarken veyahut yaşatırken mümin kadınlara tesettür iddiasıyla saldırabilir. Münafık karakterinde bu vardır. Veyahut kendi içki içtiği halde Müslümanların içki içtiğini iddia ederek onlara iftira atabilir. Alenen de içer ama azgındır. Toplum içinde görüyorsunuzdur böyle tipler çok fazladır, zibil gibidir. Onun için münafıkların dallara ayrılmasını şema olarak da hazırlamak lazım. Nitelikli, niteliksiz. Müslüman gibi görünen ama Müslümanlığı yaşamadığını açıkça gösteren de vardır, Müslümanlığı çok iyi yaşadığını iddia eden de vardır, oradan da ikiye ayrılır. Çirkef, azgın olanları vardır, bir de çok sakin, terbiyeli, efendi gibi görünen ve sinsi olanları vardır yani gizliden gidenler. Bunları da iyi ayırt etmek gerekiyor. Mesela adam müziğin haram olduğunu söyleyebilir; meyhanede hem içiyor “ben dinliyorum” diyor “doğru ama haramdır” diyor. “Bunu yapmamak lazım” diyor. Müslümanlara saldırır. Şimdi küfür içinde de itibarlı olduğu için çünkü küfrü yaşıyor zaten o yüzden Müslümanlara saldırısı daha etken olacağını düşünür çünkü sözü daha geçeceğini düşünür. Bir de münafık çok bilmiştir, kendine has bilmiş küstah bir üslubu vardır. Cahilliğini yaygarayla kapatır, yaygaracıdır münafık. Özel bir yaygara metodu vardır, bağırtı çağırtı metodu vardır. Ayette şeytan için geçiyor, “atlılarınla, yayalarınla yaygaralar kopart.” “Müslümanlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından yaklaşacaksın.” Yaldızlı sözler dediği işte demagoji, şamata yapmak yani mantık oyunları.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (23 Şubat 2017; 12:00)

 

AYETTE HEM İNSANLARIN ZER ALEMİ, DÜNYA VE AHİRET TABAKALARINDAN GEÇMELERİ HEM DE MANEVİ TABAKALARA İŞARET VARDIR

Cenab-ı Allah İnşikak Suresi’nde “Siz gerçekten tabakadan tabakaya bineceksiniz.” (İnşikak Suresi 19) diyor. İşte önce biliyorsunuz zer alemindeydik bir tabaka, öldük dünyaya geldik bir tabaka, ölüp buradan ahirete geçiyoruz bir tabaka, tabakadan tabakaya. Ama ruhani tabakalardan da geçeceğiz tabii. Önce deccaliyetle insanlar karşılaşıyor. Sonra Mehdiyet’le karşılaşıyor. Sonra Hazreti İsa (as)’yla karşılaşıyor yani önce Mehdiyet sonra Mesihiyet tabakalarına giriyorlar. Önce deccaliyetin etkisi dünyayı kasıp kavuruyor sonra Mehdiyet deccaliyeti yıkıyor sonra Mesihiyet’in tabakası çıkıyor sonra o tabakadan yeniden deccaliyet tabakası dünyayı sarıyor sonra da kıyametin tabakasına giriliyor.

 

İMAM RABBANİ, MEHDİ VESİLESİYLE HİDAYETİN TÜM DÜNYAYA YAYILACAĞINI ANLATMIŞTIR

İmamı Rabbani Mektubat’ında  diyor ki, “Asırlardan çok uzun zeman (zaman) sonra ahir zamanda böyle bir cevher dünyaya gelir” yani imam Mehdi (as), “kararmış olan alem Mehdi’nin gelmesiyle aydınlanır, onun irşadının ve hidayetinin nurları bütün dünyaya yayılır. Yer küresinin ortasından ta arşa kadar herkese rüşd, hidayet, iman, marifet Mehdi’nin yolu ile gelir.” Nokta-i istinat Allah onu kullanıyor, “herkes ondan feyz alır, arada o olmadan kimse bu nimete kavuşamaz” diyor. Onun imametinin velayetinin bir yönü bu, onun için daha kainat yaratılmadan Mehdi (as)’nin ismi yaratılmıştı diyor Tevrat’ta. Bak İmamı Rabbani söylüyor bunu Mektubat’ında, “Asırlardan çok uzun bir zeman sonra” yani ahir zamanda bu zamanda “böyle bir cevher İmam Mehdi dünyaya gelir, kararmış olan alem Mehdi’nin gelmesiyle aydınlanır, onun irşadının ve hidayetinin nurları bütün dünyaya yayılır.” Mehdi denmesinin nedeni o, hidayete vesile olması. “Hidayetinin nurları bütün dünyaya yayılır. Yer küresinin ortasından ta arşa kadar herkese rüşd, hidayet, iman ve marifet Mehdi’nin yolu ile gelir, herkes Mehdi’den feyz alır, arada o Mehdi olmadan kimse bu nimetlere kavuşamaz” diyor. “Onun Mehdinin hidayetinin nurları,” Mehdi ya ismi adı üstünde hidayete vesile olan, “Onun Mehdi’nin hidayetinin nurları bir okyanus gibi” yani çok kuvvetli radyo dalgaları gibi, “bir okyanus gibi bütün dünyayı sarmıştır.” Mesela o küçük bir insan dünyanın üstünde nokta değil yani o kadar küçük atom gibi küçük ama bütün dünyayı sarıyor o hidayet onun vesilesiyle. Nokta-i istinat yani Allah onu kullanıyor yani radyo vericisi gibi, radyo dalgası yayılıyor gibi. “O derya sanki buz tutmuştur hiç dalgalanmaz” yani o dünyayı kaplayan o hidayet dalgası sanki buz tutmuş diyor blok olarak bütün dünyayı sarar diyor. “O büyük zatı tanıyan seven bir kimse yani Mehdi’yi tanıyan ve seven bir kimse onu düşünürse yahut o bir kimseyi sever onun yükselmesini isterse o kimsenin kalbinde sanki bir pencere açılır,” Mehdi (as)’nin hidayetine vesile olduğu kimselerde. “Bu yoldan sevgisi ve ihlasına göre o deryadan kalbi feyz alır” yani Mehdi (as)’den kalbi feyz alır onu sevdiğinde. “Bunun gibi bir kimse Allahu Teala’yı zikrederse ve bu zatı hiç düşünmese mesela onu tanımazsa yine ondan feyz alır” Mehdi (as)’yi tanımasa da halk şu an ondan feyz alıyor. Bütün dünyada şu an nokta-i istinat yani mesela Amerika’daki dindarlığın sebebi Mehdi (as) yine, Rusya’da mesela Putin’in ve bütün Rusya’nın dindarlığının sebebi yine Mehdi (as) haberleri bile yok. “Allahu Teala’yı zikrederse ve bu zatı hiç düşünmese mesela onu hiç tanımasa yine Mehdi’den feyz alır fakat birinci feyz daha fazla olur” yani tanıyarak severek olan çok güçlü olur diyor. “Bir kimse o büyük zatı inkar eder Mehdi’yi beğenmezse yahut o büyük zat bir kimseye incinmiş ise bu kimse Allahu Teala’yı zikretse bile rüşd ve hidayete kavuşamaz” diyor. Hakikaten Mehdi (as) karşıtları din mühendisi gibi görüyorsunuz uyuyorlar adamlar. “Ona inanmaması veya onu incitmiş olması feyz yolunu kapatır” yani Mehdi (as)’ye inanmaması veya onu incitmiş olması feyz yolunu kapatır, kalbi kararır diyor artık. İmamı Rabbani bu konu üstünde birçok yerde duruyor çok önemli görüyor.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (12 Şubat 2017; 22:00)

 

İncil’den sevgi ile ilgili bir bölüm: “Sevgi; her şeyden önce birbirinizi candan sevin. Çünkü sevgi, birçok kötülüğü örter.” (Petrus’un 1. Mektubu 4/8)

Bayağı güzel. İncil’i Müslümanlar okuması gerekiyor ama haberleri bile yok. Halbuki Tevrat ve İncil’e Allah hak kitap diyor. Ama yanlış bölümlerini Kuran düzeltiyor diyor Allah. Çok fazla ayette Allah geçerli olduğunu söylüyor. Ve onunla hükmetsinler İncil sahipleri diyor. Tevrat sahipleri Tevrat’la hükmetsinler. Ama yanlış kısımlarında Kuran’ın hakem olduğunu söylüyor Allah. Tevrat’tan, İncil’den Müslümanların haberi yok birçoğunun.

Hz. İsa, “Ama beni dinleyen sizlere şunu söylüyorum. Düşmanlarınızı sevin, sizden nefret edenlere iyilik yapın, size lanet edenler için iyilik dileyin, size hakaret edenler için dua edin.”

Demek ki Müslümanlara hakaret ediliyormuş, lanet ediliyormuş. Müslümanlardan nefret edenler oluyormuş ve Müslümanların düşmanları oluyormuş. Onlara biz şefkatle bakıyoruz. Onları koruyup kollamaya, kurtarmaya gayret ediyoruz. Bize diyor ki, “Ya sizin niye düşmanınız var?” Müslüman olduğumuz için. “Niye nefret eden var?” Müslüman olduğumuz için. “Niye lanet eden var?” Müslüman olduğumuz için. “Niye hakaret eden var?” Müslüman olduğumuz için. Bu Allah’ın sünneti. Bütün hak peygamberlere ve onun tabiilerine hep böyle bir tavır, küfür ehli ve eçhelü cahillerden veyahut hastalıklı kalplerden, münafıklardan bu tarz eylemler, tavırlar olmuş. Bak, “düşmanlarınızı sevin.” Demek ki Müslümanların düşmanları var. “Sizden nefret edenlere iyilik yapın.” Demek ki Müslümanlara nefret eden olacak, ona iyilik yapacak. “Size lanet edenler için iyilik dileyin.” Bize mesela lanet edene biz iyilik diliyoruz. “Size hakaret edenler için dua edin.” Biz de dua ediyoruz onlara düzelmeleri için. Bak bunu iki bin yıl önce İsa Mesih söylüyor. (Luka 6/27). “Herkes kendi yararını değil başkalarının yararını gözetsin.” İsa Mesih’in sözü. “Egoist olmayın, başkaları için yaşayın, sevdikleriniz için yaşayın.” diyor. Yani eylemleriniz onun için olsun, Allah rızası için olsun. Moşiyah Mehdi ile ilgili Yeşaya 11/3 ve diğer bölümlerden okuyun ben de yorumlayayım.

“Moşiyah Mehdi’nin bir başka benzersiz özelliği de, kesin olacak bir şeyin kokusunu alacaktır. Bir kişinin ruhunun özünü anlayabilecek, ruhundaki dereceyi bilecek ve suçlu veya masum olduğuna hükmedecektir. Çünkü şöyle söylenmiştir, gözüyle gördüğüne göre yargılamayacak, yoksulları adaletle yargılayacak, yeryüzünde ezilenler için dürüstçe karar verecek.” (Yeşaya 11/3)

Bak Mehdi (as)’yi ta 3500 yıl önce Tevrat tarif ediyor. “Herkes kendi yararını değil başkalarının yararını gözetsin.” Mesela bak bu bizim sorumlu olduğumuz bir İncil hükmüdür. “Ne mutlu merhametli olanlara. Çünkü onlar merhamet bulacaklar.” (Matta 5/7). Mesela hep geçerli bu hükümler. “Bu nedenle sevgili kardeşlerim Rab yolunda verdiğiniz emeğin boşa gitmeyeceğini bilerek sebat gösterin, sarsılmayın. Rab’bin yolunda her zaman gayretli olun.” Allah yolunda gayretli olun diyor. Bu da geçerlidir. Bunlar hep geçerli İncil’in hükümleri.

 “Gerçek şu ki, Firavun yeryüzünde (Mısır'da) büyüklenmiş ve oranın halkını birtakım fırkalara ayırıp bölmüştü; onlardan bir bölümünü güçten düşürüyor, erkek çocuklarını boğazlayıp kadınlarını diri bırakıyordu.” (Kasas Suresi, 4)

Bak böl, parçala, yut tam İngiliz derin devletinin sistemi Kuran bunu açıklıyor. Deccallerin yöntemi. Hiç değişmemiş. Nemrut da aynısını yapmış. Firavun da aynısını yapmış. İngiliz derin devleti de aynısını yapıyor. Birçok gruba ayırıyor İngiliz derin devleti, küçük küçük devletçiklere ayırıyor. Onları yeniden kendi içlerinde bölüyor. O böldüklerini ayrıca kendi içinde siyasi fırka, hizip ve mezheplere ayırıyor. Ve birbirlerine düşman ediyor.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (11 Şubat 2017; 22:00)

 

"İNSANLIK" ADI ALTINDA SUNULAN FELSEFE DE İNGİLİZ DERİN DEVLETİNİN FİRAVUN DÖNEMİNDEN ÖĞRENDİĞİ BİR DİNDİR

İngiliz derin devletinin bir inancı, bir dini vardır. Buna hümanizm denir yani diğer adı insanlık. Bu bir dindir, hümanizm bir dindir. İngiliz derin devletinin ortaya çıkarttığı bir din. Bunları Firavun da savunmuştur, Nemrut da savunmuştur. Bütün deccalların savunduğu bir dindir. Yani deccallar bu dinin kurallarını ortaya koyuyor. Şimdi “insanlık” diyor “nedir” diyorsun sorduğunda Firavun’a “bana göre insanlık” diyor mesela “Firavun’un Allah olduğunu kabul etmek.” Başka? “bütün Mısır’ın mülkünün ona ait olduğunu bilmek, soğan yemek, sarımsak yemek” efendim “bütün gücüyle çalışmak, Firavun’a hizmet etmek ve halkı bölümlere ayırmak.” Firavun’un özelliği halkı bölümlere ayırmasıydı, Kuran’a bu belirtilir. “Halkı bölümlere ayırır” diyor çeşit çeşit gruplara ayırıyor halkı, bölüp-parçalıyor halkı. Ve halkı aşağılıyor küçük düşürüyor adam yerine koymuyor. “Siz cahilsiniz, görgüsüzsünüz, köylüsünüz, sıradansınız, basitsiniz, akılsızsınız, ben sizden yüceyim ve büyüğüm” diyor. İngiliz derin devletinin yaptığı ne? Aynısı. Firavun’un yaptığı ne? Aynısı. İngiliz derin devleti ne yapıyor? İnsanları parçalıyor bölüyor ondan sonra yutmaya kalkıyor. Firavun ne yapıyordu? İnsanları bölüp parçalayıp ondan sonra yutmaya kalkıyordu. Mesela Büyük Ortadoğu Projesi tam Firavun’un projesidir. Böl-parçala-yut. Firavun da aynısını yapıyordu, bölüp parçalayıp yutuyordu. Kuran’da o parçalama özelliği ayrı bir hüküm olarak ayette geçer, Firavun’un vasfı olarak. Dolayısıyla insanlık sözü, mesela Müslüman der ki “Bana göre insanlık Müslümanlık” der, bu tamam. Ama Firavun’a göre insanlık Firavun’un yasalarını kabul etmektir. Yani muğlak bir tabirdir insanlık sözü. Her inanç kendine çekebilir bunu. Mesela insan olmak bir komüniste göre komünist olmaktır. Hatta ona adam olmak der. Adam gibi adam olmak da der. İnsan olmak asıl onların kullandığı. Yani hümanizmin kullandığı silah. Ama İngiliz derin devletinin dini hümanizmdir yani insanlık. Orada kural yok işte, homoseksüellere özgürlük, Allah’ın varlığını inkar yani Rumi düşünce aynı zamanda. İslam’ı reddediyor mesela Rumilik kökten, “Bizim yolumuzda Müslümanlık yok” diyor. İnsanlık-hümanizmde de böyle yani belli bir din yoktur. Rumilikte de belli bir din kabul etmiyor. Hak dinleri kabul etmiyor. “Ben dinlerin üstündeyim” diyor. Hümanizm de, insanlık dini de bütün dinlerin üstünde oluyor, din kabul etmez. Müslüman dindarlığını Allah rızası için yapar. Ve her yerde de her şeyde dindarlık hakimdir.

 

AĞAÇ TOPRAKTAN SUYU ÇEKİYOR EN ÜST DALA KADAR GÖTÜRÜYOR, RENKLERİ OLUŞTURACAK MİNERALLERİ SEÇİYOR, TABLO YAPAN USTA GİBİ RENKLENDİRİYOR

Bu çok büyük bir mucize. Yerden topraktan suyu çekiyor ta o üst dala kadar götürüyor. Şimdi o kırmızılığın sağlanması için belirli metallere ihtiyaç var. O metalleri tek tek atom olarak yakalıyor hücre, alıyor o kırmızı rengi verecek şekilde molekül yapısında oluşturup bileşik meydana getirerek o rengi oluşturuyor ve renklerin ayırımını da çok özenli yapıyor. Simetrisini de çok özenli yapıyor. Yani tablo yapan bir usta gibi tam kalıp gibi oturtuyor, yaprakların büyüklüğünü de tam ayarlıyor. Ve renk dağılımını da çok iyi ayarlıyor. Renk tazeliğini, temizliğini de tam yapıyor. Ondan sonra da meyve safhasına geçiyor, meyveye her türlü minerali yüklemeye başlıyor. Magnezyum, kalsiyum, fosfor, mangan, kobalt, hepsini, tam ayarı kadar, bakır. Ne fazla ne eksik. Mesela elmada bulunacak mineral miktarı belli oluyor sonra vitaminleri yapmaya başlıyor, sonra proteinleri yapıyor, sonra yağlar, doymamış yağlar ve doymuş yağlar olarak yapıyor. Yani akıl almaz bir sanat bitkinin hücresinde var, yani insan aklının katrilyonlarca kat üstü bir akla sahip bitki hücresi. Mesela badem topraktan siyanürü çekiyor, çok tehlikeli bir madde. Ama sadece siyanürü alıyor. Mesela kendi zehirlenmiyor, hiçbir şey olmuyor. Siyanür atomlarını tek tek topluyor bademin içine yüklüyor ama insanı öldürmeyecek kadar. Bademdeki koku siyanürden geliyor. Nereden aklına gelir? Allah mucize olarak yaratıyor.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (10 Şubat 2017; 22:00)

 

ZER ALEMİNDE TÜM İNSANLAR HZ. ADEM VE TÜM PEYGAMBERLER KUSURSUZ TAM İNSANLAR OLARAK VAR VE ALLAH'A SÖZ VERİYORLAR. KAİNAT SONRA YARATILIYOR

Biz zer aleminde insan olarak mükemmel yaratıldık. Kaş, göz, ağız, burun, kollar, vücut mükemmel. Peygamberler peygamberlik göreviyle yaratıldı. Peygamberler yani makamları verilmiş. Herkes orada Mehdi (as) da orada, İsa Mesih herkes orada Allah’ın karşısındalar, çıplak değil cennet kıyafetleri üstlerinde, kıyafet güzel düzgün kıyafet. Cenab-ı Allah Rabbimiz soruyor: “Ben sizin Rabbiniz miyim?” “Evet Ya Rabbi, bele” diyorlar “sen bizim Rabbimizsin.” “Rabbiküm, Rabbimizsin” diyorlar. Mehdi (as)’a soruyor Cenab-ı Allah: “Çok çile çekeceksin, acı çekeceksin buna rağmen görevini yapacak mısın?” “Ya Rabbi severek, aşkla görevimi yapacağım” diyor. Peygamberine soruyor, Kuran ayeti; “birisi gelecek” diyor. “Ama bu kitaplı peygamber olmayacak” diyor. “Bir elçi, tebliğci geldiğinde bu kişiye yardım edecek misin?” Diyor. Allah’a yemin ediyor yardım edeceğim diyor Peygamberimiz (sav). İsa Mesih’e soruyor bak “sana birisini getireceğim birisi ama bunun kitabı olmayacak bu kişinin, bu gelen kişinin ona yardım edecek misin?” Diyor. “Edeceğim Ya Rabbi, yardım edeceğim yemin ediyorum” diyor. Musa (as)’a soruyor Cenab-ı Allah: O da yemin ediyor. Nuh (as)’a soruyor, yemin ediyor. Zer aleminde bütün insanlar yaratılmış mı? Mükemmel kusursuz, Peygamber artık, Hz. Muhammed (sav) aynı görüntüsüyle, Hz. İbrahim (as) aynı görüntüsüyle, Mehdi (as) aynı görüntüsüyle kıyafetli çünkü peygamberleri Allah hiçbir zaman için çıplak tutmuyor ne cennette, ne de zer aleminde kıyafetli, hepsi yaratılmış. Herkes orada. Dünyada Lenin, Stalin falan onlar da orada. Bakın Mao herkes orada, Darwin de orada. Darwin’e Allah soruyor: “Ben senin Rabbin miyim?” Diyor. “Evet Ya Rabbi Rabbimsin” diyor. Stalin’e soruyor diyor ki: “Ben senin Rabbin miyim?” “Evet Rabbimsin Ya Rabbi” diyor. Lenin’e soruyor, “Sen Benim Rab olduğumu biliyor musun?” Diyor. “Senin ilahın olduğumu kabul ediyor musun?” “Evet kabul ediyorum Ya Rabbi” diyor. Sonra yavaş yavaş Allah bunları anadan, babadan doğuyor gibi göstererek dünyaya sunmaya başlıyor. Öldürüyor önce ölüyorlar, sonra dünyaya sunmaya başlıyor yeniden öldürdükten sonra dünyaya sunuyor. Ee? Nerede burada evrim? Ne evrimi, yaratılmış başta. Bütün insanlar daha önce, daha kainat yokken, Bing bang dediğiniz olay daha yokken yaratıldı. Nerede burada evrim? Adem (as)’le, Havva (as)’ya da Cenab-ı Allah zer alemindeyken soruyor: “Ben sizin Rabbiniz miyim?” “Rabbimizsin Ya Rabbi” diyor. Onları cennet moduna alıyor, boyutuna alıyor cennet. Cennette evrimin ne işi var? Cennet bizim bahsettiğimiz yer, cennet. Adem (as)’le, Havva (as)’yı nereden getiriyor? Zer aleminden cennete, cennetten dünyaya. Nerede burada evrim? Zer aleminde de evrim yok, cennette de evrim yok.

Araf Suresi 172, “Hani Rabbin, Ademoğullarının sırtlarından zürriyetlerini almış ve onları kendi nefislerine” bak “kendi nefislerine karşı şahidler kılmış.” Nefis ne demek? Beden, beden sahibi, beden, akıl ve iman sahibi bak görüyor, duyuyor, düşünüyor, muhakemesi var, beden sahibi. Bak “nefislerine karşı şahidler kılmıştı” şahit olunuyor insan olduğu için. "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" (demişti de) Onlar: "Evet (Rabbimiz'sin), şahid olduk" demişlerdi. (Bu,) Kıyamet günü: "Biz bundan habersizdik" dememeniz içindir.”

Al-i İmran Suresi 81, “Hani Allah,” şeytandan Allah’a sığınırım. Peygamberlerden 'kesin bir söz (misak)' almıştı.” Kimden? Peygamberlerden. Peygamber olarak oradalar. “Andolsun” diyor Allah “size kitap ve hikmetten verip sonra size beraberinizdekini kitabı doğrulayan” tasdik eden “bir elçi” bir Mehdi “geldiğinde, ona kesin olarak iman edecek ve ona yardımda bulunacaksınız." Demişti ki: "Bunu ikrar ettiniz ve bu ağır yükümü aldınız mı?" Bak “ağır bir yük” diyor Allah, “aldınız mı?” Peygamberler ne diyor? “İkrar ettik Ya Rabbi, Öyleyse şahid olun, Ben de sizinle birlikte şahid olanlardanım" demişti” Allah. Big Bang’den evvel yani ilk patlama denilen Big Bang’den evvel. Daha zaman yok, daha mekan yok. Big Bang biliyorsunuz on beş milyar yıl evvel falan. Kimler var? Hz. Muhammed (sav) var, Hz. Osman (ra), Ali (ks) herkes orada, Mehdi (as) orada, İsa Mesih orada. Peygamberimiz (sav)’e diyor ki Cenab-ı Allah: “Birisi gelecek birisi ona yardım edeceksin” diyor. Peygamberimiz (sav)’e kim geldi? Peygamberimiz (sav) kime yardımcı oldu? Bir tek Mehdi (as)’a yardımcı oluyor. Mucizeleriyle ona yardımcı oluyor. İsa Mesih kime yardımcı oluyor? Mehdi (as)’a yardımcı oluyor inşaAllah. İkisi de söz vermişler Allah’a.

 

TEVRAT'A GÖRE DÜNYA YARATILMADAN ÖNCE YEDİ ŞEY YARATILMIŞTIR. BUNLARDAN BİRİ DE MOŞİYAH YANİ MEHDİ'NİN ADIDIR

Yaratılıştan önce daha kainat yok, zaman mekan yok bak Tevrat’ta geçiyor; “Yaratılıştan önce Yüce olan, Kutsal olan Allah tarafından yedi şey belirlenmişti, yaratılmıştı. Bir; Tevrat, tövbe, cennet, cehennem, arş, kutsal mescit ve Moşiyah Mehdi.” Nerede geçiyor bu? (Babil Talmud’u 51/A) Babil Talmud’unda. “Dünya yaratılmadan önce” Tevrat’ta geçiyor yine bu, “yedi şey yaratılmıştı. Bunlar Tevrat, tövbe, Adn cenneti” Tevrat’ta geçiyor Adn cenneti Kuran’da da var Tevrat’ta da var aynen Adn cenneti. “Cehennem, Allah’ın arşı, mescit ve Moşiyah Mehdi’nin adı.” İsmi şudur diye biliniyor. Yahudi alimler biliyorlar. “Kralın adı sonsuza dek yaşasın, güneş durdukça adı var olsun.” (Nedarim 39/b)

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (9 Şubat 2017; 22:00)

 

MÜNAFIK ŞEYTANİ MARJİNAL GARİP BİR MAHLUKTUR. MÜNAFIĞIN MANTIKLARIYLA ŞEYTANINKİ TAMAMEN AYNIDIR

Münafık tabii şeytani bir mahluktur, garip bir mahluktur, çok marjinal bir mahluktur. Aynı şeytanın karakteriyle tıpatıp aynıdır. Mesela mümin bir kişi bir işe girer, o da o işe girer onu o işten çıkarttırır mümini. Bir şekilde iftira atar, yani müminin orada olmasını istemez. Mesela ticarette bir mal aldı mümin kar edecek, o malın alınmasını engelletir. Küfre karışmaz, diğer kötü insanlara karışmaz mümin onu çok rahatsız eder. Yani onu engeller. Veyahut okulda başarılı bir öğrenci, okuldan atılması için uğraşır. İftira atar, itibarını kırmaya çalışır, dersteki başarılarını engellemeye çalışır. Manyak gibidir yani münafık. Mesela farz edelim gazeteciyse o gazeteden atılması için uğraşır, yazılarının çıkmaması için uğraşır. Yazarsa kitaplarının okunmaması için uğraşır, manyak gibidir. Gibi değil manyaktır yani.

 

İNSANLARIN ARASINDA ÇOK SAYIDA RUHU OLMAYAN TIPKI İNSANA BENZEYEN BİR NEVİ ZOMBİ VARLIKLAR VARDIR. ALLAH KURAN'DA BUNLARA DİKKAT ÇEKMİŞTİR

Aramızda tabii, insanlar arasında ruh sahibi olmayan zombi varlıklar vardır yani ölü. Kuran’da Allah ölü olduklarını söylüyor. Modern tabirle zombi. Ruhu olmayan insana benzeyen tıpkı insana benzeyen varlıklar ama normalde hayvan. Yani konuşuyor, soru soruyor, cevap veriyor. İnternet de görüyorsunuz “sığır” diyoruz ya “sığır sürüsü” diyoruz. Bunların büyük bir bölümü zombi, ölü bu insanlar. Sevgiyi bilmiyor, merhameti bilmiyor, şefkati bilmiyor, Allah korkusunu bilmiyor, güzellikten haberi yok tam tipik hayvan. Sadece nefrete göre kodlanmış. Şeytanın çok rahat kullanabileceği bir kitle. Bunlar özel yaratılıyor. Allah “bunları özel yarattım” diyor “daha kainat yaratılmadan ben bunları yarattım” diyor Allah. Ve “cehennemi de bunlarla doldurdum” diyor “bu benim sözüm, sözümü yerine getireceğim” diyor Allah. İşte münafıklar da bu ekibin içindedir. Münafık-küfür bu ekibin içindedir. İnsanlar şaşırıyor diyorlar “bu zaten kafirse niye böyle…” Ben sırrını kapalı anlatıyorum. Ben bu kadar anlatabilirim. “Ölü adam” diyorum daha ne diyeyim? Buna rağmen anlamıyorsa adam ondan da ben artık kuşku duyarım. Adam ölü, ölü, bildiğin ölü ama hareketli. Konuşuyor, yiyor, içiyor falan. Gerçek halini bilse adam korkacak. Çünkü yürüyen ölü insanları çok korkutur. Allah korkmamaları için açık bir bilgi vermiyor. Ahirette anlayacaklar. Bunların işte yeri cehennem oluyor. Cehennem çaka çaka bunlarla doluyor. Mümin de korkacak işte, bu hale gelmekten korkuyor. Onların konumuna gelmekten korkuyor mümin. Allah’ın bir lütfu olarak kalbini Allah korkusu sarıyor. Bu müminlere yarayan bir şey aslında. Cehennemin kafirlerle dolması müminlerin uyanık ve açık olmasını sağlayan bir olay. Cennetin kıymetini bilmelerini sağlıyor. Adam diyor ki mesela “cennette bıkmaz mıyız?” Adama cehennem sürekli istediğinde görünüyor, nasıl bıksın adam orada? Bıkacak durum olur mu öyle bir şeyde? Bir de çok güzel bir yer. Sürekli Allah’ın tecellisini görüyor, güzel sözler duyuyor. Uçsuz bucaksız imkan var, katrilyonlarca imkan var. Ufuk açık ne istiyorsan oluyor. Ama negatiflik yok. Onun için bu dünyanın güzel yönü, mücadele ve cehd burada mümkündür. Sabır burada mümkün orada sabır yok, cennette sabır yok. Mesela sabır burada büyük bir imtihandır, büyük bir nimettir. Cehd mesela, orada cihat yoktur, cehd etmek yoktur. Tebliğ yok, bir insanı ikna etmeye çalışmak falan yok. O kadar çok ki olmayanlar. Mesela zekat vermiyorsun, sadaka vermek yok, namaz yok, oruç yok, hac yok yani hiçbir ibadet yok hemen hemen. Hatta Cenab-ı Allah böyle genç bir delikanlı şeklinde tecelli ediyor cennette. “Selamun Aleyküm ey cennet halkı” diyor “Ben Allah’ım” diyor. Herkes secdeye kapanıyor “hemen kalkın” diyor “burada namaz yok ibadet yok” diyor “artık bitti” diyor. “Çünkü ibadetlerinizi yaptınız Benim kanaatim geldi size, onun için cennete aldım. Bir daha burada namaz olmaz artık” diyor. Yani “sonsuza kadar burada namaz olmayacak” diyor. Müminler de bir daha secdeye kapanmıyorlar Allah uyardığı için.

 

CENNETTEKİ EN GÜZEL VARLIK EN GÜZEL NİMET ALLAH'IN ZATININ TECELLİSİDİR

Allah “Sakın secdeye kapanmayın.” diyor. “Şimdi Benim yüzümü seyredeceksiniz asıl.” diyor. Yüzünü seyretmek ibadet, cemalini. Yani insanlar hazdan kendini kaybediyor, o kadar güzel tecelli ediyor Allah. Cennetteki en güzel varlık Allah’ın tecellisidir. Ama zatı değil bak, tecellisidir. Çünkü secdeye kapandı mı göremiyorlar Allah’ı. Allah hemen “kaldırın” diyor “başınızı. Siz Beni seyredin.” diyor. “Cemalimi seyredin.” diyor. Küfür de bunu acayip bir şey olarak gördükleri için büyü ihtimalinin daha çok üstünde duruyorlar. Züppeliğe devam ediyorlar. Allah orada da yine müsaade ediyor onlara ahlaksızlık yapmalarına. Birbirlerini kovalıyorlar, kafa göz yarıyorlar cehennemde. Kepazelik çıkarıyorlar. Allah hepsini istese buhar yapar yani. Yapmıyor Allah. Psikopatlar zaten. İkide bir durup durup “bizi öldür” diyorlar Allah’a. Allah “yok” diyor. “Öldürmeyeceğim, yaşayacaksınız.” diyor. Ama bunlar işte zombi, ölü. Mümin bu konuma gelmekten Allah’a sığınacak. En çekineceği şey bu. 

 

İNSANLARIN BİR KISMI İSLAM'A GİRDİĞİNDE KÜFRÜ TAM BIRAKMIYOR. KÜFÜRDEN GELEN ÇİRKİN YÜKLERİ TAMAMEN BIRAKMAK LAZIM

Tabii insanlar küfrü bırakmıyor, yani İslam’a girdiğinde o küfürden gelen çirkin malzemelerle beraber kamyon gibi giriyor bazen o mübarek alana. Halbuki kamyonda o yüklerini indirmesi lazım o kirleri, kötü şeyleri, karanlık şeyleri indirmesi lazım. Onları da İslam’ın içine sokuyor. Mesela çirkeflik, dedikoduculuk, hasetlik, kıskançlık, kindarlık, laf sokma, münasebetsizlik, çabuk moral bozulması, üzülme, aşağılık kompleksi olması, dengesizlik, kendi olmama, yapmacıklık, samimiyetsizlik, bunlar hep küfürden gelen şeyler. Mesela hep yüzünde maske ile gezer birçok insan cahiliyede, kendi değildir. Onu bir savunma mekanizması olarak kullanır. Mesela kızlar kendilerini saftirik gösterirler. Mesela akılsız gibi gösterirler, kendi olmazlar. Ama İslam’a geliyor, yine adam akılsız ve saftirik havasında. Halbuki artık sen şuurlanmışsın. Sen artık akılla Kuran’la düşünüyorsun. Gençlerde de görüyorum ben, küfürde saftirik böyle kendini avanak gibi gösteriyor. Müslüman oluyor yine avanak havasında. Olur mu? Artık şuur almışsın sen. Allah’ın ruhunu taşıyorsun. Aklını başına alman lazım. Kindarlığı, duygusallığı olduğu gibi duruyor, intikamcılığı olduğu gibi duruyor, alınganlığı olduğu gibi duruyor. Kompleksleri olduğu gibi duruyor. Olur mu? Sen iman ehli olmuşsun. Onların hepsi pürü pak olacak. Bir sen bir Allah tertemiz ruhun, o kadar. O kadar pisliği niye getiriyorsun? Kamyona yüklemiş ev taşır gibi. Evinde hani bazen tipler olur ya böyle kötü pis şeyleri paçavralar, çullar, bunlar zayi olmasın diye alıp onları da götürmeye kalkar. Ya sen yeni eve taşınıyorsun, pisliği niye getiriyorsun? Ve ihtiyacın da yok. Yeni evinde zaten her şey var, her türlü güzellik var. O paçavraları getirme, o pislikleri getirme. O pislikle ömür boyu yaşıyorlar bir kısmı, böyle olmaz. Onu Müslümanlığın içine sokmayacaklar.

 

TEVEKKÜL MÜMİNİN VAZGEÇİLMEZ VASFIDIR

Mesela tevekkülsüzlük, cahiliyede bir şey duyar hemen böyle panik atak tarzında dehşete kapılıyor, biri bir şey söylüyor morarıyor, biri bir şey söylüyor eli ayağı boşalıyor unutamıyor, uyuyamıyor veyahut bir tehlikeyle karşılaşıyor aklı gidiyor. Tevekkül etsene, bu kaderde yaratılmış şey. Kaderin dışında bir şey olmayacağına göre kafan rahat olsun. Tevekkül etmemek en büyük lüksü elden kaçırmak demektir. Yani akıllı bir hareket değil. Tevekkül en güçlü sinir ilacından antidepresandan daha etkileyicidir. Tevekkül, hiçbir antidepresanın yapmayacağı olumlu etkiyi tevekkül yapar. Onun için Kuran’da Allah hep tevekkülün üstünde durur. Yani müminin vazgeçilmez vasfı tevekkül.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (29 Ocak 2017; 20:00)

 

ÖLÜM, KALİTELİ BİR RÜYADAN UYANMAK GİBİDİR. UYANIR UYANMAZ DA AHİRETE GEÇMİŞ OLUR İNSAN. GERİ DÖNÜŞÜ OLMAZ ARTIK

İnsan öldüğünde direkt ahirete geçer. Öldüğü an zaten uyanma tarzındadır, alenen uyanma ama normal kaliteli bir rüya görüyor ya insanlar, net sarih uyanma tarzındadır alenen uyanma o kadar. Uyanır uyanmaz da ahirete geçmiş olur. Geri dönüşü olmaz artık yani yeni bir boyuta geçmiş oluyor, dördüncü boyuta geçmiş oluyor bir daha dönemez. Şu görüntüden çok daha nettir. O yüzden zaten rüya diyor uyanan. “Yattığımız yerden bizi kim kaldırdı?” diyorlar ya sebebi o ama yine bir kere daha uyuma kalkma devreleri olduğu anlaşılıyor. Normalde doğrudan uyanır. Doğrudan uyanmış olur.

“Artık her bir nefis” diyor Cenab-ı Allah Kaf Suresi, 21-23’te bak “Her bir nefis..” nefis demek beden, insan “..yanında bir sürücü..” çünkü bir vasıtada mümin, o şartlarda o yerde Allah onu yürütmüyor bir sürücü. “..ve bir şahit.” yanında da onun mihmandarı olan bir kişi daha var yanında bir melek yani insan gibi bir varlık. Bak “Andolsun sen bundan gaflet içindeydin işte Biz de senin üzerinden örtüyü açıp  kaldırdık.” İşte önümüzdeki örtü var ya perde bunu yarıp açıyor Allah. Örtüyü kaldırdık dediği o kalkıyor. Kalktı mı adam tak geçiyor o kadar. “Artık bugün görüş gücün keskindir.” Çünkü kıyaslıyor buna göre çok net olduğu için ben bir uykudaydım diyor alenen ama rüya olduğunu düşünecek hakikaten samimi olarak inanacaklar.

 

TÜM İNSANLAR ZER ALEMİNDE VARDI. EVRİMLE DÜNYADA YARATILMA DİYE BİR ŞEY YOKTUR. HZ. ADEM DE ZER ALEMİNDEN CENNETE ORADAN DÜNYAYA GELMİŞTİR

Biz zer aleminde insan olarak vardık bedenli, kaş, göz, el yüz aynı bu şeklimizle vardık. Bizi Allah bekletti zer aleminde, peygamberleri de bekletti. Önce Hz. Adem (as)’i cennete aldı ama önce porselenden bir heykel yaptı Allah onu vesile etti ama Hz. Adem (as)’i normalde zer aleminden alıyor. Yani o heykelden oluyor değil heykeli vesile ediyor, zer aleminden gelen Adem (as) birden Allah’ın karşısında insan olarak yürümeye başlıyor, konu bu. Heykel şeklinden insan şekline geçiyor o kadar. Zer alemi mesela ben zer alemindeydim, siz zer alemindeydiniz, arkadaştık biz zer aleminde bir aradaydık orada da bir aradaydık, buraya geldik haberimiz bile yoktu. Hemen oradan buradan geldik toparlandık diyor ya Allah ayette “Dünyanın neresinde olursanız olun sizi Allah bir araya getirir” diyor ya işte zer alemindeki durumdan kaynaklanıyor. Orada zaten bir arada olduğumuz için burada beraber olacağımız da belli olacağı için illaki beraber hale getiriyor Allah. Mesela bir sadakat meydana getiriyor. Adam bilinçaltında onu bilmiyor. Allah ona bilinçaltında o sadakati rabt etmiş. Kimi Almanya’dan geliyor, kimi Fransa’dan geliyor, kimi Rusya’dan geliyor ama geliyor. Biz daha önce vardık evrimle yaratılma yok. Hz. Adem (as) de zer aleminde hazırdı. Cennete geldi, cennetten dünyaya dünyadan da ahirete gitti. Bu kadar.

 

MÜMİNİN VEFAT ANINDA TEDİRGİN OLACAĞI HİÇBİR ŞEY OLMAZ. CANI RAHATLIK VE GÜZELLİK İÇİNDE ALINIR

“Eyvahlar bize” diyorlar bak, Yasin Suresi 52. ayette, şeytandan Allah’a sığınırım “Eyvahlar bize, uykuya-bırakıldığımız yerden bizi kim diriltip-kaldırdı?” Kim uyandırdı diyorlar. Yani uykudan uyandığını düşündüğü için emin oluyor. “Bu, Rahman (olan Allah)ın va'dettiğidir, (demek ki) gönderilen (elçi)ler doğru söylemiş". (Yasin Suresi, 52) O, yalnızca bir tek çığlıktan başkası değildir;” yani heyecanlanıp bağırmaya da işaret ediyor. “..artık onların hepsi toplanmış olarak Huzurumuz'a getirilmişlerdir.” (Yasin Suresi, 53) Mümin için kafasını takacağı, heyecanlanacağı, tedirgin olacağı hiçbir şey olmaz. Gayet rahat olur mümin hiç. Hayır hastalığıyla şununla bununla mücadelesi olur ama genellikle son komaya yakın canı alınıyor müminlerin. O kadar uzamaz zaten anlaşılıyor canının alındığı yüzüne baktın mı anlarsınız. Derler gözünün nuru gitti diyorlar mesela anlaşılıyor anlamsız bakmaya başlar. Canı alındığı için oluyor o. Ama bağırır çağırır çırpınır o anlama gelmez. Hissetmez onu bilmez. Ama tabii mümin, Peygamberimiz (sav) de mesela hummaya yakalanmıştı “Ya Resulullah nasılsın” diyorlar, “ben de insanım tabii ki ben de imtihan oluyorum” diyor “bende de olması lazım” diyor yani bir zorluk. Sırf bana rahatlık size zorluk olmaz diyor imtihan olarak diyor tabii ki benim de zorluk içinde kalmam benim de imtihan olmam.. Ben de imtihan oluyorum diyor, olacağım tabii ki diyor. Ama son anda bak diyor, Allah yardım ediyor Cenab-ı Allah, “Refik-i Ala’ya” diyor elini havaya kaldırıyor eli düşüyor. Ölüm anını bilmesi zaten mucize. Daha önceki konuşmalar mucize.

 

Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (27 Ocak 2017; 20:00)

 

AYET AÇIKLAMALARI

Maide Suresi, 7’de Cenab-ı Allah, “Allah'ın üzerinizdeki nimetini ve: "İşittik ve itaat ettik" dediğinizde sizi, kendisiyle bağladığı sözünü (misakını) anın. Allah'tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, sinelerin özünde olanı bilendir.” (Maide Suresi, 7) “İşittik ve itaat ettik” dediğinizde diyor “sizi” diyor “kendisiyle bağladığı sözünü (misakını) anın.” Siz kim? İnsan. Ne zaman varmış insan? Dünya yaratılmadan önce var. Daha kainat yok ama insan var. Normal bedenli insan nefisli, nefsi var normal bildiğin insan. Gözü var, kulağı var işitiyor, ağzı burnu var kolları var normal insan. Nefis sahibi. Nefis beden demektir, nefis beden vücut sahibi olarak var. Bak “işittik” diyor neyle işitilir? Kulağıyla. Neyle itaat edilir? Kalple, ruhla, bedenle. “İtaat ettik” diyorlar. Ve “bunu” diyor “anın” diyor Allah. “bu misakı anın” hatırlayın konuşun diyor. “Ve misakahu” misakını “ellezi” ki o “veseka” yani vesika gibi, onunla sizi bağladı “kum bihi iz kuntum” dediğiniz zaman “semiğna” işittik “ve atağna” ve itaat ettik” ata itaat aynı kelime kökeni. “Ve itteku Allahe” ve Allah’a karşı takva sahibi olun “innallahe” muhakkak ki Allah “alimun” en iyi bilen “ve bizati essuduri” göğüslerde olanı sinelerde olanı.

Araf Suresi 172, “Hani Rabbin, Adem oğullarının sırtlarından zürriyetlerini almış ve onları kendi nefislerine karşı şahidler kılmıştı:” Kendi nefsine bedenine karşı şahit kılıyor. "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" (demişti de) onlar: "Evet (Rabbimizsin), şahid olduk" diyorlar toptan. Birbirlerine şahit oluyorlar. İnsan olarak varlar yani. “demişlerdi. (Bu,) Kıyamet günü: "Biz bundan habersizdik" dememeniz içindir.” (Araf Suresi, 172) “Ve iz ahaze” ve çıkarıldığı aldığı zaman “Rabbuke” senin Rabbin “min beni Adem” Ademoğulları’ndan.” Oğul yani insan olan oğul Adem (as)’in oğulları. Adem (as) nasıl maymun oluyor oğulları var bir kere. -Haşa- değil mi oğulları var, oğulları da mükemmel kendi de mükemmel. Ve Adem (as) dünyada değil. Daha Adem (as) dünyada değil çocuklar da dünyada değil. Bak kıyametin son gününe kadar olacak herkes tamamı orada insan olarak. Hani evrimleşmişti? Hazır zaten insan. Bak Darwinistlerin hiç ummadıkları bir şey bu konu. Hiç üstünde durmadıkları bir konu. Darwinistlerin Kuran’da evrim var sözünü kökten yıkan açıklama bu Kuran ayeti. Bununla konuları kökten bitmiş oluyor. Öbür ayetlerle de bitiyor da bununla da tam anlamıyla bitmiş oluyor hiç konuşacak halleri yok. “Min zuhurihim” onların sırtlarından “zürriyyetehum” onların zürriyyetlerini “ve eşhedehum” ve onları şahit tuttu; birbirlerine de şahit oluyorlar hepsi duyuyor. “Ala enfusihim” nefislerini kendileri üzerine; kendilerinin nefislerinin üzerine nefis bedenleri kendi vücutları, ruhlu bedenlerinin üzerine “elestu” Ben değil miyim? “elestu bikum Rabbikum” meşhur biliyorsunuz  “elestu bikum Rabbikum” Ben sizin Rabbiniz değil miyim? Müminler ne diyorlar? “Kalu” diliyle söylüyor dili var evrim yok, kulağıyla duyuyor diliyle söylüyor. Beden sahibi yani. Görüyorlar birbirlerini görüyorlar şahidiz diyorlar hepsi. “Kalu bela” evet, negatif soruya pozitif cevap verirken “Bela” beli padişahım diyorlar ya bel. “Bela” evet diyorlar “şahitna” biz şahit olduk; bak biz birbirlerini de görüyorlar gözüyle görüyor müminler toplu herkes kalabalık “biz şahit olduk” diyor herkes birbirine şahit. Biz şahit olduk “en tekulu” demenize karşı “yevmel kıyameti” kıyamet günü “inna” muhakkak ki biz, gerçekten biz “kunna” Biz olduk “azabundan gafiline” gafiller habersiz olanlar değildik dememeniz için. Biz bunlardan gafildik dememeniz için.

 

HZ. MEHDİ (AS) TALEBELERİNİN RABLERİNE OLAN İTAATİ KARŞISINDA MELEKLER VE PEYGAMBERLER DAHİ HAYRETE DÜŞERLER

“Ey Ebu Hureyre” diyor “Mehdi ve cemaati zor ve güç bir yola girerek peygamberlerin derecesine kavuşurlar” diyor. Kim söylüyor? Resullullah (sav). “Allah kendilerini doyurduktan sonra açlığı” yani zengin bu çocuklar fakat sonradan aç hale geliyorlar “giydirdikten sonra çıplaklığı” mesela sonra kıyafet de bulamıyorlar. “İçirdikten sonra susuzluğu tercih ederler. Allah’ın Katındakine ümitlerini bağlayıp bunları terk ederler. Hesabından korku duyarak helali dahi bırakırlar. Dünyaya sadece bedenleriyle ilgi gösterirler. Onun herhangi bir şeyiyle iştigal de etmezler. Hz. Mehdi (as) talebelerinin Rablerine olan itaati karşısında melekler ve peygamberler dahi hayrete düşerler. Ne mutlu onlara, ne mutlu onlara Allah’ın onlarla benim aramı birleştirmesini ne kadar çok isterdim.” diyor Peygamberimiz (sav). O çok fazla Peygamberimiz (sav)’de “ahir zamanın garipleri” diyor hep Peygamberimiz (sav) hep müjdeliyor onları “ne mutlu o gariplere” diyor yani “acipleri, ahir zamanın acipleri.”

 

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top