KİTAPLAR  |  FİLMLER  |  SES KASETLERİ  |  MAKALELER  |  ANA SAYFA.

ARAMA


ALLAH’IN DETAY SANATI


Kusursuz Arıtma Sistemi: Böbrekler

Sadece 10 cm büyüklüğünde bir makine icat etmek ve bunun içine kan, su ve diğer sıvıları tam olarak arıtabilecek bir sistem kurmak oldukça zordur. Arıtma işi için bir tesis gerekir. Yaklaşık 10 cm'lik bir alan içinde bunu başarmak ise, hem işlemin gerçekleşmesi hem de sonuçları açısından yeterli olmayabilir. Su veya diğer sıvıların temizlenmesi belki başarılabilir ama insan için gerekli olan temiz kanın sağlanması, böylesine küçük bir cihazla henüz başarılamamıştır.

Ama şu bir gerçektir ki, dünyadaki insanların tümü, aslında bu özel arıtma sisteminin mükemmel bir örneğine sahiptirler. İnsanın sahip olduğu böbrekler, yaklaşık 10 cm büyüklüğünde, 100 gram ağırlığındadır. Bedeniniz, yaklaşık 1 milyondan fazla mikro arıtma tesisini bu 10 cm içinde barındırmaktadır. Size hayat veren her şeyi taşıyan kan, bu mikro arıtma tesislerinde sürekli olarak temizlenir. Tüm hücre ve dokularınıza ulaşan suyun da yoğunluğunu ayarlar. Böbrekler, dokularınızda bulunan sıvı miktarını ve bu sıvının yoğunluğunu bilir, vücutta gerekli düzenlemeleri yapar ve Allah'ın dilemesiyle yaşamınızı sorunsuz devam ettirmenize vesile olurlar.

Böbrekler görevini yapmadığında ise nasıl bir durum söz konusu olur herkes az çok bilir. Dev makinelerle haftada birkaç kere gerçekleştirilen diyaliz işlemi yeni bir böbrek nakledilinceye kadar külfetli bir çözümdür hasta için. Cihazın yetersiz kaldığı anda ise ölüm gerçekleşir. Bu olağanüstü arıtma tesisinin önemini ve mucizevi yönünü görebilmek için kuşkusuz bu örnek yeterlidir. Bu mükemmel organ henüz taklit bile edilememişken, evrimciler tarafından bunun tesadüflerle ortaya çıktığının öne sürülmesi kuşkusuz son derece mantıksız ve delilsiz bir iddiadır.

Bu sistem kuşkusuz olağanüstüdür ve tesadüfen oluşamayacak kadar çok detay ve kusursuzluk içerir. Çünkü bu sistem, insanı kusursuz bir mükemmellik içinde yaratan Allah'ın sanatını temsil eder. Bir insanın Allah'ın büyüklüğünü görüp iman edebilmesi için sahip olduğumuz bu organ başlı başına yeterlidir.

Size her istediğiniz şeyi verdi. Eğer Allah'ın nimetini saymaya kalkışırsanız, onu sayıp-bitirmeye güç yetiremezsiniz. Gerçek şu ki, insan pek zalimdir, pek nankördür. (İbrahim Suresi, 34)


Buzun Altında Yaşama Olanak Veren Üstün Detay

Suyun neden şeffaf renkte olduğu, kumun nasıl olup da saydam bir cam haline gelip yaşantımızın en önemli parçalarından birini oluşturduğu veya dev bir geminin nasıl olup da suya batmadan okyanuslar üzerinde seyrettiği belki de üzerinde pek de düşünülmeyen konulardır. Tüm bunlara yaşam boyunca öylesine alışılmıştır ki, kum yüksek ısıda cam haline dönüşmese, yaşamın nasıl bir hal alacağı belki de kimsenin aklına gelmemiştir. Oysa, yaşamdaki büyük öneme sahip pek çok ayrıntı üzerinde biraz düşünmek, her birinin benzer ve bazen de hayati detaylarla donatıldığını gösterecektir.

Bu detaylardan bir tanesi de sudur. Bir bardak su, sıfırın altında bir derecede bekletildiğinde buz haline gelecektir. Suyun buz haline dönüşmesi, hayatımızdaki doğal olaylardan bir tanesidir. Ancak suyun buz haline gelmesinin ardındaki detaylar, bilinen fizik kanunlarının dışındadırlar. Allah'ın özel bir amaç üzere yarattığı sudaki özel detaylar, Dünya üzerindeki yaşamın sebeplerinden birini oluşturur.

Bilinen tüm maddeler ısıları düştükçe büzüşürler. Bunlara sıvılar da dahildir. Sıvılar, büzüşüp hacim kaybettiklerinde yoğunlukları artar ve böylece sıvının soğuk olan kısımları daha ağır hale gelir. Bu yüzden maddenin katı hali, sıvı haline göre daima daha ağırdır. Buna bir çeliğin sıvı ve katı hallerini örnek olarak verebiliriz. Ama su, bilinen tüm sıvıların aksine, belirli bir ısıya (+4°C'ye) düşene kadar büzüşür, ama sonra birdenbire genleşmeye başlar. Donduğunda ise daha da genleşir. Bu nedenle suyun katı hali, sıvı halinden daha hafiftir. Yani buz, aslında "normal" fizik kurallarına göre suyun dibine batması gerekirken, su üstünde yüzer. İşte bu nedenle donan deniz ve göl yüzeylerinin alt kısmı, canlı yaşamının devamına olanak veren +4 derecelik sularla kaplıdır. Eğer bu özellik olmasa, yani buz suyun üzerinde yüzmese, Dünya üzerindeki suyun çok büyük bir bölümü tamamen donacak, göllerde ve denizlerde yaşam kalmayacak, ekolojik denge tamamen bozulacak ve bu durum zamanla tüm canlılığın sona ermesine neden olacaktır.

Suya özel olarak verilmiş bu ayrıcalık, insana nimet olarak sunulmuş önemli bir detaydır. Ona böyle bir farklılık verilmiş olması ve bununla verilen mesajı anlayabilmek, insanı, Allah'ın yarattığı nimetlere karşı daha duyarlı hale getirmek için çok önemlidir. Elbette fizik kurallarının her biri de Allah'ın yarattığı sebeplerdir. Ancak kuşkusuz Allah dilese sebepsiz yaratır, hiçbir şeyi hiçbir kanuna veya kurala bağımlı kılmayabilirdi. Allah, buna muktedir olduğunu bizim için hayati olan detaylarla göstermektedir. Allah'ın bu üstün detay sanatı yeryüzünün her noktasında hakim olan bir gerçektir.

Yaratan, hiç yaratmayan gibi midir? Artık öğüt alıp-düşünmez misiniz? Eğer Allah'ın nimetini saymaya kalkışacak olursanız, onu bir genelleme yaparak bile sayamazsınız. Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. (Nahl Suresi, 17-18)

Vücuttaki Özel Temizleme Birimi

İnsan vücudunda, hücreler sürekli olarak beslenir, çoğalır ve ölürler. Bunun denetimi vücutta mükemmel şekilde gerçekleşir. Çünkü hücre, kendisini kopyalayabilecek, besleyebilecek ve yok edebilecek özel donanımlarla birlikte yaratılmıştır.

Vücutta zamanla ölen hücrelerin bir şekilde ortadan kaldırılıp temizlenmesi gerekmektedir. Hücrelerin yok edilmeleri gerektiğinde, kendi kendilerini ortadan kaldıran bir dizi proteinleri vardır. Hücre vücut için faydalı ve işler durumdayken, bu proteinleri asla devreye sokmaz. Ancak yaşlandığı, hastalandığı, işe yaramaz veya kötü huylu bir hale dönüştüğünde, öldürücü proteinler çözülürler, etkin hale gelir ve hücreyi öldürürler.

Hücrenin Allah'ın dilemesiyle tam zamanında ve yerinde tedbir alması çok büyük bir nimettir. Bu vesileyle vücutta sağlıklı hücreler varlıklarını sürdürürken, hastalıklı ve yaşlı hücreler sürekli olarak yok edilmektedirler. Vücut daima sağlıklı kalmakta, ölen hücreler büyük bir hızla yenilenmektedir.

İnsanın hayatta kalabilmesi için oldukça fazla sayıda unsurun bir araya gelmesi gerekir. Ama insan hiçbir zaman bu unsurların ve bunların arasındaki mükemmel denetimin farkında olmaz. Bedende, ne zaman hücre üretilmesi gerektiği, ne zaman hücrenin yok edilmesi gerektiği, insanın iradesi ve bilgisi dışında kusursuz bir zamanlama ve düzen içinde işler. Bunun sebebi, tüm bu denetim ve kontrolün, bütün bunları yaratan Allah'a ait olmasıdır.

İnsana sunulan nimetlerin her birinin özel bir amacı olduğunu unutmamak, oldukça önemlidir. İnsan, her şeyin bir sebep ile ve kusursuz bir sistem dahilinde yaratıldığını ve kendisine bir nimet olarak verildiğini derinlemesine düşündüğünde,   Allah'ın üstün kudretini daha iyi kavrayabilir. Etrafındaki gerçekleri ve güzellikleri daha iyi görebilir. Kendisini kuşatan gerçek, sahip olduğu her şeyi sonsuz güç sahibi  Allah'ın yarattığı ve Kendi idaresinde tutmakta olduğu gerçeğidir. İnsanın üzerinde Allah'ın rahmeti çok büyüktür.

Eğer Allah'ın sizin üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı ve Allah gerçekten Rauf (şefkat eden ve) Rahim olmasaydı (ne yapardınız)? (Nur Suresi, 20)


Kusursuz Bir Haberleşme Ağı: Beyin

Bir yere baktığımızda, bir şey düşündüğümüzde veya bir koku aldığımızda, beynimizde bir hareketlenme başlar. İlgili sinirler, bir elektrik akımı vesilesiyle gelen mesajları yorumlarlar. Bir bardağa baktığımızda, onun bardak olduğunu anlamamızın nedeni, beyindeki sinirlerin onu "bardak" olarak yorumlamasıdır.

Bir şeyi düşüdüğümüz sırada beynimizde olanlar, sinirlerin birbirleriyle koordinasyon kurmaları ve birbirlerinin üzerinden elektrik akımlarını geçirmeleridir. Karşımızdaki bardağın görüntüsünün beynimizde oluştuğunu zannederiz. Oysa, bardaktan gelen görüntü beynimize sadece bir elektrik sinyali şeklinde ulaşmıştır ve zifiri karanlık beyinde bardağın görüntüsünden en ufak bir iz yoktur. Düşünmemiz, koklamamız, görmemiz, kısacası dış dünyayı algılamamız için verilmiş olan sebepler, sinir hücreleri arasındaki işlemlerdir. Bu gerçek karşısında, 10 milyar sinir hücresinin beynin içinde özenle yerleştirilmiş olması ve bizimle ilgili her şeyin kontrolüne vesile olmaları, dahası bizlere renkli bir dünya sunmaları, elbette büyük bir mucizedir. Bu büyük mucizenin sahibi Yüce Allah'tır. Kuşkusuz, insan hiçbir şey değilken onu yoktan yaratan Allah için tüm bu sebepleri yaratmak çok kolaydır.

Beynin sahip olduğu sistem, hala anlaşılmaya çalışılan önemli bir sırdır. Henüz insan bunu anlamaya güç yetirememişken ve sistemin tümü üstün bir yaratılışı ispat etmekteyken, kör tesadüflerin bir yaratıcı gücü olduğuna ihtimal vermek büyük bir cehalettir. Allah, rahmeti ile, yarattığı varlıkları vesile ederek insanlara Kendi Yüceliğini ve üstün yaratma sanatını sürekli olarak hatırlatmaktadır. Tüm bunları görüp anlayabilen iman sahipleri, dünyada da ahirette de kurtuluş bulanlardır.

Göklerde ve yerde olan ne varsa O'ndan ister. O, her gün bir iştedir. Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? (Rahman Suresi, 29-30)


Beyaz Köpek Balıklarının Gözlerindeki Üstün Detay

Beyaz köpek balıkları avlarını gözleri ile takip ederek yakalarlar. Sıcak mercan kayalıklarında gezinirken bu canlılar için hiçbir sorun yoktur. Avlarını kolaylıkla görürler. Ancak serin okyanusların beyaz köpek balıkları için bir sorun oluşturması gerekmektedir. Çünkü genel olarak soğuk su, kimyasal işlemleri yavaşlatıcı bir etkiye sahiptir. Dolayısıyla köpek balığının gözlerinin de soğuk okyanus sularında, hızla hareket eden avları takip etmede zorlanması gerekir.

Şimdiye kadar defalarca gördüğümüz gibi, bu örnekte de    Allah, canlının karşı karşıya kalacağı bu zor ortamda benzersiz ve hayranlık uyandıran bir çözüm yaratmıştır. Beyaz köpek balıklarının gözleri kendileri gibi soğukkanlı değildir. Bu türde, vücut kaslarının ısısı doğrudan gözlere aktarılır. Bu sayede söz konusu canlılar, en hızlı hareket eden balıkları hatta fok balıklarını bile rahatlıkla yakalayabilirler.

Bedeninde ısı tutamayan soğukkanlı bir canlının, kendi gözüne ısı iletmeyi başarmasında düşündürücü pek çok detay vardır. Köpek balığında yaratılan bu sistem, bu canlının bulunduğu ortamı da, ona göre özel bir donanımı da yaratan Yüce Allah'ın eserlerinin ve kudretinin her yerde hakim olduğunu bir kez daha göstermektedir.

Bu üstün yaratılış örneği insan için çok büyük bir nimettir. Çünkü insan, kendisindeki ve etrafındaki yaratılış delilleri ile Allah'ın üstün varlığını görür ve anlar. Bir köpek balığında, balığın haberi bile olmayan kompleks ve detaylı bir sistemin olması, insana Allah'ın varlığını hatırlatan bir vesiledir.

İnsana bir gerçek olarak sunulan her üstün yaratılış delili, Allah'a yakınlaşıp O'nu yüceltmesi için bir sebeptir. Bir insan, gördüğü güzellikler ve nimetler üzerinde ne kadar düşünürse, Allah'ın Yüceliğini o kadar iyi anlayıp kavrayacaktır. Akıllı ve şuurlu bir insan, etrafını sarıp kuşatmış olan sayısız nimeti sürekli olarak görmeli, bunların Allah'ın insanlara birer hatırlatıcısı olduğunu sürekli olarak düşünmelidir.

Göklerde İlah ve yerde İlah O'dur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir. Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların mülkü Kendisi'nin olan (Allah) ne Yücedir. Kıyamet-saatinin ilmi O'nun Katındadır ve O'na döndürüleceksiniz. (Zuhruf Suresi, 84-85)


Tek Bir Hücredeki Kusursuz Sistem

Vücudumuzda 30 bin civarında farklı protein olduğu tahmin edilmektedir. Ve henüz bunların sadece %2'sinin vücuttaki görevleri tam anlamıyla çözülebilmiştir. Geri kalan %98 de çok özel görevler gerçekleştirirler ama bunlar insan için hala bir bilinmeyendir. Tek bir hücrenin sahip olduğu farklı çeşitlerdeki protein sayısı bir milyardan fazladır.

Sahip olduğumuz "tek bir" hücrenin içindeki bir milyar proteini bir saniyede bir tane saymak kaydıyla, gece gündüz durmaksızın ve hata yapmaksızın saymak yaklaşık 32 senemizi alacaktır. Uyumak, yemek yemek gibi zaruri ihtiyaçlarınızı hesaba katarsak, tek bir hücrenin içindeki proteinleri saymaya ömrümüz muhtemelen yetmeyecektir. Tek bir hücremizi oluşturan proteinleri bir ömür boyunca saymayı başaramayız.

Bedenimizdeki bu kompleks yaratılış ancak Allah dilediği için böyledir. Allah'ın her şeyi yaratmaya kadir olduğunu, ancak insanın, kendi bedenindeki tek bir hücreye dahi hakim olamayacağını her insanın bu örneklerle bilip görmesi gerekmektedir. Yaratılmış olan her varlık, onların sahip olduğu her kusursuz detay, insanın kendisi de içinde olmak üzere çok büyük birer mucizedir.

Allah'ın nimetlerini görüp değerlendirmek, onların verdiği mesajı anlayabilmek vicdan kullanmayı gerektirir. Ancak samimi bir insan etrafında yaratılmış sayısız detaya bakarak, Allah'ın yaratmadaki üstünlüğünü görüp takdir edebilir.

O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri inşa edendir; ne az şükrediyorsunuz. O, sizi yeryüzünde yaratıp-türetendir ve hepiniz yalnızca O'na (döndürülüp) toplanacaksınız. O, yaşatan ve öldürendir; gece ile gündüzün aykırılığı (veya ardarda gelişi) da O'nun (kanunu)dur. Yine de aklınızı kullanmayacak mısınız? (Müminun Suresi, 78-80)


Birbirine Mesaj İleten Hücrelerdeki Mükemmel Detay


Beyindeki 100 milyar hücre, 100 trilyon bağlantı ile haberleşir. Bu bağlantı, Allah'ın dilemesiyle, elektron taşıma özelliğine sahip çeşitli enzimlerin vesilesiyle gerçekleşir

Beyindeki kusursuz sistem, bir insanın Allah'ın üstünlüğünü anlaması için tek başına yeterlidir. Beyin, daha önce de belirttiğimiz gibi 100 milyardan fazla sinir hücresi ile donatılmıştır.1 Algılamak, görmek, hissetmek için bu 100 milyar sinir hücresinin birbirleriyle iletişiminin sağlanması gerekmektedir. 100 milyar hücre, toplam 100 trilyon bağlantı yoluyla iletişim kurmaktadırlar.

Bu hayret verici iletişimin sağlanma yolları da son derece etkileyicidir. Sinir hücreleri arasında özel bir sıvı vardır ve bu sıvıda çok özelleşmiş bazı kimyasal enzimler yer alır. Bu enzimler "elektron taşıma" özelliğine sahiptirler. Elektrik sinyali bir sinirin ucuna ulaştığında, elektronlar bu enzimlere yüklenir. Enzimler de sinirler arası sıvıda yüzerek taşıdıkları elektronları diğer sinire aktarırlar. Elektrik akımı böylece bir sonraki sinir hücresine geçerek akmaya devam eder. Bu işlem saniyenin çok küçük birimlerinde gerçekleşir ve elektrik akımı en ufak bir kesintiye uğramaz.

Eğer bu enzimlerden bir tanesi görevini yapmayacak olursa, iletilmesi gereken mesaj beyninize gitmeyecektir. Yani elinize doğru bakmanıza rağmen, elinizin görüntüsü beyninize ulaşmayacaktır. Ve eğer günün birinde bu enzimler herhangi bir sebeple fonksiyonsuz kalsalar, beyindeki 100 milyar sinir hücresi de fonksiyonsuz kalacaktır. Eğer bu enzimler günün birinde mesajı götürmeleri gereken yerlere götürmek yerine, rastgele dağıtmaya karar verseler, beyindeki bu karmaşa, tüm algı sistemini altüst edecek, dış dünya ile olan bağlantı felce uğrayacaktır.

Her şeyi tesadüflerin eseri olarak değerlendiren evrimci mantığına göre, beyinde sürekli olarak böyle bir karmaşanın gerçekleşmesi kaçınılmazdır. Çünkü bu özel sistemi yönetenler, şuurlu varlıklar değildir. Sistemin sahip olduğu düzen, şuurlu şekilde meydana gelmemektedir. Eğer evrimcilerin iddia ettikleri gibi her şey rastgele gerçekleşiyorsa, sinir hücrelerinde gerçekleşebilecek herhangi bir rastgele iletişim sırasında art arda sayısız karmaşık olaylar meydana gelmesi gerekmektedir. Ancak olağanüstü durumlar dışında, yeryüzündeki milyarlarca insanın beyninde böyle bir karmaşa yoktur. Her birinin sahip olduğu her bir sinir hücresinde, tüm sistem hatasız işler. İşte bu, söz konusu evrimci mantığı tümüyle ortadan kaldırmaktadır. Saniyenin küçük birimlerinde, hemen her an, enzimler görevlerinin başındadırlar ve hata yapmadan hareket ederler. Proteinlerin oluşturduğu şuursuz varlıkların bu benzersiz görevi yerine getirmeleri elbette ancak Allah'ın ilhamıyladır.

Beynimizdeki her sinir, her enzim, her protein, her elektron, kısacası her şey Allah'ın eseridir. Burada örneği verilen şey, yaratılmış sayısız detaydan sadece bir tanesidir. Allah, tüm varlıkları her an kontrolü altında tutan ve her an rahmeti ile kuşatandır.

O, gökleri dayanak olmaksızın yaratmıştır, bunu görmektesiniz. Arzda da, sizi sarsıntıya uğratır diye sarsılmaz dağlar bıraktı ve orada her canlıdan türetip yayıverdi. Biz gökten su indirdik, böylelikle orada her güzel olan çiftten bir bitki bitirdik. Bu, Allah'ın yaratmasıdır. Şu halde, O'nun dışında olanların yarattıklarını Bana gösterin. Hayır, zulmedenler, açıkça bir sapıklık içindedirler. (Lokman Suresi, 10-11)

Eşsiz Bir Mucize: Kristal Kar Taneleri

Bir maddeyi oluşturan moleküller ve atomlar, en düzenli şekillerini katı haldeyken elde ederler. Birbirlerine bağlanarak meydana getirdikleri şekiller, üç boyutlu geometrik şekillerdir ve peşpeşe meydana getirdikleri prizmalardaki açıların belli oranları vardır. Bu oranda asla bir hata, bir sapma, bir değişiklik olmaz. Eğer bir maddenin 3 santimin milyonda biri kadarlık bir alanında bile, atomlar söz konusu mükemmel ve kusursuz geometrik düzenlemeye sahip iseler, bu madde kristaldir.

Bir kar tanesi küçük bir toz tanesi etrafında oluşmaya başlayan bir kristaldir. Büyüklüğü sadece birkaç mikron kadardır. Meydana gelen bu mikroskobik şekil altıgendir ve oluşan bu kristal, köşelerinden itibaren küçük kollar uzatarak gitgide gelişir. Hava soğudukça, ortam değiştikçe, kristal büyür, oluşan yapı üzerinde kılcal uzantılar oluşur. Kar tanelerini meydana getiren atomlar, birbirlerine gevşek bir bağ ile bağlanırlar. Bu durum kristallerin birbirlerine farklı şekillerde bağlanmalarına sebep olmaktadır. Bu farklılık o kadar büyüktür ki, yeryüzüne birbirinin aynısı olan bir çift kar tanesinin düşme ihtimali oldukça zordur.

Yeryüzüne sadece bir yıl içinde düşen kar tanelerinin sayısını bir düşünelim. Bunu tahmin edebilmemiz oldukça zordur. Sadece tek bir yağış sırasında tek bir alana düşen kar tanelerinin sayısını bile tahmin etmekte güçlük çekeriz. Her yıl yeryüzüne sayısı belirlenemeyecek kadar çok kar tanesi düşmektedir ve bunların tümü birbirlerinden farklı şekillere sahiptirler. Trilyonlarca minik taneye birbirinden farklı şekil verebilmemiz imkansızdır. Bu durumda, yine Allah'ın yarattığı mükemmel bir detayın, bir olağanüstülüğün sergilenmekte olduğu açıktır. Kainatın Yaratıcısı olan Allah için kuşkusuz birbirinden çeşitli kar tanelerini yaratmak çok kolaydır. Bu örnek, Allah'ın her şeyi çeşit çeşit yaratmaya kadir olduğunun, yeryüzünün her yanında olduğu gibi dilediği zaman mikroskobik detaylar üzerinde de mükemmel incelik ve zerafet sanatını insanlara tanıtacağının delilidir. Allah, bir zerafet, güzellik ve nimet olarak yağan kar tanelerinde Kendi detay sanatını sergileyerek kudretini ve yarattığı güzellikleri insanlara göstermektedir.

Allah bir ayetinde şöyle bildirmiştir:

Gerçekten, gece ile gündüzün art arda gelişinde ve Allah'ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde korkup-sakınan bir topluluk için elbette ayetler vardır. (Yunus Suresi, 6)

İnsana gösterilen Allah'ın delilleri çok fazladır. Bu delilleri görebilmek için insanın ön yargısız ve samimi şekilde Allah'a yönelmesi gerekir. Allah, insanın görüşünü, anlayışını ve takdir etme gücünü bu vesile ile kuvvetlendirebilir. Yoksa insan körleşir, kendisine verilmiş nimetlerin güzelliğini fark edemez ve bu nedenle ahirette hüsrana uğrayabilir. Böyle bir hüsran ile karşılaşmamak için, insana hazır olarak sunulan bu güzel nimetlerin gerçek sahibi olan Allah'a sürekli olarak kalpten yönelmek gerekmektedir.

 
    

© 2008 Harun Yahya. www.harunyahya.org
Bu sitede yayınlanan tüm materyali, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalayabilir ve çoğaltabilirsiniz.