|
Kusursuz Arıtma Sistemi: Böbrekler
Sadece 10 cm büyüklüğünde bir makine icat etmek ve bunun içine kan, su ve diğer
sıvıları tam olarak arıtabilecek bir sistem kurmak oldukça zordur. Arıtma işi
için bir tesis gerekir. Yaklaşık 10 cm'lik bir alan içinde bunu başarmak ise,
hem işlemin gerçekleşmesi hem de sonuçları açısından yeterli olmayabilir. Su
veya diğer sıvıların temizlenmesi belki başarılabilir ama insan için gerekli
olan temiz kanın sağlanması, böylesine küçük bir cihazla henüz başarılamamıştır.
Ama şu bir gerçektir ki, dünyadaki insanların tümü, aslında bu özel arıtma sisteminin
mükemmel bir örneğine sahiptirler. İnsanın sahip olduğu böbrekler, yaklaşık 10
cm büyüklüğünde, 100 gram ağırlığındadır. Bedeniniz, yaklaşık 1 milyondan fazla
mikro arıtma tesisini bu 10 cm içinde barındırmaktadır. Size hayat veren her
şeyi taşıyan kan, bu mikro arıtma tesislerinde sürekli olarak temizlenir. Tüm
hücre ve dokularınıza ulaşan suyun da yoğunluğunu ayarlar. Böbrekler, dokularınızda
bulunan sıvı miktarını ve bu sıvının yoğunluğunu bilir, vücutta gerekli düzenlemeleri
yapar ve Allah'ın dilemesiyle yaşamınızı sorunsuz devam ettirmenize vesile olurlar.
Böbrekler görevini yapmadığında ise nasıl bir durum söz konusu olur herkes az
çok bilir. Dev makinelerle haftada birkaç kere gerçekleştirilen diyaliz işlemi
yeni bir böbrek nakledilinceye kadar külfetli bir çözümdür hasta için. Cihazın
yetersiz kaldığı anda ise ölüm gerçekleşir. Bu olağanüstü arıtma tesisinin önemini
ve mucizevi yönünü görebilmek için kuşkusuz bu örnek yeterlidir. Bu mükemmel
organ henüz taklit bile edilememişken, evrimciler tarafından bunun tesadüflerle
ortaya çıktığının öne sürülmesi kuşkusuz son derece mantıksız ve delilsiz bir
iddiadır.
Bu sistem kuşkusuz olağanüstüdür ve tesadüfen oluşamayacak kadar çok detay ve
kusursuzluk içerir. Çünkü bu sistem, insanı kusursuz bir mükemmellik içinde yaratan
Allah'ın sanatını temsil eder. Bir insanın Allah'ın büyüklüğünü görüp iman edebilmesi
için sahip olduğumuz bu organ başlı başına yeterlidir.
Size her istediğiniz şeyi verdi. Eğer Allah'ın nimetini saymaya kalkışırsanız,
onu sayıp-bitirmeye güç yetiremezsiniz. Gerçek şu ki, insan pek zalimdir, pek
nankördür. (İbrahim Suresi, 34)
Buzun Altında Yaşama Olanak Veren Üstün Detay
Suyun neden şeffaf renkte olduğu, kumun nasıl olup da saydam bir cam haline gelip
yaşantımızın en önemli parçalarından birini oluşturduğu veya dev bir geminin
nasıl olup da suya batmadan okyanuslar üzerinde seyrettiği belki de üzerinde
pek de düşünülmeyen konulardır. Tüm bunlara yaşam boyunca öylesine alışılmıştır
ki, kum yüksek ısıda cam haline dönüşmese, yaşamın nasıl bir hal alacağı belki
de kimsenin aklına gelmemiştir. Oysa, yaşamdaki büyük öneme sahip pek çok ayrıntı
üzerinde biraz düşünmek, her birinin benzer ve bazen de hayati detaylarla donatıldığını
gösterecektir.
Bu detaylardan bir tanesi de sudur. Bir bardak su, sıfırın altında bir derecede
bekletildiğinde buz haline gelecektir. Suyun buz haline dönüşmesi, hayatımızdaki
doğal olaylardan bir tanesidir. Ancak suyun buz haline gelmesinin ardındaki detaylar,
bilinen fizik kanunlarının dışındadırlar. Allah'ın özel bir amaç üzere yarattığı
sudaki özel detaylar, Dünya üzerindeki yaşamın sebeplerinden birini oluşturur.
Bilinen tüm maddeler ısıları düştükçe büzüşürler. Bunlara sıvılar da dahildir.
Sıvılar, büzüşüp hacim kaybettiklerinde yoğunlukları artar ve böylece sıvının
soğuk olan kısımları daha ağır hale gelir. Bu yüzden maddenin katı hali, sıvı
haline göre daima daha ağırdır. Buna bir çeliğin sıvı ve katı hallerini örnek
olarak verebiliriz. Ama su, bilinen tüm sıvıların aksine, belirli bir ısıya (+4°C'ye)
düşene kadar büzüşür, ama sonra birdenbire genleşmeye başlar. Donduğunda ise
daha da genleşir. Bu nedenle suyun katı hali, sıvı halinden daha hafiftir. Yani
buz, aslında "normal" fizik kurallarına göre suyun dibine batması
gerekirken, su üstünde yüzer. İşte bu nedenle donan deniz ve göl yüzeylerinin
alt kısmı, canlı yaşamının devamına olanak veren +4 derecelik sularla kaplıdır.
Eğer bu özellik olmasa, yani buz suyun üzerinde yüzmese, Dünya üzerindeki suyun
çok büyük bir bölümü tamamen donacak, göllerde ve denizlerde yaşam kalmayacak,
ekolojik denge tamamen bozulacak ve bu durum zamanla tüm canlılığın sona ermesine
neden olacaktır.
Suya özel olarak verilmiş bu ayrıcalık, insana nimet olarak sunulmuş önemli bir
detaydır. Ona böyle bir farklılık verilmiş olması ve bununla verilen mesajı anlayabilmek,
insanı, Allah'ın yarattığı nimetlere karşı daha duyarlı hale getirmek için çok
önemlidir. Elbette fizik kurallarının her biri de Allah'ın yarattığı sebeplerdir.
Ancak kuşkusuz Allah dilese sebepsiz yaratır, hiçbir şeyi hiçbir kanuna veya
kurala bağımlı kılmayabilirdi. Allah, buna muktedir olduğunu bizim için hayati
olan detaylarla göstermektedir. Allah'ın bu üstün detay sanatı yeryüzünün her
noktasında hakim olan bir gerçektir.
Yaratan, hiç yaratmayan gibi midir? Artık öğüt alıp-düşünmez misiniz? Eğer Allah'ın
nimetini saymaya kalkışacak olursanız, onu bir genelleme yaparak bile sayamazsınız.
Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. (Nahl Suresi, 17-18)
Vücuttaki Özel
Temizleme Birimi
İnsan vücudunda, hücreler sürekli olarak beslenir, çoğalır ve ölürler. Bunun
denetimi vücutta mükemmel şekilde gerçekleşir. Çünkü hücre, kendisini kopyalayabilecek,
besleyebilecek ve yok edebilecek özel donanımlarla birlikte yaratılmıştır.
Vücutta zamanla ölen hücrelerin bir şekilde ortadan kaldırılıp temizlenmesi gerekmektedir.
Hücrelerin yok edilmeleri gerektiğinde, kendi kendilerini ortadan kaldıran bir
dizi proteinleri vardır. Hücre vücut için faydalı ve işler durumdayken, bu proteinleri
asla devreye sokmaz. Ancak yaşlandığı, hastalandığı, işe yaramaz veya kötü huylu
bir hale dönüştüğünde, öldürücü proteinler çözülürler, etkin hale gelir ve hücreyi
öldürürler.
Hücrenin Allah'ın dilemesiyle tam zamanında ve yerinde tedbir alması çok büyük
bir nimettir. Bu vesileyle vücutta sağlıklı hücreler varlıklarını sürdürürken,
hastalıklı ve yaşlı hücreler sürekli olarak yok edilmektedirler. Vücut daima
sağlıklı kalmakta, ölen hücreler büyük bir hızla yenilenmektedir.
İnsanın hayatta kalabilmesi için oldukça fazla sayıda unsurun bir araya gelmesi
gerekir. Ama insan hiçbir zaman bu unsurların ve bunların arasındaki mükemmel
denetimin farkında olmaz. Bedende, ne zaman hücre üretilmesi gerektiği, ne zaman
hücrenin yok edilmesi gerektiği, insanın iradesi ve bilgisi dışında kusursuz
bir zamanlama ve düzen içinde işler. Bunun sebebi, tüm bu denetim ve kontrolün,
bütün bunları yaratan Allah'a ait olmasıdır.
İnsana sunulan nimetlerin her birinin özel bir amacı olduğunu unutmamak, oldukça
önemlidir. İnsan, her şeyin bir sebep ile ve kusursuz bir sistem dahilinde yaratıldığını
ve kendisine bir nimet olarak verildiğini derinlemesine düşündüğünde, Allah'ın
üstün kudretini daha iyi kavrayabilir. Etrafındaki gerçekleri ve güzellikleri
daha iyi görebilir. Kendisini kuşatan gerçek, sahip olduğu her şeyi sonsuz güç
sahibi Allah'ın yarattığı ve Kendi idaresinde tutmakta olduğu gerçeğidir.
İnsanın üzerinde Allah'ın rahmeti çok büyüktür.
Eğer Allah'ın sizin üzerinizde fazlı ve rahmeti olmasaydı ve Allah gerçekten
Rauf (şefkat eden ve) Rahim olmasaydı (ne yapardınız)? (Nur Suresi, 20)
Kusursuz
Bir Haberleşme Ağı: Beyin
Bir yere baktığımızda, bir şey düşündüğümüzde veya bir koku aldığımızda, beynimizde
bir hareketlenme başlar. İlgili sinirler, bir elektrik akımı vesilesiyle gelen
mesajları yorumlarlar. Bir bardağa baktığımızda, onun bardak olduğunu anlamamızın
nedeni, beyindeki sinirlerin onu "bardak" olarak yorumlamasıdır.
Bir şeyi düşüdüğümüz sırada beynimizde olanlar, sinirlerin birbirleriyle koordinasyon
kurmaları ve birbirlerinin üzerinden elektrik akımlarını geçirmeleridir. Karşımızdaki
bardağın görüntüsünün beynimizde oluştuğunu zannederiz. Oysa, bardaktan gelen
görüntü beynimize sadece bir elektrik sinyali şeklinde ulaşmıştır ve zifiri karanlık
beyinde bardağın görüntüsünden en ufak bir iz yoktur. Düşünmemiz, koklamamız,
görmemiz, kısacası dış dünyayı algılamamız için verilmiş olan sebepler, sinir
hücreleri arasındaki işlemlerdir. Bu gerçek karşısında, 10 milyar sinir hücresinin
beynin içinde özenle yerleştirilmiş olması ve bizimle ilgili her şeyin kontrolüne
vesile olmaları, dahası bizlere renkli bir dünya sunmaları, elbette büyük bir
mucizedir. Bu büyük mucizenin sahibi Yüce Allah'tır. Kuşkusuz, insan hiçbir şey
değilken onu yoktan yaratan Allah için tüm bu sebepleri yaratmak çok kolaydır.
Beynin sahip olduğu sistem, hala anlaşılmaya çalışılan önemli bir sırdır. Henüz
insan bunu anlamaya güç yetirememişken ve sistemin tümü üstün bir yaratılışı
ispat etmekteyken, kör tesadüflerin bir yaratıcı gücü olduğuna ihtimal vermek
büyük bir cehalettir. Allah, rahmeti ile, yarattığı varlıkları vesile ederek
insanlara Kendi Yüceliğini ve üstün yaratma sanatını sürekli olarak hatırlatmaktadır.
Tüm bunları görüp anlayabilen iman sahipleri, dünyada da ahirette de kurtuluş
bulanlardır.
Göklerde ve yerde olan ne varsa O'ndan ister. O, her gün bir iştedir. Şu halde
Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? (Rahman Suresi, 29-30)
Beyaz
Köpek Balıklarının Gözlerindeki Üstün Detay
Beyaz köpek balıkları avlarını gözleri ile takip ederek yakalarlar. Sıcak mercan
kayalıklarında gezinirken bu canlılar için hiçbir sorun yoktur. Avlarını kolaylıkla
görürler. Ancak serin okyanusların beyaz köpek balıkları için bir sorun oluşturması
gerekmektedir. Çünkü genel olarak soğuk su, kimyasal işlemleri yavaşlatıcı bir
etkiye sahiptir. Dolayısıyla köpek balığının gözlerinin de soğuk okyanus sularında,
hızla hareket eden avları takip etmede zorlanması gerekir.
Şimdiye kadar defalarca gördüğümüz gibi, bu örnekte de Allah, canlının karşı
karşıya kalacağı bu zor ortamda benzersiz ve hayranlık uyandıran bir çözüm yaratmıştır.
Beyaz köpek balıklarının gözleri kendileri gibi soğukkanlı değildir. Bu türde,
vücut kaslarının ısısı doğrudan gözlere aktarılır. Bu sayede söz konusu canlılar,
en hızlı hareket eden balıkları hatta fok balıklarını bile rahatlıkla yakalayabilirler.
Bedeninde ısı tutamayan soğukkanlı bir canlının, kendi gözüne ısı iletmeyi başarmasında
düşündürücü pek çok detay vardır. Köpek balığında yaratılan bu sistem, bu canlının
bulunduğu ortamı da, ona göre özel bir donanımı da yaratan Yüce Allah'ın eserlerinin
ve kudretinin her yerde hakim olduğunu bir kez daha göstermektedir.
Bu üstün yaratılış örneği insan için çok büyük bir nimettir. Çünkü insan, kendisindeki
ve etrafındaki yaratılış delilleri ile Allah'ın üstün varlığını görür ve anlar.
Bir köpek balığında, balığın haberi bile olmayan kompleks ve detaylı bir sistemin
olması, insana Allah'ın varlığını hatırlatan bir vesiledir.
İnsana bir gerçek olarak sunulan her üstün yaratılış delili, Allah'a yakınlaşıp
O'nu yüceltmesi için bir sebeptir. Bir insan, gördüğü güzellikler ve nimetler
üzerinde ne kadar düşünürse, Allah'ın Yüceliğini o kadar iyi anlayıp
kavrayacaktır. Akıllı ve şuurlu bir insan, etrafını sarıp kuşatmış olan sayısız
nimeti sürekli olarak görmeli, bunların Allah'ın insanlara birer hatırlatıcısı
olduğunu sürekli olarak düşünmelidir.
Göklerde İlah ve yerde İlah O'dur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir.
Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların mülkü Kendisi'nin olan (Allah)
ne Yücedir. Kıyamet-saatinin ilmi O'nun Katındadır ve O'na döndürüleceksiniz.
(Zuhruf Suresi, 84-85)
Tek Bir Hücredeki Kusursuz Sistem
Vücudumuzda 30 bin civarında farklı protein olduğu tahmin edilmektedir. Ve henüz
bunların sadece %2'sinin vücuttaki görevleri tam anlamıyla çözülebilmiştir. Geri
kalan %98 de çok özel görevler gerçekleştirirler ama bunlar insan için hala bir
bilinmeyendir. Tek bir hücrenin sahip olduğu farklı çeşitlerdeki protein sayısı
bir milyardan fazladır.
Sahip olduğumuz "tek bir" hücrenin içindeki bir milyar proteini bir
saniyede bir tane saymak kaydıyla, gece gündüz durmaksızın ve hata yapmaksızın
saymak yaklaşık 32 senemizi alacaktır. Uyumak, yemek yemek gibi zaruri ihtiyaçlarınızı
hesaba katarsak, tek bir hücrenin içindeki proteinleri saymaya ömrümüz muhtemelen
yetmeyecektir. Tek bir hücremizi oluşturan proteinleri bir ömür boyunca saymayı
başaramayız.
Bedenimizdeki bu kompleks yaratılış ancak Allah dilediği için böyledir. Allah'ın
her şeyi yaratmaya kadir olduğunu, ancak insanın, kendi bedenindeki tek bir hücreye
dahi hakim olamayacağını her insanın bu örneklerle bilip görmesi gerekmektedir.
Yaratılmış olan her varlık, onların sahip olduğu her kusursuz detay, insanın
kendisi de içinde olmak üzere çok büyük birer mucizedir.
Allah'ın nimetlerini görüp değerlendirmek, onların verdiği mesajı anlayabilmek
vicdan kullanmayı gerektirir. Ancak samimi bir insan etrafında yaratılmış sayısız
detaya bakarak, Allah'ın yaratmadaki üstünlüğünü görüp takdir edebilir.
O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri inşa edendir; ne az şükrediyorsunuz.
O, sizi yeryüzünde yaratıp-türetendir ve hepiniz yalnızca O'na (döndürülüp) toplanacaksınız.
O, yaşatan ve öldürendir; gece ile gündüzün aykırılığı (veya ardarda gelişi)
da O'nun (kanunu)dur. Yine de aklınızı kullanmayacak mısınız? (Müminun Suresi,
78-80)
Birbirine Mesaj İleten Hücrelerdeki Mükemmel Detay

Beyindeki 100 milyar hücre, 100 trilyon bağlantı ile haberleşir. Bu bağlantı,
Allah'ın dilemesiyle, elektron taşıma özelliğine sahip çeşitli enzimlerin
vesilesiyle gerçekleşir |
Beyindeki kusursuz sistem, bir insanın Allah'ın üstünlüğünü anlaması için tek
başına yeterlidir. Beyin, daha önce de belirttiğimiz gibi 100 milyardan fazla
sinir hücresi ile donatılmıştır.1 Algılamak, görmek, hissetmek için bu 100 milyar
sinir hücresinin birbirleriyle iletişiminin sağlanması gerekmektedir. 100 milyar
hücre, toplam 100 trilyon bağlantı yoluyla iletişim kurmaktadırlar.
Bu hayret verici iletişimin sağlanma yolları da son derece etkileyicidir. Sinir
hücreleri arasında özel bir sıvı vardır ve bu sıvıda çok özelleşmiş bazı kimyasal
enzimler yer alır. Bu enzimler "elektron taşıma" özelliğine sahiptirler.
Elektrik sinyali bir sinirin ucuna ulaştığında, elektronlar bu enzimlere yüklenir.
Enzimler de sinirler arası sıvıda yüzerek taşıdıkları elektronları diğer sinire
aktarırlar. Elektrik akımı böylece bir sonraki sinir hücresine geçerek akmaya
devam eder. Bu işlem saniyenin çok küçük birimlerinde gerçekleşir ve elektrik
akımı en ufak bir kesintiye uğramaz.
Eğer bu enzimlerden bir tanesi görevini yapmayacak olursa, iletilmesi gereken
mesaj beyninize gitmeyecektir. Yani elinize doğru bakmanıza rağmen, elinizin
görüntüsü beyninize ulaşmayacaktır. Ve eğer günün birinde bu enzimler herhangi
bir sebeple fonksiyonsuz kalsalar, beyindeki 100 milyar sinir hücresi de fonksiyonsuz
kalacaktır. Eğer bu enzimler günün birinde mesajı götürmeleri gereken yerlere
götürmek yerine, rastgele dağıtmaya karar verseler, beyindeki bu karmaşa, tüm
algı sistemini altüst edecek, dış dünya ile olan bağlantı felce uğrayacaktır.
Her şeyi tesadüflerin eseri olarak değerlendiren evrimci mantığına göre, beyinde
sürekli olarak böyle bir karmaşanın gerçekleşmesi kaçınılmazdır. Çünkü bu özel
sistemi yönetenler, şuurlu varlıklar değildir. Sistemin sahip olduğu düzen, şuurlu
şekilde meydana gelmemektedir. Eğer evrimcilerin iddia ettikleri gibi her şey
rastgele gerçekleşiyorsa, sinir hücrelerinde gerçekleşebilecek herhangi bir rastgele
iletişim sırasında art arda sayısız karmaşık olaylar meydana gelmesi gerekmektedir.
Ancak olağanüstü durumlar dışında, yeryüzündeki milyarlarca insanın beyninde
böyle bir karmaşa yoktur. Her birinin sahip olduğu her bir sinir hücresinde,
tüm sistem hatasız işler. İşte bu, söz konusu evrimci mantığı tümüyle ortadan
kaldırmaktadır. Saniyenin küçük birimlerinde, hemen her an, enzimler görevlerinin
başındadırlar ve hata yapmadan hareket ederler. Proteinlerin oluşturduğu şuursuz
varlıkların bu benzersiz görevi yerine getirmeleri elbette ancak Allah'ın ilhamıyladır.
Beynimizdeki her sinir, her enzim, her protein, her elektron, kısacası her şey
Allah'ın eseridir. Burada örneği verilen şey, yaratılmış sayısız detaydan sadece
bir tanesidir. Allah, tüm varlıkları her an kontrolü altında tutan ve her an
rahmeti ile kuşatandır.
O, gökleri dayanak olmaksızın yaratmıştır, bunu görmektesiniz. Arzda da, sizi
sarsıntıya uğratır diye sarsılmaz dağlar bıraktı ve orada her canlıdan türetip
yayıverdi. Biz gökten su indirdik, böylelikle orada her güzel olan çiftten bir
bitki bitirdik. Bu, Allah'ın yaratmasıdır. Şu halde, O'nun dışında olanların
yarattıklarını Bana gösterin. Hayır, zulmedenler, açıkça bir sapıklık içindedirler.
(Lokman Suresi, 10-11)
Eşsiz Bir Mucize: Kristal Kar Taneleri
Bir maddeyi oluşturan moleküller ve atomlar, en düzenli
şekillerini katı haldeyken elde ederler. Birbirlerine
bağlanarak meydana getirdikleri şekiller, üç boyutlu
geometrik şekillerdir ve peşpeşe meydana getirdikleri
prizmalardaki açıların belli oranları vardır. Bu
oranda asla bir hata, bir sapma, bir değişiklik olmaz.
Eğer bir maddenin 3 santimin milyonda biri kadarlık
bir alanında bile, atomlar söz konusu mükemmel ve
kusursuz geometrik düzenlemeye sahip iseler, bu madde
kristaldir.
Bir kar tanesi küçük bir toz tanesi etrafında oluşmaya
başlayan bir kristaldir. Büyüklüğü sadece birkaç mikron
kadardır. Meydana gelen bu mikroskobik şekil altıgendir
ve oluşan bu kristal, köşelerinden itibaren küçük kollar
uzatarak gitgide gelişir. Hava soğudukça, ortam değiştikçe,
kristal büyür, oluşan yapı üzerinde kılcal uzantılar
oluşur. Kar tanelerini meydana getiren atomlar, birbirlerine
gevşek bir bağ ile bağlanırlar. Bu durum kristallerin
birbirlerine farklı şekillerde bağlanmalarına sebep
olmaktadır. Bu farklılık o kadar büyüktür ki, yeryüzüne
birbirinin aynısı olan bir çift kar tanesinin düşme
ihtimali oldukça zordur.
Yeryüzüne sadece bir yıl içinde düşen kar tanelerinin
sayısını bir düşünelim. Bunu tahmin edebilmemiz oldukça
zordur. Sadece tek bir yağış sırasında tek bir alana
düşen kar tanelerinin sayısını bile tahmin etmekte
güçlük çekeriz. Her yıl yeryüzüne sayısı belirlenemeyecek
kadar çok kar tanesi düşmektedir ve bunların tümü birbirlerinden
farklı şekillere sahiptirler. Trilyonlarca minik taneye
birbirinden farklı şekil verebilmemiz imkansızdır.
Bu durumda, yine Allah'ın yarattığı mükemmel bir detayın,
bir olağanüstülüğün sergilenmekte olduğu açıktır. Kainatın
Yaratıcısı olan Allah için kuşkusuz birbirinden çeşitli
kar tanelerini yaratmak çok kolaydır. Bu örnek, Allah'ın
her şeyi çeşit çeşit yaratmaya kadir olduğunun, yeryüzünün
her yanında olduğu gibi dilediği zaman mikroskobik
detaylar üzerinde de mükemmel incelik ve zerafet sanatını
insanlara tanıtacağının delilidir. Allah, bir zerafet,
güzellik ve nimet olarak yağan kar tanelerinde Kendi
detay sanatını sergileyerek kudretini ve yarattığı
güzellikleri insanlara göstermektedir.
Allah bir ayetinde şöyle bildirmiştir:
Gerçekten, gece ile gündüzün art arda gelişinde ve
Allah'ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde korkup-sakınan
bir topluluk için elbette ayetler vardır. (Yunus Suresi,
6)
İnsana gösterilen Allah'ın delilleri çok fazladır.
Bu delilleri görebilmek için insanın ön yargısız ve
samimi şekilde Allah'a yönelmesi gerekir. Allah, insanın
görüşünü, anlayışını ve takdir etme gücünü bu vesile
ile kuvvetlendirebilir. Yoksa insan körleşir, kendisine
verilmiş nimetlerin güzelliğini fark edemez ve bu nedenle
ahirette hüsrana uğrayabilir. Böyle bir hüsran ile
karşılaşmamak için, insana hazır olarak sunulan bu
güzel nimetlerin gerçek sahibi olan Allah'a sürekli
olarak kalpten yönelmek gerekmektedir.
|