|
GİRİŞ
O, biri diğeriyle 'tam bir uyum' (mutabakat) içinde yedi gök yaratmış olandır. Rahman (olan Allah)ın yaratmasında hiç bir 'çelişki ve uygunsuzluk' (tefavüt) göremezsin.
İşte gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun?
Sonra gözünü iki kere daha çevirip-gezdir; o göz (uyumsuzluk bulmaktan) umudunu kesmiş
bir halde bitkin olarak sana dönecektir.
(Mülk Suresi, 3-4)
|
Bugün içinde bulunduğumuz birçok toplumda, Kuran, asıl amacından
çok farklı değerlendirilmektedir. Sorulduğunda "ben
Müslümanım" diyen insanların nüfusun çoğunluğunu oluşturduğu
ülkelerde ve hatta İslam dünyasının genelinde, Kuran'ın
içinde nelerin yazdığını bilen insan sayısı oldukça
azdır.
Kuran, genellikle evlerin duvarlarında süslü bir muhafaza
içinde asılı durur. Ve yine genellikle, yaşlılar tarafından
okunur. Okuyan kişileri "kazadan-beladan" koruyacağı
umulur. Bu batıl inanca göre, belalara karşı bir nevi
muska olarak görülür.
Oysa, Kuran ayetlerinde Allah, Kuran'ın gönderiliş
amacının tüm bu sayılanlardan çok farklı olduğunu bize
bildirir. Örneğin İbrahim Suresi'nin 52. ayetinde; "İşte
bu (Kuran) uyarılıp korkutulsunlar, gerçekten O'nun
yalnızca bir tek ilah olduğunu bilsinler ve temiz akıl
sahipleri iyice öğüt alıp düşünsünler diye bir bildirip-duyurmadır"
şeklinde Allah buyurmaktadır. Buna benzer pek
çok ayette, Kuran'ın indirilişinin önemli bir amacının,
insanları düşünmeye davet etmek olduğu vurgulanır.
Kuran'da, insanlar, toplumun verdiği inanç ve değerleri
körü körüne kabul etmekten vazgeçmeye ve düşünmeye davet
edilir; tüm önyargıları, tabuları, insan zihnine uygulanan
baskıları bir kenara bırakıp özgürce düşünmeye...
İnsan, nasıl var olduğunu, yaşamının amacının ne olduğunu,
neden öldüğünü ve ölümünden sonra kendisini nelerin
beklediğini düşünmelidir. Kendinin ve içinde yaşadığı
evrenin nasıl var olduğunu ve var olmaya devam ettiğini
sorgulamalıdır. Bunu yaparken de, kendini tüm baskı
ve önyargılardan kurtarmalıdır.
Böylece, vicdanını tüm toplumsal, ideolojik ve psikolojik
baskılardan kurtararak düşünen insan, hem kendisinin
hem de evrenin üstün bir güç tarafından var edilmiş
olduğunu rahatlıkla kavrayacaktır. Yalnızca kendi bedenini
ya da doğadaki herhangi bir şeyi incelediğinde, büyük
bir uyum, plan ve akıl bulacaktır.
İşte bu aşamada insanın rehberi yine Kuran'dır. Kuran'da
insana, neler üzerinde düşünmesi, neleri incelemesi
gerektiği bildirilir. Allah'ın varlığına inanan bir
kişi, Kuran'da verilen düşünce yöntemleri sayesinde,
Allah'ın yaratmasındaki mükemmelliği, sonsuz akıl, bilgi
ve gücü daha iyi anlayacaktır. Allah'ın varlığına inanan
bir insan, Kuran'da verilen yöntemle düşünmeye başlayınca,
tüm evrenin O'nun güç ve sanatının bir göstergesi olduğunu
fark eder. Çünkü "tabiat bir sanattır; sanatçı olamaz"
ve her sanat eseri, o eseri yapanın üstün yeteneğini
sergilemek ve vermek istediği mesajları aktarmak için
vardır.
Kuran'la tüm insanlar, Allah'ın varlığına, birliğine
ve sıfatlarına açıkça şahitlik eden pek çok olay ve
canlı üzerinde inceden inceye düşünmeye davet edilir.
Ve Kuran'da bütün bu şahitlik eden varlıklara, "ispatlı
delil, kesin bilgi ve gerçek ifade eden" anlamına gelen
"ayet" ismi verilir. Dolayısıyla, Allah'ın ayetleri,
evrenin her köşesinde Allah'ın varlığını ve vasıflarını
gösterip-bildiren tüm varlıkları kapsar. Bakmasını bilen
bir göz ise, aslında bütün varlık aleminin yalnızca
Allah'ın ayetlerinden oluştuğunu görecektir.
İşte insanın görevi budur, Allah'ın ayetlerini görmek...
Böylece, kendisini ve tüm diğer varlıkları yaratan Rabbimizi
tanıyacak, O'na yakınlaşacak, varlığının ve hayatının
anlamını çözecek ve kurtuluşa ulaşacaktır.
Kuşkusuz İnsanın aldığı nefesten, toplumsal ve politik
gelişmelere, evrendeki büyük uyumdan, tüm varlıkların
yapıtaşı olan atoma kadar herşey Allah'ın birer ayetidir
ve O'nun koyduğu kurallarla, O'nun kontrolü ve bilgisi
dahilinde işler. Bu nedenle Allah'ın ayetlerini bilip-tanımak,
her insanın kendi başına girişeceği bir çabadır. Herkes,
kendi aklı ve vicdanı oranında Allah'ın ayetlerini bilip-tanıyacaktır.
Elbette her konuda olduğu gibi, bu noktada da insanın
yol göstericisi Kuran'dır. İnsan, tüm evrenin Allah'ın
yarattığı şeylerin bir bütünü olduğunu kavrayacak düşünce
yapısına kavuşmak için, Kuran'da özellikle dikkat çekilen
belirli konuları inceleyebilir.
İşte bu kitap, Allah'ın Kuran'da dikkat çektiği ve
üzerinde düşünülmesi istediği bazı konuları gündeme
getirmek için yazılmıştır. Allah, doğadaki ayetlerin
önemini, Kuran'ın Nahl Suresi'nde şöyle haber vermektedir:
Sizin için gökten su indiren O'dur;
içecek ondan, ağaç ondandır (ki) hayvanlarınızı onda
otlatmaktasınız. Onunla sizin için ekin, zeytin, hurmalıklar,
üzümler ve meyvelerin her türlüsünden bitirir. Şüphesiz
bunda, düşünebilen bir topluluk için ayetler vardır.
Geceyi, gündüzü, Güneş'i ve Ay'ı sizin
emrinize verdi; yıldızlar da O'nun emriyle emre hazır
kılınmıştır. Şüphesiz bunda, aklını kullanabilen bir
topluluk için ayetler vardır. Yerde sizin için üretip-türettiği
çeşitli renklerdekileri de. Şüphesiz bunda, öğüt alıp
düşünen bir topluluk için ayetler vardır. Denizi de
sizin emrinize veren O'dur, ondan taze et yemektesiniz
ve giyiminizde ondan süs eşyaları çıkarmaktasınız. Gemilerin
onda (suları) yara yara akıp gittiğini görüyorsun. (Bütün
bunlar) O'nun fazlından aramanız ve şükretmeniz içindir.
Sizi sarsıntıya uğratır diye yerde sarsılmaz dağlar
bıraktı, ırmaklar ve yollar da. Umulur ki doğru yolu
bulursunuz. Ve işaretler de; onlar yıldız(lar)la da
doğru yolu bulabilirler. Yaratan, hiç yaratmayan gibi
midir? Artık öğüt alıp-düşünmez misiniz? (Nahl Suresi,
10-17)
Kuran'da
ayrıca akıl sahiplerini Allah, diğer insanların hiç
düşünmediği -ya da "evrim", "tesadüf", "doğa mucizesi"
gibi "kuru isimler"le sözde açıklamalarla geçiştirmeye
çalıştıkları- konular üzerinde düşünmeye davet eder:
Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında,
gece ile gündüzün art arda gelişinde temiz akıl sahipleri
için gerçekten ayetler vardır. Onlar, ayakta iken, otururken,
yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin
yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) 'Rabbimiz,
Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek Yücesin, bizi ateşin
azabından koru'. (Al-i İmran Suresi, 190-191)
Bu ayetlerde de görüldüğü gibi akıl sahiplerinin sorumluluğu,
Allah'ın ayetlerini görmek ve gördükleri bu mükemmelliklerden
yola çıkarak Allah'ın sonsuz bilgi, güç ve sanatını
kavramaya çalışmaktır.
Çünkü Allah'ın ilmi sonsuz, yaratışı kusursuzdur...
Ve düşünen insanlar için, çevrelerindeki herşey bu
yaratışın birer delilidir...
|