|
GİRİŞ
Allah Kuran'da insanları, göklerin,
yerin, dağların, yıldızların, bitkilerin, tohumların,
hayvanların, gece ile gündüzün meydana gelişinin, insanın
kendi doğumunun, yağmurun ve yaratılmış daha birçok
varlığın üzerinde düşünmeye ve bu varlıkları incelemeye
çağırmaktadır. Bunları inceleyen insan ise tüm varlıklarda
Allah'ın yaratış sanatını görecek, böylece kendisini
ve tüm evreni yoktan yaratan Rabbini tanıyabilecektir.
Evreni ve içindeki tüm varlıkları incelemenin ve Allah'ın
yaratış sanatını keşfederek insanlığa açıklamanın yolu
ise "bilim"dir. Dolayısıyla din, bilimi Allah'ın yaratışındaki
detaylara ulaşmada bir yol olarak benimser ve bu nedenle
bilimi teşvik eder.
Din, bilimsel araştırmaları teşvik ettiği gibi, dinin
bildirdiği gerçeklere göre yönlendirilen bilimsel araştırmalar
da çok hızlı ve kesin sonuçlar getirir. Çünkü din, evrenin
ve canlılığın nasıl var oldukları sorusuna en doğru
ve en kesin cevabı veren tek kaynaktır. Dolayısıyla
doğru bir noktadan başlanarak yapılan araştırmalar,
evrenin ve canlılığın var oluşuna ait sırları en kısa
sürede, en az emek ve enerji harcayarak açığa çıkaracaktır.
20. yüzyılın en büyük bilim adamlarından biri olarak
kabul edilen Albert Einstein'ın da söylediği gibi "dinsiz
bilim topaldır", yani dinin yol göstermediği bilim ilerleme
gösteremez, kesin sonuçlara ulaşması çok zaman alır
ve hatta çoğu zaman sonuç alınması mümkün olmaz.
Bu gerçeği göremeyen materyalist ideolojiye sahip bilim
adamları tarafından yönlendirilen bilimin ise, özellikle
son iki yüzyıldır, ne kadar vakit kaybettiği, bu yolda
yapılan çalışmaların büyük bir kısmının heba olduğu
ve harcanan trilyonlarca liranın nasıl boşa gittiği
gözler önündedir.
İşte bu nedenle, insanların kesin olarak bilmeleri
gereken bir gerçek vardır: Bilim ancak Allah'ın sonsuz
kudretini, evrendeki yaratılış delillerini araştırma
amacını benimser ve bu amaç doğrultusunda çalışırsa
doğru sonuçlara ulaşabilir. Rotası doğru çizilirse,
yani doğru yönlendirilirse bilimin gerçek amacına en
kısa sürede ulaşması sağlanabilir.
|