|
BİTKİLERİN DÜNYASI
Bitkilerin varlığı yeryüzündeki canlılığın devamı için
vazgeçilmezdir. Bu cümlenin taşıdığı önemin tam olarak
kavranabilmesi için şöyle bir soru sormak gerekir: "İnsan
yaşamı için en önemli unsurlar nelerdir?" Bu sorunun
cevabı olarak akla elbetteki oksijen, su, besin gibi
temel ihtiyaç maddeleri gelir. İşte tüm bu temel maddelerin
yeryüzündeki dengesini sağlayan en önemli faktör yeşil
bitkilerdir. Bundan başka yine yeryüzündeki ısı kontrolünün
sağlanması, atmosferdeki gazların dengesinin korunması
gibi, sadece insanlar için değil bütün canlılar için
son derece büyük önem taşıyan başka dengeler de vardır,
ki bütün bu dengeleri sağlayanlar da yine yeşil bitkilerdir.
Yeşil bitkilerin faaliyetleri sadece bunlarla sınırlı
değildir. Bilindiği gibi yeryüzündeki yaşamın ana enerji
kaynağı Güneş'tir. Ancak insanlar ve hayvanlar, güneş
enerjisini doğrudan kullanamazlar, çünkü bünyelerinde
bu enerjiyi olduğu gibi kullanabilecekleri sistemler
yoktur. Bu yüzden güneş enerjisi de ancak bitkilerin
ürettiği besinler aracılığıyla, kullanılabilir enerji
olarak insanlara ve hayvanlara ulaşır. Hücrelerimiz
tarafından kullanılan enerji hammaddelerinin tümü, gerçekte
bitkiler aracılığıyla bize taşınan güneş enerjisidir.
Örneğin çayımızı yudumlarken aslında güneş enerjisi
yudumlarız, ekmek yerken dişlerimizin arasında bir miktar
güneş enerjisi vardır. Kaslarımızdaki kuvvetse gerçekte
güneş enerjisinin farklı formundan başka bir şey değildir.
Bitkiler güneş enerjisini bizim için karmaşık işlemler
yaparak bünyelerindeki moleküllere depolamışlardır.
Hayvanlar için de durum insanlardan farklı değildir.
Onlar da bitkilerle beslenir ve bu sayede onların enerji
paketleri haline getirerek depoladıkları güneş enerjisini
kullanırlar.
Bitkilerin kendi besinlerini kendilerinin üretebilmelerini
ve diğer canlılardan ayrıcalıklı olmalarını sağlayan
ise, hücrelerinde insan ve hayvan hücrelerinden farklı
olarak güneş enerjisini doğrudan kullanabilen yapıların
bulunmasıdır. Bitki hücreleri bu yapıların yardımıyla,
güneşten gelen enerjiyi, insanlar ve hayvanlar tarafından
besin yoluyla alınacak enerjiye çevirirler ve formülü
yapılarında saklı olan çok özel işlemlerle, besinlere
bu enerjiyi depolarlar. Bu özel işlemlerin tümüne birden
fotosentez denir.
 |
BİTKİ
HÜCRESİ
Bitki hücresinin
içinde çok farklı bölümler vardır. Her bölüm
farklı kimyasal maddelerden oluşmuştur ve
her biri farklı bir görevi yerine getirmek
için özel olarak yaratılmıştır. Yukarıda
şematik resmi görülen bitki hücresinin en
önemli özelliği kuşkusuz ki diğer bütün
canlı hücrelerinden farklı olarak kendi
besinini kendisinin üretebilmesidir. |
|
Bitkilerin fotosentez yapabilmeleri için gerekli olan mekanizma, daha doğru bir anlatımla minyatür fabrika, bitkilerin yapraklarında bulunur. Gerekli olan mineralleri ve su gibi maddeleri taşıyacak son derece özel bir yapıya sahip olan taşıma sistemi de bitkinin gövdesinde ve köklerinde mevcuttur. Üreme sistemi ise her bitki türü için yine özel olarak düzenlenmiştir.
Bütün bu mekanizmaların her birinin kendi içlerinde
kompleks yapıları vardır. Ve bu mekanizmalar birbirlerine
bağlı olarak çalışırlar. Biri olmadan diğerleri fonksiyonlarını
yerine getiremezler. Örnek olarak sadece taşıma sistemi
olmayan bir bitkiyi ele alalım. Böyle bir bitkinin fotosentez
yapması imkansızdır. Çünkü fotosentez yapması için gerekli
olan suyu taşıyacak kanalları yoktur. Bitki besin üretmeyi
başarmış olsa bile bunu gövdenin diğer bölümlerine taşıyamayacağından
bir işe yaramayacak, bir süre sonra ölecektir.
Bu örnekte olduğu gibi bir bitkide bulunan bütün sistemlerin
kusursuz bir biçimde işlemesi zorunludur. Oluşacak aksaklıklar
ya da mevcut yapıdaki bir eksiklik bitkinin işlevlerini
yerine getirememesine neden olacak, bu da bitkinin ölümüyle
ve türünün yok olmasıyla sonuçlanacaktır.
İleriki bölümlerde geniş bir şekilde ele alınacak olan bu yapılar detaya inilerek incelendiğinde, son derece kompleks ve kusursuz bir düzenin ortaya çıktığı görülecektir. Yeryüzündeki bitki çeşitliliği
de göz önüne alınarak değerlendirildiğinde, bitkilerdeki
bu olağanüstü yapılar daha da dikkat çekici hale gelecektir.Yeryüzünde
500.000'den fazla bitki çeşidi bulunmaktadır.1
İşte bütün bu bitki türlerinin her biri kendi içinde
özel tasarımlara ve türlerine özgü sistemlere sahiptirler.
Temel olarak hepsinde aynı mükemmel sistemler bulunmakla
beraber, üreme sistemleri, savunma mekanizmaları, renk
ve desen açısından benzersiz bir çeşitlilik söz konusudur.
Bu çeşitlilikte değişmeyen tek şey; bitkilerde kurulu
olan genel düzenin işlemesi için bitkideki bütün parçaların
(yaprak ve yapraktaki yapılar, kökler, taşıma sistemleri,
kabuk, saplar) ve daha pek çok mekanizmanın bir anda
ve eksiksiz bir biçimde var olması gerektiği gerçeğidir.
Günümüzde bilimadamları böyle sistemler için "indirgenemez
komplekslik" tanımını kullanmaktadırlar. Nasıl ki bir
motor herhangi bir dişlisinin eksik olması durumunda
çalışamaz hale gelirse, aynı şekilde bitkilerde de tek
bir sistemin dahi eksik olması veya sistemin parçalarının
görevlerinden birini yerine getirmemesi de bu bitkinin
ölümüne neden olur.
İndirgenemez komplekslik özelliği, bitkinin bütün sistemlerinde
mevcuttur. Aynı anda bulunması gereken kompleks yapılar
ve bu inanılmaz çeşitlilik "bitkilerdeki mükemmel sistemlerin
nasıl ortaya çıktığı" sorusunu akla getirmektedir.
 |
Yaprakta bulunan klorofilin
içinde yakalanan güneş enerjisi, havadaki
karbondioksiti ve bitkideki suyu çeşitli
işlemlerden geçirerek glikoza (besin) ve
oksijene dönüştürmekte kullanılır. Bu karmaşık
işlemlerin gerçekleştirildiği yer büyük
bir fabrika değil, yanda resmi görülen yaprakta
bulunan ve boyutu milimetrenin binde biri
gibi ölçülerle ifade edilen özel yapılardır. |
|
Bu sorunun cevabını bulabilmek için yine sorular sorarak
düşünelim. Bitkilerdeki mekanizmalardan en önemlisi
ve en bilineni olan fotosentez işleminin ve ona bağlı
olarak da taşıma sistemlerinin nasıl ortaya çıktığını
düşünelim.
Her an her yerde gördüğümüz ağaçlar, çiçekler besin
üretebilmek için, fotosentez gibi hala bazı noktaları
çözülememiş bir olayı gerçekleştirebilecek kadar mükemmel
sistemleri bünyelerinde kendileri oluşturmuş olabilirler
mi? Havadaki gazların içinden karbondioksiti (CO2),
besin yaparken kullanmak üzere bitkiler mi seçmiştir?
Kullanacakları CO2 miktarını kendileri mi belirlemiştir?
Fotosentez için ihtiyaç duydukları maddeleri topraktan
alabilmeleri için gerekli kök sistemini oluşturan mekanizmayı
bitkiler tasarlamış olabilirler mi? Besin taşımada ayrı,
su taşımada ayrı özellikte borular olacak şekilde bir
taşıma sistemini bitkiler mi meydana getirmişlerdir?
Bu soruları çoğaltabiliriz. Ancak her sorunun cevabı
aynı noktaya varacaktır. Bitkilerdeki her ayrıntıda
ayrı bir tasarım vardır. Yukarıda bitkilere dair saydığımız
tüm özellikler akıl, bilgi, ölçme ve değerlendirme gibi
kavramlar gerektirdiğinden bitkiler bu sayılanların
hiçbirini kendileri yapamazlar. Dahası, bitkiler böyle
bir bilince de sahip değildirler.
Bitkilerin nasıl ortaya çıktığı sorusuna cevap arayan
evrim teorisi savunucuları her zamanki gibi tek çareleri
olan "tesadüfler"e başvurmuşlardır. Tesadüflerle meydana
geldiğini öne sürdükleri bir bitki türünden, yine tesadüflerle
zaman içinde sayısız çeşitlilikte bitkinin ortaya çıktığını,
her türün kendine özgü olan koku, tat, renk gibi özelliklerinin
de yine bu tesadüfler sonucu ortaya çıktıklarını iddia
etmişlerdir. Bu iddialarına da hiçbir bilimsel kanıt
getirememişlerdir. Bir yosunun nasıl olup da bir çileğe
ya da bir kavak ağacına veya bir gül ağacına dönüştüğünü
evrimciler, tesadüflerin oluşturduğu şartların bunları
farklılaştırması şeklinde açıklarlar. Oysa bir bitkinin
tek bir hücresi dahi incelendiğinde, zaman içinde küçük
değişikliklerle meydana gelemeyecek kadar kompleks bir
sistemin olduğu görülecektir. İşte bitkilerdeki bu kompleks
sistem ve mekanizmalar evrimci mantıkla ortaya atılan
tesadüf senaryolarını daha en başından kesin bir biçimde
çökertmektedir. Bu durumda ortaya tek bir sonuç çıkar. Bitkilerdeki her yapı özel olarak planlanmıştır, var edilmiştir. Bu da bize bu kusursuz planı yapan üstün bir Aklın olduğunu gösterir. İşte bu üstün aklın sahibi alemlerin Rabbi olan Allah, kusursuz yaratışının delillerini insanlara göstermektedir. Allah canlılar üzerindeki hakimiyetini ve benzersiz yaratışını ayetlerde şöyle bildirir:
Gökleri ve yeri bir örnek edinmeksizin Yaratandır... (Enam Suresi, 101)
İşte Rabbiniz olan Allah budur. O'ndan başka İlah yoktur. Her şeyin Yaratıcısı'dır, öyleyse O'na kulluk edin. O, her şeyin üstünde bir vekildir. (Enam Suresi, 102)
AKILLI TASARIM YANİ YARATILIŞ
Kitapta zaman zaman karşınıza Allah'ın yaratmasındaki mükemmelliği vurgulamak için kullandığımız "tasarım" kelimesi çıkacak. Bu kelimenin hangi maksatla kullanıldığının doğru anlaşılması çok önemli. Allah'ın tüm evrende kusursuz bir tasarım yaratmış olması, Rabbimiz'in önce plan yaptığı daha sonra yarattığı anlamına gelmez. Bilinmelidir ki, yerlerin ve göklerin Rabbi olan Allah'ın yaratmak için herhangi bir 'tasarım' yapmaya ihtiyacı yoktur. Allah'ın tasarlaması ve yaratması aynı anda olur. Allah bu tür eksikliklerden münezzehtir. Allah'ın, bir şeyin ya da bir işin olmasını dilediğinde, onun olması için yalnızca "Ol!" demesi yeterlidir. Ayetlerde şöyle buyurulmaktadır:
Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen oluverir. (Yasin Suresi, 82)
Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "Ol" der, o da hemen oluverir. (Bakara Suresi, 117) |