ALLAH'IN GÜZELLİKLERİNDEN
BİR DEMET
-1-
|
|
|
1.
Güney Afrika Sundew bitkisi, yapışkan
tüyleri ile böcekleri tuzağa düşürür. Bu bitkinin yaprakları
uzun kırmızı tüylerinin ucu, böcekleri kendine çekecek
kokuyu içeren bir sıvı ile kaplıdır. Sıvının bir başka
özelliği ise son derece yapışkan olmasıdır. Kokunun
kaynağına yönelen böcek, bu yapışkan tüylere takılır.
Bir süre sonra yaprağın tümü, tüylere yapışan böceğin
üzerine kapanır ve bitki, böceği sindirerek kendisi
için gerekli olan proteini elde etmiş olur.
David Attenborough, The Private
Life of Plants, s.81-83
|
|
2.
Ateş böceklerinin yaydıkları ışığın en
önemli özelliği, ateşle ve sıcaklıkla ilgisinin olmamasıdır;
buna "soğuk ışık" denilir. Bu, günümüzdeki
aydınlatma teknolojisinin ulaşmaya çalıştığı bir hedeftir.
Normal bir ampul, elektrik enerjisinin ancak %3-4'ünü
ışığa dönüştürüp, kalan kısmını ısıya dönüştürür. Ateş
böcekleri ise %100 bir verimle ışık üretirler.
Bilim ve Teknik, Sayı 239, s.10
|
|
3.
Kuzey Kutbu'nda yaşayan deniz kırlangıçları,
her yıl 30.000-40.000 km. kanat çırparlar. Bu kırlangıçların
vatanları Kuzey Kutbu'dur. Fakat her yıl Kuzey Amerika,
Grönland ya da Sibirya'daki üreme bölgelerinden, Kuzey
Kutbu sularındaki kışlık bölgelere doğru yolculuk yaparlar.
Deligeorges, S., Recherche, Kasım
1996
|
|
4
Penguenler, Güney Kutup Bölgesi'nde yaşarlar.
Bu hayvanların vücut sıcaklığı 40 derece, yaşadıkları ortamın
sıcaklığı ise -40 derecedir. Bu da penguenlerin, 80 derecelik
bir sıcaklık farkına dayanmaları demektir. Bunu sağlayan,
hayvanın derisinin altında bulunan kalın yağ tabakasıdır.
Bu tabaka, vücut sıcaklığının kaybolmasına engel olur.
Bilim ve Teknik, Sayı 255, s.35
|
|
5.
Bazı kuşlar yaralanmış veya uçamıyormuş
gibi yaparak yavrularını düşmanlardan korurlar. Bir
düşman yaklaştığında anne kuş yuvasından sessizce uzaklaşır.
Çığlıklar atarak ve kanatlarından birini sallayarak,
yerde kanat çırpmaya başlar ve yaralı taklidi yaparak
düşmanın dikkatini kendi üzerine çeker. "Yaralı"
kuşu yakalamaya çalışan yırtıcı hayvan, anne kuş tarafından
bu yöntemle yuvadan çok ilerilere götürülür. Yavrusunu
güvenceye aldıktan sonra anne kuş uçarak düşmandan uzaklaşır.
Russel Freedman, How Animals Defend
Their Young? s.51
|
|
6.
Çoğu tırtılın tüylerine dokunulursa
büyük acı verir. Bu tür tırtıllar genellikle parlak
renktedir. Bu dikkat çekici rengiyle tırtıl, kendisini
yemek isteyen herhangi bir canlıyı uyarmış olur.
David Attenborough, Yaşadığımız
Dünya, s.64
|
|
7.
Bir arı kovanını korumak, kovanın bekçileri
için intihar anlamına gelebilir. Bal arılarının iğnelerinde
bir kirpinin dikeni gibi küçük oklar vardır. Düşmanı
sokan arı uçmaya çalışırken iğne orada takılı kalır
ve arının karnının arka tarafı yırtılır. Karnının yırtılmış
kısmında, zehir salgısı ve onu kontrol eden sinirler
vardır. Arı bu yaralanmadan dolayı ölürken, kovanın
geri kalanı bu sayede korunmuş olur.
Russel Freedman, How Animals Defend
Their Young? s.63
|
|
8.
Kunduzlar, insanlar gibi su kanalları, ağaçtan kulübeler,
yeraltı inleri ve özellikle akarsular üzerinde barajlar
yaparlar. Bu barajların uzunluğu bazen 20 m.'yi bulur.
Wild Encounters Tale of Beaver,
Karvonen Films Ltd.
|
|
9.
Afrikalı
terzi kuşu, yuvasını yaprakları dikerek gizler. Erkek
terzi kuşu bir dalın sonunda, birbirine yakın gelişen
iki ya da daha fazla geniş yeşil yaprağı seçer. Sivri
gagasıyla her bir yaprağın kenarına delik açar. Sonra
da bir terzinin ipliği kullanması gibi topladığı örümcek
ağlarını veya bitki liflerini kullanır. Lifleri deliklerden
çeker ve düşmesini engellemek için her ilmiği düğümleyerek
yaprakları birbirine diker. Bu yapraklarla kaplı kesenin
içinde ayrıca eşinin yumurtalarını koyduğu gizli bir
yuva dokur.
The Encyclopedia of Animal Behaviour,
s.4
|
|
10.
İşçi arıların hareketleri son derece
tutarlıdır ve amaçsız bir şekilde hareket etmezler.
Kovandaki bir arı yeni yumurtalar için hücreler hazırlarken,
diğeri kraliçeye hizmet etmek için petekler arasında
dolaşır, bir üçüncüsüyse bal toplar. Her işçi kesin
olarak ne ve nasıl yapacağını bilir, kusursuz bir disiplinle
hareket eder.
Nat. Geo. Soc., The Marvels of
Animal Behaviour, s.49-64
|
|
11.
Posta güvercinlerinin yollarını nasıl bulduklarını
anlamak için yapılan bir gözlemde güvercinler bir süre
karanlıkta bir kafesin içinde tutulmuşlardır. Daha sonra
serbest bırakıldıklarında, güvercinlerin bulutlu bir
havada bile yüzlerce kilometre ötedeki güvercinliğin
yolunu buldukları gözlenmiştir.
Bilim ve Teknik, Sayı 254, s.57
|
|
12.
Uzun kulaklı yarasanın gözleri, uzak mesafede
bulunan cisimleri seçemez. Yarasalar, insan kulağının
duymadığı ses dalgaları yayarlar. Bu ses dalgaları havadaki
bir cisme çarpmazlarsa boşlukta kaybolurlar. Bir cisme
çarparlarsa yansıyarak çevreye dağılırlar. Yarasa yansıyan
bu ses dalgalarını alır, değerlendirir ve avının yerini
bulur. Yarasaların görmeden avlarını nasıl yakaladıklarını
inceleyen insanlar aynı ilkeye dayanarak radarı icat
etmişlerdir.
David Attenborough, Life on Earth,
s.236
|
|
13.
Nudibranch kabuğu olmayan bir salyangoz
türüdür. Bu salyangoz çok parlak renklere sahiptir ve
son derece göz alıcıdır. Fakat bu özellikler hayvanlar
için çok cazip olmasına rağmen çok az hayvan Nudibranchlar'la
beslenir. Bunun sebebi Nudibranch'ın ısırgan hücreleridir.
Bu hücreler hayvana iyi bir koruma sağlar. Nudibranch
bu ısırgan hücreleri kendisi üretmez. Hyroid denen zehirli
canlıları yer ve onları sindirim sisteminde öğütmez.
Bu hayvanlar Nudibranch'ın sindirim sistemi içinde koruyucu
mukusla kaplanır ve ısırgan hücre olarak ona bir koruma
sağlarlar.
The Ocean World of Jacques Cousteau,
s.28
|
|
14.
Göç eden canlıların
en ilginç örneklerinden biri de kaplumbağalardır. Brezilya
kıyıları açıklarında yaşayan Yeşil deniz kaplumbağaları
2000 km. yüzerek Atlantik Okyanusu ortalarındaki Ascension
Adası'nda yumurtlarlar. Kumdaki çukurlara gömülü yumurtalardan
çıkan yeni doğmuş kaplumbağa yavruları hemen denize
yönelirler. Açık denizde yetişkin haline geldikten sonra
da yumurtlamak için tekrar Atlantik Okyanusu'na doğru
yönelirler.
Bilim ve Teknik, Sayı 304, s.235
|
|
15.
Dişi Phalarope kuşu yumurtalarını bıraktıktan sonra yuvadan
ayrılır ve bundan sonraki kuluçka görevini erkek kuş
devralır. Erkek, yumurtaların üstüne oturur ve yuvanın
üstüne göğüs tüylerini döker. Böylece hayvanın altındaki
çıplak deri kanla dolar. Bu kanın sıcaklığı sayesinde,
üç haftadan fazla süre kuluçka için gereken ısı sağlanmış
olur.
The Ocean World of Jacques Cousteau,
s.44
|
|
| |
|
|
|
|