ALLAH'IN GÜZELLİKLERİNDEN BİR DEMET
-2-
|
|
16.
Kızıl fırıncı kuşunun (Furnarius rufus) ismi ekmek
fırınına benzeyen yuvasından kaynaklanır. Erkek
ve dişi, bu sağlam yuvayı, çamur, bitki ve tükürük
kullanarak inşa ederler. Yuvanın yapımı aylarca
sürer ve çift bu yuvayı bir sonraki sene tekrar
kullanmaz.
Giovanni G. Bellani, "Quand
L'oiseau Fait Son Nid", s.93
|
|
17.
Balıklar parazitlerinden temizlenmek
için birbirlerine ihtiyaç duyarlar. Temizleyici
balıkların sırt yüzgeçleri bir vantuz gibidir.
Oxyjulus californica yani senyoritalar bu balıkların
en bilinenleridir. Temizleyici balık çok rahat
bir şekilde bazen balığın ağzına girerek dişlerini,
bazen de balığın solungaçlarını temizler, bu sayede
karnını doyurmuş olur.
Bilim ve Teknik Dergisi, Sayı
237, Ağustos 1987, s.3
|
|
18.
Bir dişi kaplumbağa bir seferde
100 veya daha fazla yumurta yumurtlar. Bunlardan
küçük olanları gelişmeden ölür. 2 ay sonra yumurtadan
çıkan yavrularınbulundukları çukurdan yeryüzüne
çıkmaları için 80 cm. gibi bir yokuşu tırmanmaları
gerekmektedir. Bu 80 cm.'i tırmanmak yavruların
4 gününü alır.
International Wildlife, September-October
98, s.32
|
|
19.
Kuşların tüyleri sürekli bakım gerektirir.
Kuşlar da tüylerini suda yıkarlar ve toz kullanarak
kabartırlar. Çoğu kuşta kuyruğun bedene bağlandığı
yerin yakınında bir yağ bezi bulunur. Kuşlar gagalarıyla
o bölümden yağı alarak sürünürler. Böylece tüyleri
su geçirmez hale gelir. Balıkçıl, papağan ve tukan
gibi kuşlarda bu bez bulunmaz. Bu kuşlar da, tüylerinin
bakımını bir kısım tüylerinde bulunan ince bir
tozla yaparlar.
David Attenborough, Yaşadığımız
Dünya, s. 128
|
|
20.
Tüm kurbağalar büyük gözlere ve göz
kapaklarına sahiptirler. Birçoğunun da gözlerini
yağlayacak ve temizleyecek özel bir zarı vardır.
Ayrıca karadayken suyu kolay bulmalarını sağlayacak,
mavi ışığa duyarlı göz yapıları da vardır.
The Guinnes Encylopedia of the
Living World, s.130
|
|
21.
Jacana denen kuşların büyük ayakları vardır.
Kuşun ayakları ağırlığını dağıtır ve böylece Jacana
suyun üzerinde yüzen büyük zambak yapraklarının
üzerinde düşmeden yürüyebilir. Bu sayede gölcüğün
ortasında rahatlıkla hareket ederek su böcekleri
ve küçük balıklarla beslenir.
ZooBook, Animal Wonders, January
98, Vol.15 N.4
|
|
22.
Kırmızı taçlı kuş gibi yağmur ormanlarındaki
birçok kuş, besininin önemli bir bölümünü incir
ağaçlarından sağlamaktadır. Bundan başka Polyrhachis
karıncaları da incir dallarının üzerinde buldukları
besinleri yuvalarına taşırlar. Bu karıncalar ağaçlardan
yuvalarına giderken incir tohumlarının yayılmasında
çok önemli bir görev almış olurlar. İncir tohumunu
taşıyan karınca bu tohumları daha sonra yemek
için biriktirir. Yedikleri tohumlar zarar görmüş
olur, fakat karınca yuvasında kalanlar filizlenip
olgun bir incir ağacı olma şansı bulur.
National Geographic, April 1997,
s.41
|
|
23.
Ördek, kaz ve kuğuların birçoğunun
yuvaları, dişinin göğsünden yolduğu tüylerle kaplıdır.
Bu, tüyler endüstride yalıtkan olarak kullanılır.
Giovanni G. Bellani, "Quand
L'oiseau Fait Son Nid", s.56
|
|
24.
Kök ve filizin büyüme yönünün önemi,
tohum toprak yüzeyine doğal olarak düşmüş olsa
da, bir çiftçi tarafından toprağın altına ekilmiş
veya oradan geçen hayvanların ayaklarıyla taşınmış
olsa da değişmez. Tohum -toprağın birkaç santimetre
altındayken de- yönü ne olursa olsun kökün ve
filizin ucu her zaman dikey olarak büyür. Tohumdan
çıkan ilk kök ve filiz oldukça karmaşık yerçekimineve
ısıya duyarlı yol gösterici sistemlerle donanmışlardır.
Topraktan çıkan filiz kendini bazen büyük bir
bitkinin gölgesi altında veya bir kayanın dibinde
bulabilir. Bu durumda büyümeye devam ederse, güneş
ışığını alamayacağından fotosentez yapması zorlaşacaktır
veya kayaya çarpacağından filizinin ucu zarar
görecektir. Eğer filiz, yeryüzüne çıktığında kendini
böyle bir ortamda bulursa, hemen ışığa ve yerçekimine
duyarlı sistemler devreye girer ve bitki ışık
kaynağına doğru büyüme yönünü değiştirir.
Malcolm Wilkins, Plant Watching,
s.9
|
|
25.
Yalıçapkını kuşu, küçük balıkları
kolay yutabilmek için baş tarafından yani kılçıklarının
yönünde yutar. Fakat balıkları yavrularına yedirecekleri
zaman, kuyruklarından tutar ve onların rahatça
yutabilecekleri yönde ağızlarına verir.
Giovanni G. Bellani "Quand
L'oiseau Fait Son Nid", s.100
|
|
26 .
Güney Asya'nın bataklık ormanlarında
yaşayan dünyanın en büyük çiçeği Rafflesia kendisi
gibi dev yapılı Amorphophallus çiçeği ile birlikte
yaşar. Kırmızı, sarı ve mor gibi son derece canlı
renklerle süslenmiş olan bu harika görünüşlü çiçekler
oldukça kötü kokuludurlar. 8-10 kg. arasındaki
ağırlığıyla bilinen Rafflesia, mantarlar kadar
dayanıklıdır. Dev cüssesine rağmen ağırlığı fazla
olmadığı için, mantar gibi ağaçların kökleri üzerinde
rahatlıkla asalak olarak yaşayabilir. Rafflesialar
asalak olarak yaşamaları sayesinde, bataklıktan
karşılayamadıkları mineral ihtiyaçlarını da beraber
yaşadıkları bitkiden karşılamış olurlar.
International Wild Life, March-April,
s.20
|
|
27.
Köpekbalıkları kendi çevrelerindeki 30
metrelik bir alanın dışında göremezler ve koku
alamazlar. Ama su içinde ses dalgalarını yayan
en zayıf çırpıntıları dahi hemen algılayabilirler.
Köpekbalıklarının vücutlarının iç kısımlarında
uzanan mukozada, çok duyarlı olan sinir uçları
bulunur. Bu sinir uçları algıladıkları dalgaları
beyne iletir ve böylece balık ses kaynağına doğru
yönelir. Köpekbalıklarının yüzme kesesinde ve
solungaçlarında suyu dalgalandırarak oksijen taşınmasını
sağlayan kapak da bulunmaz. Bu nedenle köpekbalıkları
yaşamlarını sürdürebilmek için sürekli hareket
etmek zorundadırlar.
Bilim ve Teknik Dergisi, Sayı:209,
Nisan 1985, s.10
|
|
28.
Bazı balıklar sahip oldukları 500
voltluk elektrik yükü ile avlarını öldürürlerken
bazı balıklar da 2 ya da 3 voltluk elektrik sinyallerini
sadece haberleşme için kullanırlar. Elektrik yükünün
boşalması ile oluşan sinyallerin enerji kaynağı,
balığın kuyruğunda yer alan bir "elektrik
üretici"dir. Bu sinyaller hayvanın gövdesinin
arka bölümüne dağılmış olan binlerce delikten
yayılır ve suda anlık bir elektrik alanı oluşturur.
Çok yakında bulunan nesnelerin bu elektrik alanının
biçimini bozması ise, balığın çevredeki nesnelerin
büyüklüğü ve iletkenliği ile ilgili bilgiler edinmesini
sağlar.
Bilim ve Teknik Dergisi, Sayı:207,
Şubat 1985, s.3
|
|
29.
Papağan balığı beslenme ve sindirim
için bazı özel teçhizatlara ihtiyaç duyar. Papağanınkine
benzer sert gagası mercan kayalıklarından algleri
kazımasına, daha fazlasını aradığında da kayalardan
büyük parçaları koparmasına yardımcı olur. Gırtlağındaki
özel dişler kaya parçacıklarını öğütmesini; algleri
ve birer mercan hayvanı olan küçük polipleri parçalamasını
sağlar. Mercan yıkıntılarının yığınları üzerinde
görülen diş izleri balığın o bölgede beslendiğinin
kanıtıdır. Kayayı ısırdıktan ve parçaladıktan
sonra yemeği sindirir ve kum olarak geri çıkarır.
Büyük bir papağan balığı bir yılda mercan yapılardan
bir yada iki ton kum üretir.
The Ocean World of Jacques Cousteau,
Quest for Food, s.46
|
|
30.
Hayvanların çok şaşırtıcı korkutma
yöntemleri vardır. Örneğin Avustralya'da yaşayan
volan-boyunlu kertenkelenin, boynunun etrafında,
tehdit edildiğinde ortaya çıkan, geniş, yuvarlak
bir yaka gibi yaydığı deriden bir gerdanlık vardır.
Bu yuvarlak yaka siyah, beyaz, kahverengi ve kırmızı
renkli, sarı benekli parlak bir desenle süslenmiştir.
Bunun dışında, volanlı-kertenkele genellikle arka
ayakları üzerinde durur ve kamçı gibi olankuyruğunu
düşmanı kamçılamak ister gibi dalgalandırır. Kertenkele
aynı zamanda da tıslar ve düşmanlarına tehlike
sinyali veren ağzını da açabildiği kadar açar.
Jill Bailey, Mimicry and Camouflage,
s.44
|
|
| |
|
|
|
|