ALLAH'IN GÜZELLİKLERİNDEN
BİR DEMET
-3-
|
|
VAŞAK TÜRLERİ ARASINDAKİ FARKLILIKLAR
Bazı hayvanlar
yapı olarak birbirlerine benzeseler de özellikleri
incelendiğinde hepsinin birbirinden farklı oldukları
görülür. Örneğin her ikisi de birer vaşak türü
olan lynxler ve bobcatler şekil ve büyüklük bakımından
birbirlerine benzeyen hayvanlardır. Ancak her
birinin kendi türüne özgü, yaşadıkları ortama
uygun çeşitli özellikleri vardır. Lynxler, Kuzey
Amerika'nın serin kuzey ormanlarında yaşarken,
bobcatler de Kanada'nın güneyinden Güney Meksika'ya
kadar geniş bir alana yayılmışlardır. Kuzey Amerika'da
yaşam şartları oldukça zorludur. Örneğin kışın
sıcaklık -45oC'a kadar düşebilir. Bu sebeple vaşakların
ısı kaybını azaltan daha kısa kuyrukları ve ayaklarında
bulunan ve yastık görevi gören yapıların üzerini
kaplayan yoğun tüyleri vardır. Ayrıca vaşakların
uzun bacakları derin kar içerisinde rahat hareket
etmelerine olanak sağlar, Bobcat'lerinse daha
kısa olan bacakları, dik kayalık dağ eteklerinde
ve dağlık alanlardaki sık çalılıklarda kolaylıkla
tırmanmalarına daha uygundur. Bu, Allah'ın eşsiz
yaratmasındaki çeşitlilikten sadece bir örnektir.
Christopher O'Toole & John
Stidworthy, Mammals,The Hunters, s.18-21
|
|
HARRİER DOĞANLARININ AVCILIĞI
Harrier doğanlarının bacakları orta (tarsal)
eklemlerinden her iki yönde de bükülebilir. Bu
da kuşların kayalıkların veya ormanların en elverişsiz
yerlerinde bulunan ve ana avları olan kertenkele,
kurbağa ve başka kuşların yumurtalarını daha kolay
avlamalarını sağlar. Bu doğanlar yiyecek ararlarken
en alışılmadık pozisyonlara girerler ve geçişi
mümkün olmayan bir ağaç deliğine ulaşabilmek için
baş aşağı asılı bile durabilirler.
Martyn Bramwell, Birds, The Aerial
Hunters, s.10-15
|
|
SU ÇULLUĞU
Uzun gagalı su çulluğu bir kıyı kuşudur.
Yerden havalanırken çok süratli hareket eder ve
zikzaklar çizer. Sığ bataklıklarda bulduğu larva
ve kurtçuklarla beslenir. Su çulluğunun gagası
yiyecek aramak için son derece uygun bir yapıdadır.
Bu işlemi yaparken uzun gagasını toprağa daldırıp
bir dikiş makinası hızıyla bir aşağı bir yukarı
hareket ettirerek larva ve kurtçukları süratli
bir şekilde toplar.
Murat Yarar, Kuşlar ve Cennetleri,
s.105
|
|
MARTI GAGALARINDAKİ FARKLILIKLAR
 Martı
türü kuşlarda gaganın biçimi beslenme özelliklerine
bağlı olarak türden türe değişiklikgösterir. Örneğin
martıların ve özellikle yırtıcı martıların kanca
uçlu gagaları, yakalayıp koparmaya elverişlidir.
Bazı türlerin, örneğin Atlas Okyanusu kıyılarında
yaşayan denizpapağanı ile aksumru denen kuşların
gagası birkaç balık taşırken, dalıp yeniden balık
avlayabilecekleri bir yapıya sahiptir. Bu takımın
üyelerinin ilginç bir özelliği de tuzlu su içebilmeleridir.
Kanlarındaki iyon dengesini böbrekleri ve gözlerinin
üstündeki oyuklarda bulunan özel tuz bezleri sağlar.
Bu bezler tuzlu salgıyı burun deliklerine açılan
bir kanala boşaltırlar. Görüldüğü gibi Allah aynı
türdeki kuşlar arasında yarattığı çeşitli özelliklerle
bizlere eşi benzeri olmayan yaratma sanatını tanıtmaktadır.
Ana Britannica Ans., 8. Cilt,
s.12
|
|
YARASA KULAKLI TİLKİLER
Tilkiler değişik
iklim koşullarında yaşayabilen canlılardır. Allah
tüm canlılar gibi onları da bulundukları ortama
uygun özelliklerle donatmıştır. Örneğin Afrika'nın
yarasa kulaklı tilkisinin son derece büyük kulakları
vardır. Bu tilkiyi ilginç kılan özelliği; termitler,
gübre böcekleri ve onların larvalarıyla beslenmesidir.
Yarasa kulaklı tilkilerin kulakları, larvaların
kemirme sesini bile hemen tespit edebilecekleri
kadar hassastır. Tilkilerin en küçüğü olan krem
renkli Fennec tilkisi de çok büyük kulaklara sahiptir.
Bu tilkiler Afrika ve Arabistan'ın kumlu çöllerinde
yaşarlar. Geniş kulakları sadece avlarının yerini
tespit etmekle kalmaz. Aynı zamanda fazla ısınmayı
önleyen bir "radyatör" gibi işlev görerek
hayvanın serin kalmasını da sağlar. Kutup tilkilerinin
kulakları ise tersine küçük ve yuvarlaktır. Hayvanın
burnu da tipik tilkilerde olduğundan daha kısadır.
Kışlık bir manto gibi olan, kalın kürkleri kısa
burunlu kutup tilkilerini soğuğa karşı korur.
Bu kürk sıcaklık çok fazla düşene kadar hayvanın
vücut sıcaklığını muhafaza eder.
|
|
BALIKÇILLARIN İLGİNÇ AVLANMA
YÖNTEMLERİ
Balıkla beslenen
ve leyleksiler olarak adlandırılan kuşlar arasında
çok ilginç avlanma yöntemlerine rastlanır. Büyük
balıkçıllardan bazıları suda uzun süre hareketsiz
durup avın gelmesini bekler ve yanına bir balık
yaklaştığı anda uzun boynunu hızla ileri doğru
fırlatarak hayvanı yakalar. Bazıları ise sığ sularda
hızlı hızlı yürüyerek ya da ayaklarıyla suyun
dibini karıştırarak avını arar.
Ana Britannica Ansiklopedisi,
8. Cilt, s.10
|
|
BENEKLİ BAYKUŞ
Göz benzeri benekleri olan baykuşun
(Glaucidium perlatum) başının arkasında belirgin
gözleri bulunan taklit bir yüz bulunur. Baykuşa
özel olarak verilmiş olan bu taklit yüz, arkadan
gelen düşmanları caydırıp uzaklaştırmak içindir.
Prof. Peter JB Slater,The Encyclopedia
of Animal Behaviour, s.62
|
|
KUĞULARIN YUMURTALARINA OLAN
DÜŞKÜNLÜĞÜ
Kuğuların trumpeter türü, gelişmekte
olan yumurtalarının sıcak kalmalarını sağlamak
için, yumurtaların üzerine otururlar. Sadece zaman
zaman ayağa kalkarak yumurtaları çevirirler. Böylece
ısının her yere eşit dağılmasını sağlamış olurlar.
Kuşkusuz ki yumurtalarının nasıl bir bakıma ihtiyaçları
olacağını kuğulara ilham eden Allah'tır.
Nat. Geo. Society, How Animals Care for Their
Babies, sf.6
|
|
KUŞLARIN BENZERSİZ YUVALARI

Flamingolar yumurtalarını sudan
uzakta tutabilmek için volkan tipi tepeler inşa
ederlerken, guguk kuşları ise yuva kurmazlar çünkü
başkalarının yuvalarını kullanırlar. Bazı papağanlar
ve tropik ağaçkakanlar termit tepelerinin yanına
yuvalarını inşa ederler. Birçok tropik muhabbet
kuşuysa yuvalarını karıncaların ya da eşekarılarının
yakınına kurarlar. Küçük bal emiciler her zaman
büyük örümceklerin yanına yuva kurarlar. Avustralya'da
yaşayan Rosella papağanının yuvası her zaman tırtıl
ve sinek larvası içerir. Çünkü bu canlılar yuvadaki
artıklarla beslenerek yuvanın temiz kalmasını sağlarlar.
Dr. Z. Veselovsky, Are Animals Different?, s.107
|
|
KOKARCALARIN SAVUNMA YÖNTEMLERİ
Kokarcaların savunma yöntemleri son
derece ilginçtir. Vücutlarında bulunan iki bezden
düşmanın bulunduğu yöne doğru bir sıvı püskürterek
kendilerini korurlar. Kokarca bu tehlikeli sıvıyı
püskürtmek için düşmanın yüzüne doğru yönelir
ve bu sıvı derinin şiddetli tahrişine, hatta bazen
de geçici körlüğe sebep olur. Sıvının dayanılamayacak
kadar kötü ve kalıcı bir kokusu vardır, ayrıca
sülfür bileşikleri de içerir. Çok etkili bir savunma
yöntemi olan bu sıvı sayesinde kokarcalar düşmanlarından
gizlenmeye gerek duymazlar. Bunun yerine düşmanlara
uyarı niteliğinde bir gösteri yaparlar. Çok belirgin
olan siyah-beyaz renkleri bir düşmanı alt etmek
için genellikle yeterli olur. Kokarca sadece son
çare olarak kokulu spreyi ile ateş eder. Son derece
etkili ve kokarca için çok önemli olan bu savunma
sistemini yaratan hiç kuşkusuz ki Allah'tır.
Christopher O'Toole & John
Stidworth,The Hunters, s. 54-55
|
|
BENEKLİ KOKARCANIN YETENEĞİ
Benekli kokarcanın davetsiz
misafirlerine gözdağı vermek için kullandığı, diğer
türlerde pek alışık olunmayan bir koku bırakma yöntemi
vardır. Bu kokarca türü, bir elinin üzerinde ayağa
kalkar ve daha sonra arkasında bulunan bezden kötü
kokan sıvısını düşmanına doğru çok süratli bir şekilde
püskürtür.
Tonny Seddon, Animal Movement,
s.39
|
|
KANGURU FARELERİ
Çöl hayvanlarından olan kanguru faresinin
kuyruğu vücudundan üç kat daha uzundur. Hayvan
kuyruğunu bir dümen gibi kullanarak sıçrarken
aynı zamanda yönünü değiştirebilir. Hatta havada
sıçrarken 90 derecelik bir dönüş bile yapabilir.
Tonny Seddon, Animal Movement,
s.27
|
|
Gökleri ve yeri bir örnek edinmeksizin
yaratandır. O'nun nasıl bir çocuğu olabilir? O'nun
bir eşi (zevcesi) yoktur. O, her şeyi yaratmıştır.
O, her şeyi bilendir. İşte Rabbiniz olan
Allah budur. O'ndan başka ilah yoktur. Her şeyin
yaratıcısıdır, öyleyse O'na kulluk edin. O, her
şeyin üstünde bir vekildir. (Enam Suresi,
101-102)
|
|
YAYINBALIKLARININ HASSAS BIYIKLARI
Yayınbalıklarının ağız çevrelerinde
genellikle üç çift bıyık bulunur. Gövdeleri pürüzsüz
ve pulsuzdur. Yayınbalıklarının çoğu akarsu ve
göllerin dibinde çamurları karıştırıp bıyıklarının
yardımıyla buldukları solucanlarla ve başka canlılarla
beslenirler. Ayrıca ölü hayvanları da yiyerek,
bu sayede suda bulunan organik maddelerin hızla
ayrışmasına yardımcı olurlar ve göllerdeki ekolojik
dengeyi de sağlamış olurlar. Her şeyden haberdar
olan Allah'ın yarattığı bu denge sistemi sayesinde
tüm canlılar ihtiyaçlarına kavuşmuş olurlar.
Britannica Ansiklopedisi,
Cilt 19, s.122
|
|
GAZELLERDEKİ KUSURSUZ SOĞUTMA
SİSTEMİ
 Soğutma sistemlerini ilk
keşfedenler insanlar değildir. Sıcakkanlı her
canlı, ısı kontrolü için birçok mekanizmaya sahiptir.
Afrika'nın hızlı koşan gazeli, sık sık düşmanlarından
kaçmak için koşmak zorunda kalır. Bu sürat koşusu
gazelin vücut ısısını yükseltir. Fakat gazelin
hayatta kalabilmesi için beyninin vücudundan daha
serin tutulması gerekir.
Gazel beynini serin
tutmak için, başının sağ tarafında, kendine has
bir soğutma sistemine sahiptir. Gazellerin ve
benzer hayvanların, soluk alma kanallarının ardında
uzanan, büyük kan birikintilerinin içerisinden
yayılan yüzlerce küçük atardamar vardır. Soluklanmış
hava buruna ait bu gölcüğü soğutur, bu yüzden
küçük atardamarların içerisinden geçen kan soğumuş
olur. Sonra küçük atardamarlar kanı beyne taşıyan
tek bir kan damarı içerisinde biraraya gelirler.
Şayet beynin soğutulması için bu sistem olmasaydı
gazel de hayatını devam ettiremezdi.
Lawrence O. Richards, It Couldn't
Just Happen s.108
|
|
PİSİ BALIKLARININ GÖÇÜ
Pisi
balıkları, yeterli miktarda yiyecek buldukları
kumlu deniz tabanlarında yaşayan yassı balıklardır.
Ancak yetişkin pisi balıkları yumurtalarını bu
bölgede bırakacak olurlarsa, akıntılar savunmasız
yumurtaları güvenli yerlerinden uzağa taşıyacaktır.
Bu nedenle pisi balıkları akıntıya karşı yüzerek,
suyun daha derin olduğu başka bir yere doğru göç
ederler. Bu göç sırasında 60 milyon pisi balığının
yumurtlamak üzere toplandığı tahmin edilmektedir.
Güvenlikli sularda yumurtadan çıkan yavru yassı
balıklar deniz yüzeyinde kalarak bir ay kadar
beslenirler ve gelişirler. Bir ayın sonunda akıntıyla
beraber sürüklenerek beslenme bölgesine geri gelirler.
Bu süre içinde yavru pisi balıkları ebeveynlerine
benzeyen balıklar haline gelmişlerdir. Onlar da
büyük balıklar gibi su dibine inerler ve orada
yaşamlarını sürdürürler.
Gelişim Hayvanlar Ansiklopedisi,
21 Aralık 1981, Cilt:4
|
|
DENİZ KUŞLARI PETRELLER
Deniz kuşları çok küçük canlılar
olmalarına rağmen Allah'ın onlara verdiği özellikler
sayesinde uzun bir yolculuğu büyük bir kolaylık
içinde yaparlar. Uzun kanatlı bir çeşit deniz
kuşu olan fırtına petrelleri her sene Antarktika
Okyanusu'nun çorak uzak adalarında yavruladıktan
sonra ekvatorun kuzeyine doğru uçarak, Gulf Stream
akıntısının başladığı bölgeye ulaşırlar. Nisan
ayının ortalarına gelindiğinde Kuzey Atlantik'teki
en uzak kıyıya ulaşırlar. Bu sırada sular da ısınmıştır.
Böylece petreller bir yandan Antarktika'nın çetin
kışından kaçarken bir yandan da hem Kuzey hem
Güney yarım kürelerde yılın en sıcak zamanlarından
faydalanmış olurlar. Bu, fırtına petrellerinin,
senede iki kez 16.000 km kadar uçmaları demektedir.
Bunun yanı sıra yolculuklarının büyük bir kısmında
karayı görmezler. Fırtına petrelleri okyanus yüzeyini
hem dinlenme alanı hem de besin kaynağı olarak
kullandıkları için yavrulama zamanı haricinde
karaya hemen hemen hiç inmezler. Okyanuslarda
bulunan bu tür küçük kuşlar, küçük fakat kuvvetli
olan ayaklarını kanat ve kürek gibi kullanarak
rüzgara ve suya karşı koyarlar.
N.J.Berril, The Life of the Ocean,
s.10-11
|
|
ERKEK ÖRDEKLERİN PARLAK TÜYLERİ 
Erkek ördekler her zaman dişi ördeklerden
daha parlak tüylere sahiptirler. Yuvasında kuluçkaya
yatmış dişiler için bu önemli bir korumadır. Çünkü
soluk renkleri sayesinde düşmanları onları göremediği
için dişiler yuvalarında daha güvenlikte olurlar.
Dişilerdeki ortama uygun soluk renkler ve kamuflaj
şekilleri onları yakın mesafede bile görebilmeyi
oldukça zorlaştırır. Erkek ördekler de yuva yapan
dişilerini korumak için parlak renkli tüylerini
kullanarak düşmanların dikkatini üzerlerine çekerler.
Bir düşman yuvanın yakınına geldiğinde erkek hemen
havalanarak, çok fazla gürültü yapar ve düşmanı
yuvadan uzaklaştırabilmek için elinden gelen tüm
çabayı sarfeder.
Göklerin ve yerin yaratılması
ile onlarda her canlıdan türetip-yayması O'nun
ayetlerindendir. Ve O, dileyeceği zaman onların
hepsini toplamaya güç yetirendir. (Şura Suresi,
29)
Zoobooks, Ağustos 1998, s.5
|
|
BECERİKLİ YAVRULAR
Dağ keçilerinin yavruları doğduklarında
hem görebilir hem de işitebilirler. Ayrıca tüyleri
de uzundur. Bunlar, doğar doğmaz annesi ile hareket
etmeye başlayan dağ keçisi yavruları için önemli
özelliklerdir. Çünkü keçiler doğumlarından birkaç
saat sonra, annelerini takip ederek dik yamaçlardan
inmek zorundadırlar.
National Geographic Society, How
Animals Care for Their
Babies, s.8
|
|
ÇEKİRGE KUŞLARI
Afrika'da yaşayan çekirge
kuşu (sığırcık) türlerinden biri olan bu kuşun
yuvası top şeklindedir. Yuvasını genellikle dikenli
dalların arasına yapar. Düşmanlarını uzak tutmak
için de yuvasının dışına dikenler yerleştirir.
Dikenleri yuvasına yerleştirmeyi akleden elbette
ki kuşun kendisi değildir. Allah, diğer bütün
canlılarda olduğu gibi çekirge kuşuna da kendisini
koruyabileceği yuvalar yapmayı ilham etmektedir.
Ranger Rick, Aralık 1993, s.21
|
|
| |
|
|
| |