ALLAH'IN GÜZELLİKLERİNDEN
BİR DEMET
-3-
|
|
GÖÇ EDEN KUŞLARIN KULLANDIKLARI
TEKNİKLER
Pek çok kuş türü her yıl
iyi besin kaynaklarına, yumurtlayacak ve yavrularını
büyütebilecek uygun bölgelere ulaşabilmek için
binlerce kilometre yolculuk eder. Uzun mesafe
uçuşlarını, birçok su kuşu başarıyla gerçekleştirir.
Uçarken aynı zamanda öterek ve farklı sesler çıkararak
birbirleriyle konuşurlar. Bu, ne kadar kalabalık
olursa olsun, gecenin karanlığında bile, sürünün
bütün üyelerini birlikte tutabilmeyi sağlamaktadır.
Sürünün her üyesi diğerlerinin bulunduğu yerleri
bilirler. Su kuşlarının, nerede olduklarını anlamak
için gökyüzündeki güneşi kullandıkları tahmin
edilmektedir. Gidecekleri yere yaklaştıklarında
kullandıkları işaretler değişir ve son kilometrelerde
kendileri için tespit ettikleri bazı işaretleri
kullanabilirler. Bu sizin evinizin yolunu bulmak
için caddeleri ve binaları kullanmanıza benzer.
Bu işlem için su kuşları nehirleri, dağları ve
diğer doğal işaretleri kullanırlar. Bazı su kuşları
göç süresince gece-gündüz hiç durmadan uçabilirler.
Zoobooks, Ağustos 1998, s.5
|
|
KUŞLARIN GÖÇ YOLLARI
Su kuşları göç
ederken özel rotalar kullanırlar. Ki bunlar uçuş
yolları adı verilen gökyüzündeki ana yollardır.
Alttaki resimde de görüldüğü gibi, sadece Kuzey
Amerika'da kuşların kullandıkları başlıca 4 tane
uçuş yolu vardır. Her su kuşunun kendine ait bir
rotası vardır. Farklı su kuşu grupları farklı
rotaları kullanarak göç ederler. Bu kuşlar her
sene ilkbaharda kuzeye, sonbaharda ise güneye
uçmak için aynı yolları izlemektedirler. Burada
şaşırtıcı olan bu yolların hiçbir zaman değişmemesidir.
Öyle ki uçuş yollarının bir kısmı hayret verecek
şekilde çok uzun zamandır -1 milyondan fazla yıldır-
su kuşları tarafından kullanılmaktadır. Sadece
kuşların göç yollarında görüldüğü gibi bütün örnekler
bizi kuşların Allah'ın ilhamıyla hareket ettikleri
gerçeğine götürür.
Doğrusu biz dağlara boyun
eğdirdik, akşam ve sabah kendisiyle birlikte (Allah'ı)
tesbih ederlerdi. Ve toplanıp gelen kuşları da.
Hepsi onunla (Allah'ı tesbih etmede uyum içinde)
yönelip-dönmekte olanlar idi. (Sad
Suresi / 18-19)
Zoobooks, Ağustos 1998, s.5
|
|
DALGIÇ BOOBY KUŞLARI
Deniz kuşu türlerinden biri olan yüksekten-dalan
boobylerin geniş ve perdeli ayakları denizin yüzeyinde
veya altında yüzmek için özel olarak Allah tarafından
yaratılmıştır. Boobyler aynı zamanda da çok iyi
birer dalgıçtırlar. Gagalarıyla balık yakalamak
için denize dalarlar ve çoğunlukla belli bir süre
ortaya çıkmadan denizin altında kalarak çok uzun
bir mesafe yüzerler.
N.J.Berril, The Life of the Ocean,
s.16-17
|
|
PANDA VE SLOTHLAR 
Bitkilerin, kendilerine saldıran
hayvanlara karşı çok değişik savunma yöntemleri
vardır. Örneğin bazı bitkiler, tembel hayvan (sloth)
ve pandalar gibi yapraklarını yiyen hayvanlara
bir tepki olarak çeşitli kimyasal maddeler üretirler.
Kimyasal madde üreten bitkilerde özellikle yeni
çıkan yaprakların tadı çok kötü olur. Taze sürgünler
hayvanlar için çok cazip birer yiyecektirler.
Ama bu cazibeye kapılıp da yeni çıkmış yaprakları
yemeye çalışan hayvanlar için bu kötü tad oldukça
caydırıcıdır Bir bitki kendi kendine hayvanların
hoşuna gitmeyecek, onları caydıracak bir zehir
üretebilir mi? Elbette ki üretemez, bitkilere
bu özellik Allah tarafından verilmiştir.
Robert. R. Halpern, Green Planet
Rescue, s.13
|
|
SEKRETER KUŞLARI
Sekreter kuşları
sadece Afrika'da yaşarlar. Ağaçlarda ve çok yükseklerde
yaptıkları yuvalarını yaprak, ot ve tüylerle döşerler
ve bu malzemeleri her yıl yenilerler. Sekreter
kuşları daha çok yılanla beslenirler ve çok ilgi
çekici bir yöntemle yılan avlarlar. Bir yılanla
karşılaşan sekreter kuşu gagasını kullanmadan
pençeleriyle saldırır ve avını pençe vuruşlarıyla
öldürmeye çalışır. Karşılaştığı yılan zehirli
bir tür ise, sekreter kuşu, kanatları aracığılıyla
onu kendisinden uzak tutar ve yılanın zehirini
boşaltması için birkaç tüyünü yılana yutturmaya
çalışır. Bunu başarırsa, yılan zehirini kuşu etkilemeyecek
bir yere boşaltmış olur. Sekreter kuşu, zehirinin
büyük bölümünü boşalttığı için artık eskisi kadar
tehlikeli olmayan yılana pençeleriyle saldırır.
Sekreter kuşunun pençelerinin yüzeyi çok az damarlı
olduğu için yılan ısırsa bile, kuş zarar görmez.
Son derece ilginç bir beslenme şekline sahip olan
ve çok isabetli bir yöntemle yılanı alt eden sekreter
kuşlarına bütün bunlar Allah tarafından ilham
edilmektedir.
Gelişim Hayvanlar Ansiklopedisi,
21 Aralık 1981, Cilt:4, s.901
|
|
OKALİPTÜS AĞAÇLARI VE KOALALAR
Bir koalanın
vücudu, okaliptüs ağaçlarına tırmanabileceği ve
okaliptus yapraklarını yiyebileceği şekilde yaratılmıştır.
Gerçekten de, koalalar yaşamak için ihtiyaçları
olan hemen hemen her şeyi okaliptüs yapraklarından
alırlar, çünkü vücutları bu ağaçlar ile tam bir
uyum içindedir. Örneğin okaliptüs yaprakları birçok
memeli için zehirlidir, fakat koalalar onları
rahatlıkla yiyebilirler. Çünkü yapraklardaki zehirli
yağları parçalayabilecek yapıya sahip özel bir
mideleri vardır. Bu yüzden bir koala her gün yaklaşık
olarak 1 kg zehirli yaprağı hiçbir problem yaşamadan
yiyebilir. Ayrıca koalalar ihtiyaçları olan suyun
büyük bir kısmını da okaliptus yapraklarını yiyerek
alırlar. Yılın belli zamanlarında okaliptüs yapraklarının
üçte ikisi su taşır. Bu yüzden bir koala sadece
yaprakları yiyerek, aylarca sıvı almadan yaşayabilir.
Okaliptüs ağaçlarının tepeleri oldukça rüzgarlıdır.
Bu yüzden koalaların sıcak kalabilmeleri için
sırtlarında çok kalın bir kürkleri vardır. Zehirli
bir bitki ile bir hayvan arasındaki bu uyum bize
koalaların ve okaliptüslerin aynı yaratıcı tarafından
yaratıldıklarını gösterir. Yarattığı her şeyi
kusursuz yapan bu yaratıcı hiç kuşkusuz ki tüm
alemlerin Rabbi olan Allah'tır.
Zoobooks, Temmuz 1998, s.5
|
|
TİMSAHLARIN YUVALARI
Sürüngenlerin
sadece yumurtalarını bir yere bıraktığı ve yavruların
kendi kendilerine kuluçkadan çıktıkları zannedilebilir.
Oysa bu doğru değildir. Örneğin anne timsahlar,
yumurtalarından çıkmadan önceki ve daha sonraki
birkaç aylık süre boyunca yavrularına çok fazla
koruma sağlarlar. Bütün timsahlar farklı türlerde
yuvalar yaparlar, fakat amaçları aynıdır; yavrularını
yumurtadan çıkana kadar güvenlikli bir yerde tutabilmek…
Timsahlar genellikle yerde derin bir oyuk açarak
yuva yaparlar. Yaklaşık 50 yumurtayı dikkatli
bir şekilde iki ya da üç tabakanın üzerine yerleştirirler.
Daha sonra yumurtaları sıcak tutabilmek için üzerlerini
kumla örterler. Yer, çok ısınmaya başladığında
dişi timsah yuvaya su sıçratmaya ya da serinliği
sağlayabilmek için yuvanın üstüne çimen yerleştirmeye
başlar. Ayrıca anne timsah gerektiğinde yavruların
yumurtaların kabuğunu kırabilmelerine yardımcı
olabilmek için dişlerini kullanır.
Zoobooks, Eylül 1995, s.12
|
|
YAVRU TİMSAHLAR
 Bazı timsah türleri yuvalarını toprağın
üzerine yaparlar. Bu yuvalarda malzeme olarak
kimi zaman yapraklarıkimi zaman dalları, kimi
zamansa çamuru kullanırlar. Bu malzemeleri topladıktan
sonra anne timsah yaklaşık 2 m. genişliğinde,
1 m. yüksekliğinde bir yığının içerisine yumurtalarını
yerleştirir, sonra da üzerlerini kapatır. Yapraklar
ve dallar çürüdükçe yumurtaları sıcak tutabilmek
için onlara yeterli ısıyı sağlar. Anne timsahlar
genellikle yumurtaları koruyabilmek için yuvanın
yakınında kalırlar. Annelerinin koruması altında
olan yavru timsahların, burunlarının ucunda yumurtalarının
kabuklarını kırabilmelerine yardımcı olacak sivri
uçlu dişleri vardır. Yumurtadan çıkar çıkmaz,
bu diş hemen dökülür.
Zoobooks, Eylül 1995, s.13
|
|
UZUN KUYRUKLU KOATİLER
Allah hem bildiğimiz
hem de bilmediğimiz canlılara verdiği özelliklerle
bizlere Kendisini tanıtır. Alışık olmadığımız
canlılardan olan ‘koati'ler, uzun kuyrukları olan
rakun benzeri canlılardır. Bu akıllı hayvanlar
Amerika'nın güneybatısında, Meksika'da, Orta ve
Güney Amerika'da yaşamaktadırlar. Koatiler zamanlarını
genellikle ağaçlarda geçirirler. Dişilerden oluşan
koati grupları ağaçlarda yaptıkları yuvalarda
birlikte yaşarlar ve yavrularını yetiştirebilmek
için birbirlerine yardım ederler. Koatiler'de
erkekler yalnız yaşarlar. İlginç bir vücut yapıları
olan koatiler tırmanırken dengelerini sağlamalarına
yarayan ve çubuğa benzeyen uzun kuyruklara sahiptirler.
Bundan başka orman içinde hareket ederlerken birbirleriyle
iletişimlerini sağlayacak yüksek perdeli sesler
çıkarırlar.
Christopher O'Toole&John Stidworthy,
Mammals, The Hunters, s.42-43
|
|
BÖCEKLERİN GÜÇLÜ KANATLARI
Bütün böceklerin
kanatlarında damarları vardır. Bir böcek yetişkinliğe
ulaştığında kan taşımaya başlar. Fakat daha sonra
damarlar sertleşir ve bu damarlar böceğin kanatlarını
da bir uçurtmanın çerçevesi gibi sertleştirir.
Pek çok böcek kanatlarını inanılmayacak kadar
hızlı çırpar. İnsan gözünün böcek kanatlarındaki
hareketin hızını takip etmesi imkansızdır. Örneğin
yabanarıları, balarıları ve sinekler kanatlarını
bir göz açıp kapama kadar kısa bir süre olan "bir
saniye"de yaklaşık olarak 200 kere çırparlar.
Sivrisineklerse bir saniyede 1000 kere kanat çırparlar.
Eğer kanatlardaki bu damarlar olmasaydı böceklerin
kanatları parçalara ayrılarak kopabilirdi. Görüldüğü
gibi böcek kanatlarında son derece özel ve benzersiz
bir tasarım ve akıl vardır. Bu aklın sahibi de
hiç kuşkusuz her şeyi en ince detayına kadar planlayan
Allah'tır .
Ranger Rick, Eylül 1997, s.8
|
|
MÜREKKEP BALIKLARININ
KAMUFLAJI
 Mürekkep balığı korkutulduğunda kollarını
kullanarak tamamen kumun altına gömülene kadar
vücudunun üzerine kum atar. Tehlike geçene kadar
da orada kalır.
Ranger Rick, Eylül 1997, s.24
|
|
HERMİT YENGEÇLERİNİN
SAVUNMA TAKTİKLERİ
Birçok
okyanus yaratığı, okyanus ortamındaki ekolojik
dengenin bozulmamasında ve temizliğinin sağlanmasında
önemli bir rol oynar. Hermit yengeçleri, deniz
salatalıkları, tüylü yıldızlar, temizlikçi karidesler
gibi bazı hayvanlar, denizdeki kaynakları yeniden
işleyip kullanılır hale getirirler. Bu canlılardan
Hermit yengeçleri, birçok yengeçten farklı özelliklere
sahiptirler. Örneğin kendilerini düşmanlarından
koruyabilecekleri sert kabukları yoktur. Bunun
yerine boş bir deniz kabuğundan koruyucu bir örtü
oluştururlar. Daha önce bir deniz salyangozunun
evi olan bu kabuğun, yengece uyumlu olabilmesi
için dikkatli bir şekilde seçilmesi gerekir. Yengeç
büyüdükçe ihtiyaç duyduğu kabuğun boyutu da büyüyecektir.
Bu yüzden yengeç kendi kabuğu büyümeden önce yeni
bir kabuk arayışına başlar. Yenisini bulduğunda
hızlı bir şekilde eski kabuğundan yenisine geçer.
Başka hiçbir savunması olmayan bir yengecin başka
bir kabuk kullanarak kendisini korumayı akletmesi
imkansızdır, böyle bir şeyi yengeç başkasından
da öğrenmiş olamaz. Yeryüzündeki diğer bütün canlılar
gibi Hermit yengeçleri de yaratmada hiçbir ortağı
olmayan Allah tarafından yaratılmışlardır.
The Cousteau Society, DolphinLog,
Kasım1990, s.4
|
|
KUŞ YUVALARI
  Farklı
türlerde kuşlar, farklı yuvalar kurarlar. Dokumacı
kuşlar ve uzun kuyruklu baştankaralar aşağı doğru
asılı duran özenle hazırlanmış yuvalara sahiplerdir.
Fakat kumru-güvercinlerin yuvaları birkaç daldan
oluşan bir platformdan ibarettir. Bazı türler
ise yuvalarını çiçeklerle dekore ederler, yılan
derisi veya yeşil yapraklar atarak süslerler.
Bir kısmı da karanlık yarıklarda yuvalar kurarlar.
Dr. Z. Veselovsky, Are Animals
Different?, s.106
|
|
İSKELE KUŞLARI (YALIÇAPKINLARI)
Doğadaki
canlılarda çok büyük bir çeşitlilik hakimdir.
Alemlerin Rabbi olan Allah, yaratma sanatındaki
benzersizliği bize bu çeşitlilikle göstermektedir.
Örneğin iskele kuşlarının farklı türlerinin, kendi
avlanma biçimlerine uygun gaga yapıları vardır.
En garip görünümlü türlerden biri Yeni Gine'nin
kürek-gagalı iskele kuşudur. Toprağı kazarak solucanları
bulabilmesi için, kazma gibi kullandığı kısa,
geniş, koni şekilli gagalara sahiptir. Balık avcıları
olan iskele kuşlarında ise uzun, sivri, hançer
şekilli, yanlardan yassı görünümü olan gagalar
vardır. Böceklerle, sürüngenlerle, yengeçlerle
ve diğer avlarla beslenen türler ise genellikle
geniş, yukarıdan aşağı doğru düzleşen gagalara
sahiplerdir. İskele kuşları genellikle nehir kıyısındaki
ağaç tüneklerinden avlanırlar. Çeşitli küçük balıkları
alırlar ve onları yemek üzere tüneğine taşırlar.
Birçok balığı hiç bekletmeden hemen yutarlar fakat
dikenli olanları -dikenli balık (stickleback)
gibileri- önce dala çarparlar. Çünkü bu balıkların
bükülmeyen diken ve yüzgeçleri sadece öldüklerinde
düzleşir.
Martyn Bramwell, Birds, The Aerial
Hunters, s.36-37
|
|
DİKENLİ KARINCA YİYEN
Dikenli karınca yiyen (Tachyglossus
aculeatus), birkaç dakika içinde sadece korunmalı
sırtı açıkta kalacak şekilde kendini kumun altına
gömebilir.
Dr. Z. Veselovsky, Are Animals
Different?, s.35
|
|
YARASA ŞAHİNİ GAGASI
Yarasa şahininin gagası çok ilginç
bir şekilde kancalı ve sivri bir yapıya sahiptir.
Gaganın bu yapısı salyangozları kabuklarından
çekip çıkarmak için kullanılabilecek en mükemmel
alettir.
Martyn Bramwell, Birds, The Aerial
Hunters, s.10-15
|
|
BALIK YUMURTALARI
Bazı balıkların son derece ilginç
yumurtaları ve bazılarının da yumurtalarını son
derece ilginç koruma şekilleri vardır. Örneğin
vatoz balıklarının yumurtalarının her biri keratin
bir kapsül içindedir. Bu kapsüllerin rengi siyahtır
ve her köşesinde boynuz biçimli birer çıkıntı
vardır. Siyam balıkları ise çıkardıkları yapışkan
sümüksü maddenin içine hava üfleyerek, su yüzeyinde
kabarcıklardan oluşan sallar yaparlar. Dişinin
yumurtladığı yumurtayı erkek yakalar, ağzındaki
sümüksü maddeyle kaplar ve suyun üstüne doğru
yüzerek yumurtayı salın altına yerleştirir.
Dr. Maurice Burton, Balıklar,
s.28
|
|
KÜREKÇEKENLER
Allah aynı canlı türünde bile çok
çeşitli detaylar yaratarak, yaratmasındaki örneksiz
sanatını bizlere gösterir. Örneğin yarım kanatlılar
olarak adlandırılan böceklerin denizlerde ve tatlı
suda yaşayan türleri vardır. Bu böceklerin bazılarını
kaplayan ince tüyler gövdelerinin çevresinde ince
bir hava katmanı tutmaya yarar. Böceklerin özellikle
uzun ve kıllı olan bacaklarında oluşan katman
bu canlıların su yüzeyinde hızla dolaşmalarını
sağlar. Yine yarım kanatlılardan olan kahverengi
su akrepleri (Ranatra cinsi) kuyruklarının yakınındaki
bir soluk borusunu periskop gibi kullanırlar ve
bunu suyun yüzeyine çıkararak solunum yaparlar.
İnce uzun gövdeleri suda sürüklenen dal parçasını
andırır. Kürekçi böceklerse (Corixidae familyası)
bacak çiftlerinden birini kürek olarak kullanır.
Bu bacak çifti öbürlerinden daha uzun ve kıllıdır.
Suyun yüzeyinden ayrılırken soluyacağı havayı
kanatlarının altında taşır. Bazı kürekçi böcek
türleri yarım kanatlıların en iri üyeleri arasında
yer alır.
Temel Britannica Ansiklopedisi,
Cilt 19, s.108
|
|
DENİZŞAKAYIKLARI 
Denizşakayıkları denizgülleri olarak
da bilinir. Silindir biçimindeki gövdeleri bazı
türlerde kalın ve kısa, bazılarında ise ince ve
uzundur. Gövdelerinin üst ucunda bulunan ağızları,
genellikle renkli çiçek yapraklarını andıran dokunaçlarla
çevrilidir. Denizşakayıkları bu dokunaçlarındaki
yakıcı kapsüllerle avladıkları balık ve öbür deniz
hayvanlarıyla ya da mikroorganizmalarla beslenirler.
Genellikle sarı, yeşil ve mavi renklere sahip
olan denizşakayıkları, gövdelerinin alt ucundaki
ayak diskleriyle kaya, iskele kazığı, deniz kabuğu
ya da bir yengecin sırtı gibi sert yüzeylere bağlanarak
yaşarlar. Genellikle de çok az hareket ederler.
Fazla hareket kabiliyeti olmayan bu canlıların
kendilerini korumak için özel bir savunma sistemine
ihtiyaçları vardır. Çünkü denizşakayıklarının
koruyucu dış iskeletleri yoktur. Bunun yerine
şakayıklar gövdelerini dıştan olduğu gibi saracak
boynuzsu bir madde salgılayarak, bu yapışkan maddeyle
kum tanelerini ya da deniz kabuğu parçalarını
birleştirerek kendilerine koruyucu bir kılıf yapabilirler.
Görüldüğü gibi Allah her canlı için çok farklı
güzellikler yaratmıştır. Allah'ın eşsiz yaratmasının
örnekleri görebilenler için her yerde sergilenmektedir.
Ana Britannica Ansiklopedisi,
10. Cilt, s.30
|
|
| |
|
|
|
|