|
GİRİŞ
İnsan, düşünebilen ve düşündükleriyle bir sonuca ulaşabilen,
bilinç sahibi bir varlıktır. Yeryüzünde yaşayan başka
hiçbir canlı bu yeteneklere sahip değildir. Buna karşın
yeryüzündeki canlıların hepsi birbirinden ilginç ve
şaşırtıcı pek çok yeteneğe sahiplerdir. Üstelik insan,
bu yeteneklerin birçoğundan mahrumdur. Canlılardaki
olağanüstü avlanma metodları, çeşit çeşit üreme şekilleri,
yavrularını koruyup kollamada gösterdikleri özen, yaşadıkları
ortama mükemmel bir uyum gösteren vücut mekanizmaları…
Peki insanların bile birçoğuna sahip olamadığı bu yetenekler,
düşünme kabiliyetinden yoksun, bir bilinci dahi olmayan
bu canlılarda nasıl meydana gelmiştir? Onlara bu yetenekleri
kim vermiştir?
Bunları tesadüflerle açıklamak, kendiliğinden zaman
içinde oluşmuş demek mümkün değildir. Rasgele tesadüflerin,
yeryüzündeki milyonlarca canlı türüne etki etmesi ve
onları birbirinden üstün özelliklerle donatması imkansızdır.
Bu, apaçık bir gerçektir. Aksini iddia etmek ise aklın
ve mantığın sınırlarını aşmak olur. Bunu, yalnızca çevresindeki
canlıları gözlemleyerek biraz düşünen bir insan rahatlıkla
anlayabilir. Ama ne ilginçtir ki, bu "biraz düşünme"yi
yapmayan, aklın ve mantığın sınırlarını kesin olarak
aşan bir grup insan vardır. Bu insanlar yeryüzünde var
olan tüm canlıların tesadüflerin bir eseri olduğunu
iddia ederler.
İşte son derece akıl dışı bir tutum içinde bulunan
bu grup, evrimcilerdir. Evrimcilerin mantık bozukluklarını,
bilimsel ve ideolojik yöndeki hezimetlerini bu kitabın
son bölümünde inceleyeceğiz. Ancak bundan önce şunu
belirtmekte fayda vardır: İlerleyen sayfalarda bazı
yeteneklerini, sahip oldukları mucizevi tasarımları
inceleyeceğimiz canlılar, yeryüzünde yaşayan canlıların
çok çok küçük bir kısmıdır. Milyonlarca, milyarlarcaçeşit
içinden seçilmiş yalnızca onlarca örnektirler. Ama bu
canlıların tek bir tanesi dahi, herşeyin tesadüfen var
olduğunu iddia eden evrim teorisini çıkmaza sokmak için
yeterlidir.
Ve şunu da özellikle vurgulamak gerekir: Yine söz konusu
canlıların tek bir tanesi dahi yeryüzündeki kusursuz
yaratılışın apaçık bir delilidir. Tüm canlılar kendilerini
yaratan Allah’ın sonsuz ilminin, kusursuz yaratışının,
üstün aklının ve kudretinin delilleridir. Bu yüzden
insan yeryüzünün neresine giderse gitsin Yaratılış Gerçeği’nin
sayısız örnekleri ile karşı karşıya kalacaktır. İster
bulunduğu yerden şöyle bir etrafına göz gezdirsin, ister
binlerce metre yükseklikteki dağlara ulaşsın, isterse
okyanusların derinliklerini incelesin… Allah gördüklerini
görmezlikten gelmeyen ve bunlar üzerinde düşünen kulları
için yeryüzünün her santimetrekaresinde ihtişamlı bir
sanat sergilemektedir. Kuran’da bu gerçek şöyle haber
verilmiştir:
Şüphesiz, mü'minler için göklerde ve
yerde ayetler vardır. Sizin yaratılışınızda ve türetip-yaydığı
canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler
vardır. (Casiye Suresi, 3-4)
Başta da belirttiğimiz gibi bu gerçeği düşünüp görebilme
yeteneğini Allah tüm insanlara vermiştir. Ancak insanların
çok az bir kısmı buna ihtiyaç duyar. Büyük bir çoğunluk
ise "akletmez bir topluluk" olarak yaşarlar.
Allah bu iki grup arasındaki farkı da şöyle bildirmiştir:
Kör olanla (basiretle) gören bir değildir;
Karanlıklarla aydınlık, Gölge ile sıcaklık da. Diri
olanlarla ölüler de bir değildir. Gerçekten Allah, dilediğine
işittirir; sen ise kabirlerde olanlara işittirecek değilsin.
Sen, yalnızca bir uyarıcısın. (Fatır Suresi, 19-23)
Bu kitap, bilinç sahibi insanlara bir çağrı ve uyarı
niteliğindedir. İlerleyen sayfalarda verilen örnekler
üzerinde düşünüp Allah’ın sonsuz kudretini takdir edebilme
konusunda bir çağrı… Ve dünyadayken bu bilinci göstermeyen,
düşünmeden ve akletmeden yaşamayı tercih eden insanlara
da, Rableri olan Allah’a karşı bu nankörce tutumlarının
kötü bir sonucu olacağına yönelik bir uyarı…
Ki o, Allah'la beraber başka bir ilah
edinmişti. Artık ikiniz, onu en şiddetli olan azabın
içine atın. Onun yakın-dostu (saptırıcı) dedi ki: "Rabbimiz,
ben onu kışkırtıp-azdırdım. Ancak kendisi (haktan) uzak
bir sapıklık içindeydi." (Allah buyurur:) "Benim
huzurumda çekişip-durmayın. Ben size daha önce 'kesin
bir uyarı' göndermiştim." "Huzurumda söz değişikliğe
uğratılmaz ve Ben kullara zulmedici değilim." (Kaf
Suresi, 26-29)
|