ALLAH'IN GÜZELLİKLERİNDEN
BİR DEMET
-4-
|
|
HAMLETLER'İN GÖRÜŞ YETENEKLERİ
Mavi Hamlet, mercanlarda
yaşayan parlak renkli bir balıktır. Başının iki
yanında yer alan ve bedenine göre oldukça büyük
olan gözleri vardır. Gece avlanan mavi hamlet
balığı bu sayede avını hiç zorlanmadan bulabilir.
Gündüz vakitlerinde ise mercan resiflerinin kuytu
köşelerinde düşmanlarından saklanır.
Our Amazing World Of Nature, Its
Marvels & Mysteries Reader's Digest, s. 145
|
|
Göklerde ve yerde
ne varsa Allah'ındır. Andolsun, biz sizden önce
kitap verilenlere ve sizlere: "Allah'tan
korkup-sakının" diye tavsiye ettik. Eğer
inkara saparsanız, şüphesiz, göklerde ve yerde
ne varsa Allah'ındır. Allah, hiç bir şeye ihtiyacı
olmayan, hamd'e layık olandır. 4/131
|
|
ETKİLİ BİR TEDBİR: MİLYARLARCA
YUMURTA
Doğadaki pek çok canlı sayı olarak
çok fazla yumurta bırakır. Örneğin tek bir dişi
Morina balığı bir seferde 6 milyon yumurta yumurtlar.Deniz
tarakları da tek bir yumurtlamada 1 milyar yumurta
üretebilir.
Ve bu üretkenlik özelliklerini deniz
tarakları 30 ya da 40 yıl boyunca sürdürür. Karadaki
böcekler de aynı stratejiyi kullanır. Örneğin
dişi meyve sinekleri her seferde 100'er yumurtalık
kümeler bırakır. Bu kadar çok sayıda yumurta üretimi,
türlerin soylarının korunması için alınmış ek
bir önlemdir. Canlıların tümü kendilerini yaratan
Allah'ın kontrolü altındadır. Allah koruyandır,
gözetendir ve her canlının ihtiyacını en iyi bilendir.
David Attenborough, The Trials
of Life, s. 16
|
|
DAYANIKLI TATARCIK LARVALARI
Nijerya'da yaşayan bazı tatarcıkların
larvaları kayalıklarda bulunan derin olmayan gölcüklerde
yaşar. Kayalık gölcüklerinin suyu çekildiğinde
larvalar da vücutlarındaki suyun %92'sini kaybederek
kurur ama ölmezler.
Bu özellikleri sayesinde larvalar
1000C'den daha yüksek ısılara bile dayanabilir.
Öyle ki, kurumuş larvalar 10 yıl sonra bile suyun
içerisine konulduklarında birkaç saat içinde normal
hayatlarına geri dönebilir. Tatarcıkların vücutlarının
%92'si kurumuşken tekrar yaşama dönebilecek bir
yapıya sahip olmaları, Allah'ın varlığının ve
üstün kudretinin sayısız delilinden yalnızca bir
tanesidir.
Jill Bailey, Anticipating The
Seasons, s. 30
|
|
SÜMSÜK KUŞLARI
 Allah yarattığı tüm canlılara birbirinden farklı özellikler
vermiştir. Örneğin sadece kuşların arasında bile
binlerce farklı çeşitte üreme, yuva yapma, avlanma
ve beslenme şekilleri vardır.
Bu şekillerden tek bir tanesini
incelemek bile Allah'ın sınırsız gücünü görmek
için yeterli olacaktır. Dünyadaki çok sayıdaki
kuş çeşidinden Sümsük kuşlarını ele alalım. Sümsük
kuşları öncelikle çok iyi birer dalıcıdır.
Kanatlarını çırparak ya da süzülerek
uçtukları 30 metre kadar yükseklikten gözlerine
kestirdikleri balıkları avlamak için kanatlarını
kapatır, ok gibi dimdik suya dalar. Ilıman ve
sıcak bölgelerde yaşayan bu kuşlar zamanlarını
büyük ölçüde denizlerde geçirir, kıyılarda ya
da adalarda koloniler halinde ürerler.
Kolonideki yuvalar deniz yosunları
ve çamurdan yapılmıştır. Kuzey yarı kürede yaşayan
Sümsük kuşları bir, Güney yarı kürede yaşayanlarsa
iki tane yumurta bırakırlar. İki aylık olduklarında
erişkinler tarafından yalnız bırakılan yavrular
açlık hissiyle av bulmaya çıkar ve çoğu kez yuvalarından
çıktıklarında hemen uçmaya başlarlar.
Temel Britannica Ansiklopedisi,
Cilt 6, s. 204
|
|
ÇAKIR KUŞU
Çakır kuşu
yırtıcı atmacalardan biridir. Havada süzülürken
800-1000 m. yukarıdan tavşan yavrularını fark
edebilecek kadar keskin gözlere sahiptir. Çok
usta bir avcı olmasına rağmen Çakır kuşunun avlanırken
başarılı olamadığı zamanlar da vardır. Çakır kuşu
tavşan ve diğer memelileri yakalamak için dalışa
geçtiğinde yakınlarında Karakuşlar'ın özellikle
Alkanatlı Karakuşlar'ın bulunması bir dezavantajdır.
Çünkü bu kuşlar acı çığlıklar atarak tavşanlara
Çakır kuşunun geldiğini haber verirler. Bu da
Çakır kuşunun avını kaçırması demektir.
Bilim ve Teknik Dergisi, Ağustos
1986, s. 33
|
|
SPERM BALİNALARI
Sperm balinalarının dişileri ve erkekleri
normal zamanlarda birbirlerinden ayrı yaşar. Tercih
ettikleri sular birbirlerinden tamamen farklıdır.
Dişiler yaşamlarının büyük bir kısmını sıcak iklime
sahip tropikal ve astropikal sularda geçirir,
erkekler ise dev boyutlardaki mürekkep balıklarını
avlamak için Kuzey Kutbu ve Antartika denizlerinin
derinliklerine dalar. Dişilerden üç kat daha ağır
olan erkek balinalar sadece çiftleşmek için tropikal
bölgelere gelir. Erkek Sperm balinaları 20 m.
uzunluğa sahip dev canlılardır. Tüm hayvanlar
içinde en büyük beyne sahiptirler ve beyinleri
şekil ve büyüklük olarak bir basketbol topuna
benzer.
International Wildlife, May/June
1995, s. 8
Sperm balinalarının köşeli alınlarında
ispermeçet adı verilen bir organ bulunur. Kaslar
ve yağ ile çevrilmiş sert ve lifli bir kılıf olan
bu organın görevi, derin dalışlarda canlının kolay
hareket etmesini ve basınç ayarlaması yapmasını
sağlamaktır. Sperm balinalarının su püskürtme
delikleri de başka hiçbir balinada olmayan bir
yerdedir. Balinaların alınlarının ön sol ucunda
bulunan bu delikten çıkan su, her zaman balinanın
solundan 450lik açı ile fışkırır.
Dr. Tony Hare, Animal Fact File,
s.164
|
|
AĞAÇ KURBAĞALARI
Ağaç kurbağalarından Hyla arborea kendi boyutuna
göre çok uzun bacakları olan (yaklaşık olarak
5 cm.) orta büyüklükte bir kurbağadır. Bu kurbağa
gece faaliyet gösterir ve parlak yeşil rengiyle
gün boyunca mükemmel bir kamuflaj örneği sergiler.
Bu sayede düşmanlarına yem olmaktan kurtulur.
Ağaç kurbağaları oldukça çevik, hareketli hayvanlardır.
En ince dallara bile rahatça tırmanabilir, buralarda
hiç zorlanmadan yürüyebilirler.
Küçük Cricket kurbağası ise (Acris
gryllus) Kuzey Amerika'da yaşayan 3 cm. boyunda
bir ağaç kurbağasıdır. Ve kendi boyunun 3 katı
kadar sıçrayabilir. Yapışkan tabanları bu kurbağaların
dallara ve yapraklara tırmanabilmelerini sağlar.
Uzun ince ayak parmakları da böcekleri yakalamaya
çalışırken ağaç dallarını sıkıca kavrayabilmelerine
yardımcı olur. Geceleyin avlanan bu kurbağalar
çok keskin bir görüş gücüne sahiptirler.
Guinnes Books, Remarkable Animals,
A Unique Encyc. of Wildlife Wonders, s. 203
|
|
KLOROFİLSİZ ORKİDELER
Avustralya'daki Rhizenthella gardneri
adlı orkide bütün ömrünü toprak altında geçirir.
Orkidenin gövdesi çok kırılgandır ve ucunda tek
bir çiçek vardır. Gövdesinin etli beyaz ve leylak
renkli bölümünde kırmızı ve pembe renkli çiçekleri
bulunur. Yaprakları ise saydamdır. Fotosentez
yaparak besin üretmesini sağlayan klorofil maddesine
sahip değildir. Bu orkidenin bütün besinini gövdesinin
içine uzantılarını salmış olan bir mantar türü
sağlar. Görüldüğü gibi toprak altında yetişen
bir bitkinin büyüyebilmesi için gerekli olan sistem
özel olarak tasarlanmıştır. Orkide ve mantarın
birarada yaşamasıyla ortaya çıkan bu birliktelik
hiç kuşkusuz ki Allah'ın yaratma sanatının örneklerinden
biridir.
Bilim ve Teknik Dergisi, Şubat
1985, s. 32
|
|
SARI KELEBEK VE ORKİDE ARASINDAKİ
ORTAKLIK
Bir buçuk ayak orkidesinin nektarı
30 cm. kadar derindedir. Nektarı bu kadar derinde
olan bir çiçeğin döllenmesi oldukça zordur. Bu
çiçeklerin nasıl olup da çoğaldıkları sorusunun
cevabını merak eden bilim adamları çeşitli araştırmalar
yapmışlardır. Araştırmaların sonunda bu orkidenin,
kullanmadığı zaman ağzında yumak gibi sarılı duran
25 cm.lik dili olan bir kelebek türü tarafından
döllendiği bulunmuştur. Bu kelebek, ismi "sarı
kelebek" anlamına gelen Xanthropan morgani
predicta'dır.
Bilim ve Teknik Dergisi, Şubat
1985, s. 32
|
|
ANOLLER'İN RENKLİ KESELERİ
Anoller
başları üçgen biçiminde, uzun çeneli bir kertenkele
türüdür. İnce vücutları ve kamçıya benzer kuyrukları
vardır. Ayaklarında ise hem sivri tırnakları hem
de eklemlerinden birinde oluklar şeklinde yapışkan
yastıkçıklar vardır. Anol bunların yardımıyla
dimdik duvarlara bile tırmanabilir. Erkeklerin
boyunlarında ise yassı bir kese bulunur. Bu kese
heyecanlandıkları zaman kaslar yardımıyla genişler.
O zaman deri de gerilir ve pullarının arasındaki
ilginç ve renkli şekiller ortaya çıkar.
Hayvanlar Ans., C.B.P.C Publishing,
Sürüngenler, s. 154
|
|
BOMBUS ARILARI
Bombus,
renkli tüyleri olan, türdeşlerine göre oldukça
iri yapılı ve genelde toprak altında yaşayan bir
yaban arısı türüdür. Bombuslar'ın uzun dilli türleri,
çiçek borusu uzun olan çiçeklerden de çiçek tozu
ve bal özü alabilir. Bu, diğer arılar için oldukça
zor hatta imkansız bir işlemdir. Hatta bazı türler,
bal özüne ulaşabilmek için önce çiçeğin dış kısmını
ısırır ve açtıkları delikten dillerini içeri sokarak
kolayca beslenir.
Bombuslar'ın göğüs bölgesinde tutunma
ve yürümeyi sağlayan üç çift bacakları vardır.
Bu bacaklardan birinci çift, antenlere bulaşan
çiçek tozlarını ve diğer tozları temizlemek için
özel temizlik gereçleri ile donatılmıştır. Bu
sayede koku alma organı olan antenler sürekli
temiz tutulur.
Bombuslar'ın diğer bacaklarında çiçek
tozu taşımak için sepetçikler ve çiçek tozlarını
doldurmaya, gerektiğinde sıkıştırmaya yarayan
fırçalar bulunur. Bombuslar vücut ağırlıklarının
yarısı kadar yükü rahatlıkla taşır. Bu arılar
zar şeklindeki iki çift kanatları sayesinde uçar.
Birinci çift kanadın arka kenarında, ikinci çift
kanadın ise ön kenarında bir seri kanca bulunur.
Bunlar uçuş sırasında birbirine kenetlenir, böylece
ön ve arka kanatlar birlikte ve daha güçlü hareket
edebilir. Bunun dışında uçuş için ısı üretimi
de zorunludur.Aktif olarak uçan bir Bombus'ta
gövde bölgesinin sıcaklığı 35-40oC olur. Bunun
için Bombuslar uçuşa geçmeden önce belli bir süre
ısınır.
Aslan M. B. "Doğu Akdeniz
Bölgesinde Bombus Arı Türleri Üzerine Faunistik
ve Taksonomik Çalışmalar", Ç. Ü. Fen Bil.
Ens. Bitki Koruma Ana Bilim Dalı Yük. Lisans Tezi,
Adana, 1997
|
|
YILAN BOYUNLU KAPLUMBAĞALAR
Yılan
boyunlu kaplumbağaların en önemli özellikleri
uzun boyunlarıdır. İlginç bir görünümleri olan
ve tatlı sularda yaşayan bu canlılar sığ suda
dipte yatarken bile uzun boyunları sayesinde kolaylıkla
nefes alabilir.
Bu kaplumbağaların başka bir türü
"Kokulu kaplumbağa" olarak bilinir.
Kokulu kaplumbağalar ürktüklerizaman dört bacaklarının
dibindeki bezlerden çok keskin bir koku çıkarır.
Hayvanlar Ans., C.B.P.C Publishing,
Sürüngenler, s. 130
|
|
OKYANUSTAKİ ANTİFRİZLİ BALIKLAR
Soğuk denizlerde yaşayan balıkların
derileri ya da solungaçları buzla temas ederse
vücut sıvıları hemen donmaya başlar ve sonunda
balıklar ölürler. Bunun nedeni vücut sıvılarında
oluşan buz kristallerinin süratle artmasıdır.
Bütün olumsuz koşullarına rağmen soğuk bölgelerde
yaşayan pek çok balık türü vardır.
Bu bölgelerdeki bazı türler deniz
suyu sıcaklığının -1.80C olduğu derin sulara çekilerek
donmaktan kurtulurlar. Ancak Antartika'da bu sıcaklık
derecesinin çok altında sıcaklıklarda bile yaşayabilen
balıklar da bulunmaktadır. Bunu Allah'ın kendileri
için yaratmış olduğu özel vücut sistemleri sayesinde
başarmaktadırlar.
Bu balıkların kanlarının içinde bir
araba radyatöründeki antifriz (donmayı engelleyen)
maddesi gibi işleyen kimyasal maddeler vardır.
Bu kimyasallar Antartika Okyanusu'nun en düşük
sıcaklıklarında bile balıkların vücutlarını donmaktan
kurtarmaktadır.
Michael Scott, The Young Oxford
Book of Ecology, s. 47
|
|
KIRMIZI YARASALARIN DAYANIKLILIĞI
Kırmızı yarasalar tek başlarına ya
da gruplar halinde ağaçlarda ya da çalılıklarda
tüner. Bu şekilde ağaç gövdesini siper edinerek
kolaylıkla gizlenebilirler. Koyu kırmızı renkleri
çok etkili bir şekilde kamuflaj yapmalarını sağlar.
Yaptıkları kamuflaj o kadar etkilidir ki, özellikle
sonbahar ayı süresince düşmanları onları ölü yaprak
zanneder.
Ayrıca kırmızı yarasalar çok iyi
birer uçucudur. Öyle ki dişi yarasa iki ya da
üç yavrusu kürküne yapışmış olduğu halde onları
taşıyarak uçabilir. Bu yük dişinin kendi vücut
ağırlığını aşmaktadır. Kanada ve Kuzey Amerika'da
yaşayan kırmızı yarasa nüfusunun çoğu kışın güneye
doğru göç eder. Bazı türler kışlarını Kuzey Amerika'da
geçirmek için 2000 km. kadar yolculuk yapabilir.
Kırmızı yarasaların başka bir özellikleri
de ağır bir kürke sahip olmalarıdır. Ayrıca diğer
yarasalar arasında en fazla kırmızı kan hücresine
sahip olan tür de kırmızı yarasalardır. Kış uykusuna
yattığında soğuğa maruz kalan vücut bölgelerini
minimuma indirmek için bir top gibi kıvrılarak
uyur. Kış uykusuna yattıkları zaman dokuları –260C
kadar düşük ısılara bile rahatlıkla dayanabilir.
Guinness Books, Remarkable Animals,
A Unique Encyc. of Wildlife Wonders, s. 21
|
|
Günahın açıkta
olanını da, gizlisini de terkedin. Çünkü günahı
kazananlar, yüklenegeldikleri nedeniyle karşılık
göreceklerdir.6/120
|
|
AKGERDANLI SERÇELER
Akgerdanlı serçeler, belirgin biçimde
beyaz bir boyuna ve siyah-beyaz çizgili bir başa
sahip olan kuşlardır. Kuzey Amerika'da yaşarlar.
Akgerdanlı serçelerin erkeklerinin her birinin
kendilerine ait bölgeleri vardır.
Bu bölgeyi korumak için erkekler
savunma ötüşleri yapar. Bütün Akgerdanlı erkek
serçeler temelde aynı ezgiyle öter, ama her erkek,
türe özgü olan bu ezgiye sadık kalırken bir yandan
da bazı değişiklikler yapar. Örneğin perdede hafif
bir değişiklik yaparak şarkıya kendi özelliğini
katar. Bu değişiklik sayesinde diğer erkek ve
dişi kuşlar bölgenin kime ait olduğunu hemen anlar.
İlkbaharda erkek kuşlar, dişilerin yuva yaparak
yavrularını büyüttükleri, her biri yaklaşık 3.000
m2. genişliğe sahip olan üreme alanları oluşturur.
Marian Stamp Dawkins, Through
Our Eyes Only?/The
Search For Animal Consciousness, s. 59
|
|
ELEKTRİK ÜRETEN BALIKLAR
Elektrik üreten balıklardan torpil
balığı 1000 voltluk elektrik üretebilir. Bu, inanılması
güç bir özelliktir, çünkü bu güçte bir elektrik
bütün bir evi aydınlatabilmek için yeterlidir.
Dolphin Log, July 1992, s. 19
|
|
DEVE KUŞLARININ
İLGİNÇ KULUÇKA SİSTEMLERİ
 Deve kuşlarının ilginç bir kuluçka sistemleri
vardır. Sürü halinde yaşayan deve kuşlarından
yarım düzine kadarı, yumurtalarını ortak bir yuvaya
bırakır. Hiçbir özelliği olmayan sadece sığ bir
çukur olan bu yuvada her biri 1.5 kg. gelen 40
kadar yumurta bulunur.
Yumurtaların tümünü
koruma görevi tek bir dişi deve kuşuna aittir.
Kuluçkaya yatan dişiye bir erkek kuş yardım eder.
Ancak dişi kuş sadece 20 kadar yumurtanın üzerinde
yatabilir. Bu nedenle fazla yumurtaları yuvanın
dışına iter.
Yapılan incelemeler
sonucunda deve kuşlarının bu itme işlemini rastgele
yapmadıkları bulunmuştur. Deve kuşu kendi yumurtalarını
kuluçkaya yatacağı yumurtaların arasına alırken,
başka dişilere ait olan yumurtaları ise dışarıya
atmaktadır. Bu ayrımı deve kuşunun nasıl yaptığını
bulabilmek için bilim adamları yumurtalara numaralar
vermişlerdir.
Yumurtaların yerini
değiştirerek, eski ve yeni yumurtalar karıştırılarak
yapılan tüm deneylerde sonucun değişmediği görülmüştür.
Bilim adamlarının vardıkları sonuç deve kuşlarının
yumurtalarını, yüzeylerindeki deliklerin dağılımı
sayesinde tanıdıkları olmuştur. Bütün yumurtaların
kabuklarında, civcivin nefes almasına imkan veren
minik "hava delikleri" vardır. Bu deliklerin
kabuk üzerindeki yerleri her yumurtada biraz farklıdır.
İşte bu delikler sayesinde deve kuşlarının yumurtalar
arasında ayrım yapabildiği düşünülmektedir.
Marian Stamp Dawkins,
Through Our Eyes Only?/The Search For Animal Consciousness,
s. 38-39
|
|
Allah... Ondan başka ilah yoktur.
Diridir kaimdir. O’nu uyuklama ve uyku tutmaz.
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur.
İzni olmasızın O’nun katında şefaatte bulunacak
kimdir? O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir.
(Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O’nun
ilminden hiçbirşeyi kavrayıp-kuşatamazlar. O’nun
kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır.
Onların korunması O’na güç gelmez. O, pek
yücedir, pek büyüktür (Bakara Suresi, 255)
|
|
ANTİFRİZ SİSTEMLİ CANLILAR
Buzul yaykuyruklusu ve kar piresi
çok düşük sıcaklıklarda bile hayatta kalabilen
canlılardır. Donma noktasının altındaki sıcaklık
derecesinde birçok hayvan hareketsizleşir ya da
ölür, fakat buzul yaykuyruklusu bu sıcaklık derecesinde
rahatlıkla hareket edebilir ve sıçrayabilir. Bu
dayanıklılıklarının nedeni vücutlarındaki antifriz
sistemi dir. Bu sayede her iki canlı da çok düşük
sıcaklıklarla bile başa çıkabilmektedirler. Hatta
bazıları bir buzulun içerisinde hiçbir zarar görmeden
3 yıl boyunca yaşayabilir. Yaykuyruklular, yaylarını
bir kaçış mekanizması olarak kullanırlar. Bu yay,
vücutlarının alt kısmında arkaya doğru kıvrılmış
olan ek parçadır. Bu ek parça (furcula) genellikle
uç kısımda çatallaşmaktadır.
Guinness Books, Remarkable Animals,
A Unique Encyc. of Wildlife Wonders, s.207
|
|
MANTAR SİVRİSİNEKLERİ
Mantar sivrisinekleri Yeni Zelanda'da
mağaralarda, içi boş ağaçlarda ya da karanlık
ve nemli yerlerde yaşayan küçük, sineğe benzeyen
böceklerdir. Bir tür mantar sivrisineği kendi
ürettiği salgı ile şeffaf bir tüpe benzeyen bir
yuva yapar. Bu tüpten, her biri 50 cm. uzunluğunda
olan ve dışı yapışkan bir madde ile kaplı olan
lifler sarkar. Böceklerin larvaları bu tüpün içinde
yaşar ve ışıklı kuyruklarını lifleri aydınlatmak
için kullanırlar. Bulunduğu yerden 70 cm.'ye kadar
uzayabilen lifler larvanın yuvasından aşağıya
doğru sallanır ve üzerlerindeki yapışkan tabakayla
böceklere tuzak kurmaya hazır halde beklerler.
Tatarcıklar, güveler ve diğer böcekler
bir süre sonra bu parıldayan perdenin cazibesine
kapılır. Böcek bu liflerden birine dokunduğunda,
yapışkan damlaların tuzağına düşer. Kaçmaya çalıştığında
ise titreşimler lifi hareketlendirir ve tüpün
içinden çıkacak olan larvayı alarma geçirir. Larva
sanki balığı sürükleyen olta gibi ipi çeker ve
avını yutar.
Larvanın ucundaki ışık, vücudunun
içindeki kimyasal reaksiyon sayesinde oluşur.
Yetişkin mantar sivrisinekleri de aynı şekilde
bu tuzağa düşebilirler ama genellikle kaçmayı
başarırlar. Dişiler çoğunlukla sayıları 130'u
bulan yumurtalarını mağaranın duvarlarına ya da
tavanına bırakır. Bu böcekler larva ve pupa evrelerinde
olduğu gibi yetişkin olduklarında da ışık üretebilir.
Anita Ganeri, Creatures That Glow
in The Dark, s. 20-21
|
|
ÖKÜZ BAŞLI ANTİLOPLARIN HIZLARI
Öküz başlı Güney
Afrika antilopları görünüş olarak bufalolara benzer.
Sürüler halinde yaşayan bu antilop türünün bazen
100, hatta daha fazla üyesi birarada bulunur.
Son derece hızlı hareket edebilen bu antilop türü,
düşmanları tarafından takip edildiğinde yarış
atlarından daha hızlı koşabilir. Güney Afrika
antiloplarının buzağıları da son derece hızlıdır.
Öyle ki, sadece iki günlükken bile büyüklerinden
geride kalmayacak şekilde hızlı koşabilirler.
Zorlu koşullarda yaşayan bu canlılar Allah'ın
onlara verdiği bu özellikler sayesinde yaşamlarını
rahat bir şekilde sürdürebilir.
Our Amazing World Of Nature, Its
Marvels & Mysteries Reader's Digest, s. 177
|
|
| |
|
|
|
|