ALLAH'IN GÜZELLİKLERİNDEN
BİR DEMET
-4-
|
|
OXPECKERLAR İLE ORTAK YAŞAM
  Oxpecker
denen kuşlar Afrika bufalosu, gergedanlar ve diğer büyük
av hayvanlarının derilerinin üzerindeki kenelerle beslenir.
Bu ortak yaşamda her iki taraf da karşılıklı çok fazla
fayda sağlarlar. Bu şekilde av hayvanları hem parazitlerinden
kurtulmuş olur hem de herhangi bir tehlike durumunda kuşlardan
yüksek sesli bir uyarı alırlar. Kuşlar da besin, hareket
eden bir tünek ve hatta yuvalarının içini kaplamak için
tüy elde eder.
Michael Scott, The Young Oxford Book
of Ecology, s. 31
|
|
AĞAÇLAR ARASINDA UÇAN ALTIN TOPLAR
Doğadaki canlıların sahip oldukları
çeşitli renkler aynı zamanda son derece önemli
görevlere de sahip olabilir. Örneğin kaplumbağa
böceğinin saydam göğüs ve kanat yapısı, vücudunun
altındaki parlak altın rengini gizlemeye yarar.
Böceğin sahip olduğu renkler gerçekte bir savunma
şeklidir. Çünkü bu renkler sayesinde böcek hareketsizken
bir su damlası ya da bir yaprağın parlak bir parçası
gibi görünür. Ağaçtan ağaca uçarken ise elips
çizen küçük bir altın top haline gelir. Sürekli
değişen bu yanıltıcı görünümler böceğin düşmanlarından
kurtulmasını sağlar.
Borneo, The World's Wild Places,
Time Life Books, s. 62
|
|
SU ALTININ TEMİZLİKÇİ CANLILARI
  Büyük
balıkların etrafında cesur bir şekilde dolaşan,
kimi zaman bu canlıların ağızlarının içine kadar
giren küçük balıklar son derece dikkat çekici
bir görüntü oluşturur. Deniz canlıları arasında
çok sık rastlanan bu tip ilginç birlikteliklerin
nedeni balıkların temizlenme ihtiyacıdır. Mercan
kayalıklarında temizlikçi ördek balıkları ve temizlikçi
karideslerden oluşan bir grup her zaman bu işlem
için hazır bulunur. Hani balığı ya da papağan
balığı gibi balıklar geldiğinde küçük ördek balığı
gibi temizlikçi balıklar, büyük balıkların ağzının
içine doğru yüzer ve ölü deri parçalarını temizleyerek,
balıktaki mantar istilasını durdururlar. Birçok
balık bu temizlik duraklarına birkaç günde bir
uğrar. Temizlikçi balıklarbu gibi yerlerde 6 saat
içinde 300 kadar balığı temizleyebilir.
David Attenborough, The Trials
of Life, s. 174
|
|
CATCHFLY BİTKİSİNİN YAPIŞKAN
TAÇ YAPRAKLARI
Catchfly bitkisinin yapışkan taç
yaprakları böcekleri yakalamaya yarar. Etobur
bitkiler genellikle yakaladıkları böcekleri protein
ihtiyaçlarını gidermek için kullanır. Catchfly
bitkisinin, Venüs bitkisi gibi etobur bitkilerden
farklı bir yönü vardır. Bu bitkinin amacı protein
ihtiyacını karşılamak değildir. Catchfly'ın yapraklarındaki
yapışkanlık, içeriye izinsiz girerek yumurtalarını
bırakan ve larvalarını bitkinin içinde büyüten
böcekleri uzaklaştırmaya yaramaktadır.
Noel Grove-Stephen J. Karemann,
Preserving Edens, s.107
|
|
ÇAMURATLAR BALIKLARININ İLGİNÇ
YAŞAMLARI
 Mangrov bataklıklarındaki kalın
çamur tabakasının üzerinde Çamuratlar balıkları
yaşar. Bu balıkların çamurun üstünde yalnızca
başları ve periskop gibi hareket eden gözleri
görülür. Diğer birçok balıktan farklı olarak Çamuratlar
balıkları uzaktaki nesneleri, örneğin uzaktaki
bir böceği bile farkedebilir. Balık, avını gözetlerken
sık sık su yüzüne çıkar ve kıyıya kadar onu izler.
Diğer balıkların aksine Çamuratlar balıkları geniş
solungaç odacıklarında hava ve suyun bir karışımını
taşıdıkları için çamurun içinde yaşayabilir. Bir
dalgıcın oksijen tüpüne eşdeğer olan solunum sistemleri
sayesinde karada kullanmak için gerekli olan oksijeni
süzer. Sert çamurun üzerinde hareket etmek için
kısa ve kalın göğüs yüzgeçlerini kullanır. Islak
çamurun üzerinde sıçrar, kuyruklarını büker, daha
sonra güçlü bir refleksle düzeltirler. Allah'ın
sıfatlarından biri de Bedi, yani örneksiz yaratandır.
Çamuratlar balıkları da diğer balıklardan tamamen
farklı özellikleri ile
Allah'ın Bedi sıfatının bir tecellisidir.
Borneo, The World's Wild Places,
Time Life Books, s. 132
|
|
ZIRH KABUKLU HAYVANLAR
Bazı canlıların hareketleri incelendiğinde
vücutlarında bir mıknatıs varmış gibi hareket
ettikleri görülecektir. Örneğin deniz altında
yaşayan zırh kabuklu hayvanlar bunlardan bir tanesidir.
Zırh kabukluların en ilginç özellikleri dinlenme
halindeyken tıpkı bir pusula gibi hiç şaşırmadan
daima kuzeye dönük durmalarıdır. Ayrıca geceleri
alglerle beslenmek için dolaşmaya çıkan bu canlılar,
günün ilk ışıkları belirmeden önce kayaların üzerindeki
yerlerine geri döner. Bu canlıların yönlerini
bulabilmek için dillerini algılayıcı olarak kullandıkları
düşünülmektedir.
Jill Bailey, Anticipating The
Seasons, Nature WatchSeries, s. 45
|
|
ANEMON BİTKİLERİ VE BALIKLARI
 Anemon bitkileri duyargalarının
üzerinde bulunan çok sayıdaki yakıcı kapsül, kendilerine
herhangi bir şey dokunduğu veya sürtündüğü anda
hemen açılır ve etkisi çok güçlü olan bir zehir
salgılar. Bu, çoğu zaman zehiri alan canlının
felç olarak ölmesine sebebiyet verecek kadar güçlü
bir sıvıdır. Anemon bitkilerinin etki etmediği
canlılar da vardır. Örneğin Anemon balıkları,
Anemon bitkilerinin yakıcı kapsüllerinin arasında
yaşayabilen nadir canlılardandır. Anemon balıklarının
üzerinde bulunan "saydam madde" bitkideki
bu yakıcı kapsülleri durdurabilecek niteliktedir.
Bitkiye yaklaşan balık, gövdesini yavaş yavaş
Anemonlar'a değdirmeye başlar.
|
 
Tek bir Anemon
bitkisi tüm hayatı boyunca Anemon balıklarını
tehlikelerden korumak için yeterli olmaktadır.
Bu ortaklık balığa peşindeki avcılardan
korunma imkanı sağlar. Buna karşılık olarak
da Anemon bitkisi, balığın ardında bıraktığı
yiyecek parçalarından faydalanır. Bu canlıları
birbirine uyumlu yaratan Allah'tır
|
Üzerindeki saydam madde sayesinde
zehirden çok fazla etkilenmeyen anemon balığının
amacı yakıcı kapsüllerin üzerinde patlamasını
sağlamaktır. Anemon balığı birkaç denemenin sonunda
zehire bağışıklık kazanır ve bitkinin dokunaçlarının
arasına yerleşir. Yeni doğan ve Anemon bitkilerine
karşı hiçbir bağışıklığı bulunmayan balıklar da,
diğerlerinin geçtiği aşamalardan tek tek geçer.
Anemon balıkları bu denemeleri tesadüfen yapmaya
karar vermiş olsalayı neler olurdu? İlk seferde
ya da daha sonraki denemelerinde balık patlatacağı
kapsül sayısını tutturamayacağı için fazla zehir
alıp ölürdü. Oysa böyle olmamıştır. İlk ortaya
çıktıklarından beri Anemon bitkileri ve balıkları
birlikte kusursuz bir uyum içinde yaşamaktadır.
Çünkü Allah yarattıklarını en iyi
bilendir, koruyandır.
International Wildlife, March/April
1997
|
|
SAİGALAR'IN ÖZEL BURUN YAPILARI
Saiga, Rus steplerinde
sürüler halinde yaşayan bir antilop türüdür. Bu
canlılar yaşadıkları zorlu iklimde sıkıntı çekmemelerini
sağlayacak tasarımlara sahip sistemlerle birlikte
Allah tarafından yaratılmışdır. Steplerdeki en
rahatsız edici faktörlerden biri hiç kuşkusuz
ki tozdur. Saigalar'ın burunlarının içinde ise
tüylerle ve mukus bezleriyle kaplı sayısız boşluk
vardır. Bu boşluklarda mukuslu zarla kaplı bir
de kese bulunur. Saigalar kuru Rus steplerinde
büyük sürüler halinde dolaşırken, burunlarında
Allah tarafından yaratılmış olan bu yapı sayesinde
tozun zararlı etkilerinden korunmuş olur.
Sonbahar geldiğinde ise büyük Saiga
sürüleri Rus kışının karlı havası bastırmadan
güneye doğru, yani sıcak iklimlere göç eder.
Guinness Books, Remarkable Animals,
A Unique Encyc. of Wildlife Wonders, s.69
|
|
KOLONİLER HALİNDE YAŞAYAN MEERKATLAR
Resimde görülen
ve Afrika'ya özgü canlılardan olan Meerkatlar
10-15 hayvandan oluşan koloniler halinde yaşar.
Aralarında çok iyi bir iş bölümü vardır. Örneğin
bu canlılar yuvalarının güvenliğini sağlamak için
etrafı gözetleme, çakal ve kartal gibi düşmanlarını
kollama görevlerini paylaşır.
Michael Scott, The Young Oxford
Book of Ecology, s. 87
|
|
ÇULLUKLARIN GÖZLERİ
Düşmanlardan kaçıp
kurtulabilmek hayvanlar alemindeki en önemli ihtiyaçlardandır.
Allah her canlıyı yaşadığı ortamda ihtiyacı olan
savunma sistemleriyle birlikte yaratmıştır. Kamuflaj
yeteneği, savunma için kullanılan zehirler, gece
görebilen keskin gözler, hızlı kaçmak için kullanılan
bacaklar, türe özgü haberleşme sistemleri gibi
daha pek çok özellik canlılara Allah tarafından
verilmiştir. Rahman olan Allah hayvanlardaki eşi
benzeri olmayan tasarımlarla bize sanatını tanıtır.
Doğadaki pek çok örnekten kuşlara bakalım. Örneğin
resimde görülen çulluğun başının üstünde, etrafını
her yönden net bir şekilde görebilmesini sağlayan
gözleri vardır. Çulluk bu gözleri sayesinde bir
yandan yiyecek ararken bir yandan da tehlikelere
karşı tetikte olabilmektedir.
Our Amazing World Of Nature, Its
Marvels & Mysteries Reader's Digest, s. 15
|
|
KİRPİ BALIKLARININ CAYDIRICI
YÖNTEMLERİ
Kirpi balıkları, yuvarlak görünümlü
ve çok yavaş hareket eden balıklardır. Kirpi balıklarının
derileri genellikle dikenlerle kaplıdır. Son derece
ilginç bir savunma yöntemleri olan kirpi balıkları
düşmanlarından kolaylıkla kurtulur. Bir düşmanla
karşılaştıklarında karınlarını çok hızlı bir şekilde
suyla doldurur ve bu sayede balon gibi şişerler.
Kirpi balıkları bu şekilde normal büyüklüklerinin
iki katına ulaşır. Bu da düşmanlarının onları
yutmasını engeller.
Bazı kirpi balığı türleri ise son
derece zehirlidir. Bu zehir "tetrodoksin"
olarak adlandırılır ve kirpi balığının bağırsaklarında
yaşayan bakteriler tarafından üretilir. Bu toksik
madde balığın bütün vücuduna yayılmıştır ama yoğun
olarak karaciğer gibi iç organlarında ve bağırsaklarında
bulunur. Zehirin bir kısmı kasların içerisine
bile girerek burada birikir. Bu da kirpi balığı
ve larvalarını yemenin diğer canlılar açısından
son derece tehlikeli olması demektir.
Dolphin Log, September 1996, s.12-13
|
|
DÖRT YÜZGECİNİN ÜZERİNDE YÜRÜYEN
BALIK
 Kırmızı dudaklı
yarasa balığı dünyadaki dört yüzgecinin üzerinde
yürüyen tek balıktır. Yürümek için tasarlanmış
yüzgeçleri, tuhaf görünüşlü burnu ve büyük kırmızı
dudakları ile balığın son derece ilginç bir görünümü
vardır. Yarasa balıklarının kumun üzerinde bir
insanın yürümesi gibi dolaşabilmelerini sağlayan
organları göğüs yüzgeçleridir. Bu yüzgeçlerini
kullanarak yarasa balıkları okyanus zemininde
rahatça ayakta durabilir ve yüzgeç uçlarının üzerinde
yürürler. Fener balıklarında olduğu gibi yarasa
balıklarının da burunlarının altında, diğer balıkları
kandırmak için olta olarak kullandıkları küçük
deri parçaları vardır. Yarasa balıkları etçil
hayvanlardır. Bu oltayı kullanarak diğer balıkları,
yengeçleri, kurtçukları ve deniz taraklarını yerler.
Dolphin Log, September 1994, s.12-13
|
|
Zırh Kabuklu Hayvanlar
Bazı canlıların hareketleri incelendiğinde
vücutlarında bir mıknatıs varmış gibi hareket
ettikleri görülecektir. Örneğin deniz altında
yaşayan zırh kabuklu hayvanlar bunlardan bir tanesidir.
Zırh kabukluların en ilginç özellikleri dinlenme
halindeyken tıpkı bir pusula gibi hiç şaşırmadan
daima kuzeye dönük durmalarıdır. Ayrıca geceleri
alglerle beslenmek için dolaşmaya çıkan bu canlılar,
günün ilk ışıkları belirmeden önce kayaların üzerindeki
yerlerine geri döner. Bu canlıların yönlerini
bulabilmek için dillerini algılayıcı olarak kullandıkları
düşünülmektedir.
Jill Bailey, Anticipating
The Seasons, Nature Watch Series, s. 45
|
|
DERİN SULARDA YAŞAYAN ANGLERFİSH
Besinin az olduğu
bölgelerde yaşayan canlılar son derece ilginç
özelliklere sahiptir. Bunlardan bir tanesi olan
Anglerfish, denizlerin zorlu şartlara sahip karanlık
kanyonları için gerekli olan tüm özelliklere sahiptir.
Anglerfish de diğer tüm canlılar gibi Allah tarafından
ihtiyacı olan her türlü özellikle birlikte yaratılmıştır.
Örneğin derin sularda yaşayan Anglerfish daha
küçük balıkları avlamak için bir olta ipine ve
bu ipin uç kısmında, kıvrılan solucana benzeyen
bir organa sahiptir. Ucunda sahte yemi olan bu
olta, yakınlardan geçen balıkların dikkatini çekmektedir.
Anglerfish'in tuzak oltasını yem zannederek yaklaşan
balıklar, oltanın ipi tarafından sarılırlar ve
bu sayede kolay bir av olurlar.
Our Amazing World Of Nature, Its
Marvels & Mysteries Reader's Digest, s. 12-13
|
|
DENİZ SALYANGOZUNUN SAVUNMA YÖNTEMİ
Küre harita adlı deniz salyangozu
çok ağır hareket eder. Buna rağmen ne beslenme
ne de korunma yönünden hiçbir sıkıntı çekmez.
Çünkü "konotoksin" adı verilen bir zehire
sahiptir. Düşmanları ya da avı iyice yaklaştığında
zehirini püskürtürek karşı tarafı etkisiz hale
getirir. Konotoksin son derece etkili bir zehirdir
ve sinir faaliyetlerini durdurup kasları felce
uğratır. Bu zehir sayesinde salyangoz çok yavaş
hareket etmesine rağmen kolay bir av olmaktan
kurtulur.
Bilim ve Teknik Dergisi, Temmuz
1986, s. 14
|
|
ÜÇ GÖZLÜ TUATARALAR
Tuatara, kertenkeleye
benzeyen ve diğer sürüngenlerle kıyaslandığında
oldukça uzun ömürlü olan bir canlıdır. Tuatara'yı
diğer sürüngenlerden ayıran özelliği başının üzerinde
ince bir deriyle kaplı üçüncü bir göz bulunmasıdır.
Tuatara üzerinde araştırma yapan bilim adamları
bu üçüncü gözün görme işlevinin olmadığını bulmuşlardır.
Tuataralar'ın bu gözleri, güneşin pozisyonundan
yola çıkarak yön bulmak için kullandıkları bir
pusula gibi çalışmaktadır. Bundan başka sürüngenler
çoğunlukla hareket edebilmek için en az 20 °C'lik
bir ısıya ihtiyaç duyarlar. Tuataralar ise soğuk
havaya pek aldırış etmez, diğer birçok sürüngenin
dayanabildiği bir sıcaklık olan 11 °C'den çok daha
düşük sıcaklıklarda bile rahatlıkla avlanabilirler.
Allah Tuataralar'ı bulundukları ortamın şartlarına
uygun bir dayanıklılıkta yaratmıştır.
Ranger Rick, August 1999, s.12-14
|
|
AKCİĞERLİ BALIKLAR
Akciğerli balık diğer balıkların
aksine hava soluyan bir balıktır. Bu yüzden her
20 dakikada bir yüzeye çıkıp soluk alması gereklidir.
Aksi takdirde sudaki oksijeni kullanamadığı için
boğulacaktır. Kurak mevsimde Afrika'nın gölcükleri
kuruduğunda akciğerli balık diğer canlılardan
çok farklı bir yöntem kullanarak kurak mevsimi
geçirir. Balık çamurda üzerini örter ve bu şekilde
yağmurların yağmasını bekler. Bu bekleyiş bazen
yıllarca sürer ve tekrar yağmur mevsimi geldiğinde
akciğerli balık sudaki yaşantısına kaldığı yerden
geri döner. Diğer balıklardan farklı özelliklere
sahip olan akciğerli balık Allah'ın çeşitli yaratmasının
örneklerinden yalnızca bir tanesidir.
Our Amazing World Of Nature, Its
Marvels & Mysteries Reader's Digest, s. 13-15
|
|
Gerçekten, gece
ile gündüzün ardarda gelişinde ve Allah'ın göklerde
ve yerde yarattığı şeylerde korkup-sakınan bir
topluluk için elbette ayetler vardır.10/6
|
|
RAKUNLARIN GÖZLERİ
 Rakunlar çok geniş bir alana
yayılmış olan bölgelerinde devriye gezmek için,
genellikle karanlık bastırıncaya kadar bekler.
Gece karanlıkta bile çok iyi görmelerini sağlayan
gözlere sahip oldukları için de avlanırken hiç
zorlanmazlar. Rakunlar hemen hemen buldukları
herşeyi yiyebilen canlılardır. Suyun sığ olduğu
bölgelerdeki kerevit balıklarını yakalayabilecekleri
bir akarsu ya da dallarından meyveler sarkan meyve
bahçeleri rakunların av sahaları olabilir.
Our Amazing World Of Nature, Its
Marvels & Mysteries Reader'sDigest, s. 309
|
|
ÖRÜMCEK YENGEÇLERİNİN YAŞAMLARI
Mercan resiflerinde
yaşayan örümcek yengeçleri, beslenmek için gece
olmasını bekler. Gece olduğunda ise mercanların
üzerine çıkarlar. Bunun nedeni sudaki akıntının
yengeçlerin bulunduğu yere çok sayıda besin parçası
getirmesidir. Yengeçler akıntıyla yüzen bu besinleri
yakalayabilmek için dikenli bacaklarını kullanır.
Hava aydınlanmaya başladığında ise suyun derinliklerine
doğru ilerlemeye başlarlar. Örümcek yengeçleri
aç balıklara ve en büyük düşmanları olan mürekkep
balıklarına yakalanmamak için derinlerdeki kayalıkların
yarıklarına saklanır. Başka bir önlem olarak da
deniz bitkilerinden olan Anemonlar'ın zehirli
dokunaçlarının altına gizlenirler. Eğer karanlıktaki
bir yengecin üzerini ışıkla aydınlatırsanızhemen
beslenmeyi bırakacak ve yaklaşık 30 saniye içinde
derinlere doğru ilerlemeye başlayacaktır.
Jill Bailey, Anticipating The
Seasons, Nature Watch Series, s. 18
|
|
Göklerin ve yerin
yaratılması ile onlarda her canlıdan türetip-yayması
O'nun ayetlerindendir. Ve O, dileyeceği zaman
onların hepsini toplamaya güç yetirendir.42/29
|
|
ÇEKİRGELERİN ÖTÜŞ TEKNİKLERİ
Bir çekirge 800-1000
metre uzaklıktan duyulan sesler çıkarır. Bunu
havayı hareket ettirerek başarır. Küçük bir hesap
yapılacak olunursa çekirgenin yaptığı işin önemi
daha iyi kavranacaktır. Havanın yoğunluğunu 1293
kg/cm3 olarak alalım. Yarıçapı 800-1000 metre
olan bir yarı kürenin kütlesi yaklaşık bir milyon
tondur. Çekirge gibi küçük bir hayvan yalnız bir
organıyla bu kadar büyük bir kütleyi nasıl harekete
geçirebilmektedir? Çekirge, çevresindeki hava
kütlesinin hepsini bir anda hareket ettirmez.
Her titreşimde çevresine en yakın hava tabakasını
sıkıştırır. Bu titreşim donup kalmaz. Her yöne
yayılır çünkü hava esnektir. Sıkıştırmadan önce
havayı dışa doğru iter, sonra itilen tabaka içe
doğru geriler ve çevresini sıkıştırır. Böylece
bir seri sıkıştırmayla ses dışa doğru yayılır.
Bilim ve Teknik Dergisi,
Şubat 1985, s. 33
|
|
HAYVANLARIN ETKİLİ TEDAVİ YÖNTEMLERİ
Doğadaki canlılardan çoğu kendi rahatsızlıklarını
kendileri tedavi eder. Örneğin su aygırı, manda,
fil ve gergedan gibi canlılar derilerindeki parazitlerden
kurtulmak için çamurda banyo yaparlar. Bunun nedeni
çamurda hiçbir mikrop ve parazitin yaşamamasıdır.
Çamurun faydaları sadece bu kadarla sınırlı değildir.
Özellikle killi çamur mikrop barındırmamasının
yanında aynı zamanda yaraların kabuk bağlayıp
kapanmasını da kolaylaştırıcı bir özelliğe sahiptir.
Bütün hayvanlar içinde özellikle filler antiseptik
yapıdaki killi toprak parçalarını büyük bir özenle
yaralarına sürerler veya hortumlarıyla yaralarının
üzerine kabuk bağlaması için toz atarlar. Killi
toprağınbaşka bir özelliği de kaolin maddesi açısından
zengin olmasıdır.
Hayvanların kendi kendilerini tedavi
etmek için kullandıkları yöntemlerdeki dikkat
çeken nokta hepsinin ne yapacaklarını çok iyi
bilmeleri, hangi hastalığa neyin iyi geleceğini
tespit etmeleridir. Bir gergedanın, bir filin
ya da herhangi başka bir canlının toprakta bulunan
bir maddenin antiseptik özelliğinin olduğunu bilmesine
elbette ki imkan yoktur. Doğadaki tüm canlılar
Allah'ın ilhamıyla hareket eder. Üstün ilim sahibi
olan Allah gözetendir, yarattıklarını koruyandır.
Focus Dergisi, Haziran 1996
|
|
Göklerde ve yerde
ne varsa Allah'ındır. Vekil olarak Allah yeter.4/132
|
|
ZEHİR OKU FIRLATAN KURBAĞA
Güney Amerika'da yaşayan zehir
oku fırlatan kurbağa saldırıya uğradığında, çok
küçük zerresi bile bir insanı öldürmeye yeterli
olan oldukça güçlü bir zehir yaymaya başlar. Zehir,
kurbağa tarafından yalnızca savunma için kullanılmaktadır.
Diğer pek çok canlıda olduğu gibi zehir oku fırlatan
kurbağanın gözalıcı parlaklıktaki renkleri dedüşmanları
uyarma özelliğini taşır. Bu canlıdaki zehir üreten
sistemleri yaratan tüm alemlerin Rabbi olan Allah'tır.
Michael Scott, The Young Oxford
Book of Ecology, s. 38
|
|
"O gökleri ve yeri hak olarak
yaratandır. O’nun"ol" dediği gün (herşey)
oluverir. O’nun sözü haktır. Sur’a
üfürüldüğü gün, mülk O’nundur. O, gaybı
ve müşahede edilebileni bilendir. O. Hüküm ve
hikmet sahibi olandır, haberdar olandır. (En'am
Suresi, 73)
|
|
ZEBRALARIN ÖZELLİKLERİ
Zebraların çoğu gizlenecek
fazla yer olmayan açık otlaklarda yaşar. Bu nedenle
hayatta kalabilmek için çok hızlı hareket etmek
zorundadırlar. Zebraların tüm vücut yapıları bu
ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde yaratılmıştır.
Örneğin bacakları çok uzundur, güçlü kasları ve
geniş bir alana sahip olan akciğerleri vardır.
Bu yüzden hiç yorulmadan ve yavaşlamadan çok uzun
mesafeleri koşabilirler. Zebraların kemikleri
de hafif olmasına rağmen oldukça güçlüdür. Zebraların
hiçbirinin çizgileri diğerleri ile aynı değildir.
Her insanın kendine özgü parmak izinin olması
gibi her zebranın çizgilerinin de kendine özgü
şekilleri vardır. Bundan başka zebralar sık sık
su içme ihtiyacı hissederler. Suyun olmadığı bölgelerde
ise koku duyularını kullanarak çukur açacak bir
yer bulurlar ve temiz suyu ortaya çıkarırlar.
Herhangi bir tehlike anında yetişkin zebralar,
sürüdeki yavruları koruyabilmek içinonları sürünün
içerisine doğru iterler. Tüm zebra sürüsü koşarken
yavrular daima kalabalığın iç kısmındadır ve daha
iyi korunmak için annelerine yakın hareket ederler.
Zoobooks, January, 1999, s. 2-15
|
|
TROPİKAL SULARDAKİ DEV DENİZ
TARAKLARI
 Tridacna, Hindistan ve Pasifik
Okyanusları'nın tropikal sularında yaşayan çok
büyük bir deniz tarağıdır. Bu büyük mavi-yeşil
renklerdeki hayvan, mercan resiflerinin berrak
sularında yaşar.
Tridacna'nın en şaşırtıcı özelliği
besinini kendi vücudunun içerisinde üretmesidir.
Bunu da birlikte yaşadığı bir başka canlı sayesinde
gerçekleştirir. Deniz tarağının birlikte yaşadığı
Zooxanthellae küçük bir alg türüdür ve yalnızca
diğer hayvanların hücrelerinin içerisinde yaşayabilir.
Deniz taraklarının vücutlarının içerisinde bu
canlılardan milyonlarcası barınır. Bu sayede algler
barınacakları rahat bir ortam bulmuş ve düşmanlarından
korunmuş olur. Bundan başka deniz tarakları Zooxanthellae'nin
ihtiyacı olan tüm maddeleri -karbondioksit, azot
ve fosfor gibi- sağlar. Zooxanthellae tarafından
üretilen maddelerin büyük bir bölümü de deniz
taraklarına besin kaynağı olarak aktarılır.
Bu iki canlı arasındaki şaşırtıcı
birliktelik ve uyum elbette ki tesadüfen oluşmamıştır.
Bir canlının tesadüfen kendisine yiyecek verecek
başka bir canlının vücuduna yerleşmesi, onun ihtiyaçlarından
ya da kendisine verebileceklerinden yine tesadüfen
haberdar olması söz konusu değildir. Canlılarda
görülen bu gibi ortak yaşam örnekleri Allah'ın
yaratma sanatının delillerindendir. Bu canlıları
birbirleri ile uyumlu yaratan Allah'tır. Allah
üstün güç sahibi ve herşeye güç yetirendir.
Dolphin Log, July 1998 s. 12
|
|
| |
|
|
|
|