|
Renk Nedir? Nasıl Oluşur?
Bazı detaylar insan hafızasında önemli yer tutarlar
ve hiç değişmezler. Örneğin en tanıdık cisimler olan
ağaçlardan başlayalım. Ağaçların rengi hep yeşil ve
tonlarıdır. Sonbahar gelince bu renklerin değiştiği
herkes tarafından bilinir. Gökyüzünün rengi de ya mavinin
ya da grinin tonlarındadır. Meyvelerin renkleri de hiç
değişmez, örneğin kayısının rengiyle, kirazın rengi
hep bellidir, tanıdıktır. Kısacası ışık altında bulunan
her canlının, her cismin bir rengi vardır.
Etrafınızdaki şeylere dikkatli bir şekilde bakın. Neler
görüyorsunuz? Masa, sandalyeler, pencerenizden gözüken
ağaçlar, gökyüzü, evinizin duvarları, çevrenizdeki insanların
yüzleri, yediğiniz meyveler, şu anda okuduğunuz kitap...
Bunların hepsi ayrı birer renge sahiptir. Bütün bu renklerin
neye göre belirlendiğini, nasıl düzenlendiğini ve nasıl
oluştuğunu hiç düşünmüş müydünüz?
Canlı yaşamında son derece önemli bir rolü olan renklerin
oluşması için neler gereklidir genel olarak inceleyelim.
(Bu maddeler daha sonra detaylı olarak ele alınacaktır.)
Tek bir rengin, örneğin sadece kırmızının ya da sadece
yeşilin oluşması için aşağıda maddelendirilmiş olan
işlemlerin her birinin bu sıralamaya göre gerçekleşmesi
gerekmektedir.
1-Rengin oluşması için gerekli olan ilk koşul ışığın varlığıdır. Bu nedenle öncelikle Güneş'ten gelen ışınların nasıl bir özelliğe sahip olması gerektiğini inceleyerek başlamakta fayda vardır. Renklerin oluşabilmesi için Güneş'ten yeryüzüne gelen ışığın, renkleri meydana getirebilecek şekilde, belirli bir dalga boyuna sahip olması gerekmektedir. Güneş'in yaydığı bütün ışınların içinden sadece "görünür ışık" olarak adlandırılan bu ışığın yeryüzüne gelme ihtimali 1025'te bir ihtimaldir. Bu inanılması güç ihtimal gerçekleşir ve renklerin oluşması için gerekli olan ışınlar Güneş'ten Dünya'ya ulaşır.
2- Güneş'ten gelip uzaya yayılan ışık gerçekte göze zarar verecek özelliklere sahiptir. Bu yüzden Dünya'ya ulaşan ışığın gözün rahatlıkla algılayabileceği ve zarar vermeyeceği duruma gelmesi gereklidir. Bunun için ışınların bir süzgeçten geçmesi gereklidir. Bu dev süzgeç Dünya'yı çevreleyen "atmosfer"dir.
|
İnsan yaşamında renklerin varlığının önemi tartışılmazdır.
Çünkü her cisim rengiyle birlikte anlam kazanır.
Resimde görmüş olduğunuz renklerin (siyah ve beyaz
da dahil olmak üzere) hiçbirinin olmadığını düşünün.
Elbette ki bu resimdeki cisimlerden hiçbirini
göremezdiniz. Bu cisimlerde var olan çok sayıdaki
rengin tek bir tanesinin oluşması için bile çok
fazla şartın aynı anda ortaya çıkması gereklidir.
Allah renklerin ortaya çıkmasını çok detaylı bir
sistemin varlığına bağlamıştır.
|
3-Atmosferden geçen ışık yeryüzüne dağılır ve rastladığı maddelerin hepsine çarparak yansır. Işığın çarptığı maddelerin, ışığı yutmayıp yansıtacak özelliklerde olması gereklidir. Görüldüğü gibi maddelerin yapısal özelliğinin de yeryüzüne ulaşan bu ışıkla renkleri oluşturacak şekilde uyumlu olması gereklidir. Bu şart da gerçekleşir ve Güneş'ten gelen ışığın çarptığı maddelerden kolaylıkla yeni bir ışık dalgası yayılır.
4-Renklerin oluşumundaki diğer bir aşama da ışık dalgalarını
algılayabilecek bir algılayıcıya, yani göze ihtiyaç
olmasıdır. Işık dalgalarının görme organlarıyla da uyum
içinde olması zorunludur.
5-Güneş'ten gelen ışınlar gözümüzün tabakalarından geçip
retina bölgesinde elektrik sinyaline dönüştürülmelidir.
Daha sonra bu elektrik sinyalleri insan beyninde görüntüyü
algılamakla sorumlu olan görüntü merkezine ulaştırılmalıdır.
6-Bizim herhangi bir rengi gördüğümüzü ifade edebilmemiz
için gerçekleşmesi gereken son bir aşama daha vardır.
Renklerin oluşmasındaki son aşama görme merkezine gelen
elektrik sinyallerinin, burada bulunan sinir hücreleri
tarafından "renk" olarak algılanabilmesidir.
Görüldüğü gibi tek bir rengin oluşması için oldukça
detaylı ve birbirine bağlı bir sıralama izleyen işlemler
gereklidir.
Renkle ilgili olarak edinilen tüm bilgiler rengin meydana
gelmesi sırasında oluşan her işlemin çok hassas dengeler
üzerine kurulmuş olduğunu gösterir. Bu hassas dengeler
olmadığı takdirde renkli bir dünya yerine bulanık ve
karanlık bir dünya içinde kalmamız hatta görme yeteneğimizi
kaybetmemiz kaçınılmazdır. Yukarıda sayılan maddelerden
sadece retina bölgesindeki elektrik sinyallerini algılayacak
olan hücrelerin bulunmadığını düşünelim. Ne gelen güneş
ışığının yeterli özelliklere sahip olması, ne gözün
diğer parçalarının tam olması, ne de atmosferin varlığı
yeterli olmayacaktır.
Görme İşleminde Retinanın Rolü
Retinayı daha yakından inceleyerek biraz daha detaya
inelim. Retinada görev alan "rodopsin" adlı
pigment maddesinin olmadığını varsayalım. Rodopsin yoğun
ışıkta özelliğini yitiren, karanlıkta tekrar oluşan
bir maddedir. Gözde yeteri kadar rodopsin oluşana kadar
göz karanlıkta net göremez. Rodopsinin özelliği ışıktan
alınan verimin yükseltilmesidir.
Bu madde tam gerektiği anda ihtiyaç duyduğu kadar
üretilir. Rodopsin dengesi kurulduğunda ise şekiller
belirginleşmeye başlar. Görme işleminde son derece önemli
bir madde olan rodopsin olmasaydı ne olurdu? Bu durumda
insan yalnızca aydınlıkta gören bir canlı olurdu. 2
Görüldüğü gibi gözde en ince detayına kadar düşünülmüş
kusursuz bir sistem vardır.
Peki bizi karanlıklardan kurtarıp, bize renkli bir
dünya sunan bu sistem kimin eseridir?
Buraya kadar sıraladığımız her aşama bir akıl, irade
ve güç gerektiren işlemlerdir. Böyle bir sıralamanın
ve uyumun tesadüfen oluşma ihtimalinin olmadığı ise
çok açık bir gerçektir. Böyle bir sistemin zaman içinde
oluşması da imkansızdır. Bu işlemlerin tesadüfen oluşması
için milyonlarca hatta milyarlarca yıl beklense de sonuç
hiçbir şekilde değişmeyecektir. Bekleyerek ya da tesadüflerle
renkli bir dünyayı oluşturacak sistemler asla oluşamaz.
Bu mükemmel sistem ancak özel bir tasarımın sonucunda
ortaya çıkabilir ki bunun anlamı da yaratılmış olduğudur.
Allah bütün evreni kaplayan sonsuz bir gücün ve aklın
sahibidir. Evrendeki düzenin tümünde Allah'ın benzersiz
yaratma sanatının örnekleri vardır. Renklerin oluşumundaki
eşsiz sanat da Allah'ın benzersiz yaratmasıyla ortaya
çıkmıştır. Allah her şeye güç yetirendir.
Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin)
yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona
yalnızca "Ol" der, o da hemen oluverir. (Bakara
Suresi, 117)
|