|
TERMİTLERDEKİ TOPLUMSAL ÖRGÜTLENME
Milyonlarca insanın bir arada yaşaması her zaman birçok
problemi de beraberinde getirmiştir. Örneğin mimari
yapılanma, ulaşım, haberleşme, besin kaynakları gibi
pek çok konuda çeşitli problemler yaşanmıştır. Elbette
ki bu problemlere zaman içinde çeşitli çözümler üretilmiş,
bunlardan kimileri uygulamaya konup refah düzeyi artırılmaya
çalışılmıştır. Ancak sorunlar hiçbir zaman kökünden
hallolmamıştır.
İnsan; yeryüzünde düşünebilen, düşündüklerinden sonuç
çıkarabilen, akledebilen, bilinç sahibi yegane canlıdır.
Bu nedenle insanın plan yapması, ileriyi görerek yaşamı
kolaylaştıracak yapılar ortaya çıkarması, değişen ihtiyaçlara
yönelik çözümler üretmesi, bunları uygulamaya başlaması
çok doğaldır. Ancak insanların yaptıklarının bir benzerini
hatta daha üstününü hayvanların yapabiliyor olması,
elbette ki üzerinde düşünmeyi gerektirir. Aklı, şuuru,
hatta çoğu zaman bir beyni bile olmayan canlıların insanlarınki
ile kıyaslanabilecek, hatta pek çok yönden üstün olan
yapılar inşa etmeleri, organizasyonlar kurmaları düşündürücüdür.
Doğada birlikte yaşayan ve sözü edilen başarılı organizasyonları
gerçekleştiren pek çok canlı türü vardır. 'Sosyal böcekler'
olarak adlandırılan karıncalar, arılar ve termitler
bunlardan birkaçıdır.
Kitabın konusunu oluşturan termitlerin yaşamlarındaki
düzeni, şöyle bir karşılaştırma ile daha iyi ifade etmek
mümkündür. Termitlerin toplumsal örgütlenme şekilleri
arılarınkinden daha karmaşık, karıncalarınkinden daha
sık ve organize, insanların sosyal yaşamındaki sistemlerin
pek çoğundan daha derli toplu ve sorunsuzdur.
Termitlerin yuva yapımlarından iletişim yöntemlerine
ve savunmalarına kadar koloni içindeki her davranışlarında
akıl, hesaplama, plan ve bilinç vardır. Hesaplama ve
plan, ancak eğitim alınması yani bilgi sahibi olunmasıyla
kazanılan, akıl gerektiren özelliklerdir. Bu durum bize
termitlerin bir bilgi dahilinde hareket ettiklerini
gösterir. Peki her termitin doğar doğmaz ne yapacağını
bilir bir şekilde hareket etmesini sağlayan bu bilgiye
termitler nasıl sahip olmuşlardır? Termitlerin sergiledikleri
bilinçli davranışların kaynağı nedir? Termit gibi bir
böceğin sadece insanlarda bulunduğu düşünülen bu gibi
özelliklere sahip olmasına nasıl bir açıklama getirilebilir?
Bu soruların cevabı, termitlerin yaşamlarından verilecek
örneklerle ortaya çıkacaktır.
KONULARINDA UZMAN OLAN TERMİTLER
Bir termit kolonisindeki tüm üyelerin tek bir amacı
vardır: Koloninin var oluşu için çalışmak. Bu amaç için
hepsi üzerine düşen görevi eksiksizce yerine getirir.
Termit kolonilerine "kast" adı verilir. Kast, farklı
konularda uzman gruplardan oluşan, 1 milyondan fazla
bireyi kapsayabilir. Her bir grup fiziksel olarak diğerinden
farklıdır ve belirli bir görevi yerine getirir.
|
Termitlerin çeşitli
sınıfları arasındaki
farklar;
1) Larva, 2) İşçi, 3) Asker, 4) Larvadan
sonraki dönem, 5)
Yedek kraliçe |
|
 |
|
6) Kanatlı
|
|
Termitler; toprak altı, toprak üstü ve kuru odun termitleri
olmak üzere üç gruba ayrılırlar. Bu grupların her birinin
farklı koloni hayatları vardır ve her biri de kendi
içinde dört bölüme ayrılır:
a) Kral-Kraliçe
b) Kral ve Kraliçe Adayları
c) İşçiler
d) Askerler
Bununla birlikte bir termit yuvasına bakıldığında,
değişik görünümlere sahip termitlerle de karşılaşılır.
Örneğin bazı termitlerin kanatları vardır. Bunlar, ileride
çiftleşme uçuşuna çıkabilecek yani kral ve kraliçe olmaya
aday yavrulardır. Gerçek birer kral ve kraliçe olduklarında
kanatları düşecektir. Güçlü çeneleri olan ve kanatları
bulunmayan termitlerse sayıca en fazla olan işçi termitlerdir.
Koloni içindeki görevleri ise yuvayı inşa etmek, besin
bulmak ve yuvanın genel düzenini sağlamaktır. Sayıca
az olan asker termitlerin tek görevleri yuvayı korumaktır.
Termitlerde türe göre, farklı özelliklere sahip askerler
vardır: Bazı termit türlerinin askerleri, saldırganları
kaçırmaya yarayan yapışkan bir sıvı salgılayan hortumlara
sahiptir. Bazı türlerin askerlerinin büyük kafaları
ve kocaman çeneleri vardır. Yuvaya girmeye çalışan her
canlıya saldırarak yuvayı korurlar. Koloninin diğer
üyelerinden farklı bir görünüme sahip olan kraliçenin,
termitler için çok büyük bir önemi vardır. Koloninin
çoğalması kraliçenin varlığına bağlıdır. Şimdi kral
ve kraliçe adayı termitlerle termit kolonilerindeki
elemanları daha yakından tanımaya başlayalım.
KRAL VE KRALİÇE ADAYI TERMİTLER
Kral ve kraliçe adayı termitlerin bedenleri siyaha
çalan kahverengi tonundadır. Bu termitler vücutlarının
iki tarafında yer alan eşit kanatlara sahiptir. Bu özellik,
aynı zamanda onları diğer koloni üyelerinden ayıran
en önemli farklardan biridir. Kraliçe ve kral adayı
termitleri kolonideki diğer üyelerden ayıran başka bir
özellikleri de görme yeteneklerinin ve üreme kabiliyetlerinin
olmasıdır. Üreyebilen bu üyeler, bir veya iki yılda
bir ve sadece yılın belli bir zamanında gelişir.
Kanatlı kraliçeler çiftleşme
mevsiminde kolonilerini terk ederler. Güçlerinin
simgesi olan kanatlar yeni koloni kurmalarında
bir yardımcıdır. |
Kral ve kraliçe adayı olan termitler, yuvadan ayrılacakları
güne kadar kendi karanlık bölmelerinde bekler. Bu, koloninin
güvenliği ve kolonide kargaşa çıkmaması bakımından önemlidir.
Kolonide birden fazla kral ve kraliçe adayının dolaşması,
disiplinin bozulmasına ve koloni içinde karmaşa doğmasına
neden olacaktır. İşte bu nedenle işçi termitler, yuvada
sadece bir tane kral ve kraliçe bulunması için geniş
çaplı önlemler alır.
Yeni kral ve kraliçe adaylarını kendi bölmelerinde
kapalı tutmak bu önlemlerden biridir. Ancak vakti geldiğinde
yeni adayların bölmelerinden ve yuvalarından dışarı
çıkmaları gerekmektedir. Kral ve kraliçe adaylarının
yuvadan çıkışları, işçilerin yaptığı özel tüneller vasıtası
ile gerçekleşir. Böylece yeni kral ve kraliçe adayları
koloni içine girmeden dolayısıyla hiçbir kargaşaya yol
açmadan yuvayı terk ederler. Bu terk ediş ilk yağmurların
yağması ile gerçekleşir. Çünkü yağmurlarla birlikte
genç adayların kanatları gelişir ve tünellerden geçerek
bir daha geri dönmemek üzere uçabilirler. Kral ve kraliçe
adaylarının uçma kabiliyetleri zayıftır. Bu nedenle
rüzgarla taşınmadıkları takdirde yuvadan 500 metre öteye
dahi gidemezler.1 Uçarlarken birçoğu kuşlar ve sürüngenler tarafından
öldürülür. Hayatta kalmayı başarabilenler ise uçuştan
sonra kanatlarını atarlar ve yeni bir koloni oluşturmak
için gizli bir yuva inşa ederler. Kral ve kraliçe olarak
olgunlaştıklarında ömür boyu sürecek bir evliliğe başlarlar
ve koloninin kurulması için ürerler.
Koloni içindeki bütün işlerde olduğu gibi bu durumda
da her termit kendi sorumluluğunu çok iyi bildiği için
hiçbir zaman isyan çıkmaz. Hiçbir zaman aday termitler
koloniyi terk etmezler. Görevlerinin bilincindedirler
ve yeni koloniler oluşturmak için gerekeni yaparlar.
KOLONİ İÇİN KRALİÇENİN ÖNEMİ
Kraliçe termiti diğer termitlerden ayıran özelliklerin
en belirgini kraliçenin kanatlı olmasıdır. Kalıcı olmayan
bu kanatlar kraliçenin gücünün simgesidir. İlkbaharda
yeni koloni kurmak için harekete geçen yetişkin kraliçe
termit, yuvadan çıkarak kralı aramaya başlar. Bunu yaparken
de vücudundaki salgı bezlerini kralı kendine çekebilmek
için kullanır. Kraliçe termit kısa bir uçuş yaptıktan
sonra yere iner ve gövdesini yukarı kaldırıp salgı bezlerini
çalıştırır. Sırtında bulunan salgı bezlerinden biri,
erkek termiti 20 cm. mesafeden kendisine doğru çekecek
bir sıvı, göğsündeki salgı bezleri ise 3 cm. mesafeye
kadar etkili olan bir başka sıvı (feromen) salgılar.
Kral ve kraliçe biraraya geldikten sonra çiftleşebilecekleri
uygun bir ortam ararlar. Tünel kazarak bir çiftleşme
odası hazırlar ve daha sonra yuvalarını inşaya başlarlar.
Kraliçe önce 5 yumurta yumurtlar. Bu yumurtalardan çıkan
termitler, kral ve kraliçe tarafından yetiştirilen ilk
işçi termitler olurlar.2
 |
İlk
başta diğerleri gibi bir görünüşe sahip
olan kraliçe zaman içinde dev bir termit
haline gelir. Hareket edemeyecek kadar büyüyen
kraliçenin bütün bakım sorumluluğunu işçiler
üstlenirler. İşçileri kraliçenin ihtiyaçlarından
haberdar eden, neler yapmaları gerektiğini
onlara öğreten Allah'tır. |
 |
|
Kraliçe termitin inanılmaz bir üreme kapasitesi vardır.
Öyleki kraliçesi bir gün içinde 30 bin adet yumurta
bırakan bir termit türü mevcuttur.3 Bu, kraliçe termitin her üç saniyede bir adet yumurta
bırakması demektir. Yaşlı bir kraliçe dahi her üç saniyede
bir adet yumurta bırakabilir. Ortalama 25-30 yaşına
kadar yaşayabilen bir kraliçe termit, tüm hayatı boyunca
on milyonlarca yumurta üretebilir.
Arılarda ve karıncalarda olduğu gibi termit kolonilerindeki
düzen ve süreklilik de kraliçe termit tarafından sağlanır.
Her koloninin merkezinde bir kraliçe termit yer alır.
Bir termit yuvasında kral ve kraliçe, işçiler tarafından
özel olarak bakımlarının yapıldığı bir odada yaşarlar.
Koloninin kalbinin attığı yer olan kraliçenin odası,
yuvanın en hassas ve en iyi korunan yeridir. Kraliçe
termit hareket edemeyecek kadar büyüktür. Özellikle
yumurtlama döneminde kendi büyüklüğünün tam 13 katına
ulaşır.4 Kendi başına
beslenemediği için koloninin diğer üyeleri ona özel
bir ihtimam gösterirler. Kraliçeyi besleme görevini
üstlenen işçi termitler, kraliçenin ihtiyacı olan besinleri
kraliçeye aksama ya da gecikme olmadan sürekli olarak
temin ederler.
Kraliçe hareket etmemesine rağmen koloninin düzenini,
güvenliğini ve her türlü ihtiyaçlarını çok iyi kontrol
altında tutar. (Kraliçenin bütün bunları tek başına
nasıl yaptığı, ilerleyen bölümlerde detaylı olarak ele
alınacaktır.)
KRALİÇE VE İŞÇİ TERMİTLER BİLGİ
ALIŞVERİŞİ
Resimde kraliçe termit
ve çevresindeki işçi termitler görülmektedir.
Sürekli yumurtlayan kraliçeyi işçiler besler.
İşte bu besin alış-verişi sırasında kraliçe kolonide
olup bitenlerden haberdar olur. |
Kraliçe, yuvadaki termitlerle direkt olarak görüşmemesine
rağmen yuvadaki tüm ihtiyaçları bilir. Hatta kraliçe,
yumurtlama döneminde 14 cm'ye ulaşan dev gövdesi ile
kıpırdamadan yatarken dahi yuvadaki eksikliklerin tümünü
-yuvada herhangi bir karışıklık olup olmadığını, hangi
türde elemana ihtiyaç olduğunu vs.- bilir. "Bu olağanüstü
bilgi ağını nasıl bilebilir?" sorusuna verilen cevap,
Allah'ın yarattığı sistemin kusursuz ve eksiksiz olarak
işlediğinin açık bir delilidir.
Daha önce kraliçenin işçi termitler tarafından beslendiğinden
bahsetmiştik. İşte bu beslenme sırasında, kolonide
olan biten her şey kraliçeye kesintisiz olarak aktarılır.
İşçi termitler bu bilgileri verirken salgılarını kullanırlar.
Bütün termitler vücutlarında özel bir salgı üretirler.
Bu salgı, koloninin durumu hakkında kraliçe termite
bilgi verir. Bir işçi termit kraliçeyi beslediğinde,
kraliçe o anda koloni içinde neye ihtiyaç olduğunu
anlar. Örneğin bir mücadele sırasında asker kaybı
olmuşsa kraliçe, kendisini besleyen işçinin salgıladığı
kimyasallardan bunu haber alır.
Eğer çok sayıda asker termit yitirildiyse kraliçe ilk
tedbir olarak genç termitlerin asker termitler olarak
büyümesini sağlayacak kimyasal bileşiği salgılar ve
bu salgıyı işçi termitler aracılığı ile yeni genç bireylere
gönderir. Böylece genç termitlerin hangi gruba dahil
olacakları belirlenir.
Bir salgının ne içerdiğini bilmek için öncelikle o
sıvının analizi yapılmalıdır. Böyle bir işlemi yapmak
için öncelikle bir laboratuvara ihtiyaç vardır. Analizi
yapılacak sıvının içeriğine göre, gerekli teçhizatın
tam olması gerekir. Elbette ki analizi yapacak kişilerin
de bu konuda bilgi sahibi olması hatta eğitim almış
olması gerekir. Kraliçe termit, vücudundaki sıvıların
analizini bütün ömrü boyunca hem de çok kısa bir sürede
yapar. İhtiyaca uygun sıvıyı salgılayarak kolonideki
yüzbinlerce termitin yaşaması için gerekli olan organizasyonu
sağlar. Kraliçenin salgıladığı maddeyi alan termitler
de salgının içeriğini bilir ve salgıda saklanmış olan
şifreyi çözerek hareket edebilirler. Dolayısıyla aynı
analiz bilgisine kolonideki diğer termitler de sahiptir.
İşte bu, termit kolonilerindeki mucizevi olaylardan
biridir. Termit kolonilerindeki bireylerin hangi kasta
bağlı olacakları yani koloni içinde ne tür bir görev
alacakları doğum anında belli değildir. Doğduklarında
tüm larvalar birbirlerinin aynıdır. Larvaların görev
ve sorumlulukları, koloninin o anki ihtiyacına göre,
kraliçe tarafından salgılanan kimyasal salgının işçi
termitler aracılığıyla larvalara ulaştırılmasıyla belirlenir.5
Kraliçe termitin bir tür muhakeme yeteneği kullanarak
kolonideki eleman ihtiyacına karar veremeyeceği açıktır.
Ancak kraliçenin davranışlarında görülen düşünme, muhakeme
yapma ve karara bağlama gibi özelliklerin tek bir açıklaması
vardır. Kraliçe termitin hareketleri bir güç tarafından
kontrol edilmektedir. Kraliçenin kovan üzerindeki denetiminin
nedeni bu canlıların tümünün Allah'ın ilhamıyla hareket
ediyor olmasıdır. Yeryüzündeki bütün canlılara nasıl
davranmaları gerektiğini öğreten Allah'tır.
Sizin yaratılışınızda ve türetip-yaydığı
canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler
vardır. (Casiye Suresi, 4)
İŞÇİ TERMİTLER
Termit kolonilerindeki
her türlü işi resimde görülen bu 1-2 cm.lik canlı
yapar. |
Bütün yuvanın bakımını üstlenmiş olan işçi termitler
kısır, kör ve kanatsızdırlar. İşçi termitler yumuşak
vücutlu ve krem renklidir. Bir yılda ergin hale gelirler.
Yaşam süreleri ise 3 ile 5 yıl arasında değişir.
Yuvanın üreme ve savunma dışındaki tüm işlerini işçi
termitler yürütür; termit yuvalarının inşası ile işçiler
ilgilenir, zamanı geldiğinde yuvayı genişletme ve onarım
gibi işlemlerle ilgilenenler de işçi termitlerdir.
Larvaların kendi kendilerine yeter hale gelene kadar
bakıma ihtiyaçları vardır; ayrıca kendi ihtiyaçlarını
karşılayamayan kraliçe termitin de çeşitli konularda
bakıma gereksinimi vardır; bütün bunlarla ilgilenenler
yine işçi termitlerdir. Bazı termit türleri besin olarak
mantar tüketir. Mantarların üretimini de yuvalarında
kendileri yaparlar. Bu üretimi yapanlar yani koloninin
çiftçileri de yine işçi termitlerdir. Kısacası kolonideki
günlük her türlü ihtiyaç işçi termitler tarafından temin
edilir.6
 |
Termit yuvalarında
çok sayıda işçi çalışır. Soldaki resimde larvaların
bakımı ile ilgilenen, alttaki resimde ise
mantar yetiştiren işçiler görülmektedir. Yuvanın
inşası ve tamiri, yumurtaları, yavruları ve
kraliçeyi korumak ve onların bakımıyla ilgilenmek
ve yiyecek temini gibi işlerin tümünü işçi
termitler yapar. |
|
Kısır olan işçilerin koloni için hiç durmadan çalışmaları,
evrimciler açısından bir çıkmaz oluşturur. Çünkü ilerleyen
bölümlerde ele alınacağı gibi işçilerin fedakarlığı,
kolonideki düzenin temelini oluşturur. Kısır bir canlının
kendi yaşamını sürdürmek yerine kolonisindeki diğer
canlılar için çalışması, doğanın bir savaş alanı olduğunu
iddia eden evrimciler için elbette ki büyük sorun oluşturur.
EVRİM TEORİSİNİN KISIR TERMİTLER
KARŞISINDA DÜŞTÜĞÜ ÇELİŞKİ
Evrim teorisinin kurucusu olan Charles Darwin, canlıların
bunlara benzer karmaşık davranışları karşısında, "teorisinin
karşılaştığı en ciddi özel zorlukla" yüzleştiğini itiraf
etmiştir.7
Guguk kuşu başka bir yuvaya
yumurtalarını bırakır. Yumurtadan çıkan yavru
gugukların ilk yaptıkları hareket yuvadaki diğer
yumurtaları aşağıya atmaktır. |
Sosyal böceklerin davranışlarının evrim teorisi açısından
neden "ciddi bir özel zorluk" olduğunu evrimcilerin
kendi iddialarındaki mantık bozukluklarını ele alarak
ve çoğu zaman birer "itiraf" niteliğinde olan sözlerini
açıklayarak anlatalım.
Evrimciler, termitlerdekine benzer karmaşık davranışların
"doğal seleksiyon" mekanizması ile ortaya çıkmış olduğunu
iddia ederler. Evrimcilerin bu iddiaları şu anlama gelmektedir:
Hayvanlar tecrübe yoluyla bazı davranışları öğrenir
ve bu davranışların iyi ve kendileri için yararlı olanları
zaman içinde doğal seleksiyon mekanizması tarafından
seçilir. Daha sonra da bu iyi olan davranışlar kalıtım
yoluyla bir sonraki nesle aktarılır.
Bu iddianın tutarsızlıklarını şöyle sıralamak mümkündür:
Öncelikle pek çok canlının davranışlarını tecrübe
yolu ile öğrenmesi imkansızdır. Buna örnek olarak yavru
guguk kuşlarının yumurtadan çıkar çıkmaz, gözleri dahi
açılmadan ilk iş olarak yuvadaki diğer yumurtaları
aşağıya atmalarını verebiliriz. Burada kesinlikle bir
öğrenme sözkonusu değildir; aksine yavru guguk kuşu,
yumurtadan çıktığı anda daha etrafında hiçbir canlıyı
görmeden o yumurtaları ne yapması gerektiğini çok iyi
bilmektedir. Yani guguk kuşuna bu bilgi, henüz dünyaya
gelmeden önce verilmiştir.
Hayvanların bu gibi davranışlarının öğrenme ile ortaya
çıkmış olabileceğini varsaysak bile bunların genetik
olarak sonraki nesillere aktarılması yine de imkansızdır.
Sonradan kazanılmış yetenekler sadece o canlıya ait
olur. Tıp öğrenimi görerek doktor olmuş bir insanın
çocuğunun, öğrenim görmeden doktor olmasının mümkün
olamayacağı gibi hayvanlardaki öğrenilmiş davranışların
aynı türün diğer üyelerinin genlerine aktarılması da
mümkün değildir. Bu örnek düşünüldüğünde evrimcilerin
iddialarının ne kadar tutarsız ve bilimsellikten uzak
olduğu hemen görülmektedir.
Ayrıca önemli bir noktaya daha dikkat çekmekte yarar vardır: Termit kolonilerindeki hemen hemen bütün işleri yapmakla görevli olan işçilerin davranışları; bilgi birikimi, hesaplama, plan yapabilme, muhakeme etme gibi özellikler gerektirmektedir. Bu davranışların kalıtımsal olarak öğrenilmesi ise mümkün değildir. Çünkü işçi termitler kolonideki kısır üyedir. Bu nedenle kendi özelliklerini başka bir canlıya genler yoluyla aktarmaları mümkün değildir. Ortaya ilk çıkan kısır işçi termitin kendisi için gerekli bazı davranışları öğrendiğini varsaysak bile -ki bir termitin bir şeyler öğrenmesi zaten imkansızdır- bu yararlı davranışlarını kendinden sonraki nesle aktarması mümkün olmaz. Çünkü kendisi, yeni bir nesil meydana getirme özelliğine sahip değildir. Sosyal böcek kolonilerinde, bir sonraki nesli meydana getirebilenler yalnızca kraliçelerdir. Kraliçe, kendinden sonrakilere genlerini aktarabilir. Ancak kraliçenin özellikleri, termit kolonilerinin varlıklarını sürdürmeleri için yeterli değildir. Özellikle işçi ve asker termitlere ait olan dayanışma, disiplin, fedakarlık gibi davranışlar olmadan koloninin yaşamını sürdürmesi mümkün olmaz. O halde, doğar doğmaz ne yapacağını çok iyi bilen bu küçük canlılara nasıl davranmaları gerektiğini öğreten kimdir?
Bunlar, evrimciler tarafından hala cevap bekleyen sorulardır. Bu durumun çok iyi farkında olan Charles Darwin, sosyal böceklerle ilgili endişelerini Türlerin Kökeni adlı kitabında şöyle itiraf etmektedir:
Bir işçi karınca ya da başka bir eşeysiz böcek, sıradan bir hayvan olsaydı, bütün ıralarının Doğal Seçmeyle yavaş yavaş edinilmiş olduğunu, yani yararlı küçük değişikliklerle doğan ve bunları soyaçekimle döllerine ileten bireylerin varlığını, ve onların döllerinin yeniden değiştiğini ve yeniden seçildiğini vb. hiç duraksamadan kabul ederdim. Ama işçi karınca ana-babasından büyük ölçüde farklı bir böcektir, üstelik tümüyle kısırdır; bu yüzden, ardarda edinilmiş yapı ve içgüdü değişikliklerini döllerine iletilmesi söz konusu olamaz. Bu durumun Doğal Seçme teorisiyle nasıl uzlaştırılabileceği elbette sorulabilir.9

Charles Darwin |
Yukarıda Darwin'in dikkat çektiği karıncalarda olduğu gibi termitlerde de bütün işçi bireyler kısırdır. Bu, evrimciler açısından açıklanması imkansız bir durumdur.
Üstelik kısır bir canlının yaşamı sırasında kazandığı özelliklerin, öğrendiği faydalı davranışların, edindiği tecrübelerin -ki böyle bir şeyin zaten olamayacağını yukarıda anlattık- evrim teorisine göre bir değeri yoktur. Evrimci Prof. Dr. Ali Demirsoy bu konu hakkında şöyle bir yorum yapmıştır:
.. Daha önce de değindiğimiz gibi bir bireyin yaşamını başarılı olarak sürdürmesi evrimsel olarak fazla birşey ifade etmez. Önemli olan bu süre içerisinde fazla döl meydana getirmek suretiyle, gen havuzuna, gen sokabilmesidir. Bir birey ne kadar uzun yaşarsa yaşasın, döl meydana getirmemişse, evrimsel açıdan hiçbir öneme sahip değildir. Bu nedenle bu bireylerin ölümü 'Genetik Ölüm' olarak adlandırılır.10
Genetik ölüm", o canlının neslinin tükenmesi demektir. Ancak işçi termitlere baktığımızda, evrimcilerin ortaya attıkları iddiaların tümünü yalanlarcasına, milyonlarca yıldır hiçbir değişiklik geçirmediklerini ve kısır oldukları halde varlıklarını hala sürdürebildiklerini görürüz.
Verilen örneklerde de görüldüğü gibi termitler, karıncalar, arılar gibi birarada yaşayan canlıların davranışlarını elbette ki doğal seleksiyon gibi çarpıtılmış evrim mekanizmaları ile açıklamak imkansızdır. Tek açıklaması vardır, o da yeryüzündeki bütün canlı ve cansız varlıkları yaratan; her şeye güç yetiren, benzeri olmayan bir ilmin sahibi olan Allah'tır.
Yuvadaki dÜZENİN ASIL NEDENİ
Termit kolonisindeki her üye, ne iş yapması gerektiğini çok iyi bilir ve onu kusursuzca yerine getirir. Termitlerin arasında bir tek bencil harekete dahi rastlamak mümkün değildir. Bu yüzden de koloni halinde yaşayan bu canlılar kusursuz bir düzen içinde hayatlarını sürdürürler.
İşte bu, bütün sosyal böceklerde var olan ve üzerinde önemle durulması gereken bir özelliktir. Dikkat edildiyse termit yuvalarındaki düzende ve bu düzenin sürekli olmasında son derece önemli bir ölçüden bahsedilmektedir: Termitlerin fedakar olmaları...
Kendi yavruları ya da başka canlılar için kendi canını tehlikeye atacak ya da kendi ihtiyaçlarını gözardı edecek tarzda davranışlara hayvanlar arasında sıkça rastlanır. Canlılardaki fedakar davranışlarla ilgili o kadar fazla örnek vardır ki bu durumu evrimci bilim adamları da açıkça ifade etmek zorunda kalmaktadırlar.
Örneğin evrimci Peter Kropotkin, hayvanlar arasındaki dayanışmayı konu edindiği Mutual Aid: A Factor in Evolution isimli kitabında karıncaların ve termitlerin karşılıklı yardımlaşma sonucunda ne kadar büyük bir başarı kazandıklarıyla ilgili bir tespitini şöyle dile getirmektedir:
Termit ve karıncaların muhteşem yuva ve binalarının, şayet insanlarınki ile aynı ölçülerde olsaydı, çok daha üstün olduğu görülecekti. Asfaltlanmış yolları ve yer üstü tonozlanmış galerileri, geniş holleri ve tahıl ambarları, tahıl alanları, hasat etme işlemleri, yumurta ve larvalarının bakımındaki alkılcı metodları, ... ve son olarak cesaretleri ve üstün akılları, tüm bunlar, yoğun ve yorucu yaşamlarının her aşamasında uyguladıkları karşılıklı yardımlaşmanın doğal bir sonucudur.11
Burada önemli bir noktaya dikkat çekmekte yarar vardır. Yukarıda evrimci yazarın söz ettiği "karşılıklı yardımlaşma", termit dediğimiz birkaç santimlik, kör ve akletme yeteneğinden yoksun böceklerin uyguladıkları bir davranıştır. İnsanların kendi aralarında yardımlaşmada bulunması, ortak planlar kurup bunları beraberce uygulaması, yaşamı kolaylaştıracak yeni sistemler geliştirmeleri, teknolojiler üretmeleri elbette doğal karşılanan olaylardır. Ancak aynı şeyleri bir böceğin yapıyor olması doğal karşılanmamalıdır. Akletme yeteneğinden yoksun bir canlı, akıl gösteriyorsa onu yönlendiren bir güç var demektir. İşte burada da termitleri yönlendiren, onlara akılcı planlar kurduran ve onları fedakarca davranışlara yönelten büyük bir güç vardır.
O güç, sonsuz ilim ve aklı sahibi olan Yüce Allah'a aittir. |