|
GİRİŞ
Uzun bir tatilden döndüğünde evinin, çok düzenli ve
mükemmel bir şekilde yeni eşyalarla döşendiğini, ihtiyaçlarına
yönelik her türlü ayrıntının düşünüldüğünü ve sağlandığını
gören bir insan bu manzara karşısında çok şaşıracak
ve etkilenecektir. Sonra da kendisine bu sürprizi hazırlayan
kişinin kim olduğunu merak edecektir. Elbette ki böyle
olağanüstü bir sürpriz karşısında kayıtsız kalması düşünülemez.
Örneğin, "nasıl olmuşsa olmuş, bu beni ilgilendirmez"
diyemez. Herşeyin kendiliğinden ya da tesadüfen oluştuğunu,
eşyaların kendiliğinden eve geldiğini ve düzenli bir
şekilde yerleştiklerini düşünemez. Çünkü bunların
hepsi belli bir akıl, bilinç ve güç gerektirmektedir.
Dolayısıyla, herşeyi düşünmüş ve bilinçli olarak düzenlemiş
birinin var olduğu son derece açıktır.
Yukarıda verdiğimiz örnekteki durum aynı şekilde tüm
evren, dünyamız ve canlı cansız tüm varlıklar için de
geçerlidir. Evrende, insan vücudundan gökyüzüne, hayvanlardan
denizlerin derinliklerine kadar tüm varlıklarda ve olaylarda,
son derece kompleks sistemler ve sayısız hassas dengeler
vardır. Düşünen ve aklını kullanabilen herkes bu kompleks
sistemlerin ve hassas dengelerin, üstün bir güç ve akıl
sahibi olan Allah'ın yarattığını görecektir.
Bu bilince sahip olan insan, etrafında gördüğü herşeyde,
kendisine Allah'ı tanıtacak sayısız delille karşılaşır.
Örneğin, çamurlu topraktan çıkan rengarenk, hoş kokulu
çiçekler, lezzetli sebze ve meyveler, bu güzelliklerin
algılanmasını sağlayan duyu organları, içinde birçok
kompleks sistemin mükemmel ve uyumlu bir biçimde çalıştığı
insan vücudu, Dünyamızı aydınlatan, ısıtan ve bunun
için bize en uygun mesafede ve büyüklükte yaratılmış
olan Güneş, kupkuru toprağı canlandıran yağmur ve evrenin
tümünü kapsayan bunlar gibi daha sayısız deliller...
Bunların tümü birer "iman hakikati"dir. Yani, kişiyi
imana götüren ve imanının artmasına vesile olan gerçekler,
yaratılış mucizeleridir. Bu deliller üzerinde derin
tefekkür eden her vicdanlı insan Allah'ın varlığını
ve büyüklüğünü açıkça görerek iman edecektir. İman edenler
ise iman hakikatleri sayesinde Allah'ı daha yakından
tanıyacak, O'na duydukları iman, sevgi ve korku daha
da artacaktır.
Ancak insanların çoğu çocukluklarından itibaren aldıkları
yoğun maddeci telkinler nedeniyle etraflarındaki bu
iman hakikatlerini fark edemezler ya da bunları fark
etmekte zorlanırlar. Herşeyin tesadüflere, rastlantılara,
doğal şartlara, şansa bağlı olduğu şeklindeki bu maddeci
telkinler, insanların tüm evreni kaplayan apaçık yaratılış
mucizelerini görmelerini engeller. Adeta gözlerinin
önüne görünmez bir perde çeker. Çoğu insan iman hakikatlerine
"Allah ne güzel yaratmış" diye bakmaz da, "ne güzelmiş"
diye bakar, yani gaflet gözüyle değerlendirir.
Bu kitabın amacı da insanların gözlerinin önündeki
gaflet perdesinin kalkmasına yardımcı olmaktır. Bunun
için tüm evreni kaplayan iman hakikatlerinin yoğun biçimde
araştırılıp insanlara aktarılmasının önemi ele alınacaktır.
Kitapta aynı zamanda bazı İslam alimlerinin, iman hakikatlerinin
önemi hakkındaki görüşlerine ve bazı örnek iman hakikatlerine
yer verilecektir. Ayrıca ahir zamanda insanları ateizme
ve dinsizliğe sürükleyen ve en büyük aldanış olan evrim
teorisinin batıl öğretisi karşısında, iman hakikatlerinin
nasıl en etkin çözüm olduğu da ele alınacaktır.
AKILLI TASARIM yani YARATILIŞ
Kitapta zaman zaman karşınıza Allah'ın yaratmasındaki mükemmelliği vurgulamak için kullandığımız "tasarım" kelimesi çıkacak. Bu kelimenin hangi maksatla kullanıldığının doğru anlaşılması çok önemli. Allah'ın tüm evrende kusursuz bir tasarım yaratmış olması, Rabbimiz'in önce plan yaptığı daha sonra yarattığı anlamına gelmez. Bilinmelidir ki, yerlerin ve göklerin Rabbi olan Allah'ın yaratmak için herhangi bir 'tasarım' yapmaya ihtiyacı yoktur. Allah'ın tasarlaması ve yaratması aynı anda olur. Allah bu tür eksikliklerden münezzehtir. Allah'ın, bir şeyin ya da bir işin olmasını dilediğinde, onun olması için yalnızca "Ol" demesi yeterlidir. Ayetlerde şöyle buyurulmaktadır:
Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen oluverir. (Yasin Suresi, 82)
Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "Ol" der, o da hemen oluverir. (Bakara Suresi, 117)
|