| DÜNYADAKİ EN VERİMLİ İŞ
MAKİNESİ: KALP
3. haftadan itibaren gelişmeye
başlayan embriyonik kalp hamilelik boyunca tek
pompa olarak çalışır. Çünkü kan sadece ceninin
vücudunda ve plasentada dolaşmaktadır. Ancak aynı
zamanda doğum sonrasında oksijen, soluma ile direkt
havadan alındığı için embriyonik kalbin 4 odacığa
da sahip olması gerekir. Bu fizyolojik ikilem
şu şekilde çözülmüştür: Kalbin odacıklarında bulunan
2 delik hem kanın bu odacıklarda tutulmasını sağlar
hem de henüz gelişmemiş akciğer damarları korunmuş
olur. Bu delikler bebek ilk nefesini alıp, ağlamaya
başladığında görevlerini sona erdirerek otomatik
olarak kapanırlar. Bu yaratılış harikası Rabbimiz'in
yaratma sanatındaki kusursuzluğu bize bir kez
daha göstermektedir. |
Henüz 22 günlük ceninin sol yanında hareket
etmeye başlayan küçük hücre topluluğunu hatırlayalım.
Bu ilk kıpırtı, yaşam demektir. Artık bu hücre topluluğu
uzunca bir süre hiç durmayacaktır. Asla yorulmayacaktır.
Dakikada yaklaşık 70 kere, bir yılda yaklaşık 35 milyon
kere, ortalama bir ömür boyunca ise 2 trilyon kere atacaktır.80 Tüm hayatı boyunca yaklaşık 227 milyon litre kan pompalayacaktır.81
Bu
hayret verici miktar; günde 10 tonluk bir tankeri82,
bir ömür boyunca ise tam kapasiteli 100 yüzme havuzunu
doldurabilmektedir.83 Ve bu olağanüstü
pompa, ritmik düzenini hiç bozmaz, şaşırmaz, eskimez.
Kanı pompalama ve vücudun içine dağıtma kabiliyetini
ölene kadar hiç yitirmez. Çünkü bu, üstün bir sanatı,
kusursuzluğu, benzeri sağlanamayacak bir dengeyi ve
muazzam bir aklı aynı anda yaratmaya Kadir olan Allah'ın
olağanüstü bir mucizesidir.
Ceninin kalbi, pompalanacak
bir kan olmadan saatler önce atmaya başlar. Kan oluşmadan
hareketlenen bu akıllı organın aniden atmaya başlamasının
sebebi acaba nedir? Sebep, besine olan ihtiyaçtır. Henüz
bir beden oluşmamıştır. Oluşan embriyo ise gelişmek
için besine, oksijene ve hormonlara ihtiyaç duyar. Ayrıca
küçük embriyoda atıklar da vardır. Bunların da uzaklaştırılması
gerekmektedir. İşte bu nedenle, Allah'tan ilham alan
bu müthiş pompa, bağımsız ve kusursuz hareketini gerekli
zaman ve yerde aniden başlatır.84
Bu büyük mucizeye ait her detay, bir insanın
iman etmesi, Allah'ın apaçık varlığının delillerini
görmesi için yeterlidir. Kalbin tüm özelliklerinde son
derece özel bir yaratılış hakimdir. Kalp, bedendeki
tüm mucizevi sistemlerden ayrı olarak, tek başına, vücudumuzdaki
kusursuz yaratılışın çok büyük bir örneğidir. "İnsanı
yaşatabilecek" buna benzer bir mekanizma meydana getirilememiştir.
Kalp, kendisini oluşturan hücreleri, özel kapakçık sistemleri
ve bunların açılma ve kapanma düzenleri ile son derece
kompleks ve özellikli bir sistemdir. Onun yaptığı işin
benzerini yapabilecek bir organ daha yoktur. İşi, kanı
hiç durmadan oldukça kuvvetli bir şekilde pompalamaktır.
Kan olduğu müddetçe, bedenin dışında bile görevini yapmaya
devam edebilir.
Kalp, her
dakika ortalama 70 kere atarak, vücuttaki kanın bir
gün içinde 1000 tam devir yapmasını sağlar. Bunun anlamı,
tüm kanın, vücuttaki her hücreyi 1000 kere ziyaret etmesi,
gerekli besinleri onlara iletmesi, oksijeni verip karbondioksiti
alması, hasarları tamir etmesi, aksaklıkları gidermesi
ve artıkları toplamasıdır. Vücuttaki her hücre, kalbin
bu yorulmak bilmez gayreti sayesinde günde 1000 defa
teftişten geçirilir. Bu şekilde kalp günde 8 bin litre
kan pompalar.85 Uykuda bile yetişkin
bir insanın kalbi, saatte yaklaşık 340 lt. kan pompalamaktadır.
Bu hızla toplam yedi dakika içinde bir arabanın benzin
deposunu rahatlıkla doldurmak mümkündür.86
Kalp; su, yağ
ve proteinin biraraya gelmesiyle oluşan, yumruk büyüklüğünde
bir et parçasıdır. Bu et parçası, dünyadaki tüm uzmanların
biraraya gelerek bilgisayarlar ile meydana getirecekleri
en teknolojik pompadan bile daha mükemmel ve kusursuz
bir sisteme sahiptir. Bu benzersiz et parçası, kanı
3 metre kadar yukarı fırlatabilecek muazzam bir güce
sahiptir.87
Eğer aklınızı
kullanabiliyorsanız, O, doğunun da, batının da
ve bunlar arasında olan herşeyin de Rabbidir...
(Şuara Suresi, 28) |
Kalbin bir başka mucizevi
özelliği ise, vücudun gereksinim duyduğu oranda kan
pompalayabilmesi, vücudun ihtiyacını tespit edebilmesidir.
Kalp, dinlenme halindeki bir kişide dakikada yalnızca
4-6 litre kan pompalar. Bu miktar o anda bu kişi için
yeterlidir, çünkü vücuttaki hücrelerin bu aşamada fazla
miktarda oksijene ihtiyaçları yoktur. Ancak egzersiz
yapan bir kişide oksijen ihtiyacı artar, hücrelere oksijenin
daha hızlı biçimde iletilmesi gerekir. Kalp hemen bu
ihtiyacı tespit eder ve daha hızlı atmaya başlar. Egzersiz
sırasında kalbin dakikada pompaladığı kan miktarı dört
ila yedi kat kadar artmıştır.88

Bir su tesisatı kurduğunuzu düşünün. Bu tesisatın
saniyede en az 1, dakikada ise ortalama 65-70
kere su pompalaması ve suyu yaklaşık 100 trilyon
eve ulaştırması gereksin. Üstelik aynı tazyikle...
Kuşkusuz böyle bir tesisat pek çok yönden oluşturulması
imkansız bir sistemdir. Oysa bedende bu örnekle
kıyaslanmayacak kusursuzlukta bir ağ sistemi mevcuttur.
Vücuttaki her hücreye ulaşabilen damar ağı, beden
içinde mükemmel ve bilinçli bir dağıtım sisteminin
olduğunun bir başka kanıtıdır. |
Şimdi kalbin bahsettiğimiz bu belli başlı
özelliklerinin mükemmelliğini görmek için bir karşılaştırma
yapalım. Bir su tesisatı kurduğunuzu düşünün, bu tesisat
saniyede en az bir, dakikada ise ortalama 65-70 kere
su pompalayacak olsun. Bu pompa ile her saniye "yüz
trilyon" kişinin evine, aynı tazyikle su gitmesi gereksin.
Aynı zamanda tesisatın, hangi evin ne kadar suya ihtiyacı
olduğunu da tespit etmesi, ihtiyaç duyulan eve daha
fazla miktarda su göndermesi gereksin. Kurulan bu sistemin,
en az 70 sene boyunca, en küçük bir arıza göstermemesi,
paslanıp çürümemesi, evlere ulaşan hatların tek bir
tanesinin bile devreden çıkmaması ise önemli ayrıntılardan
birkaçı olsun.
Böyle bir sistem nasıl meydana getirilebilir?
Bu, pek çok yönden imkansızdır. Aynı tazyik ile aynı
anda yüz trilyon evin ihtiyacını karşılamanız zordur.
Bu kadar büyük bir hızla ve değişmeyen bir ritimle hareket
eden bir makinenin ise, 10-15 seneden fazla dayanması
söz konusu olamaz. Bu aşamaya gelene kadar bile, makinenin
mutlaka defalarca bakımdan geçirilmesi ve meydana gelen
aksaklıkların giderilmesi gerekmektedir. Böyle bir mekanizmanın
hatasız olarak uzun yıllar işlemesi imkansızdır. Ayrıca
bahsettiğimiz sıradan bir cihazdır. Bu cihazın, evlerdeki
ihtiyaçları tespit edip, durum değerlendirmesi yapıp
ihtiyaç olan yerlere fazla miktarda su gönderdiğini
iddia etmek mantıkla uyuşmayacaktır.
Bütün bunların yanı sıra, kurduğunuz bu
tesisatın bir insan aklının denetiminde olduğunu da
hatırlatmak gerekir. Her aşaması sizin veya sizin gibi
akıllı varlıkların kontrolündedir. Tesisatı siz kurmuş,
boruları siz döşemiş, bakımını siz yapmışsınızdır. Böyle
bir mekanizmanın geçen binlerce yıl içinde, demir ve
çimentonun biraraya gelerek kendi kendine oluştuğunu,
tesadüfen oluşmuş bir miktar suyu aniden ritmik bir
şekilde pompalamaya başladığını daha sonra da tam yüz
trilyon eve ulaşacak bir boru sisteminin kendi kendine
döşendiğini elbette iddia edemezsiniz. Buna çevrenizdeki
tek bir kişi bile inanmayacaktır. Sistemin akıllı bir
varlık tarafından meydana getirildiği açıktır.
Ancak evrimciler, bu yapay sistemle kıyas
bile olmayacak mükemmellikteki kalp-dolaşım sisteminin
kör tesadüfler sayesinde meydana geldiğini iddia edebilmektedirler.
Henüz anne karnında atmaya başlayan bu muazzam pompanın
kontrolsüz ve rastgele olaylar sonucunda hareketlenip
insanı yaşattığını öne sürerler. Bu benzersiz eserin
sahibi olan Yüce Kudret'in açık varlığını görmezden
gelirler. Ama bu mucizevi organ, birazdan daha detaylı
inceleyeceğimiz her özelliğinde, Allah'ın üstün aklını
ve gücünü insanlara tanıtmaktadır. Ayetlerde şöyle buyrulur:
İnsan, 'kendi başına ve sorumsuz' bırakılacağını
mı sanıyor. Kendisi, akıtılan meniden bir damla su değil
miydi? Sonra bir alak (embriyo) oldu, derken (Allah,
onu) yarattı ve bir 'düzen içinde biçim verdi.' Böylece
ondan, erkek ve dişi olmak üzere çift kıldı. (Öyleyse
Allah,) Ölüleri diriltmeye güç yetiren değil midir?
(Kıyamet Suresi, 36-40)
Kalbin Çalışma Mekanizması

Ok yönü, kanın akış yönünü
göstermektedir. Kalp kasıldığında kan, kapakçıktan
karıncıklara gönderilir. Yarım ay şeklindeki kapakçıklar
kapanır. Karıncıklar kasılmaya başlar ve kanı
vücuda gönderir.
|
Kalbin oldukça sistemli bir mekanizması
vardır. Bu mekanizmada meydana gelen tek bir aksaklık
o insanın hayatını sona erdirebilir. Kalbin sahip olduğu
mekanizmalardan en önemlisi sağ ve sol tarafında bulunan
pompalardır. Kalbin her iki tarafında da kulakçık ve
karıncıklar bulunmaktadır. Küçük pompa her iki tarafta
da kulakçıklardır, büyük pompaları ise karıncıklar oluşturur.
Kalbin sol tarafı temiz kan ile ilgilenir. Gelen temiz
kanı organ ve dokulara ulaştırmak, kalbin sol tarafında
bulunan sol kulakçık ve sol karıncığa düşer. Kalbin
sağ tarafı ise kirli kan ile ilgilenir. Sağ karıncık
ve sağ kulakçık kirli kanı temizlenmek üzere akciğerlere
ulaştırmak için görev başındadır.
Temiz kan kalbe ulaştığında önce üst taraftaki
küçük pompaya, yani sol kulakçığa dolar. Buradan alt
tarafta bulunan büyük pompaya yani sol karıncığa iletilir.
Kirli kan da, yine aynı şekilde sağ kulakçıktan sağ
karıncığa iletilir. Kalpteki her kulakçık birbirlerinden
farklı görünseler de aslında yaptıkları iş aynıdır.
Her biri belirli bir hedefe doğru kanı iletmekle görevlidir.
Mekanizmanın sistemli çalışması, bahsettiğimiz
bu sıralı işlem nedeniyle çok önemlidir. Herşeyin sıra
ile yapılması gerekmektedir. Eğer bu düzen bozulursa,
kalp vücuda ya hiç kan pompalayamayacak ya da kalbe
aşırı kan yüklenmesi olacaktır. Bu sıralamanın doğru
yapılabilmesi için kulakçık ve karıncıklar arasında
kapaklar vardır. Bu kapaklar kanın akış yönüne doğru
tek taraflı olarak açılırlar. Kulakçıklar kasıldığında
bu kapaklar açılır ve kan büyük pompanın yani karıncıkların
içine dolar. Bu işlem gerçekleştikten sonra, kanın geldiği
yere geri dönmemesi için kapaklar tekrar kapanır.

Ana toplardamar, oksijensiz
kanı bedenin sağ kısmına getirir ve akciğer damarları
bu kanı akciğerlere iletir. Akciğer toplardamarı
oksijenli kanı akciğerlerden kalbin sol tarafına
getirir ve aort bu kanı vücuda gönderir. Kanın
bu hareketi sırasında kalp kapakçıkları kasılarak
kanın odacıklar arasında geçişini sağlar. |
Bu kapaklar, kalbin karıncıklarında da
vardır. Karıncıklar kasıldığında bu kapaklar açılır
ve kanın vücuda doğru akması sağlanır. Pompalama işlemi
durduğunda ise kapaklar kapanır ve pompalanan kanın
kalbe geri dönmesi engellenir. Bizim "kalp atışı" olarak
algıladığımız ses ise, sanıldığı gibi kalbin kasılıp
gevşemesi sonucunda çıkan ses değildir. Kalp atışını
dinlerken, aslında bu dört kapakçığın şiddetle açılıp
kapanma seslerini duyarız.
Bu kusursuz sistemin sahip olduğu üstün
komplekslik bir yana, evrimciler açısından böylesine
ritmik bir düzen ile kapakların açılıp kapanması bile
tek başına büyük bir sorundur. Çünkü hiçbir canlının
böylesine ritmik bir düzeni elde edinceye kadar bekleyecek
zamanı yoktur. Meydana gelen en küçük aksaklık canlının
bedeninde ağır hasarlara sebep olabilecektir. Kapakların
açılma ve kapanma düzeninin, her canlıda henüz bir cenin
halindeyken bile muntazam işlemesi gerekmektedir. Böyle
seri bir hareketin tesadüfen meydana gelen mutasyonlarla
oluşması ve bunun hiçbir aksama göstermeden tüm canlılarda
tesadüfen kusursuz işlemesi ise mantıklı hiçbir insanın
kabul edemeyeceği büyük bir aldatmacadır.

Kalp kapakçıkları, kanın
akış yönüne doğru tek taraflı olarak açılırlar.
Kulakçıklar kasıldığında bu kapaklar açılır ve
kan karıncıkların içine dolar. Büyük tazyikle
akan kanın geri dönmemesi için kapaklar hemen
kapanır. |
Vücutta Ritmik Hareket Eden Tek Hücre:
Kalp Kası Hücreleri
Beden, yaklaşık yüz trilyon hücreden meydana
gelir. Bu hücrelerin her birinin farklı görevleri ve
özellikleri vardır. Kimisi, alyuvar hücrelerinde olduğu
gibi çekirdeksizdir, kimisi solunum borusundaki hücrelerde
olduğu gibi tüycüklere sahiptir. Kimisinin ise hareketini
sağlayan çeşitli motorları vardır. Ama vücutta öyle
bir hücre vardır ki, başka hiçbir hücrede bulunmayan
özel bir yeteneğe sahiptir. Bu yetenek, hücrenin "büzülme
ve açılma" hareketi yapabilmesidir ve bu yeteneğe sahip
hücrelerden oluşan kalp işte bu yüzden "atar".
Kalpte bulunan
bu hücreler özel kas hücreleridir. Bu hücre topluluğunu
özel yapan; henüz gelişmeye başlayan bir embriyoda aniden
hareket etmeye başlamalarıdır. Bir açık kalp ameliyatı
sırasında, "kendilerine bağlı tüm sinirler alınmış ve
çevrelerindeki organlarla tüm ilgileri kesilmiş olmasına
rağmen" bu hücreler "atmaya" devam edebilir. Hatta bu
hücrelerden "tek bir tanesini" dışarı çıkarıp mikroskop
altına koyduğunuzda bile, kanla beslediğiniz sürece,
atmaya devam edecektir.89 Bu hücreleri
özel yapan, görünürde insan aklının eseri olan hiçbir
kontrol mekanizmasının denetiminde olmamasına rağmen
atmaya, kan pompalamaya ve insanı yaşatmaya adeta bir
karar vermiş gibi davranmalarıdır.

Kalp atışı, pacemaker
adı verilen kalbin içindeki sinir dokularının
bulunduğu alan tarafından kontrol edilir. Alttaki
resimde karıncıkta bulunan sinir ağları görülmektedir. |
Onların "atmalarını" sağlayan özellik,
üzerlerinden geçen elektrik akımıdır. Kalbi oluşturan
her hücre, adeta canlı bir pil gibidir. Kalp atışı adını
verdiğimiz hareketi başlatan kimyasal enerjiyi kendileri
oluştururlar. Hücrelerin bu özelliği, hiçbir evrimci
iddia ile açıklanamayacak olağanüstü bir özelliktir.
Kalp hücreleri kendileri için gerekli olan elektriği,
kanda rahatça bulabildikleri potasyum ve sodyum elementleri
ile sağlarlar. Bu iki elementi meydana getiren atomlar,
sahip oldukları bir elektronu kaybetmiş atomlardır.
Dolayısıyla fazladan bir protonları, yani artı yükleri
bulunmaktadır.
Kalp hücreleri,
oldukça fazla miktarda potasyum iyonuna sahiptirler,
bu hücreleri çevreleyen sıvıda ise sodyum bulunmaktadır.
Hücre zarı, kalp kaslarından sodyumu dışarı atar ve
içeriye potasyum alır. Hücre zarı sodyumu dışarı verme
işini, potasyumu içine alma işinden daha hızlı gerçekleştirdiği
için atomların sahip olduğu fazladan artı yük, hücrenin
dışında yığılmaya başlar. Belli bir sınıra geldiğinde,
akım aniden tersine döner ve sodyum iyonları tekrar
hücrenin içine girmeye başlarlar. Bu ani değişiklik,
bir elektrik akımı meydana getirir ve kalp kası kasılarak
geri çekilir 90 Hücrelerin atmasını
sağlayan özellik, bu kimyasal gelişmelerle meydana gelir.
|
Şu halde hamd, göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve
alemlerin Rabbi Allah'ındır. Göklerde ve yerde
büyüklük O'nundur. O, üstün ve güçlüdür, hüküm
ve hikmet sahibidir.
(Casiye Suresi, 36-37)
|
Kalp atışının başlama işareti ise sağ kulakçıkta
bulunan ufacık bir hücre topluluğuna bağlıdır. Kalp
sinüsü ya da S.A yumrusu adı verilen bu hücre topluluğunun
verdiği elektriksel işaret iki küçük kas demetiyle kalp
kasına iletilir. Hücreler, üzerlerine gelen elektrik
akımını, alt kısımlarında bulunan diğer tüm kalp kaslarına
ulaştırırlar. Bu akım dalgası, sağ kulakçıktan başlayarak
aşağıya doğru bütün kas hücrelerini uyarır ve böylece
tüm kalbe yayılır. Kalbe gelen bu elektrik akımları
"pacemaker" adı verilen bir sinir demeti tarafından
koordine edilir. Pacemaker ritmi denetlerken, vücudun
gereksinimine kulak verir. Bedenin ihtiyaçlarına göre
kalbi hızlandırma veya yavaşlatma gibi bir yeteneği
vardır.

Resimde kalbin elektriksel faaliyetini gösteren
kalp elektrosu görülüyor. Kalp, ritmik ve senkronize
atar. Bu düzenli ritim sayesinde vücuda uygun
miktarda kan akımı sağlanır. |
Ancak kalbin tamamı bir anda kasılmaz.
Çünkü kalbin, hem kan toplaması hem de topladığı kanı
pompalaması gerekmektedir. Eğer kalbin tüm hücreleri
aynı anda kasılsaydı, henüz kan kalpte toplanamadan
vücuda pompalanacaktı. Bunun sonucunda da, sadece birkaç
damla kan vücuda iletilebilecekti. Oysa kulakçıklar
topladıkları kanı, kendilerinden daha büyük olan karıncıklara,
onlar kasılmadan önce iletmelidirler. İşte bu nedenle
kalp üzerinde bulunan kaslar, adeta kendi sıralarını
bilircesine, birbirlerinin kasılmalarını beklerler.
Karıncıklar kasılırken kulakçıklar gevşer, böylelikle
kulakçık gevşediği için kan aşağı doğru akar, karıncık
da kasıldığı için kanı toplar. Acaba bu sıralama nasıl
her zaman bu kadar düzenlidir?
Kalp hücrelerini ayrı ayrı
alıp mikroskop altında inceleme imkanınız olsaydı, her
bir hücrenin farklı hızlarda attıklarını görürdünüz.
Bu son derece şaşırtıcı ama aynı zamanda da gerçek anlamda
mucizevi bir durumdur. Ancak bu bir düzensizliğin değil,
aksine kusursuz bir düzenin göstergesidir. Kalbin, ritmik
ve senkronize bir atma şekli vardır. Hücreler, bu senkronizasyona
uygun olarak ne zaman kasılıp ne zaman gevşeyeceklerini
adeta "bilirler". Allah, hücrelerin her birine atmaları
gereken zaman aralığını ilham etmiştir. Bu yüzden her
birinin atma hızı ve sırası farklıdır.91
Birbirinden farklı ritmlerde atan iki kalp
hücresi biraraya geldiklerinde, bu akıllı hücreler olağanüstü
bir mekanizma ile aniden ortak bir ritme uyum sağlamaya
başlarlar. Hepsi biraraya geldiğinde ise birbirine uyumlu
hücrelerin oluşturduğu tek bir organ halini alır ve
kanın en iyi pompalanacağı ritmi tuttururlar. Bu olağanüstü
gerçek, Allah'ın insanlar için yarattığı özel nimetlerden
biridir. Hücreler arasındaki kusursuz uyum da Rabbimiz'in
sanatının delillerindendir. Allah herşeye Hakim olan,
çok üstün güç sahibi olandır.
Kalp Hücrelerinin Zamanlaması
Kalbin, zamanlaması kusursuz olan bir düzeni
vardır. Bu da kalbi oluşturan hücreler arasındaki koordinasyon
ve haberleşme ile sağlanır. Burada elbette ilk dikkati
çeken yine hücrelerde tecelli eden "akıl"dır. Kalbi
oluşturan bu akıllı hücreler akımı, kalbin diğer tarafına
doğru saniyede yaklaşık 60 cm hızla gönderirler. Sinyal,
S.A yumrusu adı verilen bir bölgeden gönderilmiştir.
S.A yumrusunu oluşturan hücrelerin sinyali ürettikleri
süre ise saniyenin 14'te biri kadardır. Burada ikinci
akımı üreten hücreler bulunur ve A.V. yumrusu adını
alırlar.
Akım, hızla ilerlerken
sırayla iki kulakçığı harekete geçirir ve kan toplamak
için bunların kasılmalarını sağlar. Hala ilerlemekte
olan elektrik akımı tam karıncık kaslarına ulaşacakken,
sağ kulakçık ile sağ karıncık arasındaki kas dokusunda
bulunan özel ipliksi hücreler tarafından durdurulurlar.
Bu durum, akımın karıncığa ulaşırken gecikmesine neden
olur. Akım, saniyede 20 cm hıza düşer ve saniyenin 16'da
biri gibi bir sürede iletilmeye başlar. Bu gecikme son
derece önemlidir. Bu gecikme nedeni ile karıncıklar
kasılmadan, kulakçıklar kendi içlerini kanla doldurmuş
ve pompalamak için hazırlanacak fırsat bulabilmişlerdir.92 Kalbin senkronize hareketinin sırrı budur.

a) S.A. yumrusu, kulakçığın kasılmasını sağlayan
bir uyarı gönderir. Bu uyarı A.V. yumrusuna ulaştığında,
karıncığa Purkinje lifleri yolu boyunca kasılma
sinyali gönderir.
b) Normal EKG,
kalbin düzgün çalıştığını gösterir. Pdalgası kulakçık
kasıldığında, QRS dalgası karıncık kasıldığında
ve T dalgası da karıncıklar kasılmadan normal
hale geçerken oluşur.
c) Anormal EKG'de
ise sinüs taşikardı hızlı pacemaker nedeniyle
hızlı kalp atımına neden olmaktadır. Karıncıkların
düzensiz hareketi nedeniyle düzensiz bir kalp
atımı meydana gelmiştir. Bu esnada kapakçık daralması
da olur. |
Kalbin elektriksel sisteminde
üzerinde durulacak detaylar bunlarla da sınırlı değildir.
Bu elektrik sisteminin mucizevi özelliklerine bir örnek,
ilk akımı başlatan S.A yumrusudur. Aslında kalbin diğer
bölümleri de kalp kaslarını harekete geçiren S.A yumrusu
ile aynı yeteneğe sahiptirler. A.V. yumrusu da, iki
karıncığı birbirinden ayıran Purkinje lifleri de böyle
bir akımı üretip kalbi harekete geçirebilirler. Peki
acaba neden bu görev sadece S.A yumrusuna bırakılmıştır?
Bunun nedeni S.A yumrusu ile iletilen akımın diğerlerinden
kayda değer derecede hızlı olmasıdır. S.A yumrusu, kendiliğinden
uyarı oluşturabilen dokuların uyarıları henüz doğmadan
önce onları uyarır. İşte bu hızından dolayı, tüm elektriksel
hareketi S.A yumrusu başlatır. Eğer akım diğer yumrularda
başlatılsaydı, bu durum vücudun çeşitli organlarına
kan gitmemesine veya geç gitmesine neden olacaktı.93 Bunun sonuçları ise kuşkusuz son derece ciddi boyutlarda
olacaktı. Nitekim, ilk 4-5 saniye içinde beyne kan gitmemesi,
kişinin bayılmasına neden olacak ve bu süre daha da
uzarsa, ölüm meydana gelecekti.
Bütün bu özelliklere bakarak
kalbin, kendi enerjisini kendisi üreten ve bu enerji
ile son derece senkronize ve uyumlu bir şekilde hareket
eden şuurlu bir canlı olduğunu görürüz. Hareketin başladığı
yer, belli miktarda hücreden oluşan küçük bir yumrudur.
Bu hücre topluluğu, akımı ne kadar hızla iletmesi gerektiğini
bilir. Aksi takdirde kalp, kendi üzerine düşen görevi
yerine getiremeyecek ve kanı pompalamayacaktır. Kalp
aynı zamanda kendi ürettiği elektrik akımının miktarını
da çok iyi tespit eder. Eğer ölçülemeyecek kadar küçük
miktarda bir akım kontrolsüz olarak bu bölgeden geçerse
bu durum, sonucu ölüm olabilecek sorunlara neden olur.94
Bunların dışında, kalbin
kendi senkronizasyonunu kendi ayarlama özelliği vardır.
Yan yana bulunan kalp hücrelerinde hangisinin kasılma
ve gevşeme ritmi daha yüksekse diğerini kontrol altına
alır. Bu senkronizasyon bozulursa, bir hücre kasılırken
diğeri gevşerse, gerektiği gibi bir pompalama olmaz.
Bunun sonucunda da kısa bir zaman içinde kalp durur
ve bu durum saniyeler içerisinde ölüme neden olur.95
Kısacası kalp, sürekli enerji üreten, kanı
koordine eden, Allah'tan aldığı ilham ile kendi kendine
kasılıp gevşeyen, kendi düzenini kendisi ayarlayabilen
hem akıllı, hem de planlama, hesap yapma, tedbir alma
ve hızlı hareket etme özelliklerine sahip özel hücrelerden
oluşmuştur.
Kalbi Besleyen Özel Ağ
Kalp, tüm vücudu besleyen bir organdır.
Ve diğer tüm organlar gibi o da beslenmelidir. Üstelik
kalp, yaptığı işin yoğunluğu ve son derece özel bir
organ olması nedeniyle çok daha fazla oksijene ve besine
ihtiyaç duyar. Ancak kalp kası, besin maddelerinin ve
oksijenin geçemeyeceği kadar kalın ve sıkı bir dokudur.
Dolayısıyla kalp, kendi içinden geçen damardan yararlanamaz.
O halde bu değerli organ nasıl beslenir?
Şimdiye kadar incelediğimiz bütün bu yaratılış
harikalarının yanısıra kalp yine yaratılış harikası bir
sistem ile beslenir. Kalp, kendisini besleyen özel bir
donanıma sahiptir. Bu donanımın adı "koroner atardamarlar"dır.
Koroner atardamar
yoluyla kalpten çıkan kanın ilk alıcısı kalptir. Koroner
atardamarlar, akciğerden gelen en temiz ve en bol oksijenli
kanı taşıyan aort atardamarından ayrılmış iki ayrı daldır.
Bu damarların özelliği yalnızca kalbi beslemek için
yaratılmış olmalarıdır. Koroner atardamarlar, diğer
damarların tersine kalpten çıkıp organlara gitmek yerine
tekrar kalbe geri dönerler. Böylece en bol oksijenli
kan, başka hiçbir yere uğramadan, adeta vücudun oksijene
en fazla ihtiyacı olan bölgesini tespit etmişcesine
kalbi beslemek için uğraşır. Kalp hücreleri çalışabilmek
için oksijeni ve şekeri enerjiye dönüştürdüğünden, koronerdeki
kan bu maddeler açısından zengin olmak zorundadır. Çünkü
kalbin enerji ikmali ihtiyaca göre ayarlanır ve birkaç
saniye içinde dört-beş katına çıkabilir.96
|
De ki: "Siz, Allah'ın
dışında taptığınız ortaklarınız? gördünüz mü?
Bana haber verin; yerden neyi yaratmışlardır?
Ya da onların göklerde bir ortaklığı mı var? Yoksa
Biz onlara bir kitap vermişiz de onlar bundan
(dolayı) apaçık bir belge üzerinde midirler? Hayır,
zulmedenler, birbirlerine aldatmadan başkasını
vadetmiyorlar. Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri
zeval bulurlar diye (her an kudreti altında) tutuyor.
Andolsun, eğer zeval bulacak olurlarsa, Kendisi'nden
sonra artık kimse onları tutamaz. Doğrusu O,Halim'dir,
bağışlayandır.
(Fatır Suresi, 40-41) |
Koroner damarlar o kadar mükemmel bir şekilde
döşenmiştir ki, böyle bir yapının var olması için
ancak bir plan ve düzenlemenin olması gerektiği açıktır.
Kalbe giren bu atardamarlar, bir ağaç gibi daha küçük
dallara ayrılarak kalp kasının her yanına yayılırlar.
Çünkü kalbi oluşturan her hücrenin sürekli olarak besin
ve oksijen alması gerekmektedir. Bu damarlar kalbe doğru
giderken, ayrıca birbirleriyle ara bağlantılar yaparlar.
Bunun nedeni şudur: Damarlardan herhangi biri bir şekilde
tıkanırsa, kalp beslenemez ve ölür. Bu son derece önemli
bir tehlikedir ve ara bağlantılar da böyle bir ihtimale
karşı alınmış önemli birer tedbirdir. Eğer damarlardan
bir tanesi tıkanırsa, bu tedbir sayesinde kan diğer
damardan yoluna devam eder, tıkalı bölgeyi aşar ve kalbe
mutlaka ulaşır.
Burada şöyle bir soru sormak gerekir: Acaba
tesadüfler, kan damarının tıkanma ihtimalini "düşündükleri"
için mi, daha ortada böyle bir tehlike yokken bir tedbir
almayı uygun görmüşlerdir? Bu elbette imkansızdır. Tesadüfler,
bilinçli hiçbir müdahaleye yer vermeyen, rastgele ve
şuursuz olaylardır. Bu yaratılış, insan da dahil olmak
üzere her türlü varlığa suret veren, onlara ait her
türlü detayı bilen, onları yaratan Allah'a aittir. Allah
Kuran'da bu gerçeği şöyle bildirir.
Rabbinin Yüce ismini tesbih et, ki
O, yarattı, 'bir düzen içinde biçim verdi', takdir etti,
böylece yol gösterdi. (A'la Suresi, 1-3) |