|
GİRİŞ
Hayatınız boyunca kokladığınız güzel kokuları hafızanızda
canlandırmaya çalışın. Aklınıza pek çok koku gelecektir:
Güller, karanfiller, leylaklar, yaseminler, lavantalar,
çimenler ve değişik bitkilerin bahar aylarında çevreye
yaydıkları çarpıcı kokular; çiçek açmış portakal, mandalina
ve limon ağaçlarının etrafı çepeçevre saran kokuları;
çeşitli parfümlerin etkileyici kokuları; muhtelif baharatların
nefis kokuları; sabah kalktığınızda, henüz bir şey yiyip
içmemişken mutfaktan gelen taze veya kızarmış ekmek,
domates, yumurta, zeytin, çay, kahve veya sütün cazip
kokuları, mangalda pişen bir etin kokusu ya da bir sabunun
tertemiz kokusu...
Bunlara ek olarak, şimdiye kadar tattığınız enfes tatları
aklınızdan geçirin. Çeşit çeşit yemeklerin, tatlıların,
etlerin, balıkların, sebzelerin, çorbaların, salataların,
pastaların, böreklerin, meyvelerin, içeceklerin, reçellerin,
dondurmaların, şekerlemelerin ve diğer besinlerin şahane
tatlarını...
Her insanın belleğinde kalıcı bir yer edinen, unutulmayan
birçok hoş koku ve tat vardır. Hatta bunlardan bazılarını
bir anlığına düşünmek bile insanı heyecanlandırmaya
yeter. Şüphesiz sözü edilen güzelliklerin her biri,
üzerinde derin derin düşünülmesi gereken eşsiz nimetlerdendir.
Allah'ın yarattığı nimetlerle ilgili olarak Kuran'da
şu açıklama yer alır:
Eğer Allah'ın nimetini saymaya kalkışacak
olursanız, onu bir genelleme yaparak bile sayamazsınız.
Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. (Nahl
Suresi, 18)
Allah, bu sayılan nimetlerin yanında, bunların her
birinin farkına varmamızı ve onlardan zevk alabilmemizi
sağlayan sistemleri de vücudumuzda yaratmış, sonsuz
merhametinin bir tecellisi olarak bu nimetleri insanların
hizmetine sunmuştur. Bu sistemlerden ikisi, bizim için
son derece önemli olan "koku ve tat alma"dır.
Koku ve tat dünyalarının zenginliklerini ancak onların
aracılığıyla keşfedebilirsiniz. Düşünün ki, onlar olmasaydı,
tat, koku, lezzet gibi kavramlar sizin için bir anlam
ifade etmeyecekti. Yediklerinizin ve içtiklerinizin
güzel kokularını ve tatlarını alamadığınızı varsayın;
ne kadar önemli olduklarını hemen kavrarsınız. Örneğin,
çileği çilek yapan onun kokusu ve tadıdır; bunları hissedemezseniz,
çileğin ne demek olduğunu da bilemezsiniz.
Dünyaya geldiğinizden bu yana koku ve tat alma duyularınızı
kullanıyor, on binlerce kokuyu ve tadı hiçbir güçlük
çekmeden algılayabiliyorsunuz. Çünkü bunu mümkün kılan
harikulade sistemlere sahipsiniz. Koku ve tat alma duyularınız
bir ömür boyu durup dinlenmeksizin, tek bir hata yapmaksızın
sizin adınıza faaliyet gösterirler. Üstelik bunlar için
herhangi bir bedel ödemediniz; böyle bir beceriyi elde
etmek için hiçbir eğitim almadınız, özel bir çaba harcamadınız.
Elbette bahsedilenler, üzerinde derin düşünülmesi gereken
gerçeklerdir. Bu gerçekler karşısında, akıl ve vicdan
sahibi her insanın kendi kendine şu soruyu sorması gerekir:
Sahip olduğu mükemmel koku ve tat alma mekanizmaları
nasıl var olmuştur?
Konuyla ilgili tıp ve biyoloji kitaplarında, koku ve
tat almamızı burnumuz, dilimiz ve beynimizin varlığına
borçlu olduğumuz yazar. Bu organlar aracılığıyla koku
ve tat aldığımız elbette doğrudur. Ancak burada bilinçli
veya bilinçsiz olarak ihmal edilen çok önemli bir nokta
daha vardır. Genellikle gündeme getirilmeyen, oysa asıl
yanıtlanması gereken soru şudur: Dilimizin, burnumuzun
ve beynimizin varlığını kime borçluyuz?
Çoğu insan burnu ile koku, dili ile tat aldığını bilmesinin
yeterli olduğunu; bundan ötesinin kendisini ilgilendirmediğini
düşünür. Oysa bu büyük bir hatadır. Koklamak ve tatmak
her insanın hayatının vazgeçilmez, ayrılmaz parçalarıdır;
bu gerçeğin farkında olan bir insanın yukarıdaki soruları
göz ardı etmesiyse tarifsiz bir gaflettir.
Şüphesiz, sahip olduğumuz herşey gibi, bu harika nimetleri
de alemlerin Rabbi olan Allah'a borçluyuz. Koku ve tat
alma sistemleri incelenirse, bu kusursuz sistemlerin
hayranlık uyandıran yaratılış delilleriyle dopdolu olduğu
açıkça görülür. Elinizdeki kitabın amacı, bu sistemlerdeki
yaratılış gerçeklerini ortaya koymak, Allah'ın sınırsız
ilmini ve kudretini tefekkür etmeye, O'nun sayısız lütuflarını
gereği gibi kavramaya yardımcı olmaktır. Kitap boyunca,
Rabbimizin verdiği nimetler anılacak ve hatırlatılacaktır.
Aynı zamanda, sözü geçen harika sistemlerin tesadüflerin
ürünü olduğunu iddia eden evrim teorisinin ne kadar
akıl ve mantık dışı olduğu bir kere daha gözler önüne
serilecektir.
Allah'ın yaratışındaki kusursuzluk Kuran'da şöyle tasvir
edilir:
O Allah ki, yaratandır, (en güzel bir
biçimde) kusursuzca var edendir, 'şekil ve suret' verendir.
En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların
tümü O'nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir. (Haşr
Suresi, 24)
|