| EVRİMCİ FANATİZME
BİR ÖRNEK:
SAHTE FOSİL ARCHÆORAPTOR
vrimciler
Archæopteryx hakkındaki iddialarının çürütülmesi
üzerine, kuşların kökeni konusunda tamamen çıkmaza girmiş
durumdadırlar. Çünkü evrimcilerin iddiasına göre çok sayıda
rastlanması gereken yarı sürüngen-yarı kuş özellikleri taşıyan
kusurlu, eksik organlı garip canlıların hiçbiri yeryüzü katmanlarında
yer almamaktadır. Bu sebeple, bir kısım evrimciler bulamadıkları
sözde ara geçiş formlarını, kendi çabalarıyla -taraflı yorumlara,
çarpıtmalara başvurarak- oluşturmaya kalkışmışlardır.
1990'lı yıllarda dünya kamuoyuna, "dino-kuş" olarak tanıtılan
sözde "yarı dinozor-yarı kuş" fosilleri, bu çabanın ürünüydüler.
Evrimci medya kuruluşları bu sözde "dino-kuş"ların çizimlerini
yayınlayarak, uluslararası bir aldatmaca kampanyası yürüttüler.
Her biri Darwinizm'e kanıt gibi gösterilen sözde ara geçiş
fosilleri, bilimsel bir kaygı duyulmadan, toplumu yanlış yönlendiren
izahlarla sunuldu. Ancak ilerleyen yıllarda bu kampanyanın
çarpıtma ve sahtekarlığa dayandığı ortaya çıkmıştır. Peki
dünyaca ünlü bilimsel yayınlar, televizyon kuruluşları taraflı
fosil yorumlarını bir propaganda malzemesine nasıl dönüştürebilmektedirler?
Bilim adına söylenen yalanları tüm dünyaya "evrimin büyük
kanıtları" olarak nasıl sunabilmektedirler? Bu soruların cevabı,
söz konusu medya kuruluşlarının evrim fanatizminde gizlidir.
Şimdi bunun örneklerini inceleyelim:
TARİHİ BİR EVRİM SAHTEKARLIĞI: ARCHÆORAPTOR
LIAONINGENSIS

Hayali bir çizimle sözde "Kayıp Halka" olarak
duyurulan Archæoraptor liaoningensis adlı fosilin
sahte olduğu anlaşıldı.
National Geographic dergisinde, 125 milyon
yıl önce yaşadığı söylenen ve Archæoraptor liaoningensis
ismi verilen bir sözde dino-kuş fosili duyuruldu.
Ancak tüm dünyaya büyük evrim delili olarak gösterilen
bu fosilin sahte olduğu, bir dinozor kuyruğunun bir
kuş bedenine eklenmesiyle oluşturulduğu ortaya çıktı.
|
Archæoraptor liaoningensis, dinozorlar
ile kuşlar arasında bir geçiş formu olduğu iddia edilen sahte
bir dino-kuş fosiliydi. Bu canlının kalıntıları Çin'in Liaoning
eyaletinde bulundu. Daha sonra bilim adamları bu fosili analiz
edip onaylamaları için çağrıldıklarında, fosilin doğruluğu
hakkında bazı şüpheler meydana geldi. Fosilde, Çin'den kanunsuz
yollarla kaçırılan benzer örneklerde sıkça rastlandığı gibi
oynamalar olduğu tespit edildi. Ancak tüm bunlar göz ardı
edilerek, fosil, Amerikalı bir müze işletmecisi olan ve bilimsel
bir çalışması olmayan Stephen Czerkas tarafından, Çinli bir
karaborsa satıcısından 80.000 $'a satın alındı ve kanunsuz
yollarla ihraç edildi.
Stephen Czerkas bundan sonra fosilin basında yer alması için
bilimsel dergilere başvurdu. Başvurduğu iki ünlü dergi, Nature
ve Science, fosil bilim kurullarında ön incelemeye tabi tutulmadan
raporu yayınlayamayacaklarını belirttiler. Ancak bu fosili
yayınlatmakta kararlı olan Czerkas, itirazları göz ardı ederek
evrim teorisine sağladığı destekle bilinen National Geographic
dergisine teklifini sundu.
Çin kanunlarına göre ülke sınırları içinde
bulunan fosillerin yurt dışına çıkarılması kesinlikle yasaktı
ve fosil kaçakçılığı kimi zaman idamla sonuçlanabilen ağır
ceza kapsamındaydı.154 National
Geographic dergisi bu durumu çok iyi bilmesine rağmen
Çin'den kaçak yollarla çıkarılan bu fosili kabul etti. 1999
senesinin Ekim ayında National Geographic Derneği'nin
merkezinde yapılan bir basın açıklamasıyla fosil medyaya tanıtıldı.
Bir dinozor-kuş masalının anlatıldığı 7 sayfalık resimli haber,
National Geographic dergisinin Kasım sayısında kapaktan
verildi. National Geographic dergisi, kuşların dinozorlardan
evrimleştiği iddiasının artık sağlam bir fosil kanıtına dayandığını
ileri sürüyordu. Makaleyi kaleme alan National Geographic
yazarı Christopher P. Sloan, fosil hakkında yaptığı yoruma
o kadar inanmıştı ki, "insanların memeli olduğunu nasıl kendimizden
emin şekilde söyleyebiliyorsak, artık kuşların theropod(dinozor)
olduğunu da aynı şekilde söyleyebiliriz" diyordu.
125 milyon yıl önce yaşadığı söylenen bu
türe, hemen bilimsel bir isim de verildi: Archæoraptor
liaoningensis. Ayrıca fosil National Geographic
Müzesi'nde sergilenerek, milyonlarca kişiye evrimin kesin
bir kanıtı gibi sunuldu. Kansas Üniversitesi'nden paleontolog
Larry Martin, söz konusu "tüylü dinozor" iddiası hakkındaki
zorlama yorumları ve taraflılığı "Yazıyı yazanlar için, tavuk
bile tüylü bir dinozor olabilir." şeklinde yorumladı.155
Archæoraptor liaoningensis fosilinin dinozorlar
ile kuşlar arasındaki kayıp halkayı oluşturduğu iddiası, fosilin
sahte olduğunun ortaya konmasıyla bir skandala dönüştü. Bu
gerçek Mart 2001'de ortaya çıktı: Archæoraptor diye
bir ara tür hiç yaşamamıştı. Yapılan bilgisayarlı tomografi
taramalarında fosilin üzerinde en az iki farklı tür canlıdan
parçalar olduğu tespit edildi. Archæoraptor sürüngene
benzer kuyruğa sahip ve kuşa benzer bir gövdesi bulunan, sonradan
ustaca biraraya getirilmiş bir yapay fosildi. Böylece Archæoraptor,
literatürden çıkarılarak, diğer evrim sahtekarlıkları arasında
tarihteki yerini aldı. İddialarına yüz elli yıldır kanıt bulamayan
Darwinizm, bir kez daha özel olarak üretilmiş sahte fosillerle
birlikte anılmış oluyordu.
Birçok makalede Archæoraptor ile Piltdown Adamı
yan yana anılır. Bunlar ayrı ayrı fosil sahtekarlıkları olmalarına
rağmen, aralarında önemli bir benzerlik vardır. 1912 yılında,
"Piltdown Adamı" kafatası, bilim çevreleri tarafından gerçek
bir fosil olarak kabul edilmişti. 40 yıl boyunca tüm dünyaya
"insanın evrimi" iddiasının en büyük kanıtı olarak gösterildikten
sonra, bir sahtekarlık ürünü olduğu ortaya çıkmıştı. Archæoraptor
fosili ise bu kadar ileri gidemedi, çünkü bazı bilim adamları
fosile başlangıçtan beri güvenmediler ve bu konuda haklı çıktılar.
Bu sahte fosilin -Archæoraptor liaoningensis-
sözde özellikleri ise şöyleydi: Hindi büyüklüğündeki bir kuş
fosiline, theropodbir dinozor fosiline ait kuyruk
eklenmişti. Bu kuyruğun sözde Kretase dönemine (142-65.5 milyon
yıl öncesi) ait olduğu söylendi. İki ayağı üzerinde yürüyen
bu canlının kemiklerinin içi boştu, tüyleri ve uzun bir kuyruğu
vardı. Bu kuyruk ise başka bir fosilden alınmıştı. Bu et yiyicinin
keskin pençeleri ve dişleri de vardı. Tamamı tüyle kaplı bu
canlının uzun kuyruğu ise bir dromaeosaurid theropodbir
dinozora aitti. Omuz kemeri ve göğüs kemikleri günümüz kuşlarınınki
ile aynıydı, bu da uçabildiğini gösteriyordu.
16 MART 1999 TARİHLİ GAZETE HABERLERİ
VE SAHTE DİNO-KUŞ FOSİLİYLE YAPILAN EVRİM PROPOGANDASI |
2 YIL SONRA …. 29 MART
2001 TARİHLİ GAZETE HABERİ İLE DUYURULAN GERÇEK |
 |
 |
Aralarında
üç paleontoloğun da bulunduğu bir grup araştırmacı,
bilgisayar tomografisinin yardımıyla Archæoraptor liaoningensis
sahtekarlığını kanıtladılar. Bu sözde dino-kuş fosilinin
Çinli kaçakçılar tarafından, yapışkan ve harç kullanılarak
88 kemik ve taştan oluşturulduğu ortaya çıktı. |
Oysa bu fosilde dinozor ve kuş özellikleri
kasıtlı olarak biraraya getirilmişti ve beş farklı canlıya
ait parçaların, birbirine ustaca eklenmesiyle sağlanmıştı.
Çinli amatörler, yapışkan malzeme ve çeşitli harçlar kullanarak
88 kemik ve taştan bir dino-kuş oluşturmuştu. Nihayet 1999'da,
ortaya atılan "dino-kuş fosili"nin gerçekte bir sahtekarlık
ürünü olduğu, bir sürüngen omurgasına kuş iskeleti parçalarının
yapıştırılmasıyla üretildiği ortaya çıktı. Böylece önceleri
"Kanatlı Dinozor Bulundu" ve "Uçan Dinozor Bulundu" başlıklarıyla
yayınlanan haberler, yerini "Dino-kuş Palavra Çıktı" başlıklarına
bıraktı. Fosilin adı da önceki Piltdown Adamı sahtekarlığına
atıfta bulunularak, ünlü bilim dergisi New Scientist tarafından
"Piltdown Kuşu!" olarak anılmaya başlandı.156
29 Mart 2001 tarihli bazı günlük gazetelerde ise evrim teorisi
adına önemli bir itiraf yer aldı. Örneğin Hürriyet
gazetesinin "Dino-Kuş Palavra Çıktı" başlıklı haberinde şöyle
yazmaktaydı:
National Geographic dergisinin
Kasım 1999'da kuş ile dinozor arasındaki eksik halka olduğunu
duyurduğu, hakkında bilimsel makaleler yazılan hayvanın
sahte olduğu anlaşıldı. 'Archæoraptor liaoningensis'
adı verilen hindi büyüklüğündeki dino-kuşun iskeletinin
başka hayvanlara ait kemiklerden biraraya getirildiği ortaya
çıktı. Evrim teorisinde önemli bir eksikliği aydınlattığı
varsayılan dino-kuşun 125 milyon yıl öncesine ait olduğu,
Çin'in Liaoning eyaletinde bulunduğu öne sürülüyordu. Tüylü
vücudu bir kuşa benziyor, ancak uzun, kemikli kuyruğu et
tüketen dinozorları çağrıştırıyordu. İngiliz haftalık bilim
dergisi Nature'ın bugünkü sayısında yayınlanan
bir inceleme dino-kuşun palavra olduğunu gözler önüne serdi.
Aralarında üç paleontoloğun da bulunduğu bir grup araştırmacı,
bilgisayar tomografisinin yardımıyla sahtekarlığı kanıtladılar.
Dino-kuş aslında Çinli kaçakçıların eseriydi... Kaçakçılar
yapışkan ve harç kullanarak 88 kemik ve taştan dino-kuş
oluşturmuştu. Archæoraptor'un ön kısmı tek bir
kuşa ait fosildi, ancak dinozorun kuyruğuyla birlikte beden
kısmında dört ayrı türden kemikler vardı. Dino-kuşun bilgisayarda
taranması kuş iskeletinin daha önce bilinmeyen türlere ait
olduğuna, dino kısmının ise küçük dinozorların yeni türüne
işaret etti.157
National Geographic dergisi ise bu sahtekarlık hakkında,
çok kısa bir açıklama yayınlamakla yetindi. Pekin Çin Bilimler
Akademisi'nden omurgalılar paleontoloğu Xu Xing'in bu açıklaması
derginin gözlerden uzak sayılabilecek bir yerinde -forum bölümünde-
yer almaktaydı. Xu Xing'in mektubu şu ifadeleri içermekteydi:
Özel bir koleksiyonda bulunan yeni tüylü
bir dromaeosaur fosilini inceledikten ve Archæoraptor
olarak bilinen fosille karşılaştırdıktan sonra, Archæoprator'un,
birçok parçadan oluştuğu sonucuna vardım. İki fosilin kuyruk
kısımları birbirinin tıpatıp aynıdır, fakat fosil üzerindeki
diğer unsurlar Archæoprator'dan çok farklıdır.
Aslında daha çok Sinornithosaurus'a benzemektedir.
Ne kadar inanmak istemesem de Archæoraptor bir
dromaeosaur kuyruğundan ve kuş vücudundan oluşuyor
görünmektedir.158
Xu Xing, New Scientist'e
yaptığı açıklamasında ise "Archæoraptor'un, bir
kuş gövdesinden ve dinozor kuyruğundan oluştuğu konusunda
şüphe yoktur."159 demektedir. Kansas
Üniversitesi'nde fosil kuşlar üzerine uzman olan Larry Martin
ise, fosilleri ilk bulan Çinli çiftçilerin dinozor fosiline
ait parçayı, kuş fosiline yapıştırdığını savunarak, "Dinozora
ait kısmı kesip attığınızda, büyük olasılıkla ilginç bir
kuş olacaktır" demektedir. Üstelik L. Martin, bu fosil parçalarının
belki de günümüz kuşlarının en eski örneklerinden biri olabileceğini
düşünmektedir.160
Nitekim Pekin'deki Omurgalı Paleontoloji ve Paleoantropoloji
Enstitüsü'nden Zhonghe Zhou ve Fucheng Zhang ile New York'taki
Amerikan Doğa Tarihi Müzesi'nden Julia A. Clarke, Archæoraptor
fosilini Yanornis martini türündeki eski dönemlere
ait bir kuş ile karşılaştırarak bir değerlendirme yaptılar.
Ekibin raporuna göre bu sahte fosilin ön yarısındaki bacakları,
parmakları ve gagasının ucu, boyut ve anatomik yapısı açısından
Yanornis martini kuşunun fosiline çok benzemekteydi.
Kısacası Archæoraptor, evrim teorisi için medyatik
bir propaganda malzemesi olarak kullanılmış bir sahtekarlıktı.
Kuş fosilinin üzerine dinozorlara ait birkaç parçanın eklenmesi
ile oluşturulan bu sahte fosil, aynı zamanda evrimcilerin
çaresizliklerinin de bir göstergesi olarak kabul edilmelidir.
Yüz yılı aşkın bir süredir yapılan tüm çalışmalara rağmen
tek bir ara geçiş fosilinin bulunamaması ve öne sürülen fosilerin
de aralarında büyük morfolojik farklar bulunan özgün türlere
ait olması, evrimcileri bir kez daha çıkmaza sokan bir durum
olmuştur.
Darwinistler gerçeklerle yüzleşmekten kaçtıkları sürece,
sahtekarlıklarla ayakta tutulmaya çalışılan bir teorinin savunucuları
olmaktan öteye gidemeyeceklerdir.
ARCHÆORAPTOR SAHTEKARLIĞININ KASITLI OLARAK GÖRMEZDEN GELİNMESİ
Archæoraptor liaoningensis isimli bu sözde
dino-kuş fosili, başta belirttiğimiz gibi dünyaya National
Geographic dergisi tarafından duyuruldu. ABD'deki ünlü
Smitsonian Enstitüsü'nün kuşlarla ilgili bölüm başkanı olan
Dr. Storrs L. Olson, bu fosilin sahte olduğuna dair National
Geographic'i önceden uyardığını, ancak dergi yönetiminin
bunu tamamen göz ardı ettiğini açıkladı. Olson'un "tüylü dinozor"larla
ilgili haberlerin perde arkasını yansıtan bu açıklamaları,
National Geographic bünyesindeki Peter Raven adlı
bilim adamına yazdığı açık mektupta yer almaktaydı:
1 Kasım 1999
Smithsonian Enstitüsü, Doğa Tarihi Ulusal Müzesi
Sevgili Peter,
Aşağıdaki ifadeleri sana yöneltmeyi düşündüm, çünkü
senin komiten kısmen de olsa buna dahil ve sen şu an
National Geographic Topluluğu'ndaki en seçkin bilim
adamısın.
Kasım sayınızda Christopher P. Sloan'ın "T. Rex
için Tüyler" adlı yayınıyla, National Geographic, sansasyonel,
asılsız haber yapıldığı (tabloid) gazetecilikte en alt
seviyeye ulaştı...
... Bu birçok zooloğun en kötü kabusu; yeni bir
organizmayı adlandırma fırsatının bazı budala gazeteciler
tarafından istemeden sansasyon haber haline gelmesi.
Şu açıktır ki, National Geographic belirli bilimsel
konularda yetkili mercilere danışmıyor.
Sloan'ın makalesi, söz konusu örneğin yasal olmayan
yollarla ihraç edildiğinin bilindiğini ve "Czerkases'in
şimdi Çin'e iade edilmesinin planlandığını" açıkça göstermektedir.
Haziran 1996'da Washington'daki Kuş Paleontolojisi ve
Evrim Topluluğu'nun (Society of Avian Paleontology and
Evolution) 4. Uluslararası Toplantısı'nda 40'tan fazla
katılımcı Smithsonian Kurumu'nda biraraya geldiler.
Katılımcılar Çin'de bulunan fosillerin yasal olmayan
ticaretini kınadıklarına dair Çin Bilimler Akademisi
yöneticisine imzalı mektup hazırlamışlardı ve Çin Hükümeti'nin
bu suistimale karşı acil bir önlem alması için destek
vermişlerdi.
... Çin'in dışında satış için teklif edilen Liaoning'den
gelen fosillerin kanunsuz olduğu, en azından 1996'nın
ortalarından beri bilim camiasında ya da ticari fosil
işinde olanlar için bir sır değildi.
ABD'deki temel doğa tarihi müzelerinin -tamamı
olmasa da- çoğu personeline yasal olarak toplanmayan
ve ihraç edilmeyen hiçbir türü kabul etmeme yasağı koymuştur.
National Geographic Topluluğu böyle malzemelerin araştırılmasını
desteklemekle kalmamış, sansasyon da yaratmıştır ve
şimdi ünlü bilimsel enstitülerdeki araştırmacılar ahlaki,
idari ve belki de yasal olarak yasaklanması gereken
kanunsuz bir türü sergiliyorlar.
National Geographic'in Temmuz 1998 sayısında yayınlanan,
"Dinozorlar Kanatlanıyor" (Dinosaurs Take Wing) başlıklı
makalenin yayınlanmasından kısa süre önce, (makaleyi
hazırlayan) Christopher P. Sloan'ın fotoğrafçısı olan
Lou Mazzatenta beni National Geographic Topluluğu'na
çağırdı, Çin'de bulunan fosillerin fotoğraflarını gösterdi
ve bunlar hakkında yayınlanacak hikaye ile ilgili yorumlarımı
sordu. O zaman, National Geographic'in göstermek istediği
tablodan çok daha farklı, alternatif bakış açıları olduğunu
söyleyerek itiraz ettim, ama sonunda açıkça gördüm ki,
National Geographic, kuşların dinozorlardan evrimleştiği
dogması dışında başka hiçbir şeye ilgi duymuyordu.
Sloan'ın makalesi (kuş-dinozor bağlantısı yönündeki)
ön yargıyı tamamen yeni bir boyuta yükseltmekte ve büyük
ölçüde doğrulanmamış veya belgelendirilmemiş bilgilere
dayanarak, haberleri aktarmak yerine onları "üretmekte"dir.
"İnsanların memeli olduklarını ne kadar güvenle söyleyebiliyorsak,
kuşların birer theropod(iki ayaklı dinozor) olduğunu
da o kadar güvenle söyleyebiliriz" şeklindeki basit
cümlesi, bir veya bir grup bilim adamının fikri olarak
dahi gösterilmemekte, sadece "editöryel propaganda"
olarak kalmaktadır. Bu melodramik iddia, aslında embriyoloji
ve karşılaştırmalı anatomi alanında yapılan yeni çalışmalarla
çürütülmüştür, ama, elbette, bunlar (National Geographic
makalesinde) hiç belirtilmemektedir.
Daha da önemlisi, Sloan'ın makalesinde çizimi yapılan
ve kuş tüyleri olduğu iddia edilen yapıların hiçbirinin,
kuş tüyü olduğu kanıtlanmış değildir. Bunların bu şekilde
olduğunu iddia etmek, bir gerçeği dile getirmek değil,
sadece bir temenni ifadesidir. Sayfa 103'te yer alan
"içi boş, saç benzeri yapılar ilkel kuş tüylerini (protofeathers)
karakterize ediyor" şeklindeki ifade saçmalıktır, çünkü
"ilkel kuş tüyleri" sadece teorik bir varsayımdır ve
dolayısıyla bunların iç yapısı daha da hipotetiktir.
National Geographic Topluluğu'nda halen gösterimde
olan tüylü dinozorlar sergisi furyası daha da kötüdür
ve birçok et yiyici dinozorun kuş tüylerine sahip olduğu
yönündeki aldatıcı iddiayı ileri sürmektedir. Tartışmasız
bir dinozor olan Deinonychus hakkında yapılan bir maket
ve yavru tyrannosaurlar hakkında yapılan çizimlerde
bu canlılar tüylerle kaplı gibi gösterilmektedir. Bunların
hepsi hayalidir ve bilim kurgu dışında herhangi bir
yerleri yoktur.
Tüylü dinozorlar ve kuşların theropodkökeni düşüncesi,
sözünü sakınmadan söyleyen ve gerçekleri son derece
taraflı hale getiren National Geographic'teki belirli
editörlerle birlikte hareket eden hevesli bilim adamları
kadrosu tarafından resmen duyurulmaktadır. Gerçekler
ve dikkatlice değerlendirilmiş, bilimsel ağırlığı olan
kanıtlar, programlarındaki en önemli eksiklikler olmuştur.
Ki bu durum, hızla, çağımızın en büyük bilimsel sahtekarlıklarından
biri durumuna gelmektedir: Soğuk füzyonun paleontolojik
dengi (ile karşı karşıyayız). Eğer Sloan'ın makalesi
bu fantezinin doruk noktası değilse, bir sonrakinde
ne kadar yükseleceğini kestirmek zordur. Ama bir kere
çılgınlık normal seyrini izledi mi ve tamamen açığa
çıktı mı, National Geographic ne yazık ki tüm üzücü
olayı özetleyen bir kitapta ünlü ama istenmeyen bir
rol alacak.
Saygılarımla,
Storrs L. Olson
Kuşlar Bölümü Başkanı
Smithsonian Enstitüsü, Doğa Tarihi Ulusal Müzesi161 |
Storrs Olson, USA Today gazetesine yaptığı
açıklamada ise, "Problem şu ki, fosilin sahte olduğu
belli bir aşamada National Geographic tarafından
da anlaşılmıştı, ama bu bilgi açıklanmadı" diyordu.162
Kısacası National Geographic, tüm dünyaya büyük evrim
delili olarak gösterdiği fosilin sahte olduğunu anlamasına
rağmen, aldatmacayı sürdürmüştü.
National Geographic dergisinin sergilediği bu tavrın,
evrim teorisi adına düzenlenen ilk aldatmaca olmadığını da
belirtmek gerekir. Evrim iddialarının ortaya atılmasından
bu yana, teoriyi desteklemek için geçmişte pek çok sahtekarlık
yapılmıştır. Alman biyolog Ernst Haeckel, Darwin'i desteklemek
için sahte embriyo çizimleri yapmıştır. İngiliz evrimciler,
insan kafatasına orangutan çenesi monte edip, bunu Doğa Tarihi
Müzesi'nde 40 yılı aşkın bir süre "Piltdown Adamı-Evrimin
En Büyük Kanıtı" diye sergilemişlerdir. Amerikalı evrimciler,
tek bir domuz dişini "Nebraska Adamı" diye lanse etmişlerdir.
Dünyanın dört bir yanında, "rekonstrüksiyon" adı verilen sahte
çizimlerle, gerçekte hiçbir zaman yaşamamış olan "ilkel yaratıklar"
veya "maymun adam"lar tasvir edilmiştir.
Tüm bunların ardından şunu sormak gerekir: Archæoraptor
bir sahtekarlık ürünüdür. Peki ya diğer "dino-kuş" fosilleri?
Bu konuda yorum yapan uzmanlardan biri, Alan Feduccia'dır.
Aşağıdaki satırlarda Feduccia'nın Discover dergisinin Şubat
2003 sayısında bu konuda yayınlanan bir röportajından alıntılar
yer almaktadır. Kendisi de bir evrimci olmasına rağmen, bulunan
fosillerin evrime bir delil olmadığını, bu konuda sahtekarlıklara
başvurulduğunu açıkça ifade etmektedir:
Discover: Çin'de bulunan bazı
dinozor fosilleri kuş tüyüne benzer şeylere sahip. Bu, dinozorlarla
kuşlar arasında bir bağlantıyı kanıtlamıyor mu?
Feduccia: İnsanlar bu ince telli yapıların -"dino
tüylerin"- ilkel tüyleri temsil ettiğini kabul ediyorlar.
Ama bunlar tüylere benzemiyor ve tüylerle ilgili
bir şey olduğuna da inanmıyorum. Bana korunmuş
deri lifleri gibi geliyor... Kuşların iri pullarını (kuşların
ayaklarındaki pullar) morfojenik kemik proteni uygulamasıyla
tüylere dönüştürebilirsiniz. Bu yüzden insanlar tüylerin
evrimini düşünürken ince liflerin pullarla tüyler arasında
bir ara form olduğunu düşünüyorlar, aslında bu aşamaya ihtiyaç
yok... Türlerin üzerinde korunmuş gerçek tüyleri gördüğümüzde,
tüylere sahip olan ikinci dereceden uçmayan kuşlara baktığımızda
ve yüzeysel olarak dinozorlara benzediğine ya da türlerin
gerçekten dinozorlarla akraba olup olmadığına dikkatlice
karar vermeliyiz. Şu an bu, sahte fosiller nedeniyle
uğraşılması gereken zor bir mesele.
Discover: Şimdiye kadar yalnızca bir tek tüylü
dinozor Archæoraptor sahte olarak kamuoyuna açıklandı.
Başkalarının da olduğuna mı inanıyorsunuz?
Feduccia: Archæoraptor
buz dağının yalnızca ucu. Orada sahte fosillerden çok var
ve tüm alanın üzerinde karanlık bir gölge yapıyor.
Fosil gösterimlerine gittiğinizde hangisinin sahte olduğunu
hangisinin sahte olmadığını söylemek zor. Çin'in kuzeydoğusunda
Liaoning Eyaleti'nde en son, tüylü oldukları iddia edilen
dinozorların bulunduğu tortulların yakınında bir
sahte fosil fabrikası olduğunu duydum. Nature gibi
dergiler türlerin doğruluğunu araştırmayı istemiyor
ve türler hemen Çin'e geri gönderiliyor, bu yüzden kimse
onları inceleyemiyor... Tüm bu malzemelerin doğruluğunu
kanıtlamanın bir yolu yok.
Discover: Niçin biri sahte fosil yapar?
Feduccia: Para. Çin'de fosil ticareti büyük
bir iş haline geldi. Bu sahte fosiller yıllardır çok büyük
paralarla karaborsada satılıyor. İyi bir taklit yapabilen
herkes iyi kar yapıyor.
Discover: Eğer şüphelenmeniz için iyi sebepler
varsa, niçin bilimselliğin uç noktasında gibi algılanıyorsunuz?
Feduccia: Avlunuzdaki kuşlara bakarak canlı dinozorları
seyretme fikri kuş yetiştiricilerini çok duygulandırıyor.
Popüler basın doğal olarak bunun üzerine atladı. Aynı zamanda
bir para oyunu. Birçok müze kuşların yaşayan dinozorlar
olduğu fikrinin reklamını yaptı ve bu bağlantıyı sergilemek
için çok yüksek miktarda para harcadılar.
Ek olarak, bazı paleontologlar otuz yılı kuşların
dinozorlardan evrimleştiğini söyleyerek harcadılar, bu yüzden
profesyoneller de işin içinde.
Discover: Sizi kuşların dinozorlardan evrimleştiğine
ikna edecek hiçbir şey var mı?
Feduccia: Kuşların evrimleştiğinin düşünüldüğü
zamanda birçok theropod dinozor vardı, ama kuş
benzeri önemli özelliklere sahip değiller...
Discover: İlk başta tartışmaya nasıl dahil oldunuz?
Feduccia: 1980'de kuşların kökeni hakkında bir
bölüm yazmak zorunda kaldığım The Age of Birds
(Kuşların Çağı) adlı kitabı yazana kadar gerçekten de kuşların
kökeni ile ilgilenmiyordum. Mümkün olduğunca dürüst
olmaya çalıştım, ama kuşların dinozor kökeni tarafında kesinlikle
yer almayınca, inançlara karşı çıkan kişi olarak görüldüm…
Eğer bu araştırmacılar haklı olduklarına o kadar ikna olmuşlarsa,
benim düşündüğüm şey niçin bir fark oluştursun? Niçin
bu kadar çok öfkelendiler? Yıllar geçtikçe kuşların kökeni
problemine daha detaylı bakmaya başladım ve baktığım her
yerde sanki iğne deliğinden halat geçirmemiz isteniyordu.163

Bir evrim sahtekarlığı: Kuş gövdesine monte edilmiş
dinozor kuyruğu. (solda)
Washington'da Ekim 1999'da National Geographic Derneği
tarafından düzenlenen basın toplantısında Archæoraptor
fosilinin, kuş ve dinozor tüylerinden oluşan karışımı,
"dinozorları kuşlara bağlayan kompleks zincirdeki
gerçek kayıp halka" olarak tanıtılmıştı. Fakat
şimdi bu bağlantıyı oluşturanın evrim değil, tutkal
olduğu anlaşıldı. Bu sahtekarlık mizah dergilerine de
malzeme olmuştu |
Feduccia, ortaya çıkarılan "dino-kuş"ların sahte olması ihtimalinden
söz etmektedir. Eğer sahte olmasalar bile, bu canlıların üzerinde
yer alan ve "tüy" olarak gösterilen yapıların, gerçekte kuş
tüyleri ile ilgisi olmadığını gösteren önemli kanıtlar vardır.
Bunları ilerleyen sayfalarda inceleyeceğiz. İngiliz bilim
dergisi New Scientist'te ise aynı konuya, yani fosil
sahtekarlıklarına şöyle yer verilmektedir:
Çin'e ait satılık kuş fosillerinin
çoğu bir şekilde süslenmişti. Bir kısmı eksik özelliklerinin
eklenmesiyle, bir kısmı da muhtemelen birkaç fosilin kırık
parçalarının biraraya getirilmesiyle oluşturulmuş olabilirdi.
Louisiana'da New Orleans Üniversitesi'nde bir paleontolog
olan Kraig Derstler, "ticari pazarda gördüğüm neredeyse
herkes, rekonstrüksiyonlarını daha iyi gösterecek şeylere
sahipler" dedi.
İlk paleontologların çoğu eksik olan bir ya da
iki kemiği eklemede bir sakınca görmediler. Hem
Amerikan Doğa Tarihi Müzesi hem de Pittsburgh'daki Carnegie
Müzesi, 1880'lerde farklı dinozorlardan aldıkları kafatasları
ile Apatosaurus'un fosil iskeletlerini elde ettiler.
Ama iyi korunmuş Çinli kuş fosilleri çok karlı kazançlara
neden oldu. Derstler, "Geçen 20 yıldan fazladır,
yapıştırıcılar ve taklit kayalar yapılması çok kolay, ama
ayırt edilmesi çok zor bir hale geldi" diyor.
Problemler kuş fosillerini bulup çıkaran Çinli köylülerle
başlıyor... Fosillerden bir vurgun yapacaklarını
öğrendiler.164
Haberin devamında ise bazı "kompozitlerin" (birleştirilmiş
fosillerin) uzmanların dahi aldanabileceği kadar ustaca yapıldığından
bahsedilmektedir:
Los Angeles Bölgesi'nin Doğa Tarihi Müzesi'nden
Luis Chiappe, bir örneğin kendisinde şüphe uyandırdığını
hatırlatıyor. "Bu örnekte problemin ne olduğundan emin değildim"
diyor. Fakat dikkatli ölçümler bir bacağın diğerinden uzun
olduğunu gösterdi. Ancak dikkatli bir şekilde incelediğinde,
iki parçayı birbirine yapıştıran bir harç olduğunu fark
etti. Chiappe "Yüzeyde, gerçekten böyle bir şeyi
fark edemezsiniz." diyor. Martin ise "Şu anda, X
ışınlarını görene kadar artık bu örneklerin hiçbirine güvenmiyorum"
diyor. Bunlar kayanın içindeki ek yerlerini ya da boşlukları
ortaya çıkarmaktadır.165
Larry Martin Çinlilerin bu sahtekarlıklara bakış açısını
şöyle dile getirmektedir:
Çiftçiler bunun yanlış olduğuna
inanmıyorlar, fosili satışa daha uygun hale getirmek için
ona, bozulmuş bir şeyi onarma sanatı olarak bakıyorlar… Fosillerle
ilgili tüm ticari piyasa aldatmacalarla delik deşik edilmiş
durumda.166

HAYALİ ÇİZİM
|
Evrim teorisini körü körüne savunan bir kısım bilim
adamları, buldukları her fosili hayali evrim şeması
içinde bir yere koymaya çalışmaktadırlar. Bu taraflı
fosil yorumculuğunun sonucu olarak, sahte fosilleri
yeterince incelemeden bir evrim propagandasına dönüştürmektedirler.
Bu da onları kaçınılmaz olarak bilimsellikten uzaklaştırmaktadır. |
Pekin'deki ünlü Paleontolog Xu Xing ise, Archæoraptor
adlı fosilin sahte olduğunu teşhis ederken, bu konudaki gerçekleri
şu ifadelerle açıklamaktadır:
Birçok parça ticari amaçlarla ülke dışına
kaçırıldı. Bu, bilim için bir felakettir. Parçalar
çalınıp kaçırıldığında bazen fosil parçaları yanlışlıkla
birleştirilir. Bu büyük bir yanlış olabilir ve kamuoyunu
yanlış yönlendirir.167
Resmi önlemlere rağmen
ülkeden gizlice çıkarılmaya devam eden Çin'deki fosiller için
problem daha da ciddidir.168 Gizlice
çıkarılan örnekler, çok sayıda kişinin elinden geçmekte ve
sonra Amerika, İtalya ya da Almanya'daki varlıklı olmayan
kişiler tarafından -eksik parçaları yerine koymak üzere- toprak
kayayla karışmış yapıştırıcılarla onarılmaktadır. Louisiana'daki
New Orleans Üniversitesi'nden Kraig Derstler, bu fosillerin
sahte olup olmadığını "Bir mikroskop, ultraviyole ya da X
ışını kullanmadan bunu ayırt edemezsiniz." diye belirtmektedir.169

Yaklaşık
142 milyon yıllık Confuciusornis adlı kuş fosilinin
de, bir müze ya da üniversitedeki bir akademi üyesi yerine,
ilk olarak bir satıcı tarafından görülmesi, özel koleksiyoncuların
ellerinde tuttukları fosillerin değerinin göstergesidir. Halkın
paleontolojiye olan ilgisinin artmasıyla birlikte, fosiller
için milyonlarca dolarlık bir piyasa oluşmuştur. Çin, Rusya,
Avustralya ve diğer yerlerden fosil satın alan ya da çalan,
sonra da bunları Batı'daki varlıklı koleksiyonculara satan
kaçakçılar, bu alanı bir endüstriye dönüştürmüşlerdir. Çok
iyi korunan ya da az bulunan fosil örnekleri, ünlü resimler
gibi hedef haline gelmiştir. Nitekim son yıllarda binlerce
dinozor yumurtası ve 100'den fazla kuş fosili uluslararası
piyasada satılmıştır.
Bu nedenlerden ötürü gittikçe gelişen fosil
ticareti bilim adamları açısından ciddi bir sorundur. Bilim
adamlarına göre fosillerin bulundukları katmanla ilgili bilgiler
de, kaçakçılık yüzünden sürekli olarak kaybedilmektedir. Aynı
zamanda özel koleksiyonlardaki örnekler üzerinde, bilim adamlarının
gerektiği gibi çalışma yapamamaları da ayrı bir sorundur.170
İşte 90'lı yılların başlarından bu yana dünyada estirilen
"dino-kuş" furyası, böylesine aldatıcı bir zemine dayanmaktadır.
Kuşların dinozorlardan evrimleştiği tezi Darwinistler arasında
çok popüler olduğu, ama buna dair hiçbir kanıt bulunmadığı
için, sahte kanıt üretip satmak karlı bir iş haline gelmiştir.
İnsanlara bilimsel kanıt diye gösterilenler, işte bu "ticari
sahtekarlığın" eserleridir.
Ünlü kuş bilimci Alan Feduccia bu konu ile ilgili son sözü
şöyle söylemektedir:
Keşfettiğim şey, dino-kuş meselesinin
tamamen bir aldatmaca olduğudur.171
|