|
Sinek Gözü,Yeni Tıbbi Görüntüleme Sistemlerine İlham Kaynağı
Sineğin gözündeki tasarımdan ilham alınarak
tasarlanan ucuz optik sistem, yeni tıbbi görüntüleme cihazlarını
davet ediyor.
Tıbbi teşhis ve tedavide manyetik görüntüleme cihazlarının
kullanımının getirdiği faydalar tartışılmaz. Şimdilerde İsrailli
bilim adamları bu alanda yeni bir cihaz geliştirmek için çalışmalarını
sürdürüyorlar. Geliştirilme aşamasındaki bu cihazın halihazırda
kullanılmakta olan cihazlara nazaran önemli bir avantaj getireceği
umuluyor. Bu avantaj, mevcut cihazlarda kullanılan görüntüleme
yöntemine göre çok daha ucuz olması. Dolayısıyla bu projenin
gerçek olması durumunda, insanlara sıklıkla sağlık taramalarından
geçebilme fırsatı sunulmuş olacak. MRI (Manyetik Rezonans
Görüntüleme) veya potansiyel olarak zararlı olan X-Işını Mammografisi
(göğüs taraması) gibi mevcut görüntüleme yöntemleri şu açıdan
pahalılar:
Medikal görüntülemede ışıktan faydalanılabilmesi için, taranan
objeden gelen az sayıdaki fotonun (ışık parçacığının) algılanabilir
olması gerekiyor. Mevcut cihazlarda ise bu biraz problemli.
Bu problem, taranan objenin önündeki dokunun ışığı dağıtarak
görüntüde parazitler meydana getirmesi olarak özetlenebilir.
Kullanılmakta olan yöntemlerde bu problem, doku tarafından
dağıtılan ışınların meydana getirdiği parazitleri gideren
özel kapatıcılara sahip pahalı kameralarla gideriliyor. Bu
da maliyetleri artırıyor.
İsrail’deki Ben-Gurion Üniversitesi’nde görevli
araştırmacılar Joseph Rosen ve David Abookasis şimdi farklı
bir yöntemle geliyor. Bilim adamları taranan objeye ait birkaç
görüntü topluyor ve bunları objenin iyi bir resmini çıkaracak
şekilde birleştiriyorlar. Bu birleştirmede görüntülerin bir
ortalaması alınmış oluyor, bu sırada doku tarafından dağıtılmış
ışınlar, yani görüntüdeki parazitler eleniyor. Bu birleştirme,
mevcut cihazlarda karşılaşılan probleme pratik bir şekilde
çözüm oluşuturuyor. Bu birleştirme çözümüne fikir kaynağı
olan tasarım ise insan yapımı herhangi bir cihaz değil. Bilim
adamları, bu çözümü bulurken, sineklerin yüzmilyonlarca yıldır
kullanmakta oldukları “bileşik göz” yapısından esinlendiler.
Nitekim çalışmalarına verdikleri başlık “Biyolojik Dokuların
İçini, Sinek Gözü Prensibini Kullanarak Görmek” şeklinde.
(1)
Bilim adamları, sineğin göz tasarımından
yola çıkarak 132 minik lensli mikrolens ızgarası hazırladılar.
Fikirlerini test etmek isteyen araştırmacılar, iki tavuk göğsünü
aldılar ve aralarına bir kanat kemiği sakladılar. Daha sonra
etin bir tarafını düşük kuvvetli optik lazerle aydınlattılar
ve mikrolens ızgarasını diğer tarafa yerleştirdiler. Mikrolenslerden
gelen görüntüler geleneksel lensle dijital bir kameranın alıcısına
aktarıldı. Kameradan çıkan görüntüler ise bilgisayarda işlemlendi.
Bilgisayar, dağıtılan ışınların çoğunu eleyerek, saklı kanat
kemiğinin daha temiz bir resmini ortaya çıkardı.
(2)
“Daha fazla sayıda mikrolens ve başka ince ayarlamalarla,
çözünürlüğü büyük ölçüde artırmak mümkün olmalı” diyor Rosen.
"Bunu geliştirecek yatırımlarla, sistemimiz bir sene
içinde avuçtaki kemikleri veya bir dişin köklerini görecek
hale gelebilir”.
Rosen, sinek gözü prensibine göre çalışan bu cihazın umut
vaat ettiğini belirtiyor ve mide taramalarında hastaları son
derece rahatsız eden endoskoplar ya da hastaların yutması
gereken ‘hap kameralar’ın bu cihazın kullanıma geçmesiyle
tarihe karışabileceği müjdesini veriyor.
Sinek Gözündeki Tasarım

Sinek gözünün elektron mikroskobunda çekilmiş fotoğrafı |
Uçmakta olan bir sinek havada son derece çeviktir. Kendisine
yönelik en küçük bir harekete hızla tepki vererek bir anda
yönünü değiştirip ters yöne uçabilir. Bir odada zemin, duvar
veya tavan arasında konmak için kolayca tercih yapabilir.
Sineğin bu çevikliğinde üstün bir görme yeteneğine sahip olması
çok önemlidir. Sineğe yakından bir bakmak, bu çevikliğin nedeni
hakkında hemen fikir verir. Sineğin gözü “bileşik göz” adı
verilen ve çok sayıda lensten meydana gelen ve geniş bir açıda
görmesini sağlayan bir tasarıma sahiptir.
Bir sineğin bileşik gözü, herbiri kendi optik lensine sahip
birçok optik birimden meydana gelir ve aynı resmin çok sayıda
görüntüsünü meydana getirir. Herbir birimden çıkan sinirsel
devreler, görüntülerin bir ortalamasını alır ve böylelikle
parazitli arkaplandan daha temiz tek bir resim elde edilmiş
olur. Sineklerdeki göz, bir ışığın titreşimlerini saniyede
330 defaya kadar algılayabilir. Bu açıdan, insan gözünden
6 kattan daha hasssastır. Aynı zamanda ışık tayfının bizim
göremediğimiz ultraviyole menzilini de algılayabilirler. Bu
sistem sineğin, düşmanlarından –özellikle loş ortamlarda-
kolayca kaçabilmesini sağlar.
nekteki bileşik göz, hayvanın yaşamı açısından son derece
hayati bir fonksiyon olan görme duyusunun işleyişinde rol
oynayan çok önemli bir organdır. Bu organa baktığımızda, ışığı
özel olarak kıran lenslerin, geniş bir alanın görüntüsünü
çıkaracak ve bir merkezde görüntüleyecek şekilde konkav bir
yüzey meydana getirdiğini görürüz. Bu yüzeyde optik birimlerin
çevreleri altıgenlerden oluşur. Şeklin altıgen seçilmiş olması
sayesinde gözler ucuca sağlıklı bir şekilde yerleşmiş olur.
Böylelikle gözler arasında, farklı geometrik şekiller kullanılması
durumunda görülebilecek istenmeyen boşluklar ortaya çıkmaz;
alan en verimli şekilde kullanılmış olur. Çok sayıda lensten
gelen ışınların ortaya karmaşık bir durum çıkarması bekleneceği
halde bu olmamakta, sinek geniş bir açıya tek bir görüntüyle
hakim olabilmektedir.
Sinek gözünde üstün bir tasarım vardır. İnsanlarda özellikle
birkaç yüzyıldır kullanılan bu mühendislik prensibi, sineklerde
yaklaşık 390 milyon yıldır kullanılmaktadır. Doğa tarihine
daha genel bir bakış atıldığıda ise bileşik göz tasarımının
(Kambriyen döneminde, trilobitlerde) yaklaşık 530 milyon yıllık
bir tarihi olduğu görülmektedir.
Sinekler, var oldukları günden beri bu göz yapısına sahiptirler.
Sinek Gözündeki Tasarım Kime Aittir?
Burada ortaya çıkan soru şudur: Bilim adamları cihazlarını
geliştirmede sineğin göz tasarımını taklit etmektedirler.
Modern teknolojide sinek gözünden ilham alınması, gözdeki
tasarımın üstünlüğünün açık bir göstergesidir. Sinek gözünde
belli parçaların belli bir amaca yönelik olarak düzenlendiği
görülmektedir. Peki ama sinek bu tasarıma nasıl sahip olmuştur?
Tüm bu parçaları bu şekilde düzenleyen ve sinek gözünü tasarlayan
kimdir?
Sineğin gözündeki tüm düzenlemeler, bu tasarımın sineğe üstün
akıl sahibi bir varlık tarafından verildiğini gösterir. Hiç
şüphesiz sineği ve mükemmel görme sistemini birlikte yaratan,
Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah’tır. Sinekteki bu üstün yaratılış
Allah’ın sonsuz kudretinin bir göstergesidir.
Allah, bir Kuran ayetinde şöyle bildirmektedir:
"Ey insanlar, (size) bir örnek verildi; şimdi onu dinleyin.
Sizin, Allah'ın dışında tapmakta olduklarınız -hepsi bunun
için bir araya gelseler dahi- gerçekten bir sinek bile yaratamazlar.
Eğer sinek onlardan bir şey kapacak olsa, bunu da ondan geri
alamazlar. İsteyen de güçsüz, istenen de." (Hac Suresi,
73)
1. Joseph Rosen and David
Abookasis, “Seeing through biological tissues using the fly
eye principle”, http://www.ee.bgu.ac.il/%7Erosen/fly_eye.pdf

2. Judy Siegel-Itzkovich, “Fly's-eye
view shines a light on disease”, New Scientist cilt 181 sayı
2429 - 10 Ocak 2004, sf 23 
3. Dr. Julie Palmer, Texas Üniversitesi Biyoloji Bölümü, http://www.esb.utexas.edu/palmer/bio303/group25/DROSOPHILA/compound_eye.htm
|