Ağaçlar Uzar,
Ama Nereye Kadar?
Kuzey Arizona Üniversitesi’nden araştırmacılar,
dünyanın en uzun ağaçları üzerinde yaptıkları çalışmada ağaçların
büyümesini kontrol eden faktörleri ortaya çıkardılar. (1)(2)
Ağaçta
apaçık bir tasarım vardır. Ağacı meydana getiren hücreler;
kök, gövde, kabuk, su kolonları, dallar ve yaprakları oluşturacak
şekilde organize olmuştur. Hücreler ağacın yaşamını sürdürmesi
için gerekli fonksiyonları yerine getirecek parçaları oluşturmakta,
bu parçalar arasında da sistemli bir işbirliği yürütülmektedir.
Ayrıca bir ağaç, kimyasal üretim yapan dev bir fabrika gibidir.
Burada çok karmaşık kimyasal işlemler, kusursuz bir plan dahilinde
yürütülür. Bu işlemleri yürüten organların bilgisayar gibi
hesaplamalar yaptığına dair deliller mevcuttur. (3)
Bir ağaçla ilgili en çarpıcı gerçeklerden biri, bu organizasyon
ve sistemlerin bilgisinin, ağaç henüz küçük ve yuvarlak bir
tohum halindeyken, DNA’sına yüklenmiş olmasıdır. Tohum, DNA’sında
yüklü talimatları izleyerek kendisiyle görünüm ve ebat açısından
hiçbir benzerlik taşımayan dev bir yapya dönüşür. Bir tohumun
toprağa düştükten ve biraz nemlendikten sonra kök salıp dallanarak
bir ağaca dönüşmesi, Allah’ın kusursuz yaratmasının apaçık
bir göstergesidir.
Bu mucizevi canlıda büyümenin bir noktadan sonra durması
da Allah’ın yeryüzünde varettiği dengenin bir parçasıdır.
Eğer ağaçları meydana getiren hücreler, kontrolsüz bir şekilde
durmadan büyüyor olsalardı yeryüzünde yaşamın yok olmasına
varan sonuçlar ortaya çıkabilirdi.
Ağaçların ne kadar uzayabileceklerini belirleyen faktörleri
araştıran bilim adamları, dünyanın en uzun ağaçları üzerinde
ilgi çekici bir çalışma gerçekleştirdiler. Yüksekliği yüz
metreyi aşan ağaçların tepelerine tırmanan araştırmacılar,
ölçümler yaparak bu faktörlere dair ipuçları aradılar.
Dünyanın en yüksek ağacı olma ünvanını elinde bulunduran
112.7 metrelik dev servi ağacı (Sequia sempervirens) da dahil
olmak üzere, en yüksek beş ağaç üzerinde incelemeler yaptılar.
Bu yükseklikteki bir ağacın boyu, 30 katlı bir binanın boyuna
denk geliyor.
Bilim adamları daha önceleri, ağacın yüksekliğini belirleyen
temel faktörün, yüksekliğin getirdiği mekanik gerilimlerde
yattığını düşünüyorlardı. Ama ağaçların bu gerilimlerin etkisini
giderecek şekilde ve oldukça sağlam bir tasarıma sahip oldukları
anlaşıldı. Bu durum çalışmaların, suyu yükseklere taşıma kapasitesine
odaklanmasına yol açtı. Kuzey Arizona Üniversitesi’nde çevrebilimci
olarak görev yapan George Koch ve ekibince gerçekleştirilen
söz konusu çalışmada bu yönde bulgular elde edildi. Araştırmacıların
doğal ortamda ve laboratuvarda yaptıkları bağlantılı çalışmalar,
ağaçların maksimum yüksekliğini kontrol eden temel faktörün
‘ağaç tepelerine su tedariki’ olduğunu ortaya koydu.
Su, ağaçların tepesine buğulaşma (transpiration) yoluyla,
yani yaprakların yüzeylerindeki gözeneklerden buharlaştığı
şekilde ulaşır. Buğulaşma, suyu köklerden ve ağacın içinden
en zirveye kadar, odunsu dokudaki hücreler boyunca taşır.
Suyun bu hareketi, yerçekimi ve sürtünme kuvvetlerini aşar
ve yukarı doğru bir kolon halinde devam eder. Suyun hareketine
karşı koyan yerçekimi ve sürtünme kuvvetleri zirvede maksimum
olduğu için, suyu yukarı iten kuvvet de zirvede maksimum değerine
ulaşır. Su kolonları bu gerilime bir dağılma eşiğine kadar
dayanabilir. Bu eşik, kolon halindeki suyun içinde hava kabarcıklarının
ortaya çıkıp onu kesintiye uğratarak dağıttığı noktayı ifade
eder ve bu durum bitki biliminde ‘embolizm’ olarak isimlendirilir.
Koch ve arkadaşları, en yüksek servi ağaçlarının tepesinde
su kolonunun üzerindeki maksimum gerilimi ölçtüler. Bu ölçüm,
maksimum gerilimin embolizm noktasına yakın olduğunu ortaya
çıkardı. Bu gerilim değeri aynı zamanda ağacın ne kadar uzayacağına
etki eden bir kontrol faktörüydü. Çalışmada ağaçların yüksekliğini
belirleyen üç faktör daha ortaya çıkarıldı.
Ağaçların tepesine ulaşan su, normalde hücre gelişimi için
itici etki oluşturuyor. Ancak ağacın tepesine doğru yerçekimi
ve sürtünmenin etkisinin artması, su akışı kapasitesini azaltarak
tepelerdeki hücrelerin küçük olmasına ve kalın duvarlara sahip
olmasına yol açıyor. Bunun sonucunda tepelerdeki yapraklar
da küçük ve kalın oluyorlar. Servi ağaçlarının tepesinde,
yaprak kalınlığı en yüksek değerde. Bu da, ağacın gelişiminin
büyük ölçüde engellendiğine işaret ediyor. Böylece tepelerde
artan yaprak kalınlığı, yüksekliği kontrol eden ikinci bir
faktörü oluşturuyor.
Tepelerdeki kalın ve küçük yapraklar, bu bölgede yapılan
fotosentezi de azaltmış oluyor. Fotosentez verimini azaltan
bu etki, ağacın yüksekliğinde üçüncü faktör olarak saptandı.
Koch ve arkadaşları 110 metredeki yapraklardaki CO2
oranının, serbest havada görülen en düşük oranda olduğunu
saptadılar. Bu da dördüncü kontrol faktörünü oluşturuyordu:
Yaprak gözenekleri kanalıyla gerçekleşen CO2 alımı
üzerindeki kısıtlama.
Bilim adamları, ağaç yüksekliğini kontrol eden bu dört fizyolojik
faktöre dayanarak ağaçların ulaşabileceği maksimum yüksekliği
hesaplamaya çalıştılar. Bunun sonucunda ağaçların 122 ila
130 metre arasında bir maksimum yüksekliğe ulaşabilecekleri
tahminini ortaya koydular. Buna göre 2000 yıldan daha yaşlı
olan ağaçlar büyümelerini sürdürebilecekti. Ağaçların yılda
yaklaşık 0.25 m büyüdüklerini ortaya koyan gözlemler de bu
fikri destekliyor.
Bu çalışmada ortaya konan kısıtlayıcı faktörler, ekolojik
denge için çok önemli. Kısaca tekrarlayacak olursak,
• Yerçekimi ve sürtünme kuvvetine karşı koyarak yükselen
suyun belli bir seviyeden sonra ilerleyemez oluşu,
• buna bağlı olarak yaprakların küçülüp kalınlaşması,
• fotosentez verimliliğinin azalması,
• ve nihayet fotosentezde gerekli CO2 alımının
minimuma düşmesi
faktörleri sayesinde ağacın belli bir noktadan sonra büyümesi
engellenmiş oluyor. Böylece canlı cansız birçok etmenin birbirini
etkileyerek meydana getirdiği doğal denge, ağaçların kontrolsüz
olarak büyümesiyle tehlikeye girmemiş oluyor. Bu açıdan bakıldığında,
bu çalışma canlılardaki biyolojik süreçlerin, doğanın geniş
çaplı dengesini destekler nitelikte ve ne kadar mükemmel şekilde
düzenlenmiş olduğuna dair son bir örneği oluşturuyor. Hiç
şüphesiz bu faktörlerin her biri Allah’ın dilemesiyle varolmuş
sebeplerdir. Tohumun filizlenmesinden, fidan olmasına; fidanın
ağaca dönüşmesinden, ağacın uzamasının durmasına kadar her
aşama Yüce Allah’ın emriyle ve kontrolü altında gerçekleşmektedir.
Ağacın yaşamındaki her aşama, biyolojisiyle ilgili her faaliyet
Allahın sonsuz kudretinin bir tecellisidir.
Allah bir Kuran ayetinde şöyle buyurmaktadır:
“Bitki ve ağaç (O'na) secde etmektedirler”.
(Rahman Suresi, 6)
1- Ian Woodward, “Plant science: Tall storeys“ Nature 428,
22 Nisan 2004, sf. 807 - 808
2- George W. Koch, Stephen C. Sillett, Gregory M. Jennings
& Stephen D. Davis, “The limits to tree height”, Nature
428, 22 Nisan 2004, sf. 851 - 854
3- Bu sitenin bilim haberleri bölümünde “Bilgisayar
Gibi Çalışan Bitki Yaprakları”
|