Kış Uykusundaki
Ayılar Tıp Alanında Yeni Keşiflere Esin Kaynağı
Kış uykusu denilince ilk akla gelen hayvanlar kuşkusuz “ayılar”dır.
Günümüzde ayılar ve vücutlarının kış uykuları boyunca gösterdikleri
özellikler bilme ışık tutuyor.
Son
yıllarda bilim adamları, ayıların kış uykusu süresince nasıl
sağlıklı kalabildiklerini araştırıyor ve ayıların fizyolojik
özelliklerinden tıp alanında yararlanmanın yollarını arıyorlar.
Michigan Teknoloji Üniversitesi’nde sürdürülmekte olan araştırmanın
hedefi, ayıların kemik metabolizmasını inceleyerek, halk arasında
kemik erimesi olarak bilinen osteoporoza çare bulmak.
Kemiklerimiz, yaşamımız boyunca sürekli yenileniyor. Ne
var ki yaşlılık, hareketsizlik gibi nedenlerle kemik yıkımı
artıyor, yenilenme azalırsa kemik dokusunda zayıflama meydana
geliyor. Ancak Amerikan Kara Ayı, aylar süren kış uykusu boyunca
hemen hemen hiç hareket etmediği halde, kemik yoğunluğunda
önemli bir azalma olmuyor. Oysa benzer bir süreyi yatağa bağımlı
şekilde geçirecek bir insanın kemiklerinin, kraker kıvamına
geleceği ve kolayca kırılacağı öngörülüyor.
Michigan Teknoloji Üniversitesi’nden Seth Donahue’nun liderliğindeki
araştırma ekibinin, 2003 yılında The Journal of Experimental
Biology’de yayımlanan makalesine göre, ayının kış uykusu süresince
kemik yıkımında artış oluyor, ama kemik üretimi sabit kalıyor.
Hareketsiz kalan insanlarda da yıkım artıyor, ama üretim sabit
kalmıyor, azalıyor. Hayvanın tekrar hareketlenmesiyle birlikte,
üretim de en üst düzeye ulaşabiliyor, böylece kemikler hızlı
bir biçimde eski durumuna geliyor. Buna karşın yaralanma,
sakatlanma gibi nedenlerden dolayı uzun süre hareketsiz kalan
ve hızlı bir biçimde kemik kaybına uğrayan bir insanın kemikleri,
tam olarak eski durumuna dönmeyebiliyor.
Kalsiyum Döngüsü
Kara Ayı, kış uykusu süresince beslenmiyor. Peki kemik üretimi
için gerekli olan kalsiyum nereden sağlanıyor? Donahue, kemik
yıkımı sonucunda ortaya çıkan kalsiyumun geri dönüşüm yoluyla
tekrar vücuda kazandırıldığını ve kemik yapımında kullanıldığını
düşünüyor. Onu böyle düşünmeye iten neden, Kara Ayı’nın, kış
uykusu süresince boşaltım fonksiyonlarını yerine getirmiyor
olması. Seth Donahue, düşüncelerini şöyle ifade ediyor: “Bizi
en çok ilgilendiren kısım, kalsiyum çevriminin nasıl yapıldığı.
Bu büyük olasılıkla belirli hormonlar tarafından düzenleniyor”.
Osteoporoz kemik dokusunun zayıflamasıyla başlıyor, ileri
aşamalarda kırıklara ve buna bağlı ölümlere yol açabiliyor.
Yaşlanma osteoporozun ortaya çıkmasında önemli bir risk faktörü.
Kemik dokusu yaşam boyu yenileniyor; ancak kemik üretimi 30-35
yaşına kadar üst düzeyde devam ediyor. 45 yaşından sonra kemik
yıkımı da artmaya başlıyor. Bugün, dünyadaki birçok insan
bu hastalığa maruz kalmış durumda. Kaynaklara göre, geçtiğimiz
yıl içinde yalnızca Amerika’da osteoporoz kaynaklı 1,5 milyon
kemik kırılması yaşandı. Dayanıklılık, gözeneklilik ve mineral
yoğunluğu açısından ayı kemiklerini inceleyen bilim adamları
oldukça şaşırtıcı bir sonuçla karşı karşıya kaldılar. Araştırma
sonuçlarına göre yaşlılık ayının kemiklerini etkilemiyor.
Üstelik ayı yaşlandıkça kemiklerinin dayanıklılığı ve mineral
yoğunluğu önemli oranda artıyor!
Özellikle paratiroid bezinin salgılandığı parathormon üzerinde
odaklanan araştırma ekibi, bu hormonun yapısının insan vücudunda
bulunan parathormonun yapısından farklı olduğunu şaşkınlık
içinde gözlemledi. Bilim adamlarının iki hormon arasındaki
farklılığın nereden kaynaklandığını saptayabilmeleri ve ayı
hormonunun işlevini taklit eden sentetik versiyonunu yapmaları
durumunda, osteoporoz hastaları için yeni bir ilaç üretilmesi
söz konusu.
Tüm bu çalışmalar, doktorların osteoporoz hastalarını tedavi
etmekte kullandıkları yöntemleri değiştirebilir, yatağa bağımlı
olanlarda ve yaşlılarda görülen kemik kayıplarının yanı sıra,
uzun süre uzayda kalan astronotlarda ortaya çıkan kemik sorunlarını
gidermede de etkili olabilir.
Formda Kalmanın Yolu
Birçok insan, düzenli egzersiz yaptığı zaman kendini formda
hisseder. Oysa Kara Ayı, aylar süren kış uykusundan kalktığı
zaman epey “formda” oluyor. 2001’de Nature dergisinde yayımlanan
araştırmaya göre, kış uykuları boyunca hemen hiç hareket etmeyen
Kara Ayıların kas güçlerinde ve dokularında belirgin bir kayıp
olmuyor.
Wyoming Üniversitesi’nden Henry Harlow ve araştırma ekibi,
gözlemledikleri Kara Ayılar’ın kış uykuları sırasında kas
güçlerinin yüzde 22’sini, proteinlerinin de yüzde 10-15’ini
kaybettiklerini belirlediler. Aslında bu rakamlar oldukça
şaşırtıcı; çünkü, benzer bir süreyi yatağında geçirecek bir
insan, kas gücünün yüzde 85’ini ve proteinlerinin ise yüzde
90’ını kaybediyor! Daha önceki yıllarda fizyolog Edgar Folk,
zehirli bir madde olan ve normalde vücuttan atılan ürenin,
kış uykusundaki ayının boşaltım sisteminden geri emildiğini
keşfetmişti. Üredeki azot tekrar vücuda kazandırılıyor ve
protein yapımında kullanılıyordu. İnsanlardaysa böyle bir
sistem bulunmamaktadır. İnsanın, kısa bir süre boşaltım sistemi
çalışmasa bile, zehirli ürenin kanda birikmesi sonucunda ölür.
Henry Harlow ürenin, ayının protein gereksiniminin bir kısmını
sağladığını ve bunun yanında başka kaynaklardan da protein
elde edildiğini düşünüyor. Harlow’a göre, acil protein ihtiyacı
durumunda kendi incebağırsaklarını sindiren bazı tür yılanlar
gibi, ayılar da vücutlarındaki bazı kasları tüketiyor olabilirler.
Uykuda Egzersiz
Bilim adamları, ayıların gövdelerine yerleştirdikleri küçük
termometrelerden elde ettikleri verilere dayanarak, Kara Ayılar’ın
uykularında düzenli olarak titredikleri sonucuna vardılar.
Bilim adamları düzenli olarak kasılmanın kas gücünü koruyan
bir etken olduğunu düşünüyorlar. Araştırma ekibine göre, kış
uykusundaki ayının kaslarını koruyan sistemi anlamak, insanlarda
hareketsizliğe bağlı ortaya çıkan kas hastalıklarının tedavisinde
yeni anlayışlar getirebilir. Aslında kış uykusundaki ayı,
bir çok yönüyle tıp alanında esin kaynağı olmaya aday. Ayının
gövdesinde üretilen maddeler örnek alınarak hazırlanacak ilaçlar,
böbrek yetmezliği, diyabet ve obezite gibi hastalıkların tedavisinde
çığır açabilir.
Ayılar uykuları süresince gövdelerinde depolanan yağları
tüketiyorlar ve çok fazla kilo kaybediyorlar. Yağ ile beslendikleri
için kolestrol düzeyleri kış mevsiminde, yaz mevsimindekinin
iki katına çıkıyor. Buna rağmen onlarda damar sertliği ve
yüksek düzeyde kolestrol sonucunda oluşan safra taşları görülmüyor.
Tıbbi araştırmalara göre ayının gövdesinde üretilen safra
asidi, safra taşlarını yok ediyor! Illinois Üniversitesi’nden
Dr. Ralph Nelson, ayılardan esinlenerek üretilecek bir ilacın
açlık duygusunu frenleyerek insan vücudunun yağ depolarını
tüketmesini sağlayabileceği görüşünde. Dr. Nelson’a göre,
ayıların gövdelerinde üretilen maddeler örnek alınarak üretilecek
ilaçlar, şişmanlığın yanı sıra şeker hastalığı, osteoporoz
ve anksiyete gibi ciddi rahatsızlıkların tedavisinde de kullanılabilir.
Görüldüğü gibi ayılar vücutlarındaki birçok özellikle tıp
alanındaki araştırmalara ışık tutmaktadırlar. Bilim adamlarının
laboratuvarlarda belki yıllar süren araştırmalar sonucu elde
ettikleri bilgi ve donanım bu sevimli, koca cüsseli canlılarda
doğdukları andan itibaren mevcuttur.
Peki ayının kemikleri yaşlandıkça nasıl kuvvetlenir? Ayı
kemik dokusunu yenileyecek kalsiyum döngüsünü vücudunda kendi
kurabilir mi? Hareketsiz geçen uzun kış uykusu ayları boyunca
kas güçlerini ve vücudundaki proteinlerini koruyacak bir sistemi
ayının kendi kendine oluşturması mümkün müdür? Elbette hayır.
Bütün bu soruların tek bir cevabı vardır: Ayıları sahip oldukları
bu mükemmel mekanizmalarıyla birlikte Yaratan, onlara yaptıkları
her işi ilham eden, göklerde ve yerde bulunan tüm canlılara
boyun eğdiren Yüce Allah’tır. Rabbimiz hayvanlardaki bu muhteşem
özellikleri insanlar için birer örnek olarak yaratmıştır.
Allah bunu Kuran’da şöyle haber verir: “Sizin
yaratılışınızda ve türetip yaydığı canlılarda kesin bilgiyle
inanan bir kavim için ayetler vardır.” (Casiye Suresi,4)
Kaynak:
Focus Dergisi/ Ekim 2004
|