|
Giriş
Ahir zaman kavramı pek çok insan için tanıdık bir kavram
olmayabilir. Bu nedenle öncelikle bu kavramı kısaca
açıklamakta yarar var. Ahir zaman, "son dönem" anlamına
gelir ve İslam'a göre kıyamete yakın bir zamanda, Kuran
ahlakının hakim olacağı ve dinin insanlar arasında yaygın
olarak yaşanacağı bir dönemi ifade eder.
Bu dönemde insanların huzur ve güven içinde yaşayabilmeleri
için gereken her türlü şart mevcut olacaktır. Önceki
dönemlerde yaşanan her türlü sıkıntının yerini bolluk,
bereket ve adalet alacaktır. Ahlaksızlıklar, sahtekarlıklar,
dejenerasyonun her türlüsü ortadan kalkacaktır. Bu dönem,
tüm inanan insanların asırlardır özlemini duydukları,
İslam ahlakının hakim olduğu kutlu bir dönemdir.
Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde ahir zamanı açıklayan
detaylı anlatımlar yer almaktadır. Onun ardından pek
çok İslam büyüğü de ahir zaman hakkında çok önemli açıklamalar
yapmışlardır. Bu anlatımlara bakıldığında ahir zamanın,
dünyanın önce büyük bir bozulma ve karmaşa yaşadığı,
ancak sonradan gerçek dinin yaşanmasıyla kurtuluşa kavuştuğu,
çok büyük bir bolluk ve bereketin yaşandığı, teknolojinin
tüm nimetlerinin insanların hizmetine sunulduğu, bilimde,
tıpta çok büyük ilerlemelerin kaydedildiği ve çok üstün
bir sanat anlayışının yaşandığı bir dönem olduğu görülür.
Ahir zamanın ilk dönemlerinde, dünya Allah'ı inkar
eden bir takım felsefi sistemler nedeniyle dejenere
olacaktır. İnsanlık yaratılış amacından uzaklaşacak,
bunun sonucunda büyük bir manevi boşluk ve ahlaki bozulma
yaşanacaktır. Büyük felaketler birbirini izleyecek,
savaşlar, acılar yaşanacak ve insanlık "nasıl kurtuluruz"
sorusunun cevabını arayacaktır. Ancak Allah, ahir zamanın
bu büyük karmaşası içindeki insanları kurtaracak ve
onları kutlu bir döneme ulaştıracaktır. Aslında böyle
bereketli bir dönem Kuran ahlakını yaşayan her topluluk
ve her dönem için geçerlidir. Allah, korkup sakınan
ve Kuran'da bildirdiği emirlerine titizlikle uyan kullarına
her zaman çok büyük nimetlerle karşılık vermiş, onları
bolluk içinde yaşatmıştır.
Bu anlattıklarımız, Peygamberimiz (sav) tarafından
14 asır önce söylenmiş sözlerde ve pek çok İslam büyüğünün
yazılarında detaylı olarak anlatılmaktadır. Bu kaynakların
bize doğru olarak ulaşıp ulaşmadıklarından, örneğin
Peygamberimiz (sav)'in bu konudaki hadislerinin gerçekte
O'nun tarafından söylenmiş sözler olduğundan kuşku duymanın
ise gereği yoktur. Çünkü bize bu konuda yol gösteren
önemli bir gerçek vardır. Hadislerde ahir zaman hakkında
detaylı tasvirler yapılmakta, her konu çok ayrıntılı
olarak anlatılmaktadır. Bu ayrıntıların bundan 14 asır
önce bu kadar kapsamlı bir şekilde açıklanmış olması
ve belirli bir dönem içinde art arda bunların gerçekleşmesi
son derece mucizevi bir durumdur. Ve bu sözlerin kaynağının
doğruluğu konusundaki tüm şüpheleri ortadan kaldırır.
Kaldı ki, İslam ahlakının dünyaya egemen olması ya
da Hz. İsa'nın yeniden yeryüzüne dönüşü gibi ahir zamanla
ilgili bazı bilgiler, doğrudan Kuran'da haber verilmektedir
ve dolayısıyla doğrulukları kesindir. Allah ayetlerinde
inanan kullarına, İslam ahlakının yeryüzünde hakim olacağını
müjdelemektedir:
Allah, içinizden iman edenlere ve salih
amellerde bulunanlara va'detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan
öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları
da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri
için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik
kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra
güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca bana ibadet
ederler ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan
sonra inkar ederse, işte onlar fasıktır. (Nur Suresi,
55)
Kuran'da İslam Ahlakının Dünya
Hakimiyetine İşaret Eden Ayetler
Kuran'da İslam ahlakının dünya hakimiyetine işaret
eden pek çok ayet bulunmaktadır. Bu ayetler Peygamberimiz
(sav)'in Altınçağ'ı tarif eden haberleriyle çok büyük
paralellikler göstermektedir. Böyle bir olay bugüne
kadar gerçekleşmediğine göre, Kuran ayetlerinde haber
verilen geniş çaplı hakimiyetin, Peygamberimiz (sav)'in
haber verdiği ahir zamana işaret ettiği de son derece
açıktır. Kuran ahlakına sahip kulların güç ve iktidar
sahibi kılınmasıyla ilgili ayetlerden bazıları şunlardır:
Allah, yazmıştır: "Andolsun,
Ben galip geleceğim ve elçilerim de." Gerçekten
Allah, en büyük kuvvet sahibidir, güçlü ve üstün olandır.
(Mücadele Suresi, 21)
Onlar, Allah'ın nurunu ağızlarıyla
söndürmek istiyorlar. Oysa Allah, kendi nurunu tamamlayıcıdır;
kafirler hoş görmese bile. Elçilerini hidayet ve hak
din üzere gönderen O'dur. Öyle ki onu (hak din olan
İslam'ı) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır; müşrikler
hoş görmese bile. (Saf Suresi, 8-9)
Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek
istiyorlar. Oysa kafirler istemese de Allah, kendi nurunu
tamamlamaktan başkasını istemiyor. Müşrikler istemese
de O dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için
elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur. (Tevbe
Suresi, 32-33)
Allah, suçlu-günahkarlar istemese de,
hakkı (hak olarak) kendi kelimeleriyle gerçekleştirecektir.
(Yunus Suresi, 82)
Onlardan öncekiler de hileli-düzenler
kurmuşlardı; fakat düzen kuruculuğun (tedbirlerin, karşılık
vermelerin) tümü Allah'a aittir. Her bir nefsin ne kazandığını
O bilir. Bu yurdun sonu kimindir, inkar edenler pek
yakında bileceklerdir. (Rad Suresi, 42)
Andolsun, sizden önceki nesilleri,
resulleri kendilerine apaçık deliller getirdiği halde,
zulmettikleri ve iman etmeyecek oldukları için yıkıma
uğrattık. İşte Biz, suçlu-günahkar olan bir topluluğu
böyle cezalandırırız. Sonra, nasıl yapıp-davranacaksınız
diye gözlemek için, onların ardından sizi yeryüzünde
halifeler kıldık. (Yunus Suresi, 13-14)
Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmaksızın, katıksızca iman
edenlerin yeryüzüne mirasçı kılınacakları da Kuran'ın
pek çok ayetinde vurgulanan ilahi bir kanundur. Bu ayetlerden
bazıları şöyledir:
Andolsun, Biz Zikir'den sonra Zebur'da
da: "Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır"
diye yazdık. (Enbiya Suresi, 105)
Ve onlardan sonra sizi o arza mutlaka
yerleştireceğiz. İşte bu, makamımdan korkana ve tehdidimden
korkana ait (bir ayrıcalıktır). (peygamberler) Fetih
istediler, (sonunda) her zorba inatçı bozguna uğrayıp
-yok oldu- gitti. (İbrahim Suresi, 14-15)
Musa kavmine: "Allah'tan yardım dileyin
ve sabredin. Gerçek şu ki, arz Allah'ındır; ona kullarından
dilediğini mirasçı kılar. En güzel sonuç muttakiler
içindir." dedi. Dediler ki: "Sen bize gelmeden önce
de, geldikten sonra da eziyete uğratıldık." (Musa:)
"Umulur ki, Rabbiniz düşmanınızı helak edecek ve sizleri
yeryüzünde halifeler (egemenler) kılacak, böylece nasıl
davranacağınızı gözleyecek" dedi. (Araf Suresi, 128-129)
Andolsun, sizden önceki nesilleri,
resulleri kendilerine apaçık deliller getirdiği halde,
zulmettikleri ve iman etmeyecek oldukları için yıkıma
uğrattık. İşte Biz, suçlu-günahkar olan bir topluluğu
böyle cezalandırırız. Sonra, nasıl yapıp-davranacaksınız
diye gözlemek için, onların ardından sizi yeryüzünde
halifeler kıldık. (Yunus Suresi, 13-14)
|