|
Giriş
Ve de ki: "Allah'a hamdolsun, O size
ayetlerini gösterecektir, siz de onları bilip tanıyacaksınız.
"Senin Rabbin, yaptıklarınızdan gafil değildir. (Neml
Suresi, 93)
Bugün içinde bulunduğumuz toplumda, Kuran, asıl amacından
çok farklı değerlendirilmektedir. Sorulduğunda "ben
Müslümanım" diyen insanlardan Kuran'ın içinde nelerin
yazdığını bilen insan sayısı oldukça azdır.
Kuran, genellikle evlerin duvarında süslü bir muhafaza
içinde asılı durur. Ve yine genellikle, yaşlılar tarafından
okunur. Okuyan kişileri "kazadan-beladan" koruyacağı
umulur. Bu batıl inanca göre, bir nevi belalara karşı
muska olarak görülür.
Oysa, Kuran ayetlerinde, Kuran'ın gönderiliş amacının
tüm bu sayılanlardan çok farklı olduğu bildirilir. Örneğin
İbrahim Suresi'nin 52. ayetinde; "İşte bu (Kuran) uyarılıp
korkutulsunlar, gerçekten O'nun yalnızca bir tek ilah
olduğunu bilsinler ve temiz akıl sahipleri iyice öğüt
alıp düşünsünler diye bir bildirip-duyurmadır" denilmektedir.
Buna benzer pek çok ayette, Kuran'ın indirilişinin önemli
bir amacının, insanları düşünmeye davet etmek olduğu
vurgulanır.
Kuran'da, insanlar, toplumun verdiği inanç ve değerleri
körü körüne kabul etmekten vazgeçmeye ve düşünmeye davet
edilir; tüm önyargıları, tabuları, insan zihnine uygulanan
baskıları bir kenara bırakıp özgürce düşünmeye...
İnsan, nasıl var olduğunu, yaşamının amacının ne olduğunu,
neden öldüğünü ve ölümünden sonra kendisini nelerin
beklediğini düşünmelidir. Kendinin ve içinde yaşadığı
evrenin nasıl var olduğunu ve var olmaya devam ettiğini
sorgulamalıdır. Bunu yaparken de, kendini tüm baskı
ve önyargılardan kurtarmalıdır.
Böylece, vicdanını tüm toplumsal ideolojik ve psikolojik
baskılardan kurtararak düşünen insan, hem kendisinin
hem de evrenin üstün bir güç tarafından var edilmiş
olduğunu rahatlıkla kavrayacaktır. Yalnızca kendi bedenini,
ya da doğadaki herhangi bir şeyi incelediğinde, büyük
bir uyum, plan ve akıl bulacaktır.
İşte bu aşamada insanın rehberi yine Kuran'dır. Kuran'da
insana, neler üzerinde düşünmesi, neleri incelemesi
gerektiği bildirilir. Allah'ın varlığına inanan bir
kişi, Kuran'da verilen düşünce yöntemleri sayesinde,
Allah'ın yaratmasındaki mükemmelliği, sonsuz akıl, bilgi
ve gücü daha iyi anlayacaktır. Allah'ın varlığına inanan
bir insan, Kuran'da verilen yöntemle düşünmeye başlayınca,
tüm evrenin O'nun güç ve sanatının bir göstergesi olduğunu
fark eder. Çünkü "tabiat bir sanattır; sanatçı olamaz"
ve her sanat eseri, o eseri yapanın üstün yeteneğini
sergilemek ve vermek istediği mesajları aktarmak için
vardır.
Kuran'la tüm insanlar, Allah'ın varlığına, birliğine
ve sıfatlarına açıkça şahitlik eden pek çok olay ve
yaratık üzerinde inceden inceye düşünmeye davet edilir.
Ve Kuran'da bütün bu şahitlik eden varlıklara, "ispatlı
delil, kesin bilgi ve gerçek ifade eden" anlamına gelen
"ayet" ismi verilir. Dolayısıyla, Allah'ın ayetleri,
evrenin her köşesinde Allah'ın varlığını ve vasıflarını
gösterip-bildiren tüm varlıkları kapsar. Bakmasını bilen
bir göz ise, aslında bütün varlık aleminin yalnızca
Allah'ın ayetlerinden oluştuğunu görecektir.
İşte insanın görevi budur, Allah'ın ayetlerini görmek...
Böylece, kendisini ve tüm diğer varlıkları yaratan Allah'ı
tanıyacak, O'na yakınlaşacak, varlığının ve hayatının
anlamını çözecek ve kurtuluşa ulaşacaktır.
Kuşkusuz Allah'ın sayısız ayetlerini bilip-tanımak
için böyle bir kitap yeterli olamaz. Aslında hiçbir
kitap böyle bir iş için yeterli değildir. İnsanın aldığı
nefesten, toplumsal ve politik gelişmelere, evrendeki
büyük uyumdan, tüm varlıkların yapıtaşı olan atoma kadar
herşey Allah'ın birer ayetidir ve O'nun koyduğu kurallarla,
O'nun kontrolü ve bilgisi dahilinde işler. Bu nedenle
Allah'ın ayetlerini bilip-tanımak, her insanın kendi
başına girişeceği bir çabadır. Herkes, kendi aklı ve
vicdanı oranında Allah'ın ayetlerini bilip-tanıyacaktır.
Elbette bu konuda bazı yol gösterici örneklerden de
yararlanılabilir. İnsan, tüm evrenin Allah'ın yarattığı
şeylerin bir bütünü olduğunu kavrayacak düşünce yapısına
kavuşmak için, Kuran'da özellikle dikkat çekilen belirli
konuları inceleyebilir.
İşte bu kitap, Kuran'da dikkat çekilen ve üzerinde
düşünülmesi öğütlenen bazı konuları gündeme getirmek
için yazılmıştır. Allah'ın doğadaki ayetlerinin önemi,
Kuran'ın Nahl Suresi'nde şöyle ifade edilmiştir:
Sizin için gökten su indiren O'dur;
içecek ondan, ağaç ondandır (ki) hayvanlarınızı onda
otlatmaktasınız. Onunla sizin için ekin, zeytin, hurmalıklar,
üzümler ve meyvelerin her türlüsünden bitirir. Şüphesiz
bunda, düşünebilen bir topluluk için ayetler vardır.
Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin emrinize verdi;
yıldızlar da O'nun emriyle emre hazır kılınmıştır. Şüphesiz
bunda, aklını kullanabilen bir topluluk için ayetler
vardır. Yerde sizin için üretip-türettiği çeşitli renklerdekileri
de. Şüphesiz bunda, öğüt alıp düşünen bir topluluk için
ayetler vardır. Denizi de sizin emrinize veren O'dur,
ondan taze et yemektesiniz ve giyiminizde ondan süs
eşyaları çıkarmaktasınız. Gemilerin onda (suları) yara
yara akıp gittiğini görüyorsun. (Bütün bunlar) O'nun
fazlından aramanız ve şükretmeniz içindir. Sizi sarsıntıya
uğratır diye yerde sarsılmaz dağlar bıraktı, ırmaklar
ve yollar da. Umulur ki doğru yolu bulursunuz. Ve işaretler
de; onlar yıldız(lar)la da doğru yolu bulabilirler.
Yaratan, hiç yaratmayan gibi midir? Artık öğüt alıp-düşünmez
misiniz? (Nahl Suresi, 10-17)
Kuran'da ayrıca akıl sahipleri, diğer insanların hiç
düşünmediği -ya da "evrim", "tesadüf", "doğa mucizesi"
gibi "kuru isimler"le sözde açıklamalarla geçiştirmeye
çalıştıkları- konular üzerinde düşünmeye davet edilir.
Bunu haber veren ayetlerden bazıları şöyledir:
Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında,
gece ile gündüzün ardarda gelişinde temiz akıl sahipleri
için gerçekten ayetler vardır. Onlar, ayakta iken, otururken,
yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin
yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) 'Rabbimiz,
sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin
azabından koru'. (Al-i İmran Suresi, 190-191)
Bu ayetlerde de görüldüğü gibi akıl sahiplerine düşen,
Allah'ın ayetlerini görmek ve gördükleri bu mükemmelliklerden
yola çıkarak Allah'ın sonsuz bilgi, güç ve sanatını
kavramaya çalışmaktır.
Çünkü Allah'ın ilmi sonsuz, yaratışı kusursuzdur...
Ve düşünen insanlar için, çevrelerindeki herşey bu
yaratışın birer delilidir...
|