|
GİRİŞ
Biz
göğü 'büyük bir kudretle' bina ettik ve şüphesiz Biz,
(onu) genişleticiyiz. (Zariyat Suresi, 47)
Evrenimizi, içinde yer aldığımız Samanyolu Galaksisi'ni,
Güneş Sistemimizi ve üzerinde yaşadığımız Dünya gezegenini
kuşatan sayısız kanun, denge ve ölçü vardır. Bu kanun,
denge ve ölçülerin her biri insan yaşamına imkan sağlayacak
bir evreni oluşturacak "mucizevi" bir biçimde, özel
olarak hesaplanmış ve düzenlenmişlerdir.
Evrenimizi detaylı olarak incelediğimizde en temel
kozmik kanunlardan, en kritik fiziksel değerlere, en
küçük dengelerden en ince hesaplara kadar hepsinin ayrı
ayrı son derece hassas ölçülere göre ayarlanmış olduklarını
görürüz. Bu ayarların ise evrende insanlık diye bir
kavramın oluşması için olması gereken en ideal değerlerde
olduklarını hayretle fark ederiz.
Evrenin genişleme hızından Dünya'nın Samanyolu Galaksisi'ndeki
konumuna, Güneş'in yaydığı ışığın cinsinden suyun akışkanlık
değerine, Ay'ın Dünya'ya olan uzaklığından, atmosferdeki
gazların oranına kadar daha burada sayamadığımız sayısız
faktör insan yaşamının var olması için en ideal ölçülerde
ayarlanmışlardır. Öyle ki bu ayarların sadece birindeki
en ufak bir sapma dahi evrende canlı yaşamının asla
var olmaması anlamına gelecekti.
Söz konusu ayarlamaların birinin dahi tesadüfen canlılık
için gereken ideal değere sahip olması ihtimal dışıdır.
Evrendeki binlerce ölçünün hepsinin ayrı ayrı özel olarak
ayarlı olması ise insan aklının kavrama sınırlarının
çok ötesinde bir mucizedir.
Gerçekte, evrende insanoğlunun var olması ve yaşamını
sürdürmesi için gereken şartların her biri, "tek tek"
birer mucize niteliğindedir. Gereken milyonlarca şartın
biraraya gelmesi ise uçsuz bucaksız bir "mucizeler zinciri"
oluşturur. Bir şeyin mucize olması ise, elbette onu
Allah'ın yarattığının bir delilidir. Her karesi ayrı
bir mucize olan evren de, çok açıktır ki onu eşsiz bir
ilim, kudret ve sanatla var eden Allah'ın eseridir.
Son dönemlerde yapılan hesaplamalar göstermiştir ki,
evrenimizi kontrol altında tutan ana kanunlar ve temel
fiziksel sabitler şimdiki değerlerinden çok az daha
farklı olsalardı, bu evrende canlı yaşamı, dolayısıyla
insan yaşamı diye bir şey mümkün olmazdı. Normalde bu
fiziksel sabitlerin alabilecekleri sayısız farklı değerler
olabilirdi. Ne var ki hepsinin birbirinden bağımsız
olarak, evrenin insan yaşamı için şu anki ideal yapısına
imkan verecek, özel değerlerde ayarlanmış olmalarını
yukarıda belirttiğimiz gibi "mucize" deyiminden başka
bir deyimle açıklamak mümkün değildir.
Mucize terimi sözlük anlamı olarak kendiliğinden, doğal
şartlarla gerçekleşmesi mümkün olmayan olay, durum demektir.
Evrendeki hangi kanuna, hangi ölçüye, hangi fiziksel
sabite baksak hiçbirinin tesadüfen ya da kendiliğinden
şu an sahip oldukları ideal değerleri almalarının mümkün
olmadığını görürüz. Bu da gören gözler için apaçık bir
mucizedir. Evrenin her noktasında ve her kanununda kendini
gösteren bu mucizeler zinciri ise onu yaratan Allah'ın
varlığının ve sonsuz kudretinin kanıtlarındandır.
Son yıllarda bu konu üzerinde yoğunlaşan evren bilimciler
ve teorik fizikçiler evrenin insan yaşamının ortaya
çıkmasına yönelik akıllara durgunluk veren bu özel ayara
"İnce Ayar" (Fine Tuning) adını verdiler. Ve evrendeki
bu ince ayarın sayısız örneklerini tespit ettiler, hesapladılar.
Bu bilim adamlarının vardıkları sonucu dile getiren
şaşkınlık ve hayranlık dolu ifadelerinden burada birkaç
örnek vermek yerinde olacaktır:
- NASA'da astronomi uzmanı Prof. John O'Keefe: "Biz
astronomik standartlar göz önüne alındığında, çok fazla
özen gösterilmiş, kollanmış ve şefkat gösterilmiş bir
grup yaratığız... Eğer evren şu anki en hassas kesinliğinde
yapılmış olmasaydı hiçbir zaman var olamazdık. Benim
görüşüme göre mevcut şartlar, evrenin insanın içinde
yaşaması için yaratıldığını gösteriyor".

Bilim, materyalist felsefeyi
geçersiz kılarken, evreni Allah'ın yarattığı gerçeğini
de ispatlamaktadır. Ünlü Newsweek dergisi 27 Temmuz
1998 sayısında bu konuyu "Bilim Allah'ı Buluyor"
başlığıyla kapak yapmıştı. |
- İngiliz astrofizikçi Prof. George F. Ellis: "(Evrendeki)
bu kompleksliği mümkün kılan kanunlarda hayret verici
bir ince ayar görünüyor. Evrende var olan bu kompleksliğin
gerçekleşmesi, "mucize" kelimesini kullanmamayı çok
güçleştiriyor".
- İngiliz astrofizikçi Prof. Paul Davies: "Fizik kanunları
çok üstün bir dehanın ürünü gibi görünüyor... Evrenin
bir amacı olmalı".
- Matematikçi Prof. Roger Penrose: "Demek istediğim
şudur ki evrenin bir amacı vardır. Orada öyle, bir şekilde
şans eseri var olmamıştır".
Bugüne kadar, varılan tüm bilimsel sonuçlar evrenin
hiçbir anında, hiçbir noktasında tesadüflere ve rastlantılara
yer olmadığını göstermiştir. Evreni var olduğu ilk andan
şu satırları okuduğunuz andaki son durumuna kadar her
karesiyle sonsuz güç ve ilim sahibi olan Allah tasarlamış
ve insanın var olması, Rabbimizin kudretini ve benzersiz
sanatını görüp düşünmesi, takdir etmesi için yaratılmıştır.
Allah bir ayette şöyle buyurmaktadır:
Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında,
gece ile gündüzün art arda gelişinde, insanlara yararlı
şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah'ın yağdırdığı
ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda,
her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgarları estirmesinde,
gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip
çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler
vardır. (Bakara Suresi, 164)
Bu kitabın amacı evrendeki yaratılış mucizelerinden
çeşitli örnekleri gözler önüne sererek Allah'ın sonsuz
kudret ve sanatını okurlara hissettirebilmektir. Daha
ileri bir amacı ise, hikmet gözüyle bakıldığında, gerçekte
insanın çevresinde yer alan herşeyin Allah'ın açık birer
mucizesi olduğu bilincini elde etmeye vesile olmaktır.
|