|

GİRİŞ
Kötülük, haksızlık, üzüntü, karamsarlık, sıkıntı, yalnızlık,
korku, stres, güvensizlik, vicdansızlık, endişe, öfke,
kıskançlık, kin, uyuşturucu bağımlılığı, ahlaksızlık,
kumar, fuhuş, açlık, fakirlik, yolsuzluk, hırsızlık,
kavga, düşmanlık, cinayet, savaş, çatışma, zulüm, ölüm
korkusu... Tüm bunlar, hemen her gün gazete ve televizyonlarda
gördüğünüz, günlük hayatta karşılaştığınız hatta bizzat
yaşadığınız sorunlardandır.
Peki insanlar bu kötülüklerle şimdiye dek mücadele
etmişler midir ya da etmek için bir gayretleri var mıdır?
Elbette, dünyanın hemen her döneminde insanlar bu sayılan
olumsuzluklarla karşı karşıya kalmışlar, bunlarla mücadele
etmişler, ancak çareyi hep yanlış yöntemlerde aradıkları
için bir türlü çözüm bulamamışlardır. Kurtuluşu kimi
zaman değişik yönetim biçimleri denemekte, kimi zaman
sapkın akımlara kapılmakta, devrimler yapmakta, çoğu
kere de umursamazlığı tercih edip, tüm bu olumsuzlukları
kabullenmekte aramışlardır.
 Günümüzde
insanlar genelde böyle bir yaşam tarzına öylesine alışmışlardır
ki yukarıda saydığımız sorunları hayatın gerçeği olarak
kabul eder bunların yaşanmadığı bir toplumun var olabileceğini
adeta imkansız olarak görürler. Böyle bir yaşantıdan
memnun olmadıklarını sürekli dile getirirler ama içinde
bulundukları şartlarda başka bir seçeneklerinin bulunmadığını
düşünerek bu yaşantıyı hemen kabullenirler.
Oysa dünyada, yukarıda sadece çok küçük bir kısmına
yer verdiğimiz bu olumsuzlukların hiçbirini ne ruhen
ne de bedenen yaşamayan, sürekli bolluk, bereket, mutluluk,
sevgi, saygı, huzur, güven, güzel ahlak, barış ve dostluk
gibi sayısız nimet ve güzelliklerin sahibi olan insanlar
da vardır. İşte bu insanlar Allah'ın rızası için yaşayan,
Kuran hükümlerine uyan, Allah'ın rahmetini ve cennetini
uman gerçek dindarlar, yani müminlerdir.
Diğer bir deyişle bu olumsuzlukların tek çözümü "gerçek
din"in yaşanmasında yatmaktadır. Din ahlakı tam olarak
yaşandığı takdirde toplumlara hakim olan bu karanlık
tablo değişecektir. Tüm insanların ve toplumların çağlar
boyu düşledikleri, iyilik ve güzelliğin hakim olduğu
böyle güzel bir atmosfer, ancak din ahlakının yaşanması
ile mümkündür.
Başta tasvir ettiğimiz ortam ise din ahlakı yaşanmadığında,
Allah'ın hükümleri gözardı edildiğinde kaçınılmaz olarak
oluşur. Diğer bir deyişle din yaşanmadığı sürece insanlar
bu olumsuzluklara mahkumdurlar. Çünkü bu, "dinsizliğin
kabusu"dur.
Bu kitapta, Allah'ın insanlara indirdiği dinin tarif
ettiği "güzel ahlak" modeli yaşandığı takdirde "dinsizliğin
kabusu"nun yani kötülüklerin, karamsarlıkların, toplumsal
huzursuzlukların ne şekilde engelleneceği, olumsuzlukların
nasıl ortadan kalkacağı, ideal ortama nasıl kavuşulacağı,
insanların maddi-manevi ne gibi kazançlar sağlayacakları
ve tüm bu olumsuzluklardan kurtulabilmek için de din
ahlakının yaşamanın tek alternatif çözüm olduğu anlatılmaktadır.
Bugüne dek belki pek çok kitapta toplumların ve insanların
içinde bulundukları karamsar durum ele alınmış, sosyolojik
ve psikolojik tahliller yapılmış, sorunlar sık sık tüm
detaylarıyla dile getirilmiştir. Fakat elinizdeki kitabın
farkı, bu tahlil ve teşhisler karşısında insanlara en
gerçekçi çözümü sunmak ve bu çözüme baş vurmadıkları
takdirde onları nasıl bir geleceğin beklediğini tarif
ederek samimiyetle uyarmaktır. Böylelikle umarız ki
kitabı okuyan vicdan sahibi her insan huzurun, güvenin
ve ideal toplum yaşantısının yalnızca din ahlakı ile
mümkün olduğunu anlayacak ve gerçek dine, yani "İslam"a
yönelecektir.
|