|
Giriş
Çoğu insan için 'münafık' kelimesi pek bir anlam ifade
etmez. Bazıları ise kelimeyi halk dilindeki şekliyle,
yani "ikiyüzlü" ya da "yalancı" anlamlarıyla bilir fakat
Kuran'daki karşılığından haberdar değildir. Biraz dini
bilgisi olanlar ise münafıkların, daha çok Peygamberimiz
(sav) döneminde yaşamış inkarcı bir grup olduğunu düşünürler.
Oysa münafıklar Allah'ın Kuran'da yüzlerce ayetle üzerlerine
dikkat çektiği ve onlara karşı son derece temkinli olunmasını
hatırlattığı bir gruptur. Ve yine Kuran'a bakıldığında
anlaşılan, münafıkların, hiç de az rastlanılan bir grup
değil, aksine her mümin topluluğunun içinde bulunan
'teşkilatlı' bir grup olduğudur.
Hayatının tamamını Allah'a adamış, O'nun yolunda canıyla,
malıyla mücadele eden samimi insanların arasında, 'onlardanmış'
gibi görünerek -kimi zaman yıllarca- yaşayabilen bu
insanlar, aslında 'onlardan' değildirler ve yalnızca
kendilerine çıkar sağlama peşindedirler. Tarih boyunca
bu olay, hak ve samimi olan bütün mümin topluluklarında
görülmüştür. Nitekim Kuran, yukarıda da belirttiğimiz
gibi Peygamberimiz Hz. Muhammed dahil birçok peygamberin
ve elçinin kavimlerindeki münafıklar hakkında çok fazla
bilgi vermektedir.
Bu kitapta münafıkların özelliklerini, Kuran'da tarif
edilen detaylarıyla tek tek ele alıp inceleyeceğiz.
Daha sonra ise münafıkların içlerinde yaşattıkları önemli
bir hastalığa, 'müstağniyet'e dikkat çekeceğiz.
Ancak kitaptaki konuları ve münafıkların gerçek karakterlerini,
sapkın mantıklarını daha iyi anlayabilmek için, önce
münafıkla klasik inkarcının farkını bilmemiz gerekmektedir.
İnkarcılarla
Münafıkların Farkı
Sen şiddetle arzu etsen bile, insanların
çoğu iman edecek değildir. (Yusuf Suresi, 103)
Yukarıdaki ayetle de haber verilmiş olduğu üzere, insanların
çoğu iman etmezler. Allah'a inanmayanlar her zaman için,
yeryüzünün çoğunluğunu oluştururlar. 'İnkarcılar' olarak
adlandırdığımız bu gruba, Allah'ı açıkça inkar eden
dinsizler, münafıklar, müşrikler ve kalplerinde hastalık
bulunanların tümü dahildir. Hepsinin ortak özelliği,
Allah'tan gereği gibi korkmamaları ve Allah'ın kitabından
uzak bir hayat sürmeleridir. İnkarcılar içerisinde yukarıda
da ismi geçen bir grup vardır ki bunlar, Allah'ın 'cehennemin
en alt tabakasında' olduklarını söylediği münafıklardır.
Peki münafıkları, diğer inkarcılardan daha da aşağı
bir konuma getiren fark nedir? İnkarcı Allah'a inanmaz,
O'nun varlığını tamamen reddeder; tabii dini ve Kuran'ı
da... Münafık ise Allah'ı doğrudan inkar etmez, dine
ve Kuran'a inandığını söyler. İnkarcı, Allah'ı inkar
ettiğini ilan ederken, münafık tam tersine, -inkarını
gizleyip- iman ediyormuş gibi görünür. Kendi iddiasına
göre, iman da ediyordur, Allah'tan da korkuyordur...
Ancak münafığın doğruyu söylemediğini, kalbinde olanın
"gerçek iman" olmadığını Allah bize ayetlerde şöyle
bildirmiştir:
İnsanların öyleleri vardır ki: 'Biz
Allah'a ve ahiret gününe iman ettik' derler; oysa inanmış
değillerdir. (Bakara Suresi, 8)
Münafık iman ettiğini iddia ettiğinden dolayı, mümin
topluluğunun içinde bulunur. Müminlerin arasında kimi
zaman tüm yaşamını geçirir. Ancak inkarını içinde gizlediği
için, müminler arasında sürekli olarak içten içe bir
fitne çıkarmaya, Allah'a inanan samimi insanlara zarar
vermeye, onları gevşekliğe sürüklemeye çalışır. Münafıkların
bu fitneci karakterlerine Kuran'da şöyle dikkat çekilmektedir:
Hani, münafık olanlar ve kalplerinde
hastalık bulunanlar: "Allah ve Resulü, bize boş bir
aldanıştan başka bir şey vadetmedi" diyorlardı... Eğer
onlara (şehrin her) yanından girilseydi sonra da kendilerinden
fitne (karışıklık çıkarmaları) istenmiş olsaydı, hiç
şüphesiz buna yanaşır ve bunda pek az (zaman) dışında
(kararsız) kalmazlardı. (Ahzab Suresi, 12-14)
Üstelik tüm inkarına rağmen münafık, hiçbir zaman "ben
münafığım" diye ortaya çıkmaz. Aksine kendisinin son
derece "takva" olduğunu iddia eder. Ona göre müminler
yanlış, kendisi ise en doğru yoldadır. Dolayısıyla amacının,
müminleri doğru yola iletebilmek olduğunu savunur. Bu
da onun fitne çıkarma metodlarından diğeridir.
Münafıklar
Dinsiz midir?
Münafığın en önemli özelliklerinden biri, dine inandığını
söylediği halde, inandığı din anlayışının Kuran'a uymamasıdır.
Bunun nedeni Kuran'dan ayrı, kendine has, müstakil bir
mantığının oluşudur. Kuran'a göre değil, kendi mantığına
göre düşünür. Münafıkların bu mantık örgüleri, Kuran'da
"saçma akıl" olarak tabir edilmektedir:
Yoksa bunu kendilerine saçma-akılları
mı emrediyor? Yoksa onlar azgın bir kavim midir? (Tur
Suresi, 32)
Bütün bunların yanında, münafık dinde var olan ibadetlerin
çoğunu uyguluyor görünür ve hatta uyguluyor da olabilir.
Fakat bunları uygulayış tarzı ve amacı mümininkinden
çok farklıdır. Örneğin, mümin sadece Allah'ın hoşnutluğunu
kazanmak için namaz kılarken, münafık insanlara gösteriş
yapmak için namaz kılar. Allah münafıkların bu tavrını
aşağıdaki ayetle bildirmiştir:
Gerçek şu ki, münafıklar (sözde), Allah'ı
aldatmaktadırlar. Oysa O, onları aldatandır. Namaza
kalktıkları zaman, isteksizce kalkarlar. İnsanlara gösteriş
yaparlar ve Allah'ı ancak çok az anarlar. (Nisa Suresi,
142)
Görülüyor ki münafık, 'dış görünüşte' dinsiz değildir;
bilakis Allah'a inandığını söyleyen, ibadetlerin çoğunu
uygulayan bir insandır. Ancak buna rağmen dindar değildir.
O yalnızca kendi din anlayışının, yani 'MÜNAFIK DİNİ'nin
dindarı sayılabilir. Ama gerçek dini bildiği halde çarpıtmaya
çalıştığı için, ahirette yaptıkları boşa gitmiş olacaktır:
... Artık onların yapıp-ettikleri boşa
çıkmıştır, kıyamet gününde onlar için bir tartı tutmayacağız.
(Kehf Suresi, 105)
|