|
Giriş
Şüphesiz 20. yüzyıl, Türk tarihinde bir dönüm noktası
olmuştur. I. Dünya Savaşı'nı takiben Osmanlı İmparatorluğu
parçalanmış; Türk toprakları işgal edilmiştir. Milletimiz,
malını, canını hatta tüm varlığını feda etmeye hazır
olarak düşmanların güçlü ve modern silahlarla donanımlı
ordularına karşı koymuştur. Mustafa Kemal Atatürk'ün
önderliğinde erkek-kadın, genç-ihtiyar el ele veren
Türk Milleti, bir ölüm-kalım mücadelesi olan Kurtuluş
Savaşı'ndan zaferle çıkmış; şan ve şerefle dolu olan
tarihimize yeni bir sayfa daha eklemiştir. Böylece yepyeni
bir Türk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti doğmuştur.
Mustafa Kemal Atatürk söz konusu başarıların Türk Milleti'nin
eseri olduğunu şöyle dile getirmiştir:
"Bu münasebetle şunu da beyan edeyim
ki Türk Milleti'nin son senelerde gösterdiği harikaların,
yaptığı siyasi ve sosyal inkılapların hakiki sahibi
kendisidir. Sizsiniz." 1
Büyük Önder, Onuncu Yıl Nutku'nda, Türk Milleti'ne
olan güveninin nedenini şöyle açıklamıştır:
"Geçen zamana nispetle daha çok çalışacağız,
daha az zamanda daha büyük işler başaracağız. Bunda
da muvaffak olacağımıza şüphem yoktur. Çünkü, Türk Milleti'nin
karakteri yüksektir..." 2
Bu gerçeğin iyice bilinmesi her Türk vatandaşının üzerine
düşen tarihi ve milli bir sorumluluktur. Böyle bir gerçeğin
göz ardı edilmesinin yol açacağı tehlikeye Atatürk,
"Bilelim ki milli benliğini bilmeyen milletler başka
milletlere yem olurlar" diyerek dikkat çekmiştir. Yine
Atatürk'ün söylediği gibi, "Türk çocuğu ecdadını (atalarını)
tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet
bulacaktır." Diğer bir deyişle Türklerin daha büyük
başarılara imza atabilmeleri, Türk medeniyetini, kültürünü,
tarihini ve seciyesini yakından tanıyıp yaşatmalarına
bağlıdır.
Türk Milleti dünya tarihine damgasını vurmuş bir millettir.
Tarihe unutulmaz zaferler kazımış; üç kıtada muhteşem
devletler kurmuş; asırlar boyunca uçsuz bucaksız topraklarda
dinleri, dilleri, ırkları farklı milletleri adalet ve
hoşgörüyle yönetmiş; ayak bastığı yerlere medeniyet
götürmüş; dünya milletlerine örnek olmuştur. İşte tüm
bu başarılar, Türk'ün üstün ahlak ve seciyesinden kaynaklanmıştır.
Türkler İslamiyet'i kabul etmelerinin
öncesinde yüksek meziyetlere sahiptiler. Bununla birlikte
dünya tarihinde gerçek anlamda söz sahibi olmaları,
İslamiyet'e girmelerinden sonra gerçekleşmiştir. Türkler
birçok dine girip çıkmışlardır; ancak kalıcı olan sadece
İslamiyet olmuştur. Tanınmış bir tarihçimizin ifadesiyle,
"İslam onun yolunu aydınlatan bir ışık olmuş ve Türk
Milleti bu ışığı takip ettikçe hep yükselmiştir." 3
Türk Milleti'nin özündeki değerlerin Kuran ahlakı ile
birleşmesi, dünya tarihini derinden etkileyen gelişmelere
yol açmıştır.
Elbette şanlı bir geçmişe sahip Türk Milleti'nin seciyesini
tasvir etmeye ansiklopediler dahi yeterli değildir.
Elinizdeki kitap, Atatürk'ün yukarıdaki sözünde işaret
ettiği Türk'ün yüksek karakterini tanıtmak amacıyla
kaleme alınmıştır. İlerleyen sayfalarda Türk tarihinin
ışığında Türk'ün ahlakı, adaleti, hoşgörüsü, dürüstlüğü,
tevazusu, nezaketi, iyilikseverliği, vakarı, cömertliği,
tabiat sevgisi, kısacası Türk'ün üstün seciyesi gözler
önüne serilecektir.
|