|
Evrim teorisi denildiği zaman insanların aklına farklı
kavramlar gelebilir. Bazı insanlar evrim teorisinin
bilim tarafından ispatlanmış bir gerçek olduğunu düşünürler.
Bu insanlar evrim teorisini şiddetle savunur, bu teoriye
karşıt her fikri şiddetle reddederler.
İkinci grup, evrim teorisinin iddiaları üzerinde bilgi
sahibi değildir. Bu kişiler söz konusu teoriyle pek
ilgilenmezler, çünkü Darwinist düşüncenin 1,5 asırdır
insanlığa verdiği zararın farkında değildirler. Bilimsel
yönden geçersizliğine rağmen evrim teorisinin hararetle
savunuluyor olması, insanların karşısına bir dayatma
olarak çıkarılması, onların gözünde bir sorun değildir.
Bu konuda olan bitenlere tamamen gözlerini kapatmışlardır.
Bu kişiler teorinin bilim karşısında geçerliliğini
yitirdiğini bilseler de, bu konuyu hiç önemsemedikleri
gibi, önemseyenlere de bir anlam veremezler. Bu kişilere
göre evrim teorisinin geçersizliğinin anlatılması için
çaba sarf edilmesi, bu konuda kitaplar çıkartılması
ya da konferanslar verilmesi gereksizdir. Çünkü onlara
göre evrim teorisi zaten "eskimiş" ya da "bitmiştir".
Üçüncü bir grup ise, materyalist telkin ve propagandalar
sonucuda evrim teorisini bilimsel bir gerçek zanneden
ve bu teori ile Allah'a iman arasında bir "orta yol"
arayan inançlı insanlardır. Bu kişiler, Darwin'in canlılığın
kökeni hakkındaki senaryosunu aynen kabul etmekte, ancak
bu senaryonun Allah'ın kontrolünde olduğunu savunarak,
evrim teorisi ile inanç arasında bir "uzlaşma" sağlamaya
çalışmaktadırlar.
Ancak bu üç farklı bakış açısı da yanlıştır. Ne bu
teoriyi bilimsel bir gerçek gibi lanse etmek, ne önemsiz
gibi göstermek, ne de bu teoriyi "dine uygun" hale getirmeye
çalışmak akılcı değildir. Çünkü kitap boyunca görüleceği
gibi, ideolojik arka planı olan, ateizmi sağlamlaştırmak
ve temellendirmek amacıyla ortaya atılmış ve materyalist
düşünceye sahip çevreler tarafından şiddetle sahiplenilmiş
din dışı bir düşüncedir. Materyalist felsefe üzerine
bina edilmiştir ve dünya üzerindeki olayları yorumlayışı
da "materyalistçe"dir. Charles Darwin tarafından ortaya
atıldığından bu yana insanlığa çatışma, sömürü, savaş
ve dejenerasyondan başka bir şey getirmemiştir. Bu nedenle
konunun önemini iyi kavramak ve bu düşünceye karşı ciddi
bir fikri mücadele yürütmek gerekmektedir.
Evrim teorisi gibi ideolojik anlam ifade eden ve İslam
dininin gerçekleriyle çelişen bir teoriyi savunmak,
inanç sahibi bir kişinin şiddetle kaçınması gereken
bir durumdur. Belki böyle bir tutumun nedeni, bu teorinin
bugüne kadar insanlığa getirdiği belalardan, dine düşmanlık
besleyen çevrelerin bu teoriyi sahiplendiğinden, bu
teorinin yaratılış gerçeğini kesin olarak reddettiğinden
habersiz olmak olabilir. Bu durumdaki bir Müslümanın,
hakkında bilgi sahibi olmadığı bu konunun peşinden gitmekten
şiddetle sakınması şarttır. Çünkü bu, Allah'ın iman
edenlere bir emridir.
Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına
düşme; çünkü kulak, göz ve kalb, bunların hepsi ondan
sorumludur. (İsra Suresi, 36)
Neden Bazı Müslümanlar
Evrim Teorisini Savunuyorlar?
Evrimci Yaratılış Görüşü, Darwinistler
Tarafından Teşvik Görmektedir
Evrim teorisini körü körüne savunan bilim adamları,
bilim alanında yaşanan ilerlemeler karşısında her geçen
gün daha büyük bir açmaza girmektedirler. Çünkü her
yeni gelişme, teorilerinin aleyhinde olmakta ve yaratılış
gerçeğini tasdik etmektedir. Bu nedenle de evrimci literatürde
bilimsel deliller değil, demagojiler ağırlıktadır. Öte
yandan en önde gelen evrimci bilim dergileri dahi evrim
teorisinin çıkmazlarını itiraf etmek zorunda kalmaktadırlar.
Bilimsel tartışmalar yaratılışı savunan bilim adamlarının
kesin zaferleriyle sonuçlanmakta, evrimcilerin çaresizliklerine
tüm dünya tanık olmaktadır.
İşte bu noktada evrimsel yaratılış görüşü, materyalist
çevrelerin imdadına yetişmektedir. Evrimciler, inanç
sahibi kişilerin desteğini alabilmek ve onların evrim
teorisi karşısında yaptıkları fikri mücadeleyi zayıflatabilmek
için, "evrimsel yaratılış fikri"ni el altından destekleyerek
farklı bir yol denemektedirler. Kendileri Allah'a inanmadıkları,
tesadüfü ilahlaştırdıkları, yaratılış gerçeğine tamamen
karşı oldukları halde, teorilerinin kabulünü hızlandıracağını
düşündükleri için, dindar evrimcilerin Allah'ın canlıları
evrimle yarattığı fikrine karşı sessiz kalır, hatta
çoğu zaman bu fikri teşvik ederler. Ancak bu yalnızca
bir taktiktir. Nitekim, Amerikalı evrimci bir biyoloğun,
kendisiyle aynı görüşü taşıyan bir bilim adamına yaptığı
şu tavsiye oldukça dikkat çekicidir:
"Yaratılışçılar, tartışmalarda hep üstün gelirler.
Çünkü onlar evrimi dinin karşısına koyarlar. Bu adil
ve doğru değil. Onlara evrimin Allah'ın canlıları yaratma
yöntemi olduğu fikrini telkin edin. Bana söylendiğine
göre bu fikir şu aralar Avrupa'da oldukça popülermiş."
Yukarıdaki sözlerden de açıkça anlaşıldığı gibi, evrimciler
dine ve yaratılış gerçeğine şiddetle karşıdırlar. Hatta
bu fikrin güçlenmesini engellemek için gerekirse evrim
teorisi ile yaratılış arasında bir uyum varmış gibi
gösterilebileceğini, bunun yaratılışı savunanların gücünü
kıracağını savunurlar.
Bu durumda Allah'ın tüm kainatın Yaratıcısı olduğuna
iman edip, bilimin ortaya koyduğu gerçekleri göz ardı
ederek evrim teorisine destek vermek, üstelik Kuran'daki
açık izahları görmezlikten gelerek evrimin Kuran'a uygun
olduğunu iddia etmek çok hatalı bir yaklaşımdır. Böyle
bir yaklaşımı benimseyen dindarlar, gerçekte materyalist
felsefe yararına ortaya atılmış bir düşünceye destek
vermekte olduklarını fark etmeli ve bundan vazgeçmelidirler.
Evrimcilerin Çoğunluk Olmasından Etkilenmeleri
Evrimcilerin, insanları kendi saflarına çekmek için
kullandıkları propaganda yöntemlerinin başında "Evrim
teorisi, bilim dünyasının geneli tarafından kabul edilmektedir"
söylemi gelir. Bir başka deyişle, evrimciler çevrelerindeki
insanlara, kendilerinin daima çoğunluk oldukları ve
çoğunluğun da her zaman haklı olduğu yönünde telkinde
bulunurlar. "Bu kadar insan evrimi savunduğuna, üniversitelerde
evrime inananlar ağırlıkta olduğuna göre teori doğrudur"
mantığıyla, kitleler üzerinde -ve bu arada inançlı insanlar
üzerinde de- psikolojik baskı oluşturmaya çalışırlar.
Evrimcilerin bu propaganda yönteminin yanlışlığı -kendisi
de bir evrimci olan- merhum Boğaziçi Üniversitesi eski
felsefe profesörü- Arda Denkel tarafından şu şekilde
açıklanmıştır:
"Evrim kuramını, çok sayıdaki saygın
kişinin, kuruluşun evrimciliği benimsemiş olması mı
kanıtlayacak? Yoksa mahkeme kararlarıyla mı doğru kılınacak
bu kuram? Doğruluğu sağlayan şey, saygın ve yetki sahibi
kişilerce doğru bulunmak mıdır acaba? Bir tarihsel olguyu
anımsatmak isterim. Galileo Galilei, döneminin bütün
saygın kişilerine, hukukçularına ve özellikle de bilim
adamlarına karşı tek başına karşı çıkıp doğru olanı
söylüyor ve savunmuyor muydu? Engizisyon mahkemelerinin
öbür eylemleri de, ortaya buna benzer görünümler koymamış
mıydı? Toplumda saygın ve başat olan çevreleri arkasına
almak, ne doğruluk yaratan, ne de bilimsellikle doğrudan
ilgili olan bir şeydir." 1
Arda Denkel'in de dikkat çektiği gibi, bir teorinin
yaygın kabul görmesi, onun doğruluğuna dair bir kanıt
değildir. Bilim tarihi, ilk başta azınlık tarafından
kabul edilen, ancak doğruluğu sonradan herkes tarafından
anlaşılan gerçeklerle doludur.
Konunun bir diğer yönü ise, bugün evrim teorisinin
sanıldığı gibi "tüm bilim dünyası tarafından kabul edilen
bir teori" olmayışıdır. Son 20-30 yıl içinde, evrim
teorisini reddeden bilim adamlarının sayısı hızla artmaktadır.
Bunların çoğu evrendeki ve canlılardaki kusursuz tasarımı
görerek, Darwinizm dogmasından kendilerini kurtarmaktadırlar.
Bu bilim adamlarının evrimin geçersizliğini ortaya koyan
sayısız çalışması vardır. Her biri başta Avrupa ve Amerika
olmak üzere, dünyanın çeşitli ülkelerindeki önde gelen
üniversitelere mensup olan bu kişiler, biyoloji, biyokimya,
mikrobiyoloji, anatomi, paleontoloji gibi bilim dallarında
uzman olup, kariyer sahibi akademisyenlerdir. (Detaylı
bilgi için bkz. Batı Dünyası Allah'a Yöneliyor, Harun
Yahya, Global Yayıncılık; Kuran Bilime Yol Gösterir,
Harun Yahya, Global Yayıncılık) Dolayısıyla bilim dünyasının
çoğunluğunun evrime inandığı şeklinde bir genelleme
yapmak son derece hatalı olur.
Kaldı ki, başta belirttiğimiz gibi, eğer gerçekten
evrimciler çoğunlukta olsalar dahi, bunun bir değeri
olmaz. Çoğunluğun sahip olduğu anlayışı "mutlaka doğrudur"
diye kabul etmek doğru olmaz. Bu gerçeğin evrim teorisini
kabul eden Müslümanlar tarafından da biliniyor olması
gerekir; Kuran'da bildirildiğine göre, tarihteki pek
çok inkarcı topluluk Allah'ı ve dinini inkar etmek için
kendilerinin çoğunlukta olduklarını söyleyerek, insanları
hak yoldan döndürmeye çalışmışlardır. Allah, bu çarpık
mantığa karşı iman edenleri uyarmakta ve çoğunluğa uymanın
insanları büyük aldanışlara sürükleyebileceğine şöyle
dikkat çekmektedir:
Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak
olursan, seni Allah'ın yolundan şaşırtıp-saptırırlar.
Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak 'zan ve tahminle
yalan söylerler.' (Enam Suresi, 116)
|