 |
 |
 |
 |
Çocuklar
Hiç Düşündünüz mü? - 2
Göklerdeki İhtişam |
1. BÖLÜM: EVRENİN
YARATILIŞI
Uçsuz
bucaksız evrenin nasıl oluştuğunu, koskocaman
Dünyamız'ın, Güneş'in, Ay'ın ve yıldızların
nasıl meydana geldiğini hiç merak edip araştırdınız
mı? Peki, evrenin Dünyamız, Ay ve Güneş'ten
başka birçok ilginç cisimle dolu olduğunu biliyor
musunuz? Bu cisimlerin bir arada varlıklarını
sürdürebilmeleri için, evrende birçok hassas
dengenin aynı anda çalışması gerektiğinden haberiniz
var mı?
Şimdi bu soruların cevaplarını öğreneceğimiz
ihtişamlı bir yolculuğa çıkalım ve Allah'ın
evreni ilk olarak nasıl yarattığını öğrenelim.
Bir
Zamanlar Evren Yoktu!
Eskiden insanlar gökyüzü
hakkında çok az şey biliyorlardı. Çünkü, gökyüzünü
araştırmak için gerekli olan araçlar şimdiki
gibi gelişmiş değildi. Bu yüzden, insanların
evrenin ilk ortaya çıkışıyla ilgili saçma ve
komik düşünceleri vardı. Bunların en komik olanı
ise evrenin hep var olduğunu zannetmeleriydi.
Yani, gökyüzü yeterince incelenmeden önce, bazı
bilgisiz insanlar evrenin bir başlangıcı olmadığını
hep var olduğunu söylüyorlardı.
Bu
heykeli tasarlayıp ortaya çıkaran bir
sanatçının olması, bizleri de tasarlayıp
meydana getiren bir tasarımcının olması
gerektiğini ve hiçbir şeyin kendiliğinden
oluşamayacağını bize hatırlatıyor |
Oysa
bu çok mantıksız bir düşünceydi! Bir düşünün,
evinizin ya da okulunuzun ilk yapıldığı tarih
hatta şu an okuduğunuz bu satırların bile belli
bir yazılış tarihi vardır. Aynı şekilde, annenizin,
babanızın ve tabi sizin de bir doğum tarihiniz
var. Demek ki, canlı ya da cansız olsun, herşey
belli bir tarihte ortaya çıkar. İşte, bunun
için "evrenin ortaya çıkış tarihi yoktur, o
zaten hep vardı" diye düşünmek çok akılsızca
bir düşünce olur.
Bu konuyu
daha iyi anlamanız için şöyle bir örnek verelim:
Sabah okula giderken farklı bir yoldan gittiğinizi
ve yol üzerinde bir heykel ile karşılaştığınızı
düşünün. Ne düşünürsünüz? "Bir heykeltıraş bu
heykeli yapmış ve buraya yerleştirmiş" dersiniz
değil mi? Peki bir arkadaşınız çıksa ve "hayır
bu heykel hep buradaydı, onu kimse yapmadı, her
zaman burada duruyordu" dese ne dersiniz? Herhalde
arkadaşınızın son derece saçma düşündüğünü, her
sanat eserinin mutlaka bir yapımcısı olduğunu
söylersiniz değil mi?
O halde
evrenin hep var olduğunu söyleyenler, heykelin
hep var olduğunu söyleyen arkadaşınızdan çok daha
saçma düşünmektedirler. Çünkü heykel, bir kaya
parçasının şekillendirilmiş halidir. Evrenin içinde
ise bu kaya parçası ile asla kıyaslanamayacak
kadar çok gök cismi, çok fazla sistem ve olağanüstü
dengeler vardır.
Zaten
evrenin hep var olduğu gibi bir düşüncenin saçma
olduğu gökyüzü araştırmaları gelişince daha da
iyi anlaşıldı. Çünkü, bu araştırmaların sonucunda
herşey gibi evrenin de bir başlangıcı olduğu ortaya
çıktı.
Evrenin bir doğum günü olduğunu ispatlayan ilk
kişi Edwin Hubble (Edvin Habıl) adında bir gök
bilimcidir. (Zaten biliyorsunuzdur ama yine de
hatırlatalım: gök bilimci gökyüzünü, uzayı inceleyen
insanlara denir.) Gök bilimci olan Hubble'ın dev
bir teleskobu vardı. 1929 yılında, her zamanki
gibi dev teleskobuyla gökyüzünü incelediği bir
gün, yıldızların hareket ettiğini fark etti.
Bunlar sıradan hareketler değildi. Çünkü yıldızlar
sürekli olarak bizden uzaklaşıyorlardı. Hatta
yıldızlar birbirlerinden de uzaklaşıyorlardı.
herşeyin birbirinden uzaklaştığı bir evren ise
sürekli genişleyen bir evren demekti.
Bundan yüzyıl öncesine kadar insanlar bu gerçeği
bilmiyorlardı. Fakat bugün yıldızların birbirlerinden
ve Dünya'dan uzaklaştıklarını bütün bilim adamları
söylemektedir.
Yıldızların bu hareketi evrenin yaratılışıyla
ilgili çok önemli bir bilgidir. Çünkü, yıldızların
birbirlerinden sürekli uzaklaşıyor olmaları, başlangıçta
hepsinin bir arada olduğunu gösterir. Bilim adamları,
bundan yaklaşık 15 milyar yıl önce evrenin tüm
maddesinin toplu iğne başı kadar küçük bir noktada
sıkışık olarak bulunduğunu hesapladılar. Bu noktanın
patlaması ve uzaya dağılması sonucunda bugünkü
evren ortaya çıkmıştı.
Şimdi, buraya kadar anlattıklarımızı sırayla alt
alta yazalım:
- Birincisi, yıldızlar sürekli hareket ederler;
- İkincisi, yıldızlar bizden uzaklaşmaktadırlar;
- Üçüncüsü, zaman yavaş yavaş geriye alınsa, yıldızların
birbirlerine yaklaştığı görülür. Bu geri gidiş,
tüm evren tek bir noktada birleşinceye kadar devam
eder.
Biraz daha geriye gidersek bu nokta da yok olur.
Yani evren hiç yokken var olmuştur, yani Allah
tarafından yaratılmıştır.
Yokluğun nasıl bir şey olduğunu aşağıdaki üç basit
soruyu cevaplayarak kolayca anlayabilirsiniz.
1- Bir sene önce kaç yaşındaydınız?
Mutlaka şu anki yaşınızdan bir yaş daha küçük
olduğunuzu söyleyeceksiniz.
2- Şu anda bulunduğunuz yaştan birer birer geri
saysanız, en son hangi yaşınızı söylersiniz?
Hepiniz "bir" demiş olmalısınız. Bu sizin doğduğunuz
andan bir yıl sonra girdiğiniz yaştır. İlk doğduğunuz
anda ise henüz bir yaşınız yoktur, bu an ise sıfır
yaş olarak ifade edilebilir.
3- Doğduğunuz zamandan bir sene önceyi düşünün!
O zaman kaç yaşındaydınız? Ve neredeydiniz?
 
Eğer
günümüzden geriye doğru gidersek, daha
sizin hiç ortada olmadığınız ana kadar,
bu resim kareleri tersine dizilmiş şekilde
devam eder. |
Bu soruya, "O zaman ben
yoktum" şeklinde cevap vermiş olmalısınız.
Doğru cevap da gerçekten anneniz size henüz
hamile kalmadan önceki zamanlarda yok olduğunuzdur.
Yaşınızla birlikte vücudunuz için de aynı geriye
sayma işlemini yapacak olursak, sonuçta vücudunuzun
da yok olduğunu görürsünüz. Geri aldığımız her
bir yaşla birlikte vücudunuz da küçülür. Vücudunuz
küçüle küçüle, annenizin karnındaki halinizi
alır. Annenizin karnında da küçülme devam eder
ve en sonda annenizin size hamile olmadığı zamana
gelir.
İşte evren de, aynı sizin gibi, Allah tarafından
yaratılmadan önce yoktu. Zamanı geri aldığımızda
evrenin de yaşı küçülür. Yine sizin gibi, bir
yere kadar küçülür ve en sonunda yok olur. O
halde evrenin ortaya çıkmış olması, onun "yaratılmış"
olması demektir.
Bu arada şunu hatırlatmalıyız, bir şeyin yok
iken var olduğunu anlatmak için "yaratılış"
kelimesi kullanılır. Ve herhangi bir şeyi yoktan
var edebilen yani "yaratan" sadece Allah'tır.
İnsanlar da daha önce var olmayan şeyler yapabilirler.
Örneğin ortada bir resim yokken resim yapabilirler.
Veya bir gemi yokken gemi inşa edebilirler.
Ama insanlar ancak Dünya'da var olan imkanlarla,
daha önce örneklerini gördükleri şeyleri yapabilirler.
Bu ise, yaratmak değildir. Yaratmak bir şeyi
yoktan örneksiz olarak meydana getirmektir.
Evrendeki herşeyi ve tabi evrenin içindeki Dünyamız'ı
da Allah örneksiz olarak yaratmıştır.
Daha
önce hiç görmediğiniz bir şeyin resmini
yapabilir misiniz? Elbette yapamazsınız
çünkü sadece Allah örneksiz yaratabilir. |
İnsan
ise, biraz önce söylediğimiz gibi bir resim
yaparken bile Allah'ın yarattıklarını örnek
alır. Örneğin, sizden bir manzara resmi çizmenizi
istesek, kağıda neler çizersiniz? Büyük ihtimalle,
Güneş, dağ ve birkaç yeşil ağaç ve belki bir
de gökkuşağı ya da deniz çizersiniz. Peki, şimdi
bir düşünün! Hiç ağaç görmemiş olsaydınız, ağaç
resmi çizebilir miydiniz? Hayır, kesinlikle
çizemezdiniz. Ya da doğuştan kör birini düşünün
Güneş'in yuvarlak olduğunu bilmesi için birinin
kendisine söylemiş olması gerekir. Çünkü, göremediği
bir şeyi bilmesine imkan yoktur.
Çocuklar! Bu örneklerden sonra bir kez daha
açıkça gördüğümüz gibi, örneksiz yaratma gücü
olan sadece Allah'tır. Allah'ın tüm insanlara
yol gösterici olarak indirdiği kutsal kitap
olan Kuran'da bu gerçek şöyle haber verilmektedir:
O (Allah) gökleri ve yeri bir örnek
edinmeksizin yaratandır... (Enam Suresi, 101)
Çocuklar
şimdi sıra, Allah'ın evreni nasıl yarattığını
öğrenmeye geldi. Eminiz hepiniz, böyle büyük
bir olayın nasıl gerçekleştiğini merak etmeye
başlamışsınızdır.
BİG BANG (BÜYÜK PATLAMA) VE
EVRENİN GENİŞLEMESİ
Evrenin milyarlarca yıl
önce, tek bir nokta olduğunu artık biliyorsunuz.
Şimdi sıra bu minik noktanın nasıl bir anda
büyümeye başladığını öğrenmeye geldi.
Bilirsiniz, çizgi filmlerde kahramanın hep bir
düşmanı olur. Bu düşman filmin kahramanını yakalamak
için çeşitli yollara başvurur. Bu yollardan
sık sık başvurduğu yöntem ise dinamit kullanmaktır.
Örneğin; sevimli tavşan Bugs Bunny'nin yuvasına
ya da hızlı deve kuşu Road Runner'ın geçtiği
yollara düşmanları hep dinamit koyarlar. Sevimli
kahramanlar bu dinamitlerden büyük bir ustalıkla
kurtulurlar.
Evet
şimdi, bu patlamalardan birini hayal edin. Örneğin;
Bugs Bunny'i yakalamak isteyen avcının, Bunny'nin
toprağın altındaki yuvasına dinamit koyduğunu
düşünün! Dinamit patladığında ne olur? Yerden
yukarı doğru dört bir tarafa toprak parçaları
fırlar, değil mi? Patlamadan önce bu toprak
parçaları bir aradadır. Fakat, patlamadan sonra
toprak minik parçalar halinde etrafa dağılır
ve parçalar birbirlerinden uzaklaşır.
İşte çocuklar, evren de milyarlarca yıl önce,
böyle bir patlamayla ortaya çıktı. Patlamayla
parçalar oluştu. Bu parçalar, toprak parçalarının
etrafa fırlayıp dağılması gibi birbirlerinden
uzaklaşarak dağıldılar. Evreni ve içindeki gök
cisimlerini oluşturmaya başladılar.
Evrenin Allah tarafından yaratılışının başlangıcı
olan bu patlamaya, Big Bang (Büyük Patlama)
adı verildi. Bu büyük patlama ile evren o andan
itibaren sürekli büyümeye ve genişlemeye başladı
ve hala da genişlemeye devam etmektedir.
Şimdi,
diğer bölüme geçmeden önce buraya kadar anlattıklarımızı,
maddeler halinde yazalım.
1- Uzun yıllar önce evren diye bir şey yoktu;
2- Evren, tek bir noktanın patlaması ile var
oldu;
3- Patlamayla evrenimizi oluşturan cisimler
ortaya çıktı ve birbirlerinden uzaklaşmaya başladılar;
4- Evrendeki cisimlerin birbirinden uzaklaşması
ile evren genişletmektedir.
Tüm bunlar Allah'ın sonsuz güç ve kudretinin
delilleridir. Dünyadaki bütün insanlar biraraya
gelse evrenin küçük bir benzerini bile meydana
getiremezler. Big Bang'in benzeri bir patlama,
Dünya'daki bütün malzemeler kullanılsa bile
gerçekleştirilemez. Demek ki, tüm güç bütün
bunları gerçekleştiren Allah'ındır. Şimdi gelen
konuyu okuduğunuzda Allah'ın gücünün ve aklının
sonsuz olduğunu daha iyi anlayacaksınız.
PATLAMAYLA OLUŞAN DÜZEN
Peki sizce
Big Bang'ten sonra bu mükemmel düzen nasıl oluşmuş
olabilir?
Kumsalda
oluşan bir patlama sonucunda resimde görülen
kumdan kalenin tesadüfen oluşması nasıl
imkansız ise, Big Bang (Büyük Patlama)
dan sonra içinde Dünyamız'ın ve canlıların
da yer aldığı evrenin tesadüfen, Allah'ın
kontrolü dışında oluşması o derecede imkansızdır. |
Evet
çocuklar, büyük bir patlamayla evreni yoktan
yaratan Allah'tır. Tabi evrendeki mükemmel düzeni
sağlayan da yine Rabbimiz'dir.
Zaten bundan
başka her cevap yanlıştır. Örneğin, patlamadan
sonra düzen kendi kendine oluştu diyen bir insan,
saçma bir cevap vermiş olur. Bunun neden saçma
bir cevap olduğunu bir benzetmeyle size açıklayalım:
Kumsala bir bomba atılsa, kumlar ne olur? Etrafa
saçılırlar, değil mi? Peki, biri kumsalda bir
patlamadan sonra çok büyük bir kale oluştuğunu
söylese, ne düşünürsünüz? Bu kişinin muhtemelen
deli, söylediklerinin de kesinlikle uydurma olduğunu
düşünürsünüz. İşte aynı şekilde, evrendeki düzenin
kendi kendine oluştuğunu söyleyen birinin de deli
olduğu düşünülür. Üstelik dev evrende kumdan bir
kaleyle kıyaslanamayacak kadar çok fazla ayrıntı,
denge ve üstünlük vardır.
Sonuç olarak, evrendeki mükemmel düzen, evrenin
kendi kendine oluşmadığını kanıtlar. Evrende var
olan her düzen ve denge de Allah'ın sonsuz aklının
göstergelerindendir.
|
| |
|
|
 |
 |
 |
 |
|