| Varilci
Darwin ve Ona İnananların Hikayesi
Varilci Darwin gençliğinde bir gemi
yolculuğuna çıkar. Bu yolculukta, canlılarla ilgili
kafasındaki bazı sorulara cevap bulacağını zannetmektedir.
Darwin: İşte
Galapagos Adaları... Araştırmalarımı orada sürdüreceğim.
Darwin, Galapagos Adalarında gezinirken
dikkat çekici renklere ve görünümlere sahip kuşlara
rastlar.
Darwin: Bu kuşların
gagaları ne kadar da ilginç... Bu güzel kanatlar nasıl
oluştu acaba?
Uzun süren bir seyahatten sonra İngiltere'ye
geri dönen Darwin, canlılar ve onların varoluşları hakkında
düşünmeye başlar.
Darwin: Canlılar
tesadüfen mi oluştular? Peki ama o zaman şu tavus kuşunun
bu kadar mükemmel tüylere sahip olmasını nasıl açıklayabilirim
ki, bu durum beni hasta ediyor.
İlerleyen yıllarda Darwin çalışmalarına
devam eder. Ancak o dönemdeki yetersiz ve ilkel araçlarla
hücreleri incelemeye çalıştığı için birçok yanılgıya
düşer.
Darwin: Hücreler
çok önemli... İlk önce onların varlığına bir açıklama
getirmeliyim.
Ne var ki Darwin, elindeki ilkel araçlarla,
gerçekte birçok bölümden oluşan hücreleri sadece birer
leke olarak görmüştür.
Elindeki ilkel araçlarla elde ettiği
bu yanlış sonuçları doğru zanneden Darwin sevinir.
Darwin sevinçten
zıplıyor ve bağırıyor: Hücreler sadece birer nokta...
Herhalde tesadüfen oluşmuşlardır.
Bu yanlış düşünceye kapılan Darwin'in
cevaplaması gereken birçok soru vardır:
(Darwin kendine
soruyor): Dünyada birçok canlı türü var. Peki bunlar
nasıl olup da tek bir hücreden meydana geldi?
Darwin çok yanlış düşünmesine rağmen,
aklına gelenleri doğru zannederek evrim teorisini ortaya
atar. Ona göre, canlılar, cansız maddelerden tesadüfen
meydana gelmiştir. Önce hayali ilk hücre, nasıl olduğunu
açıklayamadığı bir şekilde oluşmuş, sonra bütün canlılar
bu hücreden evrimleşmiştir.
Darwin'in bu yanılgısında ateist yani
Allah'a inanmayan birisi olmasının etkisi büyüktür.
Çünkü bu teori ile ateist olmasını destekleyen bir düşünce
ortaya atmış olacaktır.
Darwin fikirlerini 1859 yılında yayınladığı
"Türlerin Kökeni" adlı kitabında açıklar.
Kitapta anlatılan yanlış ve yalan bilgiler,
o dönemde Allah'a inanmayan bazı insanlardan büyük destek
görür.
Buna rağmen Darwin huzurlu değildir
çünkü kendi iddialarından hemen sonra ortaya çıkan bilimsel
gelişmeler onu çok zor duruma düşürmektedir. O dönemde
Avusturyalı bir botanikçi (bitki bilimci) olan Gregor
Mendel, "kalıtım kanunu" adını verdiği bilimsel çalışması
ile Darwin'in iddiası olan evrim teorisinin imkansızlığını
ispatlıyordu.
(Darwin huzursuz
ve mutsuz bir şekilde düşünüyor): Bay Mendel kalıtım
kanunlarını keşfetmiş. Ben ne yapacağım şimdi?
Evrim teorisinin iddialarına bakıldığında,
Darwin'in canlılığı basit bir bileşim olarak tanımladığı
anlaşılır. Ancak gerçek böyle değildir. Bir gün Darwin'in
iddialarına inanmayan bir arkadaşı onun yanına gelir
ve onunla sohbete başlar:
Darwin'in arkadaşı:
Charles! Senin iddiaların hiç de inandırıcı değil. Kusursuz
bir yapıya sahip canlılar cansız maddelerden tesadüflerin
sonucu olarak oluşamaz. Böyle birşey asla gerçekleşemez.
Darwin: Neden
olmasın? Dünyanın yaşı çok büyük. Bence bu süre içinde
cansız maddeler biraraya gelip canlıları oluşturmuş
olabilir.
Darwin'in arkadaşı:
Sen insanların, balıkların, atların, bitkilerin kısaca
herşeyin rüzgar ve güneş ışınları ile tesadüfen oluştuğunu
iddia ediyorsun, ama bu kimseye inandırıcı gelmiyor.
Peki bunda hala ısrarcı mısın?
Darwin: Evet.
Darwin'in arkadaşı
(sabırla tekrar sorar): Aynı zamanda mükemmel yapıya
sahip tüm canlıların bir hücrenin tesadüfler sonucu
çoğalıp yine tesadüfler sonucu biraraya gelmesiyle oluştuğunu
mu iddia ediyorsun?
Darwin: Evet
Darwin'in arkadaşı:
Ancak elinde hiçbir kesin kanıt yok, sen sadece tahminde
bulunuyorsun. Eğer bunların tesadüfen gerçekleştiğine
inanıyorsan; bu, sana gerekli şartlar sağlandığı takdirde,
sen de bir deneyde hücreyi kolaylıkla oluşturabilirsin
demektir!
Darwin (kısa
bir sessizlik olur): ..........Sanırım oluşturabilirim.
Darwin'in arkadaşı:
Senin bu teoriyi ortaya atarken düşünmediğin bir nokta
var ki o da doğal ortamlarda bir bilinç yoktur. Yani
taş, toprak, yıldırım, güneş ışınları düşünemez ve deney
yapamazlar. Deney yaparken unutmaman gereken önemli
bir konu daha var. Sen, taş, toprak gibi şuursuz değilsin,
çünkü sen ve tüm insanlar düşünebilme yeteneğine sahip.
Deneyi yaparken bu avantajını da kullanacaksın, ama
göreceksin ki bu da sonucu değiştirmeyecektir. Cansız
varlıklardan şuurlu ve canlı bir varlık üretemezsin.
Darwin (derin
bir sessizlik olur):.........
Darwin'in arkadaşı:
Teorinin yanlış olduğunu görmen için, seninle bir deney
yapalım. Bu deneye "Varilli Deney" diyebiliriz.
Darwin: Varilli
Deney mi?
Darwin'in arkadaşı:
Neden endişelendin? Senin bu iddialarına göre, bir varil
ve uygun maddeler senin için yeterli olmalı değil mi?
Darwin: Umarım.
Darwin'in arkadaşı:
Ayrıca bu deneyde neye ihtiyaç duyuyorsan onu da kullanabilirsin.
Herşeyin ölçüsünü istediğin gibi belirleyebilirsin.
Darwin (kendi
kendine düşünür): Deneydeki ortam doğal ortama göre
çok daha avantajlı istediğimi koyabilir ve teorimi ispatlayabilirim.
Darwin'in arkadaşı:
O zaman gel, bu deneyde olacakları birlikte hayal edelim.
Herşeyi hesaba katarak düşünelim.
Darwin: Tamam.
Darwin'in arkadaşı:
Ancak sana şunu kesin olarak söyleyebilirim ki, sonunda
başarısız olduğunu göreceksin. Ne yaparsan yap cansız
maddelerden canlı elde edemeyeceksin.
Sohbet sona erince Darwin ve arkadaşı
tüm aşamaları düşünüp, gerekli hazırlıklara başlarlar.
Öncelikle Darwin deneyini yapmak için bir dükkandan
varil alır.
Darwin: Bir varil
satın almak istiyorum.
Sonra canlılığın yapısında bulunan
elementleri temin eder.
Darwin: Karbon
burada, Fosfor da tamam ve de son olarak magnezyum.
Darwin, deneye başlamak üzere yanına
bir yardımcı da alarak hazırlıklarını tamamlar.
Darwin: Herşey
tamam. Isı ve nem kaynakları da hazır.
Darwin ilk olarak elementleri uygun
ölçülerde su dolu varile yerleştirir.
Darwin: Evet...
Biraz da demir ekleyelim.
Darwin elementlerin birleşmesinde Güneş'in
de önemli bir rol üstlendiğini düşündüğünden, yardımcısından
karışımı ısıtmasını ister.
Darwin: Dikkat
et, çok sıcak olmasın sakın.
Darwin yıldırımları da unutmaz. Yıldırımların
bolca olduğu yağışlı bir havada varili dışarı çıkarır.
Darwin (şaşkın
bir şekilde havaya bakarak): Bir yıldırım daha beklesem
mi acaba?
Darwin depremlerin de olabileceğini
hesaba katar. Karışımın bulunduğu varili yardımcısıyla
birlikte belli aralıklarla sallar.
Darwin: Biraz
yavaş ol. Maddeler dökülmesin.
Yardımcısı bu sırada, "ne garip bir
deney" diye düşünmektedir.
Ayrıca varildeki sıvı, belki işe yarar
diye, arada bir karıştırılır.
Darwin: Çok yakında
ilk hücre oluşmalı
Yardımcısı düşünüyor:
Hiç sanmıyorum!
Darwin: Kepçeyle
nasıl karıştırdığımı iyi izle.
Yardımcısı düşünüyor:
Benim ne işim var burada?
Darwin gerekli işlemleri yaptıktan
sonra karışımı gözden geçirmeye karar verir.
Darwin: Artık
büyük gün geldi. Bana karışımdan bir miktar getirir
misin lütfen?
Yardımcısı: Tamam,
hemen getiriyorum.
Darwin tüpteki karışımı döker. Yardımcısı
neler olacağını merakla izlemektedir. Darwin ilkel mikroskobuyla
karışımı incelemeye başlar.
Darwin: Bakalım
kaç hücre oluşmuş?
Ne var ki Varilci Darwin birden öfkeyle
bağırır. Hiç beklemediği bir sonuçla karşılaşmıştır.
Darwin: Bu ne
demek oluyor?
Yardımcısı: Ne
oldu Bay Darwin?
Darwin: İnanamıyorum...
Bir yanlışlık olmalı.
Darwin (çok üzgün
bir sesle): Hiçbir şey yok.
Darwin: Nerede
hata yaptık acaba? Madem olmadı o zaman yeniden başlayacağız.
Uzunca bir süre üzerinde çalıştığı
bu ilk deneyinde Varilci Darwin başarısız olmuştu. Ne
var ki gerçekleri görüp, canlıların bu şekilde oluşamayacağını
kabul etmek yerine, hata yapmış olabileceğini düşünerek
yeni bir denemeye karar verir.
Darwin: Bu olamaz,
mutlaka bir yerde hata yapmış olmalıyım. Biraz düşüneyim.
Azot az geldi galiba. Sanırım oksijen miktarını da biraz
düşürmeliyim.
Ve herşey yeniden başlar...
Darwin: Bu kez
daha hızlı karıştıracağım. (Yardımcısına seslenerek)
Sıcaklığı daha da düşürelim.
Bunun üzerine yardımcısı ateşin bir
kısmını söndürür.
Darwin: Daha
güçlü sallamalıyız. Bir arkadaşını daha çağır.
Bir kişi daha gelir ve hep birlikte
varili sallarlar.
Darwin: Sallayın...
Daha hızlı sallayın.
Bu şekilde deney yıllar boyunca sürer...
Darwin teorisini kanıtlamak için boşuna çabalamaktadır:
Darwin: Daha
fazla yıldırım düşerse olur mu acaba?
Darwin arada sırada deneyi kesip mikroskobuyla
karışımda neler olup bittiğini inceler. Ancak sonuçta
hiçbir değişiklik yoktur.
Darwin: Olmuyor...Olmuyor...
Yardımcısı: Kaçmanın
tam zamanı...
Darwin: Gel buraya...
Kaçma... Bu sefer olacak, başaracağım... Söz veriyorum.
Uzun yıllar geçmiştir... Ama yine değişen
bir şey yoktur. Darwin hala başaramamıştır.
Darwin: Ben ne
yapacağım şimdi?
Darwin: Herşeyi
denedim. Ama değil bir canlı, bir tane hücre bile oluşturamadım.
Herşeyi denedim, her yöntemi kullandım ama bir türlü
başaramadım.
Darwin: Acaba
içine bir salyangoz atıp, deneyde oluştu mu desem?...
Ama hayır, diğerleri gibi bu yalanım da ortaya çıkar.
Bir süre sonra Darwin ve arkadaşı tekrar
biraraya gelirler ve deney hakkında sohbete başlarlar.
Darwin'in arkadaşı:
Ne diyorsun Charles? Deneyin başarısızlığa uğradığını
kendin gördün, artık fikirlerinden vazgeçmişsindir herhalde.
Darwin: Hayır
fikrim değişmedi. Sen ne dersen de, ben hala cansız
maddelerden canlılığın oluşabileceğine inanıyorum.
Darwin'in arkadaşı:
Çok yanılıyorsun. Canlılık özel bir tasarım gerektirir.
Hiçbir şey tesadüfen oluşamaz.
Darwin: Benim
iddialarıma göre herşeyin tesadüfen oluşması gerekir.
Bekleyelim, görelim.
Darwin ve arkadaşı bu sohbetten sonra
ayrılırlar. Aradan çok uzun yıllar geçer. Darwin ölür...
Yirminci yüzyılın başlarında çok önemli
bilimsel gelişmeler meydana gelmeye başlar. Bu gelişmeler
Darwin'in teorisinin ne kadar yanlış olduğunu birer
birer kanıtlar.
1900'lü yılların başında genetik bilimi
ortaya çıkar.
Kısa bir süre sonra genler ve kromozomların
yapısı keşfedilir.
Birçok parçadan oluşan hücre şematik olarak
böyle görünür. |
1955 yılında James Watson ve Francis
Crick adlı iki bilim adamı DNA adı verilen molekülün
yapısını ortaya çıkarırlar. DNA'yı kısaca şöyle tanıtalım:

Francis
Crick ve James Watson
|
Hücrelerin her birinin çekirdeğinde
DNA adında bir molekül bulunur. DNA insan vücuduna ait
tüm bilgileri içerir. Sizin saçınızın veya gözlerinizin
rengi, iç organlarınız, dış görünümünüz, boyunuzun uzunluğu
gibi tüm bilgiler DNA'nızda şifreli olarak bulunmaktadır.
DNA'da çok büyük miktarda bilgi vardır. Bunun ne kadar
fazla olduğunu anlamak için şöyle bir karşılaştırma
yapabiliriz:
Eğer DNA'daki bilgileri bir kağıda
dökmemiz gerekseydi, her biri 500 sayfa olan 900 ciltten
oluşan dev bir kütüphane oluşturmamız gerekirdi. Bu
ansiklopedileri sığdırmak içinse bir futbol sahası uzunluğunda
kütüphaneye ihtiyacımız olurdu. Ancak bu kadar çok bilgi
bizim gözümüzle bile göremeyeceğimiz kadar küçük olan
bir moleküle sığdırılmıştır. DNA, hücrenin tesadüfen
oluşamayacağını kesin olarak ispatlar. Allah'ın varlığını
apaçık ortaya koyan sayısız delilden biridir.
Az önce saydıklarımız, yüzyılımızda
yaşanan gelişmelerin çok küçük bir bölümüdür. Her bilim
dalı evrimin geçersizliğini ayrı ayrı ortaya koyar.
Ancak herşeye rağmen evrimciler Darwin'in yalanlarından
vazgeçmezler. Hatta bu yalanlara yenilerini eklerler.
Ama bunlar da Darwin'in ünlü varil deneyini başarıya
ulaştırmaz. Çünkü evrimciler hala bilimsel düşünmezler.
Canlılardaki mükemmel tasarımın Yaratıcısının Yüce Allah
olduğunu kabul etmezler
Peki, aradan geçen zaman Darwin'in
teorisiyle ilgili neleri değiştirmiştir? Evrim masalına
inanan ve inanmayan bilim adamlarının konuşmalarıyla
bunu görelim:
Bilim adamı 1:
Darwin'in imkanları kısıtlıydı. Onun zamanında bilim
seviyesi düşüktü. Evrim o şartlarda ispatlanamazdı.
Bilim adamı 2:
Onun yapamadığını belki biz yapacağız. Hücrenin tesadüfen
oluştuğunu ispatlayacağız.
Bilim adamı 3:
Ben sizin gibi düşünmüyorum. Umutlarınızı bağladığınız
varilden hiçbir canlı çıkmayacak.
Bilim adamı
1: Laboratuvarlarımız teknolojik aletlerle dolu. Artık
canlıları daha yakından tanıyoruz. Hücrenin yapısını
keşfettik. Belki insanoğlu çok yakında bir canlı bile
üretebilir.
Bilim adamı 2:
Bunu tekrar deneyebiliriz.
Bilim adamı 3:
Çok yanlış düşünüyorsunuz. Sizin gibi düşünenler yaklaşık
100 senedir varillerin başındalar. Yüzlerce yıl daha
bekleseniz de bir şey olmayacak. Hatırlarsanız Darwin
de istediklerine ulaşamamıştı.
Bilim adamı 1:
Neden olmasın? Belki başarırız.
Bilim adamı 2:
Deneyelim, görelim.
Bilim adamı 3:
Hayır. Milyonlarca yıl da bekleseniz olmayacak. Hayatın
başlaması için canlılarda bulunan elementlerin biraraya
getirilmesi yeterli değildir. Canlıları sadece Allah
yaratır ve onlara hayat verir.
Üç bilim adamı bu sohbetin sonunda
bir karar alırlar.
Bilim adamı 3:
Tamam madem imkanlarınız Darwin'den daha fazla, o zaman
elimizdeki imkanların tümünü kullanıp bir deney yapalım.
Sonucun ne olduğunu siz de görün belki o zaman gerçeği
kabul edersiniz.
Bilim adamı 1:
Tamam.
Bilim adamı 2:
Hemen başlayalım.
Ve deneye tekrar başlarlar...
Bilim adamı 1:
Dünyanın ilk dönemlerindeki atmosferde bulunduğunu düşündüğüm
gaz karışımı hazır.
Bilim adamı 2:
Yapay elektrik deşarj kaynağı da hazır.
Bilim adamı 1:
Gaz karışımını 100 derece ısıda bir hafta kaynatalım.
Bilim adamı 2:
Karışıma devamlı elektrik de verelim. Bu işe yarayabilir.
Karışıma düzenli olarak elektrik verilir
ve karışım sürekli ısıtılır. Sonuç ne olacaktır?
Bilim adamı 1:
Bir haftayı doldurduk. Karışımı deney tüpünden hemen
çıkar.
Bilim adamı 2:
Ama doğada böyle bir cihaz yoktur ki...
Bilim adamı 1:
Boş ver. Başka türlü başaramayız. Hile yapıyoruz ama
olsun o kadar.
Bilim adamı 2:
Tamam. Çok kurnazca düşünmüşsün. Bakalım işe yaracak
mı?
Bilim adamları karışımı incelediklerinde
oldukça şaşırırlar. Hücre yine oluşmaz.
Bilim adamı 1:
İnanamıyorum... Yine olmadı.
Bilim adamı 2:
Herşeyi yaptık. Nasıl olmaz?
Bilim adamı 1:
Her imkanımız var, herşeyi deniyoruz ama tek hücre bile
oluşturamadık.
Bilim adamı 2:
Gel en iyisi biz bu işten vazgeçelim istersen...
Bu evrimci bilim adamlarının kurdukları
hayal de, Darwin'in kurduğu hayal gibi sona erer.
Bilim adamı 3:
Gördünüz mü? Size söylemiştim. Cansız maddeler kendi
başlarına canlılığı oluşturamazlar. Bu sadece Allah'a
iman etmeyen bazı insanların ortaya attığı bir aldatmaca…
Bilim adamı 1
(ısrarla): 21.yy'a kalmaz biz haklı çıkarız.
Bilim adamı 2:
Şimdilik başaramadık belki ama yakında yapacağız, göreceksin.
Bilim adamı 3:
Beyler! Bu mümkün değil. Artık bunu kabul edin. Evrim
teorisini kanıtlamak için doğa şartlarında olmayan şeyleri
bile deneye kattınız. Buna göz yumuldu. Size istediğiniz
her imkan verildi. Ayrıca tüm deneyi istediğiniz plan
ve program içinde yürüttünüz.
Bilim adamı 1:
Evet ne olmuş?
Bilim adamı 3:
Siz bir plan kurarak deney yaptınız. Deneyi tesadüflere
bırakmadınız, her aşamayı hesapladınız. Ama bildiğiniz
gibi cansız maddeler biraraya gelmek için karar alıp
bunu uygulayamazlar. Siz bunları yaptığınız halde yine
de başaramadınız. Üstelik sadece birkaç hafta veya yıl
değil, ne kadar bekleseniz yine de bunu başaramazsınız.
Sizden sonra gelenlere vasiyet edip yüzbinlerce hatta
milyonlarca yıl bu deneyi sürdürseniz yine de o varilin
içinden kusursuz sistemleriyle bir canlı çıkaramazsınız.
Peki siz bunu
plan yaparak ve tüm teknolojik imkanları kullanarak
başaramadığınıza göre şuurlu olmayan varlıklardan bir
canlı oluşturmalarını nasıl bekleyebilirsiniz?
Öncelikle tüm
canlıların meydana gelmesi üstün bir ilim, kusursuz
bir tasarım ve hassas bir ölçü gerektirir. Bu özellikler
ise sadece, kainatı yoktan var eden, sonsuz akıl sahibi
Yüce Rabbimiz'e aittir. Canlılar kendi başına ortaya
çıkmamış, alemlerin Rabbi Allah tarafından bir anda
yaratılmışlardır.
Varilci Darwin gibi günümüze kadar
yaşamış tüm takipçileri de haksız çıkmışlardı. Ne var
ki içlerinden bir kısmı bu varile olan inançlarını kaybetmedi.
En ünlü evrimci bilim adamları bile bu varilin başında
umutla beklediler. Şimdi iki evrimci bilim adamının
içine düştükleri durumu görelim.
Evrimci 2: Nasıl
olur? Niye canlı oluşmuyor? Herşeyi deniyoruz.
Evrimci 1: Yaratılışa
inananlara ne cevap vereceğiz? Üstelik tüm bilimsel
araştırmalar onların dediklerini doğruluyor.
Evrimci 2: Ne
olursa olsun yaratılışı kabul edemeyiz. İnsanlar Allah'a
inananların haklı olduğunu anlamamalı. Yalan söylemeye
devam etmeliyiz. Başka çaremiz yok.
Bu bilim adamları da hiçbir sonuca
ulaşamazlar.
Size şimdi vücudumuzu oluşturan bir
hücreyi tanıtacağız.
Merhaba! Ben
bir hücreyim. Sizin bedeninizde yaklaşık 100 trilyon
arkadaşım bulunuyor. Tüm bedeninizi bizler meydana getiriyoruz.
Annenizin karnında bölüne bölüne sizin oluşmanızı sağlıyoruz.
Tüm yaşamınız boyunca vücudunuzdaki bütün faaliyetlerde
görev alıyoruz. Siz nefes alırken, yürürken, yediğiniz
yemekleri sindirirken, görürken ve duyarken her zaman
sizin için çalışıyoruz. İçimizde enerji üreten santraller;
bir bölgeden diğerine ürünleri taşıyan taşıma sistemleri,
boru hatları; bu ürünlerle ilgili bilgilerin kayıtlı
bulunduğu bilgi bankaları ve laboratuvarlar var.
Bizi
meydana getiren proteinlerin tesadüfen oluşması imkansızdır.
Dolayısıyla biz de tesadüfen oluşamayız. Hem içinde
fabrikalar, bilgi bankaları, laboratuvarlar, santraller
ve taşıma sistemleri olan bu harika sistem nasıl tesadüfen
oluşabilir ki? Elbette ki oluşamaz.
Şimdi bazı ünlü bilim adamlarının canlıların
tesadüfen oluşamayacağını anlatan sözlerini okuyacaksınız:
Tesadüfler sonucu canlı bir hücrenin
meydana gelmesi ile, bir kasırganın bir hurda yığınındaki
parçaları savurarak tesadüfen bir uçağı oluşturması
arasında bir fark yoktur. (Sir Fred Hoyle)

Sir Fred
Hoyle
|
En basit canlı hücresinin sahip olduğu
mekanizma bile, insanoğlunun şimdiye kadar yaptığı,
hatta hayal ettiği bütün makinalardan çok daha kusursuzdur.
(W.H. Thorpe)
Açıkça görüldüğü gibi birçok bilim
adamı hücredeki mucizenin farkında. Cansız maddelerden
tesadüfen canlıların oluşmasının imkansız olduğunu görüyorlar.
Varilci Darwin ve evrimciler hücreler ve canlılar hakkında
birçok yanlış iddiada bulunmuşlar. Ama siz artık herşeyi
yaratanın, Yüce Allah olduğunu çok iyi biliyorsunuz.
Sonuç
Bu kitapta sizin de bir kere daha gördüğünüz
gibi hücreyi yoktan yaratan, ona annelerinizin karnında
bölünme emrini veren Allah'tır. Allah canlıları bu hücrelerden
yaratmıştır. Hücrelerden yaratılan çiçeklerin, kuşların,
balıkların, meyvelerin ve diğer canlıların güzelliği
Allah'ın üstün sanatının delillerinden sadece bir tanesidir.
Darwin ortaya attığı evrim teorisinde,
cansız maddelerden canlılığın tesadüflerin eseri olarak
oluştuğunu iddia etmektedir. Ancak çocuklar unutmamalısınız
ki, bir canlının oluşması için yine bir canlının olması
gerekmektedir. Anne babalarımız canlıdır. Onların anne
ve babaları da canlıdır. Bu canlılık ilk insan olan
Hz. Adem'e kadar sürer gider. Zaten Hz. Adem'i yaratan,
canlılığın sahibi olan Yüce Allah'tır. Tarih boyunca
hiçbir cansız maddeden canlı bir varlık oluşmamıştır.
Modern bilimin ortaya koyduğu deliller, canlıları Allah'ın
yarattığını bir kere daha kanıtlamaktadır. Ancak Charles
Darwin ve takipçileri büyüklük tasladıkları ve Allah'ın
varlığına inanmak istemedikleri için bu gerçeği kabul
etmemişlerdir. Onlar, insanları yalanlarla kandırmayı
tercih etmişlerdir. Ancak bu yalanlarından oluşan evrim
teorisine şu ana kadar tek bir delil bile bulunamamıştır.
Bu kitabı evrimcilerin işte bu çaresizliğini ve evrim
teorisinin doğru olmadığını öğrenmeniz için hazırladık.
Unutmayın ki ilim bakımından herşeyi
kuşatan Rabbimiz, bizden, Kuran ahlakını öğrenip, O'nun
emirlerine uymamızı istemektedir. Evrendeki her varlık
O'nun üstün ilminin delillerindendir. Biz de, varlıklardaki
üstün ilmi ve sanatı görüp Allah'a şükretmeliyiz ve
O'nun istediği gibi bir yaşam sürmeliyiz.
|