


İSA ALEYHİSSELAM
ÖLMEDİ
İlahi takdir
gereği göğe kaldırıldı....
Hz. Meryem gibi iffet ve namus
abidesi, dünya kadınlarının lideri bir kadına
iftira attılar. Bu da onların kalplerinin mühürlenmesinin
ve lânete uğramalarının bir sebebidir.
İsa Aleyhisselâm ile ilgili tartışmalardan
biri de onun ölüp ölmediği meselesidir. Allah
Celle Celâluhu "Her canlı ölümü tadacaktır"
ve benzer birçok gerçeği Kur'an–ı Kerîm'de bildirmektedir.
Hiç şüphesiz bunda bir itiraz söz konusu değil.
Her canlı elbette ki ölümü tadacaktır, bâkî olan
sadece Allah Celle Celâluhu'dur. İsa Aleyhisselâm'ın
dünyada geçirdiği saatlere bir göz gezdirelim:
İsrailoğullarının azıtıp sapıttıkları
ve lânete uğradıkları dönem… Bu öyle bir dönem
ve öyle bir lânet ki, bir daha ikin bin yıl kendilerine
gelemediler. Aynı dönemde üç büyük peygamberi
öldürmeye teşebbüs ettiler; bunların ikisinde
muvaffak oldular. Önce Zekeriya Aleyhisselâm'ı
şehit ettiler. Ardından oğlu Yahya Aleyhisselâm'ı
şehit ettiler. Sıra İsa Aleyhisselâm'a gelmişti.
Onu da öldürme kararı aldılar ve planı uygulamaya
koydular. Önce İsa Aleyhisselâm'ı her yerde aramalarına
rağmen onu bulamadılar. İsa Aleyhisselâm'ın arandığını
duyan havarilerin içindeki bir hain, İsa Aleyhisselâm'ın
bulunduğu yeri bu anarşistlerin elebaşına haber
verir. Yeri öğrenilir öğrenilmez hemen kuşatma
altına alınır.
Konuya geniş yer veren Nisa sûresi
ile olayların seyrine bakacağız. Yahudilerin bu
yaptıklar saldırı ve bozgunu, Nisa sûresi ardı
ardına gelen âyet–i kerîmelerde şöyle açıklamaktadır:
"Sözlerinden dönmeleri, Allah'ın
âyetlerini inkâr etmeleri, haksız yere peygamberleri
öldürmeleri ve "kalplerimiz kılıflanmıştır"
demeleri sebebiyle (onları lânetledik, türlü belâlar
verdik. Onların kalpleri kılıflı değildir.) Tam
aksine küfürleri sebebiyle Allah o kalpler üzerine
mühür vurmuştur. Pek azı müstesna artık iman etmezler."
(1)
Âyet–i kerîmede geçtiği üzere
yaptıkları bu çirkin işlerden dolayı kalpleri
mühürlendiği gibi lânete de uğramışlardır. Aynı
âyetin devamı olan âyet–i kerîmede:
"Bir de inkâr etmelerinden
ve Meryem'in üzerine büyük bir iftira atmalarından"
(2)
İsyan, inkâr ve anarşistlileri
üzerine bir de ne yapsalar iyidir. Hz.Meryem gibi
iffet ve namus abidesi, dünya kadınlarının lideri
bir kadına iftira attılar. Bu da onların kalplerinin
mühürlenmesinin ve lânete uğramalarının bir sebebidir.
Aynı âyet–i kerîmelerin devamı olan âyette:
"Ve "Allah'ın elçisi
Meryem oğlu İsa'yı öldürdük" demeleri yüzünden
(onları lânetledik). Hâlbuki onu ne öldürdüler,
ne de astılar; fakat (öldürdükleri) onlara İsa
gibi gösterildi. Onun hakkında ihtilafa düşenler,
bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler.
Bu hususta zanna uymak dışında hiçbir (sağlam)
bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler."
(3)
İsa Aleyhisselâm'ın bulunduğu
evi kuşatan yahudiler, önce dışarı çıkmasını istediler.
Baktılar ki, dışarı çıkmıyor; bu sefer saldırarak
içeri girdiler. İşte tam o sırada Allah Celle
Celâluhu İsa Aleyhisselâm'ı göğe yani nezdine
kaldırdı. O kargaşa ve anarşi ortamında saldırgan
yahudiler, İsa Aleyhisselâm'a benzeyen birini
İsa Aleyhisselâm diye öldürdüler. Âyet–i kerîmenin
ifadesi açık ve kesindir: İsa Aleyhisselâm'ı ne
öldürdüler, ne de astılar; fakat öldürdükleri
onlara İsa gibi gösterildi. Hatta bu konuda ihtilafa
düşecekleri bile bildirilmekte, ihtilaftan dolayı
zaman zaman kararsızlık içinde olacakları haber
verilmektedir. Şu gerçek bilinmelidir ki, İsa
Aleyhisselâm kesin olarak öldürülmedi.
Âyet–i kerîmenin devamına bakalım:
"Bilakis Allah onu (İsa'yı)
kendi nezdine kaldırmıştır. Allah izzet ve hikmet
sahibidir." (4)
Yukarıdaki âyet–i kerîmenin devamındaki
âyet–i kerîmede "onu öldürmediniz, bilakis
Allah onu nezdine kaldırdı" denilmektedir.
Eğer bazı müslümanların da dediği gibi İsa ölmüş(!)
olsaydı, devam eden âyet–i kerîmede "öldürdü
ve göklere kaldırdı" denilmesi gerekmez miydi?
Niçin sadece "onu nezdine kaldırdı"
deniliyor?
Daha sonraki âyet–i kerîme konuyu
çok daha netleştirmektedir:
"Ehl–i kitaptan her biri,
ölümünden önce ona muhakkak iman edecektir. Kıyamet
gününde de o, onlara şahit olacaktır." (5)
Bu âyet–i kerîme çok tartışılmış
ve birçok tevile uğratılmıştır. Bu âyet–i kerîmeyi
daha iyi anlamak için yukarıdan aşağıya beş âyet–i
kerîmenin bir bütün içinde ele alınması gerektiği
kanaatindeyiz. Tek başına ele alınırsa, gerçek
mânasına ulaşılamayacağı kanaati hasıl olmuştur.
Ehl–i kitaptan her biri ölümünden önce ona muhakkak
iman edecek. Bunu bir kısım İslâm âlimi, "Kitap
ehl–i, ölmeden önce, Firavun'un yaptığı fayda
vermeyen iman misali ona iman edecektir."
şeklinde izah etmiştir. Bir diğer kısım ise, "Kıyamete
yakın bir zamanda yer yüzüne inecek ve bu sebeple
ehl–i kitap gerçek mânada İsa Aleyhisselâm'a iman
edecektir." demişlerdir. Elmalılı Hamdı Yazır
şöyle bir açıklama getirmiştir:
"Ölümlerinden önce yahudiler
İsa Aleyhisselâm'ı yalanlamaktan, hıristiyanlar
tanrılık isnadından tevbe ederek, her hâlde İsa'ya
iman etmek zorundadırlar, yani iman ile borçludurlar.
Ölüm gelmeden, tevbe kapısı kapanmadan, zorunlu
hâle düşmeden önce tevbe edip imana gelmelidirler.
Yoksa o zaman imanın da faydası olmayacak, İsa
Aleyhisselâm kıyamet gününde aleyhlerinde şahit
olacaktır. Yahudilerin aleyhinde:
"Ey Rabbim! Bunlar beni yalanladılar."
diye; hıristiyanların aleyhinde de:
"Ey Rabbim! Bunlar bana ilâh
ve Allah'ın oğlu dediler.", diye hepsinin
küfürlerine şahitlik edecektir.
Bu açıklamaya eklenmesi gereken
husus şudur: "Âhir zamanda yahudi ve hıristiyanların
İsa Aleyhisselâm'a attıkları iftira ve yalanlardan
vazgeçmeleri onların kurtulmalarını sağlamaz.
Onların son peygambere ve onun şeriatına iman
etmeleri gerekmektedir. İşte yukarıdaki açıklamaya
ilave edilecek husus budur. Âhir zamanda gelecek
olan İsa Aleyhisselâm, halen yürürlükte bulunan
Muhammed Aleyhisselâm'ın şeriatı üzere olacaktır.
Dolayısıyla yahudi ve Hıristiyanlar, hem geçmişte
atmış oldukları yalan ve iftiralardan vazgeçecekler
hem de İsa Aleyhisselâm'ın da tâbi olduğu Muhammed
Aleyhisselâm'ın şeriatını, İsa Aleyhisselâm'ın
tebliği ile kabul edecekler ve gerçek iman edenlerden
olacaklar. Bu şekilde gerçekten iman edenlere
ve etmeyenlere kıyamet günü İsa Aleyhisselâm şahit
olacaktır. (6)
Bir başka sûrenin arda arda gelen
âyet–i kerîmeleri de konumuza ışık tutmaktadır:
"İsa, onlardaki inkârcılığı
sezince: "Allah yolunda bana yardımcı olacaklar
kimlerdir?" dedi. Havariler: "Biz, Allah
yolunun yardımcılarıyız; Allah'a inandık; şahit
ol ki, bizler müslümanız." cevabını verdiler."(7)
İsa Aleyhisselâm, yahudilerin
durumunu ve yapmak istediklerini anlayınca, bunu
açıkça söyler ve bu art niyetli kavmine karşı
kendisine yardımcılar arar. Aradığı yardımcıları
da sayıları az da olsa bulur. Bunlar havarilerdir.
Devam eden âyet–i kerîmede havariler İsa Aleyhisselâm'a
sahip ve destek çıkarlar:
"(Havariler:) Rabbimiz! İndirdiğine
inandık ve peygambere uyduk. Şimdi bizi (birliğini
ve peygamberlerini tasdik eden) şahitlerden yaz,
dediler." (8)
Sonraki âyet–i kerîmede yahudilerin
kurduğu tuzak haber verilmekte ve tuzağın Allah
tarafından bozulduğu bildirilmektedir:
"(Yahudiler) tuzak kurdular;
Allah da onların tuzaklarını bozdu. Allah, tuzak
kuranların hayırlısıdır." (9)
Ne idi kurulan tuzak? İsa Aleyhisselâm'ı
öldürmeye teşebbüs. Fakat onlar bu teşebbüste
başarılı olamadılar; çünkü Allah onların elinden
İsa Aleyhisselâm'ı çekip aldı. İsa Aleyhisselâm'ı
yahudilerin elinden çekip aldığında ne buyurdu?
"Allah buyurmuştu ki: "Ey
İsa! Seni vefat ettireceğim, seni nezdime yükselteceğim,
seni inkâr edenlerden arındıracağım ve sana uyanları
kıyamete kadar kâfirlerden üstün kılacağım. Sonra
dönüşünüz bana olacak. İşte o zaman ayrılığa düştüğünüz
şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim."
(10)
"Seni vefat ettireceğim"
sözünün manası: "Senin ömrünü tamamlayacak
olan benim. Bunu tamamlayınca senin canını alırım.
Onların seni öldürmelerine fırsat vermem, aksine
seni semama kaldırıp meleklerime yaklaştırır ve
onların seni öldürmelerinden korurum." şeklindedir.
Buradan anlaşıldığı üzere İsa Aleyhisselâm canlı
olarak göğe yükseltilmiştir. (11) Peygamberimiz
Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz de şöyle
buyurmuştur:
"O (İsa) inecek ve Deccal'ı
öldürecektir."(12)
Âhir zamanda bu vazifesini tamamladıktan
sonra Allah Celle Celâluhu İsa Aleyhisselâm'ı
vefat ettirecektir.
Sonuç olarak deriz ki:
Kur'an–ı Kerîm'de ismi bizzat
zikredilen peygamberlerin içinde sadece İsa Aleyhisselâm
için "onu nezdimize kaldırdık, çıkardık"
denilmektedir. Mademki bu nezdine kaldırma, göğe
yükselme ve semaya çıkarma normal bir hâl ve doğal
olan ölümle izah ediliyor, o hâlde diğer peygamberler
ve Kur'an da ismi geçen kişiler için de kullanılması
gerekirken, kullanılmamıştır. Demek ki, bu peygamberin
özel bir durumu vardır. İsa Aleyhisselâm'ın bu
durumunu üç noktadan ele alıp sonuçlandırabiliriz:
1–İsa Aleyhisselâm'ın dünya hayatındaki
son anlarında yahudiler onu öldürmek için teşebbüse
geçmişler, bu teşebbüsleri sonucunda bir kişiyi
öldürmüşlerdir. Bu öldürülen kişi İsa Aleyhisselâm'a
benzediği için onlar İsa'yı öldürdük diyorlar.
Ancak Kur'an–ı Kerîm İsa Aleyhisselâm'ın öldürüldüğünü
yalanlıyor. Demek ki, İsa Aleyhisselâm'ı öldüremediler.
2–İsa Aleyhisselâm öldürülmediği;
zira anılan zamandan sonra onun dünya hayatında
olmadığı, bu zamandan itibaren İsa Aleyhisselâm
ile ilgili ne bir haber, ne de bir rivayetin mevcut
olmadığı bilinmektedir. İsa Aleyhisselâm anılan
zamanda öldürülmedi. Fakat ondan sonra dünya hayatında
da bulunmadı. Peki, ne oldu? Allah tarafında nezdine,
yani göklere kaldırıldı. Akla şu soru geliyor:
"Allah Celle Celâluhu vefat ettirip de mi
ruhunu nezdine çıkardı?" Bunun cevabı şudur:
İsa Aleyhisselâm'dan geriye ne maddî bir ölüm,
ne de bir ceset kalmamıştır. O aynı zamanda bedeni
ile göklere kaldırılmıştır.
3–Bu durum, "Her canlı ölümü
tadacaktır." ve benzer âyetlere muhalif değil
midir? Değildir. Çünkü İsa Aleyhisselâm'ın eceli
henüz gelmiş değildir. Onun da eceli gelecek ve
her canlı gibi o da ölümü tadacaktır. Nitekim
Hak Teâlâ Hazretleri: "Seni vefat ettireceğim."
buyurmaktadır. İsa Aleyhisselâm'a atfedilen tanrılık
iddiası da buradan hareketle reddedilmekte ve
bu iddia sahiplerine cevap verilmektedir. Hiç
şüphesiz her canlı varlık gibi o da ölecektir:
bâkî olan sadece Allah Celle Celâluhu'dur.
Dipnotlar:
1–Nisa, 4/155
2–Nisa, 4/156
3–Nisa, 4/157
4–Nisa, 4/158
5–Nisa, 4/159
6–Hak Dini Kur'an Dili, Elmalılı M. Hamdi Yazır,
Sadeleştirenler: İsmail Karaçam, Emin Işık, Nusrettin
Bolelli, Abdullah Yücel, Azim Dağıtım, c. 3, s.121
7–Al–i İmran, 3/52
8–Al–İmran, 3/53
9–Al–i İmran, 3/54
10–Al–i İmran, 3/55
11– Tefsir–i Kebir, Fahruddin er–Râzî, Tercüme
edenler: Suat Yıldırım, Lütfullah Cebeci, Sadık
Kılıç, C. Sadık Doğru, Akçağ Yayın Pazarlama,
Ankara, 1989, c. 6, s.348
12–Tirmizî, Fiten, 54, (506–515)
|