KİTAPLAR  |  FİLMLER  |  SES KASETLERİ  |  MAKALELER  |  ANA SAYFA

ARAMA



AHİR ZAMAN İLE İLGİLİ

ÇEŞİTLİ GAZETE KUPÜRLERİ

- 6 -

İSA ALEYHİSSELAM ÖLMEDİ

İlahi takdir gereği göğe kaldırıldı....

Hz. Meryem gibi iffet ve namus abidesi, dünya kadınlarının lideri bir kadına iftira attılar. Bu da onların kalplerinin mühürlenmesinin ve lânete uğramalarının bir sebebidir.

İsa Aleyhisselâm ile ilgili tartışmalardan biri de onun ölüp ölmediği meselesidir. Allah Celle Celâluhu "Her canlı ölümü tadacaktır" ve benzer birçok gerçeği Kur'an–ı Kerîm'de bildirmektedir. Hiç şüphesiz bunda bir itiraz söz konusu değil. Her canlı elbette ki ölümü tadacaktır, bâkî olan sadece Allah Celle Celâluhu'dur. İsa Aleyhisselâm'ın dünyada geçirdiği saatlere bir göz gezdirelim:

İsrailoğullarının azıtıp sapıttıkları ve lânete uğradıkları dönem… Bu öyle bir dönem ve öyle bir lânet ki, bir daha ikin bin yıl kendilerine gelemediler. Aynı dönemde üç büyük peygamberi öldürmeye teşebbüs ettiler; bunların ikisinde muvaffak oldular. Önce Zekeriya Aleyhisselâm'ı şehit ettiler. Ardından oğlu Yahya Aleyhisselâm'ı şehit ettiler. Sıra İsa Aleyhisselâm'a gelmişti. Onu da öldürme kararı aldılar ve planı uygulamaya koydular. Önce İsa Aleyhisselâm'ı her yerde aramalarına rağmen onu bulamadılar. İsa Aleyhisselâm'ın arandığını duyan havarilerin içindeki bir hain, İsa Aleyhisselâm'ın bulunduğu yeri bu anarşistlerin elebaşına haber verir. Yeri öğrenilir öğrenilmez hemen kuşatma altına alınır.

Konuya geniş yer veren Nisa sûresi ile olayların seyrine bakacağız. Yahudilerin bu yaptıklar saldırı ve bozgunu, Nisa sûresi ardı ardına gelen âyet–i kerîmelerde şöyle açıklamaktadır:

"Sözlerinden dönmeleri, Allah'ın âyetlerini inkâr etmeleri, haksız yere peygamberleri öldürmeleri ve "kalplerimiz kılıflanmıştır" demeleri sebebiyle (onları lânetledik, türlü belâlar verdik. Onların kalpleri kılıflı değildir.) Tam aksine küfürleri sebebiyle Allah o kalpler üzerine mühür vurmuştur. Pek azı müstesna artık iman etmezler." (1)

Âyet–i kerîmede geçtiği üzere yaptıkları bu çirkin işlerden dolayı kalpleri mühürlendiği gibi lânete de uğramışlardır. Aynı âyetin devamı olan âyet–i kerîmede:

"Bir de inkâr etmelerinden ve Meryem'in üzerine büyük bir iftira atmalarından" (2)

İsyan, inkâr ve anarşistlileri üzerine bir de ne yapsalar iyidir. Hz.Meryem gibi iffet ve namus abidesi, dünya kadınlarının lideri bir kadına iftira attılar. Bu da onların kalplerinin mühürlenmesinin ve lânete uğramalarının bir sebebidir. Aynı âyet–i kerîmelerin devamı olan âyette:

"Ve "Allah'ın elçisi Meryem oğlu İsa'yı öldürdük" demeleri yüzünden (onları lânetledik). Hâlbuki onu ne öldürdüler, ne de astılar; fakat (öldürdükleri) onlara İsa gibi gösterildi. Onun hakkında ihtilafa düşenler, bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler. Bu hususta zanna uymak dışında hiçbir (sağlam) bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler." (3)

İsa Aleyhisselâm'ın bulunduğu evi kuşatan yahudiler, önce dışarı çıkmasını istediler. Baktılar ki, dışarı çıkmıyor; bu sefer saldırarak içeri girdiler. İşte tam o sırada Allah Celle Celâluhu İsa Aleyhisselâm'ı göğe yani nezdine kaldırdı. O kargaşa ve anarşi ortamında saldırgan yahudiler, İsa Aleyhisselâm'a benzeyen birini İsa Aleyhisselâm diye öldürdüler. Âyet–i kerîmenin ifadesi açık ve kesindir: İsa Aleyhisselâm'ı ne öldürdüler, ne de astılar; fakat öldürdükleri onlara İsa gibi gösterildi. Hatta bu konuda ihtilafa düşecekleri bile bildirilmekte, ihtilaftan dolayı zaman zaman kararsızlık içinde olacakları haber verilmektedir. Şu gerçek bilinmelidir ki, İsa Aleyhisselâm kesin olarak öldürülmedi.

Âyet–i kerîmenin devamına bakalım:

"Bilakis Allah onu (İsa'yı) kendi nezdine kaldırmıştır. Allah izzet ve hikmet sahibidir." (4)

Yukarıdaki âyet–i kerîmenin devamındaki âyet–i kerîmede "onu öldürmediniz, bilakis Allah onu nezdine kaldırdı" denilmektedir. Eğer bazı müslümanların da dediği gibi İsa ölmüş(!) olsaydı, devam eden âyet–i kerîmede "öldürdü ve göklere kaldırdı" denilmesi gerekmez miydi? Niçin sadece "onu nezdine kaldırdı" deniliyor?

Daha sonraki âyet–i kerîme konuyu çok daha netleştirmektedir:

"Ehl–i kitaptan her biri, ölümünden önce ona muhakkak iman edecektir. Kıyamet gününde de o, onlara şahit olacaktır." (5)

Bu âyet–i kerîme çok tartışılmış ve birçok tevile uğratılmıştır. Bu âyet–i kerîmeyi daha iyi anlamak için yukarıdan aşağıya beş âyet–i kerîmenin bir bütün içinde ele alınması gerektiği kanaatindeyiz. Tek başına ele alınırsa, gerçek mânasına ulaşılamayacağı kanaati hasıl olmuştur. Ehl–i kitaptan her biri ölümünden önce ona muhakkak iman edecek. Bunu bir kısım İslâm âlimi, "Kitap ehl–i, ölmeden önce, Firavun'un yaptığı fayda vermeyen iman misali ona iman edecektir." şeklinde izah etmiştir. Bir diğer kısım ise, "Kıyamete yakın bir zamanda yer yüzüne inecek ve bu sebeple ehl–i kitap gerçek mânada İsa Aleyhisselâm'a iman edecektir." demişlerdir. Elmalılı Hamdı Yazır şöyle bir açıklama getirmiştir:

"Ölümlerinden önce yahudiler İsa Aleyhisselâm'ı yalanlamaktan, hıristiyanlar tanrılık isnadından tevbe ederek, her hâlde İsa'ya iman etmek zorundadırlar, yani iman ile borçludurlar. Ölüm gelmeden, tevbe kapısı kapanmadan, zorunlu hâle düşmeden önce tevbe edip imana gelmelidirler. Yoksa o zaman imanın da faydası olmayacak, İsa Aleyhisselâm kıyamet gününde aleyhlerinde şahit olacaktır. Yahudilerin aleyhinde:

"Ey Rabbim! Bunlar beni yalanladılar." diye; hıristiyanların aleyhinde de:

"Ey Rabbim! Bunlar bana ilâh ve Allah'ın oğlu dediler.", diye hepsinin küfürlerine şahitlik edecektir.

Bu açıklamaya eklenmesi gereken husus şudur: "Âhir zamanda yahudi ve hıristiyanların İsa Aleyhisselâm'a attıkları iftira ve yalanlardan vazgeçmeleri onların kurtulmalarını sağlamaz. Onların son peygambere ve onun şeriatına iman etmeleri gerekmektedir. İşte yukarıdaki açıklamaya ilave edilecek husus budur. Âhir zamanda gelecek olan İsa Aleyhisselâm, halen yürürlükte bulunan Muhammed Aleyhisselâm'ın şeriatı üzere olacaktır. Dolayısıyla yahudi ve Hıristiyanlar, hem geçmişte atmış oldukları yalan ve iftiralardan vazgeçecekler hem de İsa Aleyhisselâm'ın da tâbi olduğu Muhammed Aleyhisselâm'ın şeriatını, İsa Aleyhisselâm'ın tebliği ile kabul edecekler ve gerçek iman edenlerden olacaklar. Bu şekilde gerçekten iman edenlere ve etmeyenlere kıyamet günü İsa Aleyhisselâm şahit olacaktır. (6)

Bir başka sûrenin arda arda gelen âyet–i kerîmeleri de konumuza ışık tutmaktadır:

"İsa, onlardaki inkârcılığı sezince: "Allah yolunda bana yardımcı olacaklar kimlerdir?" dedi. Havariler: "Biz, Allah yolunun yardımcılarıyız; Allah'a inandık; şahit ol ki, bizler müslümanız." cevabını verdiler."(7)

İsa Aleyhisselâm, yahudilerin durumunu ve yapmak istediklerini anlayınca, bunu açıkça söyler ve bu art niyetli kavmine karşı kendisine yardımcılar arar. Aradığı yardımcıları da sayıları az da olsa bulur. Bunlar havarilerdir. Devam eden âyet–i kerîmede havariler İsa Aleyhisselâm'a sahip ve destek çıkarlar:

"(Havariler:) Rabbimiz! İndirdiğine inandık ve peygambere uyduk. Şimdi bizi (birliğini ve peygamberlerini tasdik eden) şahitlerden yaz, dediler." (8)

Sonraki âyet–i kerîmede yahudilerin kurduğu tuzak haber verilmekte ve tuzağın Allah tarafından bozulduğu bildirilmektedir:

"(Yahudiler) tuzak kurdular; Allah da onların tuzaklarını bozdu. Allah, tuzak kuranların hayırlısıdır." (9)

Ne idi kurulan tuzak? İsa Aleyhisselâm'ı öldürmeye teşebbüs. Fakat onlar bu teşebbüste başarılı olamadılar; çünkü Allah onların elinden İsa Aleyhisselâm'ı çekip aldı. İsa Aleyhisselâm'ı yahudilerin elinden çekip aldığında ne buyurdu?

"Allah buyurmuştu ki: "Ey İsa! Seni vefat ettireceğim, seni nezdime yükselteceğim, seni inkâr edenlerden arındıracağım ve sana uyanları kıyamete kadar kâfirlerden üstün kılacağım. Sonra dönüşünüz bana olacak. İşte o zaman ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim." (10)

"Seni vefat ettireceğim" sözünün manası: "Senin ömrünü tamamlayacak olan benim. Bunu tamamlayınca senin canını alırım. Onların seni öldürmelerine fırsat vermem, aksine seni semama kaldırıp meleklerime yaklaştırır ve onların seni öldürmelerinden korurum." şeklindedir. Buradan anlaşıldığı üzere İsa Aleyhisselâm canlı olarak göğe yükseltilmiştir. (11) Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz de şöyle buyurmuştur:

"O (İsa) inecek ve Deccal'ı öldürecektir."(12)

Âhir zamanda bu vazifesini tamamladıktan sonra Allah Celle Celâluhu İsa Aleyhisselâm'ı vefat ettirecektir.

Sonuç olarak deriz ki:

Kur'an–ı Kerîm'de ismi bizzat zikredilen peygamberlerin içinde sadece İsa Aleyhisselâm için "onu nezdimize kaldırdık, çıkardık" denilmektedir. Mademki bu nezdine kaldırma, göğe yükselme ve semaya çıkarma normal bir hâl ve doğal olan ölümle izah ediliyor, o hâlde diğer peygamberler ve Kur'an da ismi geçen kişiler için de kullanılması gerekirken, kullanılmamıştır. Demek ki, bu peygamberin özel bir durumu vardır. İsa Aleyhisselâm'ın bu durumunu üç noktadan ele alıp sonuçlandırabiliriz:

1–İsa Aleyhisselâm'ın dünya hayatındaki son anlarında yahudiler onu öldürmek için teşebbüse geçmişler, bu teşebbüsleri sonucunda bir kişiyi öldürmüşlerdir. Bu öldürülen kişi İsa Aleyhisselâm'a benzediği için onlar İsa'yı öldürdük diyorlar. Ancak Kur'an–ı Kerîm İsa Aleyhisselâm'ın öldürüldüğünü yalanlıyor. Demek ki, İsa Aleyhisselâm'ı öldüremediler.

2–İsa Aleyhisselâm öldürülmediği; zira anılan zamandan sonra onun dünya hayatında olmadığı, bu zamandan itibaren İsa Aleyhisselâm ile ilgili ne bir haber, ne de bir rivayetin mevcut olmadığı bilinmektedir. İsa Aleyhisselâm anılan zamanda öldürülmedi. Fakat ondan sonra dünya hayatında da bulunmadı. Peki, ne oldu? Allah tarafında nezdine, yani göklere kaldırıldı. Akla şu soru geliyor: "Allah Celle Celâluhu vefat ettirip de mi ruhunu nezdine çıkardı?" Bunun cevabı şudur: İsa Aleyhisselâm'dan geriye ne maddî bir ölüm, ne de bir ceset kalmamıştır. O aynı zamanda bedeni ile göklere kaldırılmıştır.

3–Bu durum, "Her canlı ölümü tadacaktır." ve benzer âyetlere muhalif değil midir? Değildir. Çünkü İsa Aleyhisselâm'ın eceli henüz gelmiş değildir. Onun da eceli gelecek ve her canlı gibi o da ölümü tadacaktır. Nitekim Hak Teâlâ Hazretleri: "Seni vefat ettireceğim." buyurmaktadır. İsa Aleyhisselâm'a atfedilen tanrılık iddiası da buradan hareketle reddedilmekte ve bu iddia sahiplerine cevap verilmektedir. Hiç şüphesiz her canlı varlık gibi o da ölecektir: bâkî olan sadece Allah Celle Celâluhu'dur.

Dipnotlar:

1–Nisa, 4/155
2–Nisa, 4/156
3–Nisa, 4/157
4–Nisa, 4/158
5–Nisa, 4/159
6–Hak Dini Kur'an Dili, Elmalılı M. Hamdi Yazır, Sadeleştirenler: İsmail Karaçam, Emin Işık, Nusrettin Bolelli, Abdullah Yücel, Azim Dağıtım, c. 3, s.121
7–Al–i İmran, 3/52
8–Al–İmran, 3/53
9–Al–i İmran, 3/54
10–Al–i İmran, 3/55
11– Tefsir–i Kebir, Fahruddin er–Râzî, Tercüme edenler: Suat Yıldırım, Lütfullah Cebeci, Sadık Kılıç, C. Sadık Doğru, Akçağ Yayın Pazarlama, Ankara, 1989, c. 6, s.348
12–Tirmizî, Fiten, 54, (506–515)

Beyan Dergisi, Mart 2004

Anadolu Gençlik Dergisi, Mart 2004

Yeni Asya, 16 Mart 2004

Yeni Asya, 16 Mart 2004

 

 

 

   
 

 

© 2009 Harun Yahya. www.harunyahya.org
Bu sitede yayınlanan tüm materyali, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalayabilir ve çoğaltabilirsiniz.