|
GİRİŞ
İnsan, sonsuz büyüklükteki bir evrende yaşamaktadır.
Gözünü açtığı andan itibaren milyonlarca ayrıntı ve
denge üzerine kurulu olan bir dünyayla karşı karşıyadır.
Aynı zamanda bu dünya üzerinde yaşamasını sağlayan,
ona sayısız zevk ve mutluluk tattırabilecek bir bedene
sahiptir. Bu bedenin mükemmel özellikleri sayesinde
dışındaki dünyayı görebilir, duyabilir, tadabilir.
Bu nedenle, hayatın, evrenin ve doğanın kaynağının
ne olduğunu anlamak her insan için şarttır. Belki insanların
büyük bir bölümü bu konu üzerinde düşünmeden, yalnızca
küçük hesaplar peşinde koşarak, örneğin yalnızca yiyeceği
yemeği ya da kazanacağı parayı düşünerek yaşar. Ancak
hayatın anlamını düşünmeden, yalnızca bu tür geçici
ve günlük konular üzerinde düşünerek yaşanan bir hayat,
anlamsız bir hayattır. Çünkü insan ölümlüdür ve yemek,
para, cinsellik gibi konuların hepsi ölümle birlikte
önemsiz hale gelecektir. Ömrünü yalnızca bu tür konularla
harcamış ve hayatın anlamı üzerinde düşünmeden yaşayıp-ölmüş
olan bir insan ise, bir anlamda hayvanlara benzer bir
hayat sürmüş olur.
Bu nedenle, insan onuruna yakışan tavır düşünmektir.
Düşünmek; "Ben kimim?", "nasıl var oldum?", "içinde
yaşadığım evren nasıl var oldu", "hayatımın amacı nedir?",
"yaşamımı ve bana zevk veren milyonlarca farklı güzelliği
kime borçluyum?" gibi sorular sormakla olur.
Bu sorular üzerinde temiz bir akıl ve vicdanla düşünen
insanı ise, Allah'ın varlığını kolaylıkla farkedebilir.
Anlar ki hayat, evrendeki mükemmel dengenin kurucusu
Allah tarafından yaratılmış, her canlı kendine has özelliklerle
donatılarak özel tasarımla varedilmiştir. İlk insanı
(Hz. Adem) yaratan Allah, onun soyundan tüm insan neslini
üretmiştir.
Ancak modern çağın insanı, apaçık olan bu yaratılış
gerçeğinin yanında, sözde ona alternatif olarak öne
sürülen ikinci bir iddia ile karşılaşır. Buna göre,
insan ve diğer tüm canlılar, bilinçli bir yaratılışın
sonucunda değil, milyonlarca tesadüfün ard arda gelmesiyle
var olmuşlardır. Bu iddianın adı, evrim teorisidir.
Ancak modern bilim göstermektedir ki, evrim teorisi
alternatif bir varoluş açıklaması olmak bir yana, en
ufak bir tutar yanı bulunmayan bir dogmatik inanıştan
başka bir şey değildir. Bilimsel veriler, sürekli olarak
evrim teorisinin iddialarının imkanszlığını göstermektedirler.
Evrim teorisinin tüm bunlara rağmen bilimsel bir gerçek
gibi tüm dünyada savunulmasının ardında ise, bazı siyasi
ve sosyal hedefler yatar.
Bu kitapçıkta, evrim teorisinin bilim tarafından nasıl
yalanlandığını ve buna rağmen hangi amaçlarla savunulduğunu
inceleyeceğiz. Burada özet olarak değindiğimiz konular
hakkında daha kapsamlı bilgi elde etmek isteyenler,
Global Yayıncılık tarafından yayınlanan "Evrim Aldatmacası"
isimli kitabımıza başvurabilirler.
|