|
YARATILIŞ VE GÖZ
Evrimcilerin hiç bir şekilde açıklayamadıkları ve bu
nedenle de hasıraltı ettikleri daha binlerce yaratılış
mucizesi vardır. Örneğin göz son derece olağanüstü bir
organdır ve "tesadüf" ile açıklanması kesinlikle imkansızdır.
Çünkü göz, örneğin insan gözü, 20'nin üstünde ayrı organdan
oluşmaktadır: retina tabakası, mercek, dış kaslar, gözyaşı
bezleri, beyine giden sinirler gibi, Ve bir gözün çalışabilmesi
için, bu farklı parçaların hepsinin aynı anda var ve
çalışır olması gerekir.
Şimdi böylesine karmaşık bir organ olan gözün "tesadüfen"
ortaya çıkmış olup-olamayacağını düşünelim: Göz oluşumundan
önceki canlılar, doğal olarak "gözsüz", yani göremeyen,
görme kavramına sahip olmayan canlılardı. Böyle bir
canlı sizce nasıl bir "Evrim" sonucu göze kavuşmuş olabilir?
Bu canlı, "görmek" diye bir kavramı bile tanımamaktadır
ki, kendi kendine bir göz oluşturmayı denesin? (Siz,
şu anda altıncı bir duyu tasarlayıp, onu algılayacak
bir organ düşünebiliyor musunuz?) Bu canlının böyle
bir "talebi" olsa bile, kendi vücudunda bir göz oluşturamayacağı
ortadadır.
Gözün oluşumuyla ilgili olarak bir de klasik "tesadüf"
açıklamasını düşünelim. Sizce gözü olmayan bir canlıda
nasıl olur da "tesadüfen" bir göz oluşabilir? Önce "tesadüfen"
kafatasının içinde göze uygun iki boşluk oluşmuş olabilir
mi? Sonra yine "tesadüfen" bu boşlukların içinde içi
ışığı geçiren bir sıvıyla dolu iki küre oluşmuş olabilir
mi? Daha sonra, bu sıvıların ön tarafında yine "tesadüfen"
ışığın kırılmasını sağlayan ve ışığı gözün arka duvarında
odaklayan iki mercek oluşmuş olabilir mi? Daha sonra
yine "tesadüfen", gözün etrafa bakabilmesi için göz
kasları "kendi kendine" oluşmuş olabilir mi? Daha sonra,
yine "tesadüfen" gözün arka duvarında, ışığı algılayabilecek
retina tabakası oluşmuş olabilir mi? Daha sonra yine
"tesadüfen", gözü beyne bağlayacak sinirler kendi kendilerine,
durup dururken var olmuş olabilirler mi? Daha sonra
yine "tesadüfen", gözün kurumamasını sağlayacak gözyaşı
bezleri oluşmuş olabilir mi? Daha sonra yine "tesadüfen",
gözü toz ve benzeri yabancı maddelerden koruyacak iki
göz kapağı ve kirpik oluşmuş olabilir mi?
Düşünün, bunların hepsi tesadüfen oluşmuş olabilir
mi? Hem de saydığımız organların hepsinin aynı canlıda
oluşmuş olması gerekir. Evrimcilerin kabul ettikleri
kurala göre, vücudun içinde çalışmayan organlar körelirler
(Dallo kuralı). Buna göre, eğer gözün herhangi bir parçası
"tesadüfen" oluşmuş olsa bile—ki bu bile pratikte imkansızdır—bu
parça bir işe yaramadığı için körelirdi. Çünkü gözün
görebilmesi için, bütün parçaların tam olarak var ve
çalışır olması gerekir. Gözyaşı bezleri dahi çalışmasa,
bir göz beş-on dakika içinde kurur ve işlevini yitirir.
Bu şu demektir: Göz, ilk kez hangi canlıda oluştuysa,
tam ve eksiksiz olarak bir anda oluşmuş olmalıdır. Bu
gözün "yaratılmış" olması demektir. Evet, açıktır ki,
göz, Allah tarafından yaratılmıştır. Kuran, bu konuda
insana şöyle seslenir: "O, sizin
için kulakları, gözleri ve gönülleri inşa edendir; ne
kadar az şükrediyorsunuz?" (Müminun Suresi, 78)
Gözün yaratılmış olduğu o denli açık
bir gerçektir ki, Darwin, "canlıların sahip olduğu gözleri
düşünmek, beni bu teoriden soğuttu" demişti. Ali Demirsoy
da konu hakkında yine bir "inci" döktürmekte ve gözün
oluşumunun —ne demekse— bir "Evrim mucizesi" olduğunu
söylemektedir.43
Göz için geçerli olan tüm bu anlatılanlar, kulak, karaciğer,
kalp, böbrek ve benzeri tüm organlar, hatta tüm vücud
için geçerlidir. İnsan vücudu, hepsi son derece karmaşık
binlerce ayrı sistemin uyum içinde çalışması sayesinde
ayakta durmaktadır. Böbreksiz, karaciğersiz, damarsız,
kemiksiz ya da alyuvarsız bir insan olamaz. Bu organların
hepsi aynı anda var ve çalışır durumda olmalıdır. İnsanın
önce "tesadüfen" bir böbreğe, sonra yine "tesadüfen"
bir karaciğere sahip olması gibi bir saçmalık düşünülemez.
Dolayısıyla, insan vücudu tam bir bütün olarak ortaya
çıkmış, yani yaratılmıştır.
|