|
YERYÜZÜNDE HAYAT ANİDEN
VE ÇOK ÇEŞİTLİ BİÇİMLERDE ORTAYA ÇIKMIŞTIR
Fosil kayıtları az önce belirttiğimiz gibi evrim teorisinin
iddialarını destekleyecek hiç bir delil sunmazlar. Aksine
yeryüzü tabakaları ve fosil kayıtları incelendiğinde,
yeryüzündeki canlı hayatının birdenbire ortaya çıktığı
görülür. Canlı yaratıkların fosillerine rastlanılan
en derin yeryüzü tabakası, 500 milyon yıl yaşında olduğu
söylenen "kambriyen" tabakadır.
Kambriyen devrine ait tabakalarda bulunan canlılar
ise, hiçbir ataları olmaksızın birdenbire fosil kayıtlarında
belirirler. Kambriyen kayalıklarında bulunan fosiller,
deniztarakları, salyangozlar, trilobitler, süngerler,
brachiopodlar, solucanlar, denizanaları, deniz kirpileri,
deniz hıyarları, yüzücü kabuklular, deniz zambakları,
ve diğer kompleks omurgasızlara aittir. Kompleks yaratıklardan
meydana gelen bu geniş canlı mozaiği şaşırtıcı bir biçimde
aniden ortaya çıkmıştır, ki bu yüzden jeolojik literatürde
bu mucizevi olay, "Kambriyen Patlaması" olarak anılır.
Bu tabakadaki canlıların çoğunda da,
göz gibi son derece gelişmiş organlar ya da solungaç
sistemi, kan dolaşımı gibi yüksek organizasyona sahip
organizmalarda görülen sistemler bulunur. Fosil kayıtlarında
bu canlıların atalarının olduğuna dair herhangi bir
işarete rastlanılmaz. Earth Sciences dergisinin evrimci
editörü Richard Monestarsky, canlı yaratıkların birdenbire
ortaya çıkışlarını şöyle anlatır:
Bugün görmekte olduğumuz oldukça kompleks hayvan formları
aniden ortaya çıkmışlardır. Bu an, Kambriyen Devrin
tam başına rastlar ki denizlerin ve yeryüzünün ilk kompleks
yaratıklarla dolması bu evrimsel patlamayla başlamıştır.
Günümüzde dünyanın her yanına yayılmış olan hayvan filumları
(takımları) erken Kambriyen Devir'de zaten vardırlar
ve yine bugün olduğu gibi birbirlerinden çok farklıdırlar.9

Bir Trilobit fosili. Trilobit, diğer birçok canlı
gibi Kambriyen Devri'nin başlangıcında ortaya
çıkmıştır. Günümüz böceklerindeki petek gözlere
sahiptir. Yalnızca Trilobit'in değil, Kambriyen
Devri'nde ortaya çıkan ve bugün de yaşamını sürdüren
hayvanların atası sayılabilecek herhangi bir forma
hiçbir zaman rastlanmamıştır.
|
Canlılığın nasıl olup da böyle birdenbire binlerce
hayvan çeşidiyle dolup taştığı ve hiçbir ortak ataya
sahip olmayan ayrı türlerdeki canlıların nasıl ortaya
çıktığı, evrimcilerin asla cevaplayamadıkları bir sorudur.
Bu sebeple evrimci kaynaklar, Kambriyen Devri'nin öncesine,
içinde hayatın başlangıcının oluştuğu ve "bilinmeyenin
gerçekleştiği" 20 milyon yıllık hayali bir dönem koyarlar.
Bu dönem "evrimsel boşluk" olarak adlandırılır. Ancak
bugüne kadar hiç kimse, bu evrimsel boşluğun ne olduğunu
açıklayamamıştır.
İngiliz bir biyolog ve inatçı bir
evrimci olan Richard Dawkins bu konuda şunları söylemektedir:
...600 milyon yıllık Kambriyen katmanları (evrimciler
bugün Kambriyen'ın başlangıcını 530 milyon yıl öncesi
olarak kabul ediyorlar), başlıca omurgasız gruplarını
bulduğumuz en eski katmanlardır. Bunlar, ilk olarak
ortaya çıktıkları halleriyle, oldukça evrimleşmiş bir
şekildeler. Sanki hiçbir evrim tarihine sahip olmadan,
o halde, orada meydana gelmiş gibiler. Tabii ki, bu
ani ortaya çıkış, yaradılışçıları oldukça memnun ediyor.10 1984 yılında, Çin'in Yunnan bölgesinin güney bölümündeki
Cheng jiang'da, büyük miktarlarda kompleks omurgasız
keşfedildi. Bunların arasında bulunan ve şu an soylarının
tükendiği bilinen trilobitler en azından bugünkü varolan
omurgasızlar kadar kompleks yapılıydılar.
320 milyon yıllık hamam
böceği fosili. (National Geographic, Ocak 1981)
|
İsveçli evrimci paleontolojist Stefan Bengtson, bu
durumu şöyle açıklıyor:
Eğer canlılık tarihinde herhangi bir olay, insanın
yaratılışı mitine benzetilecekse, o da çok hücreli organizmaların
ekolojide ve evrimde baş aktör haline geldikleri okyanus
yaşamındaki ani farklılaşma dönemidir. Darwin'i şaşırtan—ve
utandıran—bu olay bizi de hala şaşırtmaktadır.11
Evet, gerçekten de bu kompleks canlıların hiçbir ataya
veya geçiş formuna sahip olmadan aniden ortaya çıkışları
bugün de evrimciler için oldukça şaşırtıcı ve can sıkıcıdır,
tıpkı 135 yıl önce Darwin'e olduğu gibi. Çünkü evrimciler
Darwin'den 135 yıl sonra bile bu esrara bir çözüm bulabilmek
konusunda Darwin'den daha öteye gidebilmiş değillerdir.
Görüldüğü gibi fosil kayıtları, canlıların evrimin
iddia ettiği gibi ilkelden gelişmişe doğru bir süreç
izlediğini değil, bir anda ve en mükemmel halde ortaya
çıktıklarını göstermektedir. Bir başka deyişle, canlılar
evrimle oluşmamış, yaratılmışlardır.
"İşte delil" diye sundukları tüm fosillerin birbiri
ardına çürümesi, Evrimcileri büyük bir hayal kırıklığına
uğratmıştır kuşkusuz. Ancak yine de, "belki bir gün
çıkar" umuduyla, delil bulma arayışı sürmektedir.
Fakat kurdukları din-dışı dünyayı Evrim Teorisi'ne
dayandıran güçlerin "belki" bulunacak bu delilleri beklemeye
zamanları yoktur (ki ne kadar beklerlerse beklesinler
bulamayacaklardır). Biraz öne de belirttiğimiz gibi,
Evrim siyasi hedeflere hizmet eden bir düşüncedir ve
bu nedenle de ne şekilde olursa olsun ispatlanmalı ve
toplumlara kabul ettirilmelidir! Bu işi için gerektiğinde
kirli yöntemler, yani sahtekarlıklar da devreye sokulmalıdır.
Nitekim sokulmuştur. Evrimci çalışmaların tarihi, büyük
bilim sahtekarlıkları ile doludur.
|