|
GİRİŞ
Bu kitabın konusu, insan vücudunun yapıtaşı olan hücredir.
Çoğu kişiye göre, insan hücresi ile ilgili bir kitap,
ancak bir biyoloji ya da kimya kitabı olmalıdır. Oysa
elinizde tuttuğunuz kitap bir kimya ya da biyoloji kitabı
değildir. Kitabın amacı, okuyucunun konu hakkındaki
bilimsel birikimini artırmak, ona biyolojik detaylar
öğretmek de değildir. Çünkü bu bilgiler zaten okullarda
öğrencilere aktarılır.
Hemen herkes okuldaki, hayat bilgisi, ya da biraz daha
büyüdüğünde fizik, kimya, biyoloji gibi derslerinde,
varlıkların ve olayların "bilimsel açıklama"larını okumuştur.
Derslerde insan vücudunu ya da tabiatı tanır, ama bunların
içerdikleri muhteşem yapıların, içlerinde işleyen milyonlarca
içiçe geçmiş sistemin, bu sistemlerin aralarındaki akılalmaz
uyum ve dengenin her zaman süregiden olağan olaylar
olduklarına inandırılır. Asıl sorması gereken sorular
ise asla sordurulmaz. Canlı cansız tüm bu varlıklar
nasıl meydana gelmişler? Böyle bilinçili bir düzen ve
tasarımın kaynağı nedir? Bu mükemmel sistemler kendi
kendilerine ortaya çıkabilirler mi?.. Bu gibi soruları
hiç sormamayı öğrenir.
Örneğin ağaçların nasıl meyve oluşturduklarının biyolojik
detaylarını öğrenir; fotosentezle ya da bitki yapısıyla
ilgili bilgiler yüklenir. Ancak tüm bunlar yapılırken,
"nasıl olur da bir tahta parçasının içinden insanın
damağına ve sağlığına uygun, dünyanın en güzel ambalajına
sahip mükemmel gıdalar çıkar?"; "ağacın ürettiği bir
meyve ile insan damağındaki lezzet hissinin böyle inanılmaz
biçimde uyuşmasının sırrı ne olabilir?" gibi sorular
aklına bile gelmez.
Varlıkların varoluş amaçları üzerinde düşünmeye alışık
değildir. Tek yaptığı, varlıkların içeriği hakkında
daha fazla bilgi yüklenmektir.
Çocukluğundan itibaren bu şekilde bir programlanmaya
tabi tutulan insan artık etrafındaki yaratılış mucizelerine
karşı duyarlılığını yitirmiştir. Kuran'ın tabiriyle
"kalbi katılaşmış", körelmiştir. Çünkü yine Kuran'ın
tabiriyle, yalnız "gözler kör olmaz, ancak sinelerdeki
kalpler körelir".
Hiçbir şeye hayret etmemeyi, kendini görür zanneden bir
kör olmayı öğrenmiştir. Artık daha büyük bazı telkinleri
de kabul etmeye hazır bir hale gelmiştir. İşte bu noktada,
eğitimin son halkası olan "evrim teorisi" devreye girer!
Çünkü, etrafını saran tüm mucizelere ve olağanüstü
gerçeklere gözleri kapalı hale gelmiş, duyarsızlaşmış
olan genç insanın vicdanını rahatsız eden tek bir konu
kalmıştır: Tüm bu canlıların ilk olarak nasıl ortaya
çıktıkları konusu... İşte bu noktada evrim teorisi,
sahte bir kurtarıcı olarak yardımına koşar ve herşeyin
"tesadüfen" varolduğu gibi akılalmaz bir iddiayı bilimsellik
kılıfı altında kendisine aşılar.
Oysa evrim teorisi, sahip olduğu sözkonusu bilimsellik
kılıfına rağmen, aslında modern bilim tarafından ısrarla
yalanlanan bir safsatadır. Özellikle de mikrobiyoloji
ve onun en önemli araştırma konusu olan canlı hücresi,
Darwin'in ve onu izleyenlerin iddialarını her geçen
gün daha fazla geçersiz kılmaktadır. Bugün evrim teorisi,
özellikle mikrobiyolojik düzeyde, tamamen çökmüş durumdadır
Bu kitapçığın amacı ise, evrim teorisinin bu bilimsel
çöküşünü gözler önüne sermek ve yaratılış gerçeğinin
mikrobiyolojik düzeydeki bazı delillerini ortaya koymaktadır.
Az önce okullarda öğrendiğimiz kuru bilgilerin beynimizi
uyuşturduğunu, çünkü sorulması gereken soruların asla
sordurulmadığını söylemiştik. İlerleyen sayfalarda,
okullarda öğrendiğimiz gibi bazı teknik bilgileri de
inceleyeceğiz, ama aynı anda sorulması gerekli soruları
soracak, varlıkların ve olayların ardındaki yaratılış
gerçeğini ortaya çıkaracağız.
Elinizdeki kitapçık, Harun Yahya'nın "Evrim
Teorisini Çökerten Gerçekler Dizisi"nin 1. cildi olan
"Hücredeki
Mucize" kitabının kısaltılmış
bir özetidir. Ayrıntılı bilgi edinmek
isteyenler, sözkonusu kitaba başvurabilirler.
|