Darwinizm'in Karanlık Büyüsü
Darwinciler Neden "Büyü" Yöntemleri Kullanırlar?İnsanlar tarih boyunca "Evrende gördüğüm canlı-cansız herşey nasıl var oldu?", "Ben kimim ve nereden geldim?" gibi sorulara cevap aramışlardır. Bu konularda felsefi yorumlar yapmış, kendilerince türlü türlü fikirler üretmişlerdir. Oysa bu soruların, uzun araştırmalar gerektirmeyen, çok açık ve kesin bir cevabı vardır. Kendi bedeninden başlayarak, tüm evrende var olan canlı ve cansız varlıkları hiçbir önyargı taşımadan inceleyen her insan, tüm kainatı çok üstün bir güce, akla ve ilme sahip bir Yaratıcı'nın yarattığını görecektir. Üzerinde yaşadığı gezegenle bedeni arasındaki kusursuz uyumdan uzaydaki galaksiler, yıldızlar ve tüm diğer gökcisimleri arasındaki dengeye, yaşamak için ihtiyaç duyduğu suyun yeryüzüne bol miktarda yerleştirilmiş olmasından çevresindeki rengarenk dünyaya, olağanüstü güzellikteki canlılara kadar her detay merhametli ve koruyucu olan bir Yaratıcı'nın varlığını açıkça gösterir. Olanca yeminleriyle, eğer kendilerine bir ayet gelse, kesin olarak ona inanacaklarına dair Allah'a yemin ettiler. De ki: "Ayetler, ancak Allah Katındadır; onlara (mucizeler) gelse de kuşkusuz inanmayacaklarının şuurunda değil misiniz? Biz onların kalplerini ve gözlerini, ilkin inanmadıkları gibi tersine çeviririz ve onları tuğyanları içinde şaşkınca dolaşır bir durumda terk ederiz. Gerçek şu ki, Biz onlara melekler indirseydik, onlarla ölüler konuşsaydı ve herşeyi karşılarına toplasaydık, -Allah'ın dilediği dışında- yine onlar inanmayacaklardı. Ancak onların çoğu cahillik ediyorlar.(Enam Suresi, 109-111) Diğer bir grup insan ise, Allah'ın varlığını sözle kabul ettiklerini söyleseler bile, davranışlarından O'nun gücünü, sonsuz kudretini takdir edemedikleri anlaşılmıştır. Allah'ın herşeyin Yaratıcısı olduğunu bildikleri halde bu insanlar, elçiler vasıtasıyla tebliğ edilen gerçekleri reddetmişler ve onlardan yüz çevirmişlerdir. Allah, bu tür insanların içinde bulundukları ruh halini de Kuran'da haber vermiştir: O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri inşa edendir; ne az şükrediyorsunuz. O, sizi yeryüzünde yaratıp-türetendir ve hepiniz yalnızca O'na (döndürülüp) toplanacaksınız. O, yaşatan ve öldürendir; gece ile gündüzün aykırılığı (veya art arda gelişi) da O'nun (kanunu)dur. Yine de aklınızı kullanmayacak mısınız? Hayır; onlar, geçmiştekilerin söylediklerinin benzerini söylediler. Dediler ki: "Öldüğümüz, bir toprak ve bir kemik olduğumuz zaman, gerçekten biz mi diriltilecek mişiz? Andolsun, bu tehdit, bize ve bizden önceki atalarımıza yapılmıştı; bu, geçmişlerin uydurma masallarından başka bir şey değildir." De ki: "Eğer biliyorsanız (söyleyin:) Yeryüzü ve onun içinde olanlar kimindir?" "Allah'ındır" diyecekler. De ki: "Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz?" De ki: "Yedi göğün Rabbi ve büyük Arş'ın Rabbi kimdir?" "Allah'ındır" diyecekler. De ki: "Yine de sakınmayacak mısınız?" De ki: "Eğer biliyorsanız (söyleyin:) Herşeyin melekutu (mülk ve yönetimi) kimin elindedir? Ki O, koruyup kolluyorken kendisi korunmuyor." "Allah'ındır" diyecekler. De ki: "Öyleyse nasıl oluyor da böyle büyüleniyorsunuz?" Hayır, Biz onlara hakkı getirdik, ancak onlar gerçekten yalancıdırlar. (Mü'minun Suresi, 78-90) Yukarıdaki ayetlerde görüldüğü gibi, bu insanlar Allah'ın herşeyin Yaratıcısı olduğunu bildikleri, göklerin ve yerin hakiminin Allah olduğunu tasdik ettikleri halde dini inkar etmektedirler. Allah'ın elçileri vasıtasıyla bildirdiği diriliş gününün ve ahiretin varlığını reddetmekte, hatta bu gerçekleri –cahilliklerinin ve akılsızlıklarının bir neticesi olarak- geçmişten gelen bir "masal" olarak gördüklerini söylemektedirler. Peki bu insanlar Allah'ın varlığının delillerini gördükleri ve dilleriyle de açıkça ikrar ettikleri halde nasıl hala ısrarla inkarlarını sürdürebilmektedirler? İşte bu sorunun cevabı da yukarıdaki ayette verilmektedir: Ayette bildirilen öyleyse nasıl oluyor da böyle büyüleniyorsunuz? ifadesi, onların büyülenmiş insanlar olduklarını, yani adeta bir büyünün etkisi altındaymış gibi davrandıklarını göstermektedir. Peki birtakım insanlar neden hem kendilerini hem de diğer insanları böyle gerçek dışı telkinlerle ve büyü yöntemleriyle kandırmaya çalışmaktadır?Gerçekten Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O'na ibadet edin. Dosdoğru olan yol işte budur.(Al-i İmran Suresi, 51) Allah'ın varlığına ve sonsuz gücüne iman eden, bu gerçeği anlamazlıktan gelmeye çalışmayan bir kişi aynı zamanda Allah'a karşı sorumlu olduğunun da bilincine varır. Allah her insan gibi kendisini de yoktan var etmiş ve evrendeki pek çok şeyi de onun hizmetine vermiştir. Doğumunun, hayatının ve ölümünün Allah'ın gücü ve iradesi altında olduğunu kavrayan insan, tüm hayatını, kendisini yoktan yaratarak sayısız nimetle nimetlendiren Rabbimiz'i hoşnut etmek için geçirmelidir. Vicdanları kabul ettiği halde, zulüm ve büyüklenme dolayısıyla bunları inkar ettiler. Artık sen, bozguncuların nasıl bir sona uğratıldıklarına bir bak.(Neml Suresi, 14) İnkarcıların İnkarlarını Kendilerince Destekleyebilecek Bir Delil Arayışlarıİnsanoğlu yeryüzünde yaşamaya başladığından bu yana, insanların büyük bir bölümü Allah'ın varlığını yukarıda saydığımız sebeplerden dolayı inkar etmiştir. Bu nedenle de her zaman için inkarlarını kendilerince destekleyebilecek deliller aramışlar, ancak Allah'ın varlığının çok açık olan delilleri karşısında bunu başaramamışlardır.
Modern bilimsel bulgular tarafından yalanlanan evrim teorisinin kurucusu Charles Darwin Ancak Allah'ın varlığına inanan ve tüm evreni Allah'ın yarattığı gerçeğini kabul eden bilim adamlarının çalışmalarının vesile olmasıyla, bu felsefecilerin düşünceleri son derece sönük ve etkisiz kalmıştır. 19. yüzyılda ise Allah'ın varlığını inkar eden (Allah'ı tenzih ederiz) ve maddenin mutlak olduğu yanılgısını öne süren materyalist düşüncenin ön plana çıkması ile evrim düşüncesi de tekrar canlandırılmıştır. Ünlü İngiliz zoolog ve evrimci D.M.S. Watson evrimcilerin ellerinde teorilerinin gerçekleştiğine dair en ufak bir delilleri olmamasına rağmen, neden hala ısrarla bunu savunduklarını şöyle açıklamıştır: Evrim teorisinin yaygın kabul gören bir teori olmasının nedeni bu teoriyi ispatlayacak yeterli delilin var olması değil, ancak diğer alternatifin yani doğaüstü yaratılışın tümüyle kabul edilemez olmasıdır.1 Sidney Üniversitesi antropologlarından evrimci Dr. Michael Walker ise aynı konuda şöyle der: Birçok bilim adamı ve teknoloji uzmanının Darwin'in teorisine onay veriyor olmalarının tek nedeninin, bu teorinin Yaratıcı'nın varlığını reddetmesi olduğunu kabul etmek zorundayız.2 Evrimcilerin kendi itiraflarında da görüldüğü gibi, Darwin'in evrim teorisine bu kadar bağlı olmalarının tek nedeni vardır; o da, bu teorinin Allah'ın varlığını inkar ediyor olmasıdır. Ancak insanların tüm bilimsel deliller aksini göstermesine rağmen evrim teorisini kabul edebilmeleri Çünkü bilimsel gelişmeler, evrim teorisinin geçersizliğini ortaya koymaktadır. Akıl ve vicdanla bakıldığı zaman da evrimin ne denli büyük bir safsata olduğu hemen anlaşılmaktadır. İşte "Darwinizm büyüsü" bu noktada başlar. Andolsun, senden önce geçmiş topluluklara da elçiler gönderdik. Onlara herhangi bir elçi gelmeye görsün, mutlaka onunla alay ederlerdi. Geçmiş zamanlarda timsaha tapan insanların inanışları ne derece garip ve akıl almazsa günümüzde Darwinistlerin inanışları da aynı derecede akıl almazdır. Darwinistler tesadüfleri ve cansız şuursuz atomları yaratıcı güç olarak kabul ederler hatta bu inanca bir dine bağlanır gibi bağlanırlar. Böylece Biz onu (alayı), suçlu-günahkarların kalplerine sokarız. Onlar ona (indirilen kitaba) inanmazlar, oysaki evvelkilerin sünneti geçmiştir. Onların üzerlerine gökyüzünden bir kapı açsak, ordan yukarı yükselseler de, Mutlaka: "Gözlerimiz döndürüldü, belki biz büyülenmiş bir topluluğuz" diyeceklerdir. (Hicr Suresi, 10-15) İşte günümüzün "büyülenmiş topluluk"larının başında, Darwinizm'e inananlar gelmektedir. Tüm kainatı Allah'ın yoktan var ettiği gerçeğine karşı inkarcıların öne sürdükleri evrim safsatası tüm dünyada doğruymuş gibi gösterilmeye çalışılmaktadır. İnsanlar toplu telkinlerle, verilen yanlış bilgilerle adeta "büyülenmekte", gerçekleri göremez hale getirilmektedir. Bu durum karşısında yaratılış gerçeğini tasdik eden, vicdanlı insanlara düşen görev bu büyüleri ortadan kaldırmaya çalışmak ve insanları doğruya davet etmektir. Kuşkusuz doğru olan yol, göklerin ve yerin Yaratıcısı olan Allah'ın yoludur:
Gerçekten Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O'na ibadet edin. Dosdoğru olan yol işte budur. (Al-i İmran Suresi, 51) AKILLI TASARIM yani YARATILIŞKitapta zaman zaman karşınıza Allah'ın yaratmasındaki mükemmelliği vurgulamak için kullandığımız "tasarım" kelimesi çıkacak. Bu kelimenin hangi maksatla kullanıldığının doğru anlaşılması çok önemli. Allah'ın tüm evrende kusursuz bir tasarım yaratmış olması, Rabbimiz'in önce plan yaptığı daha sonra yarattığı anlamına gelmez. Bilinmelidir ki, yerlerin ve göklerin Rabbi olan Allah'ın yaratmak için herhangi bir 'tasarım' yapmaya ihtiyacı yoktur. Allah'ın tasarlaması ve yaratması aynı anda olur. Allah bu tür eksikliklerden münezzehtir. Allah'ın, bir şeyin ya da bir işin olmasını dilediğinde, onun olması için yalnızca "Ol" demesi yeterlidir. Ayetlerde şöyle buyurulmaktadır: Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen oluverir. (Yasin Suresi, 82) Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "Ol" der, o da hemen oluverir. (Bakara Suresi, 117) DİPNOTLAR1.D.M.S. Watson, "Adaptation", Nature, sayı 124, s. 233 2.Dr. Michael Walker, Quadrant, Ekim1982, s.44 |