| UBA'NIN
DOĞAL SELEKSİYON YANILGISI
Bilim ve Yaratılışçılık isimli kitapçığın
'Biyolojik Evrimi Destekleyen Kanıtlar' başlıklı bölümünde,
evrim teorisinin delillerini bulmayı umanlar büyük bir
hayal kırıklığına uğramaktadırlar. Çünkü, bu bölümde,
evrimciler tarafından bir 'mantra'1
gibi devamlı tekrarlanan, geçersizlikleri defalarca
kanıtlandığı halde evrimcilerin 'bilimsel delil' gibi
sunmaktan vazgeçmedikleri konular yer almaktadır. Bu
'mantra'ların başında elbette ki evrimin temel mekanizmalarından
biri olarak kabul edilen 'doğal seleksiyon' gelmektedir.
Bir zebra sürüsünde, daha
hızlı koşan bireylerin yaşama imkanları daha fazladır,
yavaş koşanlar ise avlanarak elenirler. Bunun
sonucunda birkaç jenerasyon sonra, bu sürü hızlı
koşan zebralardan oluşacaktır. |
Doğal seleksiyonun Darwin'den önce de bilinen gerçek
tanımı şudur: Herhangi bir çevrenin koşullarına en uygun
özelliklere sahip olan canlılar doğal olarak daha fazla
yaşama imkanına sahiptirler. Örneğin kışların uzun sürdüğü
ve toprağın uzun süre karla kaplı olduğu bir yerde,
beyaz tüylü tavşanlar, koyu renk tüylülere göre daha
iyi kamufle olacakları ve daha az av olacakları için,
daha fazla yaşama ve dolayısıyla daha fazla üreme ihtimaline
sahiptirler. Bu durumda, bir süre sonra o çevrede beyaz
tüylü tavşanların sayısı giderek artarken, koyu renk
tüylü tavşanların sayısı giderek azalır. Bir başka örnek
vermek gerekirse, sürekli olarak kaplanlardan kaçmak
zorunda olan bir zebra sürüsünde, daha hızlı koşabilen
zebralar hayatta kalırken, diğerleri ölürler. Her jenerasyonda
daha hızlı koşanlar hayatta kalacağı için, birkaç jenerasyon
sonra bu zebra sürüsü çok daha hızlı koşan bireylerden
oluşacaktır.
Doğal
seleksiyonun tanımı yukarıdaki gibidir, yani uygun olanlar
yaşarlar, uygun olmayanlar ise elenirler. Bu ise, söz
konusu türün giderek daha uygun hale gelmesine neden
olur. Elbette ki bu her zaman için geçerli olmayabilir.
Örneğin global ısınma nedeni ile, iklimi değişen ve
kar örtüsü kalkan bir çevrede, beyaz tüylü tavşanlar
'en uygun ve hayatta kalan' iken, birdenbire 'en uygun
olmayan ve elenen' tür olacaktır ve koyu renk tüylü
tavşanlar avantajlı duruma gelecektir. Dolayısıyla,
doğal seleksiyonun, bir tür için devamlı olarak aynı
özellikleri seçmesi her zaman için beklenemez.
Evrimciler ise, doğal seleksiyonun, bir tür içinde
milyarlarca yıl boyunca aynı özellikleri seçtiğine ve
bu özelliklerin birikerek önce bir tür içindeki çeşitlenmeyi
ve sonra da farklı türleri oluşturduğuna inanırlar.
Oysa doğal seleksiyon sürekli olarak aynı özellikleri
seçse bile, bu sadece canlı türlerinin bazı özelliklerinin
(bu iyi özelliği tüm popülasyona yayarak) daha iyileşmesine
neden olmakta, ancak bu canlıların yeni bir özellik
kazanmalarını sağlamamakta, dolayısıyla başka türlere
dönüşmesine kesinlikle olanak tanımamaktadır. Tavşanlar
her zaman tavşan olarak, zebralar ise zebra olarak kalırlar.
Çünkü bir türün sahip olduğu gen havuzu (genomu) onun
bir başka türe evrimleşmesine engeldir, bir tür ancak
sahip olduğu genlerin izin verdiği ölçüde değişiklik
gösterebilir.
Bir tür ancak sahip olduğu
genlerin izin verdiği ölçüde değişiklik gösterebilir.
|
Ne var ki Darwin, doğal seleksiyona, bu bilimsel anlamının
dışında bir anlam yüklemiş ve doğal seleksiyonun türlerin
evriminin temel mekanizması olduğunu öne sürmüştür.
Darwin'in ve günümüzdeki evrimcilerin bu iddiasına göre,
aklı, bilinçli bir gücü olmayan doğal seleksiyon bir
bakteri hücresi ile başlamış ve yavaş yavaş, milyarlarca
yıl içinde ağaçlar, kuşlar, çiçekler, karıncalar, geyikler,
papağanlar, çilekler, mandalinalar, atlar, tavuskuşları
ve insanlar gibi harikaları yaratmıştır. Bunun bilimsel
ve tutarlı bir iddia olmadığı açıkça ortadadır; çünkü
doğal seleksiyon yeni bir özellik, yeni bir genetik
bilgi oluşturmaz, sadece mevcutlar arasında seçim yapar.
Evrim teorisinin önde gelen isimlerinden
Stephen Jay Gould, evrimcilerin doğal seleksiyondan,
gücünü çok aşan bir yetenek istediğini şöyle açıklar:
Darwinizm'in iddiasına göre
doğal seleksiyon bir bakteri hücresi ile başlamış
ve yavaş yavaş, milyarlarca yıl içinde ağaçlar,
kuşlar, çiçekler, karıncalar, ceylanlar, papağanlar,
çilekler, mandalinalar, tavuskuşları ve atlar
gibi harikaları yaratmıştır. Bu inanılması imkansız
bir safsatadır. |
Darwinizm'in özü tek bir cümlede ifade edilebilir:
'Doğal seleksiyon evrimsel değişimin yaratıcı gücüdür'.
Kimse doğal seleksiyonun uygun olmayanı elemesindeki
negatif rolünü inkar etmez. Ancak Darwinist teori, 'uygun
olanı yaratması'nı da istemektedir.2
Gould, 1994 yılında Scientific American
dergisinde yayınlanan makalesinde ise, doğal seleksiyonun
sınırlarını şöyle tarif etmiştir:
...Doğal seleksiyon bölgesel bir adaptasyonun temel
kaynağıdır, genel gelişmenin ya da ilerlemenin değil."3
Evrimci bilim yazarı Roger Lewin de
doğal seleksiyonun yaratıcı bir güç olamayacağını şöyle
belirtmektedir:
Neo-Darwinizm'in temel özelliklerinden olan doğal seleksiyonun
dengeleyici bir etkisi olabilir, fakat belirli bir yönde
özelleşmeye ve gelişmeye bir katkısı olmaz. Birçok kişinin
öne sürdüğü gibi yaratıcı bir kuvvet değildir.4
Roger Lewin |
Parasitology dergisinde evrimci biyologlar tarafından
hazırlanan bir yazıda ise doğal seleksiyon için şu açıklama
yapılmaktadır:
Doğal seleksiyon yalnızca zaten var
olan biyolojik özellikler üzerinde vazifesini görebilir;
adaptasyonel gereksinimleri karşılayabilmek için özellikler
(makro evrim) oluşturamaz"5
Evrimcilerin asıl açıklama getirmeleri gereken konu,
yukarıdaki alıntıda belirtilen 'zaten var olan biyolojik
özelliklerin' nasıl var olduğu sorusudur. Evrimcilerin
kendileri de, doğal seleksiyonun bu soruya cevap veremeyeceğini
kabul etmektedirler. Bu nedenle Neo-Darwinist teori
ortaya atılmıştır. Neo-Darwinizm ise, doğal seleksiyonun
seçmesi beklenen 'biyolojik değişikliklerin' mutasyonlarla
sağlandığını ileri sürmektedir. Ancak ilerleyen sayfalarda
görüleceği gibi, mutasyonlar bir canlının evrimleşmesi
için gereken faydalı değişiklikleri sağlama yetenek
ve özelliklerinden yoksundurlar.
Darwin'in Benzetme Metodundaki Yanılgısı
Darwin, doğal seleksiyonun türlerin kökenini açıklayan
mekanizma olduğu kanısına deneyler veya gözlemler sonucunda
değil, benzetme metodu ile varmıştır.
Darwin'in zamanında hayvan yetiştiriciliğine büyük
bir ilgi vardı. Her ne kadar Darwin'in düşüncelerinin
Galapagos ispinozlarının gagası ve Malthus'un çalışmaları
ile filizlendiği iddia edilse de, Darwin'in düşüncelerini
asıl etkileyen hayvan yetiştiriciliği olmuştu. Darwin,
hayvan yetiştiriciliği (yapay seleksiyon) ile doğal
seleksiyon arasında benzerlik kurmuş ve 'eğer bitki
ve hayvan yetiştiricileri yapay seleksiyonu kullanarak
hayvan ve bitkileri evcilleştirip geliştirebiliyorlarsa,
daha yünlü koyunlar, daha etli sığırlar, daha hızlı
koşan atlar yetiştirebiliyorlarsa, bunu doğa da yapabilir'
sonucuna varmıştır.
Ancak
bu benzetme birkaç yönden yanıltıcıdır. Herşeyden önce
hayvan ve bitki yetiştiricileri akla en uygun olanı
seçmek ve seçileni korumak için uzman bilgisine sahiptirler.
Darwin'in teorisi ise, amaçsız doğal süreçlerin akıllı
bir sürecin yerini tutacağını öne sürer. Gould, Darwin'in
bu benzetme yönteminin geçersizliği için şu yorumu yapmıştır:
Köpeklerin aslanlara dönüştüğü
iddiasının hiçbir bilimsel dayanağı yoktur. Köpeklerin
böyle bir değişim için yeterli genetik kapasiteleri
yoktur. Milyarlarca yıl geçse de böyle bir dönüşüm
mümkün değildir. |
Bethell, Darwin'in en uygun olan yaşar
tanımını kurarken, benzetmeye dayandığını söylemekte
oldukça haklı, ki bu tehlikeli ve güvenilmez bir stratejidir.6
En uzman yetiştiriciler için bile, varyasyonun, yani
bir türün içinde çeşitli özellikler oluşturmanın bir
sınırı vardır. Hayvan yetiştiriciliği sonucunda hiçbir
zaman yeni bir hayvan türü elde edilmemiştir. Bunun
nedeni hayvan veya bitki yetiştiricilerinin, yapay seleksiyonu
en sonuna kadar devam ettirmemeleri değil, canlıların
genetik sınırlarının sonuna gelmiş olmalarıdır. Tanınmış
Fransız zoolog Pierre Paul Grassé, yapay seleksiyonun
Darwinizm aleyhinde tanıklık ettiğini şöyle açıklar:
Yapay (seçim kriterini karşılamayan
tüm bireyleri eleyen) seleksiyon tarafından oluşturulan
yoğun baskıya rağmen, bütün bu bin yıllık dönem boyunca,
hiçbir yeni tür doğmamıştır. Kan serumu, hemoglobinler,
kan proteinleri, birbirinden üreyebilirlik vs. üzerinde
yapılacak karşılaştırmalı bir çalışma, soyların aynı
belirli tanımı taşımaya devam ettiğini ispatlayacaktır.
Bu bir fikir ya da subjektif sınıflandırma değil, ölçülebilir
bir gerçektir. Gerçek şu ki, seleksiyon bir genomun
üretme kapasitesine sahip olduğu tüm türlere elle tutulur
bir şekil verir ve tüm türleri biraraya toparlar, ancak
yenilikçi evrimsel bir süreç teşkil etmez. 7
Diğer bir deyişle, köpeklerin aslanlara dönüşmemelerinin
nedeni onları uzun süre yetiştirmiyor olmamız değil,
köpeklerin bu derece bir değişim için yeterli genetik
kapasiteleri olmamasıdır.
Doğal Seleksiyonun Kısır Döngü
Mantığı: 'Hayatta Kalanlar Hayatta Kalır'
Türlerin kökeninin açıklaması olarak kabul edilen doğal
seleksiyon aslında bilimsel bir teori değil, bir totoloji,
yani kısır döngü bir mantıktır. Totoloji, bir bilgi
verme görüntüsünde olan, ancak gerçekte sadece kısır
döngü içinde olan ifadelerdir. Totolojiler, yeni bir
bilgi vermezler, denenemezler ve bu nedenlerden dolayı
bilimsel değildirler. Totolojiye verilebilecek basit
bir örnek şu cümledir: 'Bütün şapkalar şapkadır'. Bu
doğru bir cümledir, ancak bize hiçbir bilgi veya açıklama
vermez. Totoloji esprilerde veya şiirlerde kullanılır,
ancak kesinlikle bilimsel açıklamalarda kullanılmaz.
Bilim, sonuçları sebepleri ile açıklar. Sonuçlar ve
sebepler farklı olduğundan, nedensel bir açıklamanın
iki tarafı da aynı olamaz. Totolojide ise sebep ve sonuç
aynıdır. Bu nedenle ortada bir açıklama yoktur, sadece
ilk bakışta bir açıklama varmış görünümü olur. Örneğin
doktor 'babanızın sağırlığının nedeni duyma bozukluğu'
dediğinde bu bir totolojidir. Doktor, babanızın neden
sağır olduğu ile ilgili bir açıklama getirmemektedir.
Cümlede, sebep ve sonuç gibi görünen iki bölüm bulunmaktadır,
ancak her ikisi de tamamen aynı anlama gelmektedir ve
biri diğerini açıklamamaktadır.
Totolojiler, hiçbir açıklama getirmemelerinin yanında,
yanlışlanabilir olmamaları ve test edilememeleri nedeniyle
de bilimsel kabul edilmezler.
Totoloji, bir bilgi verme
görüntüsünde olan ancak gerçekte içeriğinde hiçbir
açıklama olmayan ifadelerdir. Totolojiye verilebilecek
basit bir örnek: 'Bütün şapkalar şapkadır'. Bu
doğru bir cümledir ancak bir bilgi içermez. |
Doğal seleksiyon da evrimciler tarafından totoloji
olarak formüle edilmektedir. Doğal seleksiyon, en uygun
olanın hayatta kalmasıdır ve totoloji 'en uygun' ifadesinde
ortaya çıkmaktadır. Çünkü 'en uygun olanlar', hayatta
kalan olarak tanımlanmaktadır. 'Kim en uygun?' diye
sorduğumuzda, aldığımız cevap 'hayatta kalanlar' olmaktadır.
'Kim hayatta kalır?' sorusuna aldığımız cevap ise, 'en
uygun olanlar'dır. Bu durumda Doğal seleksiyon, 'hayatta
kalanların hayatta kalışıdır.' Bu kısır döngü içinde
bir mantıktır.
Bazı evrimciler, doğal seleksiyonun totolojiden ibaret
olmadığını, bunun kendilerine Yaratılışı savunanlar
tarafından yöneltilen bir itham olduğunu öne sürerler.
Oysa, önde gelen evrimciler de, doğal seleksiyonun önermesinin
bir totoloji olduğunu kabul etmektedirler. Bu nedenle,
önde gelen bazı evrimcilerin, doğal seleksiyon tezinin
bir totolojiden ibaret olduğu yönündeki açıklamalarına
yer vermeyi gerekli görüyoruz.
Örneğin İngiliz genetikçi J.B.S. Haldane,
doğal seleksiyonun bir totoloji olduğunu 'en uygun olan
hayatta kalır ifadesi bir totolojidir.'8
diyerek kabul etmiştir.
Kanada McGill Üniversitesinden, ekoloji profesörü R.
H. Peters, evrim teorilerinin totolojiden ibaret olduğunu
ve bilimsel teoriler olarak kabul edilemeyeceklerini
belirtmektedir:
Ekoloji söz konusu olduğunda "evrim
teorisinin" varsayımlarda bulunmayacağını, bunun yerine
yalnızca deneyciliği (teoriler) sınıflandırmak ve bu
tip bir sınıflandırmanın gerekli kılacağı ilişkileri
göstermek için kullanılabilecek bir mantık formülü olduğunu
iddia ediyorum. Bu teoriler aslında totolojiden ibarettir
ve böylelikle deneycilik açısından test edilebilir varsayımlar
yapamamaktadır. Kesinlikle bilimsel teoriler değildirler.9
Johns Hopkins Universitesi'nden Prof.
Steven Stanley de, Macroevolution: Pattern and Process
adlı kitabında doğal seleksiyon için şöyle demektedir:
Doğal seleksiyonu doğru bir teoriden çok bir totoloji
olarak görenlere katılma eğilimindeyim.10
Karl Popper (1902-1994)
|
Çağımızın en büyük bilim felsefecilerinden
biri olarak kabul edilen Karl Popper ise, Fisher, Haldane,
Simpson gibi evrimcilerden de örnekler vererek şöyle
demektedir:
En büyük çağdaş Darwinistlerden bazıları teoriyi öyle
formüle ediyorlarki, 'en çok soy bırakan organizmalar
en çok yavru bırakır' totolojisi ortaya çıkıyor.11
Bir bakteri hücresinin nasıl olup da bir balığa, bir
balığın nasıl olup da bir kuşa, bir sürüngenin nasıl
olup da bir insana dönüşebildiğini öğrenmek isteyen
bir insana, 'en çok yavru bırakan organizmaların en
çok yavru bırakanlar olduğunu' söyleyerek o insanın
sorusunun cevaplanmayacağı açıktır. Doğal seleksiyon
türlerin evrimini açıklayamamaktadır. Evrimciler ise
bunun farkında olmalarına rağmen, mantık yürütmeler
ve kelime oyunları ile, doğal seleksiyon ile evrimi
kulağa mantıklı gelen bir hipotez olarak göstermeye
çalışmaktadırlar.
Darwin, doğal seleksiyon
ile evrim tezini öne süren kişi olmasına rağmen,
'Doğal seleksiyon teorisinin, kendim göremememe
rağmen pek çok hata içerdiğini ileride anlayacağım.'
demiştir. |
Gould gibi bazı evrimciler ise, doğal
seleksiyonun savunuculuğunu yapmak konusunda kararsızdırlar.
Gould, 'Darwinist etiketi büyük bir gururla taşımama
rağmen, doğal seleksiyonun en ateşli savunucuları arasında
değilim.'12 diyerek bu isteksizliğini
itiraf etmiştir.
Darwin ise, doğal seleksiyon ile
evrim tezini öne süren kişi olmasına rağmen, 'Doğal
seleksiyon teorisinin, kendim göremememe rağmen pek
çok hata içerdiğini ileride anlayacağım.' diyerek oldukça
'ileri görüşlü' bir tespitte bulunmuştur.13
Evrimci bilim adamlarının ise, kısır
döngü mantıkları içeriğini düşünmeden tekrarlayıp durmaları
ve doğal seleksiyonu evrimleştirici bir güç olarak görebilmeleri
oldukça şaşırtıcı ve düşündürücüdür. Pek çok insan,
evrim teorisine, gerçekte neye inandığını bilmeden inanmaktadır.
Bilim felsefecisi Arthur Koestler bu gerçeği şöyle ifade
etmiştir:
Bu arada, eğitimli insanlar -rastgele mutasyonların
konuyla ilgisiz olduğunun ve doğal seleksiyonun bir
totoloji olduğunun ortaya çıktığı gerçeğinden büyük
ölçüde habersiz olarak- Darwin'in rastgele mutasyonlar
ve doğal seleksiyon büyülü formülüyle tüm gerekli cevapları
sağladığına inanmaya devam etmektedir.14
Evrimcilerin Doğal Seleksiyonu
Bilinçli Bir Mekanizma Sanma Yanılgıları
Bilim ve Yaratılışçılık kitapçığında, 'doğal seleksiyonun
işlediği genetik çeşitliliğin rastgeleliğe dayandığı,
ancak doğal seleksiyonun en uygun olanı seçerek rastgele
davranmadığı' öne sürülmektedir. (Bilim ve Yaratılışçılık,
s.10) Kitapçığı hazırlayan evrimciler burada da yanıltıcı
ifadeler kullanmaktadırlar. Bu açıklama ile vermek istedikleri
imaj, her ne kadar doğal seleksiyonun seçtiği mutasyonlar
rastlantısal olsa da, doğal seleksiyon bu rastlantısal
değişikliklerden uyumlu olanları seçtiği için, rastlantısal
olaylar bu noktada son bulduğu, devreye 'bilinçli, amaca
yönelik' bir mekanizmanın girdiğidir.
Oysa, konuya biraz daha geniş açıdan bakan biri buradaki
aldatmacayı görecektir: Doğal seleksiyon sadece avantajlı
bireyleri tercih ettiği için rastlantısal olmayabilir;
ama bu durum doğal seleksiyonun evrimcilerin göstermeye
çalıştığı gibi bilinçli ve amaca yönelik bir mekanizma
olduğu anlamına gelmez.
Bilinçsiz ve kör bir mekanizmanın,
yeryüzündeki sayısız çeşitliliği yaratmış olması
imkansızdır. |
Doğal seleksiyon bilinçli, ileriye dönük planlar yapabilen,
olabilecekleri önceden görebilen bir mekanizma değildir.
Bu da en açık olarak, indirgenemez kompleks organlar
incelendiğinde ortaya çıkar: Bu yapılar, ancak eksiksiz
olduklarında organizmaya bir fayda sağlarlar. Örneğin
evrimcilerin hayal ettikleri sudan karaya geçiş aşamasında,
birkaç parçası oluşmuş bir ciğere sahip olan bir balıktaki
bu değişiklikleri doğal seleksiyon seçmeyecektir. Çünkü
tam bir akciğer özelliği göstermeyen bir yapı, o canlıya
bir fayda sağlamaz. Doğal seleksiyon da bu balığın yakında
karaya çıkacağını ve bir ciğere ihtiyacı olacağını,
ciğerin ise bu tür ara aşamalardan geçip bazı özelliklerinin
birikmesini beklemesi gerektiğini hesaplayamayacağına
göre, bu değişiklikleri seçmeyecek ve o canlıyı eleyecektir.
Dünyaca ünlü biyoloji tarihçisi William Coleman'ın
işaret ettiği gibi:
Her bir parçasının diğer parçaların tümüyle yakın ilişki
içerisinde olduğu, işlevsel anlamda tamamen bütünleşmiş
bir organizma, derhal neslinin tükenmesi tehlikesi altında
olduğundan, türün ilk anatomik kurallarıyla oluşturulan
normlardan belirgin bir şekilde uzaklaşamaz.
Richard Dawkins ve The Blind
Watchmaker adlı kitabı. |
Kalp atışında keskin bir artış ya
da böbreğin yarısının küçülmesi ve böylelikle böbreklere
ilişkin salgının azalması gibi temel bir değişiklik,
başlı başına hayvanın genel beden yapısında düzensizliğe
neden olacaktır. Bu kadar önemli bir değişiklikten sonra
bir hayvanın yaşamını sürdürebilmesi için, vücudun diğer
organlarının da orantılı olarak değişmesi önem kazanacaktır.
Diğer bir deyişle bir organizma ya blok halinde bütün
olarak değişmeli, ya da hiç değişmemelidir. Yalnızca
sıçramalı değişiklikler oluşabilirdi ve ancak bu görüş,
tıpkı modern zoologların tümü için olduğu gibi, Cuvier
için de saçmaydı. Değişikliklerin birikimiyle dönüşüm,
büyük ya da küçük olsun, bu nedenle imkansızdır.15
Doğal seleksiyonun bilinçsiz ve kör bir süreç olduğunu
evrimciler de kabul etmektedirler. Örneğin evrim teorisinin
en gayretli savunucularından biri olan Richard Dawkins,
The Blind Watchmaker adlı kitabında, doğal seleksiyonu
şöyle tanımlamaktadır:
Darwin'in ortaya çıkarttığı kör,
bilinçsiz, otomatik süreç olan ve şimdi bizlerin yaşamın
amaçlarla dolu görünen tüm formlarının varlığının açıklaması
olduğunu bildiğimiz doğal seleksiyonun aklında hiçbir
amaç yoktur. Onun aklı ve aklının gözü yoktur. Gelecek
için plan yapmaz. Hiçbir vizyonu, öngörüsü, ya da herhangi
bir şekilde görüşü yoktur. Eğer doğadaki saatçinin rolünü
oynadığı söylenebilirse, bu kör bir saatçidir.16
Bilinçsiz ve kör bir mekanizmanın, canlılardaki kompleks
bilgi ve tasarımı yaratmış olması ise imkansızdır. Doğal
seleksiyonu, tüm canlıların yaratıcısı bir ilah gibi
görmek isteyen evrimciler, putlara, totemlere tapan,
yıldırım, gök gürültüsü gibi doğa olaylarını ilah edinen
putperestlerden farklı değildirler; onlar yalnızca paganların
21. yüzyıl versiyonunu oluşturmaktadırlar. |